Etiket: Protestosu

  • Ağrı’da elektrik protestosu sırasında 1 kişi kalp krizinden öldü

    Ağrı’nın Patnos ilçesinde elektrik sayaçlarının direklerin tepesine monte edilmesini protesto eylemi sırasında, bir kişi kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.

    Patnos ilçesi Menderes Bulvarı’nda toplanan yaklaşık 500 kişi, elektrik sayaçlarının direklerin tepesine monte edilmesini protesto etti. İzinsiz toplanan gruba sadece açıklama izni veren İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, konuşma sonrası kalabalığın dağılmasını istedi. Bu sırada kalabalık ile birlikte Menderes Caddesi’nde bekleyen Ali Çelik (52) herhangi bir müdahale ve arbedenin yaşanmadığı alanda aniden yere yığıldı. Çelik, vatandaşlar ve polislerin yardımı ile Patnos Devlet Hastanesine kaldırıldı. Kalp krizi geçirdiği belirlenen Ali Çelik, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

    Diğer taraftan, polisin uyarısına rağmen dağılmayan grup, elektrik şirketi binasına doğru yürümeye başladı. Emniyet güçleri tazyikli su ile grubu engellemeye çalıştı. 6 kişiyi gözaltına alan polisler, bir süre şirket binası önünde bekledi. Protestocu grup daha sonra bina önünden ayrıldı.

    ARAS EDAŞ yetkilileri, direklerin tepesine taşınan PLC sayaçların, elektrik hatları üzerinden haberleşme sisteminin hem kesintisiz hem de kaliteli enerji dağıtımı sağlamak açısından çok önemli bir yatırım olduğunu bildirdi. Yetkililer, PLC sayaçlar sayesinde kaçak elektrik kullanımının önüne geçileceğini belirtti.

  • Kilis’te 9 kişilik gruptan hayvanlara işkence protestosu

    Kilis’te Anadolu Hayvan Hakları Federasyonu Kilis Temsilciliği tarafından son dönemlerde hayvanlara işkencenin artması protesto edildi. Eyleme çoğu çocuk sadece 9 kişi katıldı.

    Anadolu Hayvan Hakları Federasyonu Kilis Temsilciliği tarafından Cumhuriyet Meydanı’nda basın açıklaması yapıldı. Hayvana şiddet ve işkence olaylarına karşı düzenlenen protesto gösterisine ellerinde dövizlerle sadece 9 kişinin katılması dikkat çekti. Anadolu Hayvan Hakları Federasyonu Kilis Temsilcisi Ayşe Öztürk, Türkiye’nin geçmişte hayvanlar için vakıf kuran bir ülke olduğunu hatırlatarak, hayvana şiddet ve işkence gibi suçların da TCK kapsamını alınmasını istedi. Yasanın bir an önce çıkartılmasını talep eden Öztürk, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir an önce gerekli düzenlemenin yapılması talimatı olmasına rağmen bazı bürokratlar, sokak hayvanları için katliam maddelerini hayvanları koruma kanununu değiştirmek için tasarıya eklediler. Ankara’da bile bir tek belediyenin hayvan barınağına gitmemiş olan, uygulamalardan ve ölüm koşullarından habersiz bürokratlar, kapalı kapılar ardında sivil toplum örgütlerinden, kamuoyundan gizleyerek tasarıyı Cumhurbaşkanlığına ve TBMM’ye sunmaya hazırlandılar. Sokaklardaki hayvanların zehirlenerek öldürüldüğü ülkemizde 2014 yılında çıkarılan yasayla hayvanların zehirleyerek değil, tıbbi koşullarda kısırlaştırarak kontrol altına alınması gerekiyor” dedi.

    Açıklamanın ardından protestoya katılan 9 kişi sessizce meydandan ayrıldı.

  • Paris’te ’Kaşıkçı’ protestosu

    Fransa’nın başkenti Paris’teki Suudi Arabistan Büyükelçiliği önünde, öldürülen Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı için protesto gösterisi düzenlendi. Protestoda Kaşıkçı’nın katillerinin bulunup gereken cezayı almaları için çağrı yapıldı.

    Fransa’nın başkenti Paris’te Suudi Arabistan Büyükelçiliği önünde toplanan, Uluslararası Hak ve Özgürlükler İttifakı Birliği, İstanbul’daki Suudi Arabistan Konsolosluğu’nda öldürülen gazeteci Cemal Kaşıkçı için protesto gösterisi düzenledi. Birlik temsilcileri Kaşıkçı’nın kayıp naaşının bulunması ve sorumluların cezalandırılması için çağrıda bulundu.

