Etiket: Rahatsızlığı

  • Kalp rahatsızlığı geçiren genç kurtarıldı

    Kırıkkale’de kalp rahatsızlığından dolayı bayılan gencin imdadına çevredeki vatandaşlar yetişti.

    Edinilen bilgiye göre, Hüseyin Kahya Mahallesi’nde Menderes Caddesi’ndeki ikamet ettiği evinden dışarı çıkmak isteyen 23 yaşındaki Kadir Doğan, fenalaşarak apartmanın merdivenlerden yuvarlandı. Durumu fark eden çevredeki vatandaşlar bayılan genci su ile ayıltmaya çalıştı. Daha sonra 112 Sağlık ekiplerine haber verildi. Kısa sürede olay yerine gelen sağlık ekipleri ilk müdahaleyi yaptıktan sonra Kırıkkale Tıp Fakültesi Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı. Kalp rahatsızlığı olduğu öğrenilen Doğan’ın hayati tehlikesi olmadığı belirtildi.

  • Psikolojik rahatsızlığı bulunan vatandaş korku saçtı

    Sinop’un Boyabat ilçesinde akli dengesi bozuk bir vatandaş av bayisinin camını kırıp otomatik av tüfeği ve kurusıkı tabanca alarak sokakta dolaşması ilçede korkuya yol açtı.

    Boyabat ilçesinde psikolojik rahatsızlığı bulunan bir vatandaş 2 av bayisinin camlarını kırıp içeri girerek kuru sıkı tabanca ve otomatik tüfek aldı. İş yerlerinden aldığı kuru sıkı tabanca ve otomatik av tüfeği ile çarşı içinde gezen vatandaşı olay yerine gelen Boyabat İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri yakaladı. Silahların boş olduğunu fark eden güvenlik güçleri silahları şahsın elinde aldı.

    Samsun Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde tedavi gören vatandaş rahatsızlığı dolayısıyla serbest bırakıldı.

  • Tiroid rahatsızlığı gebeliğe engel olabilir

    Sıklıkla karşılaşılan hastalıklardan biri olan ve kadınlarda daha çok rastlanan tiroid fonksiyon bozukluğuna ilişkin bilgi veren Özel Esentepe Hastanesi Dâhiliye Bölümü’nden Uzm. Dr. Doğan Çimen, düşük yapmak, gebe kalamamak, adet düzensizliği gibi çeşitli sorunların ortaya çıkabilme riskine karşı mutlaka test yaptırılması gerektiğini söyledi.

    Her bireyde bulunarak, insan vücudunda yaşamsal bir işlev üstlenen tiroid bezinde, doğumdan itibaren her yaşta ortaya çıkabilen ve birtakım çevresel, kalıtım, radyasyon, iyot eksikliği, yaşlanma gibi faktörlere bağlı olarak bozulmalar meydana gelebildiğini ifade eden uzmanlar, sıklıkla karşılaşılan hastalığın kadınlarda daha yüksek oranda karşılaşıldığını söyledi. Düşük yapmak, gebe kalamamak, adet düzensizliği gibi çeşitli sorunlar ortaya çıkaran tiroid fonksiyon bozukluğuna ilişkin bilgi veren Özel Esentepe Hastanesi Dâhiliye Bölümü’nden Uzm. Dr. Doğan Çimen, kalp çarpıntısı, kilo artışı, çabuk yorulma ve aşırı sinirlilik gibi belirtiler gösteren tiroid hastalıklarının, ileri yaşlarda ciddi sorunlar ortaya çıkarabildiği söyledi. Özellikle gebelik planlayan kadınların tiroid fonksiyonlarını belirlemek için mutlaka test yaptırmaları gerektiğinin altını çizen Çimen, “Tiroid bezinin normalden az ya da fazla çalışması durumunda, vücutta birtakım rahatsızlıklar ortaya çıkarabilir. bu durum hipotiroid olarak adlandırılır. Hipotiroid görülen bireylerde çabuk yorulma, halsizlik, soğuğa dayanıksızlık, ciltte kalınlaşma, kuruluk, dikkat dağınıklığı, saç ve kaşlarda dökülme, seste kalınlaşma, kalp hızının yavaşlaması, tansiyon yükselmesi, kabızlık, yüz ve göz kapaklarında şişkinlik, adet düzensizlikleri ortaya çıkmaktadır. Yaşlılarda daha sık olmak üzere kalp yetersizliği gelişebilir. Kadınlarda kısırlık, düşük yapmak, adet düzensizliği ve gebe kalamamak gibi sorunlar olabilir. Ağır hipotiroidi en çok çocukluk döneminde zarar verir. Eğer bu dönemde çocuklar tedavi edilmediği takdirde, büyüme ve gelişmede geri kalma ile zekâ geriliği de meydana gelebilir. Hipertiroidizm aynı miktarda vücuda zarar verir” diye konuştu.

