Etiket: Sağlıkta

  • Doktor çift İzmir’i sağlıkta Avrupa’ya açtı

    İzmir’de meslek hayatına adım atan doktor çift, bir süre sonra Menemen’de satın aldıkları hastanenin bir katını obezite cerrahisine ayırdı. Bununla da yetinmeyen girişimci doktor çift, İbrahim ve Gülin Yanık, Almanya’ya da bir ofis açtı.

    Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi’nde 1998 yılında Kadın Doğum ihtisası yaptıktan sonra Manisa’nın Akhisar ilçesindeki 5 yıl görev yapan Op. Dr. İbrahim Yanık, eşi Diş Hekimi Gülin Yanık ile yatırımcı olarak sağlık sektörüne girdi. Omuz omuza çalışan çift, 2004 yılında bir Kadın ve Doğum Hastalıkları Dal Merkezi açtı. Çiğli’de de bir şube açan doktor çift, daha sonra Konak’taki Hayat Hastanesi’ni satın aldı. Binlerce İzmirlinin doğum yaptığı hastaneyi işleten Yanık çifti, geçtiğimiz yıl da Menemen yolu üzerindeki Özel Sada Hastanesi’ni de satın aldı.

    Zorlu yolda eşinin desteğini her zaman hissettiğini anlatan Kadın ve Doğum Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. İbrahim Yanık, “Eşimle çok çalışarak hep zirveyi hedefledik. Kentimize tıp alanında her zaman son teknolojiyi getirmek için çaba sarf ettik. Şimdi bu bilgi birikimimizi ve deneyimimizi Sada Hastanesi’nde kullanacağız. Hastaneye şu an ciddi bir yatırım yapıyoruz” dedi.

    “Obezitede ilk sıraya yükseldik”

    Hastanede bir obezite cerrahisi ekibi ve özel obez yataklarının yer aldığı obezite servisi oluşturduklarını belirten Dr. Yanık, bu alanda kısa sürede hızlı bir ilerleme kaydettiklerini söyledi. Şu an için Türkiye’de en çok obezite ameliyatı gerçekleştiren hastanelerin başında geldiklerini ifade eden Dr. Yanık, “Hastanede gerçekleştirdiğimiz obezite ameliyatlarında Türkiye’de ilk sıraya geçtik. Ayda ortalama 80-100 arasında obezite ameliyatı gerçekleştiriyoruz. Obezite cerrahisi için özel bir kat oluşturduk. O katı obez hastalar için dizayn ettik. Şimdi yurt dışına açılıyoruz” dedi. Kalp-damar ve kardiyoloji alanlarında da yatırım yaptıklarını belirten Dr. Yanık, onkoloji ve kanser cerrahisi alanlarında Türkiye’nin sayılı merkezleri arasına girmeyi amaçladıklarını ifade etti.

    “Hedefimiz tüm Avrupa”

    Obezite alanında yurt dışındaki yatırım çalışmaları hakkında bilgi veren Diş Hekimi Gülin Yanık, Almanya’da da bir ofis açtıklarını belirterek, “Almanya’dan hastalarımız gelmeye başladı. Almanya’daki obezite sorunu yaşayan Türk hastaların gelmesini amaçlıyoruz. Geçtiğimiz günlerde İngiltere ve Almanya’dan dört hasta ameliyat olmaya geldi. İzmir’in birçok ülkeyle direkt uçuşu yok. Bazı özel hava yolları Avrupa-İzmir arasında direkt uçuşlar düzenlemeye başladı. Obezite cerrahisinde İzmir’i yurt dışına açtık” şeklinde konuştu.

    “Her zaman omuz omuza çalıştık”

    Eşiyle yıllardır omuz omuza çalıştıklarının altını çizen Dr. Gülin Yanık, “Her zaman işlerin tam merkezinde yer aldım. Omuz omuza çalıştık. Sağlık alanında hizmet vermek büyük bir uğraş ve gayret istiyor” diye konuştu. Eşinin desteğinin çok önemli olduğunu kaydeden Dr. İbrahim Yanık ise “Tüm çalışmalarımızı eşimin desteğiyle gerçekleştiriyorum. Onun görüşlerine, tavsiyelerine çok önem veriyorum. Başarımızın sırlarından biri de bu” diye konuştu.

  • Sağlıkta Bütünleşik Hizmet Protokolü

    Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü ile Halk Sağlığı İl Müdürlüğü arasında evde sağlık, bakım ve sosyal destek hizmetlerini içeren işbirliği protokolü Valilik 75. Yıl salonunda vali Amir Çiçek himayesinde Halk Sağlığı Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Nuri Ceyhan ve Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Ali Akkuzu arasında imzalandı.