    “Sözün ve fikrin şehidi”

    Göstericiler, üzerinde ‘Masumları katletmeyi durdurun’, ‘Gerçek katilleri bulun’ ve ‘Cinayete hayır’ yazan dövizler taşıyarak, çevredeki vatandaşları bilgilendirdi. Protestocuların yoldan geçen vatandaşlara dağıttığı bildiride ise Kaşıkçı ‘Sözün ve fikrin şehidi’ olarak tanımlandı.

    “Mesele üzerine bir tek Cumhurbaşkanı Erdoğan gidiyor”

    Suudi Arabistan’ın cinayet işlediğini kabul etmesine karşın, Kaşıkçı’nın naaşını vermemesine dikkat çeken temsilciler Avrupa ülkelerinin tepkilerini ise ‘yapmacık’ olarak yorumladı. Olayın üzerine ciddi bir şekilde giden tek kişinin Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu söyleyen göstericiler, Kaşıkçı’nın katillerinin bir an önce bulunarak uluslararası mahkemelerde yargılanmasını istediklerini belirtti.

    Muhammed bin Selman Veliaht Prens ilan edildikten sonra birçok kişi kayboldu

    Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın veliaht olduğunun ilan edilmesinden sonra birçok din adamı, gazeteci ve muhalif ismin ortadan kaybolduğunu hatırlatan temsilciler durumun son derece ciddi olduğunun altını çizdi. Suudi Arabistan’ın keyfi tutuklamalara son vermesi gerektiğini belirten protestocular, benzer gösterilerin Türkiye, ABD ve Londra’da da gerçekleştirildiğini ifade etti.

  • Dünya Beşten Büyüktür Derneğinden BM protestosu

    Dünya Beşten Büyüktür Derneği üyeleri, Birleşmiş Milletler (BM) Ankara Temsilciliği önünde yaptıkları basın açıklaması ile BM’ye tepkilerini dile getirdi.

    10 Ocak 1920 tarihinde kurulan Milletler Cemiyeti’nin yerine kurulan Birleşmiş Milletler Teşkilatı, ikisi gözlemci üye olmak üzere toplam 196 üyesi bulunan dünyanın en büyük teşkilatları arasında yer alıyor. Mevcut yapısından kaynaklı sürekli eleştirilere maruz kalan teşkilat, kuruluşunun yıl dönümünde Dünya Beşten Büyüktür Derneği üyeleri tarafından BM Ankara Temsilciliği önünde düzenlenen basın açıklamasıyla protesto edildi. Birçok ilden ve yurt dışından gelen dernek üyeleri adına açıklama yapan Dünya Beşten Büyüktür Derneği Genel Başkanı Erdal Güler, “Dünya Beşten Büyüktür Derneği olarak Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın mevcut yapısına itiraz ettiğimiz için bugün BM Ankara Temsilciliği önünde bir açıklama yapma ihtiyacı duyduk. Birleşmiş Milletler Teşkilatı, 73 yıl önce bugün kurulmuştur. 10 Ocak 1920 tarihinde kurulan Milletler Cemiyeti’nin yerine kurulan Birleşmiş Milletler, bugün ikisi gözlemci üye olmak üzere toplam 196 üyesi bulunan dünyanın en büyük örgütüdür. Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın en güçlü organı Güvenlik Konseyi’dir. BM’nin diğer tüm organlarının kararları tavsiye niteliği taşırken, BM’ye üye ülkeler arasında güvenlik ve barışı korumakla yükümlü olan Güvenlik Konseyi’nin aldığı kararlar tüm üye ülkeler açısından bağlayıcıdır. Dünyanın yeni savaşlara sahne olmaması gayesiyle kurulan Güvenlik Konseyi’nin üyeleri Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Rusya Federasyonu, İngiltere ve Fransa’dır. İkinci Dünya Savaşı sonrasının soğuk savaş konseptine göre kurulan Güvenlik Konseyi üyesi ülkelerin toplam nüfusu 2 milyardır. 2 milyar nüfus, 7,5 milyar insan hakkında karar vermektedir” dedi.

