Etiket: PKK’yla

  • Bakan Zeybekci: “PKK’yla pazarlık yok, görüşme yok, hesap sorma var”

    Avrasya Yönetici Sanayici ve İşadamları Derneğinin (AYSİAD) kuruluş yıldönümünde düzenlediğin ödül törenine katılan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, “Artık PKK’yla görüşme, pazarlık yok, sadece hesap sormak var, hesap görülecek” dedi.

    AYSİAD tarafından geleneksel olarak düzenlenen AYSİAD’ın 13. Kuruluş yıl dönümü ve Merkezefendi Belediyesi’nin ‘En Güzel Türkçe İsimli İşyeri, İş hayatı Girişimcilik, Türk Kültürüne Hizmet, Denizli’ye Hizmet’ kapsamında kapsamındaki ödülleri, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin katılımıyla sahiplerini buldu.

    Bir otelde düzenlenen ödül törenine Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Denizli Valisi Ahmet Altıparmak, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan, Merkezefendi Belediye Başkanı Muhammet Subaşıoğlu, çeşitli sivil toplum kuruluşunun temsilcileri ve davetliler katıldı.

    Kürsüde katılımcılara seslenen Bakan Zeybekci, Türkiye’yi gerileten hastalıkların sebebinin koalisyonlar olduğunu belirtti. Bu hastalığın en güçlü olunduğu bir dönemde bile türediğini kaydeden Zeybekci, “En güçlü olduğumuz anda bile, bu hastalığı Haziran 2015 yılında depreştirmediler mi? 2015 yılının 7 Haziran’ında, yine bütün bu kurguların sahipleri, bölücü terör örgütünün partisini Türkiye’de boyalayıp, kınalayıp, ‘Türkiye Partisi’ ile satıp, ‘Demokrasiye bağlı kalacağız, TBMM’de siyaset yapacağız, bölücülük yapmayacağız, anayasadan ayrılmayacağız’ sözlerini verdikten sonra, benim ülkemin ‘saf’ sosyalistleri ve birçok yerdeki liberal görüşlü arkadaşımız dahil olmak üzere, yüzde 13.5 oy verdi. 80 tane milletvekili verdi. Yine aynı tuzak, 1991’deki gibi. Bu milletin aklına çeldiler. Bu milletin akılını karıştırdılar ve tek başına olan iktidarı indirmediler mi? Yine aynı hastalıkla yapmadılar mı, yine aynı tuzakla yapmadılar mı? Peki onu yaptıklarında ne oldu, Türkiye’de parlamentoda siyaset mi yaptılar. 7 Haziran seçimleri oldu. Haziran sonunda onların milletvekilleri yemin etti. Temmuz’un başında çukur siyasetiyle, bu ülkeyi kan gölüne çevirmediler mi, çevirdiler. Çünkü aynı tuzakların sahibi onlara öğrettiler” dedi.

    “Görüşme yok, hesap sorma var”

    Türkiye’ye karşı olunmasının asıl hikayesinin başka olduğunu aktaran Zeybekci, “Asıl hikaye Türkiye’nin şehit kanlarıyla sulanmış olan bir bölümünü ve dediler ki, ‘bakın biz Irak’ın bir bölümünü, Suriye’nin kuzeyinden operasyona başladık, siz de içerden devam edeceksiniz, Türkiye’nin bir bölümünü koparacağız’. Bu millet onlara gerekli cevabı verdi. Güvenlik güçleri onları, kazdıkları çukurlara gömdü ve gömmeye devam ediyor. Artık bunun dönüşü yoktur. artık pazarlık yoktur, artık görüşme yoktur, bundan sonra sadece ve sadece hesap görme olacaktır. Terör örgütü ile sadece hesaplaşılacaktır. Onların da hesabı görülecektir” diye konuştu.

