Etiket: Piyasaları

  • TSPB 5’inci Sermaye Piyasaları Ödülleri sahiplerini buldu

    TSPB 5’inci Sermaye Piyasaları Ödülleri sahiplerini buldu

    Sermaye Piyasası Başkanı Ali Fuat Taşkesenlioğlu, “Pay piyasalarındaki yatırımcı sayısı 2019 yılı Temmuz ayında 1 milyon 165 bin kişiyken 2020 yılı Temmuz ayı itibariyle bu rakam 1 milyon 617 bine ulaştı. Bu dönemde pay senedi yatırımcılarının portföy değeri ise 353 milyar liradan 603 milyar liraya yükselmiştir. Bu dönemde 20 bin lira üzerinde yatırımcı sayısı 2 katına çıktı” dedi.

    Türkiye Sermaye Piyasaları (TSPB) 20’nci Olağan Genel Kurul Toplantısı ve 5’inci Sermaye Piyasaları Ödül Töreni İstanbul’da yapıldı. Programa TSPB Başkanı Alp Keler, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Ali Fuat Taşkesenlioğlu katıldı. Programda konuşan SPK Başkanı Taşkesenlioğlu, “Pay piyasalarındaki yatırımcı sayısı 2019 yılı Temmuz ayında 1 milyon 165 bin kişiyken 2020 yılı Temmuz ayı itibariyle bu rakam 1 milyon 617 bine ulaştı’’ dedi.

    “Pay piyasalarında yatırımcı sayısı 1 milyon 617 bine çıktı”

    Sermaye piyasaları için kayda değer gelişimlerin olduğu bir dönemin içerisinde olunduğunu belirten SPK Başkanı Ali Fuat Taşkesenlioğlu, “Sektörümüzün son 1 yıllık görünümü ele alındığında bu gelişmeler açıkça görülmektedir. Buna göre pay piyasalarındaki yatırımcı sayısı 2019 yılı Temmuz ayında 1 milyon 165 bin kişiyken 2020 yılı Temmuz ayı itibariyle bu rakam 1 milyon 617 bine ulaştı. Bu dönemde pay senedi yatırımcıların portföy değeri ise 353 milyar liradan 603 milyar liraya yükselmiştir. Bu dönemde 20 bin lira üzerinde yatırımcı sayısı 2 katına çıktı. Bu durum sermaye piyasalarına genele yayılan bir ilgi artışı olduğunu gösteriyor. Söz konusu büyüme işlem hacmi verilerinde de görülüyor. Bu 1 yıllık dönem içerisinde aylık ortalama işlem hacmi bir önceki döneme göre 2 katına çıkarak 158 milyar liradan 335 milyar liraya yükselmiştir. Kurul olarak sermaye piyasalarında kurumsal yatırımcıları oldukça önemsiyoruz. Yatırım fonlarının sektörün ana iskeletini oluşturan parçalardan biri olması için çalışıyoruz. Yatırım fonlarının büyüklüğü 137 milyar liraya yükseldi. Sermaye piyasalarındaki bu büyüme gurur vericidir’’ açıklamasında bulundu.

    Yeni düzenlemeler ile yatırımcıların haklarının korunduğuna da dikkat çeken Taşkesenlioğlu, “Kanun değişikliği ile yatırımcıları korumak adına çok önemli değişiklikler yapıldı. Piyasa bozucu eylemlere uygulanan idari para cezaları ve bilgi suiistimali, piyasa dolandırıcılığı suçlarına yönelik hapis cezaları artırılmıştır. Ayrıca sermaye piyasaları fonlarıyla sağlanan fonların yatırımcılara vaad edildiği gibi kullanılması için önemli kriterler getirilmiştir. Kullanılmadığı takdirde SPK’nın ilgili işlemi geri alabilmesinin önü açılmıştır. Böylece azınlık pay sahiplerinin haklarının daha etkin korunması sağlanmıştır. SPK ile yatırımcı arasında bulunan aracı kurumlar daime güven veren bir yapıya sahip olmak zorundadır” dedi.

    Tarihte eşi benzerine rastlanmayan bir dönemden geçildiğini vurgulayan TSPB Başkanı Alp Keler, “Bu dönemde ekonomide çok yönlü parasal, mali politikalar hayata geçirildi. Daha