Etiket: Rejimi

  • AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz: “Milyonların seçtiği adamla tek adam rejimi olmaz”

    İSTANBUL (İHA) – AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ‘tek adam’ eleştirileriyle ilgili, “Milyonların seçtiği adamla tek adam rejimi olmaz” dedi.

    Üsküdar Üniversitesi, Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırmalar Merkezi Derneği ve Bingöl Gelişim Platformu ortaklığında “Vesayetlere karşı bağışıklık- Türkiye’nin vesayet karnesi” konulu panel düzenledi. Panele AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanı Başdanışmanlarından Adnan Tanrıverdi, Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Bingöl Valisi Yavuz Selim Köşker, Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Güler, Bingöl Gelişim Platformu Başkanı Yunus Ustahabipoğlu ile çok sayıda davetli katıldı.

    “Vesayetçiler millete tepeden bakar”

    Programda konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, siyasette vesayetçi yaklaşıma sahip olanların milleti çocuk gibi gördüklerini söyledi. Vesayetçilerin milleti akli melekeleri yerinde olmayan bir topluluk olarak algıladıklarını ifade eden Yılmaz, “Siyasette vesayetçi bir yaklaşıma sahip olanların milletimize yaklaşımı budur. Milleti çocuk gibi görürler. Milleti akli melekeleri yerinde olmayan bir topluluk olarak algılarlar. Milleti kendi menfaatini göremeyecek bir topluluk olarak görürler. Dolayısıyla kendilerini milletin üstünde konumlandırarak milletten daha akıllı daha bilgili olduklarını var sayarak millet adına karar vermeye çalışırlar. Bu bir tür hastalık aslında. Millete güven duymama. Millete tepeden bakma. Milleti şekillendirme arzusu içinde olma. Millete hizmet edeceklerine millete emrederek kendi emellerini gerçekleştirme” dedi.

    “Sadece askeri vesayet yok”

    Vesayetin sadece askeriyede olmadığını kaydeden Yılmaz, “Sadece askeri vesayet yok. Bürokratik vesayet, sermaye vesayeti, medya içindeki vesayet odakları, maalesef akademik dünyaya varıncaya kadar her alanda bu vesayetçi zihniyeti gördük. Bizim yapmamız gereken çok açık ve net. Anayasal değişime evet diyerek sürekli kriz üreten vesayetçilere alan açan vesayetçilere cesaret veren bu ortamı değiştirmemiz lazım” açıklamasında bulundu.

    “Milyonların seçtiği tek adam rejimi olmaz”

    Cumhurbaşkanlığı hükümet modelini eleştiren ve sistemi tek adamlık görenlere cevap veren Yılmaz, “Biz istiyoruz ki sivil yönetim güç kazansın. Sivil yönetimin güçlü olmasından rahatsız olanlar tek adam diyerek bunu eleştiriyorlar. Bu tek adam onların anladığı tek adam değil. Onların dediği tek adam rejimini biz biliyoruz. Onların geçmişinde var. Demokratik bir ortamda milyonlarca insanın seçtiği insanla tek adam rejimi olmaz. Güçlü sivil yönetim olur. Onlar da belli dönemlerde görev yaparlar. Arkalarında milyonlarca seçmenin iradesi vardır. Demokratik çoğulcu bir ortamda belli bir süre görev yaparlar” diye konuştu.

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın konuşması sonrasında programa katılımlarından dolayı hediye takdim edildi.

  • AB Bakanı Çelik: “Türkiye’nin rejimi bellidir, bizim yaptığımız şey sistem değişikliğidir”

    Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, “Türkiye’nin rejimi bellidir. Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir. Bizim yaptığımız şey sistem değişikliğidir. Peki nedir bu sistem değişikliği. Demokratik, laik sosyal diyoruz. Bu saydıklarımızı Türkiye’de kim ortadan kaldırdı? Darbeler ortadan kaldırdı. Yani rejim değişikliği yapan darbelerdir. Peki o darbelerin olduğu zamanlarda bu darbeleri en çok destekleyen siyasi parti hangisiydi? CHP’ydi. Demek ki rejim değişikliğini onlar istemişti” dedi.

