Etiket: Püskürdü

  • Ünlü DJ Suat Ateşdağlı DJ’lik yapan sosyal medya fenomenlerine ateş püskürdü

    Bodrum’da sahne alan Ünlü DJ Suat Ateşdağlı, sosyal medya fenomenlerinin ve evlilik programlarından çıkan damat ve gelin adaylarının DJ olmalarına ateş püskürdü. Ateşdağlı, “Geldikleri gibi gidecekler” açıklamasını yaparak tepkisini dille getirdi.

    Bodrum’da 12 ay boyunca turizm olmasını isteyen genç iş adamı ünlü gece kulübü Sebastian’ın sahibi Okan Uslu Küba kulüp ile güçlerini birleştirerek Küba By Sebastian’ı n açılışını yaptı. Yaz kış eğlence diyerek kolları sıvayan Okan Uslu, kış ortasında Bodrum marinada bulunan eğlence mekanını açarak turizmin Bodrum’da 12 aya çıkmasını istedi. Açılış için Dj olarak mekana gelen ünlü DJ Suat Ateşdağlı ise sahne öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtladı. TV programlarına katılan yarışmacıların ve sosyal medya fenomenlerinin Dj olmalarına tepki gösteren Ateşdağlı ,açtı ağzını yumdu gözünü. Herkesin DJ olamayacağını söyleyen Ateşdağlı “geldikleri gibi gidecekler” diyerek bu mesleğe 33 yılını verdiğini söyledi.

    “İnsanlar prim vermesin”

    Ateşdağlı , DJ olmayanların DJ’lik yaptığı için bir çok kişinin mesleğinden olduğunu ifade ederek “Bunlara insanların arz ve talep göstermemesi gerekiyor. Bunlar DJ’lik mesleğine emek verenlerin, bu işten yıllardır ayakta duran insanların emeklerini, ekmeklerini çaldılar. İsmi olanlar ancak ayakta kalabildi ama binlerce dj var bu işe emek veren. Her zaman söylediğim gibi müzik kazanır. Geçlerin böyle şeylere pirim vermemesi lazım. DJ’lik çok önemli meslek, emek isteyen bir meslek. Benim 33’üncü senem ve bu işler o kadar kolay değil. Kolay olmadığını da herkes görüyor. İllaki bir rezalet çıkmasına gerek yok. Bunlara insanların pirim vermemesi lazım. Geldikleri gibi zaten giderler” dedi.

    Kış aylarında da Bodrum’da ki eğlence mekanlarının açık olması gerektiğini de vurgulayan Ateşdağlı, “Bodrum marina geçen yaz sezonunda da iyi idi bu senede çok iyi olacak. Kış ayında kapılarını açan Küba By Sebastian eğlence mekanı da bunun bir göstergesidir. Bodrum’da 12 ay eğlence olması gerekiyor. Yakında tekrar marina eğlence kulüplerinin vazgeçilmez mekanı olacaktır” dedi.

    İşletme Müdürü Kürşat Zenderen ise turizmi 12 aya çıkarmak için bu atılımı yaptıklarını ifade ederek Bodrum’un 12 ay yaşayan bir şehir olduğunu belirtti. Herkes den destek beklediklerini sözlerine ekleyen Zenderen, Bodrum’da turizmin 12 ay olmasını istediklerini vurguladı.

    Mekanı dolduran az sayıda turist ve Bodrumlular DJ Suat Ateşdağlı’nın çaldığı şarkılarla sabahın ilk ışıklarına kadar eğlendi. Yeni konsepti ile kapılarını açan Küba By Sebastian eğlence mekanının ise kış sezonu boyunca açık olacağı öğrenildi.

  • Milyonluk araziyi satışa çıkardı, mahalleli ateş püskürdü

    Yenipazar Belediye Başkanı Zafer Savcı, Karacaören Mahallesi’ndeki milyonluk araziyi satışa çıkarması nedeniyle mahallelinin tepkisini çekti. Vatandaşlar Başkan Savcı’nın mahallelerine yeterli hizmeti götürmediğini iddia ederek “Hem hizmet etmiyorsun, yetmiyor bir de mahallenin arazilerini ne yüzle satıyorsun” yorumunda bulundular.

