Etiket: Raporuna

  • Aksa’nın sürdürülebilirlik raporuna 3 prestijli ödül

    Türkiye’nin akrilik elyaf ihtiyacını karşılamak üzere 1968 yılında Yalova’da kurulan Aksa Akrilik, bu yıl yayınladığı 12’nci sürdürülebilirlik raporuyla, dünyanın önde gelen ödül programlarından Mercomm Galaxy ve LACP Spotlight tarafından 3 ödüle layık görüldü.

    Aksa Akrilik’in 2016 yılı sürdürülebilirlik raporu, dünyanın önemli ödül programları Mercomm Galaxy ve LACP Spotlight’tan 3 ödül kazandı. Yapılan açıklamada, dünyanın en büyük akrilik elyaf üreticilerinden Aksa Akrilik, Amerikan İletişim Profesyonelleri Kuruluşu (LACP) tarafından düzenlenen Spotlight ödül programında altın madalyaya layık görülürken, aynı organizasyonda, ’Dünyanın En İyi 100 İletişim Materyali Listesi’ne de 30’uncu sıradan girdi. Aksa’nın 12’nci Sürdürülebilirlik Raporu, Mercomm Galaxy Ödülleri’nde de ’Online Sürdürülebilirlik Raporları’ kategorisinde bronz madalya kazandı.

    “Stratejimizde sürdürülebilir büyüme belirleyici”

    Aksa Akrilik Genel Müdürü Cengiz Taş, uluslararası ödüllerin gurur verici olduğunu belirterek, bu başarıda emeği geçen tüm çalışanlara teşekkür etti. Şirketin önümüzdeki 5 yıllık stratejisini, dünyadaki trendler ve sürdürülebilir büyüme ilkeleri çerçevesinde oluşturduklarını belirten Taş, “Aksa’yı 5 yıl sonra bu hedeflerini gerçekleştirmiş, tüm paydaşları ile birlikte geleceğe güvenle bakan; kendisi, ülkesi ve tüm paydaşları için değer üreten ve gelişim, yenilikçilik, sürdürülebilirlik odaklı yeni hedefler koymuş bir yerde görüyorum” dedi.

  • Ak-Kim Kimya’nın Sürdürülebilirlik Raporuna Uluslararası Ödül

    Ak-Kim Kimya’nın ’Gelecek Bizim Ellerimizde’ temasıyla hazırladığı 2014-2015 Sürdürülebilirlik Raporu dünyanın en itibarlı halkla ilişkiler platformlarından Amerikan İletişim Profesyonelleri Ligi (League of American Communications Professionals-LACP) tarafından ödüllendirildi.

    Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi kapsamında ve uluslararası kabul görmüş Küresel Raporlama Rehberi (Global Reporting Initative) GRI’ya uygun olarak hazırlanan Ak-Kim’in 2014-2015 Sürdürülebilirlik Raporu, dünyanın en saygın iletişim kuruluşlarından biri olarak nitelendirilen LACP tarafından Altın Ödül’e layık görüldü.

    Yapılan açıklamada; ilk izlenim, kapak tasarımı, paydaş mektubu, anlatım dili, finansal veriler, kreativite, verilen mesajların açıklığı ve bilgiye erişebilirlik kriterlerine göre yapılan değerlendirme sonucunda Ak-Kim Kimya Sürdürülebilirlik Raporu 100 üzerinden 98 puanın sahibi oldu.

    ’Gelecek Bizim Ellerimizde’ temasıyla sürdürülebilirlik alanında bir dizi çalışmaya yapan Ak-Kim hem bireysel hem de kurumsal olarak sürdürülebilir kalkınma anlayışını benimseyerek bu standartlardaki performansını artırmaya yönelik çalışmalarına devam ettiği bildirildi. Ak-Kim 2013 sürdürülebilirlik raporu ile de daha önce LACP Gümüş Ödülü’nü kazanmıştı.

  • Aşut: “AB ilerleme raporuna karşı kontra raporlar hazırlanmalı ve dünyaya duyurmalıyız”

    Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Şerafettin Aşut, AB ilerleme raporu ile ilgili olarak “Rapor algı operasyonlarının devamı niteliğinde. Raporda algıların yanında olgular da yani gerçekler de var. Bundan dolayı bu raporların olgu kısımlarını ciddiye almalıyız ama algıları ise yok saymadan buna karşı bir kontra algı diyebileceğimiz bir bilgilendirme yapmalıyız. Buna karşı kontra raporlar hazırlamalı ve dünyaya duyurmalıyız” dedi.

