Etiket: romanya

  • Romanya Büyükelçisi Şopanda, ATSO’da

    Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Davut Çetin, Romanya Büyükelçisi Gabriel Şopanda’yı konuk etti.

    ATSO Başkanı Davut Çetin, Başkan Yardımcıları Mızrap Cihangir Deniz, Mustafa Atılgan ve Sayman Üye Ayhan Kızılsavaş, Romanya Büyükelçisi Gabriel Şopanda’yı konuk etti. Başkan Davut Çetin, Büyükelçi Şopanda’ya Antalya ekonomisi, kentteki yatırım olanakları ve ATSO’nun faaliyetleri hakkında bilgi verdi. Davut Çetin, ATSO’nun 136 yıllık köklü tarihi ve 40 binin üzerindeki üye sayısı ile Türkiye’nin en büyük ticaret ve sanayi odalarından biri olduğunu söyledi.

    Antalya’nın özellikle turizm ve tarım sektörlerinde Türkiye’nin lider kentlerinden biri olduğunu vurgulayan Davut Çetin, ATSO’ya üye 3 bin 195 yabancı ortaklı firmadan sadece 7 tanesinin Romanya ortaklı firma olduğunu kaydetti. Antalya’ya 2017 yılında yaklaşık 116 bin Romanyalı turistin geldiğini hatırlatan Davut Çetin, “Turizmde bu yıl 13 – 14 milyon turist rakamlarına ulaşmayı hedefliyoruz. Romanyalı misafirlerimizin sayısı 2016 yılında 90 bin iken 2017 yılında 120 bine yaklaşmış. Bu yıl daha fazla Romanyalı misafirimizi kentimizde ağırlamak istiyoruz. Turizm istatistiklerine baktığımız zaman en çok turist gönderen ülkeler ile Antalya’da yatırım yaban yabancı firmalar arasında bir paralellik olduğu görülüyor. Umarım önümüzdeki yıllarda Romanyalı turist sayısı da, Romanyalı yatırımcı sayısı da artar. Biz ATSO olarak gerek kültürel, gerekse ekonomik ilişkilerimizi geliştirmek adına her türlü işbirliğine hazırız. Romanyalı işadamlarını Antalya’daki yatırım olanaklarını ve fırsatları görmek üzere kentimize davet ediyorum” dedi.

    Büyükelçi Şopanda ise, ülkeler arasındaki ilişkileri ve ticareti geliştirmek istediklerini belirterek, “Romanya’da Antalya’ya karşı büyük bir sevgi var. 1990’dan beri her yıl Antalya’da tatil yapan arkadaşlarım var. Antalya’daki otellerin kalitesinden, doğal ve tarihi güzelliklerden çok memnunlar. Firmalarımız ve kentlerimiz arasında güçlü bağlar kurmak istiyoruz.”

    Büyükelçi Şopanda, sonbaharda Romanya Ekonomi Bakanı’nın Türkiye’ye geleceğini belirterek, Antalya’da her iki ülke işadamlarının katılımıyla bir organizasyon düzenlenebileceğini söyledi. Başkan Davut Çetin, Antalya olarak bu organizasyona evsahipliği yapmaktan mutluluk duyacaklarını ifade etti. Davut Çetin, konuk büyükelçiye ziyaretin anısına ATSO Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi öğrencilerin yaptığı suluboya bir tablo hediye etti.

  • ’Kraliyet ve Modern Romanya Konferansı’ İstanbul Üniversitesi’nde gerçekleştirildi

    İstanbul Üniversitesi ve İstanbul “Dimitrie Cantemir” Romen Kültür Merkezi iş birliğinde düzenlenen “Kraliyet ve Modern Romanya Konferansı” İstanbul Üniversitesi’nde gerçekleştirildi.

    İstanbul Üniversitesi ve İstanbul Dimitrie Cantemir Romen Kültür Merkezi iş birliğinde düzenlenen Kraliyet ve Modern Romanya Konferansı, İstanbul Üniversitesi rektörlük binasında gerçekleştirildi. Konferansa konuşmacı olarak Romanya Altes Prensi Radu katıldı. Konferans kapsamında İstanbul Üniversitesi’ne gelen Romanya Altes Prensi Radu ve beraberindeki heyet ilk olarak İÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak tarafından makamında ağırlandı.

