Etiket: Sağlık-Sen

  • Sağlık-Sen Genel Başkan Yardımcısı Aziz Aslan:

    Memur Sendikaları Konfederasyonu’na (Memur-Sen) bağlı Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları (Sağlık-Sen) Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Aziz Aslan, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırıyla ilgili Alevilere sağduyu çağrısında bulunduğu konuşmasında terör örgütlerine ilişkin, “Bunlar aynı kaynaktan besleniyor. Bunların ipi o küresel ağabeyleri dediğimiz emperyalist güçlerin elindedir” dedi.

    Sağlık-Sen Genel Başkan Yardımcısı Aziz Aslan, sendikal faaliyetlerde bulunmak üzere Muş’a geldi. Ziyaretler öncesi düzenlenen basın toplantısında konuşan Memur-Sen İl Başkanı ve Sağlık-Sen Muş Şube Başkan Fehmi Kuzey Vurar, şu anda bölgede ciddi anlamda PKK ve DEAŞ terör örgütleri tarafından saldırı yapıldığını söyledi. Van’da gerçekleştirilen STK mitingine dikkat çeken Fehmi Kuzey Vurar, “Ülkemiz zor bir süreçten geçiyor. 15 Temmuz’da başlayan ülkeyi işgal girişimi ile gelişen olaylarla ve şu an bölgemizde de ciddi anlamda PKK ve DEAŞ terör örgütleri tarafından yapılan saldırılarla tüm halkımızı tehdit etmektedir. Bölge halkı olarak, bölge STK’ları olarak bin 713 STK olarak Van’da teröre karşı hepimiz dik durduğumuzu ve birlikte artık bu bölgede terörü istemediğimizi, bu bölgede kardeşliğin yeşermesini istediğimizi ve bu nedenle artık bölge halkının huzura kavuşmasını, bölgenin artık gelişmesini ve gerçekten anne, babaların çocuklarının meslek hayallerinin gerçekleşmemesi kursaklarında kalıyor. Kendi halkını öldüren örgüt, hiçbir zaman masum olamaz ve hakkı arayamaz. Bu nedenle bizler bölge halkı olarak terörün her türlüsüne dik duracağımızı, sesimizi her zaman yükselteceğimizi buradan tekrar belirtiyorum” dedi.

    “İnsanlıktan nasibini almamış bir değil birkaç örgütle maalesef karşı karşıyayız”

    Sağlık-Sen Genel Başkan Yardımcısı Aziz Aslan ise sabah saatlerinde Cizre’de Çevik Kuvvet Müdürlüğü binasına yapılan saldırıya dikkat çekerek, “Maalesef bu bölgedeki patlamalar nedeniyle belki de sözün bittiği yerde konuşuyoruz. Son olaylar da özellikle manidardır. 15 Temmuz başarısızlığından sonra kör, sağır, vahşice, insanlıktan nasibini almamış bir yöntemle insanların yaşam alanlarını girerek patlattığı bombalarla İslam savaş hukukunda olsun, beşeri savaş hukuklarında dahi dokunulmazlıkları olan masum insanları bile öldürecek kadar canileşen, vahşileşen, insanlıktan nasibini almamış bir değil birkaç örgütle maalesef karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.

    “Bunların üst kimliği aynıdır”

