Etiket: Radyasyon

  • Vali Danışmanı Bekir Aygül’den radyasyon iddialarına ilişkin açıklama

    Aydın Valisi Ömer Faruk Koçak’ın danışmanı Bekir Aygül, bazı basın yayın organlarında Söke Kisir Mahallesi’nde halk sağlığını tehdit eder boyutta radyasyon olduğuna ilişkin haberlerin gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek Türkiye Atom Enerji’si tarafından yaklaşık 2 yıl önce yapılan inceleme sonuçlarını içeren raporu yayınladı. İlgili raporun 16.12.2015 tarih ve 67441 sayılı yazıyla Aydın Valiliğine bildirildiği belirtildi.

    Yapılan açıklamada “Aydın ili Söke ilçesi Kisir mahallesinde yüksek radyasyon ölçümleri yapıldığına dair haberler zaman zaman medyada yer almaktadır. Kurumumuz (Türkiye Atom Enerjisi Kurumu) uzmanlarınca 24 Ağustos 2015 ve 22 Ekim 2015 tarihlerinde yerinde yapılan inceleme ve ölçümler ile alınan örneklerin Kurumumuza bağlı Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi laboratuvarlarında yapılan analizleri sonucunda elde edilen sonuçlarda halk sağlığını tehdit edecek herhangi bir durum yoktur. Öncelikle, bir bölgedeki doğal fon radyasyonu jeolojik yapı, rakım gibi faktörlere bağlıdır. Bu bağlamda Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünün (MTA) internet sitesinde verilen “Aydın ili Maden Haritası” incelendiğinde, söz konusu bölgede uranyum maden yatağı olduğu görülmektedir. Bu hatırda tutularak bölgede yapılan analizlerin sonuçlarına bakıldığında uranyum yataklarına yakın olan Yusufağalar mevkisi haricinde radyoaktivite değerlerinin ülkemiz ortalama seviyelerinde olduğu görülecektir. Bölgede yaşam alanlarında yapılan çevresel radyasyon ölçümlerinde gama radyasyon doz hızı seviyelerinin 0,12-0,55 Sv/h arasında olduğu tespit edilmiştir. Yusufağalar mevkisinde ise ölçülen radyasyon seviyeleri o bölgedeki ortalama radyasyon seviyesinin üzerinde olmakla beraber, dozimetrik hesaplamalar neticesinde halk sağlığını tehdit edecek bir durumun söz konusu olmadığı değerlendirilmektedir” denildi.

    “Bölgeye RESA kurulacak”

    Aydın’da biri Efeler merkez diğeri Kuşadası olmak üzere iki adet Radyasyon Erken Uyarı Sistem Ağı (RESA) bulunduğunu halkın endişesinin giderilmesi için Kisir mahallesine de yeni bir istasyon kurulacağı belirtilen açıklamada “Bilindiği üzere Kurumumuz tarafından Türkiye sathında toplam 193 adet istasyondan oluşan Radyasyon Erken Uyarı Sistemi Ağı (RESA) kurulmuş ve işletilmektedir. Bu istasyonlardan alınan veriler resmi internet sayfamızdan da izlenebilmektedir. Bu istasyonlardan alınan verilere göre Türkiye doğal fon radyasyon ortalaması 0,10 Sv/saattir. Bu minvalde Aydın ili ve çevresinde bulunan 2 adet RESA istasyonundan alınan radyasyon seviyeleri de Aydın Merkez için 0,12 Sv/saat ve Kuşadası için 0,10 Sv/saattir. Bununla birlikte halkın endişesinin izalesi için Kisir mahallesine bir adet RESA istasyonunun kurulması planlanmıştır. İstasyonun kurulmasını takiben ölçülen radyasyon doz hızları her saat güncellenerek TAEK internet sitesi üzerinden yayınlanacaktır. Öte yandan yapılan çalışmalarda su ve gıda örnekleri de alınmış ve bu örneklerin laboratuvar analizleri yapılmıştır. Analizler sonucu elde edilen veriler Dünya Sağlık Örgütünü tarafından içme suları kalitesine ilişkin tavsiye edilen izleme sınır değerlerin altındadır. Gıda numunelerinin radyoaktivite analizi sonuçlarında da anomali bulunmamaktadır. Sonuç olarak bölgedeki su ve gıda tüketiminde herhangi bir sakınca olmadığı görülmektedir” denildi.

