Etiket: Sağlık

  • Süs havuzları mikrop saçıyor

    ERZURUM (İHA) –

     

    Yaz aylarının gelmesiyle birlikte süs havuzlarında serinlemek isteyen çocuklarr için uzmanlardan uyarı geldi.

     
    Süs havuzlarına giren çocuklara ve ailelerine uyarılarda bulunan uzmanlar, “Bu süs havuzları kontrolleri yapılmayan, ilaçlanmayan, bakımı yapılmayan, her türlü dışarıdan bakteri bulaşmaya açık havuzlar. Buralar bir anlamda mikrop yuvası. Çocukların kesinlikle bu süs havuzlarına girmemelerini öneriyoruz. Bu havuzların takibi bakımı yapılmadığı gibi güvenlik önlemleri de yok. Ailelerin bu konuda duyarlı olmaları gerekiyor. Çocuklarını bu havuzlardan uzak tutmaları gerekiyor. Havuzların sağlık açısından değerlendirilmesinin yapıldığı gibi emniyet açısından da değerlendirilmesi gerekiyor.” dediler.

  • Doktoru darp eden ‘zor’ hapsi yatacak

    Doktoru darp eden ‘zor’ hapsi yatacak

    Sağlık personeline saldırıyı caydırmak için TCK’nın 265. maddesine zor hapsi eklenecek. Saldırgan 1 haftadan 6 aya kadar hapis cezası alacak.

     

    Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), özellikle sağlık çalışanlarının gördüğü şiddet üzerine tasarı hazırladı. Görevi başındaki kamu çalışanını darp ederek yaralayan kişiye zor hapsi verilecek. Bu suç nedeniyle hâkim karşısına çıkan zanlı 1 haftadan 15 güne, 1 aydan 3 aya, 3 aydan 6 aya kadar tutuklu kalması cezasına çarptırılacak. Düzenleme en çok sık sık şiddet mağduru olan sağlık çalışanlarını koruma altına almış olacak. Gaziantep’te Doktor Ersin Arslan’ın, 2012’nin sonunda görevi başındayken uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybetmesi, ‘sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin ulaştığı en son nokta’ olarak kayıtlara geçti. TBMM çatısı altında kurulan ver sağlık çalışanlarına dönük saldırıları araştıran komisyon konuyla ilgili çarpıcı bir rapor hazırladı. Komisyon raporuna göre, geçen yıl hayata geçirilen ve şiddet gören sağlık çalışanlarının şikâyetlerini ilettiği ‘beyaz kod’ birimine son altı ayda 4 bin 342 vaka yansıdı. Olayların yüzde 33’ünü fiziksel, yüzde 67’sini ise sözlü saldırılar oluşturdu. Şiddete maruz kalanların yüzde 56’sı kadın, yüzde 44’ü ise erkek. Olayların yüzde 33’ü acil servislerde, yüzde 31’i polikliniklerde, yüzde 16’sı da klinik servislerde yaşandı.

     

     

     


    BERAATA SON 

    Rakamlar EGM üst yönetiminde masaya yatırıldı. Gelinen durum üzerine bu ve benzer olayların yaşanmaması ve saldırıları gerçekleştirenlerin ilk yargılamada serbest kalarak kamu vicdanının yara almaması için çözüm geliştirdi. Konuyla ilgili caydırıcılık oluşturması için zor hapsi formülü gündeme geldi. TCK’nın 265. maddesini oluşturan ‘Görevi Yaptırmamak İçin Direnme’ kısmına yeni bir madde eklemek için çalışma yapıldı. Hazırlanan kanun maddesi tasarısına göre kamu görevlisinin görevini yapmasını engelleyerek şiddet gösteren kişiye zor hapsi verilmesini öngörüyor. Tasarıya göre devlet memurunu darp eden kişi hâkim karşısına çıkınca ‘1 haftadan 15 güne, 1 aydan 3 aya, 3 aydan 6 aya kadar tutuklu’ kalması hükmü yiyecek. Zor hapsi adı verilen yeni düzenlemeyle sıkça rastlanan öğretmen doktor yada sağlık çalışanını darp eden şüpheli bu sürelerde cezaevine girecek. EGM maddeye son halini verip Adalet Bakanlığı’na gönderecek. TCK’nın 265. maddesi kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır hükmünü içeriyor. EGM’nin teklifi ile kanunda değişiklik yapılması halinde bu kişiler ilk yargılamada belirli sürelerle cezaevine gönderilecek. Üst düzey bir yetkili özellikle sağlık çalışanlarına şiddetin geldiği durumun üzüntü verici olduğunu olayların önemli bir kısmında zanlıların yargılaması devam etse bile serbest kalmasının kamu vicdanının yaraladığını belirtti. 

