Etiket: psikoterapi

  • Psikoterapi ile dengeli yaşam

    Psikolog Mustafa Güral, psikoterapinin bireyin içinde bulunduğu sorunların duygu, düşünce ve davranışlar boyutları ile ele alarak hayatı üzerinde denge ve gelişim sağlamaya yönelik destek çalışmalarının genel adı olduğunu söyledi.

    Psikoterapi hakkında bilgi veren Mustafa Güral, “Psikoterapi en yalın haliyle, bireyin içinde bulunduğu sorunların duygu, düşünce ve davranışlar boyutları ile ele alarak hayatı üzerinde denge ve gelişim sağlamaya yönelik destek çalışmalarının genel adıdır. Bu destek çalışmalarının yapılabilmesi yapılandırılmış psikoloji kuramlarına dayanır. Terapist (psikolog/psikiyatrist) eğitimini aldığı psikoterapi ekollerinden duruma ve kişiye uygun olanı seçerek danışanın da onayı ile bu süreci yönetebilir. Psikoterapi özünde terapist ile danışan arasındaki bağ ve iletişim üzerine kuruludur. Bu konuda doğru sanılan yanlışlara sıklıkla rastlanılmaktadır. Örneğin süreç boyunca terapistiniz sizin adınıza karar almayacağı gibi görüşmeyi sadece yaşadığınız geçmiş dönem anıları ile sürdürmez ya da görüşme süresince sadece kendinizi iyi hissetmeniz adına planlamalar yapılmaz” dedi.

    VM Medical Park Samsun Hastanesi Psikoloğu Mustafa Güral şöyle devam etti: “Psikoterapi dinamik bir süreçtir, bu süreçte günlük hayatınızda olan tüm duygular deneyimlenebilir ancak psikoterapist size bu yolculuk boyunca baş edilemeyen alanlarda uygun terapi tekniklerini kullanarak baş etme yollarını kazanmanıza yardımcı olur. Yani danışanın süreçte kendi kararlarını almasına ve çözüm gerektiren durumları fark ederek üzerinde hayatını nitelikli hale getirebilecek referanslar belirlemesine yardımcı olur. Unutmamak gereken bir nokta da psikoloğunuz hayatınızdaki gelişmeler adına yargıda bulunacak bir tutum izlemeyeceği, süreçte hakim, savcı rolünde olmayacağıdır. Danışan olarak başvurduğunuzda bilinmesi gereken en önemli hususların başında belki de koşulsuz bir ön kabul ile sizi ve sorunlarınızı anlamaya çalışan biri ile bu süreci birlikte yürüteceğinizdir” diye konuştu.

    Terapi sürecinden bahseden Güral açıklamasını şöyle tamamladı: “Terapilerde sorumluluklar roller doğrultusunda paylaşılır. Hayatınızın denetimi yine danışanın sorumluluğunda olacaktır. Psikoloğun yaşam koçu olmak gibi bir rolü yoktur, bu durum psikoterapi uygulamalarına da uygun düşmemektedir. Psikoterapi gerektiren sorunların çözümü için çoğunlukla 6-12 ay arasında süren görüşe süreci olabilmektedir. Kimi sorunlarda ise çözüm çok daha kısa sürede sağlanabilinir. Bu süreyi sorunun niteliği, psikolog ve danışan arasındaki psikoterapötik ittifakın gücü, kişisel kaynakların kullanımı ve durumsal krizler belirleyebilir. Dünyada uygulanan 400 ü aşkın psikoterapi ekolü olduğu bilinmektedir. Bu ekollerden yaygın olarak kullanılan ve sağlık otoriteleri (WHO, APA vb gibi) tarafından kabul gören terapilerin dolayısıyla başvurduğunuz psikolog veya psikiyatristin hangi psikoterapi ekolünün eğitiminden geçtiğini sorgulayabilir bu konuda kendisinden bilgi talep edebilirsiniz. Çünkü eğitimi alınan psikoterapi ekolünün uygulanıyor olması süreçte psikolojik destek adına yarar sağlamanız adına önemlidir. Bu bağlamda VM Medical Park Samsun Hastanesi olarak merkezimizde EMDR, klinik hipnoz, bilişsel davranışçı psikoterapi, şema terapi, pozitif psikoterapi ekollerinden yararlanılmaktadır.”

  • Migren tedavisinde psikoterapi yöntemi

    Migren; baş ağrısı, ses, ışık, kokulara karşı hassasiyet, bulantı, kusma ve görme bozuklukları gibi daha birçok belirtilere de neden olabilen bir hastalık. Cerrahi ve ilaçlarla tedavisi olan hastalıktan kurtulmak psikolojik destek ile de mümkün.

