Etiket: Sağlığını

  • Elektronik cihazlar çocuk sağlığını olumsuz etkiliyor

    Nöroloji Uzmanı Dr. Dilek Kasım Yücel, “Günlük hayatımızda kullandığımız elektronik cihazların çevresine verdiği elektromanyetik dalgaların insan bedeni üzerindeki olumsuz etkileri birçok sağlık problemini beraberinde getiriyor” dedi.

    Günlük yaşantımızda kullanılan elektronik araç ve gereçlerin yaymış oldukları elektromanyetik dalgalara maruz kalınması durumunda insan vücudu üzerinde olumsuz etkileri mümkün olduğu bilim insanları tarafından araştırılıyor. Bu olumsuz etkiler hemen hemen tüm elektronik cihazlarda mevcut olmakla birlikte, maruz kalınan elektromanyetik dalganın gücü hangi seviyede olursa olsun zararlı olduğu hatırlatılıyor.

    Elektronik cihazların sağlığa olan etkileri hakkında açıklamalarda bulunan Samsun Büyük Anadolu Hastaneleri Nöroloji Uzmanı Dr. Dilek Kasım Yücel, şunları söyledi: “Elektromanyetik dalgalar vücuttaki dokulara ısıtarak veya kimyasal değişimlere yol açarak zarar verirler. Yüksek güçlü elektromanyetik dalgalar ısıya bağlı zarar verirken, düşük güçlü elektromanyetik dalgalara uzun süre maruz kalınmasıyla da dokularda kimyasal değişmeler nedeniyle zararlı etkiler ortaya çıkar. Manyetik alanları oldukça büyük olan tüplü televizyonlar, mikrodalga fırınlar gibi yüksek gerilimle çalışan cihazların yakınında bulunmak, insan sağlığı açısından tehlike oluşturmaktadır. Bu nedenle, bu cihazlardan uzakta bulunmak manyetik alanların etkisinden kurtulmak için yeterli korunmayı sağlar. Manyetik alanın kısa ve uzun vadedeki etkileri ise stres, görüş alanın daralması, kulak bölgesinde ısınma, kalp pilinin bozulma riski, kulak çınlaması, yorgunluk hissi, konsantrasyon bozulması, baş ağrıları, işitmede geçici aksaklılar, sersemleme olarak sıralanabilir. Uzun vadede etkiler ise genetik yapının bozulması, beyin hücrelerinde ölüm ve beyin tümörü, beyaz kan hücresi (lenfoma) kanseri, kan beyin bariyerinin zedelenmesi, kalp rahatsızlıkları, hafıza zayıflaması, kalıcı işitme bozuklukları, embriyo gelişiminin zarar görmesi, düşük riskinin artması, kan hücrelerinin bozulması gibi sağlık sorunları olarak etkisini göstermektedir. Bu anlamda günlük yaşamda imkanları ölçüsünde manyetik dalgalardan korunması gerekmektedir. Binaların trafolardan en az 100 metre uzakta inşa edilmesi, televizyondan en az bir metre uzakta durulması, düşük radyasyonlu bilgisayar ekranı kullanılması ve LCD ekranların tercih edilmesi gibi öneriler dikkate alınmalıdır.”

  • Ağır okul çantaları omurga sağlığını bozuyor

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Atiye Gündüz, ağır okul çantalarının çocukların omurga sağlığını bozduğunu söyledi.

    Çocukların okula sağlıklı ve mutlu bir başlangıç yapması, tüm hayatlarını olumlu yönde etkiliyor. Okul öncesi yapılacak genel taramalar, çocukların verimli bir okul dönemi geçirmesine katkıda bulunurken, erişkin dönemde karşılaşılabilecek pek çok hastalığın önlenmesini sağlıyor.

    Medicana International Samsun Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümünden Uzm. Dr. Atiye Gündüz, okula başlamadan önce çocuklar için önemli olan sağlık kontrolleri hakkında bilgi verdi.