    Görüşmede Prens Radu ve İÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak, Türkiye ve Romanya arasında gerçekleştirebilecek eğitim projeleri, ikili programlar ve öğrenci değişimleri hakkında çalışma yapmak üzere fikir alışverişinde bulundular.Prens Radu, Prof. Dr. Aziz Sancar’ın İstanbul Üniversitesi’ne hediye ettiği Nobel Ödülü ile Prof. Dr. Fuat Sezgin’in astronomi problemlerini ölçen ve çözen usturlab hediyesini inceledi.

    Rektör Mahmut Ak: “Romanya ile ortak bir tarihi geçmişe sahibiz”

    Konferansın açılış konuşmasını İÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak yaptı. İÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak, konuşmasında böyle güzel bir günde bir araya gelmekten duyduğu mutluluğu dile getirerek, “Romanya ile ortak bir tarihi geçmişimizin yanında modern tarihte de güzel ilişkiler içerisindeyiz. Özellikle yükseköğretim alanında çok güvenli ve düzenli, sürekliliği olan bir iş birliği içerisindeyiz. 1914-1916 yıllarında başlayan düzenli öğrenci ve öğretim üyesi değişimleri, yeni Cumhuriyetimizin uluslararası politikasına uygun olarak daha sonra da devam etmiştir. Nitekim 1924-1937 yılları arasında düzenli aralıklarla iki ülke arasında öğrenci ve öğretim üyesi bilimsel ziyaretleri gerçekleştirilmiştir” dedi.

    İstanbul Üniversitesi’nde 153 ülkeden uluslararası öğrencilerin eğitim aldığını belirten İÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak konuşmasına şöyle devam etti: “Üniversitemizdeki uluslararası öğrencilerin bir kısmı ne mutlu ki Romanya’dan. Ayrıca uluslararası eğitim iş birliği çerçevesinde düzenli olarak sürdürdüğümüz ‘Uluslararası Balkan Konferansları’ var. Bu seriden 4’üncü toplantıyı 2015 yılında Bükreş’te gerçekleştirdik. Bu toplantıda Balkanlarda birçok ülkeden değerli araştırmacılar tebliğler sundular. Sunulan tebliğler bir kitap haline dönüştürüldü. Çok eskiden başlayan, güven ve süreklilik içerisinde yürüyen eğitim iş birliğimiz değerli prensin bu ziyaretiyle daha da güven kazandı. Bu düşüncelerle değerli prensimizi ve yanında bulunan kıymetli heyeti üniversitemizde görmekten büyük bir mutluluk ve gurur duyduğumu belirtmek istiyorum”.

    Romanya Altes Prensi Radu: “Romen toplumu kraliyeti ülkenin demokratikleşme sürecinde bir katalizör olarak görüyor”

    Tarih bakımından zengin ve muazzam geleneklere sahip olan İstanbul, hem çok kültürlü bir şehir hem de milyonlarca genç için bir yuva olduğunu belirten Romanya Altes Prensi Radu, “Kamu toplantılarında yapılan konuşmaların büyük çoğunluğu son derece siyasidir. Bu durum demokratik bir toplumda tamamen normaldir. Meclis ve plebisit tarafından yapılan oylama sonucunda kurulmuş olmasına rağmen, Romanya’nın kraliyet kurumu, demokrasinin özü olan bir kurum değildir. Burada olmak, bana muhtemelen önceden nadiren duymuş olduğunuz bir Romanya hakkında bahsetme imkânı verir. Bir dizi nedenden dolayı, bugünün Romanya’sında kraliyet, diğer Avrupa ülkelerinde olduğundan daha farklı bir konumda bulunuyor. Asıl sebep, Romanya Kraliyet Evi’nin çok genç bir kurum olmasındandır. Kendimizinki de dâhil olmak üzere sadece beş nesilden oluşmaktadır. Bunun diğer anlamı sadece tarihimizin demokratik dönemine denk gelmektedir. Romen toplumu, kraliyeti ülkenin demokratikleşme ve özgürleşme sürecinde bir katalizör olarak görüyor” dedi.

