Etiket: Piyasası

  • Emlak Piyasası Durgun

    Samsun Tüm Emlakçılar Meslek Odası (SATEM) Başkanı Mevlüt Oral, Türkiye genelinde emlak piyasasının çok durgun olduğunu söyledi.

    Türkiye genelinde emlak piyasasının hem durgun hem de pahalı olduğunu belirten SATEM Başkanı Mevlüt Oral, “Şu anda Türkiye genelinde emlak piyasası durgun. Hem durgun hem de pahalı. Şimdi faizler yükseldikçe vatandaşın alım gücü düşüyor. Faizler 1.20’lerden 1.05’lere çekildi. Şu anda bir hareketlenme bekleniyor ama vatandaş zor durumda. Devlet memuru olmayan bir kişinin banka kredisine cesaret edipte daire alma şansı yok. Bugün bin 500-2 bin TL maaş alan bir kişinin gidip 100 bin TL’lik kredi çekip daire alma şansı azaldı. Ortalama vasat bir dairenin fiyatları bugün 70-80 bin TL. Bu daireyi aldığın zaman yaklaşık olarak 30 bin TL de masraf ediyorsun. Masrafsız bir daire 120-130 bin TL’ye alırken, kişinin cebinde en az 30-40 bin TL olacak. Çünkü banka kişiye ev kredisinin yüzde 100’ünü değil, yüzde 75’ini veriyor. Hal böyle olunca da vatandaş zorlanıyor” dedi.

    Devletin TOKİ ile ilgili çalışmalarının olduğunu hatırlatan Oral, “Devletimiz kira öder gibi bir gayrimenkul olmayan kişileri konut sahibi yapacak. Devlet bunu yaparsa millet ve vatandaş için gerçekten çok güzel bir şey olur. Bugün bir kira ödeyecek kişi ortalama 600 TL verecek. En düşük ev kiraları 400-500 TL, o da oturulacak bir ev değil. Onun için zor durumdayız. İnşallah iyi olur. Bunlar olurken bir taraftan da konut fazlalığı var. Karamsarda değilim ama çok şeffaf da bakmıyorum” diye konuştu.

    Devletle milletin bir elmanın yarısı gibi olması gerektiğinin altını çizen Oral, “Devletimizin bunlarla ilgili bir çabası var ama nereye kadar. Bugün dünyanın gözü Türkiye’nin üzerindedir. Devlet işsizlikle mi mücadele etsin, yabancı devletlerle mi mücadele etsin, yolsuzluklarla mı mücadele etsin. Devlet hangisiyle mücadele etsin? Biz her şeyi devletten istiyoruz. Biz önce kendimiz dürüst olacağız. Elimizi taşın altına koymasını bileceğiz. Milletin sırtından geçinmeyi düşünmeyeceğiz. Herkes ekmek parasını kazanmak için çaba gösterecek. Devlete vergisini verecek. Askeriyeye yardımcı olacak. Devlet bize yardımcı olacak. Devletle millet bir elmanın yarısı gibi olmalı” şeklinde konuştu.

  • Dünya Maden Piyasası Zor Günler Geçiriyor

    Dünyanın sayılı akır madenlerinden bir tanesi olan ve Türkiye’nin en büyük metal madeni olan Çayeli Bakır İşletmeleri Genel Müdürü Lain Anderson, Çin’deki hammadde talebinin düşmesi ile dünya piyasalarında metal fiyatlarının en düşük seviyelere gerilediğini söyledi.

    Çayeli Bakır İşletmeleri 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısı ile Rize’de grev yapan basın mensupları ile bir araya geldi. Burada Çayeli Bakır İşletmeleri Genel Müdürü Lain Arderson basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Arderson, Çin’deki hammadde talebinin azalması ile dünya metal piyasasının 2015 yılı içerisinde önemli sıkıntılar yaşadığını ifade ederek sektörün yüzde 50 oranında daralma yaşadığını kaydetti.

