Etiket: Prömiyeri

  • Çingene Baron’un son prömiyeri Samsun’da yapılacak

    Samsun Devlet Opera ve Balesinin (SAMDOB), Aralık ayında 2018’in son prömiyeri olan “Çingene Baron” operetinin provası büyük beğeni topladı.

    Johann Strauss II’nin eseri Çingene Baron, Gürçil Çeliktaş’ın rejisiyle Samsun Devlet Opera ve Balesinde sahnelenecek. 8 Aralık 2018 Cumartesi günü prömiyerinin yapılacağı operet Samsun’da ilk defa sahnelenme özelliği taşırken, Çingene Baron’un provası iye büyük beğeni topladı.

    Zengin bir müzikal yapıya sahip olan Çingene Baron operetinin orkestra şefliğini Artun Hoinic üstleniyor. Koro partisinin adeta bir solist gibi yoğun olduğu eserin koro şefliğini Mikail Iskrov yapmaktadır. 2 perdeden oluşan eserin dekor tasarımı Nihat Kahraman’a, kostüm tasarımı Nursun Ünlü’ye, koreografisi N. Bilsel Demireller’e, ışık tasarımı Oğuz Murat Yılmaz’a ait.

    Türkçe olarak seslendirilecek olan serin oyuncu kadrosunda Elif Demir, Eda B. Gürkan, Arsen Tekinmirza, Zsupan; Bülent Ateşoğlu, Eray Dönmez, Barinkay; Bilal Doğan, Özer Öndeş, Yunusemre K. Sönmez, Czipra; Anna Chubuchenco, Didem Çelik, Ezgi Karakaya, Leyla Ceren Koç, Arscna; Esra Arslantürk, Sezgi Elhüseyini, Fatma Ecem Topçu, Ottokar; Volkan Binerbay, Yunusemre K. Sönmez, Carnero; Hakkı Balkaş, Metin Bayram, Homonay; Hasan Çelik, Murat Göçken, Mirabella; Polen Y. Arslan, Ayşe Ceylan, Pali; Berkcan Beniç, Ali İbrahim Tuluk gibi isimler bulunuyor.

    Çingene Baron’un konusu

    Hikaye, ailesinden kalan toprakları geri almak için topraklarına dönen Barinkay’ın çingenelerin arasına karışıp baron ilan edilmesi, daha sonra savaşa katılarak üstün başarıları nedeniyle gerçekten baron unvanı kazanmasını konu ediniyor. Falcı Czipra sürgünden dönen Barinkay’ı tanır ve ona; çok güzel bir kadınla evleneceğini ve ailesinden kalan hazineyi bulacağını söyler. Zamanında Barinkay’ın arazisine el koyan tüccar Zsupan, Barinkay’ın gelişinden hiç memnun olmamıştır ancak arazileri kaybetmemek adına, bu beklenmedik misafir ile kızını evlendirmenin yollarını aramaya başlamıştır. Çingeneler ile yaşamaya başlayan Barinkay, burada gerçek aşkı Saffi’yi bulur fakat talihsizlikler peşlerini bırakmaz, mutlulukları kısa sürer. Yaşanan olaylara üzülen Çingene Baron Barinkay, savaşa gitmeye karar vererek, sevdiği kadından uzaklara gider. Operet, birçok sırrın gün yüzüne çıkmasının getirdiği gelişmelerle sonlanır.

  • “You Were Never Really Here”ın Türkiye prömiyeri Adana Film Festivali’nde

    Joaquin Phoenix’in başrolünü oynadığı Lynne Ramsay’nin ödüllü filmi “You Were Never Really Here”ın Türkiye prömiyeri Adana Film Festivali’nde yapılacak.

    2017 Cannes Film Festivali’nden en iyi senaryo ve en iyi erkek oyuncu ödülleriyle dönen İngiliz yönetmen Lynne Ramsay ile ünlü oyuncu Joaquin Phoenix’i bir araya getiren “You Were Never Really Here”ın Türkiye prömiyeri, 25 Eylül-1 Ekim 2017 tarihlerinde yapılacak 24. Uluslararası Adana Film Festivali’nde gerçekleşecek. Filmin, Cannes ve San Sebastian film festivallerinden sonra dünyadaki üçüncü gösterimi olacak.

