Etiket: rota

  • Kruvaziyerde rota yeniden İzmir’e çevrilecek

    Kruvaziyer turizmini İzmir’de şahlandırarak kente özel bir turizm örneği sağlayan ve Türkiye Kruvaziyer Platformu’nun da kaptanlığını yapan İzmir Ticaret Odası (İZTO), 2015 yılından bu yana seferlerine ara veren ve dünya kruvaziyer piyasasının yüzde 52’sini yöneten Carnival’ın yöneticilerini İzmir’deki kamu ve özel sektör kuruluşu temsilcileri ile buluşturdu. Zirveye dönüşen toplantıya katılan yöneticiler, rotalarını yeniden çevirme sinyali verdiler.

    Kendi sektöründe dünya devleri arasında yer alan kruvaziyer gemi şirketler topluluğu Carnival Corporation & PLC Deniz Güvenliği Direktörü Ricardo Karakadze ve kruvaziyer gemi güvenik şirketi olan Carnival Maritime Gemi Güvenlik Direktörü ve Firma Güvenlik Yetkilisi Hendrik G. Malmström, İZTO’da düzenlenen toplantıda kentteki sektör paydaşlarıyla bir araya geldi. İzmir Emniyet Müdürlüğü yetkilileri ve liman otoritelerinin de yer aldığı toplantıda karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.

    Yetkili müjdesi

    Toplantıda konuşan firma yetkilisi Ricardo Karakadze, risk değerlendirmesi için yaptıkları gezide her şeyin çok profesyonel olduğuna ve olumlu izlenim edindiklerine işaret ederek İzmir’in genel ülke algısından da daha güvenli bir imajının bulunduğunu söyledi. İzmir’i olumlu ve güvenli kent olarak gördüklerini söyleyen Karakadze, kruvaziyerlerin Türkiye’ye dönmek istedikleri müjdesini verdi.

    “Türkiye ve İzmir’e gelmek için keşke bu kadar beklemeseydik”

    Carnival Maritime Gemi Güvenlik Direktörü ve firma güvenlik yetkilisi Hendrik G. Malmström ise raporlamalarını olumlu yönde yapabileceklerini, şirketler topluluğunda bulunan alt şirketlerine de olumlu yönde rapor vereceklerini, 8 alt şirkete sahip olan Carnival Corporation’un bu kararının diğer kruvaziyer şirketler topluluklarını da etkileyebileceğini söyledi. Bir kenti anlamak için sokaklarında dolaşmanın önemine değinen Malmström, “Türkiye ve İzmir’e gelmek için keşke bu kadar beklemeseydik” dedi.

    Özkardeş: “Kruvaziyerde en güvenli limanız”

    Şirket yöneticilerini İzmir’e getirmekten mutluluk duyduklarını belirten İZTO Yönetim Kurulu Üyesi Oğuz Özkardeş de, kente kruvaziyer gemilerin yeniden dönmesinin büyük önem taşıdığına işaret etti. Özkardeş, toplantı bitiminde İzmir’in kruvaziyerde en güvenli liman olduğunun bir kez daha anlaşıldığını vurgulayarak, “Carnival yetkilileri de bu konuda mutabık” dedi ve İzmir’e sefer davetini tekrarladı.

    “Bu masanın etrafında bir özlem var”

    “Yıllar sonra kruvaziyer gemi şirketi yetkililerini odamızda ve İzmir’de ağırlamaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz. Bizim kruvaziyer gemilere olan özlemimiz hiç bitmedi. Bu masanın etrafında bir özlem var” diyen Özkardeş, İzmir olarak zor dönemlerde dahi sahadan ayrılmadıklarını, sayısız fuara gittiklerini aktardı. Özkardeş, “İzmir bu gemileri sahipleniyor. Şimdi bu masanın etrafında oturan tüm kurumların üst düzey temsilcileri, körfezi bir dantel gibi süsleyen gemilerin hayalini kuruyorlar. Biz bu hayale inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Öztürk: “İnanıyoruz”

    İMEAK Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztürk ise İzmir’in ve Türkiye’deki kruvaziyer limanlarının güvenlik sorunu olmadığını belirterek, Carnival Grubu’nun markası Costa’nın önümüzdeki dönemde İzmir’e seferlerine yeniden başlayacağına inandığını söyledi.

    İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Oğuz Özkardeş’in başkanlığında gerçekleştirilen toplantıya, firma yetkililerinin yanı sıra İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis Başkan Vekili Süleyman Sırrı Aydoğan, İzmir Emniyet Müdür Yardımcısı Ahmet Çiftçi, İzmir Liman Başkanı Ahmet Apak, TCDD İzmir Alsancak Liman İşletme Müdürü İsmet Cambaz, İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürü Murat Karaçanta, IMEAK Deniz Ticaret Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Öztürk, İzmir Yolcu Salonu Gümrük Müdür Yardımcısı Rıza Çelikhan, İzmir Trafik Zabıta Şube Müdürü Olcay Ceviz, Konak Belediyesi Zabıta Müdürü Tayyar Fırat, İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ali Osman Öğmen, Genel Sekreter Prof. Dr. Mustafa Tanyeri ile meclis ve komite üyeleri katıldı.

  • İhracatta rota; Peru

    TİM Rota:Peru toplantısında iki ülke arasında ticaretin gelişmesi gerekliliği vurgulandı. TİM Başkanı Gülle, Türkiye’nin Peru’nun ithalatından yüzde 0,2 pay aldığını, 2017 yılında ihracatın 108 milyon dolar, ithalatın ise 75 milyon dolar olduğunu kaydederek bu rakamların iki gelişmiş ülke için yeterli olmadığını vurguladı.

    Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin, firmalara hedef pazarları daha yakından tanıtmak için organize etmeye başladığı Rota Toplantıları etkinlik zincirinin 14’üncü toplantısı bugün Dış Ticaret Kompleksi’nde düzenlendi. TİM Başkanı İsmail Gülle ve Peru Cumhuriyeti Ticaret Ataşesi Fernando Albareda’nın katılımlarıyla gerçekleştirilen toplantıda Peru ile varolan ticaret ilişkilerini güçlendirilmesi ile ithalat ve ihracat rakamlarının yukarıya doğru çekilme mesajları verildi.

    Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren TİM Başkanı İsmail Gülle, uluslararası ticarette korumacılığın had safhaya vardığını ticaret savaşlarının büyük bir derinlik kazandığı yeni bir dönemin yaşandığını belirterek, “İhracatçılar olarak bizler her zaman serbest ticaretten yanayız. Ülkelerin birbirlerine karşı gümrük duvarlarını yükseltmelerinin, korumacılık politikaları uygulamalarının doğru olmadığını düşünüyoruz. Ancak ülkemize yöneltilen hamlelere hükümetimiz tarafından verilecek yanıtların da her zaman destekçisiyiz” dedi.

    “Amacımız daha fazla ülkeye gitmek daha fazla pazara girmek”

    İş dünyası olarak, birlik ve dayanışma içerisinde, ellerinden geleni yapmaya devam edeceklerinin altını çizen Gülle, “Ticaret savaşlarının yaşandığı bir dönemdeyiz. Bunların dünya ticaretine etkisi olacaktır. Biz almak ve satmaktan yanayız. Ticareti dengede götürme gayesindeyiz. Karşılıklı dengeyi sağlamak her iki taraf için de önemli. Amacımız daha fazla ülkeye gitmek daha fazla pazara girmek. TİM olarak, hem ihracatçı sayımızı hem de ticaret yaptığımız ülke sayısını artırmak gayreti içerisindeyiz” diye konuştu.

