Etiket: roman

  • Rafet El Roman İmza Gününde Sevenleriyle Buluştu

    Türk pop müziğinin sevilen ismi Rafet El Roman, Bursa’da imza gününde hayranlarıyla bir araya geldi.

    Sevilen şarkılarıyla hayranlarının gönlünde taht kuran Rafet El Roman, içecek firmasının düzenlediği organizasyonda sevenleriyle buluştu. Konser için Bursa’ya gelen sanatçı, bir alışveriş merkezinde hayranlarıyla sohbet edip imza dağıttı. Hayranlarının ilgisiyle karşılanan sanatçı, bol bol imza dağıtırken, sevenlerinin selfie isteğini de geri çevirmedi.

    Rafet El Roman, dinleyicileri ile buluştuğu için mutlu olduğunu dile getirdi. Ünlü popçuya genç hayranlarının büyük ilgi göstermesi dikkatlerden kaçmadı. Yaklaşık bir saat boyunca sevenleriyle tek tek ilgilenen ünlü popçu, alkışlar eşliğinde AVM’den ayrıldı.

  • Bursa’da Roman Çalıştayı Başladı

    Yıldırım Kaymakamlığı ve BEBKA’nın Roman çocuklarına ve ailelerine yönelik başlattığı proje sona eriyor. Bursa Teknik Üniversitesi’nde düzenlenen çalıştayda, Romanların meseleleri tartışıldı.

    Bursa Teknik Üniversitesi Yıldırım Yerleşkesi’nde 6-7 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilecek çalıştayda 8 oturum yapılacak. Çalıştayda, yurtiçi ve yurdışından akademisyen, yazar, araştırmacı ve sosyologlar, Romanların meselelerini ele alacak. Çalıştayda tarihten günümüze Türkiye’de Romanlar konusu tartışılacak.

    Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Pr. Dr. Arif Karademir, “Büyük gönül insanı Yunus Emre Hazretleri, (Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım. Sevelim, sevilelim, dünya kimseye kalmaz) demiş. Bu güzel proje ve çalıştay vatan, bayrak, hava ve suyu paylaştığımız ülkemiz insanlarının bir birlerini tanımasına ve anlamasına kapı aralayacak işleri kolaylaştırıp, bir birini seven, insanları oluşumuna katkı yapacak son derece önemli bir çalışmadır. BTÜ çalıştay yürütücüsü olarak bu güzel projede yer almaktan gurur duymaktadır. Genel olarak Roman vatandaşlarımızın ve onlarla ilgili hayatın bilinmeyenlerini ve tam anlaşılmayanlarını ortaya çıkartıp aydınlatacak bir proje olduğunu düşünüyorum” dedi.

    Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, “Gerçekten güzel bir proje. Roman kardeşlerimiz bütünün bir parçası. Bizler Bursa’da doğduk büyüdük. Benim doğduğum mahallede ve komşu mahallelerde de Roman kardeşlerimiz vardı. Hepsiyle komşuyduk ve aynı okullarda okuduk. Romanlar belki de Bursa’ya en eski gelenlerden. Romanların toplumsal hayatta yerlerini almaları gerekiyor. Sosyal, ekonomik, kültürel ve her yönden gelişmeleri gerekiyor. Bu kesime karşı toplumun ön yargılı davranışlarının kırılması, toplumda yer edinip tutunması ve bu intibakın en güzel şekilde sağlanması gerekiyor” şeklinde konuştu.

    Bursa Valisi Münir Karaloğlu ise, “Yıldırım Kaymakamlığı’nın öncülüğünde başlayan ve bugün çalıştayla son çalışmasını yapacağımız BEBKA’nın maddi destek verdiği “Anladınız mı Beni” projesini bitiriyoruz. Projemiz yaklaşık iki yıldır devam ediyordu. Bir önceki kaymakam arkadaşımız yazılımını yapmıştı. Mevcut kaymakam arkadaşımız da çalışmaları tamamladı ve bugün bitiriyoruz. Son 15 yıldır Türkiye’de çeşitli toplum kesimlerinin müzmin meselelerini çözmeye yönelik önemli çalışmalar yapıldı. Bunlardan bir tanesi Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığında onun emri ve talimatlarıyla başlatılan Roman açılımıydı. O çalışmalardan sonra Roman vatandaşlarımızın Türkiye’de yaşamış olduğu şehirlerde de benzer çalışmalar oldu. Bursa, Roman vatandaşlarımızın yaşadığı önemli şehirlerden bir tanesi” dedi.

