Etiket: Sahnede

  • ’Dijital Sahnede Neler Oluyor?’ Konferansı 24 Mayıs’ta İstanbul’da gerçekleşecek

    Asseco SEE tarafından düzenlenen ’Dijital Sahnede Neler Oluyor’ konferansı, Türkiye, finans liderleri ile bilgi ve iletişim teknolojileri uzmanlarını bir araya getirecek. Konferansı 24 Mayıs’ta İstanbul’da düzenlenecek.

    ’Dijital Sahnede Neler Oluyor’ konferansı 24 Mayıs tarihinde İstanbul’da gerçekleşecek. Asseco SEE (Asseco Güneydoğu Avrupa) Türkiye, finans liderleri ile bilgi ve iletişim teknolojileri uzmanlarını bir araya getirerek güçlü yönler, zayıf yönler, fırsatlar, tehditler (swot) analizi beraberinde olmak üzere dijitalleşme kavramı çerçevesinde piyasa trendlerini, zorlukları ve yenilikçi çözümleri ele alacak. İnternet üzerinde dijital kişi ve işlemlerin doğrulanmasına yönelik piyasanın önemli bulut çözüm şirketi ThreatMetrix, the Digital Identity Company, etkinliğe platin sponsor olarak katkıda bulunuyor.

    Yapılan açıklamada, Avrupa’nın altıncı büyük BT şirketi olan Asseco SEE, dijitalleşme kavramı çerçevesinde teknik uzmanlığını paylaşıp müşteri vaka inceleme değerlendirmelerinde bulunacak. Sektörün önde gelen profesyonelleri, teknik bilgilerini, deneyimlerini ve görüşlerini ana ve paralel oturumlarda katılımcılar ile paylaşacaklar.

    Konuya ilişkin açıklamada bulunan ThreatMetrix Saha Operasyonları Kıdemli Başkan Yardımcısı Pascal Podvin, “Dünya genelindeki işletmeler, dijital dönüşümün ortasında yer alıyor ve bu da yeni kazançlar ve uzun vadeli tüketici sadakati anlamında muazzam fırsatları beraberinde getiriyor. Türkiye’deki kilit nitelikteki ortağımız olan firmanın etkinliğini destekleyecek olmaktan memnuniyet duyuyoruz ve firmamızın en yeni teknolojik inovasyonlarını sunmayı da sabırsızlıkla bekliyorum. Dijital Kimlik Ağımız kanalıyla dünya çapındaki işletmelerle çalışarak dijital tüketiciye güven sağlıyor, dijital dönüşüme olanak tanıyor, müşteri deneyimini geliştiriyor ve siber suçların önüne geçiyoruz” dedi.

    “Önde gelen çözümleriyle Türkiye’de bir fikir lideri”

    Asseco SEE Ülke Müdürü Hatice Ayas, “Türkiye, bankacılık ve e-ticaret teknolojileri alanında oldukça gelişmiş bir ülkedir. Firma olarak ürettiğimiz çözümler ve birlikte çalıştığımız iş ortakları sayesinde Türkiye’nin bu pozisyonuna katkıda bulunuyor olmaktan gurur duyuyoruz. Güvenliğin çok kritik bir öneme sahip olduğu dijital dünyada, dijital kimlik ve güvenlik alanlarında lider bir konuma sahip olan ThreatMetrix ile yaptığımız iş ortaklığı bizi rakiplerimizden ayırıyor ve pozisyonumuzu güçlendiriyor ” şeklinde konuştu.

  • (Özel haber) Doktor ve hasta aynı sahnede: Korneanın Sesi

    İzmir’de kurulan Korneanın Sesi adlı müzik grubu, kornea nakli yapan göz doktoru, kornea nakli ile yüzde 3’lük görme yetisine kavuşan hastası ve kornea bağışçılarından oluşuyor. Korneanın Sesi, verdikleri konserlerle kornea nakli için farkındalık oluşturuyor.

