Etiket: Rekolte

  • Marmarabirlik’te rekolte beyan alımları 22 Eylül’de başlıyor

    Marmarabirlik, 2016-2017 kampanya dönemi için rekolte beyan alımlarına 22 Eylül’de başlıyor. Başkan Hidamet Asa, bu yıl rekolte tahminlerinin geçen yılın üzerinde olduğunu belirterek, kampanya döneminde 50 bin ton ürün almayı hedeflediklerini söyledi.

    Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Hidamet Asa, 2016-2017 iş yılı ürün alım dönemi öncesi üreticilerin teslim edeceği zeytin miktarına yönelik beyanname kabullerine 22 Eylül Perşembe gününden itibaren başlanacağını açıkladı. Rekolte beyan dönemi, 24 Ekim Pazartesi gününe kadar devam edecek. Hidamet Asa, 2016-2017 ürün hasat döneminin yaklaştığını belirterek, Marmarabirlik anasözleşmesi ve ortakların yükümlülükleri gereği 22 Eylül Perşembe gününden itibaren ortaklardan rekolte beyanı alınmaya başlanacağını bildirdi. Bu yıl rekolte tahminlerinin geçen yılın üzerinde olduğunu ifade eden Asa, mahalli farklılıklardan dolayı henüz genel rekolte tahmini yapılamadığını kaydetti.

    Bu süreçte rekolte beyanlarının fiyatlandırma politikası için büyük önem taşıdığını dile getiren Hidamet Asa, “Ortaklarımızın verebilecekleri miktarı beyan ederek gerçekçi beyanda bulunmaları gerekmektedir. Yüksek rekolte beyanı verildiği taktirde kota uygulaması yeniden önümüze gelecektir. Kotayı koyacak olan da kaldıracak olan da ortaklarımızdır” dedi.

    “Hedef 50 bin ton ürün almak”

    Başkan Asa, 2016-2017 ürün alım döneminde sofralık zeytinin yanı sıra yağlık zeytin de alacaklarını vurgulayarak, “Marmarabirlik olarak önümüzdeki kampanya döneminde sofralık ve yağlık dahil her kalibreden 50 bin tonlar seviyesinde ürün almayı hedeflemekteyiz. Kampanya kapsamında yağlık zeytin alımı da yapacağız. Kısacası Marmarabirlik zeytinyağında da söz sahibi olmayı hedeflemektedir” diye konuştu.

    Başkan Hidamet Asa, Marmarabirlik’in geçtiğimiz yıl 40 bin ton seviyesinde ürün aldığını ve toplam 187 milyon liralık ürün bedeli ödemesi yaptığını hatırlatarak, bu yıl yine piyasa şartlarını gözeterek üreticiyi mağdur etmeyeceklerini söyledi. Geçen yıl toptan dökme zeytinyağı fiyatlarının 18 TL’den 11 TL’ye gerilediğine işaret eden Hidamet Asa, şöyle devam etti:

    “Zeytinyağı fiyatlarının kilogramda 8 TL geri gelmiş olmasını göz önünde bulundurarak, sofralık zeytin fiyatlarını da çok dikkatli belirlemeliyiz. Marmarabirlik’i zarar ettirmemek için çok hassas bir alım ve fiyatlandırma politikası izlemek zorundayız. Marmarabirlik Yönetim Kurulu olarak 2010 yılından bugüne kadar sürekli ortaklarımızın yanında olduk, ortaklarımızı hiçbir zaman mağdur etmedik. Marmarabirlik’i bir yıllık kazanç olarak değil, her yıl kazanacak bir kurum olarak görelim. Marmarabirlik kazanırsa 32 bin ortağımız kazanır. Marmarabirlik zeytin üreticisinin sigortasıdır.”

    “Beyan vermeyenden alım yok”

    Hidamet Asa, ortakların beyan edeceği rekolte miktarının, ortaklık giriş beyannamesindeki taahhüt miktarından fazla olamayacağına işaret ederek, “Ortaklarımız rekolte beyanı verirken olası bir kota uygulaması yapıldığında, ben ne kadar çok rekolte beyanı verirsem o kadar fazla kota çıkar mantığıyla hareket etmemelidir. Çünkü kota uygulamasında, her ortağın son 5 yıl teslim ettiği ürün miktarı baz alınmaktadır. Aynı zamanda bu dönemde rekolte beyanında bulunmayan ortaklardan da ana sözleşme gereği ürün alınmayacaktır” ifadelerini kullandı.