    Dr. Çimen; ”Ailelerinde tiroid hastalığı olan bireylerde, tiroid hastalıkları görülme ihtimali daha da artıyor. Gebe kalamayan, düşük yapan, adet düzensizliği olan veya adet olamayan kadınların, mutlaka hekime gözükmesi gerekiyor. Çünkü bu durumun altında yatan sebepler arasında, tiroid hastalığının yaygın olduğunun bilinmesi gerekiyor. Günümüzde, gebelik öncesi, basit bir kan testi yöntemiyle tiroid fonksiyonu değerlendirilebilmektedir. Özellikle gebelik planlayan kadınların tiroid fonksiyonlarının bilinmesi ve normal değilse, gebelik öncesi mutlaka normal hale getirilmesi gerekiyor. Çünkü tiroid fonksiyonlarındaki bozukluk gebeliği engelleyebileceği gibi erken doğuma veya bebekte zihinsel ve nörolojik gelişim problemlerine de yol açabilir” dedi.

    Uzm. Dr. Doğan Çimen, “Ayrıca, ağızdan alınan birtakım ilaçlarla, eksik hormon varsa yerine konulup, fazla çalışıyorsa da yine ilaçlarla, tiroid hormonlarının etkilerinin yok edilebilir. Radyoaktif iyot (atom) tedavisi sayesinde, fazla çalışan tiroid dokusu harap edilip, salgılanan hormon miktarında azalma sağlanabiliyor. Ek olarak, yapılacak operasyonun ardından, tiroid bezinin tamamının veya tamamına yakın kısmının çıkartılması da mümkün” şeklinde konuştu.

  • 10 yıldır Epilepsi dendi, kalp rahatsızlığı çıktı

    Konya’da 10 yıl önce başlayan bayılmalar nedeniyle epilepsi tanısı konuşan hastanın son zamanlarda bayılmalarının artması üzerine kafa travmasına bağlı beyin kanaması geçirince aslında epilepsi değil, kalbinde ileti gecikmesi olduğu anlaşıldı. Talihsiz adam kalbine takılan pille sağlığına kavuştu.

    Konya’da yaşayan ve kamyon şoförlüğü yapan Hasan Özdemir (53) 10 yıl önce bayılmaya başladı. Bayılmaların artması nedeniyle Özdemir, gittiği farklı hastanelerde kendisine halk arasında “Sara” olarak bilinen “Epilepsi” hastalığı tanısı konuldu. Doktorların verdiği epilepsi ilaçlarını kullanmaya başlayan Özdemir’in son zamanlarda bayılmaları arttı. Özdemir, son bayıldığında kafasını çarparak beyin kanaması geçirmesi üzerine Özel Medicana Konya Hastanesi’ne kaldırıldı. Kardiyoloji ve Nöroloji bölümünde muayene edilen Hasan Özdemir’in aslında epilepsi değil kalbinde ileti gecikmesi olduğu tespit edildi. Özdemir’in kalbindeki rahatsızlık takılan kalp pili ile giderildi.

    “Sorun beyinde değil, kalpte çıktı”

    Operasyonu gerçekleştiren Özel Medicana Konya Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Halil İbrahim Erdoğan, hasta hakkında bilgi verdi. Özdemir, “Hastada 10 yıl önce başlayan bayılmalar son 2-3 yılda sıklaşmaya başlamış. Son olarak yine bayılınca kafa travmasına bağlı beyin kanaması nedeniyle bize başvurdu. Nöroloji bölümüyle yaptığımız ortak çalışmada hastanın daha önce başka merkezlerde tanısı konulan epilepsi hastalığının aslında olmadığı anlaşıldı. 24 saatli EKG kayıtlarımızda hastanın gün içerisinde yarım saat, bir saat aralıklarla kalbinde ileti gecikmesinin olduğunu fark ettik. Buna önce geçici kalp pili takıldığı zaman hastanın şikayetlerini tamamen kaybolduğunu gördük. Hastaya yaklaşık yarım saatlik bir işlem ile iki odacıklı kalp pili yerleştirdik ve şikayetleri tamamen geriledi” dedi.