    PKK, DEAŞ ve FETÖ’nün üst kimliğinin aynı olduğunu dile getiren Aslan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu eylemleri bugün bizim adımıza yapıyorsanız ne ölün, ne de öldürün. Bizimle bir bağlantınız yoktur bu noktaya kadar gelindi. Biz silahla, şiddetle hiçbir hak arama mücadelesinin sonuca gitmeyeceğini, bu yöntemin bir hak arama mücadelesi olmadığını, tam tersi eğer bir hak peşindeysek, eğer bir kazanım peşindeysek, eğer bir talebimizin yerine gelmesi noktasında onun için çaba sarf ediyorsak, bunlar bunun tam karşısında durmuş, bunun gerçekleşmemesi için en büyük engeldir. Bizim haklarımızın elde edilmesi noktasındaki en büyük ihanet şebekesi bugün DAİŞ’tir, PKK’dır, FETÖ terör örgütüdür ve bunların üst kimliği aynıdır. Bunlar aynı kaynaktan besleniyor. Bunların ipi o küresel ağabeyleri dediğimiz emperyalist güçlerin elindedir. Birini nasıl çekeceğini, diğerini nasıl yumuşatacağına onlar karar veriyor. Bu halk bunu hak etmiyor. Bunu bize reva görenler kusura bakmasın bu saatten sonra bizim adımıza hiçbir yetkiye sahip değilsiniz diyoruz. Bunu böyle bilmelerini istiyoruz. İnanıyoruz ki bu artık onların son çırpınışlarıdır. Bu halk artık bunları tanıdı, teşhisini koydu reçetesini de, tedavisini de ona göre yapacak bunu bilmelerini istiyoruz” dedi.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırıyla ilgili de konuşan Aslan, “Gündemi saptırmak için veya belirli bir kesime ortalığı bulanıklaştırmak için her türlü manevra peşindeler. Kılıçdaroğlu’nu şu anda tam da Alevi kesimin bu yapıdan nemalanması için yapılan saldırıyı da o minvalde düşünüyorum. Alevilerin biraz daha duyarlı, biraz daha bu olayı sahiplenmeli. Çünkü sağduyulu insanların PKK’dan, BDP’den kopmaya başladığını onlar fark ettiler. Batman’da, Ağrı’da yapılan toplantılara kimseyi, bütün belediyelerin zorlamalarına rağmen alana çekemedikleri insanları bu manevralarla çekmeye çalışacaklar. Biz bunlara Allah’ın izni ile müsaade etmeyeceğiz. Bunu böyle bilsinler. Bu artık bizim sorumluluğumuzdur. Sivil toplum olarak bunu herkes böyle düşünüyor. Söz konusu vatan, milletimiz olunca, insanımız olunca gerisini kusura bakmasınlar müsaade etmeyiz” şeklinde konuştu.

  • Sağlık-Sen Genel Başkan Yardımcısı Aziz Aslan:

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası (Sağlık-Sen) Genel Başkan Yardımcısı Aziz Aslan, “Silah ve şiddet hiçbir zaman hak arama yöntemi değildir. Eğer hakkınızı arıyorsanız, eğer bir hakkı kazanmak için mücadele ediyorsanız, bunun yöntemi konuşarak, siyaset sanatıyla ancak elde edebiliriz. Tam tersi silah ve şiddet, hak arama mücadelesinin en büyük engelidir. Hatta en büyük ihanet şebekesidir” dedi.

    Bitlis İl Sağlık Müdürlüğü toplantı salonunda sendika üyeleriyle bir araya gelerek açıklamada bulunan Aslan, “Terörün hangi cinsi olursa olsun, kime hizmet ederse etsin, şunu aklımızdan çıkarmamak gerekiyor. Silah ve şiddet hiçbir zaman hak arama yöntemi değildir. Eğer hakkınızı arıyorsanız, eğer bir hakkı kazanmak için mücadele ediyorsanız, bunun yöntemi konuşarak, siyaset sanatıyla ancak elde edebiliriz. Tam tersi silah ve şiddet, hak arama mücadelesinin en büyük engelidir. Hatta en büyük ihanet şebekesidir. Allah kimseyi devletsiz bırakmasın. Eğer devletsiz kalırsanız, eğer şiddet ve silahla bir yönteme başvurursanız, ister ulus adına, ister din adına, ister kimlik adına, verdiğiniz mücadele şiddete dönmüşse bu tahripkardır. Sonuç itibariyle ulusunuz da gider, dininizde gider, kimliğinizde gider. Daha önemlisi insanlığınız da gider” dedi.

