Etiket: Radyasyon

  • Başkan Yıldırım: ’Uzun süre radyasyon hem ruh hem beden sağlığını bozuyor’

    Sağlık Sen İzmir 1 Nolu Şube Başkanı Özgür Yıldırım, radyasyonun kanser üzerindeki etkisinin uzun bilimsel araştırma ve tartışmalara konu olduğunu, radyasyonun kanser olma riskini artırdığı yönünde uzmanlar tarafından bir çok kez bunun dile getirildiğini belirterek, hastalara çok gerekmedikçe tomogrofi, röntgen, anjiyografi ve mamografi çektirilmemesi uyarısında bulunuldu. Yıldırım, “Sağlık çalışanları ise günde defalarca söz konusu radyasyona maruz kalmaktadır. Bu sebeple sağlık çalışanlarının sağlığı riske atılmamalı, gerekli tedbirler derhal alınmalıdır” dedi.

    Radyasyona maruz kalan sağlık çalışanlarının sağlığının tehdit altında olduğuna dikkat çeken Başkan Yıldırım, “Radyasyonla çalışanların sağlığının korunması için çalışma koşullarının acilen iyileştirilmesi gerekiyor. Personel sayısının artırılması ile kişi başına düşen iş yükünün azaltılması sağlanabilir. Bunlara ilaveten yasalarda belirtilen azami çalışma saatlerine uyulması, koruyucu ekipmanların kullanılması, bunların denetiminin uygun şekilde yapılması, hizmet içi eğitimin ve yıllık düzenli sağlık kontrollerinin aksatılmadan sürdürülmesi sağlanmalıdır. 3153 sayılı kanunun ek 1. maddesi uyarınca radyasyonla çalışanların haftalık çalışma süresi en fazla 35 saattir. 20 Haziran 2012 gün ve 6331 sayılı kanunun 30. maddesine dayanılarak hazırlanan 16 Temmuz 2013 gün ve 28709 Sayılı Resmi Gazete’de günlük çalışma süresinin azami 7,5 saat veya daha az olarak düzenlenmesi ve başka bir işte çalıştırılmaması gerektiği hüküm altına alınmıştır. Bu çalışma süreleri azami çalışma süresi olup, bu sürenin üzerine çıkarak fazla çalışma yaptırılması açıkça yasaya aykırıdır” diye konuştu.

    Tiroid kanseri oldular

    Radyoloji teknisyenlerinde tiroid kanseri ve nodülü tespit edildiğine vurgu yapan Başkan Yıldırım, “Geçtiğimiz yıllarda radyasyon güvenliği, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde görev yapan ve tiroid kanseri tanısı alan radyoloji teknisyenleri ile bir kez daha gündeme gelmiştir. Bu kurumda görev yapan radyoloji teknisyenlerinin rutin muayenelerinde 12 kişide tiroid nodülü saptanmış, yapılan biyopsi sonrası iki radyoloji teknisyeninde tiroid kanseri tanısı konarak ameliyat edilmiş, 10 kişinin de tiroid nodülü tanısıyla izlemlerinin yapıldığı öğrenilmiştir” dedi.

    Sendika olarak bakanlık ile iş birliğine hazırız

    Yüksek radyasyonun insan psikolojisi üzerinde sebep olduğu olumsuz etkilere de değinen Özgür Yıldırım, “Yoğun radyasyona maruz kalan sağlık çalışanlarımızın bedenen hastalanmasının yanı sıra psikolojileri de bozulmaktadır. Kendilerini sürekli yorgun, uyku halinde hissetmekteler ve bu durumun sürekliliği de tükenmişlik sendromuna girmelerine sebebiyet vermektedir. Bu alandaki olumsuzlukların giderilmesi için biz sendika olarak Sağlık Bakanlığı ile iş birliği yapmaya hazırız. Bu alanda sendika, meslek örgütleri ve uzmanlık derneklerinin de görüşleri dikkate alınarak Sağlık ve Çalışma Bakanlığı tarafından değerlendirilmesini ve gerekli önlemlerin alınmasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

