Etiket: Sağlığını

  • Anne Sevgisi Çocuğun Ruh Sağlığını Etkiliyor

    İzmir Üniversitesi Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Haluk Aksu, ’’Doğumdan sonraki ilk 10 gün içerisinde ortaya çıkan psikolojik durum iki haftada ortadan kalkıyor. Anne, çocuğa bakamayacağını, ona yetmeyeceğini düşünerek ağlama nöbetlerine giriyor. İştahta azalma ve uykusuzluk yaşanıyor. Eğer ilk doğum ise ve anne çok genç ise eş ve ailenin desteği ve sevgisiyle bu sorunu aşıyor’’ dedi.

    Bebek sahibi olmak, aileler için mutluluk verse de eve yeni bir bireyin katılışı kadınların önemli bir kısmında zihinsel ve duygusal değişikliklere yol açabiliyor. Birçok kadın anne olduktan sonra hüzün, kaygı ve ruh halinde değişiklikle karşılaşıyor. Bu belirtiler iki hafta içerisinde herhangi bir tedavi yöntemi kullanılmadan düzeliyor. Ancak az görülen depresyon ve psikozlar doğumdan 1 ay sonra ortaya çıkarak kalıcı etki bırakabiliyor. Tedavi edilmediği taktirde iyileşme süresi 1 yıla uzuyor.

    KADININ ROLÜ DEĞİŞİYOR

    İzmir Üniversitesi Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Haluk Aksu, annelerde doğum sonrası 3 psikolojik durumla karşılaşıldığını belirterek şunları söyledi: ’’Doğum sonrası annede hüzün, depresyon ve psikoz durumları yaşanabiliyor. Çünkü aileye yeni birey katılmasıyla birlikte kadının rolü değişiyor. Beden ve ruh imajındaki farklılık ruhsal problemler ortaya çıkarıyor. Bazı durumlar kendiliğinden atlatılsa da, ileri safhada anne kendine ve çocuğa zarar verebiliyor. Böyle durumlarda anneye hastane ortamında ilaç tedavisi uygulamak zorunda kalıyoruz. Aileler çekinmeden bir psikiyatri uzmanına danışmalı.’’

    ANNELİK HÜZNÜNÜ SEVGİYLE AŞIN

    Psikiyatri Uzmanı Haluk Aksu, doğum yapan kadınların yarısından fazlasında ‘annelik hüznü’ görülebildiğini anlatarak, “Doğumdan sonraki ilk 10 gün içerisinde ortaya çıkan bu psikolojik durum iki haftada ortadan kalkıyor. Anne, çocuğa bakamayacağını, ona yetmeyeceğini düşünerek ağlama nöbetlerine giriyor. İştahta azalma ve uykusuzluk durumları yaşanıyor. Eğer ilk doğum ise ve anne çok gençse eş ve ailenin desteği ve sevgisiyle bu sorunu aşıyor. Bu dönemde çocuğa yönelik düşünce ve davranışlarda sorun olmuyor. Sadece şaşkınlık kaygı, üzüntü durumları oluşuyor. İlaç tedavisi uygulamıyoruz” dedi.

    GENÇ ANNELER DEPRESYON YAŞAYABİLİYOR

    Doğum sonrası depresyonun ilk dört hafta içerisinde yaşandığını dile getiren Psikiyatri Uzmanı Haluk Aksu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Annenin geçmişinde psikiyatrik bir sorun varsa veya gebelik sorunlu geçmişse doğum sonrası depresyon gelişebiliyor. Üzüntü, uyku düzeninde değişme, iştahta azalma, kendine zarar verme düşünceleri, mutsuzluk ve değersizlik hissi olabiliyor. Tedavide sosyal çevre ve aile desteği çok önemli. Bazı durumlarda ilaç tedavisi önerebiliyoruz. Anne ile çocuğun bağının zayıflamaması için destek veriyoruz. Çünkü çocuğa ilginin yeterli olmaması, ileri dönemde ruhsal ve fiziksel sorunlar ortaya çıkarabiliyor.”

    DOĞUM SONRASI PSİKOZ

    İzmir Üniversitesi Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Haluk Aksu, yaşanabilen en büyük sorunun ‘doğum sonrası psikoz’ olduğunu belirterek ’’Psikoz, çok nadir görülüyor. Anne, gerçeği doğru şekilde değerlendiremiyor. Duygularda iniş ve çıkışlar, çocuğu kabullenmeme, çocukla ilgili düşünce bozuklukları ve zarar verme isteği görülebilir. Anne gerçek dışı duyusal ve işitsel sanıya kapılabilir. Böyle bir durumda istemesek de anne ve çocuğu bir süre ayırıyoruz. Anneyi hastaneye yatırarak gereken tedaviyi uyguluyoruz. Psikoz bin doğumdan 1’inde ortaya çıksa bile çok tehlikeli. Doğumdan sonraki 2 veya 3 hafta sonra kendini gösteriyor ve 2-3 ay sürebiliyor. Ancak tedavi edilmediği durumlarda iyileşme süresi 1 yıla uzuyor’’ dedi.

