Etiket: Rektörü

  • Atılım Üniversitesi Rektörü Üçtuğ: “Final sınavları için önlemlerimizi artırdık”

    Atılım Üniversitesi Rektörü Üçtuğ: “Final sınavları için önlemlerimizi artırdık”

    Atılım Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yıldırım Üçtuğ, “Tüm personelimiz gibi öğrencilerimiz de alınan tedbirlere uyum gösterirlerse, kendi önlemlerini alırlarsa, vize sınavlarımızı atlattığımız gibi final sınavı dönemini de aynı şekilde geçireceğimize inanıyorum” dedi.

    Atılım Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yıldırım Üçtuğ, Atılım Üniversitesinde halen devam eden yüz yüze eğitimle ilgili gösterilen tepkiler üzerine bir basın toplantısı düzenledi. Covid-19 tedbirleri çerçevesinde Yükseköğretim Kurulunun üniversitelerde uzaktan eğitime geçilmesi yönünde bir karar aldığını hatırlatan Üçtuğ, geçtiğimiz Mart ayında dönemin dördüncü haftasına başladıklarını, o aşamada tüm örgün eğitimi durdurduklarını ve uzaktan eğitime başladıklarını belirtti. Üçtuğ, uzaktan eğitim sürecinde öğrencilerin önemli bir bölümünden uzaktan eğitimin yararlı olmadığıyla ilgili yakınmalar işittiklerinin de altını çizdi. Türkiye’de eğitim ve öğretimde sınavın önemli bir yer tuttuğunu bildiren Üçtuğ, bunun tüm okullarda geçerli bir kavram olduğunu söyleyerek, “Eğitim-öğretim, ders anlatma elbette çok önemli fakat en az bunlar kadar önemli olan bir diğer unsur ise sınav. Dünyada sınav güvenliğini sorunsuz olarak sağlayacak bir yazılım, bir teknoloji mevcut değil. Çok teknoloji, yazılım araştırdık, bununla ilgili bilgiler topladık. Ama gördük ki sınav güvenliğini tümüyle sağlayacak bir yazılım mevcut değil” diye konuştu.

    Üniversite olarak bir önceki dönemi “Çok olağanüstü bir koşul, tüm dünya, tüm faaliyet alanları bundan etkilenmiş durumda, eğitimin de bundan etkilenmemesi çok mümkün değil, bizde eğitimimizin bir döneminde arzu edilen verimi alamadık” şeklinde yorumladıklarını vurgulayan Üçtuğ, “Bir üniversite eğitimi birkaç disiplin dışında 4 yıldan yani 8 dönemden oluşuyor. 8 dönemden bir döneminde eğitim adına kayıplar yaşadık. Pandemi koşullarına uygun eğitim vermek için büyük çaba gösterdik, ancak ne kadar hızla tedbir alınmış olursa olsun eğitimde istenen, ideal verime ulaşılamadığını gözlemledik. Bu sadece bize mahsus bir durum da değil. Tüm ülkede, tüm dünyada bu yeni durumun gerekleri yerine getirilmeye çalışılmasına karşın, dünyanın her yerinde istenen verimin alınabildiğini söylemek güç. Eğitimi alsalar bile, bu eğitimde ne aldıklarını ve ne kazanımlar elde ettiklerini ölçümlemek hayli zor, çok ciddi kopya olayları olduğu herkesin malumu. Bunu tüm öğrenciler de öğretim üyeleri de biliyor. Bu konularda ciddi şikayetler aldık bazı öğrencilerimizden, ‘eşitsizliklere neden oldu’ denildi. Geçen bahar ve yaz okulu dönemini pandeminin bilinmezleri ve dezavantajlarına rağmen aldığımız tedbirlerle elimizden gelenin en iyisini yaparak atlattık. Ancak ümit edilenin aksine pandemi bitmedi ve ne zaman biteceğine dair öngörüde bulunmak zor. Öğrencilerimizin eğitimlerinde yaşayacakları kaybı azaltmak için eğitime hibrit olarak devam etme kararı aldık. Eğitimde söz konusu olacak kayıp, bir ülkenin geleceği için son derece önemli. Dünyada bununla ilgili araştırmalar yapıldı, yapılmaya devam ediliyor ve inanılmaz veriler söz konusu. Üniversitemiz akredite bölümlere sahip ve belli yükümlülüklerimiz var. Kurum olarak bu yükümlülüklerimizi yerine getirmek ve eğitim standardımızı yüksek tutmak istiyoruz, uygulamalı eğitimin yoğun olduğu bölümlere sahip olmamız, sınava dayalı bir eğitim sisteminde hakkaniyetle gereğini yerine getirme amacımız, öğrencilerimiz ve ülkemiz adına duyduğumuz sorumluluk nedeniyle bu olumsuzluğu azaltmaya yönelik olarak kararımızın doğru olduğuna inanıyoruz” şeklinde konuştu.

