Etiket: Primlerinin

  • “İşsizlik Sigortası Fonu işveren primlerinin iki katına çıkacağı” haberleri

    “İşsizlik Sigortası Fonu işveren primlerinin iki katına çıkacağı” haberleri

    Eskişehir Sanayi Odası (ESO) Yönetim Kurulu Başkanı Celalettin Kesikbaş, bugün bazı ajanslar ile basın organlarına yansıyan “İşsizlik Sigortası Fonu işveren primlerinin iki katına çıkacağı” yönündeki haberlerin sanayi kesiminde üzüntü ve tedirginlik oluşturduğunu ifade etti.

    Ekonominin kırılgan bir dönemden geçtiğini, birçok şeyin derinden değişime uğradığını belirten Kesikbaş, “Çalışanıyla-işvereniyle herkesin işine sıkı sıkı sarıldığı, sürekliliği sağlamak için birlikteliğin arttığı bu salgın günlerinde işgücü maliyetlerinin arttırılması sanayicimizi etkileyecektir. Çünkü biz ülkemize seven üreticiler olarak istihdamın azalta işsizliği arttıran uygulamaların hayata geçirilmeyeceğine inanıyoruz” dedi.

    Hükümetin elindeki tüm kaynaklarla ve canla başla istihdamı artırmak için teşvik mekanizmalarını hayata geçirdiğini, bunun memnuniyet verici olduğuna değinen Kesikbaş, “Tüm bunlar yapılırken, devletimiz reel sektör başta olmak üzere üretenlerle kenetlenmişken istihdam maliyetlerinin artırılması sanayimizi ve sanayicimizi zor duruma sokacaktır. Başta Cumhurbaşkanımızdan ve hükümetimizden işgücü maliyetlerinin artırılması yerine üretime olan desteklerin arttırılması beklemekteyiz” diye açıkladı.

  • Esnaflar Bağkur primlerinin düşürülmesini istiyor

    Kilis Berberler ve Kuaförler Odası Başkanı Mustafa Sayaoğlu, asgari ücretin artmasıyla birlikte Bağkur primlerinin de yüzde 55 oranında artması nedeniyle en düşük pirimin 700 TL’den, 882 TL’ye yükseldiğini belirterek, esnafın bu rakamı ödeyecek durumun olmadığını söyledi.

    Oda Başkanı Mustafa Sayaoğlu, artan Bağkur pirimi nedeniyle esnafı mağdur olduğunu ifade ederek, “Hükümetten esnaflara bir kolaylık yapmasını istiyoruz. Bizler küçük esnaf ve sanatkar olarak hiçbir şekilde devletimize yük olmadık. Her daim devletimizin yanında yer aldık. Her zaman ekonominin temel taşları olduk, olmaya da devam edeceğiz. Sosyal güvencemiz olan Bağkur primi kendi alın teriyle ailemizin rızkından kısarak ödüyoruz. Hükümetimiz tarafından Bağkur primlerinin makbul bir seviyeye 400-500 TL’ye çekilmesini talep ediyoruz. . Devletimizin büyük şirketlere verdiği destek teşvik ve pirim desteğini küçük esnaf ve sanatkara da verilmesini istiyoruz çünkü bu bizim hakkımızdır. Bizler SSK ve Bağkur primlerini öderken diğer taraftan sayısı bilemeyecek kadar yüksek seviyede olan esnafların sadece berber esnafı olmamakla beraber tüm esnaflarda çok keşmekeşlik olduğunu görüyoruz. Bunların hiçbirinin bir tanesinde ne vergi kaydı ne sicil kaydı ne ruhsatı yoktur. Kayıt dışı çalışanlarla ilgili devletimizin mücadele etmesini istiyoruz” diye konuştu.

  • Bakan Selçuk: “Asgari ücretin yüzde 10’u ve SGK işveren primlerinin tamamı 6 aya kadar karşılanacak”

    Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, “Yaklaşık 15 bin kişinin sınavlarda başarılı olması ve belge almaya hak kazanması iş piyasasının ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünü artıracaktır. Mesleki becerileri belgelendirilmiş kişilerin istihdam edilmesini teşvik etmek için asgari ücretin yüzde 10’u ve SGK işveren primlerinin tamamını 6 aya kadar proje bütçesinden karşılayacağız” dedi.