    Sağlık merkezlerinde radyasyon güvenliği sağlanmalı

    Alınması gereken önlemleri anlatan Başkan Yıldırım, şöyle devam etti: “Radyasyona maruz kalan sağlık çalışanlarının güvenliği için öncelikle radyoloji departmanlarının standartlara uygun ve kurumlarca onaylanmış olması gerekmektedir fakat bu tek başına yeterli bir kriter değildir. Departmandaki iş yükünün fazlalığı, çalışma sırasında kullanılan kişisel koruyucu ekipmanların uygun olmaması veya uygun kullanılmaması, radyasyon uygulamalarında gerekli hassasiyetin gösterilmemiş olması çalışanlar için olumsuz sonuçların ortaya çıkmasını kolaylaştırmaktadır. Çalışanların radyasyona maruz kalma süresini arttıran diğer durumlar, personel sayısının yetersizliği, ehliyetsiz ve eğitimsiz kişilerin radyasyon alanında çalıştırılması ve çalışma süresinin fazla olmasıdır.”

  • Hamam böceğinden radyasyon geçirmez yelek üretti

    Balıkesir Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Bilim ve Sanat Merkezi’nde proje öğrencisi olan Alperen Berberoğlu hamam böceği ve bordan elde ettiği solüsyonla radyasyon geçirmeyen yelek üretti. Televizyonda belgesel izlerken hamam böceklerinin radyasyondan etkilenmediğini öğrenen Alperen Berberoğlu, Kimya Öğretmeni Pınar Sabaz ile birlikte hamam böceğinden elde ettikleri solüsyonu borla birleştirerek yüzde 98,25 oranında radyasyonu geçirmeyen yelek yapmayı başardı.

    Kimya Öğretmeni Pınar Sabaz, Alperen Berberoğlu birlikte radyasyon geçirmeyen yeleğin üretim aşaması ile ilgili yaptığı açıklamada, “Öğrencim Alperen Berberoğlu ile birlikte yapmış olduğumuz bir çalışma var. Bor bileşikleri ve hiposan adı verilen malzemeyle birlikte radyasyondan koruyan kumaş dolgu malzemesi ve sıvı ürettik. Bunun test sonuçlarına göre de yüzde 98 oranında radyasyondan koruma sağladığını gördük. Dolayısıyla da bu çalışmayı geliştirerek bunu patent noktasına getirdik ve patent başvurusunu gerçekleştirdik. Çalışmanın ilk aşamasında öğrencim hamam böceklerinin radyasyonun zararlı etkilerinden hiçbir şekilde olumsuz etkilenmediğini fark etmiş ve bununla ilgili ‘bunun nedeni ne olabilir’ diye araştırırken hamam böceğinin kabuğunda bulunan kitosan maddesinden kaynaklandığını keşfettik. Bu kitosanın içerisine de milli değerimiz olan, dünya rezervlerinin yüzde 72’sinin ülkemizde bulunduğu bor bileşiğini ekleyerek radyasyon zırhı üretmeyi başardık. Bu malzeme yüzde 98,25 oranında radyasyona karşı koruma sağlıyor. Biz bununla da ilk önce TÜBİTAK Projelerine başvurduk. İlk etapta TÜBİTAK Projesi Bölge Sergisine katıldık. Sonra bölge birincisi olarak Türkiye finaline katıldık. Bu projenin daha ileriye götürülerek geliştirilebilmesi için de yaptığımız çalışmayla ilgili bir patent başvurusunda bulunduk. Bu başvurunun da olumlu bir şekilde sonuçlanmasını bekliyoruz” diye konuştu.