    Protokol töreninde konuşan Vali Amir Çiçek, evde bakım hizmetlerinde yaşanan aksamaların ortadan kaldırılması ve hizmetin daha iyi verilmesini amaçlayan protokol ile iki kurum arasında hizmet anlamında eşgüdüm sağlanacağını açıkladı. Çiçek, “2010 yılından bu yana Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastaneler bünyesinde kurulan ‘Evde Sağlık Hizmetleri’ birimi tarafından evde sağlık hizmeti verilmektedir. Muğla’da 10 adet H tipi hastane birimi, 2 D tipi ağız ve Diş Sağlığı Merkezi ve 8 adet T tipi Toplum Sağlığı Merkezi Evde Sağlık Birimi bulunmaktadır. Nisan ayında Bodrum, Fethiye, Kavaklıdere, Marmaris, Menteşe, Milas, Seydikemer ve Ula ilçelerimizde T tipi birimler açılarak 8 araç ile hizmet vermeye başladı. Muğla’da Şubat 2016 ayı itibari ile 9 bin 456 hastaya ulaşılırken, 2 bin 194 hasta halen takip edilerek hizmet almaya devam ediyor. Bu protokol ile sağlık, bakım, sosyal destek ve yardım ihtiyacı bulunan vatandaşlarımıza hizmetler evlerinde sunulacak. Evde bakım ve evde yardım hizmetlerinin birlikte verilmesini amaçlayan bu protokol ile herhangi bir nedenle yatağa bağımlı hale gelmiş kişiler, evlerinde ziyaret edilerek ihtiyaçları olan sağlık hizmeti belirlenecek, tedavi ve rehabilitasyon evinde yani aile ortamında sağlanacaktır. Hasta ile aile bireylerine sosyal, psikolojik destek verilecek, kişilere daha verimli hizmetin ulaşması sağlanacak. Bu protokolün bir başka önemi de hizmetlerin daha entegre hale getirilmesini sağlayacak, en kısa sürede en iyi hizmetin verilmesini sağlayacak iki kurumun işbirliği ile vatandaşların hizmete erişim süreleri kısalacaktır” dedi.

  • Sağlıkta Rekabet Var Mı?

    Türk Oftalmoloji Derneği (TOD)’nin Oftalmoloji’de Eğitim Buluşmaları etkinliği kapsamında gerçekleşen “sağlıkta haksız rekabet” konulu panelde uluslararası rekabet politikaları ele alındı. Panelde konuşmacı olarak yer alan VSY Biotechnology İdari ve Yurt İçi Ticari Birimler Genel Müdür Yardımcısı Gürhan Kaba farklı ülkelerde özellikle pazara giriş sürecinde yaşanan zorluklardan bahsetti.

    Türk Oftalmoloji Derneği (TOD)’nin geleneksel olarak iki yılda bir düzenlediği “Oftalmoloji’de Eğitim Buluşmaları”nın 9.’su gerçekleşti. 6 panelden oluşan yoğun bilimsel program dâhilinde oftalmoloji alanının önde gelen isimleri konuşmacı olarak yer aldı. VSY Biotechnology İdari ve Yurt İçi Ticari Birimler Genel Müdür Yardımcısı Gürhan Kaba, “Oftalmoloji’de Haksız Rekabet” başlıklı panelde, sağlıkta rekabete yönelik dünyada yapılan uygulama örneklerinden bahsetti. Kaba; Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’na bağlı Rekabet Kurumu’nun yanı sıra Sağlık Bakanlığı bünyesinde ‘sağlıkta rekabet’e odaklı farklı bir kurum yapılanmasının Türkiye’deki gerekliliği üzerinde durdu.

    Gürhan Kaba, günümüzün şartlarında rekabetin felsefi boyutunun arka planda kaldığını ve yasal düzenlemelerin çok daha dominant olduğunu vurgulayarak, özellikle sağlık alanında tüm önemli global oyuncuların ulusal politikalarla yurtiçi piyasalarda tekelleştirilerek korunduğunu ve bu şekilde ekonomik olarak büyüyen organizasyonların dünya genelinde rekabet avantajı sağladıklarını belirtti.

