Etiket: Rakamlarını

  • Emlak Konut ilk çeyrek satış rakamlarını açıkladı

    Emlak Konut GYO, yılın ilk çeyreğinde 2 milyar 878 milyon TL değerinde, 2 bin 833 adet bağımsız bölümün satışını gerçekleştirdiğini açıkladı.

    Emlak Konut GYO, yılın ilk çeyreğine ilişkin satış rakamlarını açıkladı. Şirket, 3 aylık dönemde, KDV hariç 2 milyar 878 milyon TL değerinde, 410 bin 460 satışa esas brüt metrekarelik bağımsız bölümün satışını yaptı. Yapılan açıklamada, 1 Şubat’ta 31 Mart arası süren kampanya kapsamında 2 milyar 801 milyon TL değerinde 394 bin 668 metrekarelik 2 bin 722 bağımsız bölümün satışı gerçekleştirildi. Kampanyanın ilk ayı olan Şubatta 943 adet bağımsız bölüm satılırken, Mart ayında da bin 779 adetlik satış yapıldı.

    Geçen yılın aynı döneminde toplamda bin 200 adet bağımsız bölümün satışını yapan Emlak Konut GYO, 2017’nin ilk çeyreğinde bu rakamı 2 bin 833 adede çıkararak rekor satış gerçekleştirildiği duyurulurken, kampanyasında en çok 60 ay vade tercih edildiği bildirildi.

    “Hedefimizin büyük bir oranını daha ilk üç ayda gerçekleştirdik”

    Açıklamada görüşlerine yer verilen Emlak Konut GYO Genel Müdürü Murat Kurum, konu ile ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Gelişen ülke ekonomimizde gayrimenkul sektörünün potansiyelini yakından takip ederek halkımızın istekleri doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu bağlamda tarihimizde bir benzeri daha olmayan 20 yıla kadar uzayan vadelerle Güçlü Türkiye İçin Birlik Vakti kampanyamızı yaptık. Şimdi tabloya baktığımızda gerek genel anlamda ilk çeyrek sonuçlarımızdan gerekse kampanya kapsamında çıkan sonuçlarımızdan memnuniyet duyuyoruz.

    Şüphesiz bu başarının arkasında güçlü Türkiye için çağrımıza kulak vererek ülkesine güvenen vatandaşlarımız yer alıyor. Bu vesileyle bugüne kadar desteğini her zaman hissettiğimiz halkımıza ve kampanyamıza katılan bankalarımıza teşekkür ederiz. Sene başında 8 milyar TL’lik bir hedef açıklamıştık. Hedefimizin büyük bir oranını daha ilk 3 ayda gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Türkiye’nin en büyük gayrimenkul yatırım ortaklığı şirketi olarak köklü geçmişimizden aldığımız kuvvet ile daha güçlü Türkiye için çalışmaya ve üretmeye devam ediyoruz”.

  • Başbakan Yardımcısı Canikli Türkiye’nin büyüme rakamlarını değerlendirdi

    Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, Türkiye’nin büyüme rakamlarını değerlendirerek “Derecelendirme kuruluşlarının güçlü büyüme performansı karşısında nasıl değerlendirme yapacaklarını merak ediyoruz” dedi.

    Vefat eden eniştesi Abdullah Süleymanoğlu’nun cenaze törenine katılmak için memleketi Giresun’un Alucra ilçesine gelen Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, Merkez Camisi’nde kılınan cenaze namazının ve defin işlemlerinin ardından baba ocağında çeşitli ziyaretlerde bulundu.

