Etiket: Ramazan

  • Halk Sağlığı Müdürü Dr Demirel’den Ramazan Tavsiyeleri

    Halk Sağlığı Müdürü Dr. Kadir Demirel, Ramazan ayında sağlıklı beslenme için tasviye ve uyarılarda bulundu.

    Dr. Demirel, Ramazan ayının bu yıl da sıcak yaz günlerine rastlaması nedeni ile oruç tutanların sağlıklarına daha fazla önem vermeleri, iftar ve sahur menüleri konusunda daha dikkatli olmaları gerektiğini belirtti. Yeterli ve dengeli beslenmenin sürdürülebilmesi için günün oruç tutulmayan bölümünde en az 3 öğünü tamamlamak ve sahur öğününü atlamamak gerektiğini anlatan Dr. Kadir Demirel, “Sahura kalkılmaması ya da sahurda sadece su içilmesinin zararlı olduğu unutulmamalıdır. Çünkü bu beslenme tarzı yaklaşık 17 saat olan açlığı, ortalama 20 saate çıkarmaktadır. Bu da açlık kan şekerinin daha erken saatlerde düşmesine ve buna bağlı olarak günün daha verimsiz geçmesine neden olmaktadır. Bu durumun aksine eğer sahur öğünü, ağır yemeklerden oluşursa gece metabolizma hızı düştüğü için yemeklerin yağa dönüşme hızı ve kilo alma riski artmaktadır. Bu nedenle sahura mutlaka kalkılmalıdır. Bu süreçte dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da iftar sofraları için hazırlanan yiyecekler ve bunların tüketim miktarlarıdır. İftar sofralarında bir insana yetecek yemeğin 2-3 kat fazlası bulunabilmektedir. İftarda kan şekeri çok düşük olduğundan kısa sürede çok miktarda besin tüketme isteği doğmaktadır. Yapılan en büyük hatalardan birisi de çok hızlı bir şekilde, çok yüksek miktarda besin tüketmektir. Beyin doyma emrini yemekten 15-20 dakika sonra verir. Çok hızlı yemek yendiğinde bu süre zarfında fazla miktarda, enerjisi yüksek besinler yenilir ve bu durum hem sağlık açısından risk oluşturabilir hem de ilerleyen günlerde kilo alımına zemin hazırlayabilir” diye bildirdi.

    “YETERİNCE SIVI ALINMAZSA BAYILMA, BULANTI, BAŞ DÖNMESİ GİBİ SAĞLIK PROBLEMLERİ YAŞANABİLMEKTEDİR”

    Ayrıca Dr. Demirel, sıcak yaz aylarında tutulacak Ramazan döneminde sıvı tüketiminin önemine değinerek, “Sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısı artmakta ve metabolizma bu yeni duruma uyum sağlamaya çalışmaktadır. Sıcaklıkların etkisiyle artan terleme ile birlikte yeterince sıvı alınmazsa su ve mineral kaybı sonucu, bayılma, bulantı, baş dönmesi gibi sağlık problemleri yaşanabilmektedir. Günde ortalama en az 2-2,5 litre (12-14 su bardağı) su içmeye, bununla birlikte Ramazan ayında sıvı ihtiyacını da karşılayacak ayran, taze sıkılmış meyve-sebze suları, sade soda ve benzeri sıvıları sık sık tüketmeye özen gösterilmelidir” şeklinde ifadelere yer verdi.

    ”TEK SEFERDE BÜYÜK PORSİYONLAR YERİNE, BİRER SAAT ARA İLE AZAR AZAR KÜÇÜK PORSİYONLAR ŞEKLİNDE BESLENİN”

    Son olarak oruç tutacaklar için çeşitli tavsiyelerde bulunan Halk Sağlığı Müdürü Dr. Kadir Demirel, şunyarı belirtti;

