Etiket: ruhsat

  • Doğu Biga Madencilik: “Ruhsat hakları ile ilgili şirketimizin bütün hakları devam etmektedir”

    Doğu Biga Madencilik: “Ruhsat hakları ile ilgili şirketimizin bütün hakları devam etmektedir”

    Çanakkale’de altın ve gümüş madenciliği alanında faaliyette bulunan Doğu Biga Madencilik A.Ş, yazılı bir açıklama yaparak, maden kanunu tarafından düzenlenen ruhsat hakları ile ilgili şirketin bütün haklarının devam ettiğini açıkladı.

    Konuya ilişkin şirketten yapılan yazılı açıklamada; “Doğu Biga Madencilik San. Tic. A.Ş Türkiye Cumhuriyeti kanun ve mevzuatlarına uygun şekilde kurulmuş bir Türk şirketidir. Tüzel kişiliğe haiz olup Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Anayasasının güvencesi altındadır. Maden kanunu tarafından düzenlenmiş olan ruhsat hakları ile ilgili şirketimizin bütün hakları devam etmektedir. Şirketimizin hedefi, maden kanunun ruhsat sahiplerine yüklemiş olduğu bütün yükümlülükleri yerine getirerek, bu yer altı kaynağını kanunda belirtildiği şekil ve sürdürülebilir madencilik ilkeleri doğrultusunda ekonomik ve sosyal kalkınmayı çevre koruma ile bütünleştirerek Türk toplumunun faydasına uygun bir şekilde işletmektir. Şirketimizin bulup geliştirdiği bu yer altı kaynağı ile ilgili amacında ve hedefinde hiç bir değişiklik söz konusu değildir. Şirketimiz, ne tahkim süreci içerisine girmiş ne de başka bir hukuki yola başvurmuştur. Faaliyetlerini devam ettirmekle ilgili olarak birinci otorite kurum olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile MAPEG’in temdit işlemlerini tamamlamasını beklemektedir” denildi.

    “Maden ruhsatı haklarımız çerçevesinde hiçbir değişiklik söz konusu değildir”