    AK Parti Osmaniye Teşkilatının İl Danışma Meclisi Toplantısı Cebelibereket Kültür Merkezi’nde yapıldı. Toplantının başlangıcında 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin video gösterimi yapıldı. Ardından konuşma yapan AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, şu an dünyanın enteresan bir dönemden geçtiğini belirterek, “Türkiye’nin kuzeyindeki ülkelerde ciddi bir ekonomik kriz var. Türkiye’nin güney dediğimiz Suriye ve Irak gibi ülkelerde ise ciddi bir siyasi kriz var. Ciddi bir demokrasi krizi var. Bütün bunların içerisinde Türkiye ekonomisini güçlendirmeye çalışan, demokrasisini güçlendirmeye çalışan, dış politikada daha büyük bir katılım üretmeye çalışarak ciddi performansını devam ettiriyor” diye konuştu.

    Son dönemlerde ‘parlamenter rejimden neden vazgeçiyoruz’ gibi soruların sorulduğunu belirten Çelik, “Açık ve net bir şeklide söyleyelim. Türkiye’de hiçbir zaman parlamenter rejim olmadı. Parlamenter rejim her zaman darbelerle sakatlandı, darbelerle örselendi ve bir türlü parlamenter sistem Türkiye’de yerleşmedi. Ben siyasi tarihle ilgilenirim. Türkiye’de parlamenter sistemin örselenmeden, sakatlanmadan, iyi kötü performansını gösterebildiği dönem AK Parti dönemidir. AK Parti döneminde de Cumhurbaşkanlığı sistemine müdahale etmek istediler hatta partiyi kapatmak istediler” ifadelerini kullandı.

    Kendilerine sorulan bir diğer sorunun ise ‘Türkiye’de rejim değişikliği olacak mı’ sorusu olduğunu belirten Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Bakın biz net bir şekilde söylüyoruz. Türkiye’nin rejimi bellidir. Demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir. Bizim yaptığımız şey sistem değişikliğidir. Peki nedir bu sistem değişikliği. Demokratik, laik sosyal diyoruz. Bu saydıklarımızı Türkiye’de kim ortadan kaldırdı? Darbeler ortadan kaldırdı. Yani rejim değişikliği yapan darbelerdir. Peki o darbelerin olduğu zamanlarda bu darbeleri en çok destekleyen siyasi parti hangisiydi? CHP’ydi. Demek ki rejim değişikliğini onlar istemişti. Bu rejim değişikliği yaygarasının arkasından halkın kendiler oy vermediği, kendilerine güvenmediği birileri çıkar. Bunlar sandıktan çıkan sonuçlara tahammül edemedikleri için, sandıktan çıkan irade ile mücadele etmeyi göze alamadıkları için, kendileri sandıktan çıkamadıkları için rejim değişikliği diyerek ülkedeki sistemi krize sürüklediler. Hemen arkasından rejimin bekçisi olduklarını söylerler. O rejim bekçilerinin arkasından siyasete müdahale ederek hükümetleri yıktıkları zaman hemen rejimin tüccarlığına çıkarlar.”

    Bu kesimin sandıktan hep korktuğuna değinen Çelik, “Çünkü sizlerin değerlerine uygun siyasetçileri devletin başına getirdiğinizi biliyorlar. Sizden sandığı kaçırmaya çalışıyorlar. Sandığa gittiğiniz zaman, vatandaşın önüne sandık koyduğunuz zaman nasıl bir tablo çıkacağını biliyorlar. O tabloda da kendilerine yer olmadığını biliyorlar” şeklinde konuştu.

    Çelik, “Mesele güç meselesi olsa şu anda Cumhurbaşkanımızın gücüne sahip kim var Avrupa’da. Vatana ihanet dışında hiç bir şeyden yargılanamaz. Kendisinin liderlik ettiği parti meclisin çoğunluğuna sahip. Ya da bizim açımızdan bakalım. Cumhurbaşkanımız bizim partimizden çıkmış. Meclis çoğunluğuna biz sahibiz ve hükümet bizde. Yani biz güç peşinde koşsak bizim bu sistemi hiç değiştirmememiz lazım” dedi.

  • SETA Vakfı, Alman vatandaşlık rejimi ve yabancı hakları üzerine panel düzenledi

    Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA), ‘Alman Vatandaşlık Rejimi ve Almanya’da Yabancı Hakları’ konulu panel düzenledi

    2014 yılından itibaren giderek artan mülteci akınının, Almanya’da yeni bir ayrımcılık ve dışlama sosyolojisini ortaya çıkararak mülteciler başta olmak üzere uzun yıllardır varlığını koruyan yabancı karşıtlığı ekseninde, Alman vatandaşlık rejimi ve yabancı hakları uygulamalarının tartışıldığı panel, SETA Vakfı’nın, İstanbul Eyüp’teki genel merkezinde düzenlendi.