    Ziyaretlerin ardından Türkiye’nin ekonomik büyüme rakamları ile ilgili açıklamalarda bulunan Nurettin Canikli, “2016 yılı son çeyrek büyümesi herkesi şaşırtacak şekilde bir hayli yüksek geldi” diye konuştu. Canikli, “Özellikle üçüncü çeyrekteki 1,8 oranında küçülmeden sonra bu şekilde bir performans açıkça beklenmiyordu. Biz tahmin ediyorduk, biliyorduk bu şekilde çok güçlü bir büyüme oranının geleceğini tahmin ediyorduk. Bu son derece önemli. Türkiye ekonomisinin en zor şartlarda bile güçlü büyüme performansından taviz vermediğini ve güçlü büyüme eğiliminin aslında ekonominin kendi iç dinamikleri içerisinde mündemiç olduğunu gösteriyor” diye konuştu.

    “Türkiye ekonomisi çok büyük saldırılar şoklar karşısında dahi dimdik ayakta”

    “15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra da Türkiye ekonomisi belli amaca yönelik bir takım saldırılarla karşı karşıya kaldı” diyen Canikli, “Türkiye’ye hak etmediği şekilde özellikle uluslararası derecelendirme kuruluşları tarafından çok haksız bir şekilde not indirimleri ve değerlendirmeler geldi. Bütün bunların arasında son çeyrekte böyle bir performansın ortaya konulması gerçekten takdire şayandır ve bunu dünya ekonomi tarihi kaydedecek, ediyor zaten. Çünkü özellikle ısrarlı şekilde belli çevrelerin artık bundan sonra Türkiye’nin güçlü büyüme performansı gösteremeyeceği şeklinde çok yoğun yorumların yapıldığı değerlendirmelerin gündeme geldiği içeriden ve dışarıdan dönemde böyle bir güçlü büyümenin ortaya çıkmış olması son derece önemlidir. Türkiye’nin son özellikle bir kaç yılda karşı karşıya kaldığı içeriden ve dışarıdan kaynaklanan şokların çok daha azıyla çok daha küçük bir oranıyla başka bir ülke yüz yüze gelmiş olsaydı inanın hem siyasi dengesinde çok ciddi problemler karşı karşıya kaldırdı hem de ekonomik performansında çok büyük düşüşler yaşanırdı. Bu son çeyrek büyüme rakamı Türkiye ekonomisinin gerçekten reel sıkıntılarla test edildikten sonra çok büyük sadırılar, şoklar karşısında dahi dimdik ayakta durabildiğini göstermiştir. Artık Türkiye’nin önü açıktır. Bu aynı zamanda böyle bir değerlendirmenin de kapısını aralamaktadır. Yani ekonomimizin son dönemde yaşadığı sıkıntılar herhalde en büyükleriydi. Bundan sonra başka bir ülke veya Türkiye daha büyük geçmişte karşı karşıya kaldığı sıkıntılardan daha büyükleriyle karşı karşıya kalmaz. Büyük oranda onları geride bıraktık onu da ısrarlı bir şekilde ifade etmeye çalıştık ama dinletemedik” ifadelerini kullandı.

    “Not indirimlerinin siyasi olduğu bir kere daha ortaya çıktı”

    Türkiye’nin notunun düşürülmesinin belirli siyasi amaçların matuf değerlendirmeleri olduğunun bir kere daha ortaya çıktığını kaydeden Canikli, şöyle devam etti;