    Türkiye kanunları ve yönetmeliklere göre çalıştıklarını da kaydeden şirket, ruhsatla ilgili rutin temdit işlemlerinin devam ettiğini belirtti. Açıklamanın devamında; “Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve ilgili mevzuatına sonuna kadar bağlı olan şirketimiz, Orman Bakanlığı tarafından yürütülen bu işlemlere, kanun ve yönetmeliklerin öngördüğü şekilde harfiyen uymaktadır. Bu işlemlerden kaynaklı hiçbir tazminat ödenmesi söz konusu değildir. İlgili mevzuat gereği işlemler neyi gerektiriyorsa o yapılmaktadır. Bir kez daha vurgulamak isteriz ki; bizim sahadaki varlığımız tamamen maden kanunu sayesinde, şirketimizin uhdesindeki maden ruhsatına dayanmaktadır. Bu maden ruhsatı ile ilgili haklarımız çerçevesinde hiç bir değişiklik söz konusu değildir. Ruhsatın temdit edilmemesi diye bir şey söz konusu değildir. Ruhsatla ilgili rutin temdit işlemleri devam etmektedir. Şirketimizin yatırımcısı ve hisselerinin yüzde 100’üne sahip olan Alamos Gold. Inc şirketi, Kanada merkezli ve halka açık bir şirkettir. Bu şirket 2010 yılında pek çok değişik ülkede yürüttüğü faaliyetlerle sağlamış olduğu tasarrufu Türkiye’de değerlendirme kararı almış bir yabancı yatırımcıdır. Türkiye’yi güvenilir bir yatırım ülkesi olarak görmüş, 2010 yılından bu yana ülkemizdeki yatırımlarına devam etmiştir. Alamos Gold Inc. Şirketinin Türkiye’ye olan güveninde hiçbir değişiklik söz konusu değildir. Alamos Gold Inc. Şirketi, halka açık bir şirket olmasından dolayı tüm hissedarlarına karşı sorumludur. Sadece Doğu Biga Madencilik üzerindeki değil tüm dünyadaki varlıklarının üzerinde herhangi bir ticari tasarrufta bulunması halinde, bunları şeffaf ve açık bir şekilde kamuoyunu aydınlatma açıklamaları ile tüm kamuoyu ve özellikle hissedarlarıyla paylaşma yükümlülüğü altında olan bir şirkettir. Bu vesile ile haberde yer alan, şirketimizin maden ruhsatlarının satışına dönük olarak yapılan haber asılsızdır, gerçek dışıdır. Bu ve benzer asılsız haberlerin neden olacağı bizim ve hissedarlarımızın uğrayacağı zararlara ilişkin tüm yasal haklarımızı saklı tuttuğumuzu beyan ederiz. Şirketimizin madencilik faaliyetleri ile ilgili olarak son bir yıldır belli mecralar tarafından bilinçli ve sistematik bir karalama kampanyasına maalesef maruz kalmaktayız. Kamuoyunun bilmesini isteriz ki faaliyetlerimiz tamamen Türkiye Cumhuriyeti’nin faydası ve çıkarları gözetilerek oluşturulan maden kanunu ve mevzuatı çerçevesinde yürütülmektedir. Bu çerçevede, şirketimiz Doğu Biga Madencilik San. Tic. A.Ş tüm kamuoyuna geçmişte olduğu gibi bir kez daha dünyada ulaşılan en ileri seviyede -ki bu ’sektörel en iyi uygulamalar’ ve ’mevcut uygulanabilir en iyi teknoloji’ olarak tanımlanmaktadır- madencilik faaliyetinde bulunacağını taahhüt etmiştir. Bu taahhüdümüzün somutlaşmış şekli MAPEG’e sunmuş olduğumuz ve otorite kurum olarak MAPEG tarafından onaylanan projemizdir. Projemizde, aynı zamanda çevresel, sosyal ve görsel etkiler de olabilecek en iyi şekilde değerlendirilmiş ve bu etkilere karşı alınan tedbirler yer almıştır. Bu tedbirler, Çevre Bakanlığımızın ÇED mevzuatı çerçevesinde değerlendirilmiş ve onaylanmıştır. Buna bağlı olarak alınan izinlerin bir sonucu olan madenin keşfedilmiş olduğu orman sahası ile ilgili ‘orman izni’ 2016 yılında alınmış o tarihten itibaren şirketimiz tüm yükümlülüklerini harfiyen yerine getirmiştir. Bu durum Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Orman Bakanlığı tarafından yapılan inceleme ve denetim raporlarıyla sabittir. İlgili orman arazisinin maden kanunumuzda da açıkça belirtilen yer altı kaynaklarının toplum refahına sunulması ile ilgili kamu yararına faaliyet olmasından kaynaklanan geçici kullanım hakkı şirketimize verilmiştir. Burada geçici ifadesini özellikle vurguluyoruz. Bu alan şirketimiz tarafından maden üretiminin gerçekleştirilip bitirilmesini müteakip yine şirketimizin resmen taahhüdü şeklinde ilgili resmi makamlara verilmiş raporlarında belirttiği üzere yeniden doğaya kazandırılarak orman için iade edileceği de açıktır. Bu iade biyoçeşitlilik yönetim ve aksiyon planları doğrultusunda gerçekleştirilecektir. Tarım ve Orman Bakanlığı ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının sahanın geçici olarak madencilik faaliyetleri için tahsis edilmesi ile ilgili toplumun ortak faydasına dayanan kararında hiçbir değişiklik söz konusu değildir. Bu yer altı kaynağı ülkemizin toplam yer altı kaynakları envanterine girmiştir. Kamuoyunun hiç bir şüphesi olmasın ki; bu yer altı kaynağı mutlaka çevreye, insana biyoçeşitlilik ve ekosisteme duyarlılık önkoşulu ile işletilecek ve toplumun refahına sunulacaktır. Bu kapsamda her iki Bakanlık arasında şirketimizin projesine dayalı olarak sahanın madencilik faaliyetleri için kullanılmasına dönük irade hala devam etmektedir. Habere konu mevzu ise tamamen mevzuattan kaynaklanan geçici bir uygulamadır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığında madenin temdit edilmesi ile ilgili sürecin uzamasından dolayı, bir anlamda Orman ve Maden mevzuatının arasında uyuşmazlıktan dolayı, süre aşımından kaynaklı Orman Bakanlığının bir tasarrufu söz konusudur. Şirket olarak bu uyumsuzlukla ilgili görüşlerimizi ilgili makamlarla paylaşmakla birlikte Türkiye Cumhuriyeti Devleti kanunlarına ve ilgili mevzuatına saygımız gereği geçmişte nasıl tüm kanun ve mevzuatların gereğini yerine getirdiysek şimdi de aynı şekilde bunu yerine getireceğiz. Bu vesile ile uygulamanın hak kayıplarına yol açtığını tüm kamuoyuyla paylaşmak isteriz. Ancak bu ülkemize olan sadakatimiz, yasa ve yönetmeliklerin gerekliliklerine uygunluk taahhüdümüz ve devletimize olan saygımız gereği bu durumun da gereğini yerine getirmekten imtina etmedik, etmeyeceğiz” ifadelerine yer verildi.