    Ege Üniversitesi Hastanesi’nde göz doktoru olarak görev yapan Prof. Dr. Sait Eğrilmez, uzun yıllar müzisyenlik yapan görme engelli TRT Ses Yarışması Türkiye birincisi Cem Cansız’a kornea nakli yaptı. Cansız, nakilin ardından yüzde 3’lük görme yetisine kavuştu. Aşık Veysel’e olan hayranlığı nedeniyle çocukluk yıllarında göz doktoru olmaya karar veren ve Cansız’ı kendi döneminin Aşık Veysel’i olarak nitelendiren Eğrilmez ve Cansız, bu hasta-doktor ilişkisini sahneye taşımaya karar verdi. Kurdukları müzik grubu ile kornea nakli için farkındalık oluşturmayı amaçlayan ikiliye, daha sonra Türkiye’de korneasını bağışlayan ikinci görme engelli olan Mazlum Acar ve yine kornea bağışçısı Ersin İşitmez dahil oldu. Verdikleri konserlerle kornea nakline dikkat çeken Korneanın Sesi grubunun repertuvarlarının en büyük bölümü ise Aşık Veysel’in türkülerinden oluşuyor.

    “Benim döneminin Aşık Veysel’i”

    8 yaşındayken babası tarafından hediye edilen Aşık Veysel-Dostlar Beni Hatırlasın kitabını okuduktan sonra göz doktoru olmaya karar verdiğini belirten Prof. Dr. Sait Eğrilmez, ameliyat ettiği Cem Cansız ile tanışma hikayesini şu sözlerle anlattı: “Göz doktorluğu yaparken sahnede bir genci solo yaparken gördüm. Sesi çok güzeldi. Kulise gittim ve görme sorunu olduğunu öğrendim. Kornea nakli ile görebileceğini tespit ettik. Kendisi söz yazan, beste yapan ve enstrüman çalan bir görme engelliydi. Cem Cansız’ı benim dönemimin Aşık Veysel’i olarak gördüm ve ona kornea nakli yaptık. Yüzde 3 oranında görmeye başladı. Artık yemeğini kendi kendine yiyebiliyor. Yardımsız yürüyor. Aşık Veysel’e yetişemedim ama bir başka Aşık Veysel’e ışık oldum diye sevinirken bu ortak paydadan bir grup çıkarttık. ’Kornea nakli yapan hekim ve nakil olan hasta birleşelim ve müzik grubu ile farkındalık oluşturalım’ dedik.”

    Gruba kornea bağışçıları da dahil oldu

    İki kişiyle başladıkları müzik grubunun daha sonra büyüdüğünü belirten Eğrilmez, “Biz grubu kurduktan sonra kornealarını bağışlayan güzel insanlar grubumuza dahil oldu. O insanlardan biri görme engelli Eyüp Sultan Aylar’dı. ’Kornea nakli olsam görür müyüm?’ diye gelen bir hastamdı. Ancak kornea nakli olsa da göremeyecekti. Korneasında değil, retinasındaki sorun nedeniyle göremiyordu. ’Sen kornea nakli olsan da göremezsin ama kornealarını bağışlarsan başkaları görebilir’ dedim ve Türkiye tarihinde bir ilk oldu. Eyüp Sultan Aylar, Türkiye’de görme engelli olup da kornealarını bağışlayan ilk kişi oldu. Kendisi bir süre grubumuzda çaldı ve daha sonra şehir değiştirdi. Onun ardından görme engelli kornea bağışçısı müzisyen Mazlum Acar ve yine kornea bağışçısı Ersin İşitmez grubumuza dahil oldu” dedi.

