Etiket: Politikası

  • İbrahim Kalın : “Türkiye hem menfaatleri hem de stratejik konumu gereği denge politikası izlemesi gereken bir ülke”

    Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın, Türkiye hem menfaatleri hem de stratejik konumu gereği denge politikası izlemesi gereken bir ülke olduğunu belirterek , “Şu anda da o yapılıyor. Halep meselesinde, Suriye’deki ateşkes meselesinde biz bunu Rusya ile yaptık.” dedi.

    MÜSİAD’ın düzenlediği , “Oku, Dinle ve Yaşa” etkinliği kapsamında, “Ben, Öteki ve Ötesi” isimli kitabını tanıtan Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı ve Sözcüsü İbrahim Kalın, kitabının içeriği hakkında bilgi verdi. Tanıtım sonrası soru-cevap kısmına geçilen konferansta Kalın katılımcılardan gelen soruları yanıtladı.

    Suriye’de oynanan oyunlar üzerine sorulan bir soru üzerine Kalın, “ Cumhurbaşkanımızın her zaman söylediği ve onun liderlik vasfını en iyi özetleyen şeylerden bir tanesi bizzat yaşadığım ve her gün talimatlarını aldığım için biliyorum ‘Peki bizim planımız ne?’ şimdi bizde hep bununla muhatap oluyoruz ya Suriye’de Amerikalıların planı bu, İngilizlerin planı bu, Avrupalıların planı bu, Rusya’nın planı bu anlatılıyor. Tamam ben onları anladım. Bizim planımız? Önemli olan bizim sözümüz ne, bizim planımız ne biz tabii ki biliceğiz başkaları ne oyun çevirdiğini ne yaptığını vs onun için mücadele edeceğiz. Bizim terekemiz dolumu önce ona bakmamız lazım” dedi.

    Avrupa Birliği ile ilgili soru üzerine Kalın, “AB’ye gireriz girmeyiz Avrupa’yla ilişkilerimiz devam edecek. Bizim orada 5 milyona yakın vatandaşımız ve soydaşımız var. Avrupa’nın genelinde bugün heralde 16-17 milyon belki 20 milyonu geçti Müslüman sayısı. Bizim çok köklü tarih ilişkilerimiz var. Bu tarihi bir kenara bırakamayız biz. AB’ye indirgemeden Avrupa’yla ilişkilerimizi daha bir perspektiften görmemiz lazım. Umutlu musunuz yoksa iyimser misiniz diye soracak olursanız Avrupa’da bir liderlik, vizyon sorunu var. Avrupa’da güçlü liderler dönemi sona erdi belki bunun tek istisnası Almanya ve sayın Merkel. Bir anlamda Avrupa Birliği projesini hala ayakta tutan, Avrupa ekonomisini ayakta tutan Almanya. Diğer ülkeler şu ya da bu gerekçelerle zayıf liderlerle koalisyon hükümetleriyle yönetiliyor. Bunun daha da ötesinde Avrupa’nın siyasi akliyatında çok ciddi bir gerileme var” dedi.

    D-8’in tekrar canlandırılıp canlandırılamayacağı soruldu.Kalın, “Biz D-8’in üyesiyiz, yılda bir iki defa da toplantı oluyor. Fakat itiraf etmemiz lazım, çok verimli, çok üretken bir platform değil. D-8 inşallah bir gün canlandırılır ve bakalım İslam İşbirliği Teşkilatı dönem başkanlığımızda orayı canlandırabilirsek faydası olur.” diye cevapladı.

    Rusya ile yakınlaşmanın, ABD ve Batı’dan kopma olarak algılanıp algılanmayacağının sorulması üzerine Kalın, şöyle cevap verdi:”Türkiye hem menfaatleri hem de stratejik konumu gereği denge politikası izlemesi gereken bir ülke. Şu anda da o yapılıyor. Halep meselesinde, Suriye’deki ateşkes meselesinde biz bunu Rusya ile yaptık, Amerika denedi yapamadı. Rusya ile geliştirilen iyi ilişkiler neticesinde en azından bu neticeyi aldık, 45 bin kişiyi tahliye ettik. Suriye genelinde de dün gece Suriye genelinde de dün gece itibariyle bir ateşkes sağlandı, inşallah devam edecek bundan sonra.”dedi.

    Program sonunda MÜSİAD tarafında İbrahim Kalın’a saz hediye edildi. Kalın hediye edilen saz ile birlikte istek üzerine türkü söyledi. Daha sonra Kalın, kendi kitabını konferansa katılan katılımcılar için imzaladı.