    “Şirketimizin devletten tazminat aldığına dair ifade gerçek dışıdır”

    Doğu Biga Madencilik A.Ş.’nin yaptığı yazılı açıklamanın devamında; “Kamuoyu ile paylaşmak isteriz ki; Haberde şirketimizin maden ruhsatı ile ilgili satışına dönük ifadeler tamamen gerçek dışıdır, yalandır. Şirketimizin uluslararası tahkim gereği devletten tazminat aldığına dair ifade gerçek dışıdır. Sahada Orman Bakanlığının yaptığı, tamamen mavzuattan kaynaklı bir uygulamadır. Mevzuatta yapılacak olan işlemler açıkça belirtilmiştir. Şirketimizin mevzuatla ilgili hakları ve yükümlülükleri de şüpheye mahal bırakmayacak şekilde yer almaktadır. Her zaman olduğu gibi haber kaynağı ve haber maalesef Şirketimizle ilgili olarak bu durumu da bir karalama aracı haline dönüştürmüştür. Bundan son derece müteessiriz. Saygın medya kuruluşlarımızın, değerli STK’larımızın maksadının ne olduğunu hala anlayamadığımız ve Şirketimize dönük olarak bir ortaçağ zihniyetinin uzantısını anımsatan bu ötekileştirme, günah keçisine çevirme, odak haline getirmeye dönük saldırgan tutumuna maruz kalmaktayız. Doğu Biga şirketi Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğunun bilincindedir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti anayasanın çerçevesini çizdiği kanunlarla yönetilir. Türkiye Cumhuriyeti, kara propaganda karşısında anayasa ile güvence altına alınmış gerçek ve tüzel kişilerin haklarını korur ve onların mağdur edilmesine asla izin vermez” denildi.

  • OSBÜK, OSB’lerde ruhsat ve yatırım süresinin uzatılmasını talep etti

    Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) Başkanı Memiş Kütükcü, yönetim kurulu üyeleriyle birlikte Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede’yi ziyaret etti. OSBÜK Başkanı Kütükcü, Bakan Yardımcısı Büyükdede’den ekonomik koşullar iyileşinceye kadar OSB’lerde bir yıl olan ruhsat alma süresinin iki yıla, iki yıl olan üretime geçme süresinin ise üç yıla uzatılmasını talep etti.

    Organize sanayi bölgelerinin ülke sanayisine katkısı ve OSBÜK’ün faaliyetleri ile ilgili Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede’ye bilgi veren OSBÜK Başkanı Kütükcü, OSB’lerin Türk sanayisinin bel kemiği olduğunu vurguladı. 2017 yılında çıkan Üretim Reform Paketi ile birlikte OSB’lerin çok önemli kazanımlar elde ettiğini ve bu motivasyonla Türkiye’nin büyümesine ciddi katkılar sunduğunu aktaran Kütükcü, “Bugün ülkemiz zor bir ekonomik dönemden geçiyor. OSB’lerimiz ve OSB sanayicilerimiz de elbette bu süreçten etkileniyor. Bu etkiyi en aza indirmek, OSB’lerimizi ve OSB yatırımcılarımızı rahatlatmak için bakanlığımızdan ve devletimizden ekonomik koşullar daha da iyileşinceye kadar OSB’lerde bir yıl olan ruhsat alma süresinin iki yıla, iki yıl olan üretime geçme süresinin ise üç yıla uzatılmasını talep ediyoruz. Bu dönemde böyle bir düzenlemenin çok anlamlı olacağını ve sanayicilerimize moral vereceğini, motive edeceğini düşünüyoruz” şeklinde konuştu.