    Kral 1’inci Carol’dan bahseden Prens Radu konuşmasına şu şekilde devam etti: “Halk oylaması tarafından seçildiğinde, Alman doğumlu prens Kral 1’inci Carol, sadece yirmi yedi yaşındaydı. Ana vatanı Prusya ve Avusturya İmparatorluğu arasındaki siyasi çatışma nedeniyle, genç Prens Karl Hohenzollern-Sigmaringen, Romanya’ya gizlilik içinde seyahat etmek zorunda kaldı. Romanya kırsallarından geçen yol, bugün bile hala ‘Carol’un Yolu’ olarak bilinir. Romen topraklarına ilk ayak bastığından itibaren bir Romen olduğuna yemin ederek adını Carol olarak değiştirdi ve Alman ismini bir daha asla kullanmadı. Bu olay da onun başından beri Romenlere kendini sevdirmesine neden oldu”.

    Kral 1’inci Carol’un Romanya’nın Avrupa ve Avrupa Atlantik yapılarının ayrılmaz bir parçası olmasını mümkün kılan her bir kurumu oluşturmak için sabırla çalıştığını vurgulayan Prens Radu, “Kral 1’inci Carol, modern Romen devletinin kurucusudur. 1866 yılında ülkenin ilk Anayasası’nı ilan etti. 48 yıllık kraliyeti süresince sabırla egemen bir devlet kurmak için, reformların dönemi olarak kayıtlara geçti. Onun döneminde Romanya en gelişmiş ve liberal anayasaların birini kabul etmiştir. Modern Romanya Silahlı Kuvvetleri, modern Diplomasi, Romanya Akademisi, Romanya Ulusal Bankası ve Tasarruf Bankası’nı kurdu. Modern bir eğitim sistemi, modern tarım ve yerel yönetim sistemlerini başlattırdı. Sayısız tiyatro, kütüphane ve müzelerin yanı sıra kiliseler, camiler ve sinagoglar gibi din yapılarını da inşa ettirdi. Kraliyetinin sonunda Romanya’nın yaklaşık 4 bin kilometrelik demiryolu ve ona uygun modern teçhizata sahipti. Bir sağlık ağı kurdu. 48 yıl boyunca yüzlerce hastane açtı.1906 yılında, tahta çıkmasının 40’ıncı yıldönümü vesilesiyle, ülkenin dört bir yanındaki 40 köyde 40 kırsal hastane inşa edildi. Eğitim alanında onlarca üniversite yeni merkezlerine kavuştu ve yüzlerce kolej ve lise kuruldu. Kralın eğitim meselesi ile o kadar ilgiliydi ki, bugünlerde bile Romanya’nın kralımız tarafından kurulmuş bir okula sahip olmayan tek bir şehri bile yoktur” şeklinde konuştu.

    “Kraliçe Elisabeta Doğu ve Batı Avrupa’yı tek bir ruhla birleştirebildi”

    Kraliçe Elisabeta’nın Almanya doğumlu bir prenses ve kıtanın kültür değerlerinin olağanüstü örneği olduğunu söyleyen Prens Radu, “Kraliçe Elisabeta, akıcı olarak yedi dil konuşurdu. Bu dillerde elli kitap yazarak, Doğu ve Batı Avrupa’yı tek bir ruhla birleştirebildi. Şiir ve operalar yazdı. Sanat galerileri ve sanat okulları kurdu. ’Bir Kraliçenin Düşünceleri’ adlı aforizma kitabı, Fransız Akademisi tarafından şeref ödülüne layık görüldü. Kadınları yükseköğrenime teşvik etti, kadınlara farklı zanaatların öğretilmesi için okullar açtı.Sağlık yasaları için mücadele etti, yoksullar için hastane, aşevleri, bakımevleri ve kreşler kurdu” diye konuştu.