    “‘Eğitimde faaliyet devam etmezse korona önlenir, salgın önlenir’ gibi bir algı oluştu”

    Pandemiye rağmen hemen hemen tüm alanlarda faaliyetin devam ettirildiğini anımsatan Üçtuğ, “Eğitimde faaliyet devam etmezse korona önlenir, salgın önlenir gibi bir algı oluştu. Geleceğimiz için belki en kıymetli olan bir faaliyetini durdurmanın hem ülkemizin, insanımızın geleceğine olan zararını düşünerek, hem oluşturduğu haksız uygulamaları haksız neticeleri göz önüne alarak güz döneminde ‘eğitime mümkün olduğunca örgün nasıl başlayabiliriz’ diye düşündük ve bir dizi önlem aldık, uygulama gerçekleştirdik” dedi.

    “Ara sınavlarımızın tamamını bu önlemler çerçevesinde üniversitede yüz yüze yaptık”

    Alınan önlemlerden bahseden Üçtuğ, şu ifadeleri kullandı:

    “Sağlık Bakanlığı ile görüştük. Dönem başından itibaren, Hayat Eve Sığar uygulamasıyla bağlantı sağladık, Sağlık Bakanlığı Bilgi Sistemi üzerinden hasta ya da riskli tüm öğrenci ve personelimiz titizlikle takip ediliyor. İddia edilenlerin aksine üniversitemizdeki vaka sayıları toplam öğrenci ve personel sayısı düşünüldüğünde çok çok düşük oranlarda. Üniversitemizin girişinde, dönem başından itibaren HES kodu kontrolü ve ateş ölçümleri uyguladık ve devam ediyoruz. Üniversite içerisindeki tüm mekanlar düzenli olarak her gün dezenfekte ediliyor. Tüm mekanlarda mesafe standartlarını tespit ettik, maske takılmasını üniversite içerisinde zorunlu hale getirdik, servis kullanan çalışanlarımız ve öğrencilerimiz için servislerin dezenfeksiyonuna başladık. Teknik alt yapımızı güçlendirdik. Dersleri sınıfta yüz yüze yapıyoruz, ama aynı anda bu dersleri sınıflara döşediğimiz kameralarla, mikrofonlarda kayıt altına alıyoruz. Devam zorunluluğu yok, arzu edenler gelip sınıfta izleyebilir. Diğerleri de buluttaki kaydı izleyebilirler. Bir kısım derslerimizi tümüyle uzaktan yaptık. Çok az sayıda öğrencinin katıldığı dersleri ise doğrudan örgün olarak başlattık. Öğrencilerimizin üniversiteye devamları yüzde 10-15 oranında oldu. Üniversite içerisinde ciddi bir öğrenci yoğunluğu oluşmadı. Hazırlık sınıflarımız normalde 20 kişidir ancak tüm sınıfları 12 öğrenciye indirdik. Haftada 2 gün örgün, 3 gün uzaktan olmak üzere hazırlıkta da bir eğitim modeline başladık. Bu şekilde dönem ilerledi. Ama ara sınavlarımızın tamamını, bu önlemler çerçevesinde üniversitede yüz yüze yaptık.”