  • Fıstıkta yüksek rekolte satıcıları ve vatandaşları sevindirdi

    Baklavadan çikolataya kadar tatlı ve çeşitli sektörlerde kullanılan Antep fıstığında yüksek rekolte nedeniyle düşen fiyatlar fıstık satıcılarını ve vatandaşları memnun etti. Geçen yıl 17 TL’den alıcı bulan fıstığın kilosu bu yıl ise 10-11 TL’den satışa sunuluyor.

    ’Yeşil altın’ diye nitelendiren ve geçen yıl tezgahlarda kilosu 17 TL’den satılan Antep fıstığı, bu yıl 10 TL’ye kadar düştü. Fıstık üreticileri, fiyatın düşük olmasından yakınırken, vatandaşlar ise bol hasat nedeniyle düşen fiyatların memnuniyetini yaşıyor. Düşük fiyatı fırsat bilen vatandaşlar tezgahtaki fıstığa yoğun ilgi gösteriyor. Satışların arttığını söyleyen seyyar satıcılar, vatandaşların gösterdiği ilgiden memnun olduklarını dile getirdi.

    Leblebi fiyatına Antep fıstığı

    Gaziantep Karagöz Caddesi’nde tabla üzerinde fıstık satan seyyar satıcı Yusuf Deniz, leblebi fiyatına Antep fıstığı sattıklarını söyledi. Deniz, “Geçen yıla göre fıstık fiyatları bu yıl çok düşük. Fiyatlar düşük olduğu için halkımızın fıstığa bu sene rağbeti yüksek. Çünkü geçen yılki fiyatlarla bu yılın fiyatları arasında neredeyse yarı yarıya fark var. Geçen yıl 16-17 TL arasında satıyorduk, bu sene 10-11 TL’ye düştü. Leblebi fiyatına düştüğü için halk sadece taze yemek için değil kurutmak amacıyla da alıyor” dedi.

    Taze fıstık fiyatlarının geçen yıllara oranla daha uygun olduğunu belirten esnaf Ahmet Kirişçi ise, “Fıstık fiyatları bu sene uygun, talep yoğun insanlar memnun. Satışlarımız da gayet iyi. Fiyatların uygun olması vatandaşlar açısından bir avantaj diye düşünüyorum. Şu an herkes faydalanabiliyor fakat pahalı olursa herkes alamıyor. Geçen yıl ürün az olduğu için pahalıydı bu yıl ürün fazla o nedenle fiyatlar da düştü. Halk memnun, günü birlik taze fıstık satılıyor. Geçen yıl 15 TL’nin altına düşmedi. Bu sene fiyatlar 10-12 TL arasında değişiyor” şeklinde konuştu.

    Vatandaşlar da memnun

    Antep fıstığını çerez olarak yemek ve tatlıda kullanmak amacıyla aldığını belirten Sedat Parlak ise fiyattan memnun olduğunu kaydetti. 3 kilo fıstık alan Parlak, “Fıstık bu sene çok ucuz. Çok lezzetli ve verimli bu sene halk bol bol fıstık yiyor” ifadelerini kulandı.

    Vaiz Kaygısız ise “Fiyatlar geçen seneye göre ucuz. Kurutmak için, dışarıdaki arkadaşlara götürmek için aldım” diye konuştu.

  • Rekolte düşük, beklenti büyük

    Fındıkta bu yıl rekolte kaybı olduğunu söyleyen fındık üreticisinin fiyat beklentisi devam ediyor. Dünyanın fındık ihtiyacının yaklaşık yüzde 70’lik oranını karşılayan Karadeniz’de üretici emeğinin karşılığını almak istiyor.

    Son yıllarda olumsuz hava şartları ve küllenme hastalığı ile mücadelesini sürdüren üretici son 40 yılın en düşük rekoltesiyle karşı karşıya geldi. Umutlarını tüketmeyen üretici, fındığını gözü gibi koruyarak sabah akşam fındığın başında bekleyip hem temizliğini yapıyor hem de kurumasını sağlıyor.

