Etiket: Sağlığınız

  • Sağlığınız için yeni yıla gözü tok girin

    BURSA (İHA) – Besleme ve Diyet Uzmanı Tuğba Küçük, yılbaşı gecesi ve sonrasında sıkıntı yaşamamak için sofraya gözü tok bir şekilde oturmak gerektiğini söyledi.

    Yılbaşına sayılı günler kala uzmanlar, gün içerisinde ve sonrasında neler yapılacağı konusunda vatandaşları uyardı. Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuğba Küçük, yıl başı gecesi için hazırlanan masaya tok oturulması ve gözün doygun olması gerektiğini söyledi. Küçük, “Yeni yıl coşkusuyla birlikte kişiler günler belki de haftalar öncesinde bu geceye hazırlık yapmaktadır. Eski bir yılı geride bırakıp, yeni yıl için hayaller kuruyorlar. Bu sebeple de o gece için özel yemekler yapılmaktadır. Ama burada özellikle kişinin yediğine ve içtiğine çok fazla dikkat etmesi gerekmektedir. Bu geceyi düşünen insanlar akşam nasıl olsa fazla yiyeceğim diyerek gün boyu kendini aç bırakıyor. Ancak bu çok yanlış bir düşüncedir. Güne mutlaka sabah dengeli bir kahvaltı ile başlanması gerekmektedir. Kahvaltıyı yaptıktan sonra ara öğünler atlanmamalıdır. Öğle yemeği hafif bir çorba ile geçiştirilebilir. Bunun yanında zeytin yağlı bir sebze yemeği ve hafif bir salata tüketilebilir. Özellikle yıl başı gecesi için sofraya tok karnına oturmak çok önemlidir. Bu yüzden 1-2 saat öncesinden mutlaka bir ara öğün yapılmalı” dedi.

    Yılbaşı sofrasının çeşit çeşit yemekler, meyveler, tatlılar, zeytinyağlılar, asitli ve gazlı içeceklerden oluşacağını belirten Küçük, “Ancak kişinin öncelikle gözünü doyurması çok önemlidir. Tabağımızın yarısını sebze ve salata, diğer yarısını ise hafif atıştırmalıklara ayırabiliriz. Gözümüz ne kadar doygunluk yaşar ise midemiz de o kadar doyacaktır. Yıl başı yemeğine hafif bir çorba ile başlamak önemlidir. Sofranın vazgeçilmezi hindi etinin ise yağsız tarafı tercih edilmelidir. Alkol tüketimine dikkat edilmelidir. Fazla kaçırıldığında sıkıntı olabiliyor” şeklinde konuştu.

    Tatlı ve kuruyemişlere de dikkat edilmesi gerektiğini ifade eden Küçük, “Sütlü hafif tatlılar ve kuruyemiş tokluk hissi vereceği için leblebi tercih edilmelidir. Leblebi, diğer ürünlere göre daha düşük kalorilidir. Bir sonraki gün ise güne güzel bir kahvaltı ve yürüyüş ile başlanmalıdır. Bol sıvı tüketimine de özen gösterilmelidir” diye uyardı.

  • Göz sağlığınız için havuç tüketin

    Uzman Diyetisyen Şebnem Kandıralı Yıldırım, göz sağlığı için havuç tüketilmesinin önemli olduğunu söyledi.

    Uzman Diyetisyen Şebnem Kandıralı Yıldırım, “1 orta boy havuç ya da 1/2 bardak doğranmış havuç 1 porsiyon olup, 30 kaloridir, 6 gram karbonhidrat, 3 gram şeker ve 1 gram protein içerir. Mükemmel bir A vitamini kaynağıdır, 1 porsiyon havuç günlük ihtiyacının %210’unu karşılar. C vitamini ihtiyacının yüzde 6’sını, demir ve kalsiyum ihtiyacının ise yüzde 2’sini 1 porsiyonu ile karşılar. Havuca parlak turuncu rengini veren beta karoten adlı bir antioksidandır. Beta karoten bağırsakta emilir ve sindirim sırasında A vitaminine dönüştürülür. Havuç aynı zamanda lif, E ve K vitamini, potasyum, folat, manganez, fosfor, magnezyum ve çinko gibi birçok vitamin ve mineral içerir” dedi.