    Hem ucuz hem hafif

    Bilim ve Sanat Merkezi 4. sınıf proje öğrencisi Alperen Berberoğlu da hamam böceklerinin radyasyondan etkilenmediğini öğrendikten sonra çalışmalara başladığın belirterek, “Bu projeyi iki yıldır yürütüyorum. Proje aklıma şu şekilde geldi; öncelikle Çernobil gibi radyoaktif sızıntılarda çoğu canlının hayatını kaybetmesine ve zarar görmesine rağmen içerisinde kitosan bulunduran hamam böcekleri gibi kabuklu canlıların zarar görmediğini fark ettim. Bundan yola çıkarak içinde kitosan ve ayrıca milli değerimiz olan bor bulunan bir polimer üretmek istedim. Ardından polimerle ne yapabileceğimizi düşündüm ve bununla hastanelerde röntgen cihazlarını kullanan radyoloji teknikerlerinin gördüğü zararı minimuma indirmek amacıyla üç farklı bor bileşiğini bulunduran yelek dolgusu tasarladık. Yaptığımız yeleğin içerisinde yapmış olduğumuz dolgu var. Ayrıca polimerleştirici malzeme olarak kitosan bulunuyor. Bu da asetik asitte çözünmüş biçimde. Bunun yanında bir de sıvı ürettik. Bunları da hastanelerde şu anda duvarlarda kurşun bloklar kullanılıyor. Onların yerine kullanmak amacıyla ve maliyeti minimuma indirmek amacıyla bu sıvıları ürettik. Ayrıca kurşun yeleklerin maliyetine göre çok daha ucuz ve kurşun yeleklerin ağırlığına göre çok daha hafif bir materyal ürettik. Kurşun yeleklerin maliyeti yaklaşık 600 TL civarında ancak bizim ürettiğimiz bu kumaşla birlikte içindeki dolgu malzemesini 20 TL civarında mal edebiliyoruz. Ayrıca kurşuna göre çok daha hafif olma avantajı var. Bu proje geliştirilerek ileride savunma sanayisinde ve sağlık sektöründe kullanılabilir” dedi.

  • ISUBÜ’ye Nükleer Teknoloji ve Radyasyon Güvenliği Programı müjdesi

    Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) ve Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (ISUBÜ) Rektörü Prof.Dr. Hüseyin İlker Çarıkçı, Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu bünyesinde açılacak olan Nükleer Teknoloji ve Radyasyon Güvenliği Programı için alınan senato kararını YÖK’e gönderdiklerini açıkladı.

    SDÜ ve ISUBÜ Rektörü Prof. Dr. İlker Hüseyin Çarıkçı, Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu bünyesinde Nükleer Teknoloji ve Radyasyon Güvenliği Programı’nın açılacağını bildirdi.

    Konuyla ilgili senato kararını Yüksek Öğrenim Kurumu’na (YÖK) gönderdiklerini kaydeden Rektör Çarıkçı, “Devletimizin nükleer enerji konusunda ciddi yatırımlara giriştiği bu dönemde, bu alanda doğacak işgücü açığını kapatmak için, Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulumuzda Nükleer Teknoloji ile ilgili bir program kurma kararı aldık. Arkadaşlarımız bu konuyu 3-4 aydan bu yana çalışıyorlardı. Çalışmalar geçtiğimiz hafta sonuçlandı. YÖK’e bu programın açılmasıyla ilgili senato kararını sunduk. Olumlu karar çıkması halinde yeni öğretim yılında öğrenci alınmasını planlıyoruz. Teknik Bilimler MYO, Teknoloji Fakültesi ve Fen-Edebiyat Fakültesinde görev yapan uzman akademisyenlerimizle bu bölümün öğretim elemanı ihtiyacını rahatlıkla karşılayabilecek kapasiteye sahibiz. Daha sonraki hedefimiz, Teknoloji Fakültesi bünyesinde 4 yıllık Nükleer Enerji Mühendisliği bölümü açmak” diye konuştu.