    “Eksik aşısı varsa okula başlamadan yaptırın”

    Dr. Atiye Gündüz, “Okul öncesi check-up çok önemlidir. İlk adım, doktor muayenesi ile başlar. Kilo ve boy ölçümü yapılarak çocuğun büyümesi değerlendirilir. Ayrıntılı sistemik muayene ve tansiyon ölçümü yapılır. Tam kan sayımı, demir düzeyi, tam idrar tahlili, kan kolesterol-lipid düzeyi, dışkıda parazit incelemesi, ailesel hikayeye göre açlık kan şekeri bakılır, Çocuğun aşı bilgileri veya aşı kartı doktorla paylaşılmalıdır. Eksik aşılar varsa okul öncesi dönemde mutlaka yapılmalıdır. Tiroit bezinin az çalışması durumunda çocukta şişmanlıkla birlikte yorgunluk, yavaşlık gibi belirtiler; çok çalışması durumda ise zayıflık ve sinirlilik hali gelişir. Az ya da çok çalışması, okul yaşantısına ciddi anlamda zarar vereceği için okul başlamadan tiroit fonksiyonlarının kontrol altına alınması gereklidir” dedi.

    “Bebeklikte yapılan işitme testini okul öncesi tekrarlayın”

    Dr. Atiye Gündüz, şu bilgileri verdi: “Doğumdan kısa bir süre sonra bebeklere yapılan işitme testinin, okul öncesi tekrar edilmesi gerekmektedir. Bir kulak burun boğaz uzmanı tarafından çocuğun hangi sesleri nasıl işittiği kontrol etmelidir. Çocuklardaki işitme kaybının çoğu okul çağından önce gelişir ve hem konuşma hem de dil gelişiminde gecikmeye neden olur. Bu nedenle 4-5 yaşlarında ve okul çağında işitme fonksiyonunun değerlendirilmesi gerekir.”

    “Göz problemleri okul başarısını olumsuz etkiliyor”

    “Okula başlamadan önce yapılacak göz taramaları ile çocukta görme tembelliği, şaşılık ya da yüksek derece kırma kusurları olup olmadığı saptanmalıdır. Kırma kusuru olan veya kayma olan gözün iyi görebilmesi için erken yaşta gözlükle veya ameliyatla düzeltilmesi gereklidir. 9-10 yaşına kadar tedavi edilmeyen, kırma kusurları ve şaşılık sonucu gelişen göz tembelliğinin ileri yaşlarda tedavisi mümkün olmamaktadır. Göz sağlığı iyi olmayan çocukların huzursuz, hırçın ve derslerinde başarısız olduğu da unutulmamalıdır.”

    “Çocuğunuzu idrar yolu enfeksiyonlarından koruyun”

    “İlkokula ya da anaokuluna yeni başlayan çocuklar, el ve tuvalet temizliği konusunda zorluk yaşayabilirler. Bu durumda parazitler çoğalacağı için idrar yolu enfeksiyonları başta olmak üzere üst solunum yolu enfeksiyonları da çocuklarda çok sık görülür. Bu nedenle el ve tuvalet sonrası temizlik çocuklara çok iyi bir şekilde öğretilmelidir.”

    “Mutlaka diş doktorunu ziyarete edin”

    “Ağız ve diş bakımı, çocukların büyüme ve gelişimlerini etkilemektedir. Okul dönemindeki çocuklarda bu kontrollerin okullar açılmadan önce yapılması uygundur. Böylece okul sırasında dişlerle ilgili çıkabilecek problemlerin önüne geçilebilir ve diş hekimimin uygulaması gereken koruyucu işlemler için çocukların okuldan uzaklaşması gerekmez.”

    “Okula yeni başlayan çocuklarda alerji riskine dikkat”

    “Okula yeni başlayan küçük yaştaki çocuklarda yeni bir ortama girmenin yarattığı birtakım sıkıntılar olabilir. Çocuklar bu dönemden önceki hayatlarında karşılaştıklarından çok daha fazla uyaranla karşılaşabilmekte, bunlarla ilgili sağlık sorunları yaşayabilmektedir. Ancak bağışıklık sisteminde altta yatan bir rahatsızlığı olmayan çocuklarda ya da alerjen duyarlılığı gelişmeyenlerde bu sıkıntılar zamanla azalabilmekte ve herhangi bir komplikasyona neden olmamaktadır.”