    “Oruç tutarken yeterli ve dengeli beslenmeye özen gösterin. Tek seferde büyük porsiyonlar yerine, iftardan sonra birer saat ara ile her seferinde azar azar küçük porsiyonlar şeklinde beslenin. Yemeklerinizi hızlı yemekten kaçının, yavaş yavaş ve iyice çiğneyerek tüketin. Sahur öğününüzü atlamayın, mutlaka yapın. Sahurda süt, yoğurt, peynir, yumurta, tam tahıllı ekmekler gibi yiyeceklerden oluşan hafif bir kahvaltı yapabilir ya da çorba, zeytinyağlı yemekler, yoğurt ve salatadan oluşan bir öğün tercih edebilirsiniz. İftara peynir, domates, zeytin gibi kahvaltılıklar veya çorba gibi hafif yemeklerle başlayıp 10-15 dakika sonra az yağlı et yemeği, sebze yemeği veya salatayla devam edebilirsiniz. Hem enerji veren hem de kan şekerini dengeli bir şekilde yükselten besinler (beyaz ekmek, pirinç pilavı gibi glisemik indeksi yüksek olan yiyecekler yerine bulgur pilavı, kepekli ekmek veya kepekli makarna vb.) tercih edin. İftarda aşırı şerbetli, yağlı tatlılar yerine; sütlü tatlılar (sütlaç, güllaç, muhallebi vb.) veya meyve tatlıları tercih edin. Susama hissi duymasanız bile iftar ve sahur arasında sık sık su için. Suya ek olarak kafein içeren içecekler yerine de süt, ayran, sade soda, taze sıkılmış meyve-sebze suları, ıhlamur ve kuşburnu gibi bitki çayları tercih edebilirsiniz. Yemekleri pişirme yöntemlerinin de önemli olduğunu unutmayın. Özellikle ızgara, haşlama, fırında, buğulama gibi sağlıklı yöntemlerle hazırlanan yemekleri tercih edin. Kavrulmuş, kızartılmış ve tütsülenmiş yemeklerden uzak durun. İftardan 1-2 saat sonra kısa mesafeli yürüyüşler yapmak sindirime yardımcı olacaktır. Beslenme düzenindeki değişikliklere bağlı olarak oluşabilecek kabızlığı önlemek için sıvı tüketiminize dikkat edin. Ek olarak, yemeklerde lif oranı yüksek yiyecekler (kuru baklagiller, kepekli tahıllar, sebzeler) ve ara öğünlerde de taze ve kuru meyveler, hoşaf ve kompostolar, ceviz, fındık, badem gibi kuru yemişler tercih edebilirsiniz.“

  • Uzmanından Ramazan Ayında Beslenme Önerileri

    Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Gizem Sarıyıldız, Ramazan ayında nasıl beslenilmesi gerektiği konusunda vatandaşlara tavsiyelerde bulundu. Sarıyıldız, sahura kalkmanın da Ramazan ayında çok önemli olduğunu vurguladı.

    Ramazan’da uzun süre aç kalmanın metabolizmayı etkilediğini ifade eden Sarıyıldız, “Oruç tutanların ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşmamaları için beslenme konusunda bazı noktalara dikkat etmeleri gerekir. Ramazan boyunca tutulan oruçta uzun süre aç kalınması ve vücut hareketlerimizin yavaşlaması metabolizmayı yavaşlatır ve besinlerin yağ haline gelmesini kolaylaştırır. Ayrıca bu uzun süreli açlığa bağlı olarak kan şekeri düşmektedir. İftar sofrasında birden yemek yemeğe başladığımızda ise kan şekeri birden yükselmeye başlar. Düşüp çıkan bu kan şekeri de maalesef hastalarda titreme, üşüme hissi, baş ağrısı, baş dönmesi, dalgınlık, dikkatsizlik, uykuya eğilim, sinirlilik, hazımsızlık, şişlik gibi sorunlara da neden olur” dedi.

    “BOŞ MİDEYE BİRDEN YÜKLENMEK YAPILAN EN BÜYÜK YANLIŞTIR”

    Oruç tutacakların midelerine bir anda yüklenmemeleri gerektiğini söyleyen Sarıyıldız, “Uzun açlık sonrası yemeğe birden yüklenmek yaptığımız en büyük yanlışlardandır. Çünkü uzun bir açlık sonrası ağır yemekler yemek kalbin yükünü artırır. Bu durum yüksek tansiyona, beyin kanamasına ve felç geçirmeye de yol açabilir. Eğer Ramazan boyunca beslenme konusunda bazı noktalara dikkat edersek bu rahatsızlıklara karşı önlemimizi alabilir ve sağlıklı bir ay geçirebiliriz” şeklinde konuştu.

