Etiket: Sağlar”

  • AK Parti Ağrı İl Teşkilatı, Fikri Sağlar, Can Ataklı ve İlker Başbuğ hakkında suç duyurusunda bulundu

    AK Parti Ağrı İl Teşkilatı, Fikri Sağlar, Can Ataklı ve İlker Başbuğ hakkında suç duyurusunda bulundu

    AK Parti Ağrı İl Teşkilatı, Fikri Sağlar, Can Ataklı ve İlker Başbuğ hakkında suç duyurusunda bulunduklarını basın açıklaması ile duyurdu.

    AK Parti Ağrı İl Başkanı Av. Abbas Aydın, Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan, Merkez İlçe Başkanı Mehmet Nuri Yıldız bir araya gelerek, Fikri Sağlar, Can Ataklı ve İlker Başbuğ hakkında su duyurusunda bulunduklarını duyurdu. AK Parti İl Teşkilatı’nın yaptığı ortak basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

    “AK Parti Ağrı İl Teşkilatını temsilen, Fikri Sağlar, Can Ataklı ve İlker Başbuğ hakkında Türk Ceza Kanununun ’halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme’ başlığını taşıyan 21’ncı maddesine istinaden, Cumhuriyet Başsavcılığımıza suç duyurusunda bulunduk. Bilindiği gibi, Türkiye Cumhuriyeti devleti, doğrudan milletin yürüttüğü ve onun temsilcisi olan Büyük Millet Meclisinin yönettiği bir istiklal mücadelesi sonunda kurulmuştur. Temelinde milli iradenin üstünlüğü olan Cumhuriyetimiz, çok partili siyasi sistemle birlikte, bu vasfını siyasi alanda da tam manasıyla hayata geçirmeye başlamıştır.

    Elbette, en başından beri her dönemde milli iradenin üstünlüğünü hazmedemeyenler olmuştur. Milli irade düşmanlığı, kimi zaman darbeci, kimi zaman vesayetçi, kimi zaman marjinal akımların temsilcisi olarak karşımıza çıkmıştır. Hepsi de faşizmin en ilkel, en karanlık, en nobran söylemleri ve eylemleriyle millete, milletin değerlerine, tarihine, kültürüne saldıran köhne zihniyetin mensuplarıyla mücadele etmek, kendine bu ülkenin demokrat, yerli ve milli bireyi olarak gören herkesin en başta gelen sorumluluğudur.

    Yakın tarihte 28 Şubat’tan 15 Temmuz’a kadar uzanan nice acı hatıraları hala hafızasında canlı olan milletimiz, faşist zihniyete karşı gösterdiği ilkeli ve güçlü duruş sayesinde, ülkemizin en büyük kalkınma ve demokrasi atılımının partimiz vasıtasıyla gerçekleştirilebilmesini sağlamıştır. AK Parti olarak en büyük gururumuz ve mutluluğumuz, bu büyük atılımda milletimizin temsilcisi olarak mücadele safının en önünde yer alıyor olmaktır.

    Türkiye’nin kalkınma ve demokrasi yolculuğunda kat ettiği mesafedeki başarısı; akıl, vicdan ve izan sahibi herkes tarafından takdirle teslim edilmektedir. Bu sayede ekonomiden hak ve özgürlüklere kadar her alanda dünyanın en gelişmiş ülkeleriyle mukayese edilebilecek bir yere geldiğimizi en iyi milletimiz biliyor.

    Türkiye’nin kalkınma ve demokrasi yolculuğunda kat ettiği mesafedeki başarısı; akıl, vicdan ve izan sahibi herkes tarafından takdirle teslim edilmektedir. Bu sayede ekonomiden hak ve özgürlüklere kadar her alanda dünyanın en gelişmiş ülkeleriyle mukayese edilebilecek bir yere geldiğimizi en iyi milletimiz biliyor.

