Etiket: Sağlıyor

  • Yalıtım, binalarda fosil yakıt tüketimi ve karbon salımını azaltarak çevreye katkı sağlıyor

    5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla bir açıklama yapan Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği (İZODER) Yönetim Kurulu Başkanı Levent Pelesen, Türkiye’deki binaların tümünün, daha az enerji harcayıp fosil yakıt tüketimini azaltan ısı yalıtımlı, çevre dostu bir yapıya kavuşması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin 2030 yılı itibarıyla sera gazı emisyonlarını mevcut durumdan yüzde 21’e kadar azaltmayı hedeflediğini belirten Pelesen, “İklim değişikliği etkisini en aza indirgemek için sera gazı emisyonlarının azaltılması konusunun bugünden ciddiyetle ele alınması şart” dedi.

    Küresel ısınma konusunda duyarlılığın arttığı günümüzde, çevre sorunları ile ilgili konuların başında karbon salınımınının azaltılmasının geldiğini belirten İZODER Yönetim Kurulu Başkanı Levent Pelesen, “Standart ısı yalıtımı uygulamaları, fosil yakıt tüketiminin azalmasını sağlar. Binalarda enerji verimliliği, çevresel sorunlar ile mücadelede en etkin uygulamadır. Isı yalıtımı ile kış mevsiminde ısıtma, yaz mevsiminde ise soğutmaya katkıda bulunarak enerji tasarrufu sağlanmasının yanı sıra, atmosfere yayılan sera gazlarının salınımında büyük oranda düşüş kaydediliyor. Bu gerçekler ışığında, sağlıklı, enerji verimli ve çevreye duyarlı yapıların, Türkiye’nin her yerinde yaygınlaşmasını sağlamalıyız” dedi.

    Emisyon oranlarının düşürülmesi hayati önem taşıyor

    İklim değişikliği etkisini en aza indirgemek için emisyon oranlarının 2050 yılı itibarıyla yüzde 60-80 arası daha azaltılmış olması gerekliliğinin altını çizen Levent Pelesen, 2050 yılında çok daha farklı bir dünya olacağını ve bu konuda şimdiden ciddiyetle çalışmaya başlanmasının hayati bir sorumluluk olduğunu kaydetti.

    Levent Pelesen, şöyle konuştu: “2016 yılında 175 ülkenin imzaladığı iklim değişikliğiyle mücadeleyi hedefleyen Paris Anlaşması’nda, Türkiye, 2030 itibarıyla sera gazı emisyonlarını mevcut durumdan yüzde 21’e kadar azaltacağını beyan etmiştir. Bugün gelişmiş ülkeler sıfır enerjili konutlar, çevre dostu pasif evler gibi konseptlere yönelmiş durumda. Enerji verimliliği stratejilerinde ve özellikle binalarda enerji verimliliğinde tüm taraflar sektör, kamu ve tüketici üzerlerine düşeni hassasiyetle yerine getiriyor. Ülkemizde de, İklim Değişikliği Paris Anlaşması’ndaki gibi uluslararası taahhütlerin yerine getirilmesi için binalarda enerji verimliliği gibi bir alanda ısı yalıtımının sağlıklı gelişmesi yaşamsal önemdedir”.

    Türkiye’de toplam enerji tüketiminin yüzde 40’a yakınının binalarda gerçekleştiğini vurgulayan Levent Pelesen, “Binalarda tüketilen enerjinin yaklaşık yüzde 80’i ise ısıtma-soğutma için harcanıyor. Toplam tüketimimizde en yüksek paya sahip binalarda ısı yalıtımı ile elde edilecek bir tasarrufa, günümüzde sanayi ve ulaşım sektörleri dahil, aynı yatırım maliyeti ve amortismana sahip hiçbir başka yöntem ile ulaşmak mümkün görünmüyor. Bu konuya tüketici gözüyle bakıldığında da, benzer şekilde büyük bir verimlilik fırsatı ortaya çıkıyor. Güvenlik ve konforu arttırmanın yanı sıra, ısı yalıtımı ile enerji tüketimi ve doğalgaz faturalarında yüzde 50’ye varan tasarruf elde ediliyor. Ayrıca yalıtımın sağladığı tasarruf ile 3-4 yıl içerisinde yalıtım için yapılan harcama karşılanıyor ve sonrasında da yalıtım kazandıran bir yatırıma dönüşüyor” dedi.