    “Horlayan çocuklar okulda başarısız oluyor”

    “İyi uyku, çocukların derslerde başarılı olmasında, sağlıklı beslenme kadar önemlidir. Birçok bilimsel çalışma uyku apnelerinin, okul başarısında düşüşe ve davranışsal sorunlara yol açabileceğini göstermektedir. Eğer çocuğunuz hasta olmadığı zamanlarda horluyorsa, uykuda nefes almakta zorluk çekiyorsa, uykuda huzursuzca, geceleri terliyor ve altına kaçırıyorsa mutlaka uzman yardımı alınmalıdır.”

    “Ağır okul çantaları omurga sağlığını bozuyor”

    Ağır okul çantalarının omurga sağlığını bozduğuna dikkat çeken Gündüz, “Ağır okul çantaları çocuklarda skolyoz olarak adlandırılan omurga eğriliklerine neden olur. Bu nedenle okul çantası sırtta ve omuzlarda ağrıya neden olmayacak ağırlıkta olmalıdır. Eğer çocuğun okul çantasını yanında taşınması gerekiyorsa 12 yaşına kadar 4 kg’ı, 15 yaşına kadar da 5 kg’ı geçmemelidir. Çantanın uzun süre taşınmamasına dikkat edilmelidir. Ayrıca çocukların sınıfta ders dinlerken masaya dayanmamaları, arkalarına yaslanarak, dik oturmaları gerekmektedir. Teneffüslerde ise sırada oturmak yerine, kalkıp dolaşmalıdırlar” şeklinde konuştu.

    Okul çağı çocuklarında ayak ağrılarının nedenini okula başlarken yeni alınan ayakkabılara yormanın yanlış olduğunu vurgulayan Dr. Gündüz sözlerini şöyle tamamladı: “Ayakta ağrıya neden olabilecek ve çocuğun okulla olan dengesini etkileyecek, bir dizi doğuştan veya sonradan olma bozukluklar bulunmaktadır. Ağrılı bir ayakta çocuk ortopedistinin çektireceği basit bir röntgen sonucu konacak tanı ve buna göre yönlenecek tedavi ile alınacak bazı önlemler, çocukların okul performansını artıracaktır.”

  • Kanser hastası sağlığını değil, iki odalı evini kaybetmek istemiyor

    Antalya’da ödeyemediği kirası nedeniyle sokağa atılmayla karşı karşıya kalan akciğer kanseri Ünal Bolat, iyileşinceye kadar birkaç aylık kirasının hayırseverler tarafından ödenmesini istiyor.

    Kepez ilçesinde yaşayan, hiç evlenmeyen ve kimsesi olmayan 51 yaşındaki Ünal Bolat, 8 ay önce öksürük şikayetiyle hastaneye başvurdu. Yapılan tetkikleri sonucu akciğer kanseri olduğu belirlenen Bolat kemoterapi tedavisi almaya başladı. Çaycılık yaptığı iş yerinden de ayrılmak zorunda kalan Ünal Bolat, zor durumda kaldı. 5 aydır akciğer kanseri tedavisi gören Bolat, aldığı kemoterapi nedeniyle 65 kilodan, 43 kiloya düştü. Komşularının verdiği yemeklerle beslenen Bolat, 40 derece sıcakta küçük vantilatörüyle serinlemeye çalışıyor. Yatırdığı 53 TL ile Genel Sağlık Sigortasından faydalanan Bolat, çalışamadığı için iki odalı evini de kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldı. Çalışamadığı için 400 TL kirasını ödemeyen Bolat, tedavisinin yerine iki odalı evinin kirasının hayırseverler ya da yerel yönetimler tarafından ödenmesini istiyor.