    Kimi zaman milli iradenin tecelli ahı olan Meclisin mehabetini bozan, kimi zaman medya mecralarını kirleten, kimi zaman eskiden mensubu oldukları kurumların saygınlığına zarar veren bu zihniyet sahipleriyle hukuk önünde hesaplaşmakta kararlıyız. Bu örneklerden biri, CHP’nin resmi yayın organı olan bir televizyon kanalında ’başörtülü bir hakimin tarafsız olamayacağını ve adil yargılama yapamayacağını’ söyleyen, eski milletvekili ve bakan Fikri Sağlar’ın ortaya koyduğu tavırdır. Türkiye’nin artık geride bırakmış olması gereken, büyük acıların çekildiği ve bedellerin ödendiği bir meseleyi yeniden gündeme getiren bu kişi, CHP’nin demokrat yaldızı altındaki faşist yüzünü bir kez daha sergilemiştir.

    Gazeteci kimliğiyle yaptığı bir sosyal medya paylaşımında ise Can Ataklı, Cumhurbaşkanımızın seçimle gitmeyeceğini, ordunun darbe kabiliyetinin kalmadığını, artık tek ümidin ülkenin halkta öfkeye yol açacak büyük bir felakete uğraması olduğunu söyleyebilecek kadar derin bir sefalete düşmüştür. Darbe ve felaket çığırtkanlığı yapan bu zihniyet, ülkemiz için bizatihi bu tehditlerin kendisi kadar tehlikelidir. Aynı şekilde, Genelkurmay eski Başkanlarından İlker Başbuğ’un, 27 Mayıs darbesinin, şayet rahmetli Menderes erken seçim kararını ilan etseydi olmayabileceği, böyle bir durumda da iktidarın zaten CHP’ye geçeceği yönündeki açıklamaları, zihinlerin gerisindeki darbe sevdasını açık etmiştir. Sadece bu üç örnek dahi, Türkiye’nin 97 yıllık Cumhuriyet tarihinde elde ettiği milli iradenin üstünlüğünü esas alan kazanımları hala hazmedemeyenlerin, vesayet ve darbe dönemlerinin özlemiyle yanıp tutuştuğunu göstermeye yeterlidir.

    Demokrasi tarihimiz de siyaset darbelerle her dönem inkıtaya uğratılmıştır. Bugün seçilmişlerin en kritik demokratik mücadele süreci devam ederken, bu tür söylemlerin ve yaklaşımların, kesinlikle iyi niyetli olmadığı, arkasında farklı ajandaların ve gayelerin bulunduğu tartışmaya mahal vermeyecek şekilde açıktır. Unutulmamalıdır ki terörle ve her türlü vesayet odağı ile mücadele demokrasiyi koruma mücadelesidir.

    Hak ve özgülük mücadelesinde ülkemizin elde ettiği kazanımlara, vesayetten darbeye, terör örgütlerinin saldırılarından uluslararası tuzaklara kadar nice badireleri göğüsleyerek sahip çıkan milletimizin, bu karanlık zihniyete de hak ettiği dersi, demokrasi ve hukuk sınırları içinde vereceğinden şüphe duymuyoruz.

    Türkiye’nin 81 vilayetindeki AK Parti teşkilatları olarak biz de, yapılan bu saldırıları; demokrasinin kalbi milli iradeye, onun taşıyıcısı siyaset kurumuna ve nihayetinde bizatihi demokrasimize, partimize ve seçilmiş Cumhurbaşkanımıza yönelik bir saldırı olarak görüyor ve hukukun bize verdiği hakları kullanarak, suç duyurusunda bulunmak suretiyle, milletimize ve tarihe karşı görevimizi yerine getirdiğimize inanıyoruz. Tüm diğer siyasi partileri de demokrasi karşıtı bu açıklamalara tepki vermeye davet ediyoruz. Benzer her türlü girişime karşı da aynı kararlılıkla mücadele edeceğimizi de özellikle belirtmek istiyoruz.”

  • AK Parti Erzurum Teşkilatı’ndan Fikri Sağlar, Can Ataklı ve İlker Başbuğ hakkında suç duyurusu

    AK Parti Erzurum Teşkilatı’ndan Fikri Sağlar, Can Ataklı ve İlker Başbuğ hakkında suç duyurusu

    AK Parti Erzurum İl Teşkilatı, Fikri Sağlar, Can Ataklı ve İlker Başbuğ hakkında Türk Ceza Kanunu’nun “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme” başlığını taşıyan 216’ncı maddesine istinaden savcılığa suç duyurusunda bulundu.

