Etiket: Safra

  • Safra Kesesi Hastalıkları Ve Cerrahisi

    Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Serdar Yol, 20-60 yaş kadınlarda safra taşı görülme sıklığının, erkeklere göre 3 misli fazla olduğunu söyledi.

    Samsun Büyük Anadolu Meydan Hastanesi doktorlarından Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Serdar Yol, safra kesesi hastalıkları ve cerrahisi hakkında bilgi verdi. Yol, “20 – 60 yaş kadınlarda safra taşı görülme sıklığı, erkeklere göre 3 misli fazladır. Çok doğum yapmış kadınlarda daha sıktır. Yaş ve şişmanlık görülme sıklığını artırır. 60 yaş üstü insanların yaklaşık yüzde 10-20’sinde safra taşı bulunur. Safra taşı olanların büyük çoğunluğunda (yüzde70-80) şikayet yoktur. Bunlar tesadüfen, başka tetkikler sırasında saptanırlar. Bunlara ‘sessiz taş’ denir. Sebep oldukları en önemli şikayet ise karın sağ üst kısmında, sırta da vurabilen ağrıdır. Bazen değişik komplikasyonlara (istenmeyen yan etkiler) neden olabilirler. Küçük taşlar safra kanalına düşüp burada tıkanıklığa yol açarak sarılık meydana getirebilirler. Bazıları pankreas ile ilgili şikayetlere neden olabilir. Bazen şişkinlik, hazımsızlık , özellikle yağlı gıdalara tahammülsüzlük gibi şikayetlere neden olabilirler. Safra kesesi taşı oluşumunda esas neden, kesenin konsantrasyon yeteneğindeki bozukluk olduğundan, hasta olan kesedir. Bu neden ile esas tedavi safra kesesinin ameliyatla çıkarılması yani kolesistektomi’dir. Böylece, hem safra kesesi taşı çıkarılmış, hem de tekrar taş oluşturabilecek kese ortadan kaldırılmış olur. Açık kolesistektomi, ya da halk arasındaki adı ile açık ameliyat, genel anestezi altında, karın duvarına yapılan cerrahi bir kesi ile karın boşluğuna girilmesi ve safra kesesinin çıkarılması işlemidir. Hastanın iyileşip taburcu olması için 3 – 4 günlük bir süreye ihtiyaç vardır. Kapalı kolesistektomi, kapalı ameliyat, ya da tıbbi adı ile ‘laparoskopikkolesistektomi’ 1990 larda ortaya atılan bir yöntemdir. Bunda da işlem safra kesesinin çıkarılmasıdır. Ancak, karın duvarında genişçe bir kesi yapmaya gerek yoktur. Tüm ameliyat 3 ila 4 kadar delikten karın içine sokulan aletler ve bir kamera yardımı ile ameliyat bir televizyon ekranından izlenerek gerçekleştirilir. Bu işlem de genel anestezi (bayıltılarak) ile yapılmakla birlikte, karın duvarında büyükçe bir kesi olmadığından hastanın konforu ve iyileşmesi çok daha iyidir. Hasta ertesi gün evine gidebilir” dedi.

    Dr. Serdar Yol, “Açık ameliyat mı, kapalı ameliyat mı tercih edilmeli?”sorusunu şu cevabı verdi: “Günümüzde kapalı ameliyat (laparoskopik) standart yöntemdir. Emniyetli bir kapalı ameliyat birinci tercih olmalıdır. Hatta, genellikle bu hastanın tercihi bile olmamalıdır. Birinci görevi hastasına ziyan vermemek olan doktor, doğal olarak karnın kesilmesi yerine birkaç delikten ameliyatı hastaya daha az zarar verici bulup onu tercih eder.”

    Prof. Dr. Serdar Yol açıklamasını şöyle tamamladı: “Safra taşlarının günümüzde kabul edilen tek tedavi şekli, safra kesesinin taşlarla birlikte çıkarılmasıdır. Ancak, ameliyatın çok riskli olduğu hastalarda, ameliyat dışı yöntemlerle çare aranabilir. Taşları eritmek için uzun süre ursodeoksikolik asit içeren ilaçlar kullanılabilir. Yüksek riskli (çok yaşlı, ciddi yandaş hastalığı olanlar…), ancak ameliyatın zorunlu olduğu durumlarda ameliyatı bir an önce sonlandırmak gerekçesi ile sadece taşların alınması ile yetinilebilir.”