    Gündemdeki konularla ilgili açıklama yapan MTSO Başkanı Aşut, 15 Temmuz’da yapılmak istenen hain darbe teşebbüsünün ardından bu sürecin artık ekonomi sahasında devam ettirildiğini belirtti. Bu darbenin arkasındaki güçlerin ekonomik ve küresel siyasette algı operasyonları ile Türkiye ve Türk milletine zarar vermeye devam edeceklerini kaydeden Aşut, “Hazırlıklı olmamız gerektiğini söyledik. Bu güçlerin son zamanlarda bunu gerçekleştirdiğini ve 15 Temmuz’u başka mecralara taşımaya çalıştıklarını görüyoruz. Bunu bazı uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının bir gün önce verdikleri olumlu raporları birden negatife çevirmelerinden anlıyoruz. Ve sormak istiyoruz. Ne oldu da bir gün içinde her şey değişti? Terörü neden gösteriyorlarsa biz 40 yıldır bu terörle mücadele ediyoruz ve olumlu raporların verildiği, övgüler yapıldığı her dönemde bu terör vardı. Çevremizdeki savaşları bahane ediyorlarsa ki bu savaşların nedeni bu güçlerin kendileridir, bu savaşlar yıllardır var ve neredeyse 100 yıldır bu bölgeler demokrasiden uzak, küresel güçlerin oluşturduğu yapay devletlerin enerji savaşları ile yaşamaktadır. Darbe girişimi bahane ediliyorsa, milletimiz demokrasiye olan bağlılığını göstermiş ve darbeye teslim olmayarak evrensel değerlerin savunucusu olduğunu göstermiştir. Demokrasiye inanan bu güçlerin zaten bundan rahatsızlık duymamaları lazım. Ekonomik büyüme her yıl orta düzeyde de olsa devam ediyor. 2008 yılındaki küresel finans krizine rağmen büyüme devam ediyor. İhracatta takıldığımız bir seviye var, bu da malum pazarların siyasi ve sosyal sorunlar yaşaması ve küresel anlamda ekonomilerdeki daralmadır. Öte yandan Avrupa Birliği’nde nüfusu bizim bir ilimiz kadar olan ve iflasını ilan eden devletler varken, iflasın eşiğine gelen ülkeler varken, nüfusu 80 milyon olan ve yarısı 30 yaş altı olan dinamik bir Türkiye’nin bu duruma düşmemesi takdire şayandır. Bunun arkasında Türk özel girişimcilerinin ve iş dünyasının olması daha da gurur vericidir. Tüm bunlara rağmen bu tip uluslararası kurumların raporlarını biz de bir algı operasyonu olarak görüyoruz ve bu başarısız darbenin bir devamı olarak algılıyoruz. Bunun arkasında güçlenen bir Türkiye’nin bölgedeki etkisinin fazlaca artmasından duyulan rahatsızlık olarak görüyoruz” diye konuştu.

    “AB ilerleme raporu algı operasyonlarının devamı niteliğinde”