    AK Parti Erzurum İl Başkanı Mehmet Emin Öz, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Palandöken Belediye Başkanı Muhammet Sunar, Aziziye Belediye Başkanı Muhammed Cevdet Orhan, Yakutiye Belediye Bakan Vekili İhsan Karabulut, AK Parti İl Yönetim Kurulu üyeleri, Erzurum Büyükşehir, Palandöken, Aziziye ve Yakutiye Belediye Meclis üyeleri, İlçe Belediye Başkanları ve üyeler, savcılığa Fikri Sağlar, Can Ataklı ve İlker Başbuğ hakkında suç duyurusunda bulundu. İl Başkanı Öz burada yaptığı açıklamada, “Bilindiği gibi, Türkiye Cumhuriyeti devleti, doğrudan milletin yürüttüğü ve onun temsilcisi olan Büyük Millet Meclisinin yönettiği bir istiklal mücadelesi sonunda kurulmuştur. Temelinde milli iradenin üstünlüğü olan Cumhuriyetimiz, çok partili siyasi sistemle birlikte, bu vasfını siyasi alanda da tam manasıyla hayata geçirmeye başlamıştır. Elbette, en başından beri her dönemde milli iradenin üstünlüğünü hazmedemeyenler olmuştur. Milli irade düşmanlığı, kimi zaman darbeci, kimi zaman vesayetçi, kimi zaman marjinal akımların temsilcisi olarak karşımıza çıkmıştır. Hepsi de faşizmin en ilkel, en karanlık, en nobran söylemleri ve eylemleriyle millete, milletin değerlerine, tarihine, kültürüne saldıran köhne zihniyetin mensuplarıyla mücadele etmek, kendine bu ülkenin demokrat, yerli ve milli bireyi olarak gören herkesin en başta gelen sorumluluğudur. Yakın tarihte 28 Şubat’tan 15 Temmuz’a kadar uzanan nice acı hatıraları hala hafızasında canlı olan milletimiz, faşist zihniyete karşı gösterdiği ilkeli ve güçlü duruş sayesinde, ülkemizin en büyük kalkınma ve demokrasi atılımının partimiz vasıtasıyla gerçekleştirilebilmesini sağlamıştır. AK Parti olarak en büyük gururumuz ve mutluluğumuz, bu büyük atılımda milletimizin temsilcisi olarak mücadele safının en önünde yer alıyor olmaktır. Türkiye’nin kalkınma ve demokrasi yolculuğunda kat ettiği mesafedeki başarısı; akıl, vicdan ve izan sahibi herkes tarafından takdirle teslim edilmektedir. Bu sayede ekonomiden hak ve özgürlüklere kadar her alanda dünyanın en gelişmiş ülkeleriyle mukayese edilebilecek bir yere geldiğimizi en iyi milletimiz biliyor. 2023 hedeflerinde somutlaşan büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası gayretlerimizi, inşallah, zaferle neticelendireceğiz. Tabii bu süreçte, eski Türkiye’de kaldığını ümit ettiğimiz faşist zihniyetin, bulduğu her fırsatta adeta hortlamasının yol açtığı tedirginliği de hep birlikte yaşıyoruz. Kimi zaman milli iradenin tecelligâhı olan Meclis’in mehabetini bozan, kimi zaman medya mecralarını kirleten, kimi zaman eskiden mensubu oldukları kurumların saygınlığına zarar veren bu zihniyet sahipleriyle hukuk önünde hesaplaşmakta kararlıyız. Bu örneklerden biri, CHP’nin resmi