Etiket: Psikolojik

  • ODÜ’de Psikolojik Danışmanlık Merkezi açılıyor

    Ordu Üniversitesi (ODÜ) Eğitim Fakültesi’nde Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı’na bağlı olarak Psikolojik Danışmanlık Merkezi açılıyor.

    ODÜ Rektör Prof. Dr. Tarık Yarılgaç, belirli aralıklarla gerçekleştirdiği birim ziyaretleri kapsamında Eğitim Fakültesini ziyaret etti. Yarılgaç, burada Eğitim Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Kenan Demirel’den kurulacak olan Psikolojik Danışmanlık Merkezi hakkında bilgi aldı. Yapılan görüşmelerde Ordu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı’na bağlı olarak kurulması planlanan Psikolojik Danışma Merkezi ile üniversite öğrenci ve personelinin rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmeti alabileceği, bu durumun öğrenci ve personelin akademik, kişisel, sosyal ve mesleki gelişimine katkı sağlayacağı belirtildi.

    Ordu Üniversitesi Psikolojik Danışma Merkezinde Üniversitenin psikolog ve psikoloji danışmanlarının çalışacağı, öğrencilere olduğu gibi tüm halka da koruyucu ruh sağlığı, rehberlik ve psikolojik danışma hizmeti vereceği bildirildi. Psikolojik Danışma Merkezinin aynı zamanda Tıp Fakültesinin Psikiyatri Ana Bilim Dalı ile işbirliği yapacağı, kurum içi ve dışı yaygın kullanımı için öğrenci ve personele merkezin tanıtılacağı, merkezin sertifika programları, seminer ve konferans faaliyetleri ile de tanıtımının yapılacağı belirtildi.

    Konuyla ilgili olarak Rektör Yarılgaç, “Ordu Üniversitesi yeni açılan birimleriyle öğrenci merkezli, bulunduğu bölgenin gelişimine katkı sunmayı amaçlayan çağdaş bir üniversite olma yolunda hızla ilerlemektedir. Psikolojik Danışma Merkezi hizmete başladığında üniversite öğrencilerine, personeline ve halkımıza psikolojik danışma hizmeti sağlayacaktır” dedi.

  • Psikolojik tedavi gören kadın intihar etti

    İzmir’in Karabağlar ilçesinde, iddiaya göre psikolojik soruları olduğu için ilaç tedavisi gören Fatma Konuş, 7. kattan atlayarak yaşamına son verdi.

    Olay, bugün saat 09.30 sıralarında Basın Sitesi 47714 sokak numara 15’teki apartmanda meydana geldi. İddiaya göre, bir süredir psikolojik sorunları olan ve ilaç tedavisi gören 57 yaşındaki Fatma Konuş bunalımdaydı. Oturduğu 7. katın balkonuna çıkan Konuş, kendini boşluğa bıraktı. 7. kattan düşen kadını gören çevredekiler durumu polis ve sağlık ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine gelen sağlık ekipleri, yaptıkları kontrolde Fatma Konuş’un hayatını kaybettiğini belirledi. Polis ekiplerinin olay yerindeki incelemesinin ardından Konuş’un cesedi otopsi yapılmak üzere İzmir Adli Tıp Kurumu’na kaldırıldı. Polis, intihar ile ilgili soruşturma başlattı.

  • Unutkanlık psikolojik sorunların işareti olabilir

    Psikoterapist / Aile Çift ve Evlilik Terapisti Uzman Psikolog Naciye Tokaç, unutkanlığın psikolojik sorunların işareti olabileceğini belirtti.

    Unutkanlık denildiğinde ilk akla gelenin nörolojik bir bozukluğun olabileceği olduğunu ifade eden Uzman Psikolog Naciye Tokaç, “Geçmişte yaşadığınız olayları unutmaktan, başınızın üzerindeki gözlüğünüzü nereye koyduğunuzu unutarak aramaya kadar değişen düzeylerde görülen unutkanlık; hemen herkesin günlük yaşamını etkileyen bir durumdur. Unuttuklarınızı ararken vakit kaybettiğiniz için işlerinizin gecikmesine, önemli bir projenin teslim tarihini unuttuğunuzdan son anda yapmak zorunda kalmanıza kadar sizi zor durumda bırakabilir. Hemen her yaştaki herkeste görülebilen unutkanlık; günlük yaşamınızı etkileyebilecek konuma geldiğinde tehlikeli olabilmektedir. Aynı zamanda ileri yaşlarda görüldüğünde ise bazı hastalıkların habercisi olabilmektedir” dedi.

    Nörolojiye unutkanlık şikayetiyle başvuran birçok kişinin unutkanlık sebebinin tıbbı duruma bağlı olmadığının anlaşıldığını kaydeden Psikoterapist / Aile Çift ve Evlilik Terapisti Uzman Psikolog Naciye Tokaç, “Böyle durumlarda psikolojik nedenlere bağlı unutkanlık akla gelmelidir. Özellikle genç ve orta yaş düzeyinde görüldüğünde daha çok psikolojik nedenlere bağlı olduğu görülmektedir. Stres, depresyon, kaygı, üzüntü, dikkat eksikliği, uyku sorunları ve olumsuz yaşam koşulları gibi birçok neden unutkanlık sebebi olabilir. Bu durumda unutkanlığınızın nörolojik bir nedene dayanmadığı ve bazı psikolojik durumlarla ilişkili olduğunu görmekteyiz” diye konuştu.