    Kasım ayında yayımlanan genelgeye kadar sınavların ve derslerin bir kısmını hafta sonu yaptıklarını, genelge çerçevesinde getirilen kısıtlamalar çerçevesinde hafta sonu ders ve uygulamalarını iptal etmek zorunda kaldıklarını dile getiren Üçtuğ, Ankara Valiliği İl Hıfzıssıhha Kurulunun aldığı kararla örgün veya hibrit eğitim yapan üniversitelerin 20 yaş altı öğrencilerinin 20 yaş ve altını kapsayan kısıtlamaya tabi olmayacaklarını sağladığını söyleyerek, Ankara Valiliği’ne teşekkür etti.

    “Üniversite senatomuzun güz dönemi başında aldığı karar doğrultusunda yasalara, YÖK kararlarına tamamen uygun olarak eğitimimizi hibrit olarak yürütmeye başladık”

    Alınan tüm tedbirler çerçevesinde yüz yüze sınav yapmayı sürdürdüklerini anlatan Üçtuğ, “Buradaki temel çıkış noktası şu; biz eğitim veriyoruz ve bu eğitimi vermek istiyoruz. Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Sağlık Bakanlığının tavsiyeleri, görüşleri doğrultusunda güz döneminde eğitimin ne şekilde yürütüleceği hususunu tümüyle üniversitelerin yetkili kurullarına bıraktı. Biz de üniversite senatomuzun güz dönemi başında aldığı karar doğrultusunda tamamen yasalara, YÖK kararlarına uygun olarak eğitimimizi bu şekilde hibrit olarak yürütmeye başladık” diye konuştu.

    Sürece ilişkin gelişmeler konusunda Üçtuğ, şöyle konuştu:

    “Bir grup öğrencimiz bundan ötürü şikâyetçi olurken, bir grup öğrencimiz de bundan mutlu oldu. Gerçekten kendi sağlığından ya da yakınlarının sağlığından ötürü kaygı duyan, endişe duyan öğrencilerimiz de var. Ama bunların dışındaki bir grup, geçen dönem oluşan yapıdan mutlu oldular ve bunun değişmemesini, bir süre daha en azından pandemi süresince devam etmesini arzu ettikleri için bir eleştiri kampanyası başlattılar. Dönem başında bazı başka vakıf üniversitelerinde de benzer uygulama başlamıştı. Hibrit eğitim yapılıyordu, bunların önemli bir kısmı İstanbul’daki vakıf üniversiteleriydi. Ancak sokağa çıkma kısıtlaması ve 20 yaş altına gelen yasaklardan sonra onlar bundan vazgeçmek zorunda kaldılar. Çünkü, bir tek Ankara İl Hıfzıssıhha Kurulu 20 yaş altı öğrencilerin sokağa çıkma kısıtlamasına tabi olmadıkları, olmayacakları yönünde bir karar aldı. Dolayısıyla diğer şehirlerdeki vakıf üniversiteleri bu kararlarından geri dönmek durumunda kaldılar. Ankara’da böyle bir imkân bize tanındığı için biz derslerin büyük bir kısmını uzaktan yapmaya yönelmekle birlikte ara sınavları yüz yüze yapma sürecine devam ettik. Şimdi Ocak ayı içerisinde de yarıyıl sonu sınavlarımız var.”

    Türkiye’de final sınavlarının bütün üniversitelerde standart iki haftada yapıldığını belirten Üçtuğ, bu yıl bunu 3 haftaya çıkardıklarını, sınıfların kapasitesinin ise yüzde 20’sini kullanma kararı aldıklarını kaydetti.