    Romen Kraliyet Ailesi’nin ikinci kuşağı olan Kral Ferdinand ve Kraliçe Marie’nin tüm tarihsel Romen eyaletlerini birleşmesini gerçekleştirdiklerini ifade eden Prens Radu, “Romenler bugün onları ülkenin ataları olarak görüyorlar. Moldova Cumhuriyeti’ndeki Romenler de aynı şekilde hissediyorlar.Bir İngiliz prensesi olarak doğan, Kraliçe Maria’nın adı tarihin sayfalarına büyük harflerle yazılacaktı. Çok yönlü ve cesur bir kadındı. Maria, olağanüstü güzellikte, güçlü bir kişiliğe sahipti. Ayrıca, sanatçı ve yazar olarak müthiş bir yetenekti. Birinci Dünya Savaşı sırasında, insani ve ülkemiz için diplomatik çabaları sayesinde ve daha sonra 1919 Paris Barış Konferansı sırasında dünya çapındaki beğeni ve sevgisini kazandı. Akademi des Beaux Arts’ın ilk kadın üyesi ve 1920’lerin sonlarında çocuklarıyla birlikte iki Müslüman ülke olan Türkiye Cumhuriyeti ve Fas Karlığına, seyahat ederek dünyayı şaşırttı. Kraliçe Maria her seferinde birkaç hafta boyunca kalarak İstanbul’un üç kez misafiri oldu. Çocuklarıyla birlikte geldi ve kültürler, gelenekler ve inançlar arasında muazzam bir kültürel köprü inşa etti” ifadelerini kullandı.

    Kraliçe Marie’nin büyük oğlu, Kral İkinci Carol’un son derece bilgili ve akıllı bir hükümdar olduğunu söyleyen Prens Radu, “Sağlam bir sanayi sektörü inşa etmeyi, kültürel, bilimsel ve diplomatik alanlardaki eşsiz bir yükselişe başkanlık etmeyi başarmıştır. Onun dramatik hükümdarlığı sırasında Romanya’da, dünyaca ünlü Mircea Eliade, Emil Cioran ve Eugen Ionescu gibi yazar ve filozoflar, George Emil Palade gibi bilim adamları ve Ionel Perlea, Sergiu Celibidache ve Constantin Brancusi gibi sanatçılar ortaya çıktılar. Kral İkinci Carol da ülkenizi ziyaret etti. Aslında daha önce 1920 yılında birkaç gün geçirdiği İstanbul’a geldi. Bu ziyaret Romanya’nın dünya haritasında yer edindiğini tanıtmak için ziyaret ettiği onlarca ülke arasından, yedi aylık bir turun başlangıcıydı” şeklinde konuştu.

    “Yüz bin Yahudi kökenli Romen’in hayatını kurtarmayı başardı”

    Romanya’nın 20’ncı yüzyıldaki karanlık tarihinde önemli bir rol oynayan Romanya Kraliçesi Elena’dan da söz eden Prens Radu konuşmasına şu şekilde devam etti: “Güzel, sessiz, cesur bir kadın, tarihin acımasız oyunlarının ortasına atılmış, 1940’larda ana kraliçe olarak, oğlu Kral Mihai’ye liderlik yeteneklerini tek başına öğretmek zorunda kalmıştır.Kıta tarihinde en acımasız on yılında, oğlunun yanında durdu.İkinci Dünya Savaşı sırasında oynadığı rol, hayatlarını kurtardığı insanların, saydığı binlerce kişi tarafından unutulmayacaktı.O, 1940-1947 yılları arasında Romanya’nın demokratik güçlerinin sürekli destekçisiydi. Bu kadın Mareşal Antonescu’nun diktatörlüğü sırasında yüz bin Yahudi kökenli Romen’in hayatını kurtarmayı başardı”.