    İngiliz sinemasının son 20 yılına damgasını vuran yönetmen Lynne Ramsay’in 4. filmi “You Were Never Really Here” bir tetikçinin psikolojik dünyasını, gerilim dozuyla sersemletici bir şekilde beyazperdeye taşıyor. Filmin başrol oyuncusu Joaquin Phoenix’in 2012 Venedik Film Festivali’nde “The Master” ile en iyi erkek oyuncu ödülünü almasından sonra 2017’de Cannes’da da en iyi erkek oyuncu ödülüne uzanması akıllara “Oscar’a da aday olacak mı” sorusunu getiriyor.

    Cannes’da aldığı ödüllerden sonra ülkemizde de merakla beklenen film 24. Adana Film Festivali’nde izleyiciyle buluşacak.

  • ANTDOB’ta “Yolanta” operasının prömiyeri yapılacak

    Antalya Devlet Opera ve Balesi (ANTDOB), Çaykovski’nin bestelediği “Yolanta” operasının prömiyerini gerçekleştirecek.

    Haşim İşcan Kültür Merkezinde 28 Ocak’ta prömiyeri yapılacak ve Türkçe üst yazı eşliğinde Rusça seslendirilecek eser, Çaykovski’nin bestelediği son opera olma özelliğini taşıyor. Librettosu bestecinin kardeşi Modest Çaykovski’ye ait eserde Napoli Kralı Rene’nin genç ve gözleri görmeyen kızı Yolanta’nın hikayesini konu alıyor. Eserde Yolanta ve sevgilisinin düeti dünya opera repertuvarının en lirik ve etkili parçalarının arasında yer alıyor.

    Eserin dekoru Gürcan Kubilay, kostümü Gizem Betil, ışık tasarımı Mustafa Eski, projeksiyon tasarımı ise Zeyi Şimşek ve Sinan Atay tarafından hazırlanırken ANTDOB korosunu ise Mahir Seyrek yönetiyor.

    Orijinali bir perde olan fakat ANTDOB tarafından iki perde olarak sahnelenecek eserin prömiyerinde “Yolanta” rolünü Nurdan Küçükekmekçi, “Vaudemount” rolünü Göksay Yaran, “Rene” rolünü Engin Suna, “Robert” rolünü Serhat Konukman, “İbn-i Hakia” rolünü Melih Tepretmez, “Bertrand” rolünü Taner Ölçen, “Almeric” rolünü Altay Ergezen, “Marta” rolünü Medine Tuganova, “Brigitta” rolünü Arzu Aydoğdumu, “Laura” rolünü ise Seda Uzmen Güç canlandıracak.

  • ’Carmen’ Operasının Prömiyeri Kapalı Gişe Oynadı

    Antalya Devlet Opera ve Balesi (ANTDOB) Müdürü ve Sanat Yönetmeni Evin Atik’in sahneye koyduğu ’Carmen’ operasının prömiyeri Haşim İşcan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

    Librettosunu Ludovic Halevy ile Henri Meılhac’ın yazdığı dramatik eser Carmen’in sezon prömiyeri Haşim İşcan Kültür Merkezi’nde yapıldı. Antalyalılar gösteriye yoğun ilgi gösterirken, salonda boş yer bulamayan birçok sanatsever gişeden döndü. Antalya Devlet Opera ve Balesi’nin sahnelediği 4 perdelik eserin Orkestra Şefliğini Alessandro Cedrone, Artem Makarov, Koro Şefliğini Mahir Seyrek, Dekor Tasarımını Çağda Çitkaya, Kostüm Tasarımını Alev Tol, Işık Tasarımı Müfit Özbek, Koreografisini ise Mehmet Sipahi üstlendi.

    ’Don Jose’ adlı çavuşun çingene kızı ’Carmen’e olan ihtiraslı aşkının konu edildiği eserde, sigara fabrikasında güzelliği ve çekiciliğiyle tüm erkeklerin ilgisini çeken işçi kız Carmen, kendi halindeki Don Jose’ye aşk şarkıları söyleyerek etkilemeye çalışır. Özgür ruhlu Carmen’in peşinden maceralara atılan Don Jose, sigara fabrikasında bir kızı bıçaklayan Carmen’in hapisten kaçmasına göz yumar ve birlikte dağlara kaçarak kaçakçılara katılırlar. Eserin sonunda, Don Jose, yalvarışlarını reddeden Carmen’i bıçak darbeleriyle öldürür.