yayın organı olan bir televizyon kanalında ’başörtülü bir hakimin tarafsız olamayacağını ve adil yargılama yapamayacağını’ söyleyen eski milletvekili ve bakan Fikri Sağlar’ın ortaya koyduğu tavırdır. Türkiye’nin artık geride bırakmış olması gereken, büyük acıların çekildiği ve bedellerin ödendiği bir meseleyi yeniden gündeme getiren bu kişi, CHP’nin demokrat yaldızı altındaki faşist yüzünü bir kez daha sergilemiştir. Gazeteci kimliğiyle yaptığı bir sosyal medya paylaşımında ise Can Ataklı, Cumhurbaşkanımızın seçimle gitmeyeceğini, ordunun darbe kabiliyetinin kalmadığını, artık tek ümidin ülkenin halkta öfkeye yol açacak büyük bir felakete uğraması olduğunu söyleyebilecek kadar derin bir sefalete düşmüştür. Darbe ve felaket çığırtkanlığı yapan bu zihniyet, ülkemiz için bizatihi bu tehditlerin kendisi kadar tehlikelidir. Aynı şekilde, Genelkurmay eski Başkanlarından İlker Başbuğ’un, 27 Mayıs darbesinin, şayet rahmetli Menderes erken seçim kararını ilan etseydi olmayabileceği, böyle bir durumda da iktidarın zaten CHP’ye geçeceği yönündeki açıklamaları, zihinlerin gerisindeki darbe sevdasını açık etmiştir. Sadece bu üç örnek dahi, Türkiye’nin 97 yıllık Cumhuriyet tarihinde elde ettiği milli iradenin üstünlüğünü esas alan kazanımları hala hazmedemeyenlerin, vesayet ve darbe dönemlerinin özlemiyle yanıp tutuştuğunu göstermeye yeterlidir. Demokrasi tarihimiz de siyaset darbelerle her dönem inkitaya uğratılmıştır. Bugün seçilmişlerin en kritik demokratik mücadele süreci devam ederken, bu tür söylemlerin ve yaklaşımların, kesinlikle iyi niyetli olmadığı, arkasında farklı ajandaların ve gayelerin bulunduğu tartışmaya mahal vermeyecek şekilde açıktır. Unutulmamalıdır ki terörle ve her türlü vesayet odağı ile mücadele demokrasiyi koruma mücadelesidir. Hak ve özgülük mücadelesinde ülkemizin elde ettiği kazanımlara, vesayetten darbeye, terör örgütlerinin saldırılarından uluslararası tuzaklara kadar nice badireleri göğüsleyerek sahip çıkan milletimizin, bu karanlık zihniyete de hak ettiği dersi, demokrasi ve hukuk sınırları içinde vereceğinden şüphe duymuyoruz. Türkiye’nin 81 vilayetindeki AK Parti teşkilatları olarak biz de, yapılan bu saldırıları; demokrasinin kalbi milli iradeye, onun taşıyıcısı siyaset kurumuna ve nihayetinde bizatihi demokrasimize, partimize ve seçilmiş Cumhurbaşkanımıza yönelik bir saldırı olarak görüyor ve hukukun bize verdiği hakları kullanarak, suç duyurusunda bulunmak suretiyle, milletimize ve tarihe karşı görevimizi yerine getirdiğimize inanıyoruz. Tüm diğer siyasi partileri de demokrasi karşıtı bu açıklamalara tepki vermeye davet ediyoruz. Benzer her türlü girişime karşı da aynı kararlılıkla mücadele edeceğimizi de özellikle belirtmek istiyoruz” diye konuştu.