    Pelesen, Meclis’te henüz onaylanmayan Paris Anlaşması taahhütlerinin, binalarda enerji verimliliğinde en etkili uygulama olan ’U-Değerleri Düşürülmüş Isı Yalıtım Uygulamaları’na verilecek tüketici teşvikleri ve etkili denetimlerle çok kısa sürede imzalanıp yürürlüğe girebileceğini ve uluslararası çevre duyarlılığı konusunda ülkemizi ön plana çıkarabileceğimizi ifade etti.

  • Bakan Avcı: “Türk dizileri turizme şaşırtacak derecede katkı sağlıyor”

    Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, Türk dizilerinin turizme inanılmaz derecede katkı sağladığını belirterek, Rusya, Hindistan ve Arap ülkeleriyle ortak dizi çekilmesi için gereken zemini oluşturmaya çalıştıklarını söyledi. Avcı, Arap turistlerin sağlık turizminde ABD ve Avrupa için isteksiz gözüktüğünü ifade ederek, “Türkiye’nin yakın olması ve sunduğu imkanlar dolayısıyla Araplar bu konuda bizi tercih ediyor” dedi.

    Antalya’nın turizm beldelerinden Belek’te Uluslararası Medya Forumuna Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi ve 50 ülkeden 145 gazetecinin katılımıyla başlandı. Forumda konuşan Bakan Avcı, Türk turizminin güneş, kum ve deniz gibi kıyı turizminden farklı kulvarlara da harekete geçtiğini belirtti. Türkiye’nin 1980’li yıllarda başlattığı turizm hamlesiyle bugün dünyanın 6’ncı büyük turizm destinasyonu olduğuna işaret eden Bakan Avcı, Turgut Özal’ın başlattığı turizm girişiminin, o günün şartlarına göre Türkiye’de turizmin kıyı turizmi üzerinde şekillendiğini söyledi. “Türkiye’nin potansiyeli bunun çok üzerinde” diyen Nabi Avcı, “Biz sadece deniz kum güneşle 6. büyük destinasyonu olduysak bu demektir ki diğer turizm potansiyelimizi harekete geçirdiğimiz ve birlikte değerlendirdiğimiz zaman daha ileri gelmememize hiçbir sebep yok” dedi.

    ABD’den kurvaziyer paket planı

    Forumda gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Bakan Avcı, ABD ile Türkiye arasındaki turizm ilişkisi hakkında sorulan bir soruya, şöyle cevap verdi:

    “10 bin kilometre öteden kalkıp geliyorsa insanlar tek bir destinasyonla geçirmek istemiyorlar. Akdeniz çanağında birçok ülkeyi görmek istiyorlar. Biz ABD’den gelebilecek bu hedef kitleye sadece Türkiye’yi değil Mısır, Yunanistan, İsrail gibi ülkeleri turun içine sokabilecek bir paket sunabilirsek ciddi bir gelişme olabilir. Diğer ülkelerde bu projeye sıcak bakıyor. İsrail de bizimle işbirliği yapmak istiyor.”

    Araplar ABD ve Avrupa konusunda isteksiz

    Ortak geçmişe rağmen Arap dünyasının sunduğu imkanlardan yeterince yararlanamadıklarını kaydeden Avcı, İslam Kalkınma Bankası anlaşmasıyla Arap girişimcileri Türkiye’de, Türk girişimleri de Arap dünyasında poliçe garantisi verildiğini aktardı. Arapların termal ve sağlık turizmine ilgi gösterdiğine dikkat çeken Avcı, “Potansiyelini yeni yeni fark ettiğimiz alanlardan birisi de Arap pazarı. Arap yetkililerini termal turizmin gelişmiş olduğu illerimizde ağırladık. Arapların Avrupa ve ABD’den aldıkları sağlık turizmi konusunda bir isteksizlik görülüyor. Türkiye’nin yakın olması ve sunduğu imkanlar dolayısıyla Araplar bu konuda bizi tercih ediyor” diye konuştu.