    Ünal Bolat, 8 ay önce kuru öksürükle başlayan şikayetinin giderek arttığını ve 3 aylık tedavi süresinin ardından akciğer kanseri olduğunu öğrendiğini söyledi. 5 aydır akciğer kanser tedavisi aldığını dile getiren Bolat, “Kemoterapi aldıktan sonra iki hafta kendime gelemiyorum. İşime de artık gidemiyorum. 53 TL yatırdığım Genel Sağlık Sigortası ile tedavi olabiliyorum. Çevremdeki birkaç kişinin desteği ile ayakta kalabiliyorum. Onlar da nereye kadar karşılayacak bilemiyorum” dedi.

    “Çorbayı bulduğuma şükrediyorum”

    Çalışırken evinin kirasını rahatlıkla ödediğini hatırlatan Bolat, “Bu ayın kirası geçti. Nasıl karşılayacağımı bilmiyorum. Kirayı veremezsem sokakta kalabilirim. Kapı dışarı olacağım. Bunun yanında iyi beslenmem gerekiyor. İki öğün et yemeğinin yanında sebze meyve ve iyi bir sabah kahvaltısıyla beslenmem gerekiyor. Benim bu beslenme listesini almamın imkanı yok. Kuru çorbayı bulursam şükrediyorum” diye konuştu.

    “Evini kaybetmek istemiyor”

    Gözleri dolan Bolat, tedavisinden geçtiğini belirterek, “Sadece kiram karşılansın sokakta kalmayayım. Kalacak yerim var kaybetmek istemiyorum. Kemoterapi aldığım gün günlerce ayağa kalkmakta zorlanıyorum. Ben otobüsle de olsa hastaneye giderim ama evimden olmak istemiyorum. İyileşinceye kadar birkaç aylık kiram ödense başka bir şey istemiyorum. Evimin eşyalarını da hayırseverler getirdi. Bir televizyon, küçük bir buzdolabı. Tüm gün evdeyim ve yer vantilatörü ile serinlemeye çalışıyorum” dedi.

  • Sistemik ilaçlar en fazla ağız ve diş sağlığını etkiliyor

    İstanbul Aydın Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Esra Somtürk, astım, andidepresyon, kalp, kanser, epilepsi gibi tedavilerde kullanılan sistemik ilaç kullanımının en fazla ağız ve diş sağlığını etkilediğine dikkat çekiyor.

    Toplumumuzda yaşlı nüfus sayısı arttıkça, kronik bir sistemik hastalığa sahip hasta sayısı ve kullanılan ilaç miktarı da artış gösteriyor. Kullanılan bazı ilaçlar ağız içi dokular üzerinde de etki yaratıyor. İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Esra Somtürk, sistemik ilaç kullanımının en fazla dişeti sağlığını etkilediğine dikkat çekiyor. Yrd. Doç. Dr. Somtürk, sistemik olarak kullanıldığında, antihipertansifler, immünsüpresanlar, antikonvülzanlar, non-steroid anti-inflamatuar ilaçlar, antibiyotikler, kortikosteroidler, bifosfonatlar, oral kontraseptifler ve hormonların ağız içi dokuları da etkileyen başlıca ilaçlar arasında olduğunu söylüyor. Sistemik olarak kullanılan bu tür ilaçların ağız hijyenini, dişeti ve ağız mukozasını ve alveol kemiğini etkilediğine vurgu yapıyor.

    Çeşitli sistemik hastalıkların tedavisinde kullanılan bazı ilaçların dişetinde büyümelere ve diğer dişeti rahatsızlıklarına yol açtığını belirten Yrd. Doç. Dr. Esra Somtürk, ilaca bağlı yaşanan dişeti büyümelerinin çok yaygın olarak yaşanan bir problem olduğunu söylüyor.