    En çok oyu aldığı mahallelerin başında gelmesine rağmen yaklaşık beş yıllık görev süresi içinde yeterli hizmet yapmadığı iddia edilen Karacaören Mahallesi’nde şimdi de milyonluk araziyi satışa çıkaran Yenipazar Belediye Başkanı Zafer Savcı, eleştiri oklarının hedefi oldu. Mülkiyeti Yenipazar Belediyesi’ne ait 134 bin 512 metrekarelik araziyi 1 milyon 350 bin liraya satılığa çıkardığını belediyenin sosyal medya hesabı üzerinden duyuran Yenipazar Belediye Başkanlığı, arazi için 30 Kasım Cuma gününe kadar başvuru yapılabileceğini belirtti.

    Mahalleliden sert eleştiri

    “Hizmet etmiyor yer satıyor” diyerek başkan Savcıyı topa tutan mahalleli, sosyla medya hesapları üzerinden “Ne yaptın ki Karacaören’e mahallenin mülkiyetlerini satıyorsun? Yaptığın hiçbir şey yok ama satışlar hız kesmiyor. Başkan köyün yolunu bilmez, gelmiş bir de köyün tarlasını satacakmış. Helal olsun! Yaptığın düğün salonunun parasını ödeyeceğiz diye mi satıyorsunuz? Ayıp!” diyerek adeta sitem ettiler.

    “Bir düğün salonu yapamadı”

    Beş yıllık görev süresi içinde Karacaören’e bir düğün salonu dahi yapamadığı ifade edilen Zafer Savcı’yı adeta eleştiri yağmuruna tutan mahalleli, “5 yılda 800 nüfuslu, 270 haneli mahallemize 5 adet çöp konteyneri getirildi. O çöp konteynerleri de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan talep edilip mahallemize getirildi. Çöpler belediyede çalışan İŞKUR işçileri olduğu dönemde 10 günde bir, olmadığı dönemde ise 2 ayda bir toplandı. Aydın’ın bütün yerleşim yerlerinde küçüğünden büyüğüne her mahallede düğün salonu bulunurken, bizim mahallemize bir tane bile düğün salonu yapılmadı. Halbuki mahallemiz Zafer Savcı’ya en çok oy veren mahallelerden biri. Böyle olmasına rağmen hizmet alamamak gerçekten üzücü” ifadelerini kullandılar.

  • Başkan Buluşan aracılara ateş püskürdü

    Tepebaşı Ziraat Odası Başkanı Süleyman Buluşan, doları bahane eden aracılara ateş püskürerek, çiftinin hakkının yendiğini söyledi.

    Bazı kişilerin fırsatçılığı meslek olarak gördüğünü aktaran Tepebaşı Ziraat Odası Başkanı Süleyman Buluşan, domates ucuzladığında salça fiyatlarının artış göstermesinin anlamsız olduğunu dile getirdi. Yıllardır üreticinin çalınan emeklerinin bu yıl dolar bahanesi ile gasp edildiğini ifade eden Buluşan, “Ülkemizde fırsatçılığı meslek edinen kişiler alınlarının teri akmadan 1 liradan alıp 2-3 liraya ürünleri satıyorlar. Dolarla yatıp dolarla kalkıp bu bahaneyle zam yapanlar gibi ürettiğimiz ürünleri yıllardır fırsatçılar takip ediyorlar. Nasıl domates ucuzladığında salça pahalanmasına anlam verilemiyorsa, tüm ürünlerin üzerinde yıllardır oynanan oyunlar aynı. Domates sezonu ürün tüketim fazlası oluyor ve üreticinin elinde dal ömrü 15 gün. Üretici satmak zorunda, aracı zihniyet bu 15 günü ülke genelinde takip ediyor. Yani 15 gün sonra domatesin kaç para olacağını biliyorlar” dedi.

    “Biz üretiyoruz alnınızın terini alamıyoruz”

    Çiftçinin mazot fiyatlarını bahane ederek ürünlere zam yapmadığını kaydeden Başkan Buluşan, “Şu an domates çok az. 2 hafta sonra dalında domatesin olmayacağını da fırsatçılar biliyor. 1 lira olan domates 80 kuruştan alınıyor çünkü çiftçi satmak zorunda. Şu anki fiyat tarlada 1 lira marketlerde 3-4 lira. Domatesi daldan kırma dediğimiz 15 gün sonra stoktaki ürünler 2 misli daha çıkacak. Neden, ’Dolar yükseliyor mazot pahalı’ bahanesini çiftçi kullanmıyor? 365 gün ürününü yetiştirip 1 ay gibi zamanda hasat edecek üreticinin aldığı gübre, ilaç zirai girdiler ve mazot sanki dolara endeksli değil. Hangi ürün olursa olsun üretici bu haksız kayba maruz kalıyor. Biz üretiyoruz alnınızın terini alamıyoruz” şeklide konuştu.