    AK Parti Bursa Milletvekili Cemalettin Kani Torun da, “Türkiye, farklı kültürlerin bir arada yaşadığı, bu farklılıklarla birlikte yaşamayı başaran bir topluluğa sahiptir. Roman vatandaşların meselelerinin çözümüne zemin oluşturacak bu çalıştay, bizlere politika üretme süreci için yol gösterici olacaktır” ifadelerini kullandı.

    Çalıştay, 2. gün CHP İzmir Milletvekili Özcan Purçu ve BTÜ Okutmanı Sakine Bozdemir ile diğer konuşmacıların katılacağı ‘Romanların Dilinden Roman Gerçeği’ konulu panelle devam edecek. Çalıştaya katılanlar pazar günü ise Bursa’yı gezecek.

  • (Özel Haber) Roman Milletvekili Sandığa Güle Oynaya Gitti

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili Özcan Purçu, Roman vatandaşların çalgı, çengi ve dansları eşliğinde oyunu kullandı.

    Türkiye’nin ilk Roman milletvekili unvanına sahip olan Özcan Purçu, Gazi Osman Paşa İlkokulunda oyunu kullandı. Oyunu kullanmaya Roman vatandaşların çalgı çengisi ve alkışları eşliğinde güle oynaya giden Purçu’ya Romanlar büyük ilgi gösterdi. 2313 numaralı sandıkta oyunu kullanan Purçu’yu babası Selami Purçu, annesi Ünzile Purçu ve oğlu Ayberk de yalnız bırakmadı.

    “ROMANLARIN RENGİ TÜM ÜLKEMİZE YANSISIN”

    Oy kullanma işleminin ardından açıklama yapan Purçu, “Kendimizden emin olduğumuz için Roman kardeşlerimizden de eminiz. Oylarını bize atacaklar, CHP’ye atacaklar. Çünkü ben onların içinden çıkmış, onlarla birlikte aynı çileyi ve acıyı çekmiş bir kişiyim. Dolayısıyla mahallemizden de emin olduğumuz için güle oynaya gittik. Bu seçim ülkemize inşallah barış getirsin, huzur, demokrasi ve ışık getirsin. İnşallah hayırlısı olur. Romanlar ne kadar fakir de olsa yoksul da olsa güleç yüzlü insanlardır, renkli insanlardır. İnşallah bu renk bütün ülkemize yansır. Biz savaş istemiyoruz, kan istemiyoruz, bomba istemiyoruz. İnşallah herkes güler bu seçimden sonra, ülkemiz için hayırlısı olsun. İnşallah Cumhuriyet Halk Partisi iktidar olacak ve bu kötü günler bitecek” diye konuştu.

  • 17 Yaşında Roman Yazdı

    Muğla Fethiye’de Mehmet Erdoğan Anadolu Lisesi öğrencisi Buket Koyun, iki gencin duygusal birlikteliğini anlatan aşk romanı yazarak, sanal ortamda 6 milyon okuyucu kitlesine ulaştı. ’Buket Özdal’ takma adıyla yazdığı aşk hikayesini fark eden bir yayınevi, Koyun’un kitabını basarak dağıtıma sundu.

    “Bir Kavanoz Aşk” isimli kitabını ilk olarak Hikaye Okuma ve Paylaşım Uygulaması (Wattpad) ile okuyucularının beğenisine sunan Buket Koyun, burada 6 milyon okuyucu kitlesine ulaştı. Koyun’un bu başarısını gören Epsilon Yayınevi, genç yazarla iletişime geçerek kitabın ilk sayısının basılmasını sağladı. 3 bin adet basılan kitabın birinci baskısının bitmesine 100 kitap kaldığını belirten Koyun, “Aras karakteri benim hayalimdeki erkek. Çünkü Hira’yı çok seviyor. Ona gerçek hayatından bir şeyler söylemese bile bu konuda dürüst olmasa bile onun yanında olup Hira’nın yaralarını sarmayı çok istiyor. Kitabım da tamamen bunu anlatıyor” dedi.