    Pandomim Psikoterapi ve Danışmanlık Merkezi’nde migren hastalarına uygulanan psikolojik destek ile hastalıktan kurtulma başarısı yüzde 90’a kadar çıkabiliyor. Pandomim Psikoterapi ve Danışmanlık Merkezi Psikologu Bayram Duysak, “Birçok psikoterapi yöntemi var, biz aslında hepsini birlikte kullanıyoruz ama daha çok terapi yöntemleri kullanıyoruz. Hastalar bize gelmeden önce ilaç tedavisi, akupunktur, hacamat gibi yöntemler veya sülük gibi yöntemleri kullanmış oluyor. Psikoterapi süreçlerine başladıklarında migren tedavisinin ilaç, iğne, hacamat gibi veya sülük gibi herhangi bir fiziksel tedavi olmadan tedavi edilebildiğini görüyorlar. Bizim burada herhangi bir fiziksel tedavimiz yok. Başarı oranımız kişiden kişiye değişiyor. İki seansta biten hastalarımız da var. 5-6 seans devam edip ama sonuca çok yaklaştığımız hastalarımız da var. Genellikle yüzde 90 oranında çok iyi sonuçlar alıyoruz. O yüzde onluk dilimde de halen hastamızın tetikleyicisi devam ediyorsa örnek veriyorum, kişi yıllar önce babasını kaybetmiştir ve bundan kaynaklı yatkınlığı da varsa migren ağrısı baş dönmesi başlamıştır ama bu günlerde de diyelim annesini kaybetmiştir burada bu ağır tetikleyici olmuştur. O zaman sadece migren ağrılarının ataklarının sayısını düşürebiliyoruz. Örnek veriyorum ayda 10 kere oluyorsa seanslarımızdan sonra bu 2’ye düşüyor. Normal bir insanın başı nasıl ağrıyorsa aynen o şekilde kişilerin başı ağrımaya başlıyor” dedi.

    “İlaçsız tedavi hastaları şaşırtıyor”

    Migren hastalarının psikoterapiye ilgisini aktaran Psikolog Duysak, “Konyalı kardeşlerimiz buna çok ilgi duyuyor çünkü migren hastaları çok iyi bilir. Çok büyük problemlerle geliyorlar buraya. Atak geçirdiğinde duvara başını vuranlar var, acıdan bayılanlar var, hastanelere, acil servislere kaldırılanlar var. Hastalar, psikoterapi ile ilerlendiği zaman ilaçsız bir tedavi gördüklerinde çok şaşırıyorlar” diye konuştu.

    Migren hastalarına tavsiyelerde bulunan Bayram Duysak, “Migreni spot lambaları, ağır parfüm kokuları, yüksek ses tetikliyor. Bazı hastalar kolonya kokusunun migreni tetiklediğini söylüyor. Hastaların bunların bir listesini yapmasını istiyoruz. Bize geldiklerinde ilaç kullanıp kullanmadıkları çok önemli değil. İlaçla devam edip sonunda ilacı bırakan hastalarımız da var. Normalde daha önceden ilaç kullanıp ve şu anda ilaçsız bir şekilde devam edip terapiyi sonlandırdığımız hastalarımız da var” şeklinde konuştu.

    Tedavinin ilk seansta etkisini gösterdiğini belirten Duysak, “Bizim buraya gelen hastalarımız daha ilk seansta şunu görüyorlar. Yoğun ağrı şikayetiyle gelen bir hastamız ağrı şiddeti 10 üzerinden 8 ise bunun 3’e ya da 4’e düştüğünü fark ediyor. Çok rahatlıkla ağrının geçtiğini gözlemleyebiliyor” ifadelerini kullandı.

    Migrenin daha çok kadınlarda görüldüğünü dile getiren Psikolog Duysak, “Migren atakları kadınlarda daha fazla görülüyor. Kadınların yüzde 22’sinde görülürken erkeklerin yaklaşık yüzde 10’unda görülüyor. Bunda tabi hormonel bazı etkiler var kadınlarda. Bazı dönemlerde onların ataklarının daha fazlası olmasına neden oluyor. İlaç kullanımına gelecek olursak da ortalama aylık 140 iken migren hastalarının kullandığı ilaç sayısı bizim seanslarımızın sonunda bu 10-15’e kadar düşüyor. Bu da normal bir insan nasıl baş ağrısı çekerse ve ağrı kesici kullanıyorsa, oralara kadar düşüyor” dedi.