    Sakarya Üniversitesi Diaspora Araştırmaları Merkezi (DİAM) müdürü Doç. Dr. Bünyamin Bezci, Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Faik Tanrıkulu ve Sakarya Üniversitesi Araştırma Görevlisi Soner Tauscher’in konuşmacı olarak yer aldığı panelin moderatörlüğünü ise SETA Araştırmacısı Dr. Enes Bayraklı yaptı.

    Alman vatandaşlığının kazanılması, vatandaşlık ve eşitlik hususunda bilgiler veren Soner Tauscher, ‘‘Vatandaşlık anayasal bağlamda tüm bireyleri birbirleriyle eşit kılan bir hukuki düzenlemedir. Ancak vatandaş olamadığınız zaman bazı hukuki düzenlemelerden yararlanamıyorsunuz. Vatandaş olsanız dahi ayrımcılığa uğrayabiliyorsunuz. Avrupa’daki ve Almanya’daki hissedilen en büyük ayrımcılık türü de etnik kökene bağlı ayrımcılıktır. Hem Müslümanlar hem Türkler yüzde 60 oranında en yüksek ayrımcılığa uğrayan grubu oluşturuyorlar.’’ Diye konuştu.

    Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Faik Tanrıkulu yaptıkları bir araştırmadan bahsederek, ‘’1960’lardan 1990’lara kadar basında yer alan haberlerde göçmenlere yönelik olumlu bir bakış açısı var olduğunu görüyoruz. Ama 2014’e geldiğimizde haberlerin yüzde 90’nının olumsuz bir çağrışım ifade ediyor. Başarılıysanız Alman vatandaşı Mesut Özil oluyorsunuz, başarısızsanız herhangi bir suça karıştıysanız o zaman Türk vatandaşı Mehmet oluyorsunuz. Maalesef bu kamuoyunu da olumsuz davranışlara sevk ediyor.’’ Dedi.

    Sakarya Üniversitesi Diaspora Araştırmaları Merkezi (DİAM) müdürü Doç. Dr. Bünyamin Bezci ise Almanya’nın göçmenlere yaklaşımının arkasında nasıl bir siyasi tutum ve davranış olduğuna değindi.

  • Karaaslan: “Rejimi değil, hükümet modelini değiştirmek istiyoruz”

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan, “Biz rejimi değil, hükümet modelini değiştirmek istiyoruz” dedi.

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Karaaslan ve İlkadım Belediye Başkanı Erdoğan Tok, İlkadım ilçesi mahalle muhtarları ile Acem Tekkesi Kültür ve Sohbet Evi’nde bir araya geldi.

    “Muhtarlarla istişareli çalışıyoruz”

    Toplantının açılış konuşmasını yapan İlkadım Belediye Başkanı Erdoğan Tok, belediye olarak mahalle muhtarları ile istişareli hizmetler yaptıklarını ifade etti. Mahalle muhtarlarının belediyenin gözü ve kulağı olduklarını söyleyen Başkan Tok, belediye olarak yaptıkları çalışmaları ve projeleri anlattı. Geçen senenin birçok hizmetinin tamamlandığı ve projelerin start aldığı verimli bir yıl olarak geçtiğini belirten Başkan Tok, 2017’nin ise çok daha büyük işlere imza atılacağı yıl olacağını söyledi.

    “2017 değişim ve dönüşümün yılı olacak”

    Kadın, genç, yaşlı ve engelli tüm vatandaşlara yönelik projeler hayata geçirdiklerini kaydeden Başkan Tok, “Belediye olarak kendi çalışmalarını tamamlayarak Büyükşehir Belediyesine gönderdikleri yerinde dönüşüm, yeni belediye hizmet binası ve yanında yapılacak olan 2600 metrekarelik cami, çocuk kreşi, 200 araçlık otopark ve meydan Unkapanı Kültür Merkezi ve yanında Hanımlar Lokali, Kültür Merkezi, Tiyatro ve Konferans Salonu, Derebahçe Mahallesi Mert Irmağı kenarında 2,5 kilometre uzunluğunda bisiklet ve yürüyüş yolları, spor ve dinlenme alanları, yöresel ürün satış merkezleri yapılacağı koşu yolu ve yaşam parkuru, Anadolu Lisesi bahçesine yapılacak 2 bin 500 kişilik dev spor salonu gibi çok büyük hizmetlerin hayata geçeceği yıl olacak” dedi.