    “ÖĞÜNLERİ İKİYE BÖLMEK SAĞLIĞA FAYDALI OLUR”

    İftarda fazla yemeden öğünlerin ikiye ayrılması gerektiğini belirten Sarıyıldız, “Fazla miktarda yemek yemenin vücuda yükleyeceği yükü azaltmak için iftar iki öğüne bölünmelidir. İftarda hızlı ve fazla yemek tüketilmemeli, yavaş yavaş ve küçük porsiyonlar halinde yemek yenmelidir. İftar ile sahur arasına küçük ara öğünler eklenmelidir. Böylece hem fazla miktarda yemenin vereceği olumsuzlukları engeller hem de yavaşlayan metabolizmaya destek olur. Beyin, doyma hissini yemeğe başladıktan 15-20 dakika sonra verir. Bundan dolayı yemeklerin yavaş yenmesi gerekir. Yani çorbadan sonra midemizi 5 ya da 10 dakika dinlendirirsek beyne biraz daha izin vermiş oluruz. İftarda vücudunuzun sıvı ve elektrolit dengesini desteklemek için su ve hurma ya da zeytin ile başlayabilirsiniz. Özellikle hurma düşen kan şekerini yerine getirmektedir. Fakat hurmanın yüksek miktarda şeker içerdiği ve bu nedenle kan şekerini yükselttiği de unutulmamalıdır. Hurmadan sonra çorbamızı veya tam tahıllı ekmeğimizi tercih edersek daha uzun süre tok kalırız” ifadelerini kullandı.

    “YEMEKLERİN PİŞİRME YÖNTEMLERİ ÇOK ÖNEMLİ”

    Seçilen yemeklerin pişirme yöntemlerinin de önemli olduğunu söyleyen Gizem Sarıyıldız, “Özellikle ızgara, fırında veya haşlama tercih edilmelidir. Bu durum sizi mide krampları ve mide yanmalarından koruyacaktır. Ayrıca Ramazan’ın en önemli unsuru olan Ramazan pidesini de unutmayalım, beyaz unlu ve lezzetli olan Ramazan pidesinin bir avuç kadarının bir dilim ekmeğe denk geldiğini de hatırlatalım. Tatlıyı ise kesinlikle iftar sofrasında yememeliyiz. Yemekten bir buçuk ya da iki saat sonra ara öğün olarak tüketebiliriz. Aşırı şerbetli, yağlı, hamur işi tatlılar yerine ölçüyü kaçırmadan sütlü tatlılar veya meyve tatlılarını tercih etmeliyiz” dedi.

    “YETERİ KADAR SIVI TÜKETİLMELİ”

    Sahur ve iftarda yeteri kadar sıvı alınması gerektiğini söyleyen Sarıyıldız, “Dikkat edilmesi gereken noktalardan bir diğeri de sahur ve iftarda yeterli sıvı alımıdır. Sıvı tüketimini artırmak için iftarda ilk yemek olarak çorba tercih edilebilir. Gün içinde susuz kalınacağından iftar ile sahur arasında da en az iki ya da iki buçuk litre su içilmelidir” dedi.

    “MUTLAKA SAHURA KALKILMALI”

    Sağlık için mutlaka sahura kalkılması gerektiğini söyleyen Gizem Sarıyıldız, “Sağlıklı bir Ramazan geçirmek için mutlaka sahura kalkmalısınız. Sahura kalkıp ufacıkta olsa bir şeyler yememiz, gün içerisinde daha rahat ve verimli geçirmeyi sağlar. Kişiler uzun süre tok kalabilmek için ve kan şekerinde ciddi problemler yaşamamak için sahurda kendilerini tok tutan besinleri tüketmeleri gerekmektedir. Bunun için kahvaltı niteliğinde geçirmek en doğrusu. Tam buğday ekmeği, peynir, yumurta, özellikle haşlanmış yumurta olarak, domates, salatalık biber ve mevsim yeşillikleri de mutlaka sofralarında bulundurmalılar. Posadan zengin olmalarından dolayı uzun süre tok kalmalarını sağlarlar. Daha çok acıkma hissi duyanlar ise kurubaklagil tüketebilir. Midede boşalma hızları daha yavaş olduğundan tokluğu daha uzun süre muhafaza ederler. Tuzlu peynir, zeytin, salam, sucuk gibi gıdalardan ise uzak durmalıyız. Bu tür besinler hem gün içerisinde susuzluk hissini artırır, hem de yağlı oldukları için kilo artışına neden olur” şeklinde konuştu.