    Kaba, Türkiye’de üretilen biyoteknolojik ürünlerle son yıllarda sürekli artan bir ihracat hacmine ulaşırken, farklı ülkelerde özellikle pazara giriş sürecinde yaşadıkları sorunlardan şöyle bahsetti:

    “Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD)’nın teknoloji ve ekonomi programına göre rekabet gücü; serbest piyasa koşulları altında, bir ülkenin reel milli gelirini artırmasına paralel olarak yabancı rekabete dayanabilecek mal ve hizmet üretebilme yeteneği olarak tanımlanıyor. Rekabetçi Politika Konseyi’ne göre ise bir taraftan yurtiçi piyasalarda istikrarlı bir şekilde gelirleri artırabilme, diğer taraftan da uluslararası piyasalarda mal satabilme yeteneği olarak ifade ediliyor. Bu tanımlar ulusal ya da uluslararası çerçeve dâhilinde ekonominin gelişme prensipleri üzerine kurulu. Sağlık satabilmek büyük ölçüde devletlerin ekonomi politikalarının önemli bir unsuru haline geldi. Ürün kalitesinden bağımsız olan, temelinde bürokratik engellemeler söz konusu. Bir şekilde bu engelleri aştığınızda pazarda gelişmenizi engelleyecek başka yaptırımlar veya limitler gündeme geliyor. ABD, sadece ithal ürünler için FDA ve benzeri kurumlar aracılığıyla sizi sürekli değişen kanun ve yönetmeliklerle yıldırmaya çalışırken. Avrupa Birliği (AB), Çin veya daha az gelişmiş ülke pazarlarında bile pazara girişi engelleyen çok fazla regülasyon, standartlar söz konusu.”

    İTHAL GÖZ İÇİ LENSLERE YERİNDE DENETİM ZORUNLULUĞU UYGULANMIYOR

    Türkiye’de üretici firmalar için olması gerektiği gibi yoğun denetim süreçlerinden bahsedildiğini anlatan Kaba, sözlerine şöyle devam etti:

    “Ancak Türkiye ithalatçılar için adeta bir cennet. Yurt dışından Türkiye’ye ithal edilen medikal cihazlar için mutlaka yerinde denetim şartı getirilmeli.

    Özellikle, katarakt tedavisinde kullanılan göz içi lensler gibi steril ürünlerin ithalinden önce sağlık bakanlığının, üretim yeri denetimi zorunluluğu getirmesi şart. Bu hem hasta sağlığı hem de haksız rekabetle elde edilen kazançlar açısından kritik bir konu. Son dönemlerde Türkiye’de Uzak Doğu veya Hindistan menşeli ürünlerin kullanımı giderek artıyor. Denetim eksikliği nedeniyle bu ürünler hastalar için büyük risk oluştururken, ulusal kaynaklardan ciddi bir ekonomik büyüklük yurt dışına çıkmış oluyor.

    Rekabet etiği öne çıkarılmalı. Bir ürün tercih edilirken hasta menfaati, insan sağlığı ya da tedavi edici niteliği oldukça önemlidir ve ülkemizde tüm bu unsurların tek tek değerlendirilmesi için Sağlık Bakanlığı bünyesinde ‘sağlıkta rekabet’e odaklı farklı bir kurum yapılanmasına ihtiyaç vardır.”

    HEDEF VİZYON SAHİBİ GENÇLER YETİŞTİRMEK

    Ana konu olarak bu yıl sorunlar ve çözümlere odaklanılan “Oftalmolojide Eğitim Buluşmaları” etkinliği hakkında değerlendirmede bulunan Türk Oftalmoloji Derneği Temel Eğitim ve Mesleki Planlama Birimi Başkanı Prof. Dr. Zeliha Yazar, oluşturulan programın çok yönlü olduğunu belirtti.

    Yazar, genç asistan doktorlara kamu- özel sektör, yaşanan rekabet, sorunlar, çözüm yolları gibi geniş bir çerçevede oftalmoloji alanındaki genel durumu ortaya koyduklarını ve bu sayede asistanlara bir vizyon kazandırmayı amaçladıklarını söyledi.

    Türkiye’deki bütün üniversite, eğitim araştırma hastanelerinden ve göz kliniklerinden 2’şer asistanın davet edildiği bilgisini de veren Prof. Dr. Zeliha Yazar; “bu etkinlik kapsamında asistanlarımız hem moderatör hem de konuşmacı oluyor, hocaları ile oturum yönetiyor, toplantıda görev alıyorlar, bu yönüyle de asistanlar için önemli bir etkinlik” dedi.

    Ankara’da gerçekleşen Eğitim Buluşması Toplantısı sırasında geleneksel Anıtkabir ziyareti de gerçekleştirildi. Kongre katılımcıları arasında; TOD Başkanı Prof. Dr. Reha Ersöz, Prof. Dr. Ünal Bengisu, Opr. Dr. Sunay Duman, Prof. Dr. Fatih Mehmet Mutlu, Prof. Dr. İzzet Can, Prof. Dr. Huban Atilla, Prof. Dr. Emin Özmert, Prof. Dr. Kutay Andaç gibi Türkiye’nin önde gelen birçok göz hekimi yer aldı.