  • Dr. Rengin Türkgüler: “Ultrason radyasyon içermez”

    Radyoloji Uzmanı Dr. Rengin Türkgüler, halk arasında bebeğe zararlı olduğu söylenen ultrasonun ultra ses dalgalarıyla yapıldığı için radyasyon içermediğini ve anne yada bebeğe bir zararı olmadığını söyledi.

    Radyoloji Uzmanı Dr. Rengin Türkgüler, hamilelik döneminde yapılması gereken ultrason kontrolleri hakkında bilgi verdi. Ultrasonun, ultra ses dalgaları ile yapılan bir tetkik olduğunu vurgulayan Türkgüler, “Ultrason asla radyasyon içermez. Anneye ya da bebeğe bir zarar vermez. Gebelik sırasında gerekli görüldüyse aynı gün içinde bile birden fazla yapılabilir” dedi.

    Gebeliğin beşinci haftası

    Gebelik kesesinin, bebeğin ilk halinin tanımlanması için kullanılan ufak kesecik olduğu bilgisini veren Dr. Rengin Türkgüler, “Bu kese gebelik ilerledikçe büyür. Bebeğin içinde bulunduğu, beslendiği, korunduğu kesedir. Gebeliğin tespiti sırasında ultrasonografik olarak ilk defa gebelik kesesi görülür. Gebelik kesesi içinde sonradan bebeğin gelişeceği eşittir işareti şeklinde fetal pol ve bebeğin bu dönemdeki gelişmesini sağlayacak yolk sak vardır. 5’inci haftadan itibaren görülebilir” şeklinde konuştu.

    Gebeliğin altıncı haftası

    İlk kalp atışlarının 5-6’ncı haftalarda duyulduğunu söyleyen Türkgüler, bu haftalarda transvajinal yani alttan ultrasonla gebelik kesesi ve kalp atışlarının değerlendirilmesi önerildiğini söyledi.

    11-13’üncü haftalar

    11-13’üncü haftalarda ikili tarama testi yapıldığını vurgulayan Dr. Rengin Türkgüler, “Bebek başı, ense kalınlığı, duktus venozus denilen damardaki kan akımı, burun kemiği, triküspit kapak ultrasonla incelenir. Aynı günlerde hastadan ikili test için de kan alınır. Ense kalınlığı ve burun kemiği ile beraber kan değerleri değerlendirilir. Bu ikili tarama testidir” diye konuştu.

    18-22’nci haftalar

    Dr. Rengin Türkgüler, 18-22’nci haftalarda bebeğin başından parmağının ucuna kadar tüm organlarının değerlendirildiğini söyleyerek, “Bunlar sistematik biçimde taranır. Tüm iskelet sistemi, dolaşım sistemi, solunum sistemi, boşaltım sistemi, GİS değerlendirilir. Burun kemiği yine çok önemli belirteçlerden birisidir. Bu dönemde kan alınarak üçlü ve dörtlü test yapılır. Bu testler, bebekte olması muhtemel anomalileri göstermesi açısından önemlidir” ifadelerini kullandı.

    Yapılan testlerde, kanda artan hormonların miktarı ölçülerek olası anormallikler hakkında fikir sahibi olunduğunu söyleyen Türkgüler, “Ancak testler ihtimali belirtir, tek başına yeterli değildir. Testin dışında ultrason ile gebeliğin değerlendirilmesi gerekmektedir. İkili-üçlü-dörtlü testlerde yükseklik ve ultrasonda belirgin olmayan küçük değişiklikler veya belirgin değişiklikler olduğunda bebeğin haftasına göre 11-13’üncü haftalarda Kordosentez veya 18-23’üncü haftalarda Amniyosentez yapılabilir. Bunlarda 1/200, 1/300 oranında düşük riski vardır. Ayrıca anne kanından yapılan, 10’ncu haftadan itibaren uygulanan NIPT testi (cffDNA) mevcuttur. Bu test anne kanından yapıldığı için düşük riski yoktur” ifadelerini kullandı.

