Etiket: Raporu

  • Adana’da “sahte sağlık raporu” operasyonu

    Adana’da sağlık koşulları el vermeyen sürücü adaylarına sahte sağlık raporu düzenlediği iddiasıyla gözaltına alınan 2’si doktor 6 kişi adliyeye sevk edildi.

    Edinilen bilgiye göre, 10 Temmuz’da meydana gelen olayda, Adana Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğü’nde görevli polis memurları, ehliyet başvurusu yapan bir vatandaşın sağlık raporunun sahte olduğunu belirledi.

    Yapılan inceleme sonucunda kentte bulunan 2 özel hastaneden alınan 44 sağlık raporunun sahte olduğu ortaya çıktı.

    Belgeleri düzenlediği iddia edilen Dr. H.K.A. ve Y.K. ile hastane görevlileri H.S., Ü.T., C.A. ve C.Y. Gasp Büro Amirliği ekipleri tarafından gözaltına alındı.

    Zanlılar sorgularında suçlarını itiraf ederken, ehliyet almak için sağlık koşulları el vermeyen kişilere 100 ile 120 lira arasında sahte rapor düzenlediklerini açıkladı.

    Hastane yönetimi de raporların bilgileri dışında yazıldığını öne sürdü.

    Zanlılar sorgularının ardından sağlık kontrolünden geçirildikten sonra mahkemeye sevk edildi.

  • MTM, Haziran ayı magazin gazetecileri için hazırladığı raporu açıkladı

    Medya Takip Merkezi’nin (MTM), Magazin Gazetecileri Derneği için hazırladığı Haziran ayı raporunu açıkladı. Sanat dünyasının ünlü çiftleri yazın gelmesiyle birlikte düğün sezonunu açtı. Ünlü çift Fahriye Evcen ve Burak Özçivit dünya evine girerken Mustafa Ceceli-Selin İmer ve Acun Ilıcalı-Şeyma Subaşı çiftlerinin düğün tarihleri belli oldu. Diğer yandan megastar Tarkan, ’10’ isimli albümünü sevenleriyle buluştururken ilk klibini çekti.

    Medya Takip Merkezi’nin her ay düzenli hazırladığı, magazin ve sanat dünyasında yaşanan gelişmeleri içeren Haziran ayı raporu açıklandı. Ünlü sanatçı Mustafa Ceceli, eşiyle ayrılığının ardından yeni sevgilisiyle gündemden düşmezken çiftin düğün tarihleri de belli oldu. Sevgilisi Selin İmer’in ailesiyle tanışan Ceceli, 10 Temmuz’da nikah masasına oturmayı planladıklarını açıkladı. Mustafa Ceceli, Haziran ayı boyunca 4 bin 707 habere konu olarak listenin zirvesinde yer aldı.

    Megastar Tarkan’ın merakla beklenen albümü sevenleriyle buluştu. Tarkan’ın ’10’ adlı albümünde yer alan ’Yolla’ parçasına ilk klibini çekerken yine izlenme rekoru kıran ünlü sanatçı, 4 bin 50 haberle listenin ikinci sırasında yer aldı.

    Listenin üçüncü sırasında cezaevinden tahliye olan Deniz Seki, 3 bin 891 haberle yer aldı. Tahliye sonrası basın toplantısı düzenleyen Seki, albüm öncesi ’Şükür Kavuşturana’ adlı ilk single projesini hayranlarıyla buluşturdu.

    Listenin dördüncü sırasında 3 bin 239 haberle yer alan Acun Ilıcalı, Şeyma Subaşı’yla Eylül ayında gerçekleştirmeyi planladıkları düğünün hazırlıklarına başladı. Diğer yandan Acun Medya’nın ekibine verdiği iki aylık tatil izni medyada öne çıkan konular arasında oldu.

    Murat Boz ve Aslı Enver çiftinin ilişkilerindeki belirsizlik gündemde yer alırken Boz, Instangram’da paylaştığı bir kareyle ayrılmadıklarını ilan etti. Murat Boz, ay boyunda 2 bin 638 haberle yer alırken Aslı Enver, bin 591 habere konu oldu.

