Etiket: Rahatsızlıkları

  • Bazı kulak rahatsızlıkları burun tedavisi gerektirebilir

    NCR İnternational Hospital Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanlarından Prof. Dr. Yaşar Çokkeser, bazı kulak rahatsızlıklarının burun tedavisi gerektirebileceğini ifade etti.

    Prof. Dr. Yaşar Çokkeser, bazı kulak rahatsızlıkları için buruna müdahale edilmesi gerektiğini söyledi. Çokkeser, “Burun ve kulak arasında yer alan ve kulağın hava almasını sağlayan tübaöstaki borusu burundaki hastalıklar nedeni ile verimli çalışamaz hale gelmektedir. Bu da kulakta bir takım hastalıkların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Gerek burun hastalıkları, gerekse de tübaöstakinin hastalıkları uygun teknoloji ve tekniklerle tedavi edilerek kulaktaki iltihap ve işitme kaybı gibi sorunlar başarı ile tedavi edilmektedir. Tübaöstakiye yönelik ameliyatsız, balonla genişletme de tedavi alternatiflerinden birisidir” dedi.

  • Doç. Dr Altan Göktaş: “Kurban bayramında göz rahatsızlıkları artıyor”

    Acıbadem Kayseri Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr Altan Göktaş, Kurban Bayramında şeker tüketiminin artmasıyla göz hastalıklarında da artış görüldüğünü söyledi. Doç. Dr Altan Göktaş, özellikle diyabetli hastaların bu dönemde daha büyük risk altında olduğunu belirtti.

    Kurban Bayramında yoğun olarak tüketilen şekerli gıdaların vücutta en fazla gözü etkilediğini belirten Doç. Dr Altan Göktaş, özellikle diyabet hastalarının daha dikkatli olması gerektiği uyarısında bulundu. Artan şeker tüketiminin göz arkasında kanamalara ve görmede kalıcı hasarlara neden olduğunu kaydeden Doç. Dr Altan Göktaş, özellikle diyabet hastalarının bayram öncesinde göz doktoruna muayene olmalarını salık verdi.

    Göz hastalıklarında beslenme önemli

    Bazı besinlerin göz sağlığı açısından mutlaka tüketilmesi gerektiğine dikkat çeken Doç. Dr Altan Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Vitamin A gözdeki retina hücreleri ve dokuların beslenmesine fayda sağlıyor. Dolayısıyla yumurta, ıspanak ve yeşil sebzeli gıdalar daha fazla tüketilmeli. Vitamin C ve Vitamin E’yi yoğun içeren dolmalık biber, koyu yeşil sebzeler, kuruyemiş özellikle ceviz; karotenoid ya da zeaksantin moleküllerini içeren avokado tüketilebilir. Avokadoyu az bir zeytinyağı ile birleştirdiğimiz zaman luteinden de zengin bir besin almış oluyoruz. Somon balığı, keten tohumu ve cevizde yoğun olarak bulunan Omega-3 de göz sağlığı açısından tercih edilmesi gereken besinlerden.”

    Doç. Dr Altan Göktaş, söz konusu besinlerin düzenli tüketilmesiyle, başta katarakt ve sarı nokta hastalığı olmak üzere çok sayıda göz hastalığından korunulacağını sözlerine ekledi.

  • Ensede ağrı, tansiyon ve kalp rahatsızlıkları belirtisi

    Acıbadem Adana Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, ensede ortaya çıkan ağrının, her ne kadar akla boyun fıtığını getirse de çok az hastada tanının boyun fıtığı olduğunu belirtti.

    Yanlış tedavilerle geri dönüşümsüz hasarların ortaya çıkabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Şen, ensede ortaya çıkan ağrının hangi hastalıklara işaret ettiği konusunda bilgi verdi.

    Migren, tansiyon, duruş bozuklukları, osteoporoz, boyun fıtığı, kaslarda oluşan spazm gibi birçok farklı nedene bağlı olarak ortaya çıkan ense ağrılarının yaşam kalitesini düşüren en yaygın ağrıların başında geldiğini ifade eden Prof. Dr. Şen, omzun sağ ve sol bölgelerine ve kollara da yayılabilen ağrıların hareket kısıtlılığına da sebep olacağı için müdahale edilmediği takdirde kişinin günlük yaşamını da ciddi anlamda olumsuz yönde etkilenebildiğini vurguladı.

    Prof. Dr. Orhan Şen, genellikle boyun fıtığı zannedilen her ağrının boyun fıtığının habercisi olmadığına işaret ederek bu sorunun doğru tespit edilerek tedavi edilmesini engellediğini hatırlatarak ense ağrısı tedavisinde öncelikle altta yatan etkenlerin araştırılması gerektiğini söyledi.