    Rusya ve Arabistan dizileri

    Türk dizilerinin turizme katkısını oldukça şaşırtıcı bulduğunu dile getiren Avcı, Rusya ve Hindistan’la ortak dizilerin gündemde olduğunu kaydetti. “Türk dizileri bizi de şaşırtacak şekilde Türk turizmine anlamlı katkılarda bulunuyorlar” diyen Avcı, Marmaris ve Bodrum’da 135 dizi sektör temsilcilerini ağırlayacaklarını belirtti. Avcı, Hint dizilerinin Türkiye’de çok izlendiğini, aynı şekilde Türk dizilerinin de Hindistan’da izlendiğine dikkat çekerek, Hindistan ve Rusya ile ortak dizi yapılmasının gündemde olduğunu kaydetti.

  • Eriyen stent uygun hastada yüksek başarı sağlıyor

    Prof. Dr. Bilal Boztosun, eriyen stentlerle ilgili, “Eriyen stentleri takarken uygun damar yapısına sahip hastalarda ve kullanım kılavuzunda belirtildiği şekilde bu stentler takıldığında en yüksek başarı oranına sahip olduğunu görüyoruz. Hastalarımızın takiplerini da yakından yapmaktayız ve olumsuz sonuçlarla çok düşük oranda karşılaştık” dedi.

    Eriyen stent, ilaçlı metal stentlere benzemekle birlikte içerik olarak metalden değil, PLLA denilen, kendiliğinden eriyen dikişlerin de yapısında kullanılan bir maddeden yapılıyor. Kalp damar hastalığını tedavi edebilmek amacıyla tasarlanmış olan bu stentler, üzerinde ihtiva ettikleri ilaç sayesinde, damar içerisindeki darlık oluşturan plakların, damarı yeniden tıkamasını engelliyor. Bu stentler, damar açılıp tedavi edildikten sonra, 2-3 yıl içinde biyolojik olarak tamamen kaybolmakta ve yerleştirilmiş olduğu damarın sağlıklı ve yabancı materyalden arınmış olmasını sağlıyor. Eriyen stentler, hastanın hayatının daha sonraki bir aşamasında kalp damarına tekrar müdahaleye ihtiyaç olursa, damarda kalıcı bir metal stent bulunmadığından, tekrar müdahalede aynı bölgeye tekrar stent takabilmede kolaylık sağlıyor. Ayrıca ileride gerekebilecek bir by- pass ameliyatında metal stentin olduğu bölgeye bypass yapılması güçken eriyen stent sayesinde, damar içerisinde yabancı bir materyal bulunmadığından tıkalı olan damara bu müdahale daha kolay oluyor.

    Medipol Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Bölüm Başkanı Prof.Dr. Bilal Boztosun, bu stentlerin çapı 2.5 mm üzerinde olan damarda uygun olduğunu vurgulayarak, “Kireçlenmiş, çatal damarlarda kullanılması eriyen stentin metal stentlere göre daha kalın yapıda olması, bu tür müdahalesi zor olan damarlarda uygun değildir” dedi.

    Prof. Dr. Boztosun; eriyen stentin Amerika Gıda ve ilaç Kurumu’nun (FDA) 2016 yazında stent teknolojisinde devrim niteliğinde olan bu yeni kuşak stentlerin kullanımını onayladığını kaydederek, “Bu stentlerle ilgili yeni bilgiler ve uzun dönem çalışma sonuçları bu süre zarfında gelmeye devam etti. Son çalışmalardan gelen yeni bilgiler eriyen stentlerde damarda pıhtılaşma riskinin diğer ilaçlı metal stentlere göre zaman içerisinde arttığı yönündeydi. Son verilere bakıldığında ilaç salınımlı stentte pıhtılaşma riski yüzde 0.8 iken, eriyen stentte yüzde 1.9” diye konuştu.