    “Görmeyi öğrenmişsin ama görmezden gelmeyi de öğreneceksin”

    Eğrilmez, hem grup arkadaşı hem de hastası Cem Cansız ile yaşadıkları anıları da, “Kornea naklinden sonra Cem’in gözlerini açtığımız an çok özel bir andı. Bana dönüp ’hocam senin saçının önü kelmiş’ dedi. Bu, teşekkür niteliğinde gördüğünün kanıtıydı. ’Hocam sanırım kusur işledim. 30 sene hiç görmedim, ben sonradan görme mi oluyorum?’ dedi. Ben de ’Bu dediğini sonradan görmeliğine veriyorum. Görmeyi öğrenmişsin ama bundan sonra görmezden gelmeyi de öğreneceksin’ dedim” diye esprili bir dille anlattı.

    “Doku uyumu ve beyin ölümü gerektirmiyor”

    Kornea bağışı konusunda farkındalık oluşturmak istediklerini kaydeden Eğrilmez, “Türkiye’de insanların sadece yüzde 1’i kornealarını bağışlasa, kimse bir saniye bile kornea nakli beklemez. Kornea nakli, doku uyumu gerektirmez. Beyin ölümü gibi özel şart da gerektirmez. Kornea, görünmeyen bir dokudur. Gözün alınmadığı, sadece gözün önündeki saydam ve yarım milimetrelik bir tabakanın alındığı bir nakildir” diye konuştu.

    “Kornea nakli ile ışığa kavuştum”

    Kornea naklinin ardından yüzde 3’lük görme yetisine kavuşan Cem Cansız, “Korna nakli ile ışığa kavuşmuş bir görme engelliyim. Kurduğumuz grup ile farkındalık oluşturmak istiyoruz. Kornea bekleyen insan sayısı 5 binden 2 bin 700’e düşmüş ise bu hedefi yarıladığımız anlamına geliyor” derken, Mazlum Acar ise, “Ben kornea nakli olsam da göremem ama kornealarımı bağışladıktan sonra başka görme engellilere ışık olursam ne mutlu bana” dedi. Grubun diğer üyesi Ersin İşitmez de, kendisinin de kornea bağışçısı olduğunu belirterek kornea nakline dikkat çekti.

    Korneanın Sesi grubunda; bağlama ve vokalde Prof. Dr. Sait Eğrilmez, Cem Cansız ve Mazlum Acar, gitarda ise kimya öğretmeni Ersin İşitmez yer alıyor.

  • “Saraydan Kız Kaçırma” tekrar sahnede

    Antalya Devlet Opera ve Balesi, Mozart’ın ünlü “Saraydan Kız Kaçırma” operasını tekrar sahneliyor.

    Antalya Devlet Opera ve Balesi, 18 Nisan Salı ve 20 Nisan Perşembe akşamı saat 20.00’de W.A.Mozart’ın ünlü “Saraydan Kız Kaçırma” operasını tekrar sahneliyor. Orkestra yönetmenliğini Ömer Yöndem’in yapacağı eseri İzmir Devlet Opera ve Balesi Müdür ve Sanat Yönetmeni Haldun Özörten sahneye koyuyor. Eserin dekoru Çağda Çitkaya, kostümü Gürcan Kubilay imzasını taşırken, koro yönetmeni Mahir Seyrek, koreografi Serhat Nüfusçu ve ışık Fuat Gök tarafından hazırlandı.

    Mozart’ın 1782 yılında bestelediği Saraydan Kız Kaçırma operası, Türkiye ve Türk Müziği ile ilgili yazmış olduğu eserlerin en başında geliyor. 17. yy’da Avrupa’yı etkileyen “Türkomanya” akımı etkisinde en çok eser vermiş bestecilerden olan Mozart, Saraydan Kız Kaçırma operasında insanseverlik ilkesi ve Türk bağışlayıcılığına vurgu yapıyor.

    Üç perde olarak sahnelenecek eserde “Belmonte” rolünü 18 Nisan’da Göksay Yaran, 20 Nisan’da Devrim Demirel, “Constanze” rolünü 18 Nisan’da Aslı Ayan, 20 Nisan’da Esra Çetiner, “Blondchen” rolünü Işılay Meriç Karataş, “Pedrillo” rolünü 18 Nisan’da Ercan Uğur, 20 Nisan’da Ferdi Uslu, “Osmin” rolünü 18 Nisan’da Şafak Güç, 20 Nisan’da Engin Suna, “Selim Paşa” rolünü 18 Nisan’da Emre Akyurt, 20 Nisan’da Şevket Baha İşler canlandıracak.