    Dişeti büyümesine yol açan ilaçlar

    Ağız yoluyla alınan doğum kontrol ilaçlarının hormonal değişikliklere paralel olarak periodontal duyarlılığı artırdığını kaydeden Yrd. Doç. Dr. Somtürk, “Araştırmalar, cinsiyet hormonlarının seviyelerindeki değişikliklerin dişeti iltihabını artırdığını ortaya koymuştur. Gebelik esnasında kadınlarda dişeti iltihabı vakalarının daha çok görülmesinin sebebi de budur. Doğum kontrol ilaçları da hormon seviyelerinde değişikliklere neden olduğundan plağa bağlı gingivitise benzer şekilde dişeti değişimlerine yol açar” diyor.

    Kanser tedavisinde kullanılan bazı ilaçların da kemik ve yara iyileşmesi üzerine de etkileri olduğundan, kullanımı süresince ve bırakıldıktan en az bir sene sonraya kadar ağız içi cerrahi işlemlerin yapılmasının uygun olmadığını söylüyor.

    Organ-doku nakli sonrasında ve hemolitik anemi tedavisinde kullanılan vücudun savunma sistemini baskılayan immunosupresif ilaçların da diş ve dişeti üzerinde etki yaptığını belirten Yrd. Doç. Dr. Somtürk, organ nakillerinde savunma sistemi olan immun sistemi baskılamak için kullanılan ilaçların da dişeti iltihabı, dişeti büyümesi, gingivit, diş eti hiperplazisi, diş etlerinde şişlik veya hassasiyet gibi ağız içi etkiler içerdiğine işaret ediyor. Yrd. Doç. Dr. Somtürk, yine vücuttaki istem dışı kasılmaları önleyen ve epilepsi tedavisinde kullanılan antiepileptik ilaçları kullanan hastaların da yüzde 40 ile yüzde 90’ında değişen oranlarda dişeti büyümesi ve buna bağlı olarak estetik problemler, dişlerde yer değiştirme ve gömülü diş vakalarının görüldüğünün bilimsel makalelerde ortaya konduğunu vurguluyor.

    Antidepresanlar ağız ve diş sağlığı için zararlı mı?

    Yrd. Doç. Dr. Somtürk, antidepresanlar ve psikiyatrik ilaçların da bruksizm (diş sıkma), diş çürükleri, periodontal hastalıklar ve ağız kuruluğuna neden olduğunun altını çiziyor ve “Hastanede yatan psikiyatrik hastalarda, koruyucu diş hekimliği programlarının yanı sıra psikiyatrik rehabilitasyon programları ile ağız-diş sağlığı eğitimi köprüsünün önemi büyüktür” diyor.

    Kalp hastalıklarında ve antihipertansif (hipertansiyon düzenleyici) olarak kullanılan ilaçların da Fenitoin’e bağlı oluşan dişeti problemlerine benzer sorunlara neden olduğunu belirtiyor ve dişeti dokularının büyümesini ve yemek yemeyi zorlaştırdığını kaydediyor. Yrd. Doç. Dr. Somtürk, yapılan çalışmaların astımlı hastalarda kullanılan ilaçlara bağlı olarak da diş çürükleri, diş erozyonu, gingivit, oral candida enfeksiyonu, tükürük içeriği ve akış hızında değişikliklere neden olduğu ve dental problemlerde artış olduğunu gösterdiğinin altını çiziyor.

  • Muvazaalar halk sağlığını tehdit ediyor

    Eczacılık mesleğinin saygınlığını zedeleyen ve halkın sağlığını riske atan muvazaa ile mücadele sürüyor. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Eczaneler Dairesi Başkanı Uzman Eczacı Fatma Bekar, “Bizim muvazaa ile mücadeledeki amacımız eczacılık mesleğinin saygınlığının tekrar kazandırılması, halk sağlığının korunması ve kamunun zarara uğratılmasını engellemektir” dedi. Türkiye Eczacılar Birliği (TEB) İkinci Başkanı Eczacı Sinan Usta ise muvazaa için “Anlaşmalı sahtekarlık” ifadesini kullandı.