    “ Derecelendirme kuruluşlarının Türkiye ekonomisiyle ilgili Türkiye’nin yatırım yapılabilir seviyenin altına not seviyesine indirilmesiyle ilişkin değerlendirilmelerinde rasyonel olmadığı bilimsel olmadığı ve kesinlikle belirli siyasi amaçları gerçekleştirmeye matuf değerlendirmeler olduğu bir kez daha bugün ortaya çıkmıştır. 2016 yılının son çeyreğindeki bu ortaya çıkan güçlü büyüme performansı bunu da açık bir şekilde göstermiştir. Derecelendirme kuruluşları Türkiye’nin kredi notunu özellikle büyüme performansında sıkıntılar yaşanacağı ve yaşandığı kabulü üzerine kurmuşlardı ve not indirimi bu şekilde gerçekleşmişti. Şimdi bunun böyle olmadığı anlaşıldı, bundan sonra derecelendirme kuruluşlarının biz özellikle bu güçlü performansı sıkıntılı zor şartlara rağmen güçlü büyüme performansı karşısında nasıl değerlendirme yapacaklarını merak ediyoruz, bu önemli gerçekten hep birlikte göreceğiz. Esasında sübjektif uygulamalarının Türkiye ekonomisine yönelik olarak sübjektif değerlendirmelerinin son derece yoğun bir şekilde yaşandığı ve tırnak içerisinde söylüyorum komplo bir saldırıyla karşı karşıya kaldığımızı geçtiğimiz dönemlerde bir kez daha göstermiş oldu açığa çıkarmış oldu bu yüksek büyüme performansı devam edecek.”

    “Büyümede 4 rakamının üzerine çıkabiliriz”

    2017 büyüme rakamları da beklentilerin özellikle bazı çevrelerin beklentilerinin üzerinde gerçekleşecek ifadelerini kullanan Canikli, “ Şu anda zaten 2017’ye ilişkin büyüme rakamlarını da yukarı yönlü olarak revize etmeye başladılar. Bu daha da yukarı noktalarda gerçekleşecek, biz inşallah 2017’de yüzde 4’ün üzerinde bir büyüme gerçekleştireceğiz. Hatta çok büyük olumlu anlamda sürprizler ortaya çıkabilir. 4 rakamının üzerine çıkabiliriz bunları hep birlikte göreceğiz. Bu büyümeye bağlı olarak önümüzdeki dönemde istihdam rakamlarında da iyileşmeleri hep birlikte göreceğiz. Esasında bizim talebi artırmak ve finansal firmaların finansal problemlerini çözmek amacıyla ortaya koyduğumuz paketlerin ve aldığımız kararların olumlu yansımalarını henüz görmedik. Bunları özellikle 2017’nin ilk çeyreğinde ve sonrasında göreceğiz. Bu daha önce yine talebin artırılmasına yönelik ticaretin artırılmasına yönelik kredi genişlemesini sağlayacak tedbirlerle çok yakından bağlantılıdır ve sonuç alınmıştır etki olmuştur. 2017 birinci çeyreği ve daha sonrasında gerçekten çok yüksek güçlü büyüme oranlarını inşallah hep birlikte bütün dünya görecek. Bu istihdam rakamlarına da işsizlik rakamlarına da olumlu yansıyacak özellikle artı istihdam paketinin şu anda 500 binden fazla yeni istihdamın önünü açtığını realize olduğunu biliyoruz. Gerçekten bu kadar kısa süre içerisinde 500 binden fazla yeni istihdam imkanının ortaya çıkması o da herhalde bugüne kadar dünya ekonomi tarihinde olmuş yaşanmış bir hadise değildir, bunun da yansımaları 2017’nin birinci çeyreği ve ikinci çeyreğinden itibaren hep birlikte göreceğiz” şeklinde konuştu.

    “İşsizlik rakamları düşecek”

    Türkiye’nin büyümesiyle işsizlik rakamlarında da düşüşler yaşanacağını söyleyen Canikli, “İstihdam rakamlarında da işsizlik rakamlarında da bu büyümeye paralel düşüş yaşanacak. Onu da 2017 yılının ikinci yarısından itibaren göreceğiz. O sonuçları, ve yıl sonunda biz işsizlikte tek haneli rakamları görme imkanımız olacak, yine aynı çerçevede enflasyon rakamları da bu büyümeye paralel olarak düşecek, faiz rakamları da yine aşağı yönlü hareket edecek. Onu da çok net bir şekilde önümüzdeki günlerde göreceğiz. Zaten riskler de hem konjonktürel riskler hem de coğrafi riskler bölgesel riskler her geçen gün azalmaktadır. Ekonomiyi olumsuz yönde etkileyen etkileme kapasitesi potansiyeli taşıyan bu riskler her geçen gün azalmaktadır. Bütün bunların birlikte düşünülmesi değerlendirilmesi sonucunda Türkiye ekonomisin önümüzdeki aylarda önümüzdeki dönemlerde gerçekten inanılmaz güçlü büyüme ve diğer makro göstergelerde de olumlu yönde hareketlendiğini hep birlikte göreceğiz, inşallah” dedi.