  • “Yaşa Sen Anne” tekrar sahnede

    Antalya Devlet Opera ve Balesi (ANTDOB) “Yaşa Sen Anne”yi tekrar sanatseverlerle buluşturuyor.

    Gaetano Donizetti’nin “Viva la Mamma” olarak bilinen “komik opera-opera buffa” türündeki yapıtı ANTDOB tarafından 12 Nisan Çarşamba ve 14 Nisan Cuma saat 20.00’de “Yaşa Sen Anne” ismiyle bu sezon ilk kez sahnelenecek. Sanatseverlere neşeli dakikalar yaşatan iki perdelik opera, Rimini Tiyatrosu’nda dünya prömiyeri yapılacak olan “Romulus ve Ersilia” operasının provasında yaşananları konu alıyor. Operanın hazırlanış öyküsünün anlatıldığı eser, Melih Öztürk tarafından sahneye konuldu. Orkestra şefliğini Ömer Yöndem’in üstlendiği yapıtın dekor uyarlaması Ömer Gündüz, kostüm uyarlaması ise Zekiye Şimşek imzasını taşıyor. ANTDOB korosunu Mahir Seyrek’in yönettiği eserde koreografi Kürşat Kılıç, ışık tasarımı ise Mustafa Eski’ye ait. Geleneksel “tiyatro içinde tiyatro” türünün ilgi çekici örneklerinden olan ve içeriğiyle komik opera türünün başarılı örnekleri arasında yer alan eserde “Corilla Santinechi” rolünü Aslı Ayan, “Stefano” rolünü Onur Alpaslan, “Luigia Boschi” Serap Demirhan Işık, “Agata” rolünü Umut Tarık Akça, “Dorotea Caccini” rolünü Gülçin Gültekin, “Guglielmo Antolstoinolonoff” Devrim Demirel, “Vincenzo Biscroma” rolünü Mehmet Ali Tutar, “Orazio Prospero” rolünü Baturalp Bilgili ve “Impresario” rolünü Toygarhan Atuner canlandıracak.

  • “Güldestan” yeniden sahnede

    Samsun Devlet Opera ve Balesi “Güldestan” balesini yeniden seyirciyle buluşturmaya hazırlanıyor.

    2009-2010 sanat sezonunda Samsun’da sahnelenen ve seyirciden gördüğü yoğun ilgi nedeniyle uzun süre kapalı gişe oynayan Güldestan balesi, 11 Şubat Cumartesi saat 20.00’de sahnelenecek. Beyhan Murphy’nin 2004’te Mercan Dede ile beraber yaptığı ve o günden bu güne pek çok sahnede gösterilen Güldestan Hollanda, Çin, Almanya, Makedonya, Fransa, Kıbrıs gibi ülkelerde de sahnelenmiş ve yoğun ilgi görmüştü.

    Türk dans repertuvarının özgün Türk eserlerinin başında gelen ve Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü projesi olarak hayata geçirilen Güldestan, türünün ilki olma özelliğini taşıyan bir prodüksiyon.

    Güldestan’da sosyokültürel bağlamda geçmişle ilgili birçok konu yer alıyor. Bölümler arasında, göçebe toplumdan gelmekle ilgili olarak toprak, kadın ve erkek olgularının hem geçmişte hem de günümüzde hicivsel bir anlatımla işlenmesi ve geleneksel “sema” ayininden esinlenen mistik bir bölüm bulunuyor ve tabii ki en kıymetli çiçek olan “gül”ün, en kıymetli varlık olan “insan”da yansıması var.

    Samsun Devlet Opera ve Balesi 11 Şubat Cumartesi saat 20.00’de “Güldestan” ile yeniden seyircinin karşısına çıkmaya hazırlanıyor.