    Prens Radu son olarak Kral Mihai’ın kaderi ve eserlerinden bahsederek, “1927’de, sadece altı yaşındayken Romanya Kralı olarak taç giydirildi. Yirmi ikisinde, ülkesinde hem faşizme hem komünizme karşı savaştı ve tüm kayıplara rağmen her şeyin bitmiş olduğunun kabul edildiği anda bile ülkeyi olabildiğince kurtarmaya çalıştı. Kırk yıllık Soğuk Savaş boyunca, Romenler için bir demokrasi simgesi oldu;özgürlüğe dair sahip olduğumuz tek umudumuzdu. Kraliyetin kullanışlılık ve uygunluğu düzeyine döndürmek için ailemizle beraber çalıştırmıştır. Yardım işlerinde aktif olarak bulundu ve kültürel ve sosyal programlar kurarak, sürekli olarak Romanya toplumundaki kraliyet gündemini hem yurtiçinde hem de yurtdışında ilerletmek için çalıştı. Yaklaşık otuz yıl içinde, kraliyet ailesinin bu jenerasyonu, ülke çapında on binlerce kamu katılımını ve Romanya adına yurtdışında 320’yi aşkın ziyaret gerçekleştirdi” dedi.

    Büyük birleşmenin kutlanıldığı dönemlerde, Romenlerin saygı, hayranlık ve umutla kraliyete bakmasının anlaşılabilir bir durum olduğunu söyleyen Prens Radu, “Kraliyet ailesi kamuoyu yoklamalarında güven, hayranlık ve ulusal şefkat açısından liderliği üstleniyor.İnsanlar muhtemelen kişisel örnek gücüne, tarihsel meşruiyete, süreklilik ve bağlılığa dayanan bu tamamlayıcı liderliğe ihtiyaç duyarlar. Romen Tacının Muhafızı Majesteleri Margareta, 30 yıl süre boyunca yaklaşık 12 farklıRomen Hükümetiile iş birliği içerisinde bulunmuştur.Gelen her hükümet, kraliyet ailesi ile olan bu kurumsal iş birliğini korumak ve çoğu zaman daha da derinleştirmek istemiştir.Kraliyet ailesi mensupları, ekonomiyi, eğitimi, ikili diplomasiyi, sporu, sanatı ya da bilimi teşvik etmek için her nerede olursa olsun, her etkinliğe katıldığında saygı, gurur ve ulusal yararları için sürekli uğraştığına dair derin bir inançla karşılanırlar” ifadelerini kullandı.

    Prens Radu konuşmasını sonlandırırken bir kez daha İstanbul Üniversitesi’nde konuşma fırsatına eriştiği için çok şanslı ve mutlu olduğunu belirterek, “Avrupa Birliği ve tüm dünyadaki diğer ülkelerle birlikte Romanya’nın ve ortak tarihimizin trajik bir sayfasının sonunu kutlamasıyla gurur duyuyoruz.Birinci Dünya Savaşı genç hayatların kaybı ve devasa maddi yıkım açısından bir felaketti.Ama aynı zamanda, daha fazla fedakârlık ve vizyonla bugün olduğumuz şey olmayı başardığımız çağdaş çağın başlangıcıydı.Romenler yüz yıl önce başka bir olağanüstü başarıya imza attılar, büyük birleşme.Bu sadece tarihi bir idealin gerçekleşmesi değil, aynı zamanda ulusumuzun ömründe yeni bir bölümün başlangıcıydı. Aslında, bu yıl kutladığımız her iki tarihi etkinliğin, her birinin, başarısının özünde Romen kraliyeti yer almaktadır.Böyle bir konuyu, tarihimizin önemli bir parçasını sizinle paylaşabilmek benim için önemli bir ayrıcalıktır. Bunun için size teşekkür ediyorum” dedi.

    Konferans Romanya Altes Prensi Radu’nun öğrencilerden gelen soruları yanıtlamasının ardından sona erdi.

  • Trakya Üniversitesi ile Romanya Ovidus Üniversitesi işbirliği

    Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu, Romanya Ovidius Üniversitesini Rektörü Prof. Dr. Sorin Rugina ziyaret ederek, üniversiteler arasında ikili anlaşma ve Mevlana protokolüne imza attı.

    Toplantıya, üniversiteyi temsilen Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cem Uzun ve Dış İlişkiler Koordinatörü Doç. Dr. Murat Türkyılmaz ve Köstence Başkonsolosu Uygar Mustafa Sertel katıldı.

    Ovidius Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sorin Rugina, Trakya Üniversitesi ile uzun zamandır iş birliği içerisinde olduklarını ve Trakya Üniversitesini kardeş üniversite olarak gördüklerini ifade etti. Prof. Dr. Sorin Rugina, Dobruca Bölgesinin çok kültürlü bir yapıya sahip olduğunu ve Üniversitelerinin de farklı kültürlerden gelen öğrencilere ev sahipliği yaptığını ifade etti.