    Giresun sahilinde günlerdir harman kurup fındığını bekleyen üretici Kemal Engin, fındıkta bu yıl yüzde 50 oranında rekolte kaybı olduğunu ve buna göre bir fiyat belirlenmesi gerektiğini söyledi. Geçen yıl 2 ton fındık topladığını ama bu sene 300 kilo fındık aldığını belirten Engin, “Küllenme (küf) diye bir hastalık var ve sahil tarafını çok fazla etkiledi bunun sonucunda ise fındığın 15 gün önceden düşmesine sebep oldu bu da rekolteyi çok etkiledi” dedi.

    “Ordu fındığı soğuk havaya ve hastalığa karşı dayanıklı”

    Yüksek rakımlı alanlarda daha çok Ordu fındığı olarak bilenen fındığın dikildiğini vurgulayan Engin, “Ordu fındığı bizim Giresun’da yetişen yağlı fındıktan 10-15 gün sonra oluşur. Soğuk havaya çok dayanıklıdır ve bu özelliği ile sahil kesimlerinde değil yüksek kesimlerde yetiştirilir. Bu fındık asla Giresun kalite fındığın yerini tutmaz çünkü yağsızdır ve tadı saman gibidir. Kalite olarak fındık yağı haline getirilmez. Giresun yağlı fındığı ile kilo başına fiyat farkı 1 liradır. Her ne olursa olsun çok fazla fiyat farkı da yok” ifadelerini kulandı.

  • Kuru incirde rekolte düştü, kalite arttı

    Ege Bölgesi’nde 2016-2017 sezonu kuru incir rekolte tahminleri açıklandı. Kuru incir rekolte tahmini, geçen seneye oranla yüzde 3 düşüşle 72 bin ton olarak açıklanırken, bu yıl son 10 yılın en kaliteli incirinin yetiştiği belirtildi.

    İzmir Ticaret Borsası (İTB) Koordinatörlüğünde, Ege İhracatçı Birlikleri (EİB), İzmir Ticaret Odası (İTO) ve Aydın Ticaret Borsası işbirliğinde ve Erbeyli İncir Araştırma Enstitüsü ile Aydın Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü’nün katkıları ile gerçekleştirilen 2016-2017 sezonu Ege Bölgesi kuru incir rekolte tahmin rakamları açıklandı. Açıklamayı; İTB Yönetim Kurulu Üyesi Özhan Şen, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birlik Başkanı Birol Celep ve Erbeyli İncir Araştırma Enstitüsü Müdürü Selim Arpacı yaptı. Tahminlere göre, geçen yıl 75 bin ton olan kuru incir rekoltesi, bu yıl yüzde 3’lük düşüşle 72 bin ton olarak açıklandı. Rekoltenin az da olsa düşmesinin herhangi bir sorun oluşturmayacağı belirtilirken, kalitenin ise son 10 yılın en iyisi olduğu ifade edildi.

    “Sapmayı başarılı olarak kabul edebiliriz”

    Kuru incir sektörü ihracatının 65 bin tona ulaşmış bulunduğunu kaydeden İTB Yönetim Kurulu Üyesi Özhan Şen, “Toplam 13 bin ton seviyelerinde iç tüketim ve elde bulunan stok olduğunu düşünüyoruz. Bu verilere göre geçtiğimiz yıl rekoltesinin yaklaşık yüzde 5 eksik olarak tahmin edilmiş olduğunu söyleyebiliriz. Üretimi çok çeşitli faktörlere bağlı olan tarımsal ürünlerde bu sapmayı başarılı kabul edebiliriz. Ancak, çalışma alanımız dışında bulunan Muğla, Balıkesir, Antep ve Hatay gibi bölgelerden de bir miktar kuru incirin piyasaya dahil olduğunu ifade etmek istiyorum” dedi.