    15 Temmuz darbe girişimde en büyük unsurun Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan olduğunu ifade eden Aslan şöyle devan etti:

    “Darbeciler cumhurbaşkanını hesaba katmadı. Belki sıradan bir cumhurbaşkanı gibi düşündüler. Onların hesap etmediği bir şey vardı. Cumhurbaşkanımızın aynı zamanda bir halk hareketinin lideri olduğunu unuttular. Dolayısıyla bir telefona çıkmakla halkı sokaklara çağırarak en büyük dersi vermiş oldu. Ülkemiz son günlerde sıkıntılı geçtiği bir gerçektir. Özellikle 15 Temmuzdan sonra manidar bir şekilde artan olayların gözdağı, belki de eşi benzeri olmayan terör olaylarıyla karşı karşıyayız. Bunlar ahlakı, vicdani ve İslami değil hiçbir olumlu yapıda nasibini almamıştır. Geriye dönüp baktığımızda cidden kaybettiğimiz bu 30 yıllık süreç içerisinde verilen bu savaş gerçekçi, bir hak arama mücadeleci ve bir özgürlük mücadelesi olmadığı, temel hak ve hürriyetlerden tamamen uzak tamamen emperyalist güçlerin tasarladığı bir Türk ve Kürt çatışmasından yararlanarak ülkeyi kaosa götüren bir projedir. Buradaki amaç Türkiye’yi tabiri caizse bir buz devleti haline getirip Dünya ülkeleri gözünde itibarsızlaştırmaktır. Bugün gelinen noktada ise FETÖ’nün DAEŞ ve PKK’nın beslendiği kaynağın emperyalist güçlerin aynı kaynak olduğu ortaya çıktı. Ayrıca bu terör örgütlerinin o hain şebekesinin taşeronluğu yaptığı da ortaya çıktı.”

  • Sağlık-Sen Genel Başkan Yardımcısı Abdülaziz Aslan:

    Sağlık-Sen Genel Başkan Yardımcısı Abdülaziz Aslan, FETÖ’nün devlet kurumlarından temizlenmesi için başlatılan sürecin çok titiz yürütülmesi gerektiğini ifade ederek, “Kurunun yanında yaşın da yanmaması için gerekli hassasiyetin gösterilmesi lazım” dedi.

    Sağlık-Sen Genel Başkan Yardımcısı Abdülaziz Aslan, 15 Temmuz darbe girişimini ve 15 Temmuz’dan sonra yaşanan süreci değerlendirmek üzere Sağlık-Sen Malatya Şubesini ziyaret etti.

    Genel Başkan Yardımcısı Abdülaziz Aslan’ı Sağlık-Sen Malatya Şube binasında, Sağlık-Sen Diyarbakır Şube Başkanı Nurhak Ensarioğlu, Sağlık-Sen Malatya Şube Başkanı Mehmet Bingöl, Şube Yönetim Kurulu Üyeleri ve sendika üyeleri karşıladı.

    Değerlendirme toplantısında ilk olarak Sağlık-Sen Malatya Şube Başkanı Mehmet Bingöl söz aldı. Bingöl, 15 Temmuz’da darbe girişimi gerçekleştiren Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması(FETÖ/PDY) ile mücadele kapsamında suçsuz olan sağlık çalışanlarının mağdur olmaması için böyle bir toplantı düzenlediklerini ifade etti.

    “Üyelerimizle darbeye karşı direnç gösterdik”

    Sağlık-Sen Malatya Şubesi olarak 15 Temmuz darbe girişimine karşı duyarlı bir mücadele sergilediklerini ve üyelerle birlikte meydanlara indiklerini belirten Bingöl, “Malatya halkı bu darbe girişimine karşı büyük bir mücadele sergiledi ve tüm milletimizin de dik duruşuyla bu girişim engellendi. Bu önümüzdeki süreçte de örgüt mensuplarının temizlenmesi açısından inşallah araştırmalar iyi yapılır ve devlete sızan bu örgüt bir an önce ortadan kaldırılır. Tabi tüm bunlar yapılırken kurunun yanında yaşın da yanmaması için ciddi bir hassasiyet gösterilmesi ve suçsuz insanların mağdur olmaması lazım” dedi.