  • Mermerde radyasyon tartışmalarına akademisyenler de katıldı

    Bugün ulusal bir gazetede çıkan, Türk mermerinde yüksek radyasyon olduğu için 3. Havalimanı’nda kullanılmayacağı haberi üzerine basın toplantısı düzenleyen Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Doğal Yapı Taşları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Turgay Onargan, Türkiye’nin ürettiği mermerlerin yüzde 95’inin karbonatlı mermer olduğuna dikkat çekerek, “Bunların içerisinde radyonüklid yoktur, çevreye zararı yoktur. İnsan sağlığına ve çevreye olumlu yönleri vardır” dedi.

    Yapımı devam eden 3. Havalimanı’nda radyasyon değeri yüksek olduğu için Türk mermeri yerine ithal mermer kullanılacağı haberi üzerine havalimanının yüklenici firmasının CEO’su herhangi bir ithalatın söz konusu olmadığını, haberlerin asılsız olduğunu açıklarken, mermerde radyasyon tartışmalarına akademisyenler de katıldı. Ege Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mevlüt Kaya, DEÜ Doğal Yapı Taşları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Turgay Onargan ve DEÜ Jeoloji Mühendisliği Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Nejat Kun ile birlikte konu hakkında bir basın toplantısı düzenledi.

    Kabe, Beyaz Saray ve Vatikan’da dahi Türk doğal taşlarının kullanıldığını ifade eden Ege Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mevlüt Kaya, “Bir radyasyon meselesini konuşuyoruz. Biz temiziz diyoruz. 3. Havalimanı’nda granit kullanılacak deniliyor. Dünyanın her tarafında yerli taşlarımız kabul görürken, Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Başbakanımızın yerli malı konusunda titizliklerini görüyoruz. Yerli taşlarımız dururken neden ithal taş kullanılacak diye haberler çıkıyor” diye konuştu.

    “Türk mermeri insana ve çevreye yararlı”

    Türkiye’nin ürettiği mermerlerin yüzde 95’inin karbonatlı mermer olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Turgay Onargan ise “Bunların içerisinde radyonüklid yoktur, çevreye zararı yoktur. İnsan sağlığına ve çevreye olumlu yönleri vardır. Silisli taşlar ise çok mineralli taşlardır. Silisli kayaçlar da radyasyon konusunda zararlı değildir. İçerisindeki potasyum ve zirkondan kaynaklanan radyonüklidler için ölçümler yapılır. Aynı ocakta, değişik zamanlarda bile numune alsanız bu ölçülerde farklılık olabilir. Asıl önemli olan bunun ne kadar aktive olduğudur” şeklinde konuştu.

    “Türk mermerinde radyasyon yok”

    Uzakdoğu pazarında “Türk mermeri radyasyonlu” şeklinde haberler çıktığını ve kendilerinin bu tezi 2003 yılında da çürüttüğünü anlatan DEÜ Jeoloji Mühendisliği Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Nejat Kun da “Bilim insanı olarak şunu söylüyorum; Türk taşlarında radyasyon yok. Bunu kim söylüyorsa art niyet aramak gerekiyor. İnsanımız bu konuda rahat etsin. Delinin biri kuyuya bir taş attı, kırk akıllı çıkaramıyor. Bunu savunmaya geçmemiz bile bir hatadır. Sosyal medyada öyle şeyler yazılmaya başladı ki millet radyasyon var diye evindeki mermeri sökmeye kalkacak neredeyse. Bizim görevimiz insanları rahatlatmak. Türk mermerinde radyasyon yok” ifadelerini kullandı.

  • Tomografide hastalar 25 kat daha az radyasyon alacak

    Türkiye’de sadece 3 adet bulunan, saniyeler içerisinde kalp anjiyosu ve kolonoskopi yapabilen bilgisayarlı tomografi sistemi ile artık hastalar diğer tomografilere oranla 25 kat daha az radyasyona maruz kalacak.

    Türkiye’de sadece birkaç şehirde olan bilgisayarlı tomografi sistemi, Medical Park İzmir Hastanesinde de hizmete girdi. Cihaz bir kalp atışının 4’te 1’i süresinde kalp çekimi yapıp, kolonoskopiyi de 10 saniyenin altında bir süre içerisinde gerçekleştirirken, görüntülenmesi en zor alanları dahi yüksek çözünürlükte başarıyla görüntülüyor.

