Etiket: Şaheseri

  • (Özel haber) Osmanlı şaheseri Pertev Paşa Camii 437 yıldır sapasağlam ayakta

    Kocaeli’nin yürüyüş yolu yanında bulunan ve halk arasında Yeni Cuma Camii olarak bilinen Pertev Mehmet Paşa Külliyesi, 437 yıldır orijinalliğini kaybetmeden ayakta duruyor.

    Miladi takvime göre 1579 yılında 2. Selim Han’ın 2. Veziri Pertev Mehmet Paşa’nın vasiyeti üzerine Kethüdası Sinan Ağa tarafından Mimar Sinan’a yaptırılan Pertev Mehmet Paşa Külliyesi, İstanbul’un Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti olmasından sonra doğuya bağlayan anayol üzerindeki Gebze’den sonra ikinci konaklama merkezi oldu. 437 yıldır orijinalliğini koruyan Osmanlı şaheseri, 16. yüzyılda Yeni Cuma Külliyesi, cami, imaret hamam, kervansaray, sıbyan mektebi olarak misafirlerine hizmet verdi.

    Büyük depremde 1 santim oynadı

    17 Ağustos 1999 depremini ve ondan önce bölgede olan depremleri büyük hasarlar görmeden atlatan şaheser, ilk yapıldığı yıllarda deniz kenarında bulunuyordu. Külliye zamanla denizden uzaklaştı. Cami yapılırken rivayete göre temelinde büyük ardıç

    ağaçları kullanıldı. Büyük bir depremde cami denizin üstünde duran bir gemi gibi sallanırken, bugüne kadar orijinalliği bozulmadı. Sadece 17 Ağustos 1999 depreminde içeride birkaç çatlak oluştu. Bursa Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nden gelen uzman ekipler, deprem sonrası caminin zeminindeki kaymayı inceledi. Caminin 1 santim oynadığı tespit edildi. Deniz kenarına yapılması ve büyük depremler sonrası 1 santim kayma tespit edilmesi, temelin ne kadar sağlam bir şekilde yapıldığını ortaya çıkartıyor

    El işlemeleri göz kamaştırıyor

    Yapı topluluğunun merkezinde bulunan cami, kareye yakın dikdörtgen planlı olarak inşa edildi. Üzeri ise merkezi bir kubbeyle örtüldü. Kubbeye geçişi sağlayan tromplar, caminin dışında üst örtüsünde kendini açıkça belli ediyor. Merkezi kubbe, yarım kubbelerle takviye edilirken, kubbe kasnağını çepeçevre kuşatan 24 adet ve yan duvarlarda ise mihrap duvarında dörderden 12, ikisi son cemaat yerine bakan toplam 14 pencere ile ibadet mekanı aydınlatılıyor. İbadet mekanında çiniye yer verilmeyişi, o dönem yapıları içerisinde karşılaşılmayan bir örnek. Caminin pencere aralarında yazı frizleri ve kalem işleri bulunuyor. Kalem işlerinde hatayi ve rumilere geniş yer verilmiş. Camideki mermer işlerinin yanı sıra ahşap işçiliği de dikkat çekiyor. Mermer mihrap ve minber geometrik bezemelerle kaplanırken, stalaktitler ve geometrik bezemenin işçiliği göz kamaştırıyor.

    Geçmişte cami, imaret hamam, kervansaray, sıbyan mektebi olarak kullanılan Yeni Cuma Külliyesi, şimdilerde sadece cami olarak hizmet veriyor.

  • Osmanlı’nın Son Şaheseri ’Mektebi Tıbbiye-i Şahane’ Restore Ediliyor

    Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Sağlık Bilimleri Üniversitesi arasında İstanbul’daki Mektebi Tıbbiye-i Şahane binasının restorasyonu için bir protokol imzalandı.

    Osmanlı Sultanı II. Abdülhamid Han tarafından inşa ettirilen 200’ü aşkın hastaneden biri olan ve döneminin son şaheseri olarak bilinen İstanbul’daki Mektebi Tıbbiye-i Şahane binası yenileniyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Sağlık Bilimleri Fakültesi arasında tarihi yapının restorasyonu için bir protokol imzalandı. Protokol çerçevesinde yenilenecek bin yıllık tarihi miras için İstanbul Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü ile üniversite ortak çalışacak.

    Bakanlık makamında gerçekleştirilen protokol töreninde yaptığı konuşmada Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, eserin ortaya çıkmasını sağlayan Sultan II. Abdülhamid’i rahmetle yâd ederek, Abdülhamid Han’ın başlattığı eğitim hamlesinin, imzalanan bu protokolle daha ileriye taşınacağını kaydetti. Milli Eğitim Bakanı olarak bu çalışmanın ilk imzasını geçtiğimiz Şubat ayında attığını hatırlatan Avcı, bu iznin devamına imza atmanın yine kendisine nasip olduğunu aktardı.