    “Depresyon belirtilerinden birisi unutkanlıktır”

    Psikolojik unutkanlığın olup olmadığını anlayabilmek için bazı kriterlere dikkat etmek gerektiğini belirten Tokaç, “Ne kadar süredir unutkanlık yaşadığınız bunlardan birisidir. Eğer belirli bir yaşam olayının ardından artan bir unutkanlığınız varsa bu durum olayın sizin için önemli olduğunu düşündürmelidir. Olayla ilgili siz farkında olmasanız bile zihninizi meşgul eden önemli bir bilgi olabilir. Travmatik etkiye sahip olaylar zihninizi fazlasıyla meşgul ederek hafızanızda fazla yer işgal ederler. Hafızanız travmatik olaylarla meşguliyeti nedeniyle günlük yaşamda ihtiyaç duyulan bilgileri hafızadan çağırmakta sorun yaşar. Psikolojik unutkanlık için bir diğer önemli durum ise daha çok neyi nasıl unuttuğunuzdur. Anlık, günlük olayları; elinizdeki kalemi nereye koyduğunuz, mutfağa ne almaya gittiğiniz, marketten alacaklarınızdan unuttuğunuz oluyorsa ve bu durum sıklıkla yaşanıyorsa zihniniz dikkatini toplamakta güçlük çekiyor olabilir. Bu durum bize depresyonu düşündürmelidir. Depresyon belirtilerinden birisi de unutkanlıktır. Unutkanlığınızın yanına keyifsizlik, mutsuzluk, zevk alamama, uyku-iştah sorunları da eşlik ediyorsa depresyon durumunuz düşünülmelidir. Unutkanlığı gördüğümüz bir diğer durum ise uyku sorunlarının olduğu durumlardır. Uykusuzluk durumunda gün içerisinde dikkat, konsantrasyon ve hafıza sorunları yaşamanız kaçınılmazdır. Ancak burada önemli olan uykusuzluğunuza neyin neden olduğudur. Eğer uykuya dalma güçlüğü yaşıyorsanız ve bunun nedeninin fazla düşünmenizden kaynaklandığını fark ediyorsanız bu durum ruhsal durumunuzdaki olumsuzluktan kaynaklı olabilir. Yaşam koşullarının kişinin kendisini ifade ederek güvende ve rahat hissedeceği bir ortam sağlamadığı durumlar; stres faktörünün artışını sağlayabilir. Yaşam koşullarında kendi baş edebileceğinden daha fazla sorumluluk üstlenmek veya yaşamında istediklerini çeşitli nedenlerle yapamamak yoğun stres hissettirebilir. İş hayatınızda mutsuzluğun olması ama çalışmak zorunda olmak, eşle yaşanan sorunların çözümlenememesi, maddi yetersizlikler kişinin stres yaratan durumlarındandır. Böyle durumlarda dikkat sağlamak ve konsantre olmak zorlaşacağından unutkanlık da sıklıkla yaşanacaktır” ifadelerini kullandı.

    Yaşam koşullarını iyileştirme yolları denemek hayattan daha fazla zevk almayı sağlayacak ve unutkanlığın azalmasına yardım edeceğini ifade eden Tokaç, “Bir diğer psikolojik unutkanlık kaynağı, kaygı durumudur. Kaygı bozukluğunda zihin kaygılanılan konu ile meşgul olacağından zihni meşgul eden konu dışındakileri pek önemseyemez. Bu nedenle kaygı yaratan durum dışındaki alanla ilgili konular sıklıkla unutulabilir. Unutkanlık sadece nörolojik bir sorun olarak düşünülmemeli; birçok psikolojik sorunun belirtisi olabileceği de unutulmamalıdır. Unutkanlığınız size bir işarettir. Yaşadığınız depresyonun, kaygı bozukluğunun, stres durumunun veya çözümlenmemiş travmatik yaşantıların işareti olabilir. Psikolojik unutkanlık önemli bir sorun olup yaşam kalitenizi olumsuz etkilemektedir” şeklinde konuştu.

  • Canlı bomba mağduru gelin ve damada psikolojik destek

    Gaziantep’te kına gecelerine canlı bombalı saldırısı düzenlenen gelin ve damada psikolojik destek veriliyor.

    Özel bir hastanede tedavi altına alınan gelin Besna Akdoğan ile damat Nurettin Akdoğan’a Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Uygulama ve Araştırma Hastanesi Hasta ve Hasta Yakınına Psikolojik Destek Birimi tarafından psikolojik terapi uygulanmaya başlandı.

    Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Murat Taner Gülşen, hain saldırının başta gelin ve damat olmak üzere, olayı yaşayanlar üzerinde travmaya neden olduğunu belirtirken, “Bu nedenle olayda yaralanan ve özel bir hastanede tedavi altında olan gelin Besna ve eşi Nurettin Akdoğan’a psikologumuz psikoterapi, din görevlimiz ise manevi rehabilitasyon desteği veriyor. Ekipteki hemşiremiz ise hasta yakınlarını onların anlayacağı dilde tıbbı konuda bilgilendiriyor. İlk günkü travmayı üzerilerinden giderek atan çiftimiz, daha sonraki terapilerde giderek düzeldiklerini gözlemledik” dedi.

    Doç. Dr. Murat Taner Gülşen, 2014’ten bu yana görev yapan Hasta ve Hasta Yakınlarına Psikolojik Destek Birimi’nin ekip sayısının artırılacağını ifade ederken, “Batı’da söz gelimi bir yangında nasıl aynı anda itfaiye, polis, sağlık birimi koordineli olarak müdahale ediyorsa, hastanemizde de bu ekip hastanın Acil Servis’te başlayan tedavi sürecine dahil olarak hasta sahiplerini teskin ediyor, hastanın durumuyla ilgili sahiplerini bilgilendiriyor. Ekip sayısı arttıkça, servislerde de destek verme hizmetimiz genişleyecek. İlk defa hastanemizde uygulanan bu hizmetin, yaygınlaştırılması konusunda Sağlık Bakanlığı tarafından çalışmalar yapılıyor” diye konuştu.

  • Ara öğünler psikolojik açlığı bastırıyor

    Diyetisyen Melis Destereci, gün içinde az az sık yeme mantığından doğan 3 ana, 3 ara öğünün kan şekeri regülasyonu için oldukça önemli olduğunu söyledi.

    Dermatec Polikliniği’nden Diyetisyen Melis Destereci, “Ara öğün tüketerek beslendiğimizde gün içinde almamız gereken enerjiyi dengeli ve sağlıklı bir şekilde gün içine dağıtarak vücudumuza almaktayız. Ara öğün tüketilmesi psikolojik açlığı yani aç değilken aç olma duygusunu bastırmamıza yardımcı olur. Ara öğünler bir sonraki yemekte çok yüksek kalorili yiyeceklere olan eğilimi azaltarak, mide kapasitemizi çok doldurmadan, sindirim sistemimizi yormadan rahatlamasını sağlar” dedi.

    Sağlıklı ara öğün seçeneklerinin iştahımızı gün içinde kontrol altında tuttuğunu belirten Destereci, “Kilo korumamıza veya kilo vermemize yardımcı olarak bizi hedeflenen kilomuza adım adım yaklaştırır. Ara öğün yapılmadığı takdirde bir sonraki öğünde yediklerimizin miktarı artacak ve uzun süre açlıkta kendini korumaya alan vücut, fazla tüketilen besinleri depo etmeye başlayacaktır. Özellikle diyabetik, reaktif hipoglisemi ve mide rahatsızlıkları olanların ara öğün tüketmeleri şarttır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur ki ara öğünler, ana öğünler kadar yüksek enerjili olmamalıdır” ifadelerini kullandı.

    Sağlıklı ara öğün nasıl olmalı?

    Destereci, “Sağlıklı bir ara öğün yüksek kalori içermemeli, sindirimi kolay olmalı, aşırı yağlı, tuzlu, şekerli besinler olmamalıdır. Çünkü bu gibi besinler kan şekerinde ani yükselişe neden olup, ardından da kan şekerini hızlıca düşürerek daha çabuk acıkmamıza sebep olacaktır. Bunlar yerine daha sağlıklı olan süt, yoğurt, cacık, kefir, meyve, ceviz-badem-fındık gibi yağlı tohumlar, kepekli galeta, grisini veya bisküviler, çok yağlı ve tuzlu olmayan peynirler ve kompleks karbonhidratlar olan tam buğday ekmekleri gibi seçenekleri tüketmeliyiz. Nadiren ara öğün tercihlerinin arasına sütlü tatlı veya sade dondurma eklenebilir. Özellikle diyabetiklerin ara öğün tüketmeleri diğer hasta gruplarına oranla çok daha önemlidir. Diyabetikler karbonhidrat kaynaklı besinleri mutlaka protein içeren besinlerle tüketmeliler. Örneğin 1 porsiyon meyve ile süt-yoğurt-kefir tüketilebilir ya da meyvenin yanına porsiyon ölçüsüne dikkat ederek 5-6 taneyi geçmeden ceviz-badem-fındık gibi yağlı tohumları tercih edebilirler veya kepekli grisini-kepekli bisküvi-kepekli ekmek ile birlikte çok yağlı ve tuzlu olmayan peynirler tüketebilirler. Son olarak ara öğünler ile ana öğünlerin arasında 2,5-3 saat olmalıdır ve yatmadan en az 2 saat önce son ara öğünün tüketilmiş olması gerekir” şeklinde konuştu.