    Eserde, Antalya Devlet Opera ve Balesi sanatçıları dönüşümlü olarak sahne alırken, Carmen’i Ebru Kaptan- Medine Tuganova, Don Jose’yi Koray Damcıoğlu-Levent Gündüz-Göksay Yaran, Escamill’i Umut Tarık Akça-Serhat Konukman-Melih Tepretmez, Micaela’yı Nurdan Aydın-Sevinç Bilgin-Bilge Yılmaz-Zişan Damcıoğlu, Zuniga’yı ise Taner Ölçen- Emre Aytekin canlandırdı. Yaklaşık 3 saat süren gösteri sonunda sanatçılar gösteriyi izleyenler tarafından uzun süre ayakta alkışlandı. ’Carmen’, 2 ve 4 Şubat’ta saat 20.00’da, 6 Şubat’ta ise saat 15.00’da Haşim İşcan Kültür Merkezi’nde tekrar sahnelenecek.

  • “The Art Of Banksy” Dünya Prömiyeri İstanbul’da Gerçekleşti

    Gizemli sokak sanatçısı Banksy’nin dünyaca ünlü eserlerini bir araya getiren en büyük koleksiyon “The Art of Banksy” dünya prömiyeri Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla ve Beyoğlu Belediyesi’nin destekleriyle İstanbul’da gerçekleştirildi.

    Global Yatırım Holding’in kültür sanat hayatına kazandırdığı Global Karaköy binası da kapılarını ilk kez bu sıra dışı sergiyle sanatseverlere açtı. The Art of Banksy’nin dünya prömiyeri Global Karaköy’de protokolü ağırladı. İş, sanat ve cemiyet dünyasının önde gelenlerinin yoğun ilgi gösterdiği prömiyere katılan Sümeyye Erdoğan, basına yaptığı açıklamada, “Banksy’nin bu kadar çok eserini bir arada görmek beni çok etkiledi. Özellikle mülteciler konusundaki yaklaşımını gösterdiği eserler çok güzel. Bu sergiyi herkese tavsiye ediyorum” dedi.

    Serginin doğuştan görme engelliler yararına hizmet veren Parıltı Derneği’ne katkılarını da çok önemsediğini ifade eden Erdoğan, sergiyi gezdikten sonra Parıltı Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Hale Bacakoğlu, Yönetim Kurulu üyesi Ebru Özer ve KADEM Yönetim Kurulu Başkanı Sare Aydın Yılmaz ile de görüştü.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla, Beyoğlu Belediyesi’nin destekleriyle Global Yatırım Holding ana sponsorluğu ve İstanbul Entertainment Group, Piu Entertainment işbirliğiyle gerçekleşen sergi, 1 yıllık ön hazırlık, 30 günlük yoğun bir çalışma ile hayata geçti.

    Banksy’nin son 15 yıllık çalışmasının ürünü olan ve 85 orijinal eserin ilk kez bir araya geldiği sergi açılışında konuşan IEG CEO’su Kemal Gürkaynak, “Bugüne kadarki en büyük Banksy koleksiyonu olan “The Art of Banksy”nin dünya prömiyerini Global Karaköy’ün açılışı ile gerçekleştirmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Ziyaretçiler, bir sergiden çok ötesini, Banksy’nin Londrası’na bir yolculuk serüveni yaşayacaklar. Steve Lazarides tarafından kürate edilen The Art of Banksy ziyaretçilere gerçekten unutulmayacak bir duygu yaşatacak ve ziyaretçiler Banksy’nin zihnindeki algı ve eserleri gerçekleştirirken yaşadığı ruhu hissedebilecek. Bu sergi ile artık İstanbul’un kalbi, şehrin merkezi Global Karaköy’de atacak. Bu vesile ile Global Karaköy’ün kültür sanat hayatına katılması için vizyonu, emeği ve desteği ile yanımızda olan, iş ortağımız Global Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kutman’a, katkılarından dolayı Kültür ve Turizm Bakanlığımıza ve desteklerinden dolayı Beyoğlu Belediyesi’ne teşekkür ediyorum” dedi.