    Latin Amerika’da, stratejik bir konuma sahip olan, oldukça proaktif bir ticaret politikası izleyen Peru’nun, bölgesinin de güçlü ekonomilerinden biri olduğunu vurgulayan Gülle, “Son 15 yıllık süreçte, bölgenin ve dünyanın en hızlı büyüyen ekonomileri arasında yer alan ülkenin, EFTA, AB, ABD, Çin, Japonya, Kanada, Kore gibi ülke ve bölgesel örgütler ile de Serbest Ticaret Anlaşmaları bulunuyor. Peru, geldiği nokta itibarıyla dünya pazarının büyük bir bölümü ile entegre olmuş durumda” şeklinde konuştu.

    Ülkenin, altın, gümüş ve bakır gibi zengin yer altı kaynaklarına ve pamuk, şeker, soya, kauçuk gibi geniş bir ürün yelpezasine sahip olduğunu belirten Gülle, Türkiye’nin Peru’nun ithalatından yüzde 0,2 pay aldığını, 2017 yılında ihracatın 108 milyon dolar, ithalatın ise 75 milyon dolar olduğunu kaydetti. Gülle,bu rakamların iki gelişmiş ülke için yeterli olmadığını vurguladı.

    Büyük potansiyelli alanlar var

    Gülle, “Türkiye Peru’ya ihracatta; demir-çelik, makine ve elektikli cihazlar, otomotiv, hayvansal ve bitkisel yağlar gibi ürünlerde büyük potansiyel barındırıyor.İnşaat malzemeleri ve müteahhitlik sektörü için de ülkede önemli fırsatlar bulunuyor. Aynı şekilde Peru’nun Türkiye’ye ihracatında da çinko ve kalay başta olmak üzere maden cevherleri, yağlı tohumlar, gıda ürünlerinde ciddi bir potansiyel mevcut. Bu potansiyeli kullanmak da iki ülkenin iş insanlarına düşüyor” diye konuştu.

    İsmail Gülle’nin ardından söz alan Peru Cumhuriyeti Ticaret Ataşesi Fernando Albareda, 2013 yılından beri Peru’ya yatırımın fazlalaştığını kaydederek, “Yatırımcıların güveni iyi bir sistemimizin olmasından kaynaklanıyor. Yabancı yatırımcılar için güzel bir yasal çerçevemiz var. Bununla alakalı özel bir anlaşmamız var” dedi.

    “Birbirimizin ülkelerini çok fazla bilmiyoruz”

    Bazı girişimcileri ve şirketleri bir araya getirmeye, Perululara Türkiye pazarını tanıtmaya çalıştıklarını söyleyen Albareda, “Çünkü birbirimizin ülkelerini çok fazla bilmiyoruz. Latin Amerika’da Türkiye’yi biliyoruz ama bunun sebebi çok sevilen ve izlenen Türk dizileri. Bunun haricinde ticaret açısından Türkiye sanki çok uzak bir ülkeymiş gibi düşünülüyor. Ben bu gibi toplantıların bu düşünceyi değiştireceğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’den oluşturulacak iki ayaklı ticari heyet, 14-19 Ekim tarihlerinde Ekvador ve Peru’da ticari anlaşmalar ve pazar araştırmaları yapacak.

  • Vapur seferlerinde yeni rota Güzelbahçe

    İzmir Büyükşehir Belediyesi, dış körfezde başlattığı Foça ve Mordoğan gemi seferlerinden sonra, şimdi de Güzelbahçe’de deneme seferlerine başladı. Konak, Karşıyaka ve Alsancak bağlantılı gemiler, Bakanlık izninin ardından çalışacak.

    İzmir Büyükşehir Belediyesi, geçtiğimiz yıl startını verdiği Foça ve Mordoğan seferlerinin ardından, bu yıl da Güzelbahçe’ye vapur seferi başlatıyor. Son teknoloji gemilerle donattığı filosuyla deniz ulaşımında önemli hamleler yapan Büyükşehir Belediyesi, İZDENİZ tarafından gerçekleştirilecek Güzelbahçe seferlerine Denizcilik Ulaştırma ve Haberleştirme Bakanlığı’ndan gelecek iznin ardından start verecek.