    AB ilerleme raporlarının sürekli takip ettiklerini belirten Aşut, “Son yayınlanan 2016 ilerleme raporunu 2015 raporu ile karşılaştırdığımızda bazı konuların öne çıktığını görüyoruz. Bu noktada bizim de dikkatimizi çeken bazı noktaları bu algı operasyonlarının bir devamı olarak yorumlamak istiyoruz. AB 2015 Türkiye ilerleme raporunda ’Türkiye gelişmiş ve işleyen bir serbest piyasa ekonomisine sahiptir’ deniyor. Dünyanın en büyük 16. ekonomisi olarak artık bu noktada da diyecek bir şey bulamıyorlar sanırım. 2015 raporunda makro ekonomik dengesizliklerden bahsediliyor ve çözümde yavaş kalındığından ama büyümenin yüzde 3 gibi orta seyirde devam ettiği vurgulanıyor. Buna bağlı olarak finansal ve küresel risk algısındaki değişimden bahsediliyor. İşte bu nokta önemli. Böyle bir şeyin varlığı değil, algısı konuşuluyor. Yani açıkça bu algı, rapor sayesinde oluşturulmaya çalışılıyor. 2008 küresel finans krizi sonrası yok pahasına elimizden alınmak istenen şirketlerimizi nasıl unuturuz? Bu algılarla ve spekülasyonlarla ekonomiye zarar vermek, bu hain darbe girişiminden farklı bir şey değildir. Raporda cari açıktan bahsediyor ki bu, ülkemizin uzun yıllardan beri yaşadığı bir konudur. Yine 2015 raporunda istihdamın üretime paralel artmadığı söyleniyor. Aslında bu hem iyi hem kötü bir haber. Bu şunu gösterir demek ki üretimde insan gücünü az kullanan, yüksek teknolojili üretime yavaş yavaş geçiyor gibiyiz. Ve işçi verimliliğinin arttığı raporda vurgulanıyor. Ama öte yandan işsiz sayımızdaki artış ise insan kaynağımızın var olan ekonomik yapılanmaya uygun olmadığını, bugüne ve geleceğe yönelik, geleceğin yüksek teknolojili üretimine yönelik bir insan kaynağı oluşturma anlamında eksik kaldığımızı gösteriyor. Geçtiğimiz 30 yılın mesleklerinin yarısı yok oldu. Bu günün mesleklerinin yarısı 30 yıl sonra olmayacak” ifadelerini kullandı.

    “AB raporuna karşı kontra raporlar hazırlanmalı ve dünyaya duyurmalıyız”

    AB raporunda algıların yanında gerçeklerin de var olduğunun altını çizen Aşut, “Bundan dolayı bu raporların olgu, yani gerçek kısımlarını ciddiye almalıyız ama algıları ise yok saymadan buna karşı bir kontra-algı diyebileceğimiz bir bilgilendirme yapmalıyız. Buna karşı kontra raporlar hazırlamalı ve dünyaya duyurmalıyız. Elbette her eleştiriyi yok saymak medeni ve akılcı bir yaklaşım değildir. Medeniyetin ana payandası çatışma değil, uzlaşmadır. Medeniyet kızmak değil, ikna etmektir. Sonuçta bu raporları yabancı yatırımcılar okuyor ve etkileniyorlar. O halde biz de karşı bilimsel raporlarla yanlış eleştiri ve bilgileri düzeltmeli ve küresel yatırımcıyı ikna etmeliyiz. AB Türkiye 2016 raporunda da aslında aynı şeyler tekrar ediliyor. Sadece bazı siyasi manipülasyonlar var ki biz bunların ne amaçla yapıldığını biliyoruz. Ancak, dediğimiz gibi yapılacak şey bunları yok saymak değil, ikna edici, bilimsel verilerle bu raporları boşa çıkartmaktır. Sonuçta raporda var olan bazı doğru bilgiler gerçekten sorunlarımızdır ve bizler zaten bu konuları sürekli gündeme getiriyoruz. Bunları yetkililerimiz de biliyor ve zaman zaman bazı reformlar, ekonomi paketleri ve yapısal sorunlarla ilgili adımlar atılıyor. Bu raporların ötesinde bizler gerçek sorunlarımıza odaklanmalıyız. Bu sorunların çözümü ülkemizin huzur ve refahını sağlayacak gerçek konular olduğundan bu raporlarda pek rastlayamıyoruz. Nedir bu konular deseniz, elbette eğitim, eğitim, eğitim. Sonra hukuk ve adalet ve ekonominin gerçek sorunları deriz” şeklinde konuştu.

    İnsanları meslek sahip yapacak, beceri kazandıracak ciddi bir mesleki eğitim reformunun şart olduğunu vurgulayan Aşut, “Fakülte ve yüksek okul eğitimlerimiz endüstri 4.0 vizyonuna uygun olmalıdır. Hizmetlerden sanayiye, turizmden tarıma kadar endüstri 4.0 her alanda olacaktır ve yeni çağın ekonomisi her aşamada ve her alanda bilgi iletişim teknolojilerinin ve temelinde internetin, bulut teknolojilerin ve siber güvenliğin olduğu yüksek teknolojili bir üretim olacaktır. İnsan kaynağımız buna hazır mı? Eğitim sistemimiz buna hazır mı? Eğitimcilerin profili buna hazır mı? Hukuk anlamında bizi geleceğe taşıyacak, evrensel değerlere, laikliğe, demokrasiye ve insan haklarına vurgu yapan, toplumu kucaklaştıran bir anayasa diğer önemli konumuzdur. Ve elbette nüfusumuzun yarısını oluşturan gençlerimizin ve kadınlarımızın ekonomiye entegrasyonu birincil konularımızın başında olmalıdır. Sadece birer çalışan olarak değil, birer girişimci olarak ekonomide olmak zorundalar. Bunu teşvik edecek, destek olacak eğitim ve finansman modelleri düşünülmeli ve uygulanmalıdır. Memur bir Türkiye değil, girişimci bir Türkiye geleceğimizdir. Basit mikro kredilerden bahsetmiyorum. Ciddi girişimciliklerden ve ciddi finansman modellerinden bahsediyorum ve bunun temelinde eğitim olmalıdır. Bu anlamda KOSGEB’in iş tanımı mutlaka buna göre yeniden revize edilmelidir. KOSGEB bu yeni iş tanımı ile başı çekmelidir” dedi.