    Uzman Diyetisyen Yıldırım, havucun faydalarını şöyle sırayadı:

    “1- Görme fonksiyonunu geliştirir: Havuç beta karotenden zengindir, beta karoten karaciğerde A vitaminine çevrilir. Retina da ise A vitamini rodopsine dünüşür, rodopsin gece görüş için gerekli olan mor bir pigmenttir. Beta karoten aynı zamanda makula dejenerasyonu ve katarakt oluşum riskini azaltır. Yapılan bir çalışmada beta karotenden zengin beslenen bireylerde makula dejenerasyon oluşum riskinin %40 daha az olduğu saptanmıştır.

    2- Kanseri önlemeye yardımcıdır: Yapılan çalışmalar havucun akciğer, meme, prostat ve kolon kanseri riskini azalttığını göstermektedir. Havuç içerdiği falcarinol ve falcarindiol ile antikanser özelliktedir. Falcarinol köklerini mantar hastalıklarından korumak için havuç tarafından üretilen doğal bir ilaçtır. Yapılan bir çalışma havuç tüketen farelerde 1/3 oranında kanser riskinin azaldığını saptamıştır. Sigara içen bireylerde yapılan bir çalışmada havuç tüketmeyen bireylerin, haftada 1 ve üzerinde havuç tüketenlerle karşılaştırıldıklarında akciğer kanserine yakalanma riskinin 3 kat daha fazla olduğu saptanmıştır. Genç erkekler üzerinde yapılan bir çalışma da beta karotenden zengin diyetle beslenmenin prostat kanserine karşı koruyucu rolü olduğunu göstermektedir. Çiğ havuç tüketen kadınlarda meme kanseri gelişme riski hiç tüketmeyenlere göre %5-8 arası daha azdır. Lif zengini havuç tüketimi kolon kanseri riskini %24 oranında azaltır.

    3- Yaşlanmayı yavaşlatır ve sağlıklı bir cilt oluşumunu destekler: Yüksek oranda beta karoten içeriği ile hücre hasarına karşı bir antioksidan görevi görür, hücrelerin yaşlanmasını yavaşlatır. A vitamini ve antioksidanlar güneş hasarına karşı cildi korur. A vitamini eksikliğinde saç, cilt ve tırnaklarda kuruluk görülür. A vitamini erken kırışmayı, akne, kuru cilt, pigmentasyon, lekeler ve düzensiz cilt tonunu önler.

    4- Kalp hastalığı ve inmeyi önler: Yapılan çalışmalar karotenoidlerden yüksek diyetlerin kalp hastalık riskini azalttığı yönündedir. Havuç yalnızca beta karoten değil aynı zamanda alfa karoten ve lutein içerir. Havucun düzenli tüketimi kolesterol seviyelerini düşürür, bu da havucun içerdiği çözünür liflerin (pektin) safra asitleri ile bağlanmasından kaynaklıdır. Yapılan bir çalışmaya göre haftada 6 ve üzerinde havuç tüketenlerin ayda 1 veya daha az havuç tüketenlerle karşılaştırıldığında inmeden zarar görme olasılıkları daha düşük olduğu görülmüştür. Günde 1 avuç inme riskini %68 oranında azaltır.

    5-Vücudu temizler, karaciğer için faydalıdır: A vitamini vücuttan toksinlerin atılmasında karaciğere yardımcı olur. Karaciğerde safra ve yağı azaltır. Havuçta bulunan liflerde kolonu temizler ve atık hareketini hızlandırır. İyi bir lif kaynağı olması nedeniyle yavaş sindirilir ve tok tutar.

    6- Diş ve diş etlerini korur: Havuç dişleri ve ağzı temizler, plak oluşumunu azaltır, tükürük oluşumunu arttırarak alkali ortam sağlar, asit oluşumunu ve çürüğe neden olan bakterilerin oluşumunu önler.”

    Bu lezzetli kök sebzesini alırken en koyu turuncu renkli olanların seçilmesi gerektiğini ifade eden Diyetisyen Yıldırım, “Beta karoten içerikleri daha yüksektir. Havuçları buharda pişirmek beta karotenin biyo yararlılığını arttırır. Çok az da yağ ilavesi yapmak beta karotenin vücut tarafından en iyi şekilde kullanılmasını sağlar. Havucu bütün olarak pişirip sonra kesmek antioksidan besin öğeleri ve falcarinol kaybını önleyecektir. Glisemik indeksi yüksek bir sebze olduğundan şeker hastaları havuç suyu ya da tek başına bir havuç salatası yememelidir. Havuç işlem gördükçe glisemik indeksi artar. Havuç içerdiği karotenoid ve A vitaminleri ile gözü diyabetik retinopati veya uzun dönem diyabetlilerde gözdeki kan damar hasarlarına karşı koruduğundan son derece faydalı bir sebzedir bu sebeple buharda pişmiş olarak limon, sirke ya da yoğurt ilavesi ile glisemik indeksi azaltılabilir” açıklamalarında bulundu.