    “İnsansız hava araçlarının teknolojilerine sahip olacak beş ülkeden bir olacağız”

    Türkiye’nin güçlü bir ülke olduğunu belirten Zeybekci, onu sadece namerde değil, merde bile muhtaç duruma getirmeme hedefinde olduklarını söyledi. Türkiye’nin insansız hava araçlarını üretmeden önce gerekli bilginin verilmediğini belirten Zeybekci, “Çünkü bizleri öyle bir kurguya getirdiler ki, terörist takip edeceğim, insansız hava aracı verin bin bir nazla veriyor. İnsansız hava aracının kontrolü de onlarda, bütün bilgi de onlara akıyor ve gördükten sonra bazılarını sana veriyor. Ama şimdi geldiğimiz noktada, artık Türkiye kendi insansız hava aracını yapıyor. Havada 24 saat kalıyor ve özellikle Türk insansız hava araçlarında, yine yüzde yüz Türk mühendislerinin yaptıkları o silahlar da takıldıktan sonra bu anlamda, dünyada bu teknolojiye sahip beş ülkeden biriyiz. Kimseye söylemiyoruz, kimseye hesap vermek zorunda değiliz ve kimseye bilgi vermek zorunda değiliz. Nerde bu ülkeye, bu vatana, bu bayrağa kast eden varsa kabus gibi, 24 saat onların başında bekliyor. Yakıtı biterken, başkası geliyor. burnunu çıkardığında ise aslanlarımız onları burnunda vuruyor. İşte güçlü ülke olmak budur, bunlara sahip olabilmektir” diye kaydetti.

    Konuşmalarının ardından Bakan Zeybekci, ödül almaya hak kazananlara ödüllerine verdi.

  • Prof. Dr. Turan’dan PKK’yla İlgili Çarpıcı Tespitler

    Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Refik Turan, “Bu günkü PKK olayıyla 100 yıl öncesindeki Ermeni meselesi arasında bağlantılar var. Ama tümüyle benzerdir demek doğru değil. Ayrıcalıkları da var” dedi.

    Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Refik Turan, Manisa Celal Bayar Üniversitesi (CBÜ) Prof. Dr. Ümit Doğanay Arınç Kültür ve Kongre Merkezinde Türk Tarihinde Cumhuriyet Zamanı konulu bir konferans verdi. Konferansa CBÜ Rektörü Prof. Dr. Kemal Çelebi, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı.

    Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Refik Turan, Türkiye’nin hanedanlıktan cumhuriyet sistemine geçiş sürecini anlattı. Konferansın sonunda Turan’a, Rektör Çelebi tarafından plaket takdim edildi. Konferansın çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Turan, Türkiye’nin Suriye politikaları ve Suriye meselesiyle ilgili bir soruya şöyle yanıt verdi: “Suriye çeşitli yönleriyle Türkiye’nin kendisine bağımlı addettiği bir ülke. Tabi devletten söz etmiyorum artık. Maalesef bir devlet teşkilatından söz etmek şu an için mümkün değil. Çeşitli yönleriyle dünyanın savaş alanına dönüşmüş. Büyük devletlerin orada güç gösterisi yaptığı bir alan haline gelmiş konumda. Burada üzücü olan nokta Suriye halkının içine düştüğü felaket ve ızdıraplı hal. Buna üzülmemek mümkün değil. Bu halk yapısıyla bizim kültürel, tarihi bağlarımız var. Ama bundan çok daha önemlisi ’Türkiye, Suriye’de ne için var? Neden yakından ilgileniyor?’ sözü bana göre tartışılmasına bile gerek yok. Bana göre hayati bir konumdadır Suriye. Her şeyden önce bir güvenlik meselesidir. Orada Suriye’deki bu açık hal. Savaş hali. İç savaş hali. Ne derseniz deyin. Devam ettiği sürece Türkiye ağır ameliyat tehdidinde olan bir ülke devlet demektir. Bu da dayanılır bir nokta değil.”

    “TÜRKİYE SAVAŞA ÇEKİLMEK İSTENDİ”

    Suriye meselesiyle ilgili Türkiye’nin kendisini savaşa sokmadan kendi güvenliğini korumaya yönelik bir politika izlediğinin altını çizen Turan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye mümkün olan derecede savaşa sokmadan ama kendi güvenliğini de koruma altına alarak müteyakkız bir halde çok ağır bir hata yapmadı. Ben bunu tarihe bakarak söylüyorum. Olabildiği kadar götürmeye çalışıyor. Çeşitli zamanlarda bunu uluslararası ilişki uzmanları da söyledi. Orada savaşa çekilmek istendi. Bu büyük çapta bir tuzaktı. Türkiye o tuzak hallerine düşmedi. Ama kendi hukukunu geleceğini korumak için çeşitli alternatifler, dış politika aksiyonları da gerçekleştirebiliyor. Belki bu her zaman ideal olmayabiliyor ama olduğu kadarıyla Türkiye ayakta kalarak yoluna devam ediyor.”