    TOBB öncülüğünde hayata geçirilen Mahir Eller Projesi’nin açılış toplantısı, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un katılımı ile gerçekleşti. Toplantıda konuşan Bakan Selçuk, Türkiye’nin Myanmar’dan Afrika’ya, Halep’ten Bosna’ya uzanan büyük bir coğrafyada umudu yaşatan tek ülke olduğunu dile getirdi. Selçuk, Türkiye’nin 2017 yılı itibariyle insani yardımlarda dünyada birinci sırada yer alarak model ülke haline geldiğini aktardı. Yaklaşık 3,5 milyon Suriyeli olmak üzere toplam 4 milyon mülteciye ev sahipliği yapıldığını ifade eden Selçuk, “Bu anlamda dünyanın en çok mülteci barındıran ülkesi konumundayız. Bize sığınan hiçbir kardeşimizi geri çevirmedik ancak Suriye’de yaşanan bu felaket küresel bir sorun olarak karşımızda durmakta. Türkiye’nin yanı sıra dünya ülkelerinin de sorunun çözümüne katkı sunmaları bu açıdan önemli. Bizler hiç kimseden yardım beklemeden insani, ahlaki ve vicdani sorumluluğunuzu yerine getiriyoruz, hiç tereddüt etmedik. Çünkü Suriye gönül coğrafyamızın ayrılmaz bir parçası. Kamu kurum ve kuruluşlarımız, sivil toplum örgütlerimiz ile birlikte barınma, gıda, eğitim ve sağlık başta olmak üzere psiko-sosyal destek hizmetinden çalışma hakkına kadar her alanda Suriyeli kardeşlerimizin yanlarında olduk. Ülkemizde misafir ettiğimiz Suriyeli mültecilerin yüzde 71’ini kadın ve çocuklar oluşturmakta ve dolayısıyla kadın ve çocuklara yönelik yürütülen sosyal uyum çalışmaları da ayrı bir önem teşkil ediyor. Suriyelileri bir arada tutmak ve aile bütünlüğünü korumak adına çocukların düzenli olarak eğitime kazandırılması, annelerinin iş ve meslek edinerek ailelerine destek olmaları, sosyal uyum açısından atılması gereken iki önemli adım. Bugün gerek kamplarda ve gerekse şehirlerde Suriyeli çocuklar eğitim öğretim imkanından yararlanmaktalar. Kendi çocuklarımız için sağladığımız her türlü eğitim imkanını hiçbir ayrım yapmaksızın Suriyeli çocuklarımız için de sunuyoruz. Savaşın toplumlarda açtığı en ağır yara bildiğimiz gibi kadın ve çocuklar üzerinde oluyor. Bu yara insanların zihninde, yüreğinde asla kapanmayacak bir yara olarak da devam ediyor” şeklinde konuştu.

    “421 bin mülteciye psiko-sosyal destek hizmeti verildi”