    Güzelbahçe’ye çok yakıştı

    İZDENİZ’in Güzelbahçe seferleri için yaptığı hazırlıklar, ilçe sakinlerini de mutlu etti. İlk vapurun iskeleye yanaştığını görünce büyük bir heyecan yaşadığını belirten Ali Arslan, “Güzelbahçelilerin her gün merakla beklediği bir olaydı. Çok sevinçliyiz. Vapuru limanda görmek bile insanın içini açıyor. Bundan sonra otobüse binmek yok. Trafiğe girmeden, denizin içerisinde huzurlu bir yolculuk yapacağız. Güzelbahçe’nin sakinliğine çok yakıştı. Ne mutlu Güzelbahçe’ye” dedi.

    Hande Maytalman ise duygularını şu cümlelerle anlattı:

    “Uzun zamandır beklediğimiz bir olaydı. Sürekli vapur seferleri başlayacak gibi duyumlar alıyorduk. Gözümüz yollarda kaldı. Her gün Alsancak’a gidip gelen biri olarak gerçekten hayatımızı çok olumlu yönde etkileyecek bir ulaşım türünü kazanıyoruz. Güzelbahçe vapuru trafiğin büyük bir yükünü alacak. Arabalarımızı bırakıp daha keyifli, daha hızlı ve stressiz bir yolculuk geçireceğiz. Çok mutlu olduk.”

    Yolcusuz ilk deneme seferini gerçekleştiren “İhsan Alyanak” vapurunu Güzelbahçe iskelesinde karşılayanlar arasında, Denizcilik Meslek Lisesi öğrencileri Mustafa Oğuzhan Karataş ve İlker Özeker de vardı.

    İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’ndan gerekli izin sürecinin tamamlanmasının ardından başlayacağı Güzelbahçe seferlerinin ücretleri tam 7 TL, öğretmen 6, öğrenci ise 5 TL olarak belirlendi. İzmirliler Güzelbahçe seferleri için de “İzmirim” kartı kullanacak.

  • “Mobilya ihracatında yeni rota; Afrika”

    Asortie Mobilya A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Murat Erat, mobilya sektörünün üretimde önemli bir gelişim kaydettiğini belirterek önümüzdeki 5 yıl içinde sadece Afrika ülkelerine yapılan mobilya ihracatının 5 kat büyüyeceğini öngördüklerini söyledi.

    Türk mobilya ihracatçısı Asortie Mobilya A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı Murat Erat, sektöre dair değerlendirmede bulundu. Erat, sektörün, son yıllarda Ar-Ge çalışmalarına ve yurtdışı pazarlara yönelik yaptığı çalışmalar ile satış rakamlarını ciddi oranda artırdığını söyledi.

    Türkiye’nin artık klasik mobilya, modern mobilya ve avangart mobilya gibi ev ürünlerinde olduğu kadar ofis, otel ve hastane mobilyalarında da önemli bir pazar hacmine sahip olduğunu vurgulayan Erat, “Bir zamanlar ‘İtalyan Mobilya’ algısı hakim iken, şuan Türkiye İtalya’ya mobilya ihracatı yapar hale geldi” dedi.

    Türkiye’nin yıllardır üçüncü dünya ülkelerine hazır panel mobilyalar ihraç ettiğini söyleyen Erat, sektördeki büyük değişim ile artık lüks klasik mobilya üretiminde de dünya markası olma yolunda olduğunu belirtti. Murat Erat, önümüzdeki beş yıl içinde mobilyanın otomotiv, inşaat ve tekstil gibi lokomotif sektörler arasında yer alacağını öngördüklerini söyledi.