    Ağrının kaynağı tansiyon olabilir

    Tansiyon yüksekliğinin, ensede ağrı yaratan ve zaman kaybedilmemesi gereken etkenlerden olduğunu dikkat çeken Prof. Dr. Şen, tansiyona işaret eden ense ağrılarını hakkında şunları kaydetti:

    “Hasta, enseden başlayarak başın tepe noktasına kadar ilerleyen bir ağrıdan söz eder ve ağrı bölgesine masaj yapma ihtiyacı duyar. Ağrıyla birlikte hasta kulaklarda çınlamadan da şikayet eder. Böyle bir durumda yüksek tansiyondan şüphelenmek ve hastanın tansiyonun takip edilerek değişikliklerin izlenmesi gerekir. Takiplerde yüksek tansiyon tespit edilmesi durumunda ise mutlaka kardiyoloji ve nefroloji uzmanından görüş alınması gerekmektedir.”

    Kas spazmı da ense ağrısına neden olur

    Ense ağrısını, kolunda herhangi bir ağrı şikayeti olmadan, sadece boynunu sağa veya sola çevirirken yaşayan hastalarda ayırıcı tanı için bazı kontrollerin yapılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Orhan Şen, böyle bir hastada tansiyon normal seviyelerde ise ve nörolojik muayenesinde kuvvet ve duyu kaybı yaşanmıyorsa ağrının kas spazmı kaynaklı olduğunu kabul ederek tedaviye başlanabileceğini kaydetti.

    Prof. Dr. Orhan Şen, uygulanacak tedaviyle ilgili şu bilgileri verdi:

    “Bu hastalarda, öncelikle ağrı kesici ve kas gevşeticileri içeren ilaç tedavisine başlanır ve ağrının birkaç gün içerisinde geçmesi beklenir. Bu süre sonunda hasta boyun hareketlerini rahatlıkla yapabilmesi gerekir. Ağrı geçtikten sonra da tekrarlanmasını engellemek için hastanın düzenli boyun egzersizleri yapmasını öneririz. Tüm bunlara rağmen ağrısı geçmeyen hastalarda ileri tetkik yaptırmak gerekir.”

    Kalbe bağlı bir sorun olabilir

    Ağrının şiddeti hasta yürüdüğünde, koştuğunda ya da herhangi bir efor sarf ettiğinde artıyorsa mutlaka kardiyolojik muayene yapılması gerektiğini savunan Prof. Dr. Şen, bu sayede kalbe bağlı yaşanabilecek herhangi bir tehlikeli durumun da önüne geçilebileceğini söyledi.

    Ense ağrısında en çok şüphe duyulan boyun fıtığının varlığı durumunda hastanın yaşayabileceği sıkıntılar ve izlenecek yol konusunda Prof. Dr. Orhan Şen, şunları belirtti:

    “Hastanın enseden gelen ve kola vuran bir ağrısı varsa ve bu ağrıya kuvvet ve duyu kaybı eşlik ediyorsa boyun fıtığı söz konusu olabilir. Böyle bir durumda, hastanın boyun fıtığı veya boyun bölgesinde spinal kanal darlığı, spinal tümör olabileceği düşünülerek servikal MRyapılması, MR bulgusunda tanı netleştiğinde ise tedaviye bu doğrultuda devam edilmesi gerekiyor.”

  • Dar giyinmek rahatsızlıkları tetikliyor

    Vücudun bel ve basen bölgesinde dar giyinmenin hemoroidal hastalıklara davetiye çıkardığı belirtildi. Proktoloji Uzmanı Dr. Mert Atak, “Kemerleri gevşetin, sentetik ve pamuklu çamaşırlara geçin” uyarısında bulundu.

    Moda alışkanlıkları ve daha iyi görünme istekleri nedeniyle tercih edilen dar giyinme önemli rahatsızlıkları tetikliyor. Proktoloji Uzmanı Dr. Mert Atak, sıkıştırılan bel ve basen bölgesinin, belin altındaki toplardamarların kan akışını bozduğunu, bu bölgelerde kan birikmelerine sebep olduğunu, dolayısıyla hemoroidler üzerinde olumsuz etki yaptığı ve hastalıkları tetiklediğini belirtti. Dr. Atak, “Dar giyinmenin tetiklemesiyle ayakta, bacaklarda, kalçalarda ve makat bölgesinde şişmeler oluşmaya başlıyor. Damar yapıları bozuluyor. İlerleyen süreçte varisler, ayak parmaklarında yaralar oluşabiliyor. Bu sebeple, kemerleri gereğinden fazla sıkmaktan, bu bölgeleri sıkıştıran çamaşır ve pantolon kullanmaktan vazgeçilmeli” dedi.