    “Bugün sıkıntı yaşıyoruz ama öğrencilerimiz birkaç yıl içinde özellikle iş hayatına atıldıklarında yaştaşlarından farklı olacak”

    Batı ülkelerinin hemen hemen tamamında eğitimin büyük ölçüde devam ettiğini aktaran Üçtuğ, şöyle devam etti:

    “Üniversiteler dünyanın birçok ülkesinde, batı ülkelerinde açık. Tümden kapanan üniversite dünyada yok. Ülkemizde ve dünyada pandeminin etkilerini önümüzdeki yıllarda daha net bir şekilde görebileceğiz. Eğitimin her düzeyinde yaşananların telafisini yapmak zor, ancak yükseköğretime nazaran ilk ve orta seviyedeki eğitimin belki süre açısından biraz daha avantajlı olduğu söylenebilir ancak yükseköğretim iş hayatından önceki son aşama. Bu süreçteki kaybın telafisi başta zaman açısından çok daha zor. Hibrit eğitimi işte tam da bu nedenle, öğrencilerimizin yeterli bilgi ve donanımla mezun olmaları adına uyguluyoruz. Bugünün hengamesiyle düşünülmemesi, geleceğe bakarak düşünülmesi gerekiyor. Eğitim konusundaki eksikliğin ülkemize ve gençlerimize ileride çok olumsuz geri dönüşleri olacak. Bunun bilincinde olsunlar. Biz, hiçbirimiz ne hocalarımızın ne çalışanlarımızın ne öğrencilerimizin tabii ki hasta olmasını istemeyiz. Ama dünyada tüm faaliyet alanları devam ederken sanki ‘koronanın tek müsebbibi ve tek tedavisi eğitimdir’ ya da çaresi ‘eğitimi durdurmaktır’ noktasına katılmıyoruz üniversite olarak. Diğer alanlarda nasıl tedbirler alınarak ya da devlet birtakım tedbirler alarak faaliyetler sürüyorsa biz de Yükseköğretim Kurulunun bize verdiği yetkiye dayanarak eğitim faaliyetlerimizi sürdürmek niyetindeyiz, sürdürüyoruz. Bugüne kadar da başarıyla sürdürdük. Üniversite olarak, bu süreçte hem ülkemiz hem de tüm dünya için bir örnek olduğumuza inanıyoruz. Eğitimle ilgili çok yönlü düşünüyoruz, eksik tespit edildiğinde bunun geliştirilmesi için de sürekli bir çaba içindeyiz. Bugün sıkıntı yaşıyoruz ama öğrencilerimiz ileride iş hayatında, bilhassa bu dönemde yükseköğrenim görenlerden farklı olacaklar. Söylemek istediğim bu.”

    Tedbirlerin sadece üniversite olarak alınan tedbirlerden ibaret olmadığını hatırlatan Üçtuğ, öğrencilerin de alınan tedbirlere uyum göstermesinin son derece önemli olduğunun altını çizerek, “Bizler her türlü önlemi alıyoruz ama öğrencilerimiz sınav çıkışında maskelerini çıkartıp, yakın mesafede birbirleriyle konuştukları noktada ya da dışarıda, sokakta buluştukları yerlerde bu tehlikeye maruz kalıyorlar. O nedenle, tedbir alma konusunda bireyler de sorumlular. Öğrencilerimizin büyük kısmı 18 yaşın üzerinde bireyler. Dolayısıyla, öğrencilerimizin kendi sağlıkları için tedbirlere uymaları, uymayanları uyarmaları gerekiyor. Üniversite içerisinde maske takmak zorunlu, birbirlerine yakın mesafede olmamaları için sürekli uyarıyoruz, çaba sarf ediyoruz ama her koridoru, her yeri, her noktayı kontrol altına alıp da sürekli denetim yapmamız çok kolay değil. Onlar da alınan tedbirlere uyum gösterirlerse, final dönemini elbirliğiyle geçireceğimize inanıyorum” ifadelerini kullandı.