    “Kısa çalışma ödeneği gelsin, asgari ücret desteği devam etsin”

    OSB alanlarının ve kaynakların daha verimli kullanılması için OSB’lerdeki emsal değerinin artırılması gerektiğini de aktaran Kütükcü, Bakan Yardımcısı Büyükdede’ye kısa çalışma ödeneğinin getirilmesi ve asgari ücret desteğinin devam etmesi yönündeki taleplerini de iletti. Kütükcü, Türkiye’nin içinde bulunduğu zor ekonomik şartlardan kısa süre içerisinde sıyrılarak yeni bir hikaye yazacak potansiyeli olduğunu, Türk özel sektörü olarak da her zaman bu hikayenin içinde olduklarını sözlerine ekledi.

    “OSBÜK’ün taleplerini değerlendireceğiz”

    Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede ise, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, OSB’lerin sanayi üretimi için çok önemli olduklarının altını çizdi. Her zaman OSB’lerin, sanayi üretiminin yanında olduklarını ve OSB’lerin sorunlarına yönelik bir takım çalışmaları da halihazırda yürüttüklerini belirten Büyükdede, “Bu çalışmalarımızda OSBÜK’le de istişareler yapacağız. OSBÜK’ün taleplerini değerlendireceğiz. Elbirliğiyle sorunlarımızı çözecek yeni sistemler kurmalıyız” ifadelerini kullandı.

    Ziyarete OSBÜK Başkan Yardımcısı Bekir Sütçü, Yönetim Kurulu Üyeleri Tahir Nursaçan, Sabri Tekli, Mustafa Yağlı, Genel Sekreter Vekili Serkan Ata ve Bölge Müdürleri Komisyon Başkanı Vahit Türkyılmaz katıldı.

  • Bakan Dönmez: “Bazı sahaların ruhsat devir ihalesini yaptık”

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, bazı maden sahalarının ruhsat devir ihalesini yaptıklarını söyledi. Bakan Dönmez, güneş enerjisinden elektrik üretimine ilişkin de, “Bundan sonra hem konutlarımız hem iş yerlerimiz çatılarını elektrik üretmek için kullanabilecekler. Son derece ekonomik bir model olacak, olumlu geri dönüşler de var. Sanayimiz de güneş paneli üretmeye başladı. Bunların yerlileşme oranı giderek artıyor” dedi.

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, İhlas Medya’ya önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Dönmez, maden ve petrol işletmelerinden çatı ve cephe uygulamalarına ve batarya depolama sistemlerine kadar İHA muhabirinin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Bakanlığa kısaca “Enerji Bakanlığı” denilmesinden dolayı tabii kaynaklar kısmının, doğal kaynaklar ve maden alanlarının kamuoyunda çok fazla gündeme gelmediğini belirten Bakan Dönmez, bu alanda ciddi hamlelerin olduğunu aktardı. Geçtiğimiz 2-3 yıl içerisinde yasal mevzuatta bir takım boşlukların tamamlandığını dile getiren Dönmez, maden sektörünün kurumsal kapasitesinin enerji sektörüne göre bir miktar daha düşük olduğunu belirtti. Bu kapsamda orta ve büyük ölçekli yerli ve yabancı yatırımcıların gelmesi için gerekli yasal ve yönetmelik düzenlemelerinin yapıldığını kaydeden Bakan Dönmez, “Maden İşleri Genel Müdürlüğü (MİGEM) ile Petrol İşleri Genel Müdürlüğü birleştirilerek yeni bir kurum doğuyor artık. Kendisi bağlı kuruluş haline geliyor. Daha önce bakanlığımızın merkez bünyesi içerisindeydi. Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, kısaca MAPEG diye anılacak. Maden ve petrole ilişkin ruhsat işlemleri, onların denetlenmesi takibini bu kurumumuz yapacak. Cumhurbaşkanlığı sistemi ile birlikte böyle bir yola da gitmiş olduk” şeklinde konuştu.