    Rektör Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu, yüzyıla yakın Osmanlı İmparatorluğuna başkentlik yapmış Edirne’nin de Köstence gibi çok kültürlü yapıya sahip bir şehir olduğunu belirtti ve Edirne’de Avrupa’nın en büyük 2. sinagogu ile iki tane kilisenin yer aldığı bilgisine yer vererek hoşgörü ve saygı konusunda örnek alınacak bir şehir olduğuna vurgu yaptı.

    İmza töreninden sonra heyet, Ovidius Üniversitesinin Dekanları, Erasmus Koordinatörü Doç. Dr. Cristina Duhnea, Ovidius Üniversitesi Matematik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Denis Ibadula, Ovidus Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili Kültürü ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Doç. Dr. Neriman Hasan ile İkili Anlaşma Protokolü, Balkan Üniversiteler Birliği, Mevlana ve İkili anlaşma kapsamında iki üniversite arasında yapılacak faaliyetler, Mevlana Programının işleyişi, Erasmus Programının geliştirilmesi ile ilgili fikir alışverişinde bulunuldu.

    Rektör ve üniversite heyeti imza töreninden sonra TİKA’nın restore ettiği Ovidus Üniversitesi Edebiyat Fakültesi “Mehmet Akif Ersoy” Türk Dili Kültürü ve Edebiyat Kürsüsünü ziyaret ederek Kürsü Başkanı Doç. Dr. Neriman Hasan’dan bilgi aldı.

  • Hazırlık maçı: Romanya: 2 – Türkiye: 0 (Maç sonucu)

    A Mili Takım, hazırlık maçında deplasmanda Romanya ile karşı karşıya geldi. Mücadele ev sahibi ekibin 2-0 üstünlüğü ile sona erdi.

    Maçtan dakikalar (İkinci yarı)

    49. dakikada Oğuzhan’ın pasıyla ceza sahası içinde topla buluşan Cenk Tosun’un şutu az farkla yandan auta çıktı.

    69. dakikada Pintilii’nin yerden pasında ceza sahası sol çaprazında topla buluşan Grozav’ın rakibini geçerek yaptığı vuruşta top ağlara gitti. 2-0

    76. dakikada sol kanattan Atila Turan’ın ortasında arka direkte Cengiz’in kafa vuruşunda top kaleci Nita’yı geçerek kaleye doğru giderken, Grigore meşin yuvarlağı uzaklaştırdı.

    90. dakikada ceza sahası içinde Andone’nin pasında sol çaprazdan Alibec’in şutunda kaleci Harun topu çeldi.

    Stat: Canstantin Radulescu

    Hakemler: Tiago Martins xx, Jorge Ferreira xx, Andre Campos xx

    Romanya: Pantilimon xx (Nita dk. 71 x), Chiriches xx, Grigore xx, Sapunaru xx (Balasa dk. 75 x), Alin Tosca xx, Budescu xx (Bicfalvi dk. 72 x), Deac xx (Torje dk. 62 x), Grozav Xxx, Pintilii xxx, Stanciu x (Alibec dk. 76 x), Keseru xx (Andone dk. 66 x)

    Yedekler: Tatarusanu, Moti, Ganea, Hanca, Bancu, Tanase, Chipciu, Hoban, Baluta, Tucudean

    Teknik Direktör: Cosmin Contra

    Türkiye: Harun Tekin xx, Atila Turan xx, Çağlar Söyüncü xx, Ozan Tufan x (Barış Yardımcı dk. 83 ?), Serdar Aziz x, Yusuf Yazıcı x (Yunus Ballı dk. 46 x), Hakan Çalhanoğlu x (Kenan Karaman dk. 64 x), Selçuk İnan x (Cengiz Ünder dk. 46 x), Oğuzhan Özyakup x, Okay Yokuşlu x, Cenk Tosun xx

    Yedekler: Okan Koçuk, Volkan Babacan, Ömer Toprak, Uğur Demirok, İsmail Köybaşı, Erol Alkan, Deniz Türüç, Emre Akbaba, Enes Ünal

    Teknik Direktör: Mircea Lucescu

    Goller: Grozav (dk. 42 ve 69) (Romanya)

    Sarı kartlar: Pintilii (Romanya), Yunus Mallı (Türkiye)

  • Romanya ve Moldova’daki ’Gelecekle İletişim Calıştayı’ sona erdi

    RTÜK tarafından Romanya ve Moldova’da düzenlenen “9. Gelecekle İletişim Çalıştayı” sonuç bildirisiyle sona erdi.