  • SUBÜ Rektörü Sarıbıyık: “Eğitim modelimiz kadın istihdamı için avantaj”

    SUBÜ Rektörü Sarıbıyık: “Eğitim modelimiz kadın istihdamı için avantaj”

    ‘Çeşitli Sektörlerde Kadının Güçlendirilmesi’ başlıklı uluslararası konferansa katılan SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, hayata geçirdikleri eğitim modelinin kadın istihdamı noktasında ciddi avantajlar sağladığını belirtti.

    Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, Hindistan’dan CT Üniversitesi ile Birleşik Krallık merkezli Tradepreneur Global Academic Platform iş birliği ile düzenlenen ‘Çeşitli Sektörlerde Kadının Güçlendirilmesi’ başlıklı uluslararası konferansa katıldı. 13 ülkeden akademisyen ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin bulunduğu konferansta, Türkiye’den SUBÜ’nün yanı sıra Akdeniz Üniversitesi akademisyenleri de yer aldı. Rektör Sarıbıyık, kadının önemine değindiği konuşmasında SUBÜ’nün uyguladığı sistemin kadın istihdamı açısından sağladığı avantajlara değindi.

    Tecrübe aktarımı kıymetli

    Çeşitli ülkelerden konferansa katılım sağlayan akademisyen ve sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle bir arada olmaktan mutluluk duyduğunu belirten SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, “Kadının güçlendirilmesine yönelik uluslararası akademik toplantılar oldukça önemli. Farklı coğrafyaların tecrübe aktarımlarının böylesine evrensel bir konuda oluşturulacak bütüncül yaklaşıma ciddi katkısı olacak ve farkındalık oluşturacaktır. Ünlü Mısırlı fikir adamı Hasan El Benna, ‘Toplumun yarısı kadınlardan oluşur, diğer yarısını da kadınlar yetiştirir’ derken; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ise, ‘Dünyada her şey kadının eseridir’ ifadelerini kullanmıştır. Dünyaya gözlerimizi açtığımız ilk andan itibaren hayatımızın her alanında kadınların yeri doldurulamaz katkıları bulunuyor. Ailede olduğu gibi toplumun ve kurumların şekillenmesinde de çok önemli roller üstleniyorlar” dedi.

    ‘Eşitler’ değil ‘eşler’

    Kadınların; anne, eş, evlat, çalışan, yönetici, sporcu, sanatçı ve daha nice statünün bir ya da birkaçını bir arada başarılı bir şekilde taşıdıklarını vurgulayan Sarıbıyık, “Türkiye’de Anneler Günü için yayınlanan ‘Benim annem hem doktor, hem aşçı, hem öğretmen, hem kuaför’ şeklinde hepimizi duygulandıran bir reklam vardı. Ayakkabı bağlayışımıza kadar yanımızda olan bir değerdir annelerimiz. İnsan dediğimiz varlığın yarısını erkekler oluşturuyorsa, diğer yarısını da kadınlar oluşturuyor. Bunlardan birisini resmin gerisinde tutmak, insanlığı eksik bırakmaktır. Kadın ve erkeği ailede ‘eşitler’ olarak değil, ‘eşler’ olarak düşünmek gerekir. Bir çift ayakkabının eşit değil eş olduğunu, birbirinden farkının olmadığını bilmeliyiz. Ancak, sağ ayakkabıyı sol ayağımıza giydiğimizde hem ayakkabıya hem de ayağımıza eziyet edeceğimizi unutmamalıyız” diye konuştu.

