Etiket: Püf

  • Kurban eti pişirmenin püf noktaları

    Kurban eti pişirmenin püf noktaları

    Kurban etlerinin tüketilmeden önce 24 saat dinlendirilmesi gerektiğini belirten Diyetisyen Merve Köse, pişirme teknikleri hakkında uyarılarda bulundu.

    Kurban Bayramı boyunca kırmızı et tüketiminin artması, özellikle kronik hastalıkları olanlar için risk unsuruna dönüşüyor. Bayramda porsiyon kontrolüne dikkat edilmesi gerektiğini Uzman Diyetisyen Merve Köse, “Özellikle kolesterol hastaları ile kalp-damar hastalığı riski taşıyan kişiler, sakatat tüketiminden kaçınmalıdır. Etler, C ve E vitamini içermez. Bu sebeple etlerin mutlaka sebzelerle birlikte pişirilmesi veya etlerin yanında C vitamininden zengin sebze/salataların tüketilmesi oldukça önemlidir. Bayram günü kesilen hayvan eti, bekletilmeksizin birkaç saat içinde pişirilerek tüketilir. Ancak yeni kesilmiş hayvanların etlerindeki sertlik hem pişirmede hem de sindirimde zorluk verir. Midede şişkinlik, hazımsızlık gibi sıkıntılara sebep olur. Özellikle mide rahatsızlıkları çeken bireyler, eti 24 saat bekletmeden tüketmemelidir” dedi.

    Etlerinin pişirilmesi konusunda da uyarılarda bulunan diyetisyen Merve Köse, “Etler büyük parçalar şeklinde değil ancak kıyma, kuşbaşı gibi küçük parçalara ayrılıp, tek pişirimlik miktarlara bölünüp, buzdolabı poşetlerine konularak buzdolaplarının buzluk kısmında veya derin dondurucuda saklanmalıdır. Buzdolabında eksi 2 derecede 1-2 hafta, derin dondurucuda ise eksi 18 derecede daha uzun süre etler saklanabilmektedir. Pişirmek için buzluktan çıkarılan etler yine buzdolabının alt raflarına indirilerek çözdürülmeli, çözdürülen et hemen pişirilmeli ve tekrar dondurulmamalıdır. Et hazırlamada kullanılan kesme tahtalarında çiğ sebze ve meyveleri doğrama işlemi yapılmamalıdır” diye konuştu.

    Pişirmede haşlama, fırınlama ve ızgara gibi yöntemlerin tercih edilmesi gerektiğini de kaydeden Köse, dikkat edilmesi gerekenleri şöyle anlattı:

    “Mangal yapılacaksa kömürleşecek şekilde kızartılmaması gerekir. Kömürleşen et, her zaman kanser riski taşır. Etin ateşe yakın olması B1, B12, folik asit gibi vitaminlerin kaybına da yol açmaktadır. Et kullanılarak yapılan sebze ya da baklagil yemeklerine yağ ilave edilmemelidir. Özellikle katı yağlar et yemeklerinde kullanılmamalıdır, etin kendi yağı ile pişmesi sağlanmalıdır. Kurban bayramının geleneksel yemeği haline gelen kavurmanın içine tereyağı veya kuyruk/iç yağı eklemeden kendi suyunda, kısık ateşte pişirme yapılmalıdır. Kavurma ve kırmızı et öğle öğününde tüketilmeli, akşam öğününde ise sebze, kuru baklagil gibi posa içeriği yüksek yemekler tercih edilmelidir. Etlerin yanında rafine edilmiş beyaz pirinç pilavı-makarna yerine bulgur, esmer pirinç; asitli-gazlı içecekler yerine de ayran, yoğurt ve cacık tüketilmelidir.”

  • Korona virüse yakalanmamanın püf noktaları

    Korona virüse yakalanmamanın püf noktaları

    Bitkisel ilaçlar üzerinde bilimsel araştırma yapan Abdurrahman Ayyıldız Korona virüse yakalanmamanın püf noktalarını açıkladı. Ayyıldız, sarımsak yiyemeyenlere “Sarımsağı yiyemiyorsanız hap gibi yutun” dedi.