    “Hükümetimizden Ekim ayına kadar acil çözüm bekliyoruz”

    Fırsatçılara artık fırsat verilmemesi için hükümetten destek beklediklerini belirten Tepebaşı Ziraat Odası Başkanı Süleyman Buluşan, “Halk da hak etmediği şekilde ürünleri pahalı tüketiyor. Tüm ürünlerimizde bu sorunu yaşıyoruz. Kuru soğan şu an 80 kuruş, marketler 3 liraya satıyor. Etiyle, sütüyle, buğdayıyla hasat zamanı bittiğinde, tüccar veya aracının eline, deposuna ürün girdiği an fiyatlar 2-3 misli artıyor. Kısa bir zaman sonra 5 misline satanlar, fırsata çevirenler ve bir de dolar oyununu bulanlar var. Artık başta devletimiz ve halkımız bu acı duruma dur demeli. Bir an evvel hükümetimiz olaya el koymalıdır. Emeğinin karşılığını alamayan çiftçimizi zirai girdiler dolarla 2’ye katlarsa üretim yapamaz hale geleceğiz hatta geldik. Hükümetimizden ekim ayına kadar acil çözüm bekliyoruz” diye konuştu.

  • Demet Akalın giyim tarzını eleştirenlere ateş püskürdü

    Bodrum’da sevenleri ile buluşan ünlü sanatçı Demet Akalın, giyim tarzını eleştirenlere cevap vererek“Eskiden bana laf eden ablaların hepsi pahalı pahalı giymeye başladı” dedi. Akalın’ın, 10 yıllık eski bir elbise tercih ederek sahne alması ise şaşırttı.

    Gümbet Barlar Sokağı’nda bulunan Pasha Club’ta konser veren Demet Akalın, izdihama neden oldu. Biletlerin tamamen tükendiği gece kulübünde adım atacak yer kalmadı. Eski ve yeni şarkılarını seslendiren Demet Akalın, hayranlarına unutulmaz bir gece yaşattı. Şarkı aralarında espri yaparak sevenlerine takılan Akalın’ın oldukça keyifli olması dikkatlerden kaçmadı.

    Konser öncesi basın mensuplarına konuşan Demet Akalın, “Haftanın 3-4 günü Bodrum’da sahne alıyorum. Dolu da geçiyor maşallah. Bugün Pasha da tüm yerlerimiz öğleden bitmiş. Sağ olsunlar sevenimiz çok.” dedi.

    Geçen hafta giydiği çizmeleri çok konuşulan Demet Akalın, muhabirlerin sorduğu, “bu hafta da takılar mı çok konuşulacak?” sorusuna “Takılara çok para verdim. Sevmediğiniz marka. Yüzüklerim çizmelerini giydiğim markadan. Bileklik de doğum günümde kocamın hediyesiydi.” diye konuştu.

    Bana laf edenlerin hepsi mayo giymeye başladı

    “Elbiselerine yaptığınız harcamaların haber olmasından rahatsız oluyor musunuz?” sorusuna ise Demet Akalın, “Beni çok rahatsız etmiyor. Çünkü ben kazandığımı yine kendime yatırıyorum. Dinleyicime saygım var. Şimdi herkes pahalı giyiniyor. Bana laf edenlerin hepsi mayo giymeye başladı, eskiden çok laf eden ablalar. Hepsi pahalı pahalı giyiniyor. Bence güzel de oluyor. Dün bir köşe yazarı bir moda yazısı yazmış, ‘Siz ne kadar kıyafetlerini beğenmeseniz de Demet Akalın tarzı var’ diye. Ben yıllardır aynı markayı giyiyordum. Ben de dünya starlarının giydiği şeyleri giymeye dikkat ediyorum. Benim için sıkıntı yok, istediğiniz kadar haber yapabilirsiniz. Elbisem zaten eski bir elbise. Baksana ütüledim, mis. En az 10 senelik. Adamlar öyle bir yapıyor ki, 10 sene sonra bile modası geçmiyor. Takıyla, makyajla süslüyorum.” ifadelerini kullandı.

