Etiket: şair

  • Çözüm Koleji’nde Milli Şair anıldı

    Milli şair Mehmet Akif Ersoy, ölümünün 82. yıl dönümünde Yozgat Çözüm Koleji tarafından düzenlenen programla anıldı.

    Okulun konferans salonunda gerçekleştirilen anma programı saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Kolej öğretmen ve öğrencileri tarafından hazırlanan Mehmet Akif Ersoy’un hayatının anlatıldığı programda öğrenciler Milli Şairin şiirlerini okudu. Katılımcılara Mehmet Akif Ersoy’un hayatını anlatan video izlettirildi. Düzenlenen program katılımcılar tarafından büyük ilgiyle takip edildi.

    Yozgat Çözüm Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Yılmaz, Mehmet Akif Ersoy’un milli mücadele dönemini eserlerinde en iyi şekilde yansıttığını ve Türk Milletinin bağımsızlık mücadelesine vurgu yaptığını söyleyerek “ Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’u rahmet ve şükranla anıyoruz. Akif’in en büyük eseri olan İstiklal Marşımızı, millet olarak ilelebet muhafaza edeceğiz. Böyle önemli etkinliği düzenleyen okulumuz öğretmen ve öğrencilerine teşekkür ediyorum” dedi.

  • ‘Bir Şair Bir Yazar Buluşması’

    Malatya Kent Konseyi bünyesinde çalışmalarına devam eden Şairler ve Yazarlar Çalışma Grubu’nun düzenlediği, ‘Bir Şair Bir Yazar Buluşması’ programı aralıksız devam ediyor.

    Kent Konseyi’nde düzenlenen programa Şairler ve Yazarlar Çalışma Grubu Temsilcisi Şair-Yazar Mehmet Fatih Kahraman, Malatyalı şair ve yazarlar, şiire ve yazmaya ilgi duyan vatandaşlar ve konuk olarak Şair-Yazar Abdullah Tunç katıldı. Şairler ve Yazarlar Çalışma Grubu Temsilcisi Şair-Yazar Mehmet Fatih Kahraman, “Malatyalı şair ve yazarlar olarak kendi kendimizi ıskalamamalıyız. Bu nedenle yaptığımız toplantılara verilen kıymet aslında kendimize verdiğimiz kıymettir” diyerek şiirin hayatında önemli bir yer aldığını söyledi. Şiirin hayata bakış açısında diri bir zihin sunduğunu dile getiren Kahraman, “Şiirin şuur ile bağlantısı vardır. Ve her şey şiirin konusudur. Şairler, insanların gözden kaçırdığı şeyleri görüp onları yazar ve insanlara derin bir bakış açısı sunar” ifadelerine yer verdi.

    Programa hayat hikayesini anlatarak başlayan Şair-Yazar Abdullah Tunç ise şiirin tarihsel süreç içerisinde manzumeleştiğini ve böylece halkın gözü kulağı olduğunu söyledi. Millet olarak topluma değer katarken şiirin önemli bir unsur olarak hayatta yer aldığını kaydeden Tunç, şiirlerde sembolik olarak kullanılan ifadelerin günümüzde aynı anlamı taşımadığını da ifade etti. Tunç, düşüncesini örneklendirerek trenin geçmiş dönemlerde acı, üzüntü, sevinç gibi bir yaşanmışlığın, duyguların sembolü olduğunu ve günümüz de ise aynı ifadeleri içinde barındırmadığına değindi.

    Malatya adına birçok esere imza attığını ifade eden Tunç, eserlerinde kullandığı dilinden ve yazma tekniğinden bahsederek yazmış olduğu şiirleri katılımcılara okudu.

    Program sonunda konferansa katılan şiire ve yazmaya merak duymuş vatandaşlar sunumlarında dolayı Abdullah Tunç’a teşekkür etti.

  • Milli şair Mehmet Akif Ersoy, Burdur’da anlatıldı

    BURDUR (İHA) – Burdur’da İstiklal Marşı’nın yazarı milli şair Mehmet Akif Ersoy, ‘Vefatının 82. Yılında Akif’ konulu panelle anıldı. Panelde, Ersoy’a dair önemli bilgiler verildi.

    MAKÜ İlahiyat Fakültesi Konferans Salonunda gerçekleştirilen ve moderatörlüğünü Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adem Korkmaz’ın yaptığı panele, Yazar Mehmet Rüyan Soydan ve Araştırmacı İbrahim Öztürkçü de konuşmacı olarak katıldı.

    “Akif’ten alacağımız çok dersler var”

    ‘Akif’ isminin sadece üniversite isminin çok daha ötesinde bir durum olduğuna dikkat çeken Korkmaz, Akif isminin ahlak olduğunu ve herkesin çok dikkat etmesi gerektiğini belirtti. Korkmaz, “Akif’ten alacağımız çok dersler var. Günübirlik olayların içerisinde bulunduğumuz konum ve söylemler gelip geçer. Bugün tartıştığımız bir mesele yarın üzerinde ittifak ettiğimiz bir mesele olabilir. Akif gibi tarihte çok önemli bir misyon edinmiş, sadece yazılarıyla değil kişiliği ve ahlakıyla iz bırakmış bir şahsiyeti anıyor olmak farlı bir dünya içerisinde bir yolculuk sunuyor bize. Akif’in vefatından başlayıp Akif’in ahlakına değinerek bir panel gerçekleştireceğiz. Bu anlamda sözü konuklarımıza bırakıyorum” dedi.