    Prof. Dr. Bilal Boztosun, FDA’in bu bilgiler ışığında 2017 Mart ayında eriyen stentlerle ilgili bir uyarı metni yayınladığına dikkat çekerek, “Bu metinde eriyen stentlerin özellikle küçük çaplı damarlarda kullanılmasından kaçınılması gerektiği ve eriyen stentin takılması esnasında kullanım kılavuzunda önerilen uygun stent yerleştirme tekniğinin kullanılarak bu işlemin yapılması gerektiği belirtilmekteydi. Eriyen stentlerin tamamen yasaklandığı, kullanılmaması gerektiği bilgisi bu yüzden doğru olmayıp bu stentleri kullanırken dikkat edilmesi gerektiği şeklinde bu haberler yorumlanmalıdır” dedi.

    Prof. Dr. Boztosun, kliniklerinde yaklaşık 300’e yakın eriyen stenti başarılı bir şekilde hastalara taktıklarını ifade ederek, “Kendi klinik tecrübemizde de eriyen stentleri takarken uygun damar yapısına sahip hastalarda ve kullanım kılavuzunda belirtildiği şekilde bu stentler takıldığında en yüksek başarı oranına sahip olduğunu görüyoruz. Hastalarımızın takiplerini da yakından yapmaktayız ve olumsuz sonuçlarla çok düşük oranda karşılaştık. Kendi başarı oranlarımız metal ilaçlı stentlerle benzer düzeyde bulunuyor. Bu başarımızı da doğru hasta seçimine ve doğru yerleştirme tekniğinin kullanımına bağlıyorum. Eriyen stentlerin ilk kullanılmaya başlandığı dönemden itibaren yerleştirme tekniğinin de gelişmesiyle beraber , uygun damarda ve uygun stent yerleştirme tekniği kullanıldığında metal ilaçlı stentlerle benzer sonuçların elde edildiği görülmektedir. Tabi ki devam eden çalışmaların sonuçları açıklandıkça bu konudaki şüphelerin zamanla daha da azalacağını düşünmekteyim” ifadelerini kullandı.

  • Ganalı ampute futbolcu geçimini tekstilden sağlıyor

    Trafik kazasında bacağını kaybeden Ganalı ampute futbolcu Richard Ekwam, 5 yıl önce geldiği Konya’da geçimini spor ekipmanları üreten tekstil atölyesinde çalışarak sağlıyor.

    Protez bacak desteği ile yürüyebilen Ganalı 27 yaşındaki Richard Ekwam 8 yaşındayken geçirdiği trafik kazasında sağ bacağını kaybettiğini belirterek, “Konya sakin bir şehir ve Konya’da yaşamaktan mutluyum. Türkiye güzel yani ben 4-5 senedir çok mutluyum. İki seneye bir memleketime gidiyorum, ailemi görüp geliyorum. Hiçbir sıkıntı yok. Burada benim çok arkadaşım var. Her zaman mutluyum ve Türkçeyi de yavaş yavaş öğreniyorum. Zaten ben İngilizce konuşuyorum. Konya’ya geldim, burada İngilizce bilen arkadaş yok. Onun için ben yavaş yavaş Türkçe konuşuyorum. Yavaş yavaş daha iyi olacak. Buraya da 2013 yılında başladım iyi kötü burada çalışıyoruz” dedi.

    “Ampute futbol olmayınca zaten moralimiz bozuluyor”

    2009 yılında Gana Ampute Milli Takımında oynadığını söyleyen Richard Ekwam, ampute futbolun kendisine moral verdiğini belirterek, “Bizim ampute futbol olmayınca zaten moralimiz bozuluyor ama biz ampute futbolda spor yaptığımız için çok mutlu oluyoruz. Türkiye de ampute sporla ilgili önemli lig. Bütün dünyada ampute milli takım var ama ampute lig yok. Sadece Türkiye’de ampute lig var. Onun için biz Türkiye’de mutlu oluyoruz. Ampute futbol da bedensel engellilere destek veriyor” ifadelerini kullandı.