  • Sağlık-sen’den Sağlıkta Şiddete Çözüm Önerisi

    Sen Genel Başkanı Metin Memiş, “Tutuklu yargılama süreci başlatılırsa, bu caydırıcılık elbette bu iş çözülmüş olacak ama bu da durumu kurtarmıyorsa önümüzdeki süreçte bu önerimizi de sunacağız. Şiddet uygulayanların 6 ay sağlık hizmetlerini kendi parasıyla faydalanmasını talep edeceğiz” dedi.

    Sağlık-Sen Genel Başkanı Metin Memiş, Manisa’da sendikasının Genişletilmiş İl Divan Toplantısı’na katıldı. Kaşşık Restaurant’ta düzenlenen toplantıya Kamu Hastaneleri Genel Sekreteri Ayhan Korkmaz, Manisa Sağlık Müdürü Metin Kaplan, Halk Sağlığı Müdürü Ziya Tay, Yunusemre Toplum Sağlığı Merkezi Başkanı Ümit Atman, Memur-Sen Manisa İl Temsilcisi ve Eğitim Bir Sen Manisa Şube Başkanı Mehmet Emin Sofuoğlu, Sağlık-Sen Manisa Şube Başkanı Mustafa Ilgat ve sendika üyeleri katıldı.

    Toplantı öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Sağlık-Sen Genel Başkanı Metin Memiş, en çok taşeron çalışanın sağlık sektöründe bulunduğu ve sağlıkta 160 bin taşeronun kadroya geçtiğini söyledi. Kadroya geçirilmeleri önemsediklerini belirten Başkan Memiş, “Bunlarında özlük hakları bakımında mevcut uygulamadaki 657 çalışan arkadaşlarımıza uyarlanmalarını uygun olacağını düşünüyoruz. Genel itibariyle son yapılan açıklamalar üzerine Sağlık Bakanlığı 160 bin taşeronu kadroya geçirecek diye umut ediyoruz” dedi.

    “ANAYASA İÇİN ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPMAYA HAZIRIZ”

    Yeni anayasa çalışmalarına da değinen Memiş, “Dün olduğu gibi bugün de biz Memur-Sen ailesi olarak artık vesayetin getirdiği Anayasa değil de tamamı sivil milletin yanında olan özgürlüklerin açıldığı Anayasa’nın mutlaka hazırlanması gerektiğini düşünüyoruz. Bu anlamda da buradan meclisteki bütün siyasi partilerin genel başkanlarına ve milletvekillerine sesleniyorum. Türkiye’nin artık yeni ve sivil bir anayasaya ihtiyacı var. Bu anlamda milletten almış olduğunuz sorumluluğun gereğini yerine getirin. Biz de Memur-Sen ailesi olarak bu konuda üzerimize ne düşüyorsa sonuna kadar yapmaya hazır olduğumuzu söylüyoruz” diye konuştu.

    “ŞİDDETE BAŞVURAN SAĞLIK GİDERLERİNİ KENDİ ÖDESİN”

    Sağlıkta şiddet konusunda çalışmalarını sürdürdüklerini sözlerine ekleyen Başkan Memiş, şiddetin caydırıcılığı için Meclis’e yeni bir önerge sunabileceklerini belirtti. En son sağlıkta şiddet uygulayanların tutuklu yargılanmasıyla ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne öneri sunduklarını belirten Memiş, “Bununla alakalı kanun düzenlemesi çıkmış olmasına rağmen maalesef uygulaması noktasında sıkıntı vardı. Önümüzde torba yasa çalışması var. Boşluğu dolduracak düzenleme inşallah yapılacak. Memnuniyetin arttığı bir ortamda şiddetin arttığını görmek çok enteresan bir veri. Ama bu süreçte yapılacak düzenlemeyle beraber şiddet uygulayanların caydırıcılığını sağlayacak tutuklu yargılanma sürecini başlayacağı torba yasa inşallah meclise gelecek. Sayın Başbakanımız 14 Mart Tıp Bayramı’nda bunu açıklamıştır. Biz Sağlık Sen olarak şiddet konusunda dünden bugüne kadar bir çok çalışma yaptık. Raporlarımızla birlikte şiddet tedbirlerini de ortaya koyduk” diye konuştu.