    “Darbeciler 3 şeyi hesaplayamadı”

    15 Temmuz darbe girişimi değerlendirerek sözlerine başlayan Sağlık-Sen Genel Başkan Yardımcısı Abdülaziz Aslan ise, FETÖ’nün bazı şeyleri hesaplayamadığını dile getirerek “15 Temmuz’da bir darbe girişimi yaşandı. Bu hain darbe girişimini yapanlar akılları sıra bir darbe yapacaklarını ve ülkeyi işgal edeceklerini zannettiler ama onlar Allah’ın da bir hesap yaptığını unuttular ve bunu unuttukları için de başaramadılar. Bunların hesap edemediği bir diğer şey de milletti, bunlar 60 ve 80’deki gibi namluları millete çevirince milletin korkup evlerine saklanacağını zannettiler ama millet büyük bir cesaret sergileyerek bunların tüm planlarını altüst etti ve darbeyi etkileyen diğer bir neden oldu. Bunların hesaplayamadığı bir nokta da askeriyenin içindeki milletini, vatanını seven gerçek askerlerdi. Onlar emrivaki yapınca bütün her şeyi ve herkesi kontrol altına alacaklarını sanıyorlardı ama gerçek askerler buna izin vermedi ve nihayetinde saydığımız bu etkenlerden dolayı darbe girişimi hedefine ulaşamadı” dedi.

    “Tepkiyle değil hukukla mücadele edelim”

    FETÖ’nün devlet kurumlarından temizlenmesi sürecinin çok titiz yürütülmesi gerektiğinin altını çizen Aslan, “Her ne kadar 15 Temmuz darbe girişimini atlatsak da bunun artçı sarsıntıları devam ediyor. 15 Temmuz sürecinden sonra üzerinde çok büyük bir hassasiyet gerektiren bir konu var, o da bu örgütle mücadeledir. İslam ve beşeri hukuka göre bir kimse suçu ispat edilinceye kadar masumdur. Biz bugün bunlarla etki-tepki ilkesine göre değil de hukuk devleti ilkesine göre mücadele etmeliyiz. Evet, ortada bir virüs var ve biz asla bu virüse müsamaha gösterilsin demiyoruz ama bu virüsü temizlerken kurunun yanında yaşın da yakılmamasını ve bu sürecin titizlikle yürütülmesini istiyoruz. Bu süreçte suçlu, suçsuzdan ayrılmalı, somut ve güçlü deliller olmadıkça kimseyi suçlamamalı ve kimseyi mağdur etmemeliyiz. Ben, devletin bu konuda hassas davranacağına eminim” ifadelerini kullandı.

    6 bin sağlık çalışanı açığa alındı

    Suçsuz olan sağlık çalışanlarının mağdur olmaması için Sağlık-Sen olarak bakanlıklarla irtibat halinde olduklarını kaydeden Aslan “Biz Türkiye’nin 81 ilinde örgütlenmiş bir sendikayız ve sendika olarak bakanlıklarla iletişim halindeyiz. Bir yerde mağdur olan bir çalışanımız olmaması için bakanlıklarla sürekli irtibat halindeyiz. Şu ana kadar Türkiye genelinde yaklaşık 6 bin sağlık personeli açığa alındı. Bunların içinde mağdur olanlar olmasın diye sıkı bir çalışma yürütüyoruz” diye konuştu.

  • Sağlık-sen Genel Başkanı Memiş’ten Bakan Akdağ’a Ziyaret

    Sağlık Bakanı Recep Akdağ, sağlık çalışanlarının sorunları ile ilgili, “Sorunların çözümünde karşılıklı işbirliğine önem veriyoruz. İletilen konuları inceleyip, en kısa sürede hem imkan hem de yetkilerimiz ölçüsünde gerekli çalışmaları yapacağız” dedi.