    “8 yaşındayken 5 arkadaşım öldü benim de bacağım kesildi”

    Richard, 8 arkadaşıyla futbol oynadıkları sırada kendilerine araba çarptığını belirterek, “Ben 8 yaşındayken ben ve okul arkadaşlarım futbol oynadığımız sırada bize araba çarptı. Benim 5 tane arkadaşım bu kazada öldü. Ben Allah’a şükür benim sadece ayağım kesildi. Ama önceden moralim çok bozuluyordu, arkadaşlarımın iki tane ayağı var benim bir tane ayağım var diye ama ampute futbol oynadığım için moralim iyi” şeklinde konuştu.

    “İnşallah ben de ampute futbolun Selçuk İnan’ı olurum”

    Ganalı ampute futbol oyuncusu Richard, Selçuk İnan’la tanışmak istediğini de söyleyerek, “Ben Galatasaray’ı tutuyorum. Maçlarını her hafta izliyorum. Bence Türkiye’de ve Galatasaray’da en iyi orta saha oyuncusu Selçuk İnan. Ben Selçuk İnan’ın oyununa da her zaman bakıyorum. İnşallah ben de ampute futbol için Selçuk İnan gibi olurum. İnşallah ben birebir Selçuk İnan’la tanışma fırsatı bulurum” ifadelerini kullandı.

    Richard’ın çalıştığı iş yerinin sahibi Mehmet Doğan ise, Richard’ın 5 yıldır yanlarında çalıştığını belirterek, “Konya’da futbol oynuyorlar. Futbolun haricinde boş zamanlarında biz maddi imkan olarak ülkelerindeki ailelerine yararı olsun diye spor malzemesi üretiminde çalıştırıyoruz. Sağ olsun bize yardımcı oluyorlar, biz de onlara yardımcı oluyoruz, dolayısıyla onlar da ailelerine yardımcı oluyorlar” dedi.

  • (Özel haber) 87 yaşında geçimini çanta yaparak sağlıyor

    Kayseri’de yaşayan 87 yaşındaki Halil Eren, ilerlemiş yaşına rağmen bezden yaptığı kilim ve çantaları satarak aile bütçesine katkıda bulunuyor.

    Kayseri’de 87 yaşındaki Halil Eren’in azmi görenleri şaşırtıyor. 1978 yılında emekli olduktan sonra oğlunun tavsiyesi üzerin kilim ve çanta imalatı yapmaya başlayan Eren, 87 yaşına gelmesine rağmen işinden kopamıyor. Sadece beze verdiği şekiller ile birbirinden güzel kilim ve çantalar yapan Halil Eren, sağlığının el verdiği müddetçe işini bırakmayacağını söyledi.

    Eren, “Hava ikmal emeklisiyim. Emekli olduktan sonra haliyle boş duramadım. Hem canımın sıkıntısı geçsin, hem aile bütçesine katkısı olsun diye çocukla bu işlere başladık. Benin çocuk Bünyan’da imamdı. 1978’de emekli oldum, evde sıkıldığımı söyledim. Çocuğum da ‘Baba burada emekli öğretmenler buradan halı alıp Kayseri’de satıyorlar’ dedi. Biz de öyle başladık. Bir, iki sefer zarar ettiysek de zamanla alıştık. 2 sene sonra bir adama mal verdik, battık. Sonra boş durmayalım dedik ve bu işlere başladık. Aşağı yukarı 30 seneden beri de kilim çanta, kilim minderlerle uğraşıyoruz. 87 yaşında olmama rağmen zor gelmiyor bana. Çünkü fazla yorucu bir şey değil. Evde oturmak da zoruma gidiyordu, bunalıyordum. Kar, zarar belli değil. Yapmaya çalışıyorum. Maksat cemiyete faydalı olmak” ifadelerini kullandı.

    Eren ayrıca, “Yaz mevsiminde ayda bir defa falan Kapadokya’ya gideriz, oralarda satarız. Bazen İstanbul’dan, Ankara’dan müşteri gelir onlara veririz. İşi ağırlaştırdık, fazla da bir faaliyetimiz yok. Canımız sağ olduğu müddetçe buraya geleceğiz” dedi.