    “Üç tane ruhsatın devir ihalesini yaptık”

    Özel sektörün alana daha fazla ilgi duyması gerektiğini aktaran Dönmez, her fırsatta çalıştaylar düzenleyerek sektörün sorunlarını dinlediklerini ve önerilerini değerlendirdiklerini dile getirdi. Maden alanında kamunun ciddi bir oyuncu olmadığını ifade eden Bakan Dönmez, özel sektörün işlettiği 13 bin civarında ruhsat ve işletme olduğu bilgisini verdi. Yıllık yaklaşık 22 milyar liralık sektörel büyüklüğü olduğunu söyleyen Dönmez, şöyle devam etti:

    “Her ne kadar bazı maden kalemlerini ihraç ediyor olsak da ciddi miktarda ham madde tedarik için ithalatımız da var. Cari açıkla mücadele için madende ithalatı azaltmak ve yerli üretimi artırmak için de bir takım teşvik mekanizmalarını da harekete geçiriyoruz. Sadece hammadde üretmek değil uç ürün odaklı bir takım çalışmalarımız da var. Özellikle kıymetli metal madenlerimizi ihale ederken burada işlenmek ve uç ürün haline dönüştürmek şartıyla bunların ihalelerine hazırlıyoruz. Önümüzdeki hafta muhtemelen bunların ilanlarına da çıkmış olacağız. Çinko, bakır, alüminyum gibi krom sahalarında Türkiye’de bunu izabe dediğimiz yarı mamüle dönüştürmek üzere bir ihale modeliyle hazırlık yaptık.”

    “Taş kömürü üretimiyle istihdam sağlanacak”

    Kömürde de ciddi bir linyit rezervi olduğunu paylaşan Dönmez, taş kömürü rezervi olduğunu, yaklaşık son keşiflerle birlikte linyit rezervinin 15 milyar tondan 18 milyar tona çıktığını söyledi. Başta elektrik üretimi olmak üzere bunun ekonomiye kazandırılabileceğine dikkat çeken Bakan Dönmez, “Taş kömüründe hala bir ithalatımız söz konusu. Onun için de biliyorsunuz Zonguldak havzamız taş kömürü açısından oldukça zengin bir bölgemiz. Orada da yaklaşık 1,5 milyar tonluk bir rezervimiz var. Bugüne kadar Taş Kömürleri yıllardır işletti ama yıllık 1 milyon tonun üzerine çıkartamadık üretimimizi. Şimdi o üretimi arttırmak ve istihdamı arttırmak için orada yeni bir modele geçtik. 3 tane ruhsatın devir ihalesini de yaptık, benzer şekilde Türkiye Kömür İşletmeleri’nin Soma’daki ve Tunçbilek’teki sahalarının ihalelerini de gerçekleştirdik. Bu hafta inşallah Perşembe günü (yarın) bunların ruhsat devir törenlerini de yapmak suretiyle yeni sahiplerine, özel sektöre devretmiş olacağız. Bunları devrederken kazan-kazan modeli üzerinde çalıştık. Hem Türkiye Kömür İşletmelerimiz hem de Türkiye taşkömürümüz üretilen kömürden pay alma esasıyla bir ihaleyle bunları gerçekleştirmiş olduk. Üretim artışımız olacak. Artık özellikle taş kömür ithalatında da bir azalma bekliyoruz. Biliyorsunuz yerli kömürden elektrik üretenlerin ürettiği elektriğin bir kısmımı yüzde 50’sini alıyorduk. Bu yeni modelle eğer yerli kömürü kullanacak olurlarsa onların da ürettiği elektriğe alım garantisi vermiş olacağız. Böylece hem kömürümüz yerli olacak hem de işin kaynağından tüketici noktasına kadar yerlileştirme hedefini de gerçekleştirmiş olacağız. İstidam burada çok önemli, bin megavatlık bir termik santralde yaklaşık 300, 400 kişi çalışırken buna kömür üretecek işletmeyi de eklediğinizde bu rakamın üzerine en az bin, bin 500 kişi daha koyuyorsunuz. Kömür ithal ettiğinizde kömür ithal ettiğiniz yerdeki maden sektörünü ve istihdamı desteklemiş oluyorsunuz. Böylelikle bu kaynağın Türkiye’de kalmasını da temin etmiş olacağız” diye konuştu.