    “PKK TERÖR ÖRGÜTÜ BOYUTUNU AŞMIŞTIR”

    Terör örgütü PKK’yla ilgili çarpıcı tespitlerde bulunan Turan, PKK’nın bir terör örgütü olarak tarihe mal olacağını belirterek şunları söyledi: “Ancak ’PKK bir kere terör örgütüdür’ denir. Bana göre terör örgütü boyutunu aşmıştır. Burada terörü bir kenara atalım demiyorum. Terörün üstüne bazı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne yönelik bazı cürümler, taktikler, tuzaklar koyarak ve çok boyutlu olarak saldırı vaziyetine geçmiş bir örgüt olduğunu belirtmek istiyorum. Normal bir terör örgütünün çok ötesinde.”

    PKK’nın maalesef sosyal destek boyutu olduğunu anlatan Turan, sözlerine şöyle devam etti: “Bunun boyutunu bilmiyoruz. Devlet güvenlik görevlilerimiz o konuda araştırma yapanlar daha iyi ifade edeceklerdir. Ama bir sosyal desteği muhakkaktır. Ama PKK bu sosyal desteğe bağlı olarak hareket etmiyor tamamen küresel sistem dahilinde pek çok ülkenin kendisine verdiği avantajlar dolayısıyla ayakta kalıyor ve yoluna devam ediyor. Bunu söylemek için askeri bir uzman ya da terörle ilgili yetişmiş bir araştırmacı olmaya gerek yok. Bunun böyle olduğu zaten dünya gündeminde yer aldığı artık bütün açıklığıyla ortada. Dünyanın ne kadar büyük gücü varsa maalesef ve maalesef olmaması gerektiği için söylüyorum PKK yanında zımnen ya da doğrudan yer alabiliyor. En hafifinden PKK’nın bu gün kullandığı çok etkili silahlar var. Bu silahların nereden geldiği, kimlerin elinden verildiği, kimler tarafından eğitildiği düşünüldüğünde bu husus çok açık ve berrak bir şekilde ortaya çıkıyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu konuda kendisini göstermiştir. Bir psikolojik üstünlük de söz konusudur.”

    “100 YIL ÖNCEKİ ERMENİ MESELESİYLE BAĞLANTILARI VAR”

    PKK terör örgütüne benzer tarihte başka örgütlerinde olduğunu belirten Turan, şunları söyledi:

    “Ermenilerle 100 yıl önce yaşanan hadisede benzerlikler var. Terör eylemleriyle, tuzak metotlarıyla, katliamlarla benzerlikler var. Tarihe mal olmuş bir Ermeni meselemiz var. Bu günkü PKK olayıyla da zaman zaman tarihteki 100 yıl öncesindeki Ermeni meselesi arasında bağlantılar var. Ama tümüyle benzerdir demek doğru değil. Ayrıcalıkları var. O, 20’nci yüzyılın başında bir olaydı. Şimdi yaşadığımız 20’nci yüzyılın sonunda başlayıp 21’nci yüzyılda devam eden kendince bir hadise olarak devam ediyor. Dünya tarihinin en büyük cürüm örgütü. Daha büyük bir cürüm örgütü oldu mu incelemek lazım. Takriben 30 yılı aşkın cürüm işliyor. Öyle bir noktaya geldi ki Türkiye Cumhuriyeti Devletinin devam ettiği bir dünyada PKK’nın devam etmesi diye bir şey düşünülemez. İş o noktaya geldi.”

    BAŞKANLIK SİSTEMİNİ DEĞERLENDİRDİ

    Turan, “Kamuoyunda sürekli tartışılan ve henüz açıklığa kavuşmayan Türkiye’nin başkanlık sistemine geçmesiyle ilgili” bir soruya şöyle yanıt verdi: “Önemli bir olay. Belki büyük bir tartışma konusu ama cumhuriyet sistemi dışında bir tartışma değil. Cumhuriyet sınırları içerisinde kalan bir tartışmadır başkanlık sistemi. Dünyanın büyük devletlerinin önemli bir kısmı başkanlık ya da yarı başkanlıktır. Bu konuda esas husus kamuoyunun ikna edilmesi veya ikna edilmemesidir. İkna edilirse Cumhuriyet yine devam edecektir. Cumhuriyet sistemi dışında değil. Mesele kamuoyunun ikna edilmesindedir. Bana göre iş doğal bir seyrinde. Aykırı bir durum yok.”