  • MTM, açlık ve yoksulluğun medyaya yansıma rakamlarını açıkladı

    Medya Takip Merkezi (MTM), Mart ayı boyunca açlık ve yoksulluk haberlerinin medya yansımalarını ele aldı.

    Çalışanların geçim imkanlarını arttırmak ve yaşam şartlarını iyileştirmek için çeşitli çalışmalar sürse de istenen sonuca henüz ulaşılmış değil. Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonun (TÜRK-İŞ), 30 yıldan bu yana her ay düzenli olarak, temel ihtiyaç harcamalarını ve giderlerini hesaplayarak hazırladığı son rapora (2017 Mart ayı sonucu) göre, açlık sınırı bin 481 lira oldu. Yoksulluk sınırı ise 4 bin 823 lira olarak belirlendi. Bekar bir çalışanın aylık yaşama maliyeti de bin 854 TL olarak gerçekleşti. MTM de Mart ayı boyunca açlık ve yoksulluk haberlerinin medya yansımalarını ele aldı.

    Araştırmada, açlık haberleri ay boyunca yazılı basında ve internet medyasında 11 bin 919 haberle yer alırken yoksulluk, 7 bin 730 habere konu edildi. Görsel basında ise, açlık ve yoksulluk haberleri toplamda 521 adet haberle yer aldı.

  • İGİAD, 2017 insani geçim ücreti rakamlarını açıkladı

    İGİAD, araştırmasına göre İstanbul’da ortalama büyüklükte bir ailenin, insani şartlarda aylık geçimini sağlayabilmesi için İnsani Geçim Ücreti (İGÜ), 2017 yılı için 2.154 TL oldu. Diğer 11 bölge için İGÜ, İstanbul’un altında tespit edildi.

    Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği (İGİAD) İnsani Geçim Ücreti (İGÜ) Tespit Komisyonu, her yıl Aralık ayında yaptığı bir araştırma ile Türkiye’de farklı bölgelerdeki ailelerin geçinebilmesi için gerekli olan asgari ücret seviyesini tespit ediyor. Derneğin 2004 yılından beri Asgari Geçim Ücreti (AGÜ) ismiyle İstanbul için yaptığı çalışma, 2014 yılı itibariyle İGÜ olarak revize edildi. İGÜ, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) İstatistiki Bölge Sınıflaması’nda yer alan 12 farklı bölge için yapılmaya başlandı.

    İstanbul’da rakamların açıklandığı basın toplantısına İGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Karahan, Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Yusuf Alpaydın, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adem Korkmaz katıldı.

    ’’İGÜ’nün işletmelerde uygulanması maliyet artışı getirmez aksine verimliliği ve bereketi artırır’’

    İşgörenlere ödenen asgari ücretin, toplumsal dayanışma ve refah seviyesi açısından önemli bir gösterge olarak kabul edildiğini vurgulayan İGİAD Başkanı Ayhan Karahan, “Derneğin devletin her yıl açıkladığı asgari ücrete alternatif olarak sunduğu İnsani Geçim Ücreti (İGÜ) iş görenlerin harcamaları üzerinden reel rakamlarla hesaplanmakta olup; işletmelerde uygulanması halinde gelir dağılımının iyileşmesine, refah seviyesinin artmasına, toplumsal dayanışmanın gelişmesine katkı sağlayacaktır. İnsani Geçim Ücretinin (İGÜ) işletmelerde uygulanması maliyet artışı getirmez aksine verimliliği ve bereketi artırır’’ dedi.