    Biz çocuğumuzun yanında öpüşmüyoruz

    Kızı Hira’dan da bahseden Demet Akalın, “Ben aklı başında bir anneyim, aklı başında bir babası var. Biz çocuğumuzun yanında öpüşmüyoruz bile. Biz anne baba olarak, normal anne baba olarak kızımızın, evladımızın yanında öpüşmüyoruz. Onun için gece gelmiş, bizim yanımızda. Annesinin babasının yanında. Her zaman olan bir şey değil. Kırk yılda olan bir şey. Onun için tüm eleştirilere açığım, istedikleri kadar konuşsunlar. Ben haftanın 4-5 günü çalışıyorum. Normalde bu saatlerde uyuyor. Ama bugün uyumadı, gideceğimi anladığı için ağladı. Kıyamadım, o yüzden de geldi. Birazdan babasıyla eve kaçar. Hafta arası İstanbul’a gidip gelemiyorum, onu da götürmek istemiyorum. Burayı baz aldığım için gündüzleri hep evladımlayım. Onun istediği şekilde otelleri, lunaparkları her tarafı dolanıyoruz. Onun için kimse bir şey diyemez. Tüm anne babalar için evlat en hassas konudur.” diye konuştu.

    Bodrum’da yorgun kalkmıyorum

    Bodrum’un havasının insanı yormadığından da söz eden ünlü sanatçı, “Bodrum’un çok enteresan bir havası var. Hani diyorlar ya, ‘burada 21 günde kanın değişiyor.’ Burada ne kadar geç yatsan da 08.00-09.00’da kalkıyorsun, hiçbir yorgunluk, halsizlik olmuyor. İstanbul’un havasından mıdır, neminden midir nedir, orada daha yorgun kalkıyorsun. Burada Allah’a şükürler olsun yorgun kalkmıyorum.” şeklinde konuştu.

  • Yeşilçam’ın ’Şişko Nuri’si televizyon dizilerine ateş püskürdü

    Yeşilçam filmlerinde Şişko Nuri karakteriyle izleyiciyle buluşan ve milyonlarca kişiye kendisini sevdirmeyi başaran Sıtkı Sezgin, son zamanlarda yapılan dizileri eleştirerek, yapımcılara ateş püskürdü.

    1968 yıllarında sanatçı olma hayallerine ilk adımı atan ve uzun yıllar boyunca Yeşilçam filmlerinde rol alan Sıtkı Sezgin, 9 yıldır Samsun Büyükşehir Belediyesi Huzurevinde kalıyor. Sanatın ve sanatçının eski yıllarda olduğunu belirten Şişko Nuri lakaplı Sıtkı Sezgin, şimdilerde sanattan bir eser kalmadığına dikkat çekerek, “Televizyon kanalında yayınlanan birkaç dizi dışında tüm diziler rezillik. O onun arkadaşını alıyor, diğeri diğerinin arkadaşıyla sevgili oluyor. Konular hep aynı tonda ilerliyor. Sanat bu değil. Yeşilçam’ı düşünerek söylemek gerekirse, Yeşilçam’da yapılan eserler şimdiki duruma göre daha çok aranan eserlerdir. Kemal Sunal olsun, Adile Naşit olsun veya Münir Özkul filmleri olsun şimdilerde bile zevkle tekrar tekrar izleniyor. Şimdiki yayınlanan diziler ise rezaletin son perdesi diyebilirim. Sanat yapılıyor deniliyor ancak genç kızlarımıza kötü örnek olacak şeyler yayımlanıyor” dedi.

    Sanatçı camiasına nasıl girdiğini de anlatan Sıtkı Sezgin, “1968 yılında siyah-beyaz yayın dönemlerinde başladım. Levent Kırca’nın o dönemde çocuklarla bir programı vardı. O programda ben de vardım. Daha sonraları ise Fatma Girik’in başrol aldığı Cici Katibem isimli bir film yapıyorlardı. Setteyken filme ara verildiği sırada Fatma Girik’in dikkatini çekmiştim. Beni kucağına alarak sevdi ve bana ’Seni filmde oynatalım mı?’ diye sormuştu. Daha sonra ailemden de izin alarak filmlerde oynamaya başladım. En iyi ve patlama yaşayan filmim ise Sezercik filmi oldu. Orada da zengin ve şımarık bir çocuğu canlandırmıştım. O filmde de vuracağım kırbacı sözüyle meşhur oldum. Bizim zamanımızda para pul yoktu ve sıkıntılar içerisinde çalıştık. Yeri geldi sandalyeleri birleştirip sette uyuduğumuz zamanlar oldu. Allah rahmet eylesin. Zeki Alasya’yı çok seviyordum. En sıkıntılı anlarımda kendisi bana destek olmuştu” diye konuştu.