    Türkiye Avrupa’nın önünde

    Üniversitelerin eğitim-öğretim, Ar-Ge ve topluma hizmet olmak üzere üç temel görevi bulunduğunu hatırlatan Sarıbıyık, “Ülkemizdeki üniversitelerde bu görevleri yerine getiren akademisyenlere baktığımızda kadın akademisyen oranının yüzde 45’e yükseldiğini görüyoruz. Geleceğin öğretim üyeleri olacak araştırma görevlilerininse yüzde 51’i kadınlardan oluşuyor. Özetle, Türkiye kadın akademisyen oranında Avrupa ülkelerine göre daha iyi bir konumda. Temsiliyet oranındaki bu durum yönetici pozisyonlarına da yansımaya başladı. Üniversitemiz de geliştirdiği sistemle bu anlamda önemli bir başarıya imza atıyor. Özellikle son yıllarda teknolojinin hızlı bir şekilde dönüşümüne üniversitelerimiz ayak uyduramadılar ve yetiştirdiğimiz öğrencilerin üniversite öğrendikleriyle sahada yaşananlar arasında farklar oluşmaya başladı. Bunun neticesinde kendini yenileyen iş dünyası nitelikli çalışan bulamamaya başladı” şeklinde konuştu.

    İstihdama katılım süresi kısaldı

    Sorunu fark ederek iş dünyası ile görüşmeler gerçekleştirdiklerini ve üniversitelerin aslında sahadan ne kadar koptuğunu fark ettiklerini söyleyen Sarıbıyık, “Üniversitemizin mottosunu ‘Bilgiyi beceriyle bütünleştiriyoruz’ olarak belirledik. Bunun üzerine ‘+1 Uygulamalı Eğitim Modeli’ dediğimiz bir model hazırladık. Bu modelde her eğitim düzeyindeki öğrencilerimiz eğitim hayatlarının bir ya da iki dönemini tam zamanlı olarak işletmelerde geçirmek ve uygulama becerisi edinmek zorunda. Bunun yanı sıra müfredatlarımızı da iş dünyası ile hazırlıyoruz ve iş dünyasından önemli isimleri üniversitemizde derslere davet ediyoruz. Sistemimiz kadın öğrencilerimizin de sahada erkeklerin yapabileceği düşünülen birçok işi yapabildiğinin görülmesini sağladı. Kadın mezunlarımızın istihdama katılım süreleri kısaldığı gibi istihdam alanları da genişledi. Kazandıkları becerilerle ülkemize ve dünyaya farklı alanlarda da katkılar sağlamaya başladılar. Kadın akademisyenlerimiz ise gerek öğrencilerimizin iş yeri eğitimlerinin takibinde gerekse iş dünyası ile bağlantılar kurulmasında kritik rol oynadılar. Bunun sahadaki yansımasına katkı sağlamak bizleri ayrıca mutlu ediyor” ifadelerini kullandı.

  • ETÜ Rektörü Çakmak, Rektör Çomaklı’nın konuğu oldu

    ETÜ Rektörü Çakmak, Rektör Çomaklı’nın konuğu oldu

    Tarihsel süreçte birçok medeniyete ev sahipliği yapmış kadim şehir Erzurum’un iki güzide eğitim kurumu olan Atatürk Üniversitesi ve Erzurum Teknik Üniversitesi Rektörleri, Atatürk Üniversitesinde bir araya geldi.

    Erzurum Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bülent Çakmak’ın Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı’yı ziyaretinde, iki kardeş üniversitenin pandemi dönemindeki uzaktan eğitim süreci ve bilimsel anlamda gelecekte yapılabilecek iş birlikleri konuşuldu.

    İki üniversite bünyesinde yer alan merkezlerden faydalanmak ve bu birimleri daha etkili ve verimli kullanmak adına fikir alışverişinde bulunan Rektör Çomaklı ve Rektör Çakmak, kurumlar arası güç birliğinin ülke kalkınmasına fayda sağlayacağı anlayışını destekler nitelikteki görüşlerini belirttiler.