  • Ayvalık Tabiat Platformu’ndan altın ve gümüş madeni ÇED raporuna itiraz

    Balıkesir’in Ayvalık ilçesinin kırsal mahalleleri Tıfıllar, Yeniköy ve Çamoba sınırları içinde altın ve gümüş ocaklarının faaliyetine karşı çıkan Tabiat Platformu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na yazdığı dilekçeyle ÇED başvuru dosyasına itiraz etti.

    Mahalli idarelere haber verilmeden ve hiçbir görüş alınmadan böyle ocakların kurulmasının kabul edilemeyeceğini savunan Ayvalık Tabiat Platformu Sözcüsü Şükrü Kaygısız, “Çevre yok edilmesin. Zeytinlikler korunsun. Köyün merası maden şirketine değil, köylüye verilsin. Ayvalık’ta bir sıkıntı bitmeden hemen ikincisi baş gösteriyor. Oremine adlı maden firması Ayvalık Tıfıllar köyünde altın ve gümüş madeni çıkartmak için başvuruda bulundu. Her zaman yaptıkları gibi kanunların arkasından dolanmaya, böylece kolay yoldan işlerini halletmeye çalışıyorlar. Maden alanını küçük göstererek ÇED toplantısından muafiyet almak istiyorlar. Ayrıca birçok gerçek gizlenerek kamuoyu ve kurumlar aldatılmak isteniyor. ÇED raporunda zeytinlik alanlar nedense hiç görülmemiş. Bu da yetmezmiş gibi hiç yüzey suyu yokmuş. Madenin nerede işleneceğini bilmeden maden çıkartmak istiyorlarmış. Ayrıca daha önce köye ait olan ve içinde sayalar bulunan köy merası, ormanlık alan vasfı kazandığı gerekçesiyle köylünün elinden alınarak hazineye devredilmişti. Köylüye gelince değerli olan orman alanı madene gelince bir anda değerini kaybediyor. Köylüye verilmeyen bu mera alanı şimdi maden firmasına peşkeş çekiliyor” dedi.

    Sürece takip ederek çevre talanına izin vermeyeceklerinin altını çizen Şükrü Kaygısız, “Çünkü aynı alanda 3 köyde daha ruhsat alınmış durumda. Eğer talan başlarsa önünü almak giderek zorlaşacaktır. İlk adımda onları durdurmalıyız. Maden firmalarını Ayvalık’a sokmayacağız” ifadelerini kullandı.

  • Konya’da Sahte Özürlü Raporuna Sekiz Tutuklama

    Konya’da, 31 kişiye sahte özürlü raporu düzenledikleri iddiasıyla gözaltına alınan 9 kişiden 8’i çıkarıldıkları mahkeme tarafından tutuklandı.

    Konya Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi Mali Büro Amirliği ekipleri, sahte özürlü raporu düzenleyerek devleti 550 bin lira zarara uğratan bir şebekeye yönelik iki gün önce operasyon düzenlemiş, 1’i kadın 9 kişiyi gözaltına almıştı. Şüpheliler arasında aynı hastanede taşeron işçi olarak çalışan sekreter ve güvenlik görevlilerinin de olduğu öne sürüldü. Emniyetteki sorguları tamamlanan 9 şüpheli, sağlık kontrolünden geçirildikten sonra adliyeye sevk edildi. Hakim karşısına çıkan 9 kişiden 8’i tutuklanarak cezaevine gönderilirken, bir kişi ise serbest kaldı.