  • Cilt sağlığınız için bunlardan uzak durun!

    Dermatoloji Uzmanı Doktor Fulya Tezel, “Yaşadığınız her şey cildinize yansır. Yediğiniz yemek, yaşadığınız olaylar ve alışkanlıklarınız bir bütün olarak cildinizde yer alırlar. Kısaca cildiniz görüntüsüyle, sizin hikayenizi anlatır. Bu nedenle siz ona iyi davranır, özen gösterirseniz; o da sizin hakkınızda güzel şeylerden bahseder” dedi.

    “Cildinizin pürüzsüz ve kırışıklardan uzak yapısını korumak istiyorsanız, gece yatmadan önce cildinize uygun krem kullanmayı ihmal etmeyin” diyen Tezel, “Düzenli olarak kullanacağınız bir krem cildinizin nem oranını dengelemeye yardım eder, gerginliğini yapısının bozulmaması için esnek kalmasını sağlar. Güneş ışınları yaz aylarında dik açıyla etki ettiği için korunmak şart olsa da, kış aylarında zararlı etkileri devam etmektedir. Bu nedenle koruyucu kremleri kış aylarında da kullanmak cildi koruma açısından gereklidir. Cildin gergin dokusuna bir de çekici görünüm ekleyebilir, sağlıklı bir vücut da yanınıza kar kalmasını sağlayabilirsiniz. Spor yaparak, vücuttaki kaslara orantılı bir şekil verebilirsiniz. Buna ek olarak bol su tüketimi de son derece önemidir. Spor yaptığınız sırada kaybettiğini su miktarını karşılamadığını takdirde deride sarkmalar ve kurumalar görülebilir. İyi bir şey için çabalarken kötü bir sonuç elde etmeyi kimse istemez. Spor yapın, sağlıklı bir vücuda kavuşun ve su içmeyi kesinlikle unutmayın” diye konuştu.

    Besin tüketiminin hayatımızın her alanında önemli bir yere sahip olacağını dile getiren Tezel açıklamasını şöyle sürdürdü; “Bu nedenle sağlıklı beslenmeye alışmak en kolay olanı. “Ama ben hayatım boyunca istediğimi yiyemeyecek miyim?” İstediğiniz yiyecekleri yine tüketebilirsiniz. Fakat bazı sınırlamalar koymanız gerekecek ve ne zaman tüketmeniz gerektiğini yine siz bileceksiniz. Unutmayın ki doğru şekilde bakarsanız vücudunuzu kimse sizden daha iyi tanıyamaz.”

    Tezel, cildiniz için yararlı besinler hakkında şu tüyoları verdi; “ Patates, vücuttaki kalojen üretimini uyararak kırışıklıkların giderilmesini sağlar. Gözenekleri kapalı olan ciltler için havuç tüketimi son derece iyi sonuçlar verir ve gözeneklerin tekrar açılmasına yardım eder. Yeşil yapraklı bitkiler DNA’ların onarılmasını sağlar. Badem, cildi güneş ışınlarından korumasının yanı sıra E vitamini ile vücudu besler. Ton balığı cildin sıkılaşmasını sağlar. Cildinizin her an parlaması için temiz ve nemli olması gerekir. Tozlu bir ayna bile karşısındakini net şekilde yansıtamaz. Vücudunuz da güzel bir yansımaya sahip olması için temiz olması gerekir. Derinlemesine temizlik için de düzenli cilt bakımlarınızı yaptırmayı ihmal etmeyin.

    CİLT SAĞLIĞINIZ İÇİN UZAK DURMANIZ GEREKENLER

    Her şeyden önce güzel bir cilde sahip olmak için sigara ve alkolde uzak durmak gerekir. Bu ikili cilt hücrelerinin yenilenmesini engeller.