    Fahriye Evcen ve Burak Özçivit, 3 yıllık beraberliklerinin ardından Sait Halim Paşa Yalısı’nda yapılan düğün ile dünya evine girdi. Birçok ünlünün katıldığı düğün renkli görüntülere sahne olurken çiftin gelinlik ve damatlığının geçtiğimiz yıl evlenen Kadir Doğulu ve Neslihan Atagül’den esinlendiğine yönelik yorumlar basında olduğu kadar sosyal medyada da yer aldı. Fahriye Evcen, bin 591 haberle yer alırken Burak Özçivit, bin 670 habere konu oldu.

  • Polis Akademisi’nden PKK raporu

    Polis Akademisi, “PKK’nın Bölgesel Terör Ağı Yapılanması” adlı raporunu kamuoyu ile paylaştı. Raporda, terör örgütü PKK’nın, bölgesel terör ağı yapılanmasına yönelik batı desteğinin YPG’ye katılan Marksist, komünist, anarşist ve anarko-sosyalist batılı yabancı savaşçılar olması nedeniyle yeni ulusaşırı suç ve terör bağlarının kurulmasına yol açtığına dikkat çekildi. Raporda, Avrupa’ya dönecek yabancı savaşçıların batı güvenliğini tehdit edeceğine işaret edildi.

    Polis Akademisi Uluslararası Terörizm ve Güvenlik Araştırmaları Merkezinde (UTGAM) görevli Doç. Dr. Bayram Ali Soner, Yrd. Doç. Dr. Ömer Aslan ve Arş. Gör. Hakan Kıyıcı’nın hazırladığı, “PKK’nın Bölgesel Terör Ağı Yapılanması” raporu, Mardin’de bir otelde düzenlenen çalıştayda kamuoyuyla paylaşıldı. Raporda, terör örgütü ile ilgili önemli bilgilere yer verildi. Raporda, batılı terör uzmanlarının, El-Kaide’nin yandaşları ve bağlantılı yerel gruplar aracılığıyla Suriye’de kalıcı bir yer edinme çabası içinde olduğu uyarısını yaptığına dikkat çekilerek, “Ortadoğu’da birlikte çalıştığı yerel örgütler vasıtasıyla güvenli ve kalıcı bir alan edinme peşinde olan tek örgüt El-Kaide değildir. ABD ve AB’nin terör örgütü olarak kabul ettiği PKK da son birkaç yıl içerisinde yalnızca PYD, PJAK, TAK gibi kendi yandaşı örgütlerle değil, aynı zamanda MLKP ve yine ABD’nin terör örgütleri listesinde bulunan DHKP-C gibi radikal sol örgütlerle de işbirliğine gitti. PKK Öcalan’ın 1999 yılında yakalanmasından sonra istikrarlı ve tedrici bir dönüşüm süreci içerisinde girdi ve özellikle 2002 yılından bugüne dek geçen sürede yeni bir terör ağı yapılanmasına gitti. PKK böylece kendisini birçok örgütün üzerinde şemsiye yapı olarak konumlandırdı. PKK’nın etnik-ayrılıkçı bir terör örgütü olarak benzeri diğer örgütlerden farklı olarak terör ağı yapılanması stratejisini izleyebilmesini sağlayan temel faktör PKK’nın Suriye, Irak ve İran gibi ülkelerde 2002 yılının çok öncesine giden aktif varlığıdır. Özellikle Suriye rejiminin PKK’ya olan desteği, zaman zaman azalsa da, süreklilik arz etmiştir. Esed ailesi PKK’ya Kuzey Suriye’de ve Suriye güvenlik güçlerinin kontrolünde eğitim imkânı tanımayı bir devlet politikası olarak benimsedi. PYD 2003 yılında PKK tarafından kurulduğunda Suriye toprakları örgüt için aşina olmadıkları bir yer değildi” denildi.