    “Sanayimiz güneş paneli üretmeye başladı”

    İHA muhabirinin çatı ve cephe uygulamasındaki gelişmelere ilişkin sorusunu yanıtlayan Dönmez, “Güneş enerjisi üretiminde geçtiğimiz yıl bir rekor kırdık. Avrupa Birliği’nde bile bizim kadar güneş santrali kuran bir ülke çıkmadı” diyerek kurulum kapasitesinde 5 bin megavatın aşıldığını ve yaklaşık 6 bin megavata doğru gidildiğini anımsattı. Dönmez, bunların çoğunun lisanssız küçük ölçekli yatırımcıların kurduğu tesisler olduğunu hatırlattı. Çatı ve cephe uygulamasının önünü açan birtakım düzenlemelerin de yapıldığını dile getiren Bakan Dönmez, “Bunların bir kısmını EPDK yaptı, bir kısmını biz bakanlar kurulu kararı ile tamamlamış olduk. Bundan sonra hem konutlarımız hem iş yerlerimiz çatılarını elektrik üretmek için kullanabilecekler. Anadolu’da güneyde zaten çatlarda güneş ısıtma sistemleri vardı, insanlarımız bu kültüre yatkın ve yakın. Onun yanına şimdi bir de güneş paneli koyarsanız evinizin iş yerinizin ihtiyaç duyduğu elektriği kendiniz üretebilirsiniz. Son derece ekonomik bir model olacak, olumlu geri dönüşler de var. Sanayimiz de güneş paneli üretmeye başladı. Bunların yerlileşme oranı giderek de artıyor, yeter ki talep içeride büyümüş olsun. Şuan da yaklaşık Türkiye’de 30’a yakın irili ufaklı güneş paneli üreten şirketimiz var, bunların bir kısmı kendi lisanslarıyla yapıyor, bir kısmı yurt dışından lisans üretimi altında yapıyor. Burada bir yerde teknoloji transferinde yapmış oluyoruz. Sanayinin hemen her kesiminde yeni bir sektör doğmuş oluyor” dedi.

    “Bundan sonraki adım batarya depolama”

    Güneş enerjisini yedekleyebilmek için enerjinin, elektriğin depolanmasına yönelik teknolojilerin de geliştiğini söyleyen Dönmez, “Bizim bir sonraki adamımız bataryada, yani elektriğin depolanması ile ilgili bir çalışma. Onu da çok kısa süre içerisinde kamuoyuyla ve sektörle paylaşacağız. Özellikle yenilenebilirde fazladan ürettiğimiz elektriğin bizim ihtiyaç duyduğumuz saatlerde kullanmak üzere belli oranda depolanması söz konusu olacak. YEKA modellerin olduğu gibi belli bir oranda yerli üretim şartı getireceğiz bu batarya depolama teknolojisini Türkiye’ye getirebilirsek, Türkiye’nin elektrikli otomobil projesinin en önemli ekipmanlarından biri batarya. Eğer bu teknolojiyi yerleştirebilirsek elektrikli otomobilde ciddi oranda yerli kaynaklarımızla bu ihtiyacı karşılayabileceğiz. Ev ve işyerlerinde elektriğin ucuz olduğu saatlerde elektriği alıp depolamak, elektriğin daha pahalı olduğu saatlerde o depodan kullanmak gibi birtakım mekanizmaları da piyasaya sunmuş olacağız” değerlendirmesinde bulundu.

  • Emlâk sektöründen ruhsat için süre uzatma talebi

    Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Akademi Projesi kapsamında ‘Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelik Bilgilendirme Semineri’ gerçekleştirildi. BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Alparslan Şenocak, yönetmelik ile 5 Eylül sonrasında yetki belgesi olmayan emlâk işletmelerine ruhsat verilmediğini belirterek, sürenin yıl sonuna kadar uzatılmasının sektör temsilcilerini rahatlatacak bir adım olacağını söyledi.