  • Diyanet İşleri Başkanı’ndan Ramazan uyarıları

    Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, “Ramazan bizi değiştirsin, biz Ramazan’ı değiştirmeyelim. Ramazan’ı kendi dünyamızda bir şatafata, bir eğlenceye dönüştürmeyelim” dedi.

    Diyanet İşleri Başkanı Görmez, “Gelin Gönüller Yapalım Bu Ramazan ve Her Zaman” konulu Ramazan ayı içerisinde yapılacak etkinlikler hakkında basın açıklaması yaptı. Ramazan ayına sevinç ile girdiklerinin altını çizen Görmez, “60 yıldır bütün İslam dünyası Ramazan giriş ve bayramlarını birlikte kutlama konusunda ihtilaf içinde oldu. Müslümanların 60 yıl böyle bir konuyu tartışmış olması üzüntü verici olmuştur. Önce 2013 yılında bir hazırlık toplantısı yaparak bu konuya sahip çıkacağımızı bütün İslam dünyasına bildirme imkanı bulduk. Geçen hafta bütün İslam dünyasının Diyanet İşleri Başkanlarını İstanbul’a davet ederek 3 günlük bir toplantı düzenlendi. Bu toplantı neticesinde bugüne kadar yapılan toplantılar ile mukayese edildiğinde ilk defa ittifak ile varılan karar alındı. Bu karara göre artık Müslümanlar dünyanın bir yerinde oruç tutmaya başlarken bir yerinde bunu tahakkuk etmeyecekler. Bir yerinde bayram kutlanırken bir yerinde bayram yapmamazlık yapmayacaklar. Avrupa’da aynı camilerde aynı şehirlerde Müslümanlar ikiye bölünmüşlerdi” diye konuştu.

    “RAMAZAN BİZİ DEĞİŞTİRSİN”

    Her sene Ramazan’da ve diğer bütün faaliyetlerde bir temayı öne çıkarmaya çalıştıklarını kaydeden Görmez, “Geçen sene iyilik kavramı üzerinde durduk ve “Vakit İyilik Vaktidir” dedik. Bir önceki sene ise, “Hiç Kimse Kimsesiz Kalmasın Bu Ramazan ve Her Zaman” dedik. Bu sene de “Gelin Gönüller Yapalım Bu Ramazan ve Her Zaman” konulu tema üzerinde duracağız. Ramazan-ı Şerif’in bize her sene gelerek “Nereye Gidiyorsunuz?”, “Bu Gidişatınız Nereye?” diye bizi ikaz etmeye geldiğinin daima farkında olmalıyız. Ramazan çünkü bizi değiştirmeye gelir. Hepimiz bu dünyaya geçici bir süreliğine misafir olarak geldik. Hepimiz ömür sermayesini tüketmeye geliyoruz. Hepimiz bu dünyaya imtihan olmaya geliyoruz. Bu dünya hayatını çok iyi değerlendirmek için gönderilmişiz. Ancak dünyanın hayatın akışı içerisinde bazen kendimizi, kalbimizi, kardeşimizi, dostumuzu ihmal ediyoruz. Dünya hayatını bir gayeye dönüştürüyoruz bazen. İşte Ramazan her sene bize dünya hayatının bu akışına teslim olmamayı öğretmeye geliyor. Bizi değiştirmeye geliyor. Bizim kalbimize, yüreğimize çöken kötülükleri ortadan kaldırmak için geliyor. Ancak biz Ramazan’ı değiştirmeye kalkıyoruz. Bütün ibadetlerimiz için bu söz konusudur. Bütün ibadetler bizi değiştirmeye geliyor ama biz ibadetlerimizi değiştirmeye kalkıyoruz. Ramazan bizi değiştirsin, biz Ramazan’ı değiştirmeyelim. Biz Ramazan’ı kendi dünyamızda bir şatafata, bir eğlenceye dönüştürmeyelim” dedi.