  • Şişli Belediyesi, Şişli Sağlık Kart İle Halkının Sağlığını Güvence Altına Alıyor

    Şişli Belediyesi, Türkiye’deki diğer yerel yönetimlere örnek olacak dev bir projeye imza atıyor. Şişli Sağlık Kart uygulaması ile ilçede yaşayan herkes anlaşmalı 21 özel sağlık kuruluşunda belirlenen branşlarda yüzde 50’ye varan indirimle tedavi olma imkanına kavuşuyor.

    Tüm hizmetlerinde sosyal belediyeciliği temel ilke edindiklerini vurgulayan Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü; ‘’Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırma amaçlı Şişli Sağlık Kart Projesi’ni hayata geçirmekten büyük mutluluk duyuyoruz’’ dedi.

    Sosyal belediyecilik anlayışıyla her projesini, Şişli halkının yaşamını kolaylaştırmak ve hayat kalitesini yükseltmek için gerçekleştiren Şişli Belediyesi, vatandaşlarının sağlıklı yaşama hakkını güvence altına almaya yönelik benzersiz bir projeyi hayata geçiriyor.

    Artık Şişli’de yaşayan herkesbir ‘Şişli Sağlık Kart’ sahibi olacak ve projeye sponsor olan 21 özel sağlık kuruluşunda belirlenen branşlarda yüzde 50’ye varan indirimle tedavi olma imkanı bulacak.

    YEREL YÖNETİMLERE ÖRNEK OLACAK PROJE

    Her vatandaşın en temel haklarından biri olan sağlıklı yaşam hakkını güvenceye alan Şişli Sağlık Kart uygulaması ile Şişli’de yaşayan herkes, sağlıklı yaşam için yüzde 50’ye varan indirimle daha az ödeyecek. Diğer yerel yönetimler için de örnek teşkil edecek olan bu proje ile Şişli Belediyesi, Şişli halkına dev bir sağlık hizmeti sunuyor.

    Şişli Belediye Başkanı Hayri İnönü, sağlığa ulaşım hakkının her bireyin temel hakkı olduğunu vurgulayarak, Şişli Sağlık Kart projesinin, sağlık hizmetlerinin giderek özelleştiği günümüzde özellikle dar gelirli vatandaşları rahatlatacağına inandıklarını vurguladı. Hayri İnönü, ‘’Uygulamaya koyduğumuz tüm projelerimizde sosyal belediyecilik anlayışıyla hareket ediyoruz.Vatandaşlarımızın sağlığa ulaşımını kolaylaştırma amaçlı bu projeyi hayata geçirmekten büyük mutluluk duyuyoruz’’dedi.

    4 Mayıs Çarşamba günü gerçekleşecek olan proje tanıtım kahvaltısına Hayri İnönü ve projeye destek veren 21 özel sağlık kuruluşunun üst düzey yönetim kadrosu katılarak proje hakkında merak edilen tüm soruları yanıtlayacak. Toplantıda, ilk ‘’Şişli Sağlık Kart’’ da Hayri İnönü tarafından Şişli’de oturan bir vatandaşa takdim edilecek.

  • Bilinçli İlaç Kullan, Sağlığını Güvence Altına Al Projesi Başlatıldı

    Akılcı ilaç kullanımı konusunda toplumda farkındalık oluşturmak için ‘Bilinçli ilaç kullan, sağlığını güvence altına al’ projesi başlatıldı.

    Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu tarafından düzenlenen akılcı ilaç kullanımı proje yarışmasına Kamu Hastaneleri Genel Sekreterliği ‘Bilinçli İlaç Kullan, Sağlığını Güvence Altına Al’ adlı proje ile katıldı.

    Tıbbi Hizmetler Başkanı Dr. Halim Koçpınar başkanlığında oluşturulan proje ekibi, yapılan başvurunun ardından açıklama yaptı.

    Koçpınar yaptığı açıklamada toplumun bilinçsiz ilaç kullanımından kurtulması gerektiğini belirtti.

    Koçpınar açıklamasında, “Ciddi bir sağlık sorunu haline gelen akılcı olmayan ilaç kullanımı önüne geçilmek gerek insan gerekse çevre sağlığının korunması ülke ekonomisine de ciddi katkılar sunmak istiyoruz. DSÖ’ tahminlerine göre ilaçların yüzde 50’den fazlası uygun olmayan şekilde reçetelenmekte.”dedi.