  • Safra Kesesi Tamamen Taşlaştı

    Adana’da safra kesesi tamamen taşlaşan morbit obez hastası iş adamı, Ortadoğu Hastanesi’nde gerçekleşen başarılı ameliyat sonucu sağlığına kavuştu.

    Kilo problemi sebebiyle ameliyat riski yüksek olan elektrik mühendisi Nevzat Aslan’a (58), ağrıları nedeniyle gittiği Ortadoğu Hastanesi’nde safra kesesi taşı tanısı kondu. Yapılan tetkiklerde, 20 yıldan bu yana safra kesesinde taş bulunan Aslan’ın safra kesesinin tamamen taşlaştığı belirlendi. Ortadoğu Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Mehmet Bayrak, Prof. Dr. Ömer Alabaz ve Anestezi Doktoru Ahmet Bülbül’den oluşan ekip, Aslan için genel anesteziyi tehlikeli bularak, spinal anesteziyi uygun buldu. 184 kilo olan morbit obez Aslan’ın ameliyatı kabul etmesinin ardından gerçekleştirilen operasyon oldukça başarılı geçti.

    “AMELİYATTAN ÇOK KORKUYORDUM”

    Aslan, ağrılarının son zamanlarda arttığını kaydederek, “Bu ameliyatı olmaktan çok korkuyordum. Ağrılarım artınca çok araştırdım ve Dr. Mehmet Bayrak’ı tavsiye ettiler. Ben de muayene oldum ve gerçekten güvenebileceğim bir yüzü ve eli gördüm. Onun için bu ameliyata düşünmeden karar verdim. Şuanda çok sağlıklı ve huzurlu hissediyorum kendimi. Önce Allah’ın sonra Dr. Mehmet Bayrak ve Prof. Dr. Ömer Alabaz’ın sayesinde bu ağrılarımdan kurtuldum. Çukurova için böyle insanlar gerçekten bir lütuf. Tam donanımlı Ortadoğu Hastanesi de Adana için bir lütuf” ifadelerini kullandı.

    “SAFRA YOKTU TAMAMI TAŞTI”

    Dr. Bayrak, ameliyatın oldukça başarılı geçtiğini kaydederek, “Bu hastada geçirilmiş koroner arter hastalığı, stent, kan sulandırıcı kullanan, hiper tansiyonu bulunan, bronşiti olan ve morbit obez bir hasta. Dolayısıyla hastamızın kardiyoloji, anestezi ve konsültasyonlar ile tahlilleri sonucu genel anestezi tehlikeli olduğu için spinal anestezi ile olmasında karar kıldık. Tabii spinal anestezi bile olsa bu tip hastaların operasyonu zordur. Çünkü karın içinde de yağlanma var. Safra kesesi iyice büzüşmüş, içinde hiç safra yoktu tamamı taşı. Kendisi de bu risklerden dolayı operasyonu genellikle erteliyordu. Çok başarılı bir organizasyon ile hastamızın hiçbir şikayeti olmadan operasyon başarıyla bitti” dedi.

    “SPİNAL ANESTEZİ İLE 500’ÜN ÜZERİNDE AMELİYAT YAPTIK”

    Spinal anestezi ile çok sayıda başarılı ameliyatlar gerçekleştirdiklerini kaydeden Dr. Bayrak, “Spinal anestezi ile safra kesesi ameliyatını hastanemizde Prof. Dr. Ömer Alabaz ile birlikte gerçekleştiriyoruz. Yaklaşık 500’ün üzerinde hastamızın operasyonunu bu yolla başarılı bir şekilde gerçekleştirdik. Tabi bu genellikle kronik obstrüktif akciğer hastalığı, tansiyonu, stenti olan ya da daha önce bypass geçirmiş, genel durumu ortanın üstü riskli hastalarda güvenle uyguladığımız bir yöntem” diye konuşu.

    Dr. Bayrak, Aslan’ın yıl başından sonra da mide küçültme ameliyatı olacağını belirtti.

  • Safra Kesesiyle Mozaik

    Uluslararası Gaziantep Mozaik Yarışmasında safra kesesi taşlarıyla mozaik yapan Gülçin Sökücü, bu çalışmayla dünyada bir ilki başarsa da çalışması derecelendirilmedi.