    Muvazaa Komisyonu Eğitim Toplantısı, Ankara Point Otel’de gerçekleştirildi. Toplantıda farklı illerden gelen eczacılara muvazaa konusunda bilgiler verildi. Toplantı öncesinde konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan TEB İkinci Başkanı Sinan Usta, muvazaanın eczacılık mesleğinin en önemli sorunlarından biri olduğunu belirterek, “Halk arasında kiralık diploma vasıtası ile eczane işletilmesi olarak bilinen muvazaa hususunu eczacı odalarından ve kurumumuzdan katılımlar ile değerlendireceğiz” dedi.

    Usta, uzun yıllardır muvazaa konusu ile mücadele edildiğini ifade ederek, “Yapılan mevzuat değişiklikleri ve yasal düzenlemeler ile ciddi yol aldık. Çok eski bir sorun olduğu için yapmamız gereken çok fazla iş var. Daha yapılacak, kat edilecek çok yolumuz var. Eczacılıkta muvazaa dediğimiz işi önemsiyoruz. Çünkü bu halk sağlığı ile de ilgili. Eczacı olmayan kişiler tarafından yürütülen bir faaliyetin halk sağlığı anlamında ciddi sıkıntılar oluşturması söz konusu” diye konuştu.

    Usta, gerçekleştirilen eğitim toplantısı ile gerekli bilgilendirmelerin yapılarak, konuyla ilgili eksikliklerin giderilmesinin amaçlandığını ifade etti. Usta, toplantıdaki konuşmasında da muvazaa için “Anlaşmalı sahtekarlık” ifadesini kullandı.

    “Birçok muvazaalı eczane kapatıldı”

    Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Eczaneler Dairesi Başkanı Uzman Eczacı Fatma Bekar ise, 2016 yılını muvazaa ile mücadele yılı ilan ettiklerini kaydederek, “Bu çerçevede tüm sahada araştırma yapan bütün personelimizi eğittik. Yaklaşık 380-400 kişiye bu konuda eğitimler verdik. Eğitimler sonrasında olumlu sonuçlar aldık. Birçok muvazaalı eczane kapatıldı” açıklamasında bulundu.

    Bekar, konuyla ilgili bir kitapçık hazırladıklarını ifade etti. Bekar, bilgilendirme amacıyla bu kitapçığın muvazaa araştırması yapan kişilere ulaştırılacağını belirterek, “Bizim muvazaa ile mücadeledeki amacımız eczacılık mesleğinin saygınlığının tekrar kazandırılması, halk sağlığının korunması ve kamunun zarara uğratılmasını engellemektir. Mücadelelerimiz devam edecek” dedi.

    Muvazaa ile halk sağlığının da riske atıldığını söyleyen Bekar, vatandaşlara bu konuda dikkatli olması için uyarılarda bulundu. Bekar, “Halkımız lütfen ilaçlarını eczacılarından alsınlar. Eğer eczacılar eczanede yoksa veya bir muvazaa şüphesi varsa lütfen bize Sağlık Bakanlığına BİMER ve CİMER kanalı ile bildirsinler. Derhal gereğini yaparız. Eczanelerde, eczacıların görevinin başında olması gerekiyor. Hastalarımız kimin eczacı olduğunu bilirler. Eğer eczacı görevinin başında durmuyorsa, kalfa yeteri kadar bilgilendirmiyorsa, ilaç konusunda bir şüphesi varsa bize ulaşabilir” ifadelerini kullandı.

    Toplantıda konuşan Avukat Zuhal Çolak ise, muvazaayı hileli bir işlemin hukuk sistemi içerisinde düzenlenmesi olarak tarif etti. Çolak, “Kişiler başka bir konuda anlaşırlar, asıl yaptıkları iş başkadır. Ama üçüncü kişilere karşı başka bir anlaşma yapmış gibi gösterirler” dedi. Çolak, bunun tespit edilmesi halinde cezasının eczacının idari ve para cezasına çarptırılarak, 5 yıl eczanesinin kapatılması olduğunu vurguladı.

    Toplantıda bilgilendirme amacıyla eczacılara yönelik sunumlar gerçekleştirildi. Sunumların ardından yetkililer, eczacıların sorularını cevapladı.