    Kitabını iki yıl önce yazmaya başladığını söyleyen 17 yaşındaki Buket Koyun, “6’ncı sınıftan beri amatörce hikayeler yazıyorum. Kendimi bu şekilde rahatlatıyorum. Kelimelerin arasındayken kendimi dış acıdan, korkudan koruyorum. Huzurlu hissettiğim tek an bilgisayarın başına geçip bir şeyler karalamaya başladığım zaman” dedi.

    Romanı yazmadan önce hiçbir fikrinin olmadığını, sadece bir kız karakter oluşturmak isteğini anlatan Koyun, “Başlarda kafamda hiçbir fikir yoktu. Sadece kız karakter yazacaktım. Diğer bütün Wattpad karakterleri gibi güçlü bir karakter olmayacaktı. Aksine bizim gerçek hayatta karşılaştığımız gibi sabırsız, korkak biri olacaktı. Bir erkek karakter yazmak istiyordum. Diğer bütün Wattpad erkeklerine inat daha çok seven, sevdiğini gösteren, sevdiğini göstermekten bir an bile çekinmeyen ve koruyan… Çünkü Hira’nın da tamamen buna ihtiyacı vardı. Bu şekilde yola çıkarak yazmaya başladım. Ve zamanla kurguyu oturttum” diye konuştu.

    2015 yılı başında Epsilon Yayınevi’nden Wattpad hesabına bir mesaj gelerek ‘Bir Kavanoz Aşk’ kitabının yayınlanmak istediğini öğrenen Koyun, kitabın yayınlanması için bütün yaz kitabı tekrar yazdığını söyledi. İlk halinin bin sayfayı bulan bir roman olduğunu belirten Koyun, “Bütün yaz kitabın ilk halini tekrar yazdım. Çünkü Wattpad versiyonu bin sayfaya yakındı ve kesilmesi gerekiyordu. Uygun bir final gerekiyordu. Ağustos’un ortasında kitap bitti. Şu an kitap 440 sayfa. Daha sonra kapak hazırlıklarına girdik. Hilal ile Aras’ı iyi anlatabileceğim uygun bir fotoğraf buldum. Kapak tasarımını yakın bir arkadaşım yaptı. Arka kapağını editör bir arkadaşım düzenledi. Daha sonra yayınevi onayladı ve 26 Ağustos’ta satışa çıktı” dedi.

    Kitabın satışlarının çok iyi gittiğini belirten genç yazar Buket Koyun, “Benim için hiç hayal etmeyeceğim bir şeydi. Kitabın satışları şu an çok iyi gidiyor. Özellikle Eylül’ün başında iyi satışlar başladı. İkinci baskıya geçmeme çok az bir süre kaldı. Yazmayı çok istiyorum. Ama kendime düzgün bir gelecek kurabilmek için okulu bitirip elime işimi almam gerekiyor. Ben avukat olmak istiyorum. Ama bu süreç içerisinde yazmaya devam edeceğim” ifadelerini kullandı.

    Kitabın konusuyla ilgili olarak da konuşan Buket Koyun, “Ben hiç aşık olmadım. İnsanlar direk bana bu soruyu soruyorlar. Aşık mı oldun? Nereden biliyorsun böyle olduğunu diye. Hiç aşık olmadım. İçinde geçen hiçbir şeyi de yaşamadım. Ama aşkın nasıl olması gerektiği hakkında bir fikrim var. Benim sevdiğim kişinin beni koruması, beni büyütmesi, olduğum küçük kızdan beni çıkarması gerekiyor. Beni cesurlaştırıp daha iyi hissettirmesi gerekiyor. Aras karakteri de benim hayalimdeki erkek. Çünkü Hira’yı çok seviyor. Ona gerçek hayatından bir şeyler söylemese bile bu konuda dürüst olmasa bile onun yanında olup Hira’nın yaralarını sarmayı çok istiyor. Kitabım da tamamen bunu anlatıyor” dedi.

    Serinin ikinci cildini yazmaya başladığını söyleyen Koyun, “Şu an Bir Kavonoz Aşk’ın ikincisi üzerine yoğunlaşıyorum. Bir Kavanoz Aşk Umut ismiyle geliyor. Kapak hazırlıklarını tamamladık. Kitabım Aralık sonu Ocak başı gibi ikinci kitabı basacağız” dedi.