    20 yılı aşkın süredir Bitkisel ilaçlar üzerinde bilimsel araştırma yapan iki dönem de Oltu’nun Özdere Mahallesi’nde muhtarlık görevinde bulunan Abdurrahman Ayyıldız, tüm dünyayı etkisi altına alan Korona Virüsle mücadele konusunda önemli açıklamalarda bulundu.

    Ayyıldız, Korona virüsten kurtarmanın yollarının evinizde oturup ve elbiselerimizi ayakkabılarımızı çok temiz tutarak, sık sık banyo yaparak, ellerimizi temiz tutmak zorunda olduğumuzu söyledi.

    Ev halkının dışında kimse ile temas edilmemesinin altını çizen Ayyıldız, “Evde kullandığınız malzemeleri bolca yıkayacaksınız giymiş olduğunuz elbiseleri sık sık değişeceksiniz, evde ellerinizi sık sık kolanyalayacaksınız” dedi.

    Abdurrahman Ayyıldız, Korona virüs ve bulaşıcı hastalıklarda vücut direncinin çok önemli olduğuna işaret ederek, bitkisel ilaçların çok önemli oyduğunu söyledi.

    Ayyıldız, bu dönemde neler yapılmasını rakamlarla sıraladı.

    Ayyıldız “1- her gün bir miktar sarımsak yiyeceksiniz yiyemeyen bir miktar hap gibi yuta bilir yalnız hamile kadınlar emzikli kadınlar göz rahatsızlığı olanlar, sık sık idararı ve hemoriidi olanlar az kullansın. Fazlası bunlara zararlı 2- limon bunu ister çay ile için ister bolca yiyin. 3- yarım kilo ceviz içi yarım kilo incir bir kilo hakiki süzme bal ezip karıştırıp sabah iki yemek kaşığı akşam iki yemek kaşığı aç karnına yiyeceksin 4-yarım kilo fındık içi yarım kilo incir bir kilo hakiki süzme bal bunları ezip karıştırıp akşam sabah ikişer yemek kaşığı yiyeceksin. 5-tuz bundan bir çay kaşığı ılık suya koyup akşam sabah ağzı gargara yapacaksınız. El parmağınla da hafif burnuna süreceksiniz. 6 -sirke bununla da Öğlede ve ikindide ağzını gargara yap 7 hakiki tereyağı ve hakiki bal karıştırıp, sabah kahvaltısını bolca bununla yapın. Bu bitkisel ilaçlar ne gibi bulaşıcı ve bakterili ve mikrop ve enfeksiyon parazit hastalıklarının bir numaralı ilaçları. Bu ilaçları kullananlara bu hastalıkların yanı sıra yılan çiyan akrep köpek ısırmaları fazla etki etmez sigaranın da nikotin ve zehrini etkisiz hale getirirler ve vücudun dirençli tutarlar” dedi.

    Prof. Dr. Türkez ile dirsek temasındayız

    Dünyada veba ve taun gibi salgın hastalıkların olduğu zaman 2 önemli ilaç kullanıldığına işaret eden Abdurrahman Ayyıldız, Dünyaca ünlü hekim Bokrot tarafından biri saskıras diğeri sinemaki ilaçları bulunduğunu ifade ederek, “Bu ilaçlar nasıl kullanılacak saskırıs olan ilaç demlikte çay gibi kaynatılıp günde dört çay bardağı içilecek. Bir parçası nohut kadarı da ağızda tutulacak yarım saat kadar. Ancak vücut direnci zayıf olanlar az kullanmalı. İkinci önemli ilaç sinamaki bu ilaç hakkında Peyganber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyuruyor: ‘Ölümden ayrı iyileştirmediği bir hastalık yoktur.’ Sinemaki nin bu ilaç nasıl kullanılacak. Bundan bir miktar bir avuç içi kadar kaynatın. Çay gibi akşam bir çay bardağı için bu ilaç sizi ishale düşürecek ve o zaman daha kullanmayın. ishal olur olmaz bırakın içmeyin. Benim insanlara Allah rızası için hediyem olsun. Kardeşlerim bilim adına dünya sağlık örgütü üyesi Erzurumlu Prof. Dr. Hasan Türkez hocamla görüşlerimiz çalışmalarımız devam ediyor. Bu dönemde Valiliğimizden de çalışmalarımız için destek bekliyorum” diye konuştu.