    “Bayılıyorsanız kalp doktoruna başvurun

    Halk arasında bayılmanın basit bir hastalık olarak görülebildiğini Fakat altında ciddi olabilecek kalp hastalıkların çıkabileceği uyarısı yapan Erdoğan, “Bayılma şikayeti olan hastaların kalp doktorlarına başvurmalarını öneriyoruz. Hastalığın diğer bir ilginç tarafı ise, hastaya 10 yıl önce epilepsi hastalığı tanısı konulmuş ve diğer doktor arkadaşlarımızla bunu ekarte edecek ya da epilepsi değil diyecek tetkiklere başvurmamışlar. Dolayısıyla hasta 10 yıl gibi uzun bir süre gereksiz ilaç kullanmak zorunda kalmış.

    Nöroloji Uzmanı Yard. Doç Dr. Hüseyin Büyükgöl ise “10 yıl önce başlayan bayılma şikayetlerinin son birkaç yıldır artması nedeniyle hastaya epilepsi tanısı konulmuş. Hatta 15 gün önce travmaya bağlı olarak takip edilen hasta yine bayılınca bize başvurdu. Yaptığımız tetkikler sonucunda hastanın aslında epilepsi hastası olmadığını, kalbinde ileti gecikmesi olduğunu tespit ettik. Beyinle ilgili yapılan tetkikler normal çıktı ama kalp ile yaptığımız tetkiklerde de kalpte iletim blokları tespit edildi. Bu bayılmanın nedenini biz kalp olarak düşündük. Verilen tedavi sonucunda da bayılmalar tamamen geçti” diye konuştu.

    Kalbine takılan pille yeniden sağlık bulan Hasan Özdemir de, “Sürekli bayılmalar oluyordu. Son 2-3 yıldır da iyice ağırlaştı. Daha önce gittiğim hastaneler bilemediler o yüzden yanlış tedavi yapılmış. Allah razı olsun hocalarımızın sayesinde herhalde iyileşeceğim” şeklinde konuştu.

  • Uzmanından ‘Belde Kireçlenme’ Rahatsızlığı İçin Öneriler

    Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Bülent Önal, ‘Çağın Hastalığı’ olarak nitelendirilen ve halk arasında ‘vitrin’ hastalığı olarak isimlendirilmiş ‘Belde Kireçlenme’ konusunda açıklamalarda bulundu.

    Bütün vücudun yükünü çeken omurgamızda, farklı nedenlerle sorunlar oluşabiliyor. Bunların başında gelen yaşlanma, bedeni iyi kullanamama, ağır işlerde çalışma, gün içinde çok fazla oturma, aşırı kilo alma ya da çok kilo verme, kemik erimesi, yetersiz beslenme gibi nedenler omurga şekil bozuklukları ve omurilik siniri üzerine baskı yapan darlıklara yol açabiliyor. Bu nedenlerin omurgada oluşturduğu ‘kireçlenme’, halk arasında yaygın bir deyişle ‘Vitrin Hastalığı’ olarak biliniyor. Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Bülent Önal, vitrin hastalığı isminin hastaların kendi hareketlerini gözlemlemesi sonucunda ortaya çıkan bir isim olduğunu belirterek, “Vitrin hastalığı, tıbbi bir tanımlama değil. Bu hastalığın en önemli belirtisi, yürüyüş sonrasında hissedilen bel ağrıları ve her iki bacakta uyuşmadır. Omurgasında kireçlenme olan kişiler yürüyüşe ara verip dinlenme ihtiyacı duyarlar. İşte bu durum, alışveriş merkezinde dinlenmek için vitrinlere bakma ihtiyacı duymaya benzetilmiş ve ‘vitrin’ hastalığı olarak isim verilmiş” dedi.

    BEL VE BOYNU VURUYOR

    Spinalstenoz en sık boyun ve bel bölgesinde görülüyor. Doç. Dr. Önal, omurgada kireçlenme; yani spinalstenozun omurgadaki sinirlerin geçtiği boşluklarda daralma anlamına geldiğini, bunun sonucunda da omurilik (spinalkord) üzerinde ve omurilik kanalında bulunan spinal sinirler üzerinde bir baskının ortaya çıktığını söyleyerek, hastaların yaşadığı durumu şöyle açıklıyor:

    “Bir odaya girdiğinizde, lambanın düğmesine basarsınız, duvardan tavana ilerleyen bir elektrik kablosu tavandaki ampulün yanması için gerekli olan elektriği ulaştırır. Omurilik siniri de beyinden aldığı emirler doğrultusunda gelen aktiviteyi doğruca ilgili kas gruplarına iletiyor. Elinizi sıkmanız gerekiyorsa doğruca el sıkma kaslarına giden sinir kökü buraya elektrik taşıyor ve böylece elimizi sıkıyoruz. Ama kireçlenme, bu iletinin aksamasına oluyor.”