    “Ülkemize Olan Borcumuzu Ancak Çok Çalışarak Ödeyebiliriz”

    Ziyarette, Yeni YÖK vizyonu içinde yer alan topluma katkı misyonunun akademide vücut bulmuş halinin ülke gelişimi için büyük önem arz ettiğini kaydeden Rektör Çomaklı, devletimizin sağladığı imkânların en verimli şekilde kullanılması gerektiğinin altını çizdi. İki üniversite arasında uzun zamandır planlanan güç birliğinin yakın zamanda imzalanan protokollerle hayata geçirildiğine dikkat çeken Çomaklı, tüm görüşmeleri sonuç odaklı gerçekleştirdiklerini anımsattı.

    Erzurum Teknik Üniversitesi ile her türlü bilimsel, teknolojik, sosyal ve kültürel işbirliklerin geliştirilmesi adına çalışmaların devam ettiğini belirten Rektör Çomaklı şunları söyledi: “Güçlü araştırma ve alt yapıya sahip Atatürk Üniversitesi ve Erzurum Teknik Üniversitesi, bu güçlerini birleştirerek sinerji oluşturma çabasıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bizim en büyük dileğimiz, verilen eğitimle alanında yetkin öğrenciler yetiştirmek ve ülkemize faydalı olmak. Vatanımıza ve milletimize olan borcumuzu ancak çok çalışarak ödeyebiliriz. Bu anlamda Atatürk Üniversitesi olarak yapılacak her iş birliğinde paydaş olmaktan ve ihtiyaç duyulan her anda destek vermekten mutluluk duyacağız” dedi.

    “Şehrimizin Üniversitelerden Beklentisi Var”

    Üniversitelerin Erzurum’un kalitesine değer kattığına ve şehrin bu iki üniversiteden farklı konularda beklentisi olduğuna işaret eden Rektör Prof. Dr. Çakmak, bu beklentileri karşılayabilmek için kurumlar arası iş birliklerin artırıldığına dikkat çekti.

    Rektör Çakmak, “Erzurum Teknik Üniversitesini, Atatürk Üniversitesi gibi köklü bir üniversite haline getirmek için çalışmalarımız sürüyor. Atatürk Üniversitesini eğitimden alt yapıya, AR-GE’den inovasyona kadar her alanda örnek alarak gün geçtikçe güçleniyoruz. Geliştirdiğimiz iş birlikleriyle de bu süreci hızlandırma amacı taşıyoruz. Üniversitemizin gelişmesi ve akademik anlamda üst sıralara yükselmesi için verdiğimiz mücadelede bizleri daima destekleyen Prof. Dr. Ömer Çomaklı ve ekibine teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

  • UDEF’ten SAÜ Rektörü Savaşan’a ziyaret

    UDEF’ten SAÜ Rektörü Savaşan’a ziyaret

    Uluslararası Öğrenci Dernekleri Federasyonu (UDEF) 6. Uluslararası Öğrenci Sempozyumu’na ev sahipliği yapması dolayısıyla Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Savaşan’ı ziyaret etti.

    UDEF Başkan Yardımcısı ve 6. Uluslararası Öğrenci Sempozyumu Bilim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Osman Akgül, UDEF Yurtdışı Çalışmalar Koordinatörü ve 6. Uluslararası Öğrenci Sempozyumu Komitesi Başkanı M. Malik Taylan, UDEF Yurtdışı Çalışmalar Koordinatör Yardımcısı ve 6. Uluslararası Öğrenci Sempozyumu Komite üyesi Emre Eryılmaz, Yedirenk Uluslararası Öğrenci Derneği Başkanı Bünyamin Göl ve Yedirenk Uluslararası Öğrenci Derneği Başkan Yardımcısı Tarig İ.A. Gabreel, Rektör Prof. Dr. Fatih Savaşan’ı makamında ziyaret ettiler.