    ‘Akif’in Ardından Bir Yıl’ konulu sunum yapan Yazar Mehmet Rüyan Soydan, Akif’i çok sevdiğinden dolayı bir takım belgeler toplamaya çalıştığını söyledi. Mehmet Akif Ersoy’a ait bir saati gösteren Soydan, “Akif, 27 Aralık 1936 akşam 7.45 sularında aramızdan ayrıldı. Akif öldüğünde gördüğünüz bu saat üzerinde miydi bilmiyorum ama kızı Suat Hanımdan bana intikal etti. O günden bu yana hala çalışıyor. Akif’in bizdeki emanetleri arasında bulunuyor” diye konuştu.

    Akif’in naaşının kaldırılış süreci hakkında da bilgiler aktaran Soydan, cenaze törenine Akif’in ailesi ve yakın arkadaşlarının katılmasının dışında bazı önemli kişilerin de yer aldığını vurguladı. Soydan, “Şair Yahya Kemal, Yazar Fazıl Ahmet Aytaç, Prof. Dr. Muhittin Bilgen, Mehmet Akif’in öğrencisi olan Milletvekili ve Yazar Şemsettin Günaltay, Milletvekili Çolak Selahattin Köseoğlu, Deli Fuat Paşa’nın oğlu Büyükelçi Esat Fuat Bey, Tahirül Mevlevi, Hattat Suhud Mevlevi de cenazede yer aldı” dedi.

    Mehmet Akif’in ölümünün yankı uyandırdığı gibi söylemlerin de doğruyu yansıtmadığına vurgu yapan Soydan “Akif’in vefatı Türkiye’de büyük bir yankı uyandırmıştır. Akif akşam 7.45 sularında vefat ediyor ve dönemin önemli birçok gazetesinde ertesi gün vefat haberi yayınlanıyor. Ölümünden sonra Akif ile ilgili yazılar yazılmış ve hatta Mısır’ın önemli dergilerinde Akif hakkında bir yazı dizisi hazırlanmıştır. Meslektaşları Türk Baytarlar Birliği tarafından Mehmet Akif Özel Sayısı hazırlamışlardır” ifadelerini kullandı.

    “Akif iflah olmaz bir lisan aşığıdır”

    Araştırmacı İbrahim Öztürkçü ise ‘Edebiyatımızda Çığlığın Virtüözü Mehmet Akif’ konulu sunumu katılımcılarla paylaştı. İbrahim Öztürkçü sunumunda şu ifadeleri kullandı:

    “Mehmet Akif’in edebiyattaki yeri özeldir ve onu diğerlerinden ayıran önemli noktalar vardır. Mehmet Akif bir yol takip etmek istemiştir. Edebiyatta yansıma kuralı dediğimiz bir olgu vardır. Bu kuralda yazarın yazılarına kendi duygu ve düşüncelerini katmadan gördüklerini, dönemin olaylarını olduğu gibi anlatması, yansıtması söz konusudur. Akif çok önemli bir dönemde yaşamış bir şahsiyettir. O yüzden kendi yaşadığı döneme kayıtsız kalamamıştır ve natüralizmi benimseyerek toplumun zor durumda olduğu bir dönemde yansıma kuralını natüralizm ile birlikte uygulamıştır. Bunun yanı sıra Akif’in tertemiz bir Türkçesi bulunuyordu. Safahat Akif’in en önemli eseridir, Türkçenin en temiz ve en duru hali de Safahat’ın içinde mevcuttur. Akif’in lisan tutkusu da çok önemli bir noktadır. Akif iflah olmaz bir lisan aşığıdır. Lisan onda çalışma azmini ifade ediyor. Akif kadar Türk edebiyatında yetenek avcısı olan başka bir insan daha yoktur. Akif tam bir yetenek avcısıdır. Akif’in ilim tarihine kaydettiği insanların sayısı ciddi bir rakamdır. İşini ahlakıyla dürüstçe yapan kişileri ciddiye alan bir şahsiyettir. Edebiyata edebi sokan bir insandır. Ona göre ahlak, edebiyatın aynası olmak zorundadır. Sosyal medyada Akif’in cumhuriyet rejimi veya herhangi bir felsefe ya da akımla bağdaştırılmasına ya da düşman gibi gösterilmeye çalışıldığına şahit oluyoruz. Akif bunların çok ötesinde bir şahsiyettir. Kişi nasıl önemli bir şahsiyet olur? Mesela Sokrates neden önemli biridir? Sokrates felsefesi uğruna yaşamış ve bu uğurda ölmüş biridir. Bir felsefe uğruna hayatınızı ortaya koyarsanız o zaman önemli şahsiyet olarak anılırsınız. Akif’in de kişiliği, dönemini yansıtması ve edebi eserleri onu büyük bir şahsiyet yapıyor.”