  • Üreticilere 3 Yıllık Destekleme Politikası Müjdesi

    Dünya fiyatlarında artış olmadığı halde Türkiye’de ilk defa pamuk ekim alanlarının arttığını belirten İzmir Ticaret Borsası (İTB) Meclis Başkanı Barış Kocagöz, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından üreticiye 3 yıllık destekleme planlarının da açıklayacağını müjdeledi. Kocagöz, destekleme programları 3 yıllık açıklanmasıyla üreticinin önünü göreceğini söyledi.

    İzmir Ticaret Borsası Meclis Başkanı ve Ulusal Pamuk Konseyi Başkanı Barış Kocagöz, pamuk üretiminde yaşanan gelişmeleri İzmir Ticaret Borsası’nda düzenlediği basın toplantısıyla paylaştı.

    Türk pamuk üretiminin geçmişinde ithal pamuk ürünleriyle rekabet ettiğine dikkat çeken İTB Meclis Başkanı Barış Kocagöz, “Hep dünya fiyatları yükseldiğinde ekim alanları artmış, azaldığında da azalmıştır. Biz bu kısa dalgalanmaların ülkemiz pamuk üretimi için tekstil sanayisi için zararlı olduğunu ve hedeflerimize ulaşamayacağımızı ifade etmiştik. Ancak bu yıl ilk kez dünya fiyatlarında ciddi bir artış olmamasına rağmen Türk pamuk ekim alanlarında artış gözlemliyoruz. Bu açıkça doğru politikaların başladığının işareti ve meyvesidir. Beş yıllık destekleme politikası planının önümüzdeki yıldan itibaren tarım bakanlığımız olarak 3 yıllık olarak başlatılacağını da öğrendik. Yani destekleme programları 3 yıllık açıklanacak ve böylece üretici de önünü görecek. Üretici üretim planını yaparken ülke tarımına 3 yıllık ışık tutmuş olacak. Her şeyi hazır projenin, ödeneğinden bütün alt başlıklarına. Bunu bakanlığımız açıklasın ama biz müjdeyi vermiş olalım” diye konuştu.

    Soğuk hava şartlarının pamuk ekim alanlarını bir süre etkilediğini ancak başlayan sıcaklar ile birlikte pamuk üretim gelişiminin toparlandığını belirten Kocagöz, beklenmedik bir iklim faciası olmaz ise havaların ısınmasıyla üretimin de aratacağını ifade etti.

    700-750 BİN TON LİF PAMUK

    Gerek Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı gerekse İzmir Ticaret Borsası tarafından uygulanan doğru politikaların bu yıl ekim alanlarının artmasına neden olacağını dile getiren Kocagöz, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Konsey olarak yıllardır ülkemizin tükettiği pamuk miktarına yakın üretim yapabilmek için hedefler koymuş ve buna göre politikalar üretilmesini savunmuştur. Bu kez bakanlığımız önerilerimize değer vererek destekleme politikasında önlemler aldık ve almaya devam ediyoruz. Geçtiğimiz yıl 65 kuruş olan destekleme prim miktarı bu sezon için 75 kuruşa çıkarıldı. Üreticimiz en azından enflasyon ve üretim maliyetlerini artışı kadar korunduğuna inanarak bu karardan memnun kaldı. İşte bunun kısa vadeli sonucu olarak da ekim alanlarında pamuk üretimi tercih ederek, üretimi artırmaya yönelik hareket ettik. Bunun sonucu olarak içinde bulunduğumuz sezonda Ege Bölgesi’nde artışın yüzde 20, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki atışın da yüzde 15 ile 20 arasında artış oranını yakalamasını bekliyoruz. Önümüzdeki günlerde yaşanacak hava koşullarına paralel üretim artışımızın da ülke genelinde yüzde 20’ye yakın olmasını bekliyoruz. Bu da 700-750 bin ton lif pamuk üretimi yapacağımız anlamına geliyor.”

  • HKÜ’de “Suriye Bağlamında Bölgesel Ve Küresel Güçlerin Ortadoğu Politikası” Ele Alındı

    Hasan Kalyoncu Üniversitesi Ortadoğu Araştırmalar Merkezi (KALMEC) ve Ortadogu Barış kulübü tarafından ‘Suriye Bağlamında Bölgesel ve Küresel Güçlerin Ortadoğu Politikası’ konulu panel, Stratejik Düşünceler Enstitüsü Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Mehmet Şahin’in katılımı ile gerçekleştirildi.

    Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğrencilerinin yoğun bir ilgi gösterdiği panelde, genel olarak özellikle Suriye üzerinde uygulanan ve bölge genelini etkileyen politikalar ele alındı. Doç. Dr. Mehmet Şahin; HKÜ’de “Suriye Bağlamında Bölgesel ve Küresel Güçlerin Ortadoğu Politikası” üzerine yapılan ve Ortadoğu Araştırmalar Merkezi (KalMEC) tarafından organize edilen panelde öğrencilerle buluştu. Panele, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Yılmaz, Stratejik Düşünceler Enstitüsü Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Mehmet Şahin, KalMEC Müdürü Yrd. Doç. Dr. Bilal Çıplak, HKÜ Akademisyenleri ve öğrenciler katıldı. Panelin açılışında konuşma yapan HKÜ Rektörü Prof. Dr. Tamer Yılmaz, “Üniversite olmanın bazı ilkeleri var. Bunlar malumunuz çok iyi bir eğitim, öğretim vermektir. Hasan Kalyoncu Üniversitesi bunu başarı ile yönetiyor. Üniversitenin temel görevleri arasında yeralan AR-GE faaliyetleri çok önemlidir. Çok değerli insanların Üniversitemize gelip sunumlar yapmasını, bildiriler sunmasını çok önemsiyoruz. Bir sloganımız var, bu vesileyle onu da söylemek istiyorum, ‘sadece derslere girmekle bir meslek sahibi olunmaz’. Dersleriniz çok iyi olacak ama mutlaka onun dışında bir takım aksiyonların ve aktivitelerin içerisinde olacaksınız. Bugün burada çok önemli bir etkinliği gerçekleştiriyoruz” dedi. Doç. Dr. Mehmet Şahin ise Suriyelilerin iradelerinin ellerinden alındığını kaydederek, savaşın şu ana kadar bölgesel bir meseleyken Rusya’nın dahil olmasıyla küresel devletlerin rekabet alanına dönüştüğünü belirtti. Şahin, “Artık Suriye’de yerel güçlerin biz barıştık, anlaştık deseler dahi küresel güçlerin buna izin vermek istemeyecektir” dedi.

    Hasan Kalyoncu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Yılmaz, panele katkısı için Doç. Dr. Mehmet Şahin’e plaket verildi. Program toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi

  • Ziraat Odası Başkanı Posacı: Süt Ve Zeytinyağı Politikası Oluşturulmalı

    Aydın Ziraat Odası Başkanı Rıza Posacı, zeytinyağı ve süt fiyatlarındaki düşüşün çiftçileri olumsuz etkilediğini belirterek her iki üründe de iyi bir politika hazırlanması gerektiğini söyledi. Aydın’ın en önemli tarımsal ürünlerinden olan zeytinyağının fiyatının 16-17 TL’den 10,3 TL’ye sütün litre fiyatının ise 1.2 TL’den 90 kuruşa düştüğünü belirten Aydın Efeler Ziraat Odası Başkanı Rıza Posacı sıkıntının bir an önce çözülmesini istedi.

    Tariş Zeytin ve Zeytinyağı Tarım Satış Kooperatifleri Birliği’nin alımı durdurması Aydın’da zeytinyağı üreticisini olumsuz etkiledi. Sezon başında 16-17 TL’ye satılan zeytinyağının kilogram fiyatının bir anda 10 TL’ye kadar düşmesinin zeytinyağı üreticisi binlerce çiftçiyi zora soktuğunu belirten Aydın Efeler Ziraat Odası Başkanı Rıza Posacı, “Aslında Türkiye’nin kendisi zeytinyağı için önemli bir pazar. AB ülkelerinde zeytin üreticisi devlet desteği ile desteklenerek korunurken ülkemizde üretici gereken desteği alamıyor. Her şeyden önce zeytinyağının sağlık açısından önemi anlatılmalı ve bu kutsal ürünü üretenler desteklenmelidir. 2008 yılında yaşanan kuraklığın ardından zeytinde tam dolu yıl yaşanmadı. Maalesef kısa bir aradan sonra zeytin üreticisi yine sıkıntıya düşüyor” dedi.

    “OKUL SÜTÜ PROJESİNE YEREL YÖNETİMLER DE DESTEK VERMELİ”

    Zeytinyağında yaşanan sıkıntı ile birlikte süt üreticileri de yaşanan fiyat düşüşü ile birlikte ciddi sıkıntıya düştüğünü belirten Ziraat Odası Başkanı Rıza Posacı, “Aydın’daki süt hayvanı varlığı son 10 yılda 170 binden 350 binlere çıktı. Bu fiyat politikası bu şekilde devam ederse bu kaynaklar da yok olur. Bu kaynakların heba olmaması için tedbir alınmalı. Öncelikle ziraat odaları olarak bizler bu konuda çalışma içindeyiz. Yerel yönetimlerden de ‘Okul sütü’ projelerine destek istiyoruz. Hem ekonomik hem de sağlık açısından süt ve zeytinyağı çok önemli” diyerek Türkiye’de her iki ürünün yeterince kullanılması halinde pazar aramaya bile gerek olmayacağını söyledi.