    Ziyarette uluslararası öğrencilere yönelik yapılması planlanan akademik çalışmalar, sempozyuma yönelik değerlendirmeler, düzenlenen sempozyumların uluslararası öğrencilerin akademik hayatlarına katkıları konuşuldu. 6. Uluslararası Öğrenci Sempozyumu’na ev sahipliği yaparak verdiği desteklerden dolayı SAÜ Rektörü Fatih Savaşan’a “Biz Bir Milletiz” temalı tablo takdim edildi.

  • ETÜ Rektörü Prof. Dr. Çakmak’tan devlet korumasındaki çocuklara destek

    ETÜ Rektörü Prof. Dr. Çakmak’tan devlet korumasındaki çocuklara destek

    Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne bağlı Nene Hatun Çocuk Evleri Sitesinde Erzurum Teknik Üniversitesi (ETÜ) Rektörü Prof Dr Bülent Çakmak’ın katkılarıyla eğitsel oyun alanı oluşturuldu.

    Programa ETÜ Rektörü Prof Dr Bülent Çakmak, eşi Behtiye Çakmak, AÇSH il Müdürü Cemil İlbaş, İl Müdür Yardımcısı Tamer Ekinci Nene Hatun ÇES Müdürü Cevat Çimen ve çocuklar katıldı.

    ETÜ Rektörü Prof Dr Bülent Çakmak, burada yaptığı konuşmada bir ülkenin geleceğinin çocuklar ve gençlerle şekilleneceğini belirterek, devlet korumasındaki çocuklara her fırsatta destek vermeye hazır olduklarını ifade etti.

    Çakmak, çocuklara hitaben yaptığı konuşmada “Sizin gibi gençlerle birlikte olmak bizler için mutluluk verici. Etkinlik alanın oluşturulmasına katlı sağlayan Mine ve Betül Aydın hocalarınız ve Behtiye hanım yoğun gayret içerisinde oldular, amacımız sizlerin en iyi şekilde yetiştirilmenizi sağlamak. Gençlerimizin fiziksel, zihinsel ve psikolojinin gelişimi çok önemli, etkinlik alanıyla zihinsel becerilerinizi ve el becerilerinizi geliştirme imkanı bulacaksınız, geleceğimizin teminatı sizler olduğunuz için en güzel yerlere geleceksiniz. İleride bizlerin yerinde sizler olacaksınız, projemize destek veren herkese çok teşekkür ediyorum. Bu gibi alanların artmasını temenni ediyorum. Böylesine önemli projelerin hayata geçmesinde emeği geçen AÇSH İl Müdürümüz Cemil İlbaş ve ekibine teşekkür ediyorum” dedi

    AÇSH İl Müdürü Cemil İlbaş ise Rektör Prof. Dr Çakmak ve eşi Behtiye Çakmak’a teşekkür ederek, çocukların sosyalleşmesi ve nitelikli eğitim alması için yoğun gayret içerisinde olduklarını söyledi.

    İlbaş, Prof Dr Çakmak’ın sosyal hizmetler konusundaki duyarlılığına teşekkür ederek şunları söyledi: “Oyun oynamak çocuklar için yemek yemek ve uyumak gibi doğal ihtiyaçtır. Aynı zamanda çocuğun psikolojik sosyal ve zihinsel gelişimini desteklemektedir.Çocuğun hayal dünyası,eğlencesi kişilik gelişiminin en önemli etmenidir. Oyun en iyi eğitim öğretim metotlarından biridir. Böylesine önemli bir projeye imza atan rektör hocamıza, eşi Behtiye hanıma, projemize emeği geçenlere, kuruluş yönetici ve çalışanlarımıza teşekkür ediyorum”

    Konuşmaların ardından etkinlik alanının açılışı gerçekleşti ve pasta kesimi yapıldı.

    Prof Dr Çakmak, eşi Behtiye Çalmak ve AÇSH İl Müdürü İlbaş çocuklarla bir süre sohbet ettiler.