    25 kat daha az radyasyon

    Diğer tomografi sistemlerine göre saniyeler içinde sonuç veren bilgisayarlı tomografi sisteminin üreticisi, Toshiba Turkey Tıbbi Sistemler AŞ Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO Hiroshi Tani, “Bu sistem dünyanın en gelişmiş bilgisayarlı sistemi ve dünya üzerinde bu sistemi sadece Toshiba yapabiliyor. Bu sistem tüm vücut tomografi sistemini dolayısıyla vücudun her yerine kullanılabilir ancak kalpteki üstünlüğü çok verimli ve efektif. Bir turda bütün kalbi alabiliyor, bir turu dönmesi 0.275 saniye sürüyor ve orada da 640 tane kesit alıyor. Dolayısıyla bütün kalbin bilgisini bir dönüşte veriyor. Bir diğer özelliği de çok düşük radyasyon dozu vermesidir. Normalde kalbi taramak için kullanılan tomografi sistemleri 6 doz verirken bu sistem 1’in altında doz veriyor. Yani 25 kat daha az radyasyon veriyor. Burada 25 kalp anjiyosu yaptırsanız alacağınız dozla diğer sistemlerde 1 kalp anjiyosu yaptırdığınızda alacağınız doz aynı” dedi.

    Daha büyük alanı tarıyor

    Medical Park İzmir Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Dr.Zafer Beken de diğer cihazların bir turda 2 veya 4 santimetre alanı tararken yeni cihazın daha kısa sürede 16 santimetre alanı taradığına dikkat çekti.

    Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Selim Serter ise cihazın bir kalp atışının 4’te 1’i süresinde kalp çekimi yaptığını, kolonoskopinin de 10 saniyenin altında bir süre içerisinde gerçekleştirildiğini söyledi. Sistemin İzmir’de sadece Medical Park İzmir Hastanesine getirildiğini belirten Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Selim Serter, “Dünyada şu an 640 kesitli olma özelliği ile en iyi cihaz ve hastanemizde böyle bir cihazla halkımıza hizmet sunmak bizi çok mutlu ediyor. Çok hızlı ve geniş kapsama alanına sahip bir cihazdır. Herkes bu cihazla kalplerinde herhangi bir patoloji olup olmadığı bilgisine etkin ve hızlı şekilde ulaşabilirler. Bunun yanı sıra cihaz endoskopik yollarla akciğerlerin havayollarını, bağırsakların duvar yapısını, kolonoskopi uygulamalarını da herhangi bir müdahale olmadan gerçekleştirebiliyor. Kalpteki damarların yanı sıra beyin, vücut organları, bacak damarları, tüm damar sistemlerini anjiyografik işleme gerek olmaksızın gösteriyor. Ayrıca kanser hastalarında tümör canlılığını, nüksetme olup olmadığının sonucunu etkili ve hızlı veriyor” diye konuştu.

    Sonuçlar hızla ve net alınıyor

    Özellikle kardiyolog hastaları dahil, çoğu hastalığın tetkiklerinde bilgisayarlı tomografi ile net, hızlı, doğru sonuçlar aldıklarını kaydeden Doç Dr. Serter, “Başta kalp hastalıkları olmak üzere akciğer kitlesi, kalın bağırsak, karaciğer kitleleri, akciğer, karın, bacak, beyin ve boyun damarlarının görüntülenmesi cihazın etkili olarak kullanıldığı alanlardır” ifadelerini kullandı.

    Konuşmaların ardından TOSHİBA Turkey Tıbbi Sistemler AŞ Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO Hiroshi Tani ve Medical Park İzmir Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Dr.Zafer Beken açılış kurdelesini kesti.

  • Tedavi Ve Teşhislerde Maruz Kalınan Radyasyon Oranı Minimuma İniyor

    2018 yılında hizmete girerek 3 binden fazla bilimciye araştırma olanağı sunacak olan Alman Araştırma Merkezi FAIR ile Türk üniversiteleri arasında bilimsel işbirliği sağlandı. İşbirliği çerçevesinde alt projeleri Türkiye’de gerçekleşecek olan NUSTAR deneyi süresince geliştirilecek daha hızlı ve verimli cihazlarla artık tedavi ve teşhislerde kullanılan çeşitli film ve tomografi makineleri daha az radyasyon dozu gerektirecek.

    Hizmete girdiği andan itibaren 3 binden fazla bilimciye maddenin temel yapı taşlarını ve evrenin oluşumunu incelemek üzere araştırma olanağı sunacak olan Alman Araştırma Merkezi FAIR’in (Facility for AntiprotonandIon Research) ilk aşaması 2018 yılında hizmete girecek. Merkezde APPA, CBM, NUSTAR ve PANDA isimli 4 büyük deney yürütülecek. Uluslararası bilimsel bir komite tarafından yapılan değerlendirme sonucu yeni bilimsel sonuçlar ortaya koyabilme potansiyeli en yüksek deney olan NUSTAR’ın bazı alt projeleri Türkiye’de gerçekleşecek.