    Mehmet Erdoğan Anadolu Lisesi’nde müzik öğretmeni olan Mehmet Saçan da öğrencisinin başarısıyla gurur duyduğunu belirterek, “Bu yaştaki bir çocuk kendinin üstünde bir şeyler yapmış. Bizim öğrencimiz olması daha da hoşumuza gitti. Benim de okuduğum bir kitabın yazarını derste çocuklara anlatmıştım. Bu yazarımız ilk kitabını 18 yaşında son kitabını 95 yaşında yazdı. 96 yaşında öldü. Çocuklara bakın 18 yaşında insanlar bir şeyler yapabiliyor derken hemen Buket’i işaret ettiler. Yazar arkadaşımız var diye. O zaman tanıdım ve ilgilenmeye başladım. Kitabını okudum. Konuların bütünlüğü olsun, edebi yönü olsun büyük yazarların kitabından farklı çok bir şey görmedim” diye konuştu.

  • İşte en çok kitap okuyan iller

    Hacettepe Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Onur Bilge Kula, Türkiye genelinde bir kişinin ortalama 6 kitap okuduğunu ve ağırlıklı olarak edebiyat kitaplarını okuduğunu belirterek, “Yazınsal tür içinde yüzde 90 roman okunuyor. Okurların yüzde 83’ü, kitabı satın alarak okuyor. Erzurum ve Erzincan, en çok kitap okuyan iki ilimiz” dedi.

    Uluslararası Karşılaştırmalı Edebiyat Bilimi Kongresi’nin 5’incisi Mersin Üniversitesi (MEÜ) ev sahipliğinde gerçekleşiyor. Çiftlikköy Kampüsü Prof. Dr. Uğur Oral Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen 5. Uluslararası Karşılaştırmalı Edebiyat Bilimi Kongresinin başlığı, ‘Yerel Bağlamlar, Küresel Yakınlıklar: Edebiyatta, Kültürde ve Sanatta Geçişler, Kopujşlar, Yenileşmeler’ olarak belirlendi. Kongrenin açılışına, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Gürol Emekdaş, Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Gizir, kongreye bildiri sunacak öğretim elemanları ve MEÜ öğrencileri katıldı. Akademik Oda Orkestrası’nın açılışta verdiği mini konserle başlayan kongre, MEÜ’yü tanıtan kısa bir film gösterimi ve ardından açılış konuşmalarıyla devam etti. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Gürol Emekdaş , Mersin Üniversitesi’nin kuruluşundan bu yana dil bilimine önem veren bir eğitim kurumu olduğunu belirtti. Emekdaş, MEÜ’de var olan İngilizce, Fransızca ve Almanca dil eğitiminin önümüzdeki yıllarda zenginleştirilerek yeni ve farklı dillerde eğitim verilmesi konusunda adımlar atılması gerektiğini de kaydetti. Sınırların kalktığı, küreselleşmenin arttığı günümüzde, toplumların sürekliliği ve kalıcılığının ancak kültür, dil, sanat ve sosyal yaşantıdaki farklıların temeline inilerek sağlanabileceğini belirten Emekdaş, “Bilimin ana unsurlarından birisi, verilerin karşılaştırılmasıdır. Sizin yapmış olduğunuz çalışmayı başka verilerle karşılaştırılmazsanız o alandaki verilerinizin değerlendirmesinin bir önemi olmayacaktır. Dolayısıyla farklı diller arasındaki geçişlerin karşılaştırma suretiyle gündeme getirilmesi, kültürel sürdürülebilirliğin sağlanmasında son derece önemlidir” diye konuştu.

    Prof. Dr. Murat Gizir ise kongrenin, karşılaştırmalı edebiyat biliminin Türkiye’de ulaştığı seviyeyi göstermesi bakımından dikkate değer olduğunu belirtti. “Kongrenin başlığı, sunulacak bildirilerin, tematik oturumlar ve yapılacak çalıştayların yerel ile küresel arasındaki ilişkileri çeşitli yönlerden irdeleyeceğini ve ulaşacağı sonuçlarla yerel özelliklerin küresel bağlamda anlaşılmasına katkıda bulanacağını göstermektedir” diyen Gizir, kongrenin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür etti.

    Kongrenin Düzenleme Kurulu Başkanı Doç. Dr. Cemal Sakallı da karşılaştırmalı edebiyat biliminin kuruluşuyla ilgili bilgiler verdikten sonra MEÜ’de Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü’nün kurulduğunu hatırlattı ve bu girişim destekleyen isimlere teşekkür etti.