    “PYD’nin silahlı kanadı PKK sayesinde oluştu”

    PKK-PYD ilişkisinin PKK’nın PYD’yi kurduğu andan ibaret olmadığına dikkat çekilen raporda, “PYD’nin silahlı kanadının oluşabilmesi PKK sayesinde oldu. YPG militanları PKK, PYD, YPG, YPJ ve PJAK arasında bir fark görmediklerini açıkça ifade etmektedirler. YPG ve PKK veya PKK ve PJAK gibi diğer kolları arasında kullanılan isimler dışında ciddi bir örgütsel ve operasyonel farklılık bulunmamaktadır. Zaman zaman aralarında PKK’ya sempati duyan isimler de dahil olmak üzere çok sayıda Batılı gözlemci ve uzman dahi PKK’nın aksi yöndeki tüm söylemine rağmen değiştiğine ikna olmuş değildir. ‘Rojava deneyimi’ PKK’nın hem Leninci öncü parti geleneğini hem de Stalinist lider kültünü tekrarlamaktan başka bir sonuç vermemiştir” ifadelerine yer verildi.

    “Batının yardımı tehlikeli desteği dönüşüyor”

    Terör ağı yapılanma stratejisinin, örgütün yetkilerini ve etki alanını tamamen kollarına devretmesi anlamına gelmediğine işaret edilen raporda, şunlar kaydedildi:

    “El-Kaide’nin Usame Bin Laden’in 2011 yılında öldürülmesinin ardından merkezi yapısının önemini kısmen korumaya devam etmesi gibi, PKK örneğinde de halen çok güçlü bir ‘PKK merkezi’ bulunmaktadır. Farklı çizgilere mensup Marksist ve anarşist gruplar da PKK’nın bölgedeki terör ağı yapılanması içinde kendilerine yer bulabilmişlerdir. Batı, PKK’nın bölgesel terör ağında bulunan gruplara ekonomik, diplomatik ve askeri yardım yaptığında, bu yardım doğrudan ‘anarko-sosyalistlere’ ‘Marksistlere’ verilen aktif ve tehlikeli desteğe de dönüşmektedir. PKK’nın yeni stratejisi Türkiye ve Ortadoğu’nun ötesine geçen ulusaşırı vizyonunda herhangi bir değişikliğe yol açmamakta, aksine, Batılı anarko-sosyalistlerin ve farklı çizgilerden sosyalistlerin de katılımıyla ulusaşırı hırslarını büyütmektedir. PKK için bir Kürt devletinin kurulması kendi içinde nihai amaç olmaktan çıkmış, daha ziyade enternasyonel sosyalizmi yaymak için bir araç haline gelmiştir. Otoriter PKK uygulamalarıyla çelişen fakat süslü ifadelerle gündemde tutulan ‘demokratik özerklik’ ve ‘demokratik konfederalizm’ gibi projelerin Ortadoğu’nun ötesinde (geniş manada) sol hareketlere ilham verebileceği görülmelidir. Şu an PKK/PYD saflarında savaşan fakat silahlı eğitimleri, şiddet deneyimleri, suç bağlantıları ve radikal fikirleriyle batıya er ya da geç dönecek olan birçok Markist ve anarşist devrimci bulunmaktadır. Suriye’nin kuzeyi suça bulaşmış, silah eğitimi almış ve radikalleşmiş militanlar arasında çok farklı ulusaşırı bağlantıların ve tanışıklıkların oluşturulduğu bir yer haline geldi. PKK’nın bölgesel terör ağı yapılanmasına yönelik Batı desteği YPG’ye katılan Marksist, komünist, anarşist ve anarko-sosyalist batılı yabancı savaşçılar olması vesilesiyle de yeni ulusaşırı suç ve terör bağlarının kurulmasına yol açmaktadır. PKK’nın Avrupa’daki aşırı-sol gruplarla tarihsel bağları ve bağlantıları olduğu düşünüldüğünde, anarşist veya Marksist olarak Avrupa’ya dönen yabancı savaşçıların batı güvenliği ve uluslararası düzen açısından diğer yabancı savaşçılardan daha az tehlikeli olmayacağı görülmelidir.”