    Meclis’ten talepte bulunan Memiş, “Şiddet uygulayan kişinin 6 ay boyunca sağlık giderlerini kendi cebinden harcaması. Bu da çok önemli bir caydırıcılık. Ama bakacağız. Bu yapılan tutuklu yargılama süreci başlatılırsa, bu caydırıcılık elbette bu iş çözülmüş olacak ama bu da durumu kurtarmıyorsa önümüzdeki süreçte bu önerimizi de sunacağız. Şiddet uygulayanların 6 ay sağlık hizmetlerini kendi parasıyla faydalanmasını talep edeceğiz” dedi.

    Memiş, konuşmasının ardından sendika üyeleriyle birlikte toplantıya katıldı.

  • NEÜ’de “Bilim Zihniyeti Ve Sağlıkta Tüseb İhtiyacı” Konferansı

    14 Mart Tıp Bayramı Etkinlikleri çerçevesinde Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) ile Türkiye Bilimler Akademisi’nin (TÜBA) işbirliğinde “Bilim Zihniyeti ve Sağlıkta TÜSEB İhtiyacı” konulu konferans gerçekleştirildi.

    Prof. Dr. Asım Duman Konferans Salonunda Gerçekleştirilen programa, NEÜ Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Şeker, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Tahir Yüksek ile Prof. Dr. Mehmet Emin Aydın, Meram Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Celalettin Vatansev, Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yağmur Şener, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ramazan Altıntaş, Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdulkadir Buluş, Meram Tıp Fakültesi Başhekimi Prof. Dr. Ahmet Tekin, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. TÜBA Konsey Üyesi, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanı (TÜSEB) Başkanı dünyaca ünlü bilim adamı Prof. Dr. Fahrettin Keleştimur’un konuşmacı olduğu konferansta “Bilim Zihniyeti ve Sağlıkta TÜSEB İhtiyacı” anlatıldı.

    İlk olarak Türkiye’deki bilimin tarihi Selçuklulardan başlayarak anlatan Prof. Dr. Keleştimur, Balkan, Çanakkale ve Birinci Dünya Savaşlarında okumuş gençleri ve bilim insanlarını da kaybettiğimizi hatırlattı ve bu nedenle bilimde bir dönem ilerleme gösterilemediğini ifade etti. Prof. Dr. Keleştimur, “Bugün niye Almanya’yı yakalayamıyoruz?” sorusunun cevabının burada gizli olduğunu söyledi.

    “BİR AYDIN İÇİNDE BULUNDUĞU TOPLUMU İYİ TANIMAK ZORUNDA”

    Evrensel bilgiyi üreten bir toplum olamadığımızı belirten Prof. Dr. Fahrettin Keleştimur, bilim adamlarında bulunması gereken özellikleri de sıraladı. “Bilim adamı münevver, entelektüel, serbest düşünce sahibi, ön yargısız olmalı” diyen Keleştimur bir aydının içinde bulunduğu toplumu iyi tanıması gerektiğini vurguladı ve Türkiye’nin kendi değerlerine uzaklaştığını hatırlatarak “Kendi değerlerine bu kadar uzaklaşan başka bir millet yok” dedi.

    “EVRENSEL BİLGİYİ ÜRETMEK İÇİN NE YAPILMALI?”

    Bilim adamının merak ve tecessüs sahibi olmasının elzem olduğuna da dikkat çeken Keleştimur, evrensel bilgiyi üretmek için öncelikle kavgayı ve çatışmayı bırakmak gerektiğini kaydetti. Değişim ve gelişimin sürekliliğinin sağlanmasını tavsiye eden Keleştimur, “Öğrenci olmadan, öğretmenin olmasının bir anlamı yoktur bu yüzden bilgiyi paylaşmaktan kaçınılmaması gerekmektedir” dedi.

    Türkiye’de araştırıcı bilim insanı bulma konusunda sıkıntılar yaşandığını söyleyen Keleştimur, açık görüşlü aydın bilim insanı yetiştirmenin devlet politikası olması gerektiğine dikkat çekti ve bu konuda ciddi çalışmalar yapıldığının müjdesini verdi.

    “TÜSEB TÜRKİYE’NİN BİRÇOK SORUNUNA DERMAN OLACAK”

    TÜSEB hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Fahrettin Keleştimur, Türkiye’nin sağlık alanında karşı karşıya kaldığı sorunları çözmek ve olası sorunlar için tedbir almak amacıyla TÜSEB’in kurulduğunu anlattı.

    NEÜ Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Şeker de, Prof. Dr. Keleştimur’u üniversitelerinde görmekten dolayı büyük mutluluk duyduklarını ifade etti. “TÜSEB Türkiye’nin birçok sorununa derman olacak” diyen Rektör Şeker, NEÜ’nün de bu süreçte ortak projelerle TÜSEB’in yanında olacağını vurguladı.

    Program hediye takdimi ile sona erdi.