    Sağlık-Sen Genel Başkanı Metin Memiş, Sağlık Bakanı Recep Akdağ’a yeniden bakan olması sebebiyle hayırlı olsun ziyaretinde bulundu ve sağlık çalışanlarının taleplerini iletti. Ziyarette Sağlık-Sen’in çalışmaları hakkında bilgi veren Memiş, yıpranma payı, sağlık çalışanlarının emekli maaşlarında artış yapılması, bütün sözleşmelilerin kadroya alınması ve sağlık çalışanlarının ek ödemelerinden kesilen verginin kaldırılması konularındaki talepleri dile getirdi. Lisans tamamlamada yaşanan sorunları da aktaran Memiş, 112 çalışanlarının yemek sorununun çözülmesini, süt izinlerinden döner sermaye kesilmemesini, döner sermaye sisteminin yeniden ele alınması ve hakkaniyet esasının gözetilmesini, aile hekimlerinin nöbet sorunu gibi konuları Bakan Akdağ’a iletti. Geçen yıl yapılan ’Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavı’nın hem yapılma aşaması, hem değerlendirme aşaması, hem de yerleştirme sonrası boş kalan kontenjanlar sebebiyle beklentiyi karşılamadığına vurgu yapan Memiş, bu yıl da yeni bir sınav yapılması gerektiğini kaydetti. Bu yönde büyük bir beklenti olduğunu belirten Memiş, verilecek müjdenin sağlık çalışanlarını memnun edeceğini söyledi.

    Memiş, sağlık çalışanlarına yönelik açıklanan nöbete dayalı yıpranma payının beklenti ve taleplerden uzak olduğunu ayrıca 5510 Sayılı SGK Kanunu’nun 40’ıncı maddesiyle İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliği’yle uyuşmadığını vurguladı. Bütün sağlık çalışanlarını kapsayacak bir yıpranma payı düzenlemesinin yıl sonuna kadar hayata geçmesi gerektiğini söyleyen Memiş, geçen sürenin çalışanların aleyhine olduğunu ifade etti.

    “BÜTÜN SAĞLIK ÇALIŞANLARININ EMEKLİ MAAŞLARI ARTIRILMALI”

    Hekim ve diş hekimlerinin emekli maaşlarının artırılacağına yönelik yapılan açıklamayı kendilerinin de memnuniyetle karşıladıklarının altını çizen Memiş, bunun bütün sağlık çalışanlarını kapsaması gerektiğini kaydetti. Memiş, “Kadro konusunun da bir an önce hayata geçmesi gerekiyor. Taşerona iktidarımız kadro sözü verdi, 4/C’lilere kadro verilmesi de toplu sözleşmede kabul edildi. Bu çalışmalar da maalesef yavaş gidiyor. Yapılan kadro düzenlemesinin 4/B’liler, vekil ebe hemşireler, kamu dışı aile sağlığı merkezi çalışanlarıyla, ASBP’deki ek ders karşılığı görev yapanları kapsaması da gerekmektedir” şeklinde konuştu.

    375 sayılı KHK uyarınca ödenmekte olan ek ödemenin damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmamasına karşın döner sermayeden ödenen ek ödemenin gelir vergisine tabi tutulduğunu söyleyen Memiş, şöyle devam etti:

    “Bu uygulamadan vazgeçilmesi gerekiyor. Sağlıkta şiddetin önlenmesi için kalıcı tedbirler alınmalı ve yasal düzenlemelerin hayata geçmesinin yanı sıra uygulanmasındaki kararlılığın sürmesi de önemli. Aile hekimlerinin nöbet sorunu var bu konunun tekrar değerlendirilmesini istiyoruz. Toplu sözleşmede imza altına alınmasına karşın 112 çalışanlarının yemekleri konusunda uygulamada sorunlar var, bu da acil çözüm bekleyen bir konu. Süt izinlerinden döner sermaye kesilmemesi, sözleşmeli yöneticilerin yıllık izinlerinden döner sermaye kesilmemesi taleplerimiz var.”