    Arderson yaptığı açıklamada, “Bakır metal fiyatları, oluşan talep global olarak ortaya çıkıyor. Türkiye ekonomisinin belirlediği bir fiyat değil. İnşallah metal fiyatlarının iyileşeceğini bekliyoruz. Metal fiyatlarını arz talep dengesi belirliyor. Dünyadaki belli başlı ekonomistler dünyadaki ekonominin nasıl olduğunu bakır fiyatlarına bakarak yorumluyor. Aslında bakır fiyatları, ekonominin sağlığını test etme bakımından ’doktor bakır’ olarak uluslararası terminolojide kullanılıyor. Eğer bakır fiyatları düşüyorsa dünya ekonomisinin çok iyi olmadığı pek çok kez ortaya çıkıyor. Bakır fiyatlarının ne olacağına dair öngörüde bulunan kuruluşların üç aydan daha uzun vadeli isabetli öngörüde bulunamadığını görüyoruz. Bakır fiyatlarının ne olacağını tahmin etmek kolay değil. Bakır fiyatlarının nasıl bir seyir alacağı konusunda öngörüyü bıraktık. Çünkü gerçekten öngörüde bulunmak imkansız. Önümüzdeki 4-5 yıl içerisinde üretilecek bakır miktarında düşüş olsa da piyasanın ihtiyacını karşılayacak miktarda bakır olacak. Kaynak eksikliğinden bahsetmek doğru olmaz” şeklinde konuştu.

    ÇİN YATIRIMCILARIN VAZGEÇİLMEZİ

    Anderson, Çin’deki üretim maliyeti ve işçilik ücretlerindeki artışın üretimde azalmalara neden olduğu ve bu azalmanın dünya piyasalarındaki olumsuz etkilerine rağmen Çin’in halen yatırımcılar için tercih edilen bir ülke olduğunu ifade ederek “Çin’de de yerel talep düşüyor. Yerel talep düşünce üretim de düşüyor. Madencilik sektörüne talepler düşüyor. Çin gibi önemli pazarlarda da farklı alanlara yöneliş var” dedi.

    Ardenson metal piyasalarında yaşanan olumsuzluklardan dolayı dünyanın en büyük metal üreticisi olan firmanın bile 150 bin civarındaki işçisinden 80 bin işçisini işten çıkartmak zorunda kaldığını, bir çok firmanın iflas ettiğini, Türkiye’de ise bazı firmaların faaliyetlerine ara verdiğini kaydetti. Anderson “Biz yaklaşan tehlikeyi gördük ve ona göre tedbirler aldık. Maliyetlerimizi yüzde 50 oranında azalttık. Aldığımız bu tedbirler dolayısı ile krizden diğer firmalar kadar etkilenmedik. Üretimimize devam ediyoruz ve işçi çıkartmak zorunda kalmadık” diye konuştu.

    DÖRT YIL İÇİNDE ÇAYELİ BAKIR KAPANABİLİR

    Bölgede yaptıkları tüm sondaj çalışmalarına rağmen yeni cevherler bulamadıklarını, mevcut cevherle ise 4 yıl içerisinde bölgedeki faaliyetlerinin son bulabileceğini belirten Anderson “Hali hazırda arayışlarımızda yeni bir kaynak bulmuş değiliz. Biz kendi ruhsat sahamız içerisinde yeni maden sahası arayışını sürdürüyoruz. Maalesef bir sonuç elde edemedik. Önceliğimiz mevcut rezervinin verimliliğinin artırarak daha fazla üretim yapabilmek. Maden ömrünü uzatma yönünde bir gayretimiz var. Maden ömrünü yaptığımız çalışmalarla 1-2 yıl ne kadar mümkünse o kadar uzatmaya çalışıyoruz. Hali hazırda 4 yıl daha üretim yapacak bir rezerve sahibiz. Bu cevherinin tamamını üretme gayretindeyiz” ifadelerini kullandı.

  • Gayrimenkul Piyasası Canlanıyor

    Eskidji Gayrimenkul Ankara Merkez Bölge Ortağı Köksal Ünal, seçim belirsizliğinin de etkisiyle geçici durgunluk yaşanan gayrimenkul piyasasının yeniden canlanmaya başladığını ve sektörün genel olarak 2015’i iyi bir performansla tamamlayacağını bildirdi. Ünal, istikrar ve güvenin sağlanıp güçlendirilmesi durumunda 2016’nın çok daha iyi bir yıl olacağını belirtti.