    Global Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kutman ise, “Global Yatırım Holding olarak ülkemiz ve dünya için değer yaratmak üzere, 10 yıl önce çıktığımız yolculuğun en önemli kilometre taşlarından biri olan Global Karaköy’ü, kültür ve sanat dünyamıza kazandırmanın mutluluğunu ve onurunu yaşıyoruz. Kurulduğumuz günden bu yana, faaliyet alanımız her ne olursa olsun, toplumsal gelişimimize katkıda bulunacak kültür sanat projelerinin destekçisi olmayı, bu ülke ve güzel insanlarına sorumluluğumuz olarak gördük. Bu konudaki çalışmalarımızın ölçeğini büyütmek, erişebildiğimiz kişi sayısını artırabilmek ve gelecek nesillere değerli bir kültür mirası bırakabilmek üzere hayata geçen Global Karaköy’ün açılışını “The Art of Banksy” nin dünya prömiyeri ile yapıyor olmak da ayrı bir gurur vesilesi. Banksy ile çıktığımız bu yeni yolda, Global Karaköy’de ulusal ve uluslararası bir çok farklı projeyi sanatseverlerle buluşturacak olmanın heyecanı içerisindeyiz. Global ailesi ve tüm sanatseverler adına, projede birlikte çalıştığımız değerli iş ortağımız IEG’ye, CEO’su Kemal Gürkaynak’a; katkılarından dolayı Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ve desteklerinden dolayı Beyoğlu Belediyesi’ne en içten teşekkürlerimizi iletiyorum” dedi.

    Serginin küratörü Steve Lazarides ise sergide, Banksy’nin bugüne kadar gün yüzüne çıkmamış eserlerinin ilk kez sergilendiğini ve bundan büyük heyecan duyduğunu söyledi.

    HİÇ DENEYİMLENMEMİŞ BİR SERÜVEN

    The Art of Banksy’de sanatçının farklı dönemlerine ait özel koleksiyonlar ve enstalasyonlar, modern teknoloji eşliğinde sergileniyor. Sergide, Lazarides’in özel koleksiyonunun yanı sıra, dünyanın farklı noktalarındaki koleksiyonerlerden toplanan eserler de yer alıyor. Bugüne kadarki en büyük Banksy koleksiyonu olma özelliği taşıyan sergide, aralarında Banksy’nin “Kırmızı Balonlu Kız”, “Gül Şimdi”, “Hizmetçi” gibi en bilindik eserlerinin de bulunduğu toplam 85 eser ziyaretçiyle buluşuyor.

    BANKSY’NİN ZİHNİNDEN İNGİLTERE’YE YOLCULUK

    Ziyaretçiyi alışılageldik formatların dışına çıkaracak olan sergi, bugüne kadar hiç deneyimlenmemiş bir serüvene yolculuk olanağı sunuyor. Her bir bölümde farklı bir mekanın canlandırıldığı sergide, ziyaretçiler bir İngiliz evinin oturma odasından İngiltere sokaklarına uzanan farklı bir atmosfer yaşayacak.

    THE ART OF BANKSY’NİN MÜZİKLERİ FAHİR ATAKOĞLU İMZASINI TAŞIYOR

    The Art of Banksy, ziyaretçinin bir serginin ötesinde aynı anda görme, duyma ve dokunma duygularını harekete geçirecek bambaşka bir deneyim vadediyor. Fahir Atakoğlu tarafından özel bestelenen müzikleriyle The Art of Banksy’de ziyaretçiler, sergiyi gezerken aynı zamanda müzikal bir dünyadaki etkileşimine de tanık olacaklar.

    Fahir Atakoğlu konuyla ilgili olarak, “Musical Reflections of “The Art of Banksy”, Banksy’nin eserlerinin, bende müzik olarak yansımasıdır. Bendeki etkisinin müziğimle anlatımıdır. 5 bölümden oluşan 25 dakika uzunluğunda bir müzik oldu. Banksy’nin sözlerini, Rumi’nin söz ve şiirlerini, rap stili, ritmik kelime ve cümleler ve şarkı formlarında kullandım. Tümünde World, Jazz, Funk, Deephouse, ve Electronic müzik türlerinin tınıları ile bir fuzyon oluşturdum. Türk ve Amerikan müzisyenler, şarkıcılar, aktör ve aktrislerden oluşan bir grupla kaydettik” diye konuştu.