    “ZENGİNLER FAKİR KARDEŞLERİNİ AĞIRLASIN”

    Ramazanın bir coşku olduğunu ancak o coşkunun bir eğlence, bir şatafat ve bir gösteriye asla dönüştürülmemesi gerektiğine dikkat çeken Görmez, “Ramazan’da iftar vakti çok önemli bir vakittir. Namazda secde anı ne kadar değerli ve kıymetliyse Ramazan’da iftar anı o kadar değerli ve kıymetlidir. Secdede yapılan dualar nasıl makbul ise iftar vaktinde yaptığımız dualar öyle makbuldür Rabbimizin katında. İftar vaktini sevinçleri paylaştığımız bir ana dönüştürmeliyiz. Biz iftar sofralarına birbirimizi ağırladığımız israf sofralarına dönüştürmemeliyiz. Zira iftar sofraları bizi her türlü israftan korumak üzere aynı zamanda gerçekleştireceğimiz bir ibadettir onun farkında olmalıyız” dedi.

    Ramazan’da yapılacak bir diğer önemli hususun, haneleri ve gönülleri, orucu idrak edecek herkese açık tutmak olduğunu belirten Görmez, “Zenginler sadece zenginleri ağırlamasın. Zenginler fakir kardeşlerini ağırlasın. Fakirler, zengin kardeşlerini sofralarında ağırlasınlar. Zenginlerin yine zenginler ile sofralarda buluştuğu, fakirlerin de sadece fakirler ile bir araya geldiği ay değildir Ramazan. Ramazan, aramızdaki o sınıf farklılıklarını, aramızdaki o şöhreti, makamı, mevkiyi kaldıran ibadet olarak gelir. Son yıllarda bütün şehirlerde iftar çadırları kuruluyor. Özellikle işinden çıkmış evine ulaşamayan nice insanların oralarda sıcak bir çorba içmesini sağlamak güzel bir adet. Ancak bunu asla bir reklam, tanıtım ve bir gösteriye dönüştürmemeliyiz. Özellikle yerel idarelerimiz bu konuda çok daha dikkatli olmalıdır. Üzerine firmamızın, belediyemizin reklamını yaparak kameralar eşliğinde fakirin kapısına koli bırakmayın. Başka bir yol bulun. Sağ elin verdiğini sol el duymasın” diye konuştu.

    “BİZE SIĞINAN KIRIK KALPLERİ ONARALIM”

    Bu seneki temanın son derece önemli olduğuna dikkat çeken Görmez, “Hayatın akışı içerisinde insanı ihmal ediyoruz. Yanı başımızdaki kardeşimizin gönlünü kırıyoruz, gönüller yıkıyoruz, gönüller yapmıyoruz. Halbuki biz gönül yapmaya geldik. Gönül, kalbin çok daha başka büyük bir boyutudur. Millet olarak ve İslam alemi olarak tarihin zor bir sürecinden geçiyoruz. Tarihin bu zor sürecinde milletimizin birliği ve beraberliği, gönüller arasındaki merhamet köprüleri çok daha büyük önem arz ediyor. Biz millet olarak gönüller arasında köprüler kurmaya devam etmeliyiz. Gönüllerimiz arasında birlik olmalıdır. Ülkemize sığınan 3 milyon civarında kardeşimiz var. Bizim tarihin bu zor sürecinde gönüllerimize sığınan bu kardeşlerimizin gönüllerini yapmalıyız. Bu bizim insani ve İslami görevimizdir. Gelin bize sığınan kırık kalpleri onaralım. O kalplerin hepsi buruk ve kırık. O kalplerin yeniden inşa edilmeye ihtiyacı var. O kalplerin nice sahipleri denizlerde boğuldular, boğulmaya devam ediyorlar. O kalplerin nice sahipleri sığınacak bir yer bulamadılar. Başka dünyalarda, sınırlarda beklemeye devam ediyorlar. Avrupa kıtası sınırlarını değiştirdi. O sınırda nice insanlar bekliyor. Böyle bir Ramazan gününde biz, bize sığınan kardeşlerimizi unutursak Ramazan’ın bize kazandırmak istediği hasetleri yeterince gerçekleştirmiş olmayız” açıklamasında bulundu.