    ’’Hükümetin işverenin vergi yükünü azaltması ve bölgesel asgari ücrete geçmesi önemlidir’’

    Derneğin iş dünyasına alternatif olarak sunduğu ve reel rakamlarla hesaplanan İGÜ’yü pratikte uygulanması ya da uygulama yönünde gayret gösterilmesi için tüm işverenlere tavsiye ettiklerini belirten Karahan, ’’Devletin her yıl asgari ücreti belirlerken İGİAD’ın belirlediği İnsani Geçim Ücretini (İGÜ) dikkate alması asgari ücrette işgören ve işverenden alınan vergi yükünün azaltılması ve bölgesel asgari ücrete geçilmesi önem arz etmektedir’’ şeklinde konuştu.

    ’’Rakamlara uzun hesaplar neticesinde ulaştık’’

    Hesaplamayı nasıl yaptıklarını anlatan Yard. Doç. Dr. Yusuf Alpaydın, ’’Rakamlara uzun hesaplar neticesinde ulaştık. Birçok veri kaynağını kullandık. Ağırlıklı olarak Türkiye İstatistik Kurumu tarafından hazırlanan istatistikleri kullanıyoruz. Bunlardan birincisi TÜİK’in tüketici istatistikleri. Gıda, konut, giyim gibi farklı branşlarda ve farklı alanlarda maliyetlerle ilgili enflasyon hesaplarında kullanılan veriler. TÜİK’in hane halkı bütçe anketi yani hanelerin tüketim kalıplarını ve yaşam kalıplarını ortaya çıkaran bir araştırma. Adrese dayalı nüfus verileri, SGK’dan aylık alanların verileri, işgücü istatistikleri gibi birçok veri kaynağı kullanılarak hesaplamış olduk’’ şeklinde konuştu.

    Bölgelere göre insanı geçim ücretinin farlılık göstermesinin sebebini açıklayan Yard. Doç. Dr. Alpaydın,’’Bölgeler, TÜİK tarafından sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeylerine göre sınıflandırılmış yerlerdir. 12 tane bölge var. Bu bölgelerin kendi içinde yaşam kalıpları birbirine benziyor. Gelişmişlik ve tüketim düzeyleri birbirine benziyor. Gıdanın ve ulaşımın bölgelere göre maliyeti birbirinde farklı. İstanbul’da konuta ve ulaştırmaya çok fazla maliyet harcanırken daha küçük şehirlerde bu maliyetler düşük oluyor. Bu nedenle bölgesel olarak ciddi farklar ortaya çıkıyor’’ dedi.

    “İGÜ, çalışanların toplum içinde onurlu şekilde yaşamlarını sürdürecekleri ve aileyi içine alan çalışma’’

    İnsani geçim ücretinin ne olduğu hakkında bilgi veren Prof. Dr. Adem Korkmaz,’’ İGÜ, derneğin kendi çalışanları için başlattığı daha sonra Türkiye çapında genişleterek insan temelli, çalışanları bir üretim faktörü olmasının ötesinde toplum içinde sosyal ve anlamlı bir varlık olarak gören ve işletmeyi toplumun bir ailesi olarak gören yaklaşımın ortaya koyduğu sonuç. Rakamlar yıllara göre değişebilir. Asgari ücret arasındaki fark açılabilir ya da kapanabilir. Asgari ücret, yıldan yıla politik ve ekonomik gelişmelere bağlı olarak bir uzlaşma ücretidir. İGÜ, tamamen çalışanların toplum içinde onurlu şekilde yaşamlarını sürdürecekleri ve aileyi içine alan, aile hesaplamalarında ciddi şekilde analizlerin yapıldığı, Türkiye’deki aile büyüklüğü ve bu aile büyüklüğü içinde çalışanların sayısı gelir esnekliklerini içine alan hesaplama yöntemi ile ortaya çıkıyor’’ ifadelerini kullandı.