    Bakanlık olarak Suriyelilere yönelik hizmetlerin en etkin şekilde sürdürüldüğünün altını çizen Selçuk, göç sorununun yakından takip edildiğini söyledi. Kadınlara, çocuklara, engellilere ve yaşlılara ve bütün dezavantajlı gruplara yönelik çalışmaların sürdürüldüğü bilgisini veren Selçuk, “Bu çerçevede 2014-2018 yılları arasında başta çocuklar olmak üzere kadın engelli ve yaşlı yaklaşık 421 bin mülteci kardeşimize psiko-sosyal destek hizmeti verdik. Özellikle bakım ve rehabilitasyon süreçlerinin ardından Suriyeli kardeşlerimize sağladığımız eğitim, iş ve meslek edindirme kurslarıyla sosyal uyum sürecinin önemli kısmını da tamamlamış oluyoruz. Sosyal Uyum Yardımı Programı ile de 1 milyon mülteci kardeşimize ulaşmayı hedeflemiştik, çok şükür bugün bu hedefi de aşarak toplam 2 milyar 744 milyon lira kaynak aktardık. Bu proje ile 12 ilde yüzde 65 i geçici koruma altındaki Suriyeli, yüzde 35’i vatandaşlarımız olmak üzere toplam 20 bin kişiye ulaşılacak olması önemli bir hedef. Bu çalışmada 3 bin kişinin istihdam edilmesi, mültecilerle birlikte vatandaşlarımızın ekonomik uyumuna ciddi katkı sağlayacaktır. Yaklaşık 15 bin kişinin sınavlarda başarılı olması ve belge almaya hak kazanması iş piyasasının ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünü artıracaktır. Mesleki becerileri belgelendirilmiş kişilerin istihdam edilmesini teşvik etmek için asgari ücretin yüzde 10’u ve SGK işveren primlerinin tamamını 6 aya kadar proje bütçesinden karşılayacağız. Sosyal entegrasyonun sağlanması, kültürel ve ekonomik uyumun kalıcı hale getirilmesiyle mümkün olur. Suriyeli kardeşlerimiz uzun yıllardır ülkemizde bu uyumu başarıyla gerçekleştirmiş, sosyal ve ekonomik hayatımıza değer katmışlardır. Türkiye olarak çalışan, üreten, bu topraklara değer katan her bireyi desteklemeye devam edeceğiz” dedi.

  • Esnaf Ve Sanatkar BAĞ-KUR Primlerinin Yüksekliğinden Yakınıyor

    Yozgat’ta küçük esnaf ve sanatkarlar, Bağ-Kur primlerinin yüksekliğinden yakınıyor.

    Yozgat’ta ayakkabı tamirciliği yapan İlyas Ersungur (46), Bağ-Kur primlerinin çok yüksek olduğun ve artık ödeyemez hale geldiklerini söyledi. Bağ-Kur primlerinin yapılan işe ve kazanca göre belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Esnaf İlyas Ersungur, “Bir sarraf, bir ayakkabı mağaza sahibi ile biz aynı Bağ-Kur primi ödüyoruz. Belki bir sarraf için veya ayakkabı mağazası sahibi için ödenen primler düşük gelebilir ama bizim gibi esnaflar için çok zor. Biz akşam evimize ekmek götürecek parayı kazanamadığımız günler oluyor. Bağ-Kur primlerimizi ödemekte çok zorlanıyoruz.” dedi.

    Ayakkabı tamirciliği işinin bitme noktasına geldiğini vurgulayan Ersungur, “Eskiden vatandaş yırtılan ayakkabısını gelip tamir ettirdi. Şimdi ise ayakkabısı yırtılınca gidip yenisini alıyor, tamircinin yanına dahi uğramıyor. Geçimimizi çok zor sağlıyoruz, Bağ-Kur primi ise bizi perişan ediyor. Sadece ben değil bütün küçük esnaf aynı durumda” diye konuştu.

    Kendisinin 26 yıldır Bağ-Kur primi ödediğini ve emeklilik için gününü doldurduğunu dile getiren Ersungur, “Emekliliği hak etmeme rağmen emekli olamıyoruz ve 6 yıl daha Bağ-Kur primi ödemek zorundayım. İş yerimi kapatmak istiyorum, kapatınca ne yapacağız, iş bulamıyoruz. Kapatmasak Bağ-Kur primlerimizi ödeyemiyoruz. Devletten isteğimiz emekliliği hak eden esnafın Bağ-Kur primlerinin dondurulması veya dondurulamıyor ise en azından yarıya düşürülmesini istiyoruz. Bağ-Kur primlerini meslek ve gelirlerine göre belirlenmesi esnafı rahatlatacaktır. Yüksek kazanca sahip mesleklerden yüksek prim, düşük kazanca sahip olan mesleklerden ise düşük prim alınmalı. Geçen yıl 440 lira prim öderken bu yıl 570 lira prim ödüyorum. Emekli maaşına yüzde 3 zam yapılıyor bizim ödeyeceğimiz primlere ise yüzde 30 zam yapılıyor. Yıllık bizim primlerimize de yüzde 3 hadi en yüzde 5 zam yapılsın, ama yüzde 30 zam geliyor. Biz bu zammın altından nasıl kalkacağız. Yetkililerden özellikle küçük esnafın yok olmaması için çözüm üretmelerini bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.