    Yaşananların adil ve adaletli bir durum olmadığını vurgulayan Güler, “BM Güvenlik Konseyi’nde 300 yıldır Avrupalılar tarafından sömürülen Afrika Kıtası’ndan ve dünya nüfusunun dörtte birini teşkil eden İslam ülkelerinden hiçbir temsilci bulunmamaktadır. 1948 yılında kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde bütün insanlar haklar açısından eşit kabul edilirken, ne yazık ki BM Güvenlik Konseyi’nin mevcut yapısında devletler birbirine eşit görülmemektedir. Dünyanın soğuk savaş konseptinden çıktığını artık Güvenlik Konseyi üyesi ülkeler de anlamalıdırlar. Birleşmiş Milletleri etkin istişari mekanizma olmaktan giderek uzaklaştıran BM Güvenlik Konseyi’nin mevcut yapısı, eşit, adil, dengeli, objektif bir dünya düzenine evrilmelidir. BM Güvenlik Konseyi’nin mevcut işlevi, güvenlik konseyi üyesi 5 ülkenin çıkarlarını devam ettirmektir. Bu ülkeler aynı zamanda kendileriyle müttefik olan ülkelerin çıkarlarını korumak için çalışmaktadır. Bu sebepledir ki Ortadoğu’da haydutluk yapan İsrail’e karşı alınan her yaptırım kararı veto edilmektedir. Veto yetkisi de kendilerini BM üyesi 191 ülkeden büyük gören 5 ülkenin çıkarlarını tesis etmek için işletilmektedir” şeklinde konuştu.

    “İslam ülkelerinin varlığı da dikkate alınmalıdır”

    “Dünya Beşten Büyüktür Derneği olarak biz ’paran kadar konuş’, ’gücün kadar konuş’ düzenine itiraz ediyoruz” diyen Güler, “İnsanlığın geleceğini tehdit eden bu düzensizlik bir an evvel sona ermelidir. BM Güvenlik Konseyi’nin yenilenmesi gereken yapısında İslam ülkelerinin varlığı da dikkate alınmalıdır. İslam İşbirliği Teşkilatı’na üye 57 ülke, aynı zamanda Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın da üyesidirler. Dünya nüfusunun dörtte birini teşkil etmektedirler. Aynı zamanda dünya coğrafyasının dörtte birine sahiptirler. Ancak dünyayı yöneten beşli yapı arasında, İslam ülkelerini temsil eden bir devlet bulunmamaktadır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, ya bütün ülkelerin haklarını koruyan bir teşkilat haline gelmeli ya da BM Güvenlik Konseyi yeniden yapılandırılmalıdır. Çünkü mevcut yapı sadece “güçlülerin hukukunu korumaktadır.” Bu sebeple üye yapısı daimi üyelikten, geçici üyeliğe dönüşmelidir” diye konuştu.

    “BM Güvenlik Konseyi gerçek görevini yapmalıdır”

    Geçici üyelerin iki yılda bir yenilenmesi gerektiğini belirten Güler, şunları kaydetti:

    “Yenilenen üyeler seçimle belirlenmelidir. Üyelerin veto yetkisi kaldırılmalıdır. Üye ülkeler kıtaların nüfus ve yüz ölçümüne göre belirlenmelidir. Ya da üye sayısı yeniden belirlenerek kıtaların ağırlığı artırılmalıdır. Yeni BM Güvenlik Konseyi yapısında Afrika’dan bir, Asya’dan iki, Avrupa’dan bir, Amerika’dan bir üye alınmalıdır. Dünya barışını yeniden tesis edip kalıcı hale getirmek için dünya daha adil bir güvenlik yapısına kavuşturulmalıdır. Bu noktada Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın tespit, teklif ve ikazlarını paylaşıyoruz. BM’nin daha etkin ve güvenilir bir yapıya kavuşturulması, insanlığın geleceğini yakından ilgilendirmektedir. İnsanlığın istikbali bir insanın kararına ya da bir devletin veto yetkisine bağlı olmamalıdır. Barışın kalıcı olması, güvenliğin yaygınlaştırılması ve refahtan herkesin pay alması için işbirliği içinde çalışılan bir dünya meydana getirilmelidir. Bu dünya hepimizin. Barış içinde bir arada yaşayacağımız bir dünyayı meydana getirmek için BM Güvenlik Konseyi gerçek görevini yapmalıdır. Bosna-Hersek’te BM gözetiminde bulunan binlerce Bosnalının katledilmesi. Yine yakın yıllarda Rugandada BM gözetiminde öldürülen binlerce insana seyirci kalınması; öldürülenlerin müslüman veya renkleri siyah olduğundan mı seyirci kalındığı sorularını akıllara getirmektedir.”