    Yıllık ilaç kullanımının 5 milyar doların üzerinde olduğunu anlatan Koçpınar, “Ülke ekonomisine gereksiz ilaç kullanımı ciddi zararlar vermekte, başlattığımız proje ile uygun doz, uygun zaman ve uygun sürede ilaç kullanımı konusunda bilinç düzeyini arttırmayı hedefliyoruz.” diye konuştu.

  • Kalp Sağlığını Korumanın 7 Yolu

    Beslenme ve Diyet Uzmanı Çisem Gündüz, kalp hastalığı riski taşıyan kişilerin mutlaka hekim ve beslenme uzmanı işbirliği ile önlem alması gerektiğini belirterek, daha uzun ve sağlıklı bir yaşam için doğru beslenmenin önemine dikkat çekti.

    Acıbadem Adana Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Çisem Gündüz, 7 maddede kalp sağlığını korumanın yollarını anlattı. Yemek pişirirken 1 kilogram sebzeye 2 çorba kaşığı kadar zeytinyağı kullanılmasının yeterli olduğunu söyleyen Gündüz, “Kuyruk yağı, iç yağı, margarin ve diğer katı yağların yanı sıra; kaymak, krema, yoğunlaştırılmış süt tozunu beslenme programınızdan çıkarın. Yağsız dana ve koyun eti ile derisi alınmış kanatlı hayvan etlerini tercih edin” dedi.

    LİGHT ÜRÜNLERİ TERCİH EDİN

    Süt ve süt ürünleri hayvansal kaynaklı besinler olduğundan tüketim miktarı ve sıklığının önem taşıdığını, kişiden kişiye ihtiyaçların ve miktarların değişebileceğini anlatan Dyt. Çisem Gündüz, bu sebeple her bireyin beslenme programının bir diyetisyen tarafından hazırlanması gerektiğini belirtti. Dyt. Gündüz, daha fazla kalsiyum almak ve yağ alımını azaltmak için de süt, yoğurt, ayran, peynir ve kefirde light ürünlerin tüketilmesini önerdi.

    Vitamin ve minerallerden zengin olmasının yanı sıra posa içeriği de yüksek olan sebze ve meyvelere günlük beslenmede daha çok yer verilmesi gerektiğini belirten Dyt. Çisem Gündüz, “Posa yönünden zengin beslenmek kalp sağlığını korumaya yarıyor. Günde en az 5 porsiyon sebze ve meyve tüketilmesi; kabuklu yenebilenlerin de kabuğuyla birlikte tüketilmesi büyük önem taşıyor. Kadınların günde 2 porsiyon, erkeklerin ise 3 porsiyon meyve tüketmesi yeterli oluyor” diye konuştu.

    TUZU AZALTIN

    Kan basıncını kontrol altında tutmak ve hipertansiyon riskini önlemek amacıyla tuz tüketiminin mutlaka kısıtlanması gerektiğini ifade eden Diyetisyen Çisem Gündüz, tuzu azaltılan yemeklerde aroma ve lezzeti arttırmak için çeşitli baharat ve otların denenmesini öneriyor. Dyt. Çisem Gündüz, “Yeterli ve dengeli beslenmek, metabolizmanızı zinde tutmak için ara öğünleri beslenme listesine dahil etmek şart. Ara öğün tüketimi, kas dokusunu koruyarak bir sonraki öğüne kadar tok kalınmasını sağlıyor. Bu şekilde, bir sonraki öğünde büyük porsiyonlar tüketmek engellenmiş oluyor. Ara öğünlerde hazır ve paketlenmiş kalorili ürünler yerine taze mevsim meyveleri ve kuruyemiş tercih edilmeli” dedi.

    HAFTADA EN AZ 2 KEZ BALIK YİYİN

    Omega-3 yönünden zengin olan balığın kalp hastalıklarına karşı koruyucu etkisi olduğunu söyleyen Dyt. Gündüz, haftada 2 veya daha fazla balık tüketilmesinin oldukça yararlı olduğunu söylüyor. “Fiziksel olarak aktif olmak sağlıklı bir yaşama adım atmanın ilk basamağıdır” diyen Dyt. Çisem Gündüz, günde en az 30 dakika yürüyüş yapılmasını önerdi. Gündüz, şunları kaydetti:

    “Arabanızı, gitmek istediğiniz yerin uzağına park edip yürüyeceğiniz mesafeyi artırabilir, otobüsten 1-2 durak önce inebilir, asansör yerine merdivenleri tercih edebilirsiniz. Tüm bunlar gün içinde daha hareketli olmanıza yardımcı olacaktır.”