    Günün sonunda makyajını temizlemeden, kesinlikle günü bitirmeyin. Makyaj malzemeleriniz doğal ürünler olsa bile, cildinizin de üzerinde uzun süre durduğunda artık bir süre sonra ağırlık yapacaklarını unutmayın.

    Düzensiz uyku, stres ve kötü beslenmeden kaçının. Eğer siz mutsuz ve sağlıksızsanız cildinizin sizden farklı olmasını beklemeyin.

    Makyaj malzemelerinin steril olmasına özen gösterin. Makyaj yapmayı seven her kadın bunu yaptığına şüphe yok ama ufak bir hatırlatmadan kimseye zarar gelmez

    Cildinizi sevin ve onu koruyun. Ama cildinizden de önce kendinizi sevin. Mutsuzluktan ve sağlıksız koşullardan uzak durun. Zaten siz mutluysanız vücudunuz da bu mutluluğun karşılığını verir.”

  • Göz sağlığınız için güneş gözlüğünü optisyenlerden satın alın

    Uşak’ta 10 yıldır Optisyen olarak hizmet veren Halil Yüksel güneş gözlüğü alırken ve numaralı gözlüklerde çerçeve seçerken dikkat edilmesi gereken hakkında bilgiler verdi. Yetişkinlerin yılda en az bir defa çocukların ise yılda iki sefer göz muayenesi olması gerektiğini hatırlatan Yüksel güneş gözlüklerin sadece Optisyenlerden alınmasının göz sağlığı açısından önemine değindi.

    Muğla Üniversitesi Optisyenlik Bölümü mezun olan Yüksel 2008’den beri Optisyen olarak hizmet verdiğini belirtti. Yüksel; “Biz her ne kadar ticarethane olsak da bizim işimiz sağlık. Kesinlikle insanlarımız önceki yıllara göre daha bilinçli insanlarımız artık ne istediğini biliyor. Camım kaliteli olsun alerjim var çerçevem ona göre olsun bu tarz şeyler çok önemli. Mesleğimiz görmeye yardımcı gereç olarak geçiyor. Camlar kalite kalite bunun en alt seviyesini kesinlikte tavsiye etmiyoruz çünkü insanlara zarar veriyor. Ultraviyole A ve B olmak üzere. Kullandığımız camlar kesinlikle Uzakdoğu ürünü değil, düzgün camlar kullanıyoruz, düzgün camlar getiriyoruz. İnsanların sağlığı söz konusu olduğu için en sağlıklı cam en sağlıklı en net görüntü hangi camda alınıyorsa o camları takmaya çalışıyorum” şeklinde konuştu.

    Güneş gözlüğü alacak vatandaşlara önemli uyarılarda buluna Yüksel; “Bizim müesseselerimizde bulunan güneş gözlüklerinin hepsi en açık renginden en koyu rengine kadar hepsi ultraviyole filtrelidir. İnsanlar modayı da takip ederek güneş gözlüklerini alıyorlar. Güneş gözlüklerinde kesinlikle ama kesinlikle bir optisyenlik müessesinden alınması gerekiyor. Çarşıda pazarda 10 liraya 20 liraya 50 liraya gözlükler satılıyor. Bunları kesinlikle tercih etmesinler çünkü camları atık plastik ürünlerden yapılıyor, onlar da erken yaşta katarak olmaya sebep olabilir. Ama bizim camlarımızı kesinlikle plastik ürün değildir CR 39 denilen hammadden yani çamur reçinesinden yapılır. Organik camdır. Bunların bir sürü kaplaması oluyor. Anti-refle kaplama oluyor polarize kaplama oluyor. Polarize özellikle ama özellikle yansımayı ortadan kaldıran bir özellik olduğu için polarize almalarını tavsiye ederiz” dedi.

    Numaralı gözlük alanların tercihleri noktasında kişilerin yüz şekillerine göre modeller beğendiklerini anlatan Yüksel; “ Yuvarlak yüz hatlı olan insanlar köşeli gözlük kullanırlarsa şekil itibariyle daha düzgün gözükür, daha uzun ince yüz hatlarına sahip olanlara oval yada yuvarlak kesim tavsiye edilir. Ama özellikle çocuklarda kesinlikte yuvarlak çerçeve tavsiye edilir. Çünkü görüntüyü kaçırmadığı gözde boşluk vermediği için yuvarlak çerçeve çocuklar için çok önemlidir. Yetişkinler dikkat edebiliyor ama çocuklar dikkat edemediği için tavsiyemiz çocukların yuvarlak çerçeve kullanması yönündedir” ifadelerini kullandı.