  • Eskişehirli merhum Şair Nedim Uçar’ın anısına, “Anadolu Şiir Akşamları” etkinliği

    Eskişehirli şair merhum Nedim Uçar’ın anısına “Anadolu Şiir Akşamları” etkinliği düzenlendi.

    Eskişehir Anadolu Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından düzenlenen ve şair Minevver Sezer’in sunumuyla dernek konferans salonunda yapılan etkinliğe; sanatseverler ve davetliler katıldı. Şairler, geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden şair Nedim Uçar’ın yazdığı şiirleri okudular, ozan Zakir Akgül de sazı ile Eskişehir türkülerini seslendirdi.

    Merhum şair Nedim Uçar’ın eşi ve oğlunun da katıldığı etkinlik programında konuşan Anadolu Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Ahmet Doğanses, “Muhakkak şiirin hamuru, insan sevgisidir. İnsanı anlamayan şiir yazamaz ve yazsa da eksik olur. Şiirin olmadığı yerde ve şairin bulunmadığı toplumda insan sevgisi de olmaz. İnsanı, insana ancak şiir sevdirir ve yaklaştırır. Biz de dernek olarak, derneğimizde ayda bir defa olmak üzere Anadolu Şiir Akşamları etkinliği düzenliyoruz. Etkinliğimizde; Eskişehirli şairlerimizin şiirlerini duyurarak, Eskişehir’imizin sanatına ve edebiyatına katkıda bulunuyoruz. Bu programımızı da; merhum şair Nedim Uçar anısına düzenledik, rahmetle anıyoruz ve ruhu şad olsun’’ dedi.

  • Şair Selda Kaya: “Şiir benim için bir terapidir”

    “Hırkamda Şiir Lekeleri” adlı kitabını yayınlayan Selda Kaya, “Şiir mutluluk, huzurdur benim için. Hatta bir terapidir” dedi.

    “Anne Şiirleri Antolojisi” adlı eserde de 4 şiirinin yayınlandığını ve yeni bir kitap hazırlığının devam ettiğini söyleyen Selda Kaya, “Şiirle yolculuğa çıkıyorum. O an şiir beni nereye götürüyorsa oradayım. Çok farklı yolculuklara çıkıyorum. Bu yolculuklara çıkmaktan da mutlu oluyorum. Duygusal biriyim. Duygusal şiirleri de çok seviyorum. Okurken bile şiire çok duygu vermeyi seviyorum. Şiir benim için bambaşka bir şey. İstediğim yere istediğim ana şiirle girebiliyorum. Beni benden alıp götürüyor. Şiir yaşam biçimim diyebilirim” dedi.

    Şiire 15 yaşında henüz lise birinci sınıfa giderken başladığını kaydeden Kaya, yazarken çok keyif aldığını ve mutlu olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:

    “Zaman ve mekan benim için kavramını yitiriyor. İstediğim kadar uğraşayım saatler de sürse o kadar değerli ki boş geçen zamana üzülüyorum. Sanata verdiğim zaman, şiire harcanan zaman ise asla boşa geçmiş zaman değildir. Daha önce ölçüyle yazıyordum. Şimdi serbest şiirler yazıyorum. Şiir gerçekten istediğini yazabilmektir. O imgelerle hayata dokunabiliyorum şu anda. Baki, Fuzuli, Nebi’nin gazellerini severdim. Şu an ise kalıba bağlı yazmayı sevmiyorum. Serbest şiir akmak istediğim yere götürüyor beni. Aşık edebiyatındaki aşk, sevgi anlatımları beni çok etkilerdi. Toplumcu gerçekçi şiir, halk edebiyatı, koşma, güzelleme hepsi yaşamımda yer etti. Şiir mutluluk, huzur, benim için. Hatta bir terapi. Her şiirde bir maraton koşusuna çıkmış gibiyim. O maraton, her seferinde final yaşanmış gibi. Ve her seferinde o maratona girip finale tekrar tekrar varmak beni çok mutlu ediyor. Böylece kendimi yenilenmiş hissediyorum. Her şiire başlayıp maratonla bitirmek beni yeniden yaşama bağlıyor, hücrelerim yenileniyor. Ruhum doyuma ulaşıyor. Psikolojik doyum bu. Maddi anlamda şiirin bir katkısı yok ama müthiş bir doygunluk yaratıyor. Yaşadıkça mutluluğum yeniden artıyor. ‘Yaşamınızda şiirin yeri nedir?’ deseler her şiirle zirveye çıkıyorum, o zirveye tekrar tekrar çıkmak istiyorum. Bu beni var ediyor. Şiirin malzemeyle ilgisi yok, onu nasıl kullanacağınla ilgisi var. Malzeme istediğin kadar olsun, herkes her işi yapamadığı gibi herkes şiir de yazamaz. Yorumlamak, dizeyi oluşturmak, o dizeyle satranç oynamak kolay değil. O dizeyi oluşturmak çok önemli.”