    “Avrupa güvenliği açısından büyük risk”

    Raporda, özetle şu ifadelere de yer verildi:

    “Yunanistan’da terör faaliyetlerinde bulunan, son olarak Yunanistan eski Başbakanı’na bombalı saldırı düzenleyen, Yunanistan’a döndüklerinde Suriye’de öğrendikleri şehir savaşını uygulayacaklarını söyleyen ve Avrupa’nın diğer yerlerinde de eylem alanlarını genişletmek isteyen bu tür marjinal terör gruplarına da açık destek belirten anarşist hareketlere Suriye’nin kuzeyinde alan tanınması ve eylem kabiliyetlerinin bu şekilde artmasına imkan tanınması orta ve uzun vadede Avrupa güvenliği açısından büyük riskler barındırmaktadır. Önemli bir kısmı NATO üyesi ülkelerden gelen bu yabancı terörist savaşçıların bir NATO üyesi ülkeyi hedef alan ulusaşırı bir terör örgütünün yanında o NATO üyesinin vatandaşlarını hedef almaları NATO ve batı ittifakı için de bir kriz anlamına gelecektir.”

    Çalıştaya, Mardin Valisi ve Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mustafa Yaman, AK Parti Milletvekili Orhan Miroğlu, Polis Akademisi Başkanı Prof. Dr Yılmaz Çolak, 70. Mekanize Piyade Alay Komutanı Albay Altan Er, Emniyet Müdürü Hasan Onar, raporu hazırlayan Doç. Dr. Bayram Ali Soner, Yrd. Doç. Dr. Ömer Aslan ve Arş. Gör. Hakan Kıyıcı katıldı.

  • Eşini bıçaklayarak öldüren adam için cezai ehliyet raporu beklenecek

    İzmir’in Karabağlar ilçesinde, boşandıktan sonra barıştığı Eda Okutgen’i bıçaklayıp öldürmekten ömür boyu hapis cezasına mahkum olan Uğur B., kararın bozulmasının ardından tekrar yargılandığı davada cezai ehliyetinin olup olmadığının tespiti için İstanbul Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesinde gözlem altında tutulup rapor alınmasına karar verildi.

    Yargıtay’ın bozma kararının ardından İzmir 5’inci Ağır Ceza Mahkemesinde görülün duruşmanın 3. celsesine müşteki Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Derneği yetkilisi Sanem Deniz Kural, Eda Okutgen’in babası Abdullah Orhan Okutgen, katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı avukatı Neslihan Ersoy ve taraf avukatları hazır bulundu. Sanık Uğur B. ise duruşmaya tutuklu bulunduğu Bandırma L Tipi Cezaevinden SEGBİS ile katıldı. Mahkeme Başkanı Mehmet Öztaş, sanığın olaydan önce Alsancak Nevvar Salih İşgören Devlet Hastanesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesinden (DEÜ) gelen tedavi belgelerini okudu. Katılan ve katılan vekilleri, gelen belgelerde aleyhe hususları kabul etmediklerini sanık hakkında rapor düzenlendikten sonra ayrıca beyanda bulunacaklarını söyledi. Sanık avukatı, Dokuz Eylül Hastanesinden gelen belgelerin eksik olduğunu, klinik değerlendirme ölçekleri ile ruh salığı ve hastalıkları ana bilim dalındaki hasta dosyanın gönderilmediğini, eksik dosyaların gönderilmesini talep etti.

    Cezai ehliyet raporu beklenecek

    Duruşma Savcısı Mehmet Oğur, sanığın Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulundan raporun aldırılması, sanığın tutukluluk halinin devam etmesi yönünde mütalaa verdi. Mahkeme heyeti, DEÜ Hastanesinden sanık vekilinin bildirdiği eksik belgelerin gönderilmesi için hastaneye yazı yazılmasına, sanığın üzerine atılı suç yönünden suç tarihi itibariyle cezai ehliyetini etkileyecek akıl hastalığının olup olmadığının tespiti amacıyla İstanbul Adli Tıp Kurumundan rapor alınmak üzere 3 haftayı geçmemek üzere gözlem altına alınması ile ilgili Adli Tıp Kurumu Gözlem ihtisas Dairesi’ne gönderilmesine karar verildi. Mahkeme ayrıca, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verip duruşmayı eylül ayına erteledi.