    YÜRÜYÜN VE YÜZÜN

    Omurga kireçlenmesine karşı alınabilecek önlemlerin başında, omurga kaslarını güçlendirdiği için düzenli ve tempolu yürüyüşler ile yüzme geliyor. Bunun yanı sıra dengeli beslenme, normal kilonun korunması da önemli faktörler arasında. Ancak bunlara ne kadar dikkat edilirse edilsin, genetik geçişli hastalıklar ve özellikle kadınlarda menopoz sonrası kemik erimesi sonucunda omurga kireçlenmesinin oluşabileceğini akılda tutmak gerekiyor.

    HASTALIĞIN DERECESİ TEDAVİ ŞEKLİNİ DEĞİŞTİRİYOR

    Tedavide hastalığın derecesinin çok önemli olduğunu söyleyen Doç. Dr. Bülent Önal, hastanın öncelikle bir beyin ve sinir cerrahisi uzmanına başvurması gerektiğini belirtiyor. Eğer hastada dar kanal tanısı tespit edilirse, hastalığın ilerleme durumu göz önüne alınarak fizik tedavi ve ilaç tedavisi gibi konservatif yöntemlerden cerrahi gibi invazif işlemlere kadar farklı tedavi seçenekleri uygulanabiliyor.

    NE ZAMAN AMELİYAT?

    Genellikle dar kanal hastalarının fizik muayeneleri normale yakın olduğunu belirten Doç. Dr. Bülent Önal, buna rağmen hastaların uzun mesafe yürüyememekten, yokuş çıkamamaktan, yolda sürekli dinlenmekten, sabah yorgun ve bel ağrısı ile uyanmaktan ve uzun süre oturduktan sonra kalkmakta güçlük çekmekten yakındıklarını vurguluyor. Bu şikayetleri olan hastaların şikayetlerinin değerlendirilmesi ve MR tetkiki sonuçlarına göre ameliyat kararı verildiğini söyleyen Dr. Önal; “Örneğin, bir hastam 2 yıl önce evinden camiye kadar rahatlıkla yürüdüğünü ancak 1.5 yıl önce yolda 2-3 kez dinlenmeye başladığını, 1 yıl önce baston kullanmaya başladığını 6 aydır da camiye oğlunun arabası ile gittiğini, yürüyemediğini, artık son zamanlarda evinden pek dışarı çıkamadığını söylemişti. Lomberdar kanal ilerleyici bir hastalıktır. Ameliyat bu hızda ilerleyen bir hastalıkta hastanın yürüme becerisinin devam etmesi amacı ile yapılmaktadır. Bu tip ameliyatlar sonrasında hastalar hem yürüme mesafesinin uzadığını hem de radikuler ağrı dediğimiz bacak ağrılarının geçtiğini görürler” diyor.

    ‘YENİDEN KİREÇLENME OLUŞUR MU’ KORKUSUNA KAPILMAYIN

    Doç. Dr. Önal, bu ameliyatların, yapılacak ameliyat kapsamına göre değişmekle birlikte, genellikle ortalama 2 saat sürdüğünü belirtiyor. Genellikle ameliyatlarda omurga arkasında omuriliğe baskı yapan kemikler tamamen alındığını ve ön tarafta kireçlenmiş eklem ve fıtıklar mikroskop altında mikrocerrahi ile tamamen temizlenerek yerlerine protez konulduğunu belirten Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Bülent Önal “Daha sonra da omurgayı stabilize etmek amacıyla halk arasında platin denilen titanium alaşımlı sistemler bu bölgeye röntgen yardımı ile yerleştiriliyor. Platin ve protez takılan hastalarda ameliyat uygun şekilde yapılmış ve mesafeler mikroskop altında temizlenmiş, vidaların kaynaması için gerekli cerrahi koşullar sağlandığında ameliyat bölgesinde tekrar kireçlenme oluşmuyor” diyor.

    KISA ZAMANDA NORMAL HAYATA DÖNEBİLİYOR

    Bu ameliyat sonrasında, iyileşme süresinin çok uzun olduğunu sanan birçok hasta korkuya kapılıp ameliyat olmaktan çekindiklerini vurgulayan Doç. Dr.Önal, ameliyat korkusu ile ilgili şunları söylüyor:

    “Sanılanın aksine hastalar ameliyatın sonrasındaki sabah yürütülüp ertesi gün taburcu ediliyor. Hastalar platin sözcüğünden çok korktuklarından yatalak, hatta sakat kalacaklarını düşünüyor. Fakat bu hastalıkta ameliyat düşünülenin aksine daha iyi olmak, daha uzun süre yürüyebilmek ve bunu idame ettirebilmek için yapılıyor. Genellikle 10. günde açık havada yürüyüşlere başlayan hastalar, 3 hafta içerisinde ameliyata bağlı ağrılarından kurtulabiliyor.”