    Uluslararası Mozaik Yarışmasında, dünyada bir ilk olan safra kesesi taşlarıyla yapılan mozaik derecelendirilmedi. Mozaikte bulunan taşlar, kadınlarda farklı renklerde olabiliyorken, erkeklerde daha çok siyah renkte bulunuyor. Bunun nedeni ise doğurganlık.

    Dünyada bir ilk olma özelliği taşıyan safra kesesiyle mozaiği yapan Gülçin Sökücü ise “Yarışma, serbest ve doğa taşı tekniği kategorilerinde oldu. Çalışmam, her iki kategoriye de konulamadığı için derecelendirilmedi. Çünkü safra kesesi taşlarını şeker zannetmişler” dedi. Ayrıca, Safran kesesiyle yapılan mozaik, bir kadın rahmi, geometrik desenler, dünyanın bir matematiksel düzen içerisinde olduğunu, bir doğumun olduğu zaman bir de ölümün olduğu anlatılıyor.

    “KADINLARDA DAHA FAZLA RENKTE OLUYOR”

    Safra Kesesi taşlarıyla mozaik yapan Sökücü, “Bu mozaik, safra kesesi taşlarıyla, Türkiye’de renkleriyle oldukça zenginlik gösteren, doğal taşlarla yapmış olduğum bir çalışma. Eşim SANKO Üniversitesi, Tıp Fakültesinde Patoloji Anabilim Dalı Başkanıdır. Bir gün onu ziyarete gittiğimde kesit yapıyordu. Kesit yaparken de safra kesesinin içinde farklı farklı taşlar çıkıyordu. Yaklaşık 2 sendir, hastalardan da izin alarak, bu taşları biriktiriyoruz. Daha sonra bu taşları bir araya getirerek ‘Oluşum’ denen Mozaik eserimi yaptım. Eser, soyut bir çalışma olmakla beraber, burada dağılmış altın tohumlar, bir kadın rahmi, geometrik desenler, dünyanın bir matematiksel düzen içerisinde olduğunu, bir doğumun olduğu zaman bir de ölümün olduğunu anlatmaya çalışıyor. Su dokusu rengini vermeye çalıştım. Taşların her biri birbirinden farklı renkte olup, bazısı inci gibi, bazısı mısır tanesi gibi ve kadınlarda daha farklı renklerde olduğunu öğrendim. Bu mozaikte sadece safra kesesi taşı değil, aralarında böbrek taşı da var ama safra kesesi taşı ağırlıklı olarak bulunuyor. Kadınlarda daha fazla renkte oluyor, buna karşın erkeklerde daha çok siyah renkte oluyor. Buda doğurganlıkla ilgili bir şey, ‘Oluşum’ tablosuyla da çok uyumlu.

    “ŞEKER ZANNEDİLDİ DİYE DERECELENDİRİLMEDİ”

    Safra kesesi taşlarına renkleri veren minareler olduğunu da söyleyen Gülçin Sökücü Minareler, hücrede birikerek, oluşum yaparak, doğal taşı oluşturduğunu belirtti. Sökücü “Bu minareler insanı da oluşturmuş. Dolayısıyla böyle bir tablo ortaya çıktı. Evren, oluşum altın tohumlardan oluşan ve şekillenen ruhlar. Bu tabloyu çalışamam yaklaşık bir buçuk ayımı aldı fakat, materyalleri toplamamız, bir buçuk yıla yakın sürdü. Çünkü bir sanat eserinde kullandığımız için bütün hastalardan izin almamız gerekiyordu. Bu konuda bana yardımcı oldukları için, SANKO Tıp Fakültesine çok teşekkür ediyorum. Bugün Tıp Fakültesi öğrencileri gelecek. Onların ilk sene derslerinde hücrede birikimler var. Hücrede birikimleri ve safra kesesi taşlarını öğreniyorlar. Bu tablo onlara ışık tutacak ve ne kadar farklı renkte olduklarını görecekler. Çok fazla güzel yorumlar alıyorum. ‘Ah bende de çıkmıştı’ diyenler oluyor. Ama bu kadar fazla, renkte şekilde taşın bir araya geldiği bir tablo, dünyada bir ilk. Yarışma iki kategoride oldu. Mozaik çalışmam, bu kategoriler içerisinde, serbest ve doğa taşı tekniği oldu. Bu çalışma her iki kategoriye de konulamadığı için derecelendirilmedi. Çünkü safra kesesi taşlarını şeker zannetmişler” diye konuştu.