    Murat Erat, artık Türkiye’nin ikinci hatta üçüncü sınıf mobilya üreten ülkeler sınıfından çıktığının altını çizerek, “Türk mobilyaları dünyanın birçok ülkesinde aranılan mobilya olarak ön plana çıkıyor. Bu başarının ardında, öncelikle devletin sağlamış olduğu iş seyahatleri teşvikleri, iş adamlarının dünyayı gezerek kazandığı geniş vizyon, üretimde hız ve zaman kazandıran makineleşme, ar-ge faaliyetlerine ayrılan bütçelerin artırılması ve hammaddenin birçoğunu kendimizin üretebilmesi gibi nedenler var. Ayrıca ihracat konusunda birçok gereksiz prosedürün kaldırılması ve işlemlerin kolaylıkla yapılması da mobilya ihracatı açısında çok önemli sonuçlar doğurdu” şeklinde konuştu.

    “Türk mobilya sektörü Afrika’yı keşfetti”

    Son 5 yıldır Türk mobilya sektörünün Afrika’yı keşfettiğini ve Afrika pazarında çok ciddi yatırımlar yaptığını kaydeden Murat Erat, Asortie Mobilya olarak da Afrika’da çok önemli projelere imza attıklarının altını çizdi. Erat, Afrika’nın önemli ülkeleri olan Nijerya, Tanzanya, Senegal, Sudan, Moritanya gibi ülkelerde önemli projeler yapan Asortie Mobilya’nın, özellikle lüks dekorasyon alanında bölgede tanınan bir Türk markası haline geldiğini belirtti.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’nın ziyaret ettiği ülkelerde, konsolosluklar ve Ticari Ataşelikler ile kendilerine önemli kapılar açtıklarını ifade eden Erat, Afrika’nın Türk ürünlerine olan yoğun ilgisinden de bahsetti. Murat Erat, özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bizzat ziyaret ettiği Afrika ülkelerinde, Türk halkına ve Türk ürünlerine önemli bir ilginin olduğunun altını çizdi.

    Bugünlerde yaşanan bu ilginin boşa çıkarılmaması ve Afrika pazarındaki boşluğun doldurulması gerektiğini vurgulayan Erat, işadamlarına Afrika ülkelerine yönelik reklam ve pazarlama çalışmaları yapması konusunda uyarılarda bulundu. Sadece mobilya sektöründe değil, birçok sektörde Afrika pazarında büyük bir boşluk olduğunun vurgusunu yapan genç işadamı, Asortie Mobilya olarak pazarlama faaliyetlerinin büyük bir kısmını bu yeni pazar için yaptıklarını söyledi.

    Türkiye’nin üretim ve ihracata yönelik büyüme modelinde yakalayacağı başarılarda Afrika pazarının önemli bir katkısının olacağını düşünen Murat Erat, önümüzdeki 5 yıl içinde sadece Afrika ülkelerine yapılan mobilya ihracatının 5 kat büyüyeceğini öngördüklerini belirtti.

  • Çocuklarda şiddetli ishal ve kusma ‘Rota Virüs’ belirtisi olabilir

    NCR İnternational Hospital Çocuk Hastalıkları Kliniği Uzmanlarından Dr. Kadir Söylemez çocuklarda sık görülen ishal ve kusma belirtilerinin Rota Virüse bağlı olabileceği konusunda aileleri uyardı.

    Uzman Dr. Kadir Söylemez, Rota Virüsüne enfeksiyonlarının her yaşta görülebildiğini, ancak 0-5 yaş arası grupta daha yaygın olduğunu dile getirerek, “6-15 ay arası en sık görülen ve daha ağır seyredebilen dönemi oluşturuyor. Hastalık nedeni ile bebeklerde ve çocuklarda ishale bağlı aşırı su kaybı meydana geliyor. İshaller, hava sıcaklıklarının düşmesi ile birlikte çocuklarda ağız yolu ile bulaşan ve salgınlara neden olabilen bu tip ishal ile seyreden olgular, gerekli önlemler alınmadığında ölümcül olabiliyor” dedi.