  • Türkiye’nin Sığınmacı Politikası

    Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ensar Nişancı, Türkiye’nin sığınmacı sorununa yeni bir vizyonla, yeni bir gözlükle bakılması gerektiğine vurgu yaptı.

    Türkiye’de halihazırda bulunan göçmenlerin, sığınmacıların, sorunlarının nasıl çözüleceğinin çok önemli bir sorun olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ensar Nişancı, “Türkiye’de yaşayan 2,5 milyona yakın kayıt dışı rakamlar da hesaba katıldığında, 3 milyonu bulan insanın artık yeni bir hayat evreninde yaşamak zorunda olduğu bir durumla karşı karşıyayız. Burada Türkiye’nin hem kendi içindeki mekanizmaları, hem Türkiye’ye göç eden unsurların kültürlerini ve sorunlarını birlikte düşünecek büyük bir akla ve mekanizmalara ihtiyaç var. Söz gelimi, Türkiye’ye gelen göçmenler içerisinde eğitim çağında olan çocuklar var. Eğitim alamıyorlar. İş beklentisinde olan insanlar var orta yaş kategorisinde olan. Bu insanlara bir şekilde iş temininin yapılması gerekiyor. Bu insanları artık ne kadar konteynırlarda tutabilirsiniz? AFAD’ın yapmış olduğu o çadırkentlerde ne kadar muhafaza edebilirsiniz? Bu nedenle bunlara ilişkin orta vadeli programların yapılması bir aciliyet noktası sorunu haline gelmiştir” dedi.

    Bugüne kadar Türkiye’ye göç eden sığınmacıların, ülkenin belirli yerlerine yoğunlaştığını aktaran Prof. Dr. Nişancı, Kilis, Gaziantep, Şanlıurfa ve İstanbul’da aşırı bir yoğunluk olduğunu, bunun yanında kuzey illerde sığınmacı nüfusunun yok denecek kadar az olduğunu söyledi. Prof. Dr. Nişancı, nüfusun orantılı bir şekilde dağıtılmasının artık elzem bir ihtiyaç olduğunu belirtti.

    Türkiye’ye gelen sığınmacıların, sivil haklarını kazanmış vaziyette olduğunu söyleyen Prof. Dr. Nişancı, Suriyeli mültecilerin Türkiye’de güvenliğe ilişkin hayat tehlikesini ortadan kaldırmaya ilişkin kaygılarını giderdiğini aktardı. Prof. Dr. Nişancı, “Sığınmacıların güvenliğe ilişkin kaygıları ortadan kalktı. Fakat bir süre sonra bu hayat tehlikesini aşan sığınmacılar, artık sosyal haklarına da sahip olmak istiyorlar. Kendilerine bir hayat kurmak istiyorlar. Dolayısıyla sosyal hak talepleri doğmaya başlıyor. Eğitim ihtiyaçlarını karşılamak istiyorlar, istihdam ihtiyaçlarını karşılamak istiyorlar. Siyasal ihtiyaçları belki şu anda erken ama onların da en azından uzun vadede bir sorun olarak karşılarına çıkıp, onları da karşılamak isteyeceklerini düşünmemiz gerekiyor” dedi.

    Prof. Dr. Ensar Nişancı son olarak şunları kaydetti:

    “Türkiye’de bir süre kalan sığınmacıların, bir süre sonra Avrupa’ya yöneldiklerini görüyoruz. Avrupa’ya gidişlerindeki temel amaçları, sivil ihtiyaçlarını karşılamak değil. Aksine sosyal ihtiyaçlarını, yani istihdam ihtiyacını, yani eğitim ihtiyacını, yani istikrarlı bir sağlık hizmetleri ihtiyacını, acil kodu dışındaki sağlık kodu ihtiyaçlarını gidermek istiyorlar. İstihdam istiyorlar. İskan istiyorlar. Sosyal olarak tanınmak istiyorlar. En azından kısmi vatandaşlık istiyorlar. Yoksa bunlar için halihazırdaki misafir statüleri artık sıkıcı olmaya başlamıştır. Bu nedenle Türkiye’nin sığınmacı sorununa yeni bir vizyonla, yeni bir gözlükle bakma ihtiyacı ve vakti gelmiştir.”