    “Çin’de Uygur Türklerine uygulanan asimilasyon politikalarına derhal son verilsin”

    Doğu Türkistan’daki Çin yönetimi tarafından Uygur Türklerine karşı uygulanan asimilasyon politikalarına da değinen Güler, bu politikalara derhal son verilmesi gerektiğini belirtti. Güler, “Filistin’de İsrail’in uyguladığı tecrit ve soykırım sona erdirilip, Filistinlilerin de insanlık ailesinin onurlu bir üyesi olması temin edilmelidir. Suriye’nin toprak bütünlüğü esasına dayalı bir barış kısa zamanda sağlanmalı ve Suriye’nin istikbalinde bütün Suriyelilere söz hakkı verilmelidir. İç savaşın yaşandığı Yemen’de 13 milyon insanın açlık sorununa derhal çare bulunmalıdır. Gelişmiş Avrupa, geri kalmış Afrika’yı sömürmeye son verip eşit devletler arası bir ilişki düzenine geçilmelidir. Dünya Beşten Büyüktür Derneği olarak daha eşit, daha adil bir dünya düzeni kurulup BM Güvenlik Konseyi’nin yapısı değişene kadar itirazımızı ve ikazlarımızı yapmaya devam edeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.

  • Hacı Bayram Camii’nde İsrail protestosu

    İsrail’in, Filistin’e uyguladığı ambargoyu protesto etmek isteyen yüzlerce kişi Ankara’da Hacı Bayram Camii’nde bir araya geldi.

    Hacı Bayram Veli Camii’nde kılınan cuma namazının çeşitli sivil toplum örgütlerinin öncülüğünde toplanan yüzlerce kişi İsrail’in, Filistin’e uyguladığı ambargoyu protesto etti. Dev Filistin bayrağı açan grup, basın açıklamasında şunlara yer verildi:

    “2 milyon nüfusu ile yüz ölçümüne göre dünyanın en yoğun şehirlerinden biri olan Gazze, yıllardır ambargo ve abluka altında nefes alamaya ve yaşamaya çalışıyor. Mısır ve işgalci İsrail rejimin sınır kapıları kapalı tutarak bölgeyi adeta bir açık hava hapishanesine çevirmeleri, Gazze’de hayatı durdurma noktasına getirdi. Abluka, 2006’dan bu yana arkasında 4 bin 631’den fazla şehit 21 bin 426 yaralı bıraktı. Bu saldırılar ve işgal palanları sebebiyle toplam yerleşim birimlerinin yüzde 77’sine denk gelen 292 bin 502 ev yıkıldı veya zarar gördü.

    Şehirde temiz içme suyu problemi büyük boyuta ulaşmış durumda. Gazze’de su kirliliği yüzde 95 seviyelerine ulaşmıştır. Çocukların yüzde 40’ı yetersiz beslenmeyi bağlı sağlık sorunları yaşamaktadır. Abluka nedeniyle düzenli yardım alamayan yardıma muhtaç durumdaki 17 bin yetim çocuk büyük mağduriyetler yaşamaktadır.

    Abluka altında zor şartlarda yaşamlarını sürdürmeye çalışan insanlar, dışarıdan gelecek yardımlara ihtiyaç duyuyor. İlaç, tıbbi malzeme, içme suyu ve mazot gibi ihtiyaçların karşılanabilmesi için dışarıdan yapılacak nakdi yardımlar çok önem arz ediyor. Gazze’de sağlık alanında yaşanan sorunlar da Gazze’yi yaşaması zor bir yer haline getiriyor. Şuanda Gazze’de ilaç açığı yüzde 45, tek kullanımlık tıbbi malzeme açığı yüzde 26, bozuk cihaz sayısı ise 350’dir. Kanser hasta sayısı 17 bin 530 olurken yeterli ilaç bulamadığından birçoğuna müdahale edilememektedir. Birçok tıbbi malzeme ulaşılamadığı için 4 bin civarında ameliyat ileriki tarihlere ertelenmiş ama ne zaman yapılacağına dair bilgi yoktur.

    İslam ülkeleri Gazze’yi gündemlerine almalı ve bölgeye ablukanın kalkması ve insani yardımın girişine izin verilmesi noktasında çaba sarf etmelidir. Ülkemiz bu konuda öncülük etmelidir. Necip milletimiz, yıllardır olduğu gibi Gazellilere olan desteği her anlamda sürdürmeli ve yardımlar artırılmalıdır.”