    Kadınlar daha fazla etkileniyor

    Kemer hizasındaki dar giyinme alışkanlıklarının özellikle kadınlarda ciddi düzeyde olumsuz sonuçlar ortaya koyduğunu ifade eden Dr. Atak, bu sayede iç bölgelere basıncın arttığına dikkat çekti. Dr. Atak, “Çünkü kadınlar, erkeklerden farklı olarak bu bölgede yumurtalık ve rahime sahiptirler. Erkeklerin ise daha az organı ve daha esnek bir yapıları vardır. Kadınlar özellikle adet dönemlerinde daha rahat giyinmelidir. Rahimin şişmesi ve büyümesi ile beraber bu bölge daha sıkışık bir hale gelmektedir. Böylelikle basınç ve ağrı artmaktadır. Kadınlar bu dönemlerde esneyebilen giysiler kullanmalıdır” diye konuştu.

    İç çamaşırlarına dikkat

    Dr. Mert Atak, bu rahatsızlıkları engellemek için kumaş tercihlerinin de önemli olduğunu belirtti. Anal bölgenin doku yenilemesi yapan bir yer olduğunu söyleyen Dr. Atak, dar giysilerin doku yenilemesini engellediğini, istenmeyen mikropların biriktiğini ve hastalıkları artırdığını ifade etti. Pamuklu ve esneyen kumaşların, gözenekli yapıları sayesinde hava alımını kolaylaştırdığı ve makat derisini yenilediğini söyledi.

  • Diş ETİ Rahatsızlıkları, Diş Problemlerine Sebep Oluyor

    Diş problemlerini beraberinde getiren en önemli faktörlerin başında sağlıksız diş etlerinin geldiğini belirten Yrd. Doç. Dr. Cenker Koyuncuoğlu, diş eti kanamalarının nedenlerine değindi.

    İstanbul Aydın Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cenker Koyuncuoğlu, sağlıklı diş etlerinin kendiliğinden ya da fırçalama ile kanamayacağını, diş eti kanamalarının diş eti rahatsızlığının habercisi olduğunu ifade ederek bu durumun mevcut diş eti hastalığının devam ettiğini de gösterebileceğini söyledi. Diş eti kanamalarının 2-3 günden fazla süre ile devam etmesi durumunda zaman kaybetmeden bir diş hekimine başvurmak gerektiğini belirten Yrd. Doç. Cenker Koyuncuoğlu merak edilen soruları yanıtladı.

    DİŞ ETİ KANAMASININ NEDENLERİ

    Yrd. Doç. Dr. Cenker Koyuncuoğlu diş eti kanamalarının en önemli nedenini şöyle anlattı; “Diş eti kanamalarının ilk nedeni mikrobiyal diş plağıdır. Etkin bir fırçalama, diş ipi ve ara yüz temizliği yapılmaması nedenleriyle bakteriler dişe tutunur. Zamanla bu plak tabakası gelişir ve dişetlerine zarar verecek hale gelir. Bu birikintiler diş taşına dönüşür ve kişinin ağız bakımını yapabilmesini daha da zorlaştıracak bir kısır döngü başlar”

    Yrd. Doç. Dr. Cenker Koyuncuoğlu, şeker hastalığı, sigara, hamilelik, menopoz ve adet dönemi gibi hormonal değişim yaşanan süreçler ile hatalı diş fırçalama, ilaç kullanımı (doğum kontrol hapları ile bazı tansiyon ilaçları) ve lösemi, hemofili ya da trombosit eksikliği gibi kan hastalıklarının diş eti sağlığını olumsuz yönde etkilediğini ve bu faktörlerin diş eti kanamalarına neden olduğunu ifade etti.

    DİŞ ETİ KANAMASI TEDAVİ EDİLMELİ MİDİR?

    Koyuncuoğlu, diş eti kanamalarının tedavi sürecine değindi: “Diş eti kanamaları genelde ciddiye alınmayan bir hastalıktır ama alınmalıdır. Diş eti kanamaları başladığında müdahale edilmemesi, gingivitis dediğimiz diş eti hastalığının devam etmesine neden olur. Bu aşamada kanamanın yanı sıra diş etleri şiş ve kırmızı renktedir. Eğer bu durum uzun bir süre devam ederse hastalık ilerleyebilir ve dişleri destekleyen kemiğe zarar verecek hale gelir. Hatta daha ileri durumlarda dişlerin kaybına yol açabilir”.

    DİŞ ETİ KANAMALARI NASIL ÖNLENEBİLİR?

    Diş eti kanamalarını önlemeye yönelik tavsiyelerini sıralayan Koyuncuoğlu, “Tek yolu ağız hijyeninin düzenli olarak sağlanması, dişlerin günde 2 defa uygun bir fırça ve doğru bir teknik ile fırçalanmasıdır. Ayrıca diş ipi ve ara yüz fırçası kullanarak dişlerin ara yüzeyleri temizlenmeli, beslenmeye özen gösterilmeli ve şekerli-yapışkan gıdalardan kaçınılmalıdır. Son olarak 6 ayda bir düzenli diş hekimi kontrolü de unutulmamalı ve gerektiğinde diş yüzeyi temizlikleri yapılmalıdır” diye konuştu.