    Çerçevesiz gözlükler ve çerçeveli gözlükleri değerlendiren Yüksel konuyu şu şekilde açıkladı; “ Çerçevesiz gözlükler karşıdan bakıldığında belirgin olmayan ve ekstra hafif olan bir gözlüktür. Sonuçta iki tane sap ve orta köprüde birleştirme noktası vardır bunun haricinde camı kaplayan başka bir şey yoktur, daha zarif gözükür. Ama bunu herkes kullanamıyor, neden kullanamıyor? Çünkü darbelere karşı fazla dayanıklı değildir, kibar kullanılması gerekir”

    Yüksel vatandaşlardan göz sağlıkları için yılda en az bir sefer çocuklarda altı ayda bir göz muayenesi olmalarını ve gözlüklerini kontrol ettirmelerinin elzem olduğunu belirtti.

  • Kalp sağlığınız yayla tatiline hazır mı?

    Acıbadem Adana Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Alpay Turan Sezgin, sıcak yaz günlerinde yaylaya giden vatandaşları uyararak, “Oksijen seviyesinin kalp hızını artırma, nefes darlığı, çabuk yorulma gibi olası etkileri nedeniyle yaylaya çıkmadan önce ve çıktıktan sonra mutlaka hekim kontrolü gerekmektedir” diye konuştu.

    Yaz aylarında özellikle güney bölgelerde çok ciddi sıcaklar yaşanması, nem oranı düşük ve çok daha serin olan yayla turizmini gündeme getiriyor. Özellikle Akdeniz, Ege, Karadeniz, İç Anadolu ve kısmen de Doğu Anadolu bölgelerimizde daha sık tercih edilen yayla turizmi daha düşük sıcaklarda konforlu bir tatil sunuyor. Ancak yüksek rakımlı yerlerde kalp ritmi normalden daha hızlı olduğu için hekim kontrolünün önemi ortaya çıkıyor.

    “140 milyon insan deniz seviyesinin 2500 metre üstünde”

    Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Acıbadem Adana Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Alpay Turan Sezgin, yaz aylarında imkanı olanlar için dağ, orman ya da yaylalar gibi yüksek rakımlı yerler dinlenmek için güzel bir alternatif oluşturduğunu belirtti. Sezgin, “Bol temiz hava ile nemin ve sıcaklık seviyesinin düşük olması nedeniyle özellikle kalp hastaları için yaylalar doğru bir tercih oluyor. Ülkemizde geleneksel kültürün bir parçasını da oluşturan yayla turizmi nedeniyle her yıl yüzlerce kişi kendini 1500-3500 metre aralığındaki yaylalara atıyor. Aslında sadece ülkemizde değil dünyada da binlerce kişi yaşamlarını yükseklerde geçirmeyi tercih ediyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre 140 milyon insan deniz seviyesinin 2500 metre üstünde bir rakımda hayatlarını sürdürüyor” diye konuştu.

    “Gerekli önlemler alınmalı”

    Prof. Dr. Sezgin, diyabet hastaları için yaylarının güvenli ve ideal yaşam yerleri olduğunu kaydederek, “Kontrol altında olan hastalarda yaylalar, genel sağlıkları üzerindeki faydası nedeniyle önerdiğimiz yaşam alanları. Bununla birlikte özellikle kontrolsüz kalp hastalarında akciğer ödemi ve tansiyon yükselmesi gibi problemler yaşanabileceği için gerekli önlemlerin alınması önem taşıyor” dedi.

    “Sağlık kontrollerini ihmal etmeyin”

    Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Alpay Turan Sezgin, memeli canlıların metabolizmalarında bulunan ve oksijen seviyesini saptayan mekanizmaların oksijen azlığında önlem aldığını ifade ederek, “Oksijen basıncının azalmasına bağlı olarak da insanlarda kan basıncı artıyor, adrenalin ve kortizon salgılanıyor, kalp ritmi de değişiyor. Kronik koroner arter hastalığı, sistemik hipertansiyonu, kalp yetmezliği ve diyabeti olan hastaların yayla tatili öncesi ve sonrası sağlık kontrollerini ihmal etmemeleri gerek” ifadelerini kullandı.