    RTÜK tarafından Romanya ve Moldova’da düzenlenen “9. Gelecekle İletişim Çalıştayı” sona erdi. Çalıştayın sonunda Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencisi Üsküp’ten Gjusum Mustafova katılımcılar adına çalıştay sonuç bildirisini okudu. Türk Dünyası’nın değişik köşelerinden Türkiye’ye gelerek iletişim alanında öğrenim gören öğrencilerinden ve mezunlardan oluşan katılımcılar çalıştaya katkı sunan RTÜK başta olmak üzere TİKA, BYEGM, TDBB, Ovidius ve Komrat Üniversiteleri ile Türkiye’nin Bükreş ve Kişinev büyükelçileri ile Köstence Başkonsolosluğuna teşekkür ettiler.

    “Medya ve Demokrasi” konulu açık oturumların gerçekleştirildiği çalıştayda ayrıca Dobruca-Bucak’ta Köstence, Hasança, Mecidiye, Başpınar, Babadağ, Tulça, İshakça, Maçin, Galati, Kıpçak, Çadır-Lunga, Avdarma, Komrat ve Bender gibi Türk yurtları ile ilgili bildiri ve sunumlar yapıldı. Bu yıl çalıştaya Türkiye’deki çeşitli üniversitelerden ilk defa akademisyenler katıldı. Akademisyenler çalıştay oturumlarına başkanlık ettiler. Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Naci İspir, Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Hakan Aydın, Selçuk Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Bünyamin Ayhan ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Hülya Onal akademik bilgi birikimleri ve tecrübeleriyle çalıştaya katkılarını sundular.

    Bir hafta süren 9. Gelecekle İletişim Çalıştayı sonunda okunan çalıştay bildirisinde, 9. Gelecekle İletişim Çalıştay’ı katılımcılarının, Dobruca-Bucak’ta Köstence, Hasança, Mecidiye, Başpınar, Babadağ, Tulça, İshakça, Maçin, Galati, Kıpçak, Çadır-Lunga, Avdarma, Komrat, Bender’de bulunmanın sonsuz kıvancını paylaştığı, ortak tarih, kültür ve kardeşlik önünde saygıyla eğildiği bildirildi. Çalıştay katılımcılarının, çalıştay’ı organize eden ve destekleyen başta Radyo ve Televizyon Üst Kurulu olmak üzere Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı, Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, Türk Dünyası Belediyeler Birliği, Köstence Ovidius Devlet Üniversitesi, Komrat Devlet Üniversitesi ile Türkiye Cumhuriyeti Bükreş ve Kişinev Büyükelçilikleri ve Köstence Başkonsolosluğu’na teşekkür ettiği ifade edildi. Çalıştayda ‘Medya ve Demokrasi’ ana başlığında yabancılaşma, sosyal medya, bölgesel barış ve ulusal güvenlik ve basın özgürlüğü arasındaki ilişkinin ele alındığı, medyanın yapıcı yönünün öne çıkarılması gerekliliği belirtildi. Türkiye’de 15 Temmuz kalkışmasının tekrar hain bir eylem olduğunun vurgulandığı kaydedildi. Bildiride, Türkçe’nin konuşulduğu coğrafyada SarI Saltuk Baba ve Mihail Çakır’ın huzurunda olmanın onurunun yaşandığı, Dobruca’da ve Bucak’ta yaşayan soydaşlarımızın huzur, birlik ve beraberlik içinde yaşamaları, aynı zamanda Türkçe konuşulan diğer coğrafyayla bütünleşmesi yönünde gayret gösterilmesinin beklendiği vurgulandı.