    Proje için niyet mektubunu imzalayan 14 üniversite bulunuyor ancak ilk etapta 4 üniversite çalışmalara başladı. İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi öncülüğünde başlayan çalışmalara şu anda Mimar Sinan Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi dâhil oldu. Projeler kapsamında üretilecek dedektörler sayesinde yakın gelecekte tedavi ve teşhislerde yaygın kullanım alanı bulan film ve tomografi türü makinelerin radyasyon yayma ve kullanma oranının en aza inmesi planlanıyor. Deneylerde araştırma ve geliştirmesi yapılacak olan yeni tip detektörler ayrıca patlayıcı ve uyuşturucu kaçakçılığına karşı da çok etkin olarak kullanılabilecek özelliklere sahip.

    Çalışmalar hakkında bilgi veren İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Bulut, “İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi olarak Türkiye’nin genç kuşağının önünü açmak için özellikle bilim, teknoloji, sağlık alanlarında çalışmalarımıza ağırlık vermeye başladık. Bu konuda üniversitemizden Nükleer Fizikçi Prof. Dr. Nizamettin Erduran Hocamız Türkiye’den 14 üniversitenin oluşturduğu bir konsorsiyumun öncülüğünü yapıyor. Yani artık ülkemizden bilim insanları ve araştırmacılar Amerika’daki Silikon Vadisi gibi Almanya’nın Fair Platformunda her türlü bilimsel araştırmaları yapacak, her türlü deney çalışmalarına katılacak, yani bizim ülkemizde altyapı olarak var olmayan imkânları en ileri düzeyde buralarda gerçekleştirerek bilime, sağlığa, teknolojiye, insanlığa katkı sağlamış olacaklar ve Fair’de gerçekleştirilecek bu proje ile özellikle tedavi ve teşhislerde insan vücudunun radyasyon alımı minimize edilecek” açıklamalarında bulundu.

    “MEHMET AKİF ERSOY’UN TAVSİYELERİNE UYUYORUZ”

    Mehmet Akif Ersoy’un atomun parçalanması ile ilgili 20. yüzyılda söylediği bir sözü anımsatan Prof. Dr. Bulut, “Halkalı Ziraat ve Baytar Mekteb-i Âlisi’nden yani bizim üniversitemizin bugün üzerinde bulunduğu mekândan mezun olan Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy da aslında bir fen bilimci idi. Biz de 20. yüzyılın başlarında atomun parçalanmasıyla ilgili ‘Dünyanın fennini ülkemize getirin’ tavsiyelerine uyuyoruz ve İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi olarak konsorsiyumun öncülüğünü yapıyoruz” diye konuştu.

    Çalışmaların kapsamına değinen İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim üyesi Prof. Dr. Nizamettin Erduran ise, “Fair Araştırma Merkezi bir anti proton ve iyon hızlandırma merkezidir. Burada 2020’lere doğru büyük araştırmalara imza atılacak. Bu araştırma merkezi 4 büyük deneye dayanıyor. Bu deneylerin içerisinden bir tanesi içinde bulunduğumuz NUSTAR projesi. Yani nükleer yapı ve astrofizik araştırmalarını kapsıyor. Biz aslında bunun için uzun zamandır çalışıyoruz. İstanbul’dan 4 üniversiteyle birlikte önemli iki tane deneyin teknik projesini hazırladık. Fair’in bir komitesi var, o komite tarafından NUSTAR projesinin alt projeleri olarak DEGAS ile NEDA kabul edildi ve biz artık bu deneylerden sorumlu olduk. Türkiye’de bu iki deneyin dedektör parçalarını niyet mektubu imzalayan diğer üniversitelerle birlikte imal edeceğiz” açıklamalarında bulundu.

    “DAHA AZ RADYASYON”

    Hayata geçirilecek çalışmaların birçok alanda fayda sağlayacağını vurgulayan Prof. Dr. Erduran, şunları söyledi:

    “Özellikle radyasyon dedektörü yapımları tıpta çok büyük uygulama alanı buluyor. Şimdi ise yüksek hızda çalışabilen detektörler geliştiriyoruz. Radyasyon dedektörlerini her ne kadar kendi araştırmalarımızda kullanıyorsak da Ar-Ge çalışmaları sırasında öyle dedektörler üretiliyor ki tıpta, biyolojide, tarımda, bizim bütün birinci dereceden çalışma alanlarımızda uygulamaları var. Örneğin geliştirilen böyle bir dedektör yüksek hızlı sayımlara dayanabilecek bir tür olacak ve bu dedektörlerle tedavi ve teşhis sürecinde her hastanın çok daha az radyasyon alması sağlanacak. Bu bakımdan büyük bir uygulama alanı bulabileceğini düşünüyoruz. Aynı zamanda bu dedektörler patlayıcı ve uyuşturucu kaçakçılığına karşı da çok etkin olarak kullanılabilecek özelliklere sahip ve birinci dereceden bizim sorumluluğumuz altında.”