  • Sanayicilere katma değeri artırmanın püf noktaları anlatıldı

    Sanayicilere katma değeri artırmanın püf noktaları anlatıldı

    Sanayide İnovasyon, Devlet Teşvikleri, Patent Vergi Muafiyetleri’ panelinde sanayicilere fikri alanda; KOSGEB teşviklerinden ve patent almanın avantajlarına kadar birçok konu hakkında bilgilendirme yapıldı.

    İkitelli Organize Sanayi Bölgesi ve Adres Patent’in ana sponsorluğunda ’Sanayide İnovasyon, Devlet Teşvikleri, Patent Vergi Muafiyetleri’ paneli İkitelli OSB Yönetim Binası Konferans Salun’unda gerçekleştirildi. Panelde sanayicilere fikri alanda; KOSGEB teşviklerinden ve patent almanın avantajlarına kadar birçok konu hakkında bilgilendirme yapıldı.

    “Son 10 yılda Çin’de yapılan toplam patent başvuru sayısı yaklaşık 9,3 milyon adet”

    İnovasyonun hem sanayi hem de diğer sektörlerde uzun zamandır gündemde olan bir konu olduğuna dikkati çeken Adres Patent Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Avukat Hilmi Özalp, “İnovasyonu gerçekleştirme yolu ise patent ve buluştan geçiyor. Dünya ve Türkiye’deki patent sayılarını sizlerle paylaşarak bir perspektif sunmak istiyorum. Son 10 yılda Çin’de yapılan toplam patent başvuru sayısı yaklaşık 9,3 milyon adet, bu sayı Amerika Birleşik Devletleri’nde, 8 milyon, Güney Kore’de 2,5 milyon, Almanya’da 2 milyon, Rusya’da ise 500 bin, dolaylarında.” dedi.

    Türkiye’de patent sayılarını artırmak adına devlet tarafından sunulan teşviklerin büyük bir öneme sahip olduğuna işaret eden Özalp, bu kapsamda üniversite sanayi iş birliğinin ülke gündeminde daha fazla yer alması gerektiğinin altını çizdi.

    Adres Patent olarak 2023’e kadar Türkiye’nin 1 milyon patent hedefine ulaşması için kurum olarak üzerine düşen görevleri en iyi şekilde yapmaya özen gösterdiklerinin ifade eden Özalp, “Bu konuda herkesin elini taşın altına koyması gerektiğini düşünüyorum.” şeklinde konuştu.

    Patent sayılarına başvuru oranları 18 kat arttı

    Patent alanında hem başvuru hem de tescil konusunda önemli bir ivmenin yakalandığına işaret eden Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı İstanbul İl Müdürü Ümit Ünal, “Türkiye’de son 16 yılda patent sayılarındaki başvuru oranları 18 kat artmış. Yerli tescil sayısında ise 38 katlık bir ivme yakalanmıştır. Dünya’da marka başvuru sayısı itibarı ile Avrupa’da birinciyiz. Dünya’da ise sınai mülkiyet haklarını tescilleme konusunda 11’inci sıradayız.” dedi.

    Yatırımlar konusunda verilen teşviklere ilişkin de açıklamalarda bulunan Ünal, “Son 1 yıl içerisinde büyük yatırımlar doğrultusunda sanayi teşvikleri ile ilgili 4 bin 300 projeye 100 milyar lira yatırım amaçlı teşvik belgesi verildi. Proje bazlı 25 büyük projeye ise 55 milyar lira teşvik verilmiş durumda.” bilgisini verdi.

    Patent konusunda izlenecek politikaların Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşma konusunda etkili olduğuna değinen Ünal, “Türkiye 2023’e kadar yüksek-orta teknolojili ürünlerin, ihracattaki oranını yüzde 50’ye çıkarmak istiyor. Bu kapsamda patent alanında atılacak adımlar da son derece kritik bir yere sahip” dedi.

    Ünal, ithal edilen ürünlere yönelik bakanlık olarak yaptıkları çalışmalardan bahsederek, “Türkiye’de yurt dışından getirilen 400 ürün tespit ettik. Buradan da 35 milyar dolarlık cari açığımızı kısa ve orta vadede kapatılmasını hedefliyoruz. Bu bağlamada katma değerimiz artırmak için her güzel fikrin patentini almalıyız.” açıklamasını yaptı.