  • Kötü Yaşam Koşulları Kalp Sağlığını Etkiliyor

    Medicana Çamlıca Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Öcal, stresli ve yoğun kent yaşamı, beslenme hataları, yetersiz ve sağlıksız beslenmenin, başta kalp hastalıkları olmak üzere çok sayıda hastalığa sebep olduğunu söyledi.

    Bozuk hijyen koşullarının romatizmal kalp hastalıklarının ana nedenlerinden biri olduğunu belirten Öcal, “Günümüzde biraz önü alınsa da yıllarca romatizmal kalp kapak hastalıkları doktorları meşgul etmiştir. Son yıllarda yanlış beslenme tarzı toplumumuzda ve özellikle teenager yaş grubunda obezitenin yaygınlaşmasına neden olmuştur buda şimdi ve bu teenager’ler erişkin yaşa geldiklerinde başta koroner kalp hastalığı tip 2 diabet ve metaboliksendrom gibi çok sayıda sağlık sorununa yol açacaktır. Bunun ekonomiye yapacağı olumsuz etkilerde sağlık sistemini hayli zorlayacaktır. Hala koroner kalp hastalığına ve diyabete bağlı ölüm ve maluliyet bizde ve dünyada en önemli ölüm sebeplerinin başında gelmektedir. Coğrafi değişkenliklerdeki farklılıklarda giderek silinmekte ve kötü yaşam koşulları kentsel yaşamı olduğu kadar kırsal yaşamı da kapsamaktadır. Hazır ve genetiği değiştirilmiş gıdaların artması ve bunların yaygın kullanımı da durumu daha da kötüleştirmektedir. Az gelişmiş bölgelerde kötü yaşam ve beslenme ögelerine birde yetersiz beslenme eklenmektedir” dedi.

    Toplum sağlığı, önleyici tıp ve etkin diyet modellerinin hızla etkin bir politika olarak planlanması ve uygulanmasının şart olduğunu belirten Öcal, “Buna kitle iletişim araçları ve lokal pratiklerde eklenerek yapılacak eğitimde mutlaka eklenmelidir ama son 10 yılda sanki tüm bu önerilerin tam tersi bir yaşam tarzı gözlenmektedir. Kişisel olarak var olan stresi en aza indirerek ve doğru beslenme alışkanlıklarına geri dönerek daha sağlıklı bir yaşama başlanabilir ve çevre kirliliği de kötü yaşam koşullarına bir diğer örnek gösterilebilir. Giderek çapları ve nüfusları artan megapollerde yukarıda saydığımız her türlü kötü koşullar insanları ne yazık ki bu hastalıklara karşı korumasız kılmaktadır. Özellikle kalp hastalıklarına ait uyarıcı belirtiler göğüste aniden hissedilen ve boyna, çeneye, sırta ve mideye kolay yayılan ‘’yanma baskı hissi’’ diye tanımlayabileceğimiz göğüs ağrısı yani anginapectoristir. Bu koroner kalp hastalıklarının ana belirtisidir. Genelde efor yapmakla ortaya çıksadaatipikte olabilir. Genelde dinlenmeyle 2-3 dakika içinde geçer ve soğuk terlemeyle beraber görülür. Bu hissedilince mutlaka kardiyolojik bir check-up tan geçilmelidir” dedi.

    Öcal şunları kaydetti: “Kalp kapak hastalıklarında en önemli ilk buldu yine eforla ortaya çıkan nefes darlığı ve çabuk yorulmadır. Yaygın kalp hastalıklarından yinehipertansif kalp hastalığında da genel yaygın ense ve baş ağrısı, çarpıntıyla göğüste hissedilen baskı hissi uyarıcı olmalıdır. Bu belirtiler de mutlaka doktora başvurmak hayat kurtarıcıdır. Artık kötü yaşam koşulları ve yanlış beslenme alışkanlıklarının artmasıyla kalp hastalıklarının neredeyse gençlik dönemlerinde bile ölümcül sonuçlara yol açtığı akıldan çıkarılmamalıdır.

    Son olarak önemle vurgulayarak gereksiz ve kontrolsüz ağır sporların genel vücut sağlığını riske edebileceğini ve kalp hastalıklarına davetiye çıkaracağını vurgulamak gerekir. Yüzme, kardio denen hızlı yürüme dışında ağır sporların gereksiz ve tehlikeli olduğunu söyleyebiliriz. Bununla beraber bilimsel dayanaktan yoksun zayıflama diyetlerinin hızlı kilo verme programlarının da son derece ölümcül sonuçlarına karşı uyarmak gerekir”.