    2017 yılı bölgelere göre aylık insani geçim ücretleri şöyle:

    İstanbul: 2154 TL

    Batı Marmara: 1492 TL

    Ege: 1657 TL

    Doğu Marmara: 1925 TL

    Batı Anadolu: 1722 TL

    Akdeniz: 1724 TL

    Orta Anadolu: 1560 TL

    Batı Karadeniz: 1479 TL

    Doğu Karadeniz: 1576 TL

    Kuzeydoğu Anadolu: 1521 TL

    Ortadoğu Anadolu: 1678 TL

    Güneydoğu Anadolu: 1699 TL

    Türkiye Ortalaması: 1666 TL

    TÜİK İstatistiki Bölge Sınıflaması verileri baz alınarak hesaplanıldı.

  • İGİAD, 2017 insani geçim ücreti rakamlarını açıkladı

    İGİAD, araştırmasına göre İstanbul’da ortalama büyüklükte bir ailenin, insani şartlarda aylık geçimini sağlayabilmesi için İnsani Geçim Ücreti (İGÜ), 2017 yılı için 2.154 TL oldu. Diğer 11 bölge için İGÜ, İstanbul’un altında tespit edildi.

    Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği (İGİAD) İnsani Geçim Ücreti (İGÜ) Tespit Komisyonu, her yıl Aralık ayında yaptığı bir araştırma ile Türkiye’de farklı bölgelerdeki ailelerin geçinebilmesi için gerekli olan asgari ücret seviyesini tespit ediyor. Derneğin 2004 yılından beri Asgari Geçim Ücreti (AGÜ) ismiyle İstanbul için yaptığı çalışma, 2014 yılı itibariyle İGÜ olarak revize edildi. İGÜ, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) İstatistiki Bölge Sınıflaması’nda yer alan 12 farklı bölge için yapılmaya başlandı.

    İstanbul’da rakamların açıklandığı basın toplantısına İGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Karahan, Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Yusuf Alpaydın, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adem Korkmaz katıldı.

    ’’İGÜ’nün işletmelerde uygulanması maliyet artışı getirmez aksine verimliliği ve bereketi artırır’’

    İşgörenlere ödenen asgari ücretin, toplumsal dayanışma ve refah seviyesi açısından önemli bir gösterge olarak kabul edildiğini vurgulayan İGİAD Başkanı Ayhan Karahan, “Derneğin devletin her yıl açıkladığı asgari ücrete alternatif olarak sunduğu İnsani Geçim Ücreti (İGÜ) iş görenlerin harcamaları üzerinden reel rakamlarla hesaplanmakta olup; işletmelerde uygulanması halinde gelir dağılımının iyileşmesine, refah seviyesinin artmasına, toplumsal dayanışmanın gelişmesine katkı sağlayacaktır. İnsani Geçim Ücretinin (İGÜ) işletmelerde uygulanması maliyet artışı getirmez aksine verimliliği ve bereketi artırır’’ dedi.

    ’’Hükümetin işverenin vergi yükünü azaltması ve bölgesel asgari ücrete geçmesi önemlidir’’

    Derneğin iş dünyasına alternatif olarak sunduğu ve reel rakamlarla hesaplanan İGÜ’yü pratikte uygulanması ya da uygulama yönünde gayret gösterilmesi için tüm işverenlere tavsiye ettiklerini belirten Karahan, ’’Devletin her yıl asgari ücreti belirlerken İGİAD’ın belirlediği İnsani Geçim Ücretini (İGÜ) dikkate alması asgari ücrette işgören ve işverenden alınan vergi yükünün azaltılması ve bölgesel asgari ücrete geçilmesi önem arz etmektedir’’ şeklinde konuştu.