    Köksal Ünal, bu yıl özellikle ilk yedi ayda genelde üst düzey bir canlılık yaşanan, 7 Haziran sonrası artan istikrarsızlıktan olumsuz etkilenen sektörün, Ekim itibariyle yeniden eski performansını yakalama sürecine girdiğine işaret etti. Konut satışlarında bu yıl Ocak ayında yüzde 1,7 olan artışın Şubat’ta yüzde 15, Mart’ta yüzde 32,4 ve Nisan’da yüzde 42,7’le zirveye çıktığını hatırlatan Ünal, geçen yıla göre Mayıs’ta yüzde 19,4, Haziran’da yüzde 19,1 ve Temmuz’da yüzde 13,5’lik artışlar kaydedildiğini belirtti. Ünal, 7 Haziran seçimlerinden bir hükümet çıkmaması üzerine artan siyasi istikrarsızlık, faizlerde yükseliş, tırmanan terör ve kaos ortamının etkisiyle satışlarda artış hızının Ağustos’ta yüzde 6,5’e gerilediğini, Eylül ayında ise satışların yüzde 20,1 oranındaki sert düşüşle, uzun bir dönemin ardından ilk kez eksiye geçtiğini anlattı.

    SATIŞLAR ON AYDA 1 MİLYONU AŞTI

    Açıklanan Ekim ayı verilerinin sektörde canlanmanın yeniden başladığı işaretini verdiğini belirten Ünal, satılan konut sayısının geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,8 artışla 104 bin 98 adede ulaştığı ve bunun da aylık bazda son yılların en iyi performanslarından biri olduğuna işaret etti. Ünal, kümülatif verilere bakıldığında ise 2015’in konut piyasasında genel olarak canlı bir yıl olduğunun görüldüğünü söyledi. 2014’ün ilk on aylık dönemde toplam 926 bin 932 adet olan satışların bu yılın aynı döneminde yüzde 12,3’lük bir artışla 1 milyon 40 bin 713 adede ulaştığına işaret eden Ünal, “Seçim yılı olması ve yaşanan birçok olumsuzluğa rağmen kaydedilen bu performansın sektörün dinamizmini gösteriyor. Sektörde canlanmanın artarak sürdüğünü gösterecek Kasım ve Aralık verileri sektöre güveni teyit edecektir” dedi.

    “İSTİKRAR KORUNUR, GÜVEN ARTARSA 2016 İYİ BİR YIL OLUR”

    Tüm sektörler gibi konut piyasasında da istikrar ve güvenin çok önemli olduğunun altını çizen Ünal, şunları söyledi:

    “2015’e damgasını vuran seçimler ve hükümet arayışları, artan siyasi istikrarsızlık ve kaos ortamı, faizlerde yükseliş, tırmanan terör olayları gibi tüm negatif faktörlere rağmen konut sektörü genelde başarılı bir performans sergilemiştir. 1 Kasım sonrasında ve şimdi hükümetin kurulmasıyla piyasalarda başlayan güven ve istikrar algısının güçlendirilmesi, genel olarak ülke ekonomisi ve onun lokomotifi konumundaki inşaat ve konut sektörü için büyük önem taşıyor. İstikrar korunur, güven ortamı güçlendirilirse, dövizin gevşemesi ve faizlerdeki düşüşler için zemin oluşacak, konut satışları tekrar atağa kalkacaktır. Bu durumda 2016, sektörümüz ve genel ekonomimiz için çok daha iyi bir yıl olacaktır. Ancak, iç siyaset ve dış politikada yapılacak yanlışlar tek parti hükümeti ile sağlandığı düşünülen istikrar ve güven algısını yok edebilir. Ülkenin esenliği ve ekonomik faaliyetlerde canlanmanın sağlanıp korunması için, istikrarı ve güveni sarsıcı politikalardan kaçınılmalıdır.”