    Kongrenin açılış konferansı Hacettepe Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Onur Bilge Kula tarafından verildi. Aynı zamanda MEÜ’nün kurucularından olan Prof. Dr. Kula, sunduğu “Türkiye’de Edebiyat Üretimi ve Edebiyat Bilimi” başlıklı konferansta edebiyatın bilimle ve sanatla olan ilişkisine değindikten sonra ülkemizde edebiyat üretimi ile ilgili 2013 yılına ilişkin bazı sayısal verileri aktardı. Yeni başlık kitap yayımı sayısının 2013 yılında, 47 bin 352, yetişkin edebiyat üretiminin ise 6776 olduğunu söyleyen Kula, bu rakamın dünya ortalamasının üzerinde olduğunu belirtti. Anadolu’da edebiyat üretiminin Homer’den başlayıp günümüz yazarlarına dek uzanan geniş bir yelpazeyi kapsadığını ve tarihin her döneminde her yazınsal türde edebiyat üretildiğini ifade eden Kula, çok büyük bir edebiyat zenginliğinin üzerinde yaşadığımızın altını çizdi ve Türkiye’nin Türkiyelileşmesinin bu birikimin bilincine varılıp, buna uygun çoğulcu demokratik tavrın geliştirilmesiyle olanaklı olduğunu kaydetti. Türkiye’deki edebiyat dergiciliğine de konuşmasında yer veren Kula, ülkemizde görece canlı bir edebiyat dergiciliği olduğunu söyleyerek bu işin büyük bir özveriyle yapıldığı ve varlığını sürdürebildiğini belirtti. Kula, halk kütüphanelerinin, pek azı bu ismi hak etse de, Türkiye’deki yayım üretimini destekleyen kurumlar olduğu, edebiyat dergilerinin pek çoğunun halk kütüphaneleri olmadan varlığını sürdüremeyeceği yönünde görüş bildirdi.

    OKUR CİNSİYETİNDE KADINLAR ÖNE ÇIKIYOR

    Türkiye’nin çok iyi bir yazarlar topluluğuna sahip olduğunun, kadın yazarların sayısının giderek arttığının ve bunun toplumun dengeli gelişimi açısından önemli olduğunun altını çizen Kula, edebiyatta okurlar ve okur görünümleri üzerine yaptığı bir alan araştırmasının sonuçlarını salondakilerle paylaştı. Türkiye genelinde bir kişinin ortalama 6 kitap okuduğunu ve ağırlıklı olarak edebiyat kitaplarının okunduğunu aktaran Kula, “Yazınsal tür içinde yüzde 90 roman okunuyor. Okurların yüzde 83’ü, kitabı satın alarak okuyor. Erzurum ve Erzincan, en çok kitap okuyan iki ilimiz, ancak okunan yayın türü bu illerde daha çok dinsel. Okur cinsiyeti bakımından kadınlar öne çıkıyor. Kitap başkenti, hem kitap basımı hem de okur bazında, İstanbul” şeklinde konuştu.

    Edebiyatta çeviri ve telif konularına da değinen Kula, son olarak Türkiye’de edebiyat biliminin durumu ile değerlendirmelerde bulundu. MEÜ’de Türk Dili ve Edebiyatı Bölümlerinde kuramın son derece sınırlı olduğunu savunan

    Kula, edebiyat bölümlerinin kuram bakımından yetersiz olmasının insanları edebiyat tarihini ön plana çıkarmaya ittiğini söyledi. Edebiyat tarihinin, üretilmiş bilgiyi yeniden ürettiğini belirten Kula sözlerini şöyle tamamladı: “Edebiyat tarihinde üretilmiş bilgileri yeniden üreten bir araştırmacı, bilim adamı adını hak edemez. O ancak tekrarlamacıdır. Edebiyat tarihine sığınmayı insanların bırakması gerekir. Her şeyin tarihi tehlikelerle doludur. Tarih insanı bir takım kurgusal anlatıların tutsağı haline getirebilir. Bu edebiyat tarihi için de geçerlidir. Türkiye’de sosyolojide, tarihte olduğu gibi edebiyatta da yöntem milliyetçiliği başattır. Bunun aşılması gerekir. Bunu aşamayan bir bilimcinin Türk edebiyatının tüm çeşitliliğini beğeniyle ele alıp, bilimsel işlemden geçirip okurların edinimine sunabileceğini düşünmüyorum.”