    “Ülkelerin teknolojik gelişmişliği artık patent sayıları ile ölçülüyor”

    Esenyurt İş İnsanları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Torolsan bilginin korunmasındaki önemin günümüzde giderek artığına işaret ederek, “Üretilen her bilgiyi korumamız gerekiyor. Ülkelerin günümüzde teknolojik gelişmişliği artık patent sayıları ile ölçülüyor. Firmaların patent konusunu sermaye olarak düşünüp, bu konuya daha fazla eğilmesi gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

    GSMH’nin yüzde 1,3’ü AR-GE’ye ayrılıyor

    Türkiye’de gayrisafi milli hasılanın yüzde 1,3’ünün AR-GE’ye ayrıldığını ifade eden Esenyurt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sudi Apak, “Bu rakamın 8 milyar dolara denk geldiğini görüyoruz. ABD 20 trilyon dolarlık bir ekonomi, AR-GE’ye ayırdığı pay ise 800 milyar dolar. Öte yandan ülkelerin gayri safi milli hasılalarında da patent sayıları önemli bir yere sahip. Güney Kore, Çin, Japonya ve Amerika Birleşik Devletleri, patentlerin ticarileştirilmesi konusunda önemli mesafeler kat etmiş ülkeler arasında yer alıyor. Üniversite sanayi iş birliklerine ülkemizde oldukça fazla ihtiyaç var” dedi.

    Türkiye’deki özel sektörün; Almanya’dan Çin’e kadar uzanan koridorda en büyük özel sektör olduğunu ifade eden Apak, “Sanayi ürünleri ihracatının yüzde 80’lik kısmını özel sektör yapıyor. Bu potansiyeli iyi bir şekilde kullanarak patent oranlarına da yansıtmalıyız. Bu bağlamda sanayi-teknoloji-üniversite-finans denklemi çok kritik bir öneme sahip.” şeklinde konuştu.

    1 patent 3 milyar doların yolunu açtı

    Adres Patent Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Ali Çavuşoğlu, ise dünyanın önde gelen teknoloji firmaları arasında yer alan Dyson’ın tarihteki patent sürecine ilişkin bilgi vererek, “Dyson firmasının sahibi James Dyson, toz süpürge üretimi için yatırımcı arayışına girmişti. Ancak bu süre zarfında görüştüğü kişi ve kurumlar toz süpürge kullanımı konusunda kararlıydılar ve yeniliklere kapalı bir duruş sergiliyorlardı. Sonrasında James Dyson İngiltere’de bir bankadan 1 milyon sterlinlik bir kredi alarak, kendi süpürgesini üretmeye başladı. Ancak kendisi üretim sürecine geçmeden ürünün nihai hale ulaşması için binlerce kez deneme yapmıştı. Ürün nihai hale geldikten sonra firmanın almış olduğu bir patent, Dyson’ın 3 milyar dolarlık bir firma olmasının yolunu açtı.” bilgisini verdi.

    Patent konusunda izlenecek yöntemlerin hem özel sektör hem de kamu kurumları açısından büyük bir öneme sahip olduğunu anlatan Çavuşoğlu, “Sanayicilerimizin katma değeri artırması için önceliği patente vermesi gerekiyor. En azından fabrikalarımızın görünür ve dikkat çeken kısımlarına patentle ilgili afişler, sloganlar asmamız gerekiyor. Çalışanlarımızın patent kelimesinin ne olduğunu bilmesi, patent alanında atılacak adımlar konusunda bize yol gösterecektir.” diye konuştu.

    Ticarileşecek ürüne 5 milyon liralık destek

    KOSGEB Uzmanı Mustafa Kemal Güzelyurt da patent konusunda ürünlerini ticarileştirmek isteyen firmalara yönelik verilen desteklerden bahsederek, “Firmanın geliştirdiği ürün teknoloji ürün belgesine sahip olmalı veya doktora çalışmasıyla ortaya çıkarılabilir olmalı; bunun yanı sıra ürün, patent belgesi ile koruma altına alınmış veya herhangi bir kurum tarafından başarılı bir şekilde tamamlanmış bir projeyse, ürün sahibi kişi veya firmalarımıza toplamda 5 milyon liralık destek veriyoruz. Ayrıca mevcut desteği firmalarımıza yüzde 100 sunuyoruz.” şeklinde konuştu.