    Olayın geçmişi

    Olay, 30 Kasım 2014’te Fahrettin Altay Mahallesi’ndeki apartmanda meydana geldi. İlaç firmasında çalışan 41 yaşındaki Eda Okutgen, organizasyon işiyle uğraşan 43 yaşındaki Uğur B.’den, bir yıl önce, şiddetli geçimsizlik yüzünden boşandı. Yakınlarının araya girmesiyle barışan Eda Okutgen ve Uğur B., tekrar aynı evde yaşamaya başladı. Eda Okutgen, Uğur B. ile kavga edince evden ayrıldı. Uğur B., apartman çıkışında yakaladığı Eda Okutgen’i defalarca bıçakladı. Okutgen hastanede hayatını kaybederken, polis merkezine giderek teslim olan Uğur B. tutuklandı. Cumhuriyet Savcısı Çetin Yağlı, sanık Uğur B. hakkında, Eda Okutgen’i ’kasten öldürmek’ suçundan ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası istemiyle dava açtı. Mahkeme heyeti, sanığa ömür boyu hapis cezası verdi. Sanığın avukatı kararı temyiz etti. Temyiz istemini inceleyen Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi, sanığın, avukatının talebi doğrultusunda İstanbul Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesi’ne gönderilerek yeni rapor alınması gerektiğini belirtip, kararı bozdu. Bozma gerekçesinde, sanığın cezai ehliyetinin tam olduğuna ilişkin Manisa Ruh Salığı ve Hastalıkları Hastanesinin 3 Mart 2015 tarihinde verdiği rapor dosyada bulunmasına karşın, avukatının sunduğu dilekçelerin ekindeki tıbbi evraklar dikkate alındığında, cezai ehliyeti bulunup bulunmadığı konusunda tereddüt oluştuğu vurgulandı. Bu yüzden İstanbul Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesine gönderilerek cezai ehliyeti konusunda rapor aldırılması gerektiği belirtildi. Sanık Uğur B. yeniden yargılanmaya başlandı.

  • Cinayet sanığı kadına, “Ceza sorumluluğu tam” raporu

    Zonguldak’ta geçen yıl 23 yaşındaki Mustafa Özdemir’i bıçaklayarak öldürdükten sonra polise teslim olarak tutuklanan 22 yaşındaki Deniz S. hakkında Adli Tıp Kurumu’nca “Ceza sorumluluğu tam” raporu verildi. Sanığın avukatı ise raporu kabul etmediklerini belirterek yeniden rapor alınmasını talep etti.

    Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada hayatını kaybeden Mustafa Özdemir’in avukatı ile tutuklu sanık Deniz S.’nin avukatı katıldı. Mahkeme heyeti, duruşmada adli tıp kurumunun tutuklu sanık hakkındaki raporunu okudu. Hazırlanan raporda, sanığın ceza sorumluluğunun tam olduğu ifadelerine yer verildi. Sanık Deniz S.’nin avukatı ise rapora itiraz ederek raporu kabul etmediklerini savundu. Sanığın avukatı, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan yeniden rapor alınmasını talep etti.

    Cumhuriyet Savcısı ise alınan raporun yeterli görüldüğünü ve yeniden rapor alınmasına yönelik talebin reddini istedi. Mahkeme heyeti, genel kuruldan yeniden rapor alınmasının reddine karar vererek sanığın tutukluluk halinin devam edilmesine karar verdi. Duruşma ise ileri bir tarihe ertelendi.

    15 Ocak 2016 tarihinde Karaelmas Mahallesi’nde meydana gelen olayda, iddialara göre kendisini zorla İstanbul’a götürmek isteyen Mustafa Özdemir’i (23) bıçaklayarak öldüren Deniz S. olaydan sonra polis karakoluna giderek teslim olmuştu. Deniz S. çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.