  • Öter: “Mayından temizlenen araziler ülke ekonomisine büyük girdi sağlar”

    Kızıltepe Hububat ve Ticaret Merkezi Başkanı Mehmet Şerif Öter, Türkiye-Suriye sınırındaki bazı mayınlı arazilerin temizlenmesine ilişkin, bir asırdır hiç işlememiş mayınlı toprakların işin ehli olan kişiler tarafından işlenerek, tarıma kazandırılmasının ülke ekonomisine büyük girdi sağlayacağını vurguladı.

    Kızıltepe Hububat ve Ticaret Merkezi Başkanı Mehmet Şerif Öter, Türkiye-Suriye sınırında bulunan bazı mayınlı arazilerin temizlenmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 10 yıl önce mayınlı arazilerin tarıma kazandırılması için çalışma başlatıldığını anımsatan Öter, “Komşuda yaşanan iç savaş ve siyasi olaylar yüzünden duvar örüldü. Bu askıya alındı. Mayınlı araziler ülkemizin topraklarıdır. Bu topraklar ülkemizin çok ihtiyacı olan topraklar. Bu topraklarda yapılacak olan üretim çok kıymetli ve organik olur. Ülke ve bölge ekonomisine önemli ölçüde hem istihdam hem de üretim konusunda çok büyük katkı sunacaktır. Bunun bir an önce hayata geçmesini temenni ediyoruz” dedi.

    Temizlenen arazilerin amacına yönelik kullanılmasını isteyen Öter, “İşin ehli olmayanların eline verilmesin. Hak ettiği değeri görsün. Burası Mezopotamya topraklarıdır. Dünyanın en verimli topraklarıdır. Bu topraklar bir asırdır işlenmemiş ve hamdır. Ne ekilirse fazlasını verecektir. Doğru bir ekim ve uygulama ile işin ehlinin elinde işlenmesi gerekir. Bir milyon 700 bin metrekare araziden bahsediliyor. Neredeyse Mardin ovasının yarısı kadardır. Kızıltepe, Konya ovasından sonra en geniş topraklardır. Bunun bir an önce hayata geçirilmesi doğrudur ve elzemdir” diye konuştu.

  • “Agora-Kadifekale teleferik projesi İzmir turizmine can suyu sağlar”

    Son dönemde döviz kurlarında yaşanan artışlar turizm girdilerinin önemini bir kez daha ortaya koydu. Turizm potansiyeli yüksek İzmir için de turizm gelirlerinin önemine dikkat çeken Yaşar Üniversitesi Öğretim Üyesi Arkeolog Prof. Dr. Recep Meriç, Agora’dan Kadifekale’ye kadar yapılması planlanan teleferik projesini hatırlattı. Projenin yapılması halinde kente neler kazandırabileceğini değerlendiren Prof. Dr. Meriç, “Turizmin, özellikle ekonomik sorunların yaşandığı bir dönemde değerlendirilmesi ve çeşitlendirilmesi büyük önem taşır. Agora-Kadifekale teleferik projesi, kruvaziyer turizminin çok rağbet edeceği bir proje olabilir” dedi.

    Kadifekale’nin turizm açısından önemine değinen Arkeolog Prof. Dr. Recep Meriç, “İzmir Büyükşehir Belediyesinin Kadifekale’de başlattığı kentsel dönüşümle elde edilen boş alanların iyi değerlendirmesi turizm açısından büyük önem taşıyor. Bununla bağlantılı olarak antik dönemlerde Pagos denilen Kadifekale’nin çevresinin açılması, üzerinde tarihi olaylara sahne olmuş stadyum ve 20 bin kişilik antik tiyatrosunun ortaya çıkarılması, çok sayıdaki Osmanlı dönemine ait konut yapıları, dini yapılar ve hamam, çeşme, sebil gibi su yapılarının korunması ve restorasyonu, yapılması gereken diğer önemli projeler arasında yer alıyor. Ancak Kadifekale yamaçlarında bulunan bu değerlere ulaşmak bu mahallelerdeki yolların dar olması sebebiyle kimi zaman mümkün olamıyor” dedi.

    “Ortak hareket etmeli”

    Projeyi hayata geçirmeden önce hangi bilim kurumlarıyla ortaklaşa hareket etmek gerektiğini anlatan Prof. Dr. Recep Meriç, “Bu sorun, Basmane, Agora, Kemeraltı hattında konunun uzmanları tarafından saptanacak bir güzergahta, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıklarını Koruma Kurullarının vereceği onayla çözülebilir. Bu noktada İzmir Büyükşehir Belediyesinin de projeleri içinde yer alan Kadifekale’ye teleferik projesi büyük önem taşımaktadır. Eğer teleferik yapımı çok katılımlı bir şekilde Kültür ve Turizm Bakanlığı, yerel yönetimler, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları tarafından tartışılarak yapılırsa çok daha iyi ve doğru bir proje ortaya çıkabilir. Böyle bir proje Kemeraltı gibi çok büyük bir turizm merkezini Kadifekale’ye bağlayacak ve insanları araç kullanmadan limandan Kadifekale’ye kadar götürebilecektir” bilgisini verdi.