    Ticarileşmeye konu olan ürünün KOSGEB Kurul’undan geçmesiyle 12 ay içerisinde tamamlanması gerektiğini anlatan Güzelyurt, “Firmalarımızdan 4 ayda bir rapor da istiyoruz. Firmamız bu süre zarfında yaptığı masrafları bizim sistemimize işliyor. Burada şöyle bir bilgi eksikliği var. Ürün tedariki konusunda siz bir firma ile anlaştıysanız. Biz firmalara ‘siz bize faturayı getirin biz sizin adınıza tedarikçinize ödemeyi yaparız’ diyoruz. Böylece sizin cebinizden herhangi bir tutar çıkmamış olur.” dedi.

  • Yazın cildinizi korumanın püf noktaları

    Yazın cildinizi korumanın püf noktaları

    Dr.Fevzi Özgönül, özellikle güneş yanığı, lekeler ve dökülmeler konusunda çok önemli uyarılarda bulundu ve tarifini verdiği “Zerdeçal Maskesini uygulayarak cildinizi yenileyebilirsiniz” dedi.

    Saat 10.00 ile 16.00 arasında güneş altında bulunulmamasını öneren Dr.Fevzi Özgönül, “Çünkü bu saat dilimi güneş ışınlarının en çok zararlı olduğu zamanlardır. Yazın güneş altında parfüm kullanmaktan kaçınmalıyız. Yoksa parfüm güneş ışığıyla etkileşerek ciltte lekelenmeye neden olabilir. Güneş altında uzun yürüyüşler yapmamaya özen gösterin eğer mümkünse şemsiye kullanmaya özen gösterin. Eğer kullanamıyorsanız 50 faktör üzeri bir güneş koruyucu krem kullanın. Tatile çıkmadan en az 5 gün öncesinden A vitamini içeren cilt bakım kremlerini kullanmayı sonlandırın. Çünkü A vitamini içeren kozmetik ve bakım kremleri güneş altında ciltte lekelenme yapar. Vücudunuzun suyunu sabit tutabilmek için limon, portakal, karpuz, kalın yapraklı yeşilliklerden ve yoğurt ile çilek, böğürtlen gibi meyvelerden yararlanabilirsiniz. Böylece güneş altında vücudunuzda su kaybı yaşamazsınız ve cildiniz zarar görmez” diye konuştu.

    Yüz maskesinde zerdeçal, yoğurt ve bal kullanın

    Tatil boyunca gündüz makyaj yapmamaya özen gösterilmesini isteyen Dr.Fevzi Özgönül, “Makyaj güneş ışınlarının cilde doğal olarak ulaşmasını engelleyip lekelenme yapabilirler. Hafif yürüyüş veya egzersiz ile terlemeye çalışın ter cildin doğal koruyucu tabakasını oluşturmaya yardımcı olacak ve cildi güneşin kötü etkilerinden koruyacaktır. Zerdeçal tozu her mutfakta bulabileceğiniz parlak sarı renkte bir baharat çeşididir. Özellikle Uzakdoğu’da kadınlar tarafından cilde parlaklık vermek için cilt maskelerinde kullanılır. Zerdeçal tozu kuvvetli bir antioksidandır, ağrı kesici özelliği vardır ve antiseptik ve yara iyileştirici olarak da kullanılır. Yaşlılığın cilt üzerindeki etkilerini yavaşlatır” dedi.

    Dr. Fevzi Özgönül, zerdeçal, yoğurt ve bal maskesi, aynı zamanda doğal bir nemlendirici maske olduğunu belirterek bu maskenin faydalarını şöyle sıraladı;

    “Yazın cildimizin maruz kaldığı güneşin ve susuzluğun etkilerini en aza indirir. Pigmentasyonu azaltır. Ciltteki enfeksiyon ve akne oluşumunu engeller. Cildi nemlendirir. Cildin kuru ve pullanmış görüntüsünü düzeltir. Antioksidan ve nemlendirici etkisi ile kırışıklıkları engeller.