    “SULTAN ABDÜLHAMİD HAN’IN BAŞLATTIĞI EĞİTİM HAMLESİNİ BUGÜN SAHİP OLDUĞUMUZ İMKANLARLA DAHA İLERİYE TAŞINMASINA MÜTEVECCİH BİR UYGULAMA”

    Avcı, şunları kaydetti:

    “İmzaladığımız bu protokol Bakanlığımız ile Sağlık Bilimleri Üniversitesi arasında İstanbul’daki Mektebi Tıbbiye-i Şahane binasının restorasyonu, restitüsyonu, bakımı, onarıma alınmasıyla ilgili süreçleri Bakanlığımızın İstanbul Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü tarafından yürütülmesine ilişkin bir protokol. Bu protokolle birlikte bir zamanlar tarihi Haydarpaşa Lisesi de olan ve memleketimize çok değerli insanlar yetiştiren eğitim kurumumuz yine bir eğitim kurumu olarak, rektörlük binası olarak inşallah aynı zamanda hizmetlerine devam edecek. İmzaladığımız bu protokol de bu süreçleri en kısa zamanda tamamlamayı hedefleyen bir protokol.”

    Sağlık Bilimleri Üniversitesi ile böyle bir protokolün imzalanabilmesi için önce o bina ile ilgili birinci dereceden sorumlu Milli Eğitim Bakanlığı olduğu için önce Milli Eğitim Bakanlığı’nın izninin gerektiğini anlatan Avcı, “Şubat ayında o izin verilmişti ve bugün de o iznin devamı olan protokolümüzü burada imzalamış oluyoruz. Prof. Dr. Cevdet Erdöl Bey’e bütün bu süreçte, üniversitenin kurulma sürecinde, yapılanma sürecinde ve bundan sonraki gelişme sürecinde gösterdikleri olağanüstü dirayet için çok teşekkür ediyorum. Memleketimize çok güzel bir üniversite kazandırıyor Sayın Rektörüm. Bu eserin ortaya çıkmasını emri şahaneleri ile sağlayan Sultan II. Abdülhamid Han Hazretlerine rahmet diliyoruz. Sultan Abdülhamid zamanında İmparatorluk’ta 200’ü aşkın hastane hizmete sunuluyor. Bunlardan bir tanesi de Mektebi Tıbbiye-i Şahane Hastanesi. Dolayısıyla Sultan Abdülhamid Han’ın başlattığı eğitim hamlesini bugün sahip olduğumuz imkanlarla daha ileriye taşınmasına müteveccih bir uygulama. Sağlık Bilimleri Üniversitesi de yine onun devamı olarak fakülteyi de o hatıraya hürmetle kurmuş oldular. Sayın Cumhurbaşkanımızın da bu tarihi hatıraya hürmeten konuya olan yakın ilgisini çok yakından biliyoruz ve kendilerine de bu vesileyle bir kere daha teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    “TARİHİ YAPI GÜNÜMÜZE KADAR CİDDİ BİR TADİLAT GÖRMEMİŞ”

    Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cevdet Erdöl ise tarihi binanın yapıldığından beri ciddi bir tadilat görmediğini ve birçok eksikleri ile çöken taraflarının bulunduğunu belirterek, “Mektebi Tıbbiye-i Şahane binası Osmanlı döneminin son şaheseri olarak biliniyor. Haydarpaşa’da 1903 yılında eğitim hizmetine başlayan bu bina 1933 yılına kadar üniversite olarak, 1933-1983 arası Haydarpaşa Lisesi olarak, 1983 yılından günümüze kadar da Marmara Üniversitesinin bazı birimlerinin bulunduğu bina olarak hizmete devam ediyor. Fakat yapıldığından beri ciddi bir tadilat, onarım görmemiş ve birçok eksiklikleri, çöken tarafları var. Bu binayı Sayın Bakanımızın önderliğinde inşallah en kısa zamanda eski güzelliğine bir nebze olsun yaklaştırmak ve eğitim hizmetine orada devam etmek istiyoruz” dedi.

    Konuşmaların ardından Avcı ve Erdöl, İstanbul’daki Mektebi Tıbbiye-i Şahane binasının restorasyonu için protokolü imzaladı.

    TARİHİ MEKTEBİ TIBBİYE-İ ŞAHANE BİNASI

    Öte yandan, Osmanlı mimarisine ışık tutan önemli yapılara imza atan Alexandre Vallaury ile Raimonde D’Aronco’nun mimarlığını yaptığı ve 1894 yılında inşaatına başlanan Mektebi Tıbbiye-i Şahane binası eğitime 1903 yılında açıldı. Klinik pavilyonları günümüzde Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak hizmet veren yapı daha önce Marmara Üniversitesi’nin bir kampüsü olarak kullanılıyordu. Sağlık Bilimleri Üniversitesi adıyla halen hizmet veren yapının bünyesinde Tıp Fakültesi, Hemşirelik Fakültesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Yaşam Bilimleri Fakültesi, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu ve Sağlık Bilimleri Enstitüsü bulunuyor. Mektebi Tıbbiye-i Şahane binasında gerçekleştirilecek tüm restorasyon, çevre düzenleme, proje revizyon işleri ve müteferrik işlerine ilişkin Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin, Bakanlığa yaptıracağı işlerin genel esaslarını belirleyen protokol ile gerekli ödenek üniversite tarafından temin edilirken, teknik denetim ise Bakanlık tarafından sağlanacak.