  • Tgdf Başkanı Kopuz: “Ramazan Ayında Gıda Fiyatlarında Zam Olmayacak”

    TGDF Başkanı Şemsi Kopuz, Ramazan ayına denk gelecek bir zam beklemediklerini söyledi.

    Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu (TGDF) Başkanı Şemsi Kopuz, basın mensuplarıyla bir araya geldiği toplantıda bu yıl ile geçtiğimiz yılda gıda fiyatlarında yaşanan düşüşleri ve artışları açıkladı. Ramazan öncesinde gıda piyasalarındaki son gelişmelerin değerlendirildiği toplantıda konuşan Kopuz, “Geldiğimiz noktada eski ramazanlardaki gibi gıda ve içecek bulabilecek miyiz? sorusunu her yıl kafalarımızda tekrar oluştuğunu görmekteyiz. Geçen yıldan bu yana Dünya gıda fiyatlarındaki düşmenin bu yılda etkisini gördüğümüzü söyleyebilirim. Buradan yola çıkarak mevsimin bereketiyle ürün boldur. Ramazan ayında gıda fiyatları seyrinde herhangi bir yükselme beklenmemektedir” dedi.

    Günümüzde 75 milyon nüfusu ve Türkiye’ye gelen turisti doyuracak gıda seviyede gıda ürettiklerini belirten Kopuz, bunun üzerine de 12 milyar dolar ihracat gerçekleştirdiklerinin altını çizdi.

    Et fiyatlarının yüksek olduğunu daha önceki senelerde de dile getirdiklerini belirten Kopuz, “Bu konuyla ilgili dünyadaki en yüksek fiyatlı et tüketimi herhalde ülkemizde. Son dönemde Sayın Gıda, tarım ve Hayvancılık Bakanımızın aldığı radikal politikalarla fiyatlar geçen seneyle bu sene arasında enflasyonu yüzde 7-8-9 arasında kabul edersek dana fiyatlarındaki artış enflasyonla paralel gidiyor” şeklinde konuştu.

    Şemsi Kopuz, yüzde 7 büyüme hedefinde olduklarını söyleyerek “İç pazardaki bizim ülke büyümesinin üzerinde yüzde 7 büyüme hedefimiz vardı. İnşallah buna ulaşacağız. İhracatımız geçen sene ile bu sene arasında Suriye ve Irak’tan dolayı olan 1 milyar dolar düşüş söz konusuydu. Bu sene bu 1 milyar düşüşü telafi etmek istiyoruz ama bu 1 milyar doları telafi etme konusunda çok gerçekçi bir rakam verir miyim bilemem o biraz tereddütte en azından yarısını telafi edersek bizim için başarı olur” dedi.

    “RUSYA PAZARI BİZİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ BİR PAZAR DEĞİL”

    Rusya pazarının kendileri için çok önem arz etmediğini kaydeden Kopuz,”Rusya pazarında bizim pazarlarda onlardan daha çok ithalatçı konumdayız. Enteresandır tarım ve hayvancılıktaki ithalat dengesi onların aleyhine bozuldu. Onlar pozisyon olarak gıda sektöründen mağdur olan taraf. Rusya pazarı bizim için çok önemli bir pazar değil. Oraya vermediğimiz ihracattan dolayı kayıp yaşamıyoruz. Bunu diğer ülkelerle telafi etmeye çalışıyoruz” diye konuştu. Son olarak “Pidede zam olacak mı?” sorusuna Kopuz “Çarşı herşeye karşı biz de federasyon olarak bütün zamlara karşıyız. Bu da sloganımız olsun. Pide de dahil inşallah zam yapmazlar” şeklinde cevap verdi.