     

     

     

    MAĞDUR SAĞLIKÇILAR FİLMDE OYNADI
    Sağlık-Sen, yaşadıkları şiddetin önlenmesi için sağlık çalışanlarının fedakârlıklarını gözler önüne seren film hazırlattı. Hastalar için yardıma koşarken kimi zaman hayatını kaybeden kimi zaman da sakat kalan sağlıkçıların filme çekilen gerçek hikayeleri yürek burktu. 12 Mayıs Hemşireler Günü’nde gösterilecek olan “Bedel Ödeyenler” filmiyle ilgili açıklama yapan Sağlık-Sen Genel Başkanı Metin Memiş, “Kamu görevlilerine şiddet uygulayanlar için özel savcılıklar kurularak davalar hızla sonuçlandırılmalı ve bunlar kamuoyuna duyurulmalı” dedi. Memiş’in verdiği bilgiye göre filmde, Van depreminde yeğenini kaybetmesine rağmen görevine devam eden acil tıp teknikeri Ayşegül Savcı, ambulans kazası sonucu felç kalan hemşire Sevilay Erkan ile Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastasından kaptığı virüsle yaşamını kaybeden ebe Nazlı Yazıcı’nın öyküsü paylaşılıyor.

  • Keneden yılın ilk ölümü

    Keneden yılın ilk ölümü

    Tokat’ta, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) Hastalığı şüphesi ile tedavi gören yaşlı adam hayatını kaybetti.

     

    Edinilen bilgiye göre, Tokat’ın Pazar ilçesine bağlı Dereköy beldesinde hayvancılıkla geçimini sağlayan Gazi Kalıner’in (60) koltuk altınkene yapıştı. Koltuk altını kaşırken keneyi fark edemeyen Kalıner, yaklaşık 9 gün sonra rahatsızlanınca Turhal Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Buradan GaziosmanpaşaÜniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Tıp Fakültesi’ne sevk edilen yaşlı adama yaklaşık 30 ünite kan verildi. Yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayan Kalıner, gece yarısı hayatını kaybetti. Yaşlı adamın cenazesi sabahım erken saatlerinde hastane morgundan alınarak görevlilerin gözetiminde tabutla birlikte toprağa verildi.

     

     

    Dereköy beldesinde tek başına yaşadığı öğrenilen tek çocuk babası Kalıner’in keçi besleyerek geçimini sağladığı bildirildi. Dereköy Beldesi Mahalle Muhtarı Hasan Yarıcı, vücuduna kene yapışan vatandaşların tüm uyarılarına rağmen keneyi kendilerinin çıkarttığını söyledi.

  • Baro, sağlıkta ‘şifa’ dedi

    ERSİN ÖZTÜRK
    ERZURUM (İHA) –

     

    Erzurum Barosu, Özel Şifa Hastanesi ile “Sağlık hizmet alım” protokolü imzaladı.

     

     

    Erzurum Baro Başkanı Faruk Terzioğlu, “Biz indirimden faydalanmak istediğimiz için değil iyi ve güvenilir hizmetten faydalanmak için bu protokolü imzaladık. Gerek doktor ve uzman kadrosu olsun gerekse güler yüzlü çalışanları olsun bizim bu anlaşmayı yapmamızdaki en büyük etkendir.” dedi.

     

     
    Özel Şifa Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Sabahattin Dalga ise,” Bu protokol Şifa Hastanesinin Erzurum’da gerçekleştirdiği ikinci kurumlar arası protokoldür. İlkini Erzurum TRT İl Müdürlüğü ile yaptık. Bu ikinci anlaşmamız olacak ve bunu çoğaltmayı düşünüyoruz. Baromuzla yapacağımız protokolün amacı, zamanlarının büyük bölümünü adliye koridorlarında koşturmakla geçiren baroya kayıtlı çalışanların bürokratik formalitelerle boğmadan en hızlı bir şekilde sağlık hizmeti almalarını sağlamaktır. Biz bu protokolle baroya kayıtlı çalışanlara hastanemizdeki son teknolojik imkanlardan faydalanarak, kendilerine yardımcı elemanlarımız eşliğinde gün içerisinde verileri yaptırma kolaylığı sunarak, zaman kaybetme sendromu yaşatmamış olacağız. Baroya kayıtlı olarak çalışanlara yüzde 10 ile 20 arasında da bir indirim sunacağız.” şeklinde konuştu.