    Alternatif çözümler

    Teleferik projesinin teknik olarak yapılmasının mümkün olmaması durumunda alternatif çözümlerin neler olabileceğine de değinen Prof. Dr. Meriç, “Projeyi yapmak teknik olarak mümkün değilse ya da yetkili kurullar buna izin vermezse teraslama sistemi ile adapte yürüyen merdivenler yapılabilir. Ayrıca bu proje kapsamında Yeşildere’nin arkasından Kadifekale’ye planlanacak bir motorlu taşıt yolu olması da uygun olacaktır. Kadifekale’den inişte de insanların yürüyerek kullanabileceği bir merdiven sistemi ve çok dik olan yerlerde yürüyen merdivenlerin yanı sıra seyir terasları, kafe, restoran gibi gerekli altyapı birimlerinin oluşturulması da çok faydalı olacaktır. Arkeoloji müzelerinin de bu entegre proje içinde yer alması İzmir kültür ve turizmine yeni bir çehre kazandıracak ve turizm gelirlerinin artmasına sebep olacaktır” dedi.

  • Bakan Turhan: “Ulaşım alanında gerçekleştirilen her yatırım Türkiye’nin ve Artvin’in ekonomik kalkınmasına katkı sağlar”

    Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan, ulaşım alanında gerçekleştirilen her yatırımın Türkiye’nin ve Artvin’in ekonomik kalkınmasına katkı sağladığını söyledi.

    Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan, bir dizi ziyaret ve incelemelerde bulunmak için Artvin’e geldi. Ziyaretler kapsamında ilk olarak Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ile 275 metre yüksekliğiyle Türkiye’nin birinci, dünyanın ise 3. büyük barajı olma özelliğine sahip Yusufeli Barajı’nda incelemelerde bulundu. Barajın incelenmesinin ardından Artvin’e gelen Bakan Turhan, Artvin Valiliğini ve Artvin Belediyesini ziyaret etti. Ziyaretlerde Vali Ömer Doğanay ve Belediye Başkanı Mehmet Kocatepe’den projeler hakkında bilgi alan Turhan, gerek Artvin gerekse Türkiye genelinde yürütülen çalışmaların hız kesmeden devam ettiğini ifade etti.

    Artvin’in stratejik açıdan önemli bir konuma sahip olduğunu belirten Bakan Turhan, “Türkiye’de coğrafi şartlarında getirdiği zaruretten dolayı en fazla tünel Artvin’de bulunuyor. Sahil yolu, Sarp Sınır Kapısı, Hopa-Borçka Cankurtaran Tüneli, Baraj yolları, ilçe yolları olmak üzere çalışmalar yapıldı. İyileştirme çalışmaları da devam ediyor” dedi.

    Artvin’in bir enerji üstü olduğunu belirten Bakan Turhan, “Artvin madenleriyle, barajlarıyla, su ürünleriyle, hayvancılık, arıcılık, tarım ve orman ürünleri yönünden zengin. Bizler de bu zenginlikleri ekonomiye kazandırmak için ulaşım altyapısı olmak üzere gerekeni yapıyoruz. Bu bağlamda da baraj yolları haricinde Artvin’de yaptığımız yatırımların toplam tutarı yaklaşık 4 milyar TL’ye yaklaştı” diye konuştu.

    Ulaşım alanında gerçekleştirilen çalışmaların bölge turizminin gelişmesinde önemli bir yer tuttuğunu da kaydeden Turhan, yeşil yol projesi, Rize-Artvin Havaalanı ve yollardaki iyileştirme çalışmalarının tamamlanmasının ardından daha da üst seviyelere çıkacağını da sözlerine ekledi.