    TGDF Başkanı Şemsi Kopuz’un açıkladığı gıda fiyatlarındaki artış ve azalışlar şu şeklide:

    BULGUR PİLAVLİK KG yüzde -4,24

    KADAYIF TEPSI 400 GR yüzde 9,17

    KURU FASULYE KG SIRA 8 MM yüzde -8,82

    KIRMIZI MERCİMEK KG yüzde 23,68

    GÜLLAÇ 400 GR. yüzde 5,26

    OSMANCIK BALDO KG yüzde -14,52

    NOHUT 9MM KG yüzde 31,43

    HURMA MEDİNE JUMBO (NO:1), KG. yüzde 12,90

    UN KG yüzde 12,86

    KAYISI, KG. yüzde -6,06

    DANA yüzde 9,24

    KUZU yüzde 0,00

    KURU UZUM, KG. yüzde 12,00

    PASTIRMA yüzde 8,78

    İNCİR, KG. yüzde 12,96

    BEYAZ ET yüzde 6,57

    FINDIK İÇİ (LÜKS), KG. yüzde -40

    SALÇA yüzde -9,38

    CEVIZ İÇİ KELEBEK (LÜKS), KG. yüzde -20

    MAKARNA yüzde 0,00

    SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ yüzde 0,00

    ŞEKER VE ÇEŞİTLERİ yüzde 7,45

    ÇAY 1000GR yüzde 21,31

    SIVI KATI YAĞLAR – AYÇİÇEK yüzde 12,55

    SIVI KATI YAĞLAR – FINDIK yüzde 45,70

    SIVI KATI YAĞLAR – ZEYTİNYAĞI yüzde

    GAZLI İÇECEKLER yüzde 3,21

    MEYVE SUYU yüzde 8,19

    ZEYTİN yüzde 7,17

    BEYAZ PEYNİR yüzde 0,00

    KAŞAR PEYNİRİ yüzde 0,00

    TEREYAĞ yüzde 0,00

  • Lokantacılara Ramazan Ayında Perde Takın Uyarısı

    Edirne İl Müftüsü Emrullah Üzüm, yaklaşan Ramazan ayında lokanta ve restoran işletmecilerine tavsiyede bulunarak, mazereti olup oruç tutmayanlara yemek verecek işletmelerin dükkanlarının pencerelerini perdelerle kapatarak yemek vermesini tavsiye etti.

    Haziran ayının 6’sında Ramazan ayının ilk günü başlıyor. Türkiye’de Ramazan ayının ilk günü en uzun oruç tutacak ilin 17 saat 22 dakikayla Edirne olduğunu belirten Müftü Üzüm, en kısa oruç tutacak ilin ise 17 saat 2 dakika ile Ağrı olduğunu söyledi.

    Ramazan ayında lokanta ve restoran işletmecilerine bir de tavsiyede bulunan Müftü Üzüm, “24 saatte bir öğün yemek insanın dengeli beslenmesi için kâfidir. Yeterli sıvı alımları iftar ve sahurda Ramazan-ı Şerif ne kadar uzarsa uzasın sorun olmaz. Oruç maddi ve manevi olarak terapi olarak da sıhhatinize fayda sağlayacaktır. Edirne şanslıdır bu durumda 20 dakika kadar daha fazla oruç tutacak. Yaşlılar, yolcular, hastalar ve mazereti olan hamile ve emzikli kadınlar dışında bütün müminler oruçlarını tutarlar” dedi.

    “Mazereti olanlar Ramazan orucu tutamasalar bile sokaklarda yiyip içmezler. Ramazan-ı Şerif’e olan saygı Cenabı Hakka olan saygının gereğidir” diyen Edirne Müftüsü Emrullah Üzüm, “Sokaklarda yiyip içmeyiz, çocuklara güzel örnek oluruz. Lokantalarda eskiden öyleydi. Bu bir tavsiyedir gönül işidir. Lokantacı kardeşlerimizde, bütün müminlerde bu işte çok gönüllüdür biliyorum. Lokantalarının camlarını perdeler ve bu yemekleri mazeret gruplarına içeride verirler. Buna dikkat edenler kendileri çok mutlu olacakları gibi Cenabı Hakta inşallah çok memnun olacaktır” diye konuştu.