    “Geçen sene kalitede sorun yaşanmıştı”

    Geçen sezonda kuru incir rekolte miktarı yüksek olsa da yağış, nem ile hastalık ve zararlıların etkisiyle akma, ekşime ve çatlama gibi kalite sorunları yaşandığını hatırlatan Şen, “Heyetimiz bu yılki çalışmalarında hastalık ve zararlıların etkisinin geçen yıla göre az olduğunu ve dolayısıyla daha kaliteli ürün elde edeceğimizi tespit etmiştir. İş malı olarak tabir ettiğimiz kaliteli incir oranının toplam rekolte içerisindeki payının daha yüksek olmasını bekliyoruz. Ancak, bazı bölgelerde meyvelerin olgunlaşma döneminde yaşanan yüksek sıcaklıklar nedeniyle meyve iriliği geçen yıla göre daha düşük kalmıştır. Kasım-nisan aylarındaki yağışların az olması nedeniyle sürgün uzunlukları kısa kalmış ve bu nedenle birçok bölgede meyve tutumunun geçen yıldan az olduğu tespit edilmiştir” diye konuştu.

    Vatandaşlara beyaz incir uyarısı

    Kuru incirde yaşanan ilaç sorunu hakkında vatandaşları uyaran Şen, “Kuru incirde hidrojen peroksit kullanılıyor. Vatandaşlarımızı uyarıyorum; pazarda satılan beyaz inciri asla kabul etmesinler. Görür görmez anında gerekli yerlere bildirsinler” ifadelerini kullandı.

    “Santrallerin olduğu alanlardaki incir yaprağında bor miktarı arttı”

    Toplantıda, Aydın başta olmak üzere incirde yaşanan jeotermal sorunu da gündeme geldi. Erbeyli İncir Araştırma Enstitüsü Müdürü Selim Arpacı, bölgede incelemenin detaylı olarak sürdürüldüğünü belirterek şöyle konuştu:

    “Aydın’da fiziki olarak görünen kuyu sayısının, santral sayısının artışı var. Kuyulardan gelen borular incirde itme yapıyor. Bu inciri tehdit eden bir konu. Bölgede çıkan gazlarla ilgili analizler yapılıyor. Cihazlarla ölçüm yapıyoruz. Bununla ilgili çalışmaların sonunda jeotermalin etkisi araştırılacak net konuşabileceğiz. Elde edilen bilgilere göre incir yaprağında bor miktarının yükseldiği ortaya çıktı. Tam olarak zararlı sınıra gelmedi ama normal alanlardaki incirlerden bir miktar daha fazla bor çıktı. Diyelim ki normal alanlardaki yapraklarda 300 PPM civarında bor okunurken, santrallere yakın yerlerde. 400-450 PPM bor okundu. 500 PPM üzeri de zararlı olmuş oluyor. Bu miktarın azalması için santrallerin veya kuyu açılma işlemlerinin düzenli yapılması ile önüne geçilebilir.”

    “Kalite, düşüş farkını kapatacak”

    Kuru incirde yapılan ihracatın geçtiğimiz yıllara oranla artış gösterdiğini ifade eden Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birlik Başkanı Birol Celep ise şunları söyledi:

    “Rekoltedeki düşünün rakamsal değerini kalite problemi ile kapatacağız. Geçen sene kalite bayağı eksikti. Ürünün kaliteli olması, işçilik anlamında da ekonomimize katkı sağlayacak. Artık hiçbir pazarlık sorunumuz olmaz. Biz inciri 12 ay tüketilebilecek duruma getirdik. Arz talep dengesini devam ettirecek bir piyasa oluşturmak lazım. Spekülatif düşüncelere yer vermemek gerekiyor. Geçen seneye oranla ihracatımızda yüzde 15 oranında bir artış var. Bu sene kalitenin yüksek olması ihracat için son derece önemli. Bu seneki ürün son 10 yılın en iyi ürünü diyebiliriz.”

  • Yeşil altında yüksek rekolte sevinci

    Baklavanın vazgeçilmezi olan ve yeşil altın olarak nitelendirilen Antep fıstığının hasadı bereketli başladı. Aşırı sıcak nedeniyle erken hasat dönemine rağmen yaklaşık 20 dönüm araziden günlük 3-4 ton fıstık toplanarak ayıklanıyor.