    Hastalığın belirtileri

    Uzm. Dr. Kadir Söylemez, hastalığın belirtileri hakkında bilgi vererek, “Rota virüsünün neden olduğu, mide ve bağırsakları tutan, kusma ve ishalle seyreden bu tip enfeksiyonlar son derece bulaşıcıdır. Hastalığa neden olan rota virüs ishalin ortaya çıkmasından günler önce ve hastalık bulguları kendini göstermesinden 15 gün sonrasına kadar dışkıda bulunabilmektedir. İshal ortalama 6-7 gün daha devam eder. Dışkı çok sık ve suludur. Ağır bir ishal durumu söz konusu olduğunda ciddi sıvı kayıpları oluşur ve hastaneye yatış gerektirir. Hastalığın tanısı dışkıda etken olan rota virüs antikorlarının gösterilmesi ile mümkün olmaktadır” dedi.

    Salgınlardan korunmak için hijyene dikkat edilmesi gerekenler

    Ağız-dışkı yolu ile hastalığın bulaşıcı olduğuna dikkat çeken Söylemez, sıklıkla kreş ve okul gibi toplu yaşanan yerlerde salgınlara yol açtığını belirterek, “Hastalığın bulaşmasında rota virüsünün üzerine yapıştığı iç çamaşırları, giysiler, oyuncak ve yatak çarşafları önemli rol oynamaktadır. Çocukları böyle salgınlardan korumak için özellikle el temizliğine dikkat etmek gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    “Anne sütü ile beslenen bebekler daha az hasta oluyor”

    Uzm. Dr. Kadir Söylemez, anne sütü ile beslenen bebekler daha az hasta olduğunu belirterek, “Çocuk yeniden rota virüsüne maruz kaldığında yeniden hastalanabilmekte ancak bulgular daha hafif seyretmektedir. Anneden geçen antikorların koruyuculuğu nedeni ile anne sütü ile beslenen yeni doğanlar, bebekler ve özellikle 3 ayın altındaki bebekler daha az hasta olmaktadır” şeklinde konuştu.

    “Rota virüs hastalığının tedavisi”

    Dr. Söylemez, Rota virüs hastalığın tedavisinin mümkün olduğunu anlatarak, “Tedavide ishal durdurucu ilaçlar kesinlikle kullanılmaz. Tedavide amaç kaybedilen su, tuz ve şekeri yerine koymaktır. Kusması olmayan çocuklarda öğünler az az ve sık sık verilmeye özen gösterilir. Ağızdan, özel olarak hazırlanmış tuzlu şekerli su karışımlarından verilerek yağsız yiyecekler tercih edilmelidir. Yoğurt, pirinçli yoğurt çorbaları, patates ve muz gibi ishale uygun besin maddeleri, bebeklerde anne sütü ve özel ishal mamaları öncelikle verilmelidir. Su kaybı olan ve kusan bebek ve çocuklar hastaneye yatırılarak damardan sıvı desteği yapılmalıdır. Hastalıktan korunmak için hijyen kurallarına dikkat etmek gerekmektedir. Çocukların el temizliğine büyük önem verilmeli ve kreş, anaokulu öğrencileri hasta olduklarında okula gönderilmemelidir. Ev içi bulaşmaları önlemek için ortak kullanılan oyuncak ve benzeri eşyaların temizliğine özen gösterilmelidir. Emziren anneler, bebeğin altını temizledikten sonra ellerini yıkamadan bebeğe temas etmemelidir” şeklinde konuştu.

    Aşılı korunma

    Uzm. Dr. Söylemez, aşı konusunda bilgi vererek, “Korunmada hastalık için geliştirilen rota virüs aşılarının uygulanması çok önemlidir. 2 ayın üzerindeki bebeklere ilk dozu 2 aylıkken başlamak üzere, ağız yolu ile 2 veya 3 dozda aşılama Rota virüs ishallerinin önlenmesinde önem kazanmaktadır” diye konuştu.