    “Türkiye’nin yükselişini engellemeyecekler”

    Türkiye’nin çok önemli bir süreçten geçtiğine vurgu yapan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan, “Türkiye’nin büyümesini engellemek isteyen, yükselişini durdurmak isteyenler her türlü kirli oyunu oynuyorlar. Ülke içinde ve dışında çok büyük mücadeleler vermekteyiz. Biz sadece kendi ülkemiz için barış, demokrasi ve özgürlük istemiyoruz. Ümmet için, mazlum coğrafyalar ve insanlık için de barış, demokrasi ve özgürlük istiyoruz. İşte bizim güçlü mücadelemizin sebebi bu. Dünya bu coğrafyada yaşananlara sessiz kalıyor. Bizim sessiz kalmamız mümkün değil. Atalarımız da geçmişte kalmamış. Bu sebeple milletçe birlik, beraberlik ve kardeşliğimizi sürdürmeliyiz” diye konuştu.

    “Mart veya Nisan’da referanduma gidebiliriz”

    Anayasa değişikliği ve referandum süreci ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Karaaslan, “Pazartesi günü başlayan ve 1 ay kadar sürecek olan Anayasa değişikliği için elimizden gelen gayreti göstereceğiz. AK Parti ve MHP oyları ile matematiksel olarak Mecliste kabul sayısı için 367 sayısına erişemiyor ancak referandum için 330 sayısına ulaşıyor. Mecliste referanduma gitmek için gerekli sayıya ulaştıktan sonra muhtemelen Mart, Nisan gibi halk oylamasına gidilecek. Referandumda anayasa değişikliği için rejimi değiştiriyor diyecekler. Biz rejim değişikliği yapmıyoruz. Hükümet modeli değişikliği yapacağız. Hiçbirimizin rejim değişikliği gibi bir niyeti olamaz” ifadelerini kullandı.

    Muhtarların yoğun katılım gösterdiği toplantıya ayrıca AK Parti İl Başkan Yardımcısı Oğuzhan Serinkaya, AK Parti İlkadım İlçe Başkan Yardımcısı Serkan Akyüz, AK Parti İlkadım İlçe Kadın Kolları Başkanı Halime Kesmen, İlçe Gençlik Kolları Başkanı Oktay Avcılar ve Samsun Merkez Mahalle Muhtarlar Derneği Başkanı Mustafa Öztürk ve İlkadım ilçesi mahalle muhtarları katıldı.

  • Saraybosna’da tartışmalı “tek-çift plaka” rejimi sona erdi

    Bosna Hersek’in başkenti Saraybosna’da alarm verici seviyelere ulaşan hava kirliliğine çare arayan yerel idareciler tarafından uygulamaya konan tartışmalı “tek-çift plaka rejimi” uygulamadan kaldırıldı.

    Bir benzeri en son 37 yıl önce uygulanan radikal uygulama ile trafiğe çıkan araç sayısını olabildiğince azaltmayı hedefleyen Saraybosna Kantonu hükümeti, “tek-çift plaka” rejimini 25 Aralık Pazar günü sabahı uygulamaya koymuştu. Bu çerçevede motorlu taşıtların trafiğe çıkışlarına plaka numaralarına bağlı olarak bir gün arayla dönüşümlü olarak izin verilmeye başlanmıştı. En son Yugoslavya döneminde yakıt yetersizliği nedeniyle tatbik edilen “tek-çift plaka” uygulaması, vatandaşların sert eleştirilerine neden oldu. Hava kirliliği ve havada asılı materyal yoğunluğunu azaltmaya yönelik alınan olağanüstü tedbirin Saraybosna Kantonu hükümetinin bugün yaptığı oturumda uygulamadan kaldırılmasına karar verildi.

    Şiddetli tartışmalara neden olan uygulama nedeniyle Saraybosna Kantonu Başbakanı Elmedin Konakoviç’e Sosyal Demokrat Parti (SDP) tarafından istifa çağrısı yapıldı. Sert eleştirilere neden olan uygulamanın hava kirliliğinin alarm veren seviyelere ulaşması nedeniyle tatbik edildiğini söyleyen Başbakan Konakoviç ise, gerekli olduğu durumlarda tekrar “tek-çift plaka rejimi” gibi katı önlemler alabileceklerini açıkladı. Şehrin hava kalitesini takip etmeye devam ettiklerini söyleyen Konakoviç, kirliliği azaltmak adına her türlü tedbire başvuracaklarını ifade etti.

    Hırvatistan haricinde birçok Balkan şehrinde kış aylarında hava kirliliği problemi yaşanıyor. Bosna Hersek’te özellikle başkent Saraybosna ve sanayi şehri Zenitsa, kış aylarında Avrupa’da hava kalitesinin en düşük olduğu şehirler listesinin üst sıralarında yer alıyor.