    Seminerin açılış konuşmasını gerçekleştiren BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Alparslan Şenocak, BTSO Akademi kapsamında düzenledikleri eğitimlerle sektör temsilcilerini yeni yasal düzenlemeler hakkında bilgilendirdiklerini söyledi. Haziran ayında yayımlanan Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelik’in emlak ve gayrimenkul sektörünü yakından ilgilendiren önemli bir düzenleme olduğunu belirten Şenocak, “Söz konusu yönetmelik, mesleği disipline kavuşturacak olması açısından sektör tarafından uzun süredir beklenen bir düzenlemeydi.Gayrimenkul aracılık, danışmanlık ve yönetim hizmeti konusunda sektörü yeniden dizayn eden, bununla birlikte yetki belgesi, hizmet bedeli, yetkilendirme sözleşmesi karmaşıklıklara son veren bir uygulama modeli, sektör temsilcilerimizin en önemli talepleri arasındaydı.” dedi.

    Yönetmelikle birlikte 5 Eylül’den itibaren yetki belgesi olmayan emlak işletmelerine ruhsat verilmediğini kaydeden Şenocak, bu durumun sektör çalışanları açısından sancılı bir süreci de beraberinde getirdiğine dikkati çekti. Düzenlemenin mağduriyet oluşmadan hayata geçirilmesi adına yetki ve yeterlilik belgesi için belirlenen tarihin yıl sonuna kadar uzatılmasını talep ettiklerini ifade eden Şenocak, “Yeni düzenlemenin sektörde mağduriyet oluşmadan hayata geçmesi hepimizin ortak beklentisi. Bu kapsamda yetki ve yeterlilik belgesi için son tarih olarak belirlenen 5 Eylül tarihinin yıl sonuna kadar uzatılması sektörde faaliyet gösteren birçok firmamızı da rahatlatacaktır.” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından Ticaret Bakanlığı Uzmanı Fatih Okay, Yönetmelik ile tanımlanan taşınmaz ticareti ve taşınmaz ticareti yapan işletmelerin alması gereken yetki belgesine ilişkin usul ve esaslar hakkında katılımcılara bilgiler verdi. Yetki belgesi olmayan işletmelere iş yeri açma ve çalışma ruhsatı verilmediğini belirten Okay, yetki belgesi başvurularının Ticaret İl Müdürlükleri’ne yapılacağını ve belgenin geçerlilik süresinin 5 yıl olduğunu sözlerine ekledi.

    Son 5 yılda 300’ü aşkın eğitim programından yaklaşık 20 bin BTSO üyesinin faydalandığı BTSO Akademi projesi kapsamında ayrıca Aile Şirketlerinde Yönetim ve Kurumsallaşma Eğitimi gerçekleştirildi. Burçak Ünsal tarafından verilen eğitimde aile şirketleri için kurumsallaşma sürecinde odaklanılması gereken ana konular üzerine katılımcılara tavsiye niteliğinde önemli bilgiler aktarıldı.

  • Motosiklet hırsızı ruhsat sorulunca yakayı ele verdi

    Gaziantep Şehitkamil İlçe Emniyet Müdürlüğü Devriye Ekipler Amirliği görevlileri akşam saatlerinde şüphe üzerine durdurdukları motosikletlinin ruhsatını sorunca, motosikletlerin çalıntı olduğunu belirledi.

    Şehitkamil İlçesi Hürriyet Mahallesi Şelale Parkı yanında durumundan şüphelenilen motosikletin yanında bulunan şahsa motosikletin ruhsatı sorulduğunda, şahsın çelişkili davranması sonucu ekipler kayıtlarda arama kaydı sorguladı. Sorgulamalar sonucu ruhsat sahibine ulaşıldı. Ruhsat sahibi ise, motosikletin kendisine ait olduğunu, gün içerisinde Kayaönü mahallesinde bir markete girdiği esnada motosikletinin çalındığını söyledi. Şüpheli şahıs H.K. ise göz alındı. Şüpheli şahsın yapılan sorgulamalarında ise 2 ayrı hırsızlık suçundan arandığı tespit edildi. Şüpheli şahıs hakkında yapılan yasal işlemler sonrası adli makamlara sevk edildi. Ele geçirilen motosiklet ise sahibine teslim edildi.