    Zerdeçal kumaşta leke bırakan bir malzemedir ve lekesi çıkmaz, bu nedenle ya tek kullanımlık kâğıt havlu kullanın veya lekesini önemsemeyeceğiniz bir havlu kullanın. Cildinizde de bazen sarı bir leke oluşabilir fakat bu leke su ile birkaç saat içerisinde kendiliğinden geçer.

    Cildinizi parlatacak maske

    1 çay kaşığı zerdeçal, 2 çorba kaşığı yoğurt, 1 çay kaşığı bal, Cildiniz çok yağlı ise 1-2 damla limon, Cildiniz çok kuru ise içerisine 1-2 tatlı kaşığı zeytinyağı veya bademyağı eklenebilir.

    Zerdeçal tozu ve bal ayrıca gerekliyse 1-2 damla limon veya zeytinyağı, bademyağı çukur bir kapta karıştırılır ve bir macun kıvamına getirilir. Sonrasında içerisine çok azar azar yoğurt eklenerek karıştırılmaya devam edilir. İyice karıştırıldıktan sonra, krem kıvamındaki malzeme yüze bir maske gibi sürülüp 20 dakika kadar beklenip su ile durulanır.”

  • Gayrimenkul sektörüne krizde yükselmenin püf noktalarını anlattılar

    Gayrimenkul sektörüne krizde yükselmenin püf noktalarını anlattılar

    Bursa’da, gayrimenkul sektörü çalışanları, krizi fırsata çevirmenin yollarını öğrendi.

    Tüm Girişimci Emlak Müşavirleri (TÜGEM), Uludağ Üniversitesi’nde gayrimenkul sektörüne yönelik eğitim semineri düzenledi. Hilmi Işıkören ve Belgin Benek, seminerde dinleyicilere kriz dönemlerinde zirveye ulaşmanın yollarını anlattı. Büyük ilgi gören faaliyet için gelen dinleyiciler salonu doldurdu. Salonda oturacak yer kalmayınca dinleyiciler 3 saat süren faaliyeti ayakta dinlemek zorunda kaldı. Faaliyete çok sayıda gayrimenkul çalışanının yanı sıra öğrenciler, TÜGEM’in kurucu Başkanı Hakan Akdoğan, TÜGEM İl Başkanı Göksel Birsen ve yönetim kadrosu katıldı.

    Konuşmacılardan Belgin Benek Durgun, piyasalarda başarılı olmanın sırlarını anlatarak, “Herşey bakış açısında gizli, olumsuz düşünürsek bu girdaptan çıkamayız. Arkadaşlarımıza bu girdaptan çıkmanın püf noktalarını anlattık” dedi.

    Konuşmacı Hilmi Işıkören ise, “Daha önce de TÜGEM’le Gebze’de rekor kırmıştık. Bursa’da yeni rekorlar kırdık. Eğitimimizi ayakta izleyenler oldu. Güzel keyifli bir seminer oldu. Doyurucu bir eğitim olduğunu düşünüyorum, gelen sorulardan bizi iyi dinledikleri anlaşılıyordu. 3 saat sıkılmadan herkes izledi, biz de çok memnun kaldık” şeklinde konuştu.

    TÜGEM Kurucu Başkanı Hakan Akdoğan, sektörün eğitimi konusunun önemini vurgulayarak, “Vizyoner girişimciler tarafından kurulan öncü bir sivil toplum kuruluşuyuz. 2019 yılını eğitimde seferberlik yılı olarak görüyoruz. Ticaret ve meslek odalarıyla ayrıca üniversitelerimizle iş birliği yaparak illerde eğitim vermeye başladık. Uludağ Üniversitesi iş birliğiyle TÜGEM Bursa olarak 350 arkadaşla rekor bir iş imza attık” dedi.

    TÜGEM Bursa İl Başkanı Göksel Birsen ise, “TÜGEM olarak Bursa’da faaliyetlerimize 2019 yılında başladık. Bu faaliyetlerimiz içinde mesleğimize değer katmak var. Bunlarıda eğitim ve teknoloji anlamında destekleyerek Bursa’daki bütün meslektaşlarımıza katma değer oluşturmayı hedefliyoruz. Bursa’daki meslektaşlarımız bizi yakından takip etmeye devam etsinler“ mesajı verdi.