    ’’Rakamlara uzun hesaplar neticesinde ulaştık’’

    Hesaplamayı nasıl yaptıklarını anlatan Yard. Doç. Dr. Yusuf Alpaydın, ’’Rakamlara uzun hesaplar neticesinde ulaştık. Birçok veri kaynağını kullandık. Ağırlıklı olarak Türkiye İstatistik Kurumu tarafından hazırlanan istatistikleri kullanıyoruz. Bunlardan birincisi TÜİK’in tüketici istatistikleri. Gıda, konut, giyim gibi farklı branşlarda ve farklı alanlarda maliyetlerle ilgili enflasyon hesaplarında kullanılan veriler. TÜİK’in hane halkı bütçe anketi yani hanelerin tüketim kalıplarını ve yaşam kalıplarını ortaya çıkaran bir araştırma. Adrese dayalı nüfus verileri, SGK’dan aylık alanların verileri, işgücü istatistikleri gibi birçok veri kaynağı kullanılarak hesaplamış olduk’’ şeklinde konuştu.

    Bölgelere göre insanı geçim ücretinin farlılık göstermesinin sebebini açıklayan Yard. Doç. Dr. Alpaydın,’’Bölgeler, TÜİK tarafından sosyo-ekonomik gelişmişlik düzeylerine göre sınıflandırılmış yerlerdir. 12 tane bölge var. Bu bölgelerin kendi içinde yaşam kalıpları birbirine benziyor. Gelişmişlik ve tüketim düzeyleri birbirine benziyor. Gıdanın ve ulaşımın bölgelere göre maliyeti birbirinde farklı. İstanbul’da konuta ve ulaştırmaya çok fazla maliyet harcanırken daha küçük şehirlerde bu maliyetler düşük oluyor. Bu nedenle bölgesel olarak ciddi farklar ortaya çıkıyor’’ dedi.

    “İGÜ, çalışanların toplum içinde onurlu şekilde yaşamlarını sürdürecekleri ve aileyi içine alan çalışma’’

    İnsani geçim ücretinin ne olduğu hakkında bilgi veren Prof. Dr. Adem Korkmaz,’’ İGÜ, derneğin kendi çalışanları için başlattığı daha sonra Türkiye çapında genişleterek insan temelli, çalışanları bir üretim faktörü olmasının ötesinde toplum içinde sosyal ve anlamlı bir varlık olarak gören ve işletmeyi toplumun bir ailesi olarak gören yaklaşımın ortaya koyduğu sonuç. Rakamlar yıllara göre değişebilir. Asgari ücret arasındaki fark açılabilir ya da kapanabilir. Asgari ücret, yıldan yıla politik ve ekonomik gelişmelere bağlı olarak bir uzlaşma ücretidir. İGÜ, tamamen çalışanların toplum içinde onurlu şekilde yaşamlarını sürdürecekleri ve aileyi içine alan, aile hesaplamalarında ciddi şekilde analizlerin yapıldığı, Türkiye’deki aile büyüklüğü ve bu aile büyüklüğü içinde çalışanların sayısı gelir esnekliklerini içine alan hesaplama yöntemi ile ortaya çıkıyor’’ ifadelerini kullandı.

    2017 yılı bölgelere göre aylık insani geçim ücretleri şöyle:

    İstanbul: 2154 TL

    Batı Marmara: 1492 TL

    Ege: 1657 TL

    Doğu Marmara: 1925 TL

    Batı Anadolu: 1722 TL

    Akdeniz: 1724 TL

    Orta Anadolu: 1560 TL

    Batı Karadeniz: 1479 TL

    Doğu Karadeniz: 1576 TL

    Kuzeydoğu Anadolu: 1521 TL

    Ortadoğu Anadolu: 1678 TL

    Güneydoğu Anadolu: 1699 TL

    Türkiye Ortalaması: 1666 TL

    TÜİK İstatistiki Bölge Sınıflaması verileri baz alınarak hesaplanıldı.