  • Nanoteknoloji ve Kanser konferansı

    Nanoteknoloji ve Kanser konferansı

    Güneş Vakfı tarafından düzenlenen geleneksel Cuma konferanslarının bu haftaki konuğu Erzurum Teknik Üniversitesi Fen Fakültesi Dekan Yardımcısı, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hasan Türkez oldu.

     
    Güneş Vakfı Genel Merkezi’nde düzenlenen ve yoğun ilgi gören konferansta konuşan Erzurum Teknik Üniversitesi Fen Fakültesi Dekan Yardımcısı, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hasan Türkez, “Nanoteknolojinin gelişmesine bağlı olarak daha ulaşılabilir, daha güçlü ve daha yok edici atomik silahlar ile pahalı nanoteknoloji ürünü sahiplerinin hegamonyasının bu teknolojinin istenmeyen sonuçları olduğunu ayrıca bazı pazarlarda (yağ ve mücevher gibi) radikal değişimlerin görülebileceğini ve buda işsizlik artışına neden olabilir. Diğer taraftan söz konusu nanoparçacıkların ve bunların muhtevalarında yer aldığı nanoteknoloji ürünlerinin insan ve çevre sağlığı üzerinde ciddi olumsuz etkilerinin bulunması bu teknolojiye pozitif bakışın değişmesine neden olacağı düşünülmektedir. Nanoteknoloji temelli ya da nanoparçacık içeren ticari ürünlerin sayısının ve üretimlerinin hızlı bir biçimde artışı başta işçiler olmak üzere tüketicileri ve çevreyi nanoparçacık maruziyetinden sakınmayı imkânsız kılmaktadır. Geniş uygulama alanlarına sahip nanoparçacıkların geliştirilebilmesi için, bu nanoparçacıkların insan sağlığı ve çevre üzerindeki potansiyel risklerinin dikkate alınarak çok boyutlu değerlendirilmesi gerektiğini nitekim son çalışmalar nanoparçacıklar tarafından oluşturulan hava kirliliğinin akciğerlerde fonksiyon kayıplarına yol açarak akciğer ve kalp hastalıklarından ölüm olasılığını artırdığını ortaya koyduğunu. Üstelik kan beyin bariyerini kolaylıkla geçebilen bu parçacıkların beyinde de ciddi yan etkilerinin olabileceğinin ortaya konduğunu, üstelik nanopartikül maruziyeti sonrasında genetik hasarlar ve buna bağlı olarak kanser gelişimine ait sonuçların gözlendiği ve ticari olarak kullanılan çeşitli nanoparçacığın insanda genetik yapıyı olumsuz etkilediğini farklı üniversitelerdeki araştırmacılardan oluşturdukları özel bir ekiple 2007’den bu yana yürüttükleri çeşitli araştırmalar ile ortaya koymaktalar, ancak bu risk analizlerinin henüz istenen sayıda olmadığını sayısal verlerle ortada. Günümüzde ticari olarak kulanılmakta olan yaklaşık 150 farklı nanoparçacıktan sadece yüzde 14’ünün genetik hasar ve yüzde 9’unun kanser oluşturma potansiyellerinin araştırıldığını geriye kalan yaklaşık %90’lık dilimde yer alan nanoparçacık türlerinin henüz etkilerinin ortaya konulmadığını ve bunun nanoteknolojiyi çıkmaza sürükleyen en önemli sorun olarak gördüklerini, tüm olumsuzluklarına rağmen bu teknoloji yarışında geri kalmamamız ve nanoteknoloji üretmemiz gerekmektedir. Nanoteknolojiyi insan ve çevre sağlığı üzerinde ciddi tehdit unsuru olmaktan çıkarıp topluma faydalı ürünlere dönüştürmenin yolunun biyo-güvenilir olduğu belirlenen nanoparçacıklar üzerinde çalışmaktan geçmektedir. Bu konuda keşfedilecek güvenilirlik test stratejilerinin ve yüzey mühendisliği alan bilgilerinin çok gerekli oluğu.” şeklinde konuştu.