    Türkiye’de fıstık üretiminde önemli bir yere sahip olan Gaziantep’te fıstık hasadı bereketli başladı. Baklavanın vazgeçilmezi olan ve çikolata gibi ürünlerde gıda sektöründe yoğun olarak kullanılan fıstığın hasadı bu yıl aşırı sıcak nedeniyle erken start aldı. Sabaha karşı fıstık bahçelerinin yolunu tutan üreticiler ve mevsimlik işçiler, ağaçlardaki salkımlardan Antep fıstıklarını topluyor. Sıcak havaya rağmen akşam saatlerine kadar çalışan işçiler, toplanan fıstıkların dal ve yapraklarını da ayıklıyor. Zorlu koşullardaki çalışmaya rağmen üretici ve işçiler, yüksek rekolte sevinci yaşıyor.

    Fıstık bahçeleri bulunan Yavuzeli İlçe Belediye Başkanı Mustafa Kemal Sakaroğlu, fıstığın Gaziantep ve ülke ekonomisi için çok önemli olduğunu ifade etti. Sakaroğlu, “Bugünlerde fıstığı ile ünlü olan, dünyaya nam salmış bir ilimiz. Fıstığın hasadı da peyderpey başlamış durumda. Kendi bahçemde bu hasadı gerçekleştiriyorum. Fıstık gerçekten Gaziantep için çok önemli bir ürün” dedi.

    “İşçi bulmak zor oluyor”

    Başkan Sakaroğlu, ülke genelindeki birçok sektörde olduğu gibi tarım sektöründe de işçi sıkıntısı olduğunu kaydetti. Sakaraoğlu, “Ülke genelinde işçi sıkıntısı yaşıyoruz. Yatırım yapan bir arkadaş işsizlikten bahsetti. İşçi bulamadığını söyledi. Türkiye’de istatistiklere baktığınız zaman yüzde 10’lar civarında bir işsizlik görülüyor. Bu konuda belediye başkanı olarak, bunu ilçemizde de görüyorum. Gerçekten bazı zamanlar, gerek tarımda gerekse başka alanlarda çalıştırabilecek eleman eksikliğini görüyorum. Bu sene fıstık hasadı ile ilgili bazı arkadaşlar vasıtasıyla Şanlıurfa’dan oluşturulan bir ekiple bu işi gerçekleştiriyoruz. Bugün fıstık, pamuk hasadı ile ilgili gerçekten işçi eksikliği var” ifadelerine yer verdi.

    “Suriyeliler de ekonomiye katkı veriyor”

    Başkan Sakaroğlu, tarımda Suriyeli işçilerin de çalıştırıldığını kaydetti. Suriyelilerin de ülke ekonomisine kaktı sağladığını kaydeden Sakaroğlu, “Tercih edilen yerlerde Suriyelilerin de bu işlerle meşgul olduklarını biliyoruz. Zaten biz onları misafir olarak görüyoruz. Burada geçimlerini sağlamak zorundalar, bu anlamda Türk ekonomisine de katkı yapıyorlar düşüncesindeyim” şeklinde konuştu.

    Hasadın zorlu macerası

    50 kişilik ekiple fıstık bahçelerinde hasat yapan Selvi Çetin, sabah saat 03.00 sıralarında hasat yolculuğuna başladıklarını kaydetti. Çetin, “Saat sabah 03.00’te kalkıyoruz, kapı kapı geziyor, milleti topluyoruz. Sonra da fıstığı topluyoruz. Ben 50 kişi getiriyorum. Gerçekten çok zor oluyor. Havalar da sıcak. Buna rağmen günde 3-4 ton fıstık kırıyoruz. Sabahtan akşama kadar çalışıyoruz” dedi.

    Hasattan memnun olduğunu anlatan Çetin, “Bir aydır fıstık topluyoruz. Hasat bu sene çok iyi. Fıstıklar da iyi maşallah” ifadelerine yer verdi.

    Fıstık işçilerinden Halise Doğan ise fıstık bahçesine çocukları ile birlikte çalışmaya geldiklerini kaydetti. Doğan, “Bu sene geçen seneye göre çok iyi. Sabah saat 05.00’ten akşam 05.00’e kadar çalışıyoruz. Çok zor oluyor ama 7 çocuğumdan üçünü tarlaya getiriyorum. Çocuklarla birlikte çalışıyorum. Küçük kızım var, 4 yaşında onunla birlikte geliyorum” diye konuştu.