    Bakan Akdağ ise, Sağlık-Sen’in ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Daha önceki bakanlığım ve bakanlık sonrası dönemde Sağlık-Sen’in çalışmalarını yakinen takip ettim ve biliyorum. Bakanlığım döneminde sağlık çalışanlarının sorunları, çözüm önerileri konularında ortak birçok çalışma yaptık. Sağlık çalışanlarının yetkili sendikası olarak bize aktardığınız sorunlarla çözüm önerilerini önemsiyoruz. Biz de sorunların çözümünde, karşılıklı işbirliğine önem veriyoruz. İletilen konuları inceleyip, en kısa sürede hem imkan hem de yetkilerimiz ölçüsünde gerekli çalışmaları yapacağız” diye konuştu.

    Ziyarette Sağlık-Sen Genel Başkan Vekili Semih Durmuş ile Genel Başkan Yardımcıları Kemal Çırak, Himmet Bayar, İdris Baykan, Mustafa Örnek ve Abdülaziz Aslan da hazır bulundu.

  • Sağlık Çalışanları Yine ‘Sağlık-sen’ Dedi

    Sağlık ve sosyal hizmet alanında genel yetkili sendika yine 233 bin 650 üye ile Sağlık-Sen oldu. Sağlık-Sen, geçen yıl 211 bin 448 olan üye sayısını 233 bin 650’ye çıkardı. Sağlık ve Sosyal Hizmet Kolu’ndaki diğer iki sendikanın toplam üye sayısından daha fazla üyeye ulaşan Sağlık-Sen, 2009 yılında elde ettiği yetkiyi, bu yıl da sürdürmüş oldu.

    Sağlık-Sen’e en yakın sendikanın üye sayısı yaklaşık 96 bin 400, diğer sendikanın üye sayısı ise 39 bin 130 civarında. En yakın iki sendikanın toplam üye sayısı 135 bin civarında olurken, Sağlık-Sen iki sendikanın toplam üye sayısından yaklaşık 100 bin fazla üyeye sahip oldu. Bu yıl üye sayılarında dikkat çeken bir ayrıntı ise, diğer iki sendikanın üye kaybetmesi oldu.

    Sağlık-Sen Genel Başkanı Metin Memiş yaptığı açıklamada, bu sonucun gece gündüz demeden sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının sorunlarının çözümü için çalışan Sağlık-Sen ailesinin bir başarısı olduğunu söyledi. Sağlık-Sen sürekli üye artışı yaparken, rakip sendikaların üye kaybetmesinin sağlık çalışanlarının görüşünü yansıtması bakımından anlamlı olduğunu söyleyen Memiş, “Ortaya çıkan tablo, biz çalışıp kazanım elde ederken, çamur atıp, tutmazsa izini bırakarak karalama derdinde olanlara sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının verdiği en büyük cevaptır” şeklinde konuştu.

    Sağlık-Sen olarak sendikacılığı ücret boyutuna hapsetmediklerini söyleyen Memiş, “Sorunlardan beslenmek yerine, sorunların çözümüne yönelik çalışmalar yapıyor, ilgili kurum ve kuruluşlarla sorunların çözümü için çalışmalar yürütüyoruz. Bazılarının hayalini bile kuramayacağı kazanımlar elde ediyoruz. Olmaz denilen lisans tamamlama hayata geçti, kreş konusunda bakanlık genelge yayınladı. Yıpranma payı konusunda önce sözünü aldık, ardından da toplu sözleşmede karar aldırdık, bu yılsonuna kadar bütün sağlık çalışanlarının yıpranma payı almasını sağlayacak düzenlemenin hayata geçmesi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi.

    Memiş, elde ettikleri her kazanımın diğer sendikalar tarafından ideolojik körlük içinde eleştirilip değersizleştirilmeye çalışılmasının, bu sendikaların kendi üyeleri tarafından da diğer sağlık çalışanları tarafından da kabul görmediğinin ortaya çıktığını ifade etti.

    Sorunların çözümü için her platformu değerlendirdiklerini söyleyen Memiş, öncelikli konularının yıpranma payının hayata geçmesi, ek ödemelerin emekliliğe yansıması ve sağlık çalışanlarının emekli maaşlarının yükseltilmesi olduğunu kaydetti.