    Tıbbın ilerlemekte olduğunu ve tüm olanaklarının da herkese sunulduğunun altını çizen Dr. Rengin Türkgüler, bu olanakları kullanabilmenin büyük bir şans olduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı: “Anne karnında tespit edilen her problem çözümsüz değildir. Anne karnında tespit edilen şey çözümü olan bir problemse, annenin doğumunu bu problemi çözecek hastanede planlaması sağlanır. Bu şekilde bebeğin tedavisinde zaman kaybı yaşanmamış olur. Ultrason ve testlerden korkmayın, hayatı kolaylaştıran ve problemleri öngörerek çözümü konusunda yardımcı olan şeyler olduğunu fark edin”.

  • 3 kafadar lise öğrencisi ‘radyasyon koruyucu elbise’ yaptı

    Çankırı’da lise öğrencisi 3 kafadar hamam böceklerinden esinlenerek ‘radyasyon koruyucu elbise’ yaptı.

    Çankırı TOBB Fen Lisesinde 11. sınıf öğrencisi olan 3 kafadar, bilim fuarı proje çalışmaları kapsamında RAD-KİT adında bir proje gerçekleştirdi. Yaptıkları araştırmalar sırasında, Hiroşima ve Nagasaki bölgelerine atılan atom bombası sonucunda hamam böceklerinin ölmediğini keşfeden öğrenciler, bundan esinlenerek ‘radyasyon koruyucu elbise’ yaptı.

    Hamam böcekleri üzerinde yaptıkları çalışmalar sonucunda böceklerin vücudunu örten ‘kitin’ maddesinin onları atom bombasından koruduğu sonucuna varan öğrenciler, ‘kitin’ maddesi emdirilmiş kumaş kullanarak radyasyon koruyucu elbiseyi tasarladılar.

    Projelerine RAD-KİT adını verdiklerini belirten 11. sınıf öğrencisi Ahmet Yazan, projelerinin asıl amacının günümüzde yaygınlaşan radyasyonlara karşı koruyucu bir önlem almak olduğunu belirterek, “Araştırmamızı yaparken hamam böceklerinden esinlendik. Hamam böceklerinin Hiroşima ve Nagasaki bölgelerinin bir kısmında ölmediğini ve bunun sebebinin de ‘kitin’ maddesi olduğunu fark ettik. Kitin maddesini kumaşın içerisine nasıl işleyebiliriz diye düşündük ve Çankırı Karatekin Üniversitesi Biyoloji Bölümünden Doç. Dr. Sezer Okay hocamızdan yardım aldık. Kitin içeren kumaş parçasını ultraviyole ışınlarla test ettik ve sonuç olarak da bakterilerin ultraviyole ışınlarından etkilenmediğini gördük” dedi.

    Bünyamin Aktürk isimli öğrenci projenin laboratuvar aşamasını anlatarak, “Bakterilerimizi önce sıvı besiyerinde büyüttük daha sonra katı besiyerine ektik. Yaptığımız kitinli kumaşı bakterilerin üzerine koyduk, üstten de ultraviyole ışın verdik. Daha sonra bakterileri inkübatöre koyarak üreyip ürememe durumunu test ettik. Yaptığımız kitinli kumaşın altındaki bakterilerin üremeye devam ettiğini ve diğer kontrol kumaşının altından ki bakterilerin üremediğini gördük” ifadelerini kullandı.

    Öğrencilerden Furkan Kaya ise, “Yaptığımız bu kitinli kumaşın sonuçlarını ultraviyolede denediğimiz zaman iyi bir sonuç elde ettik ve bakterilerin yaşadığını gördük. Bunun daha kullanışlı hale gelmesi içinde bu elbiseyi tasarladık” şeklinde konuştu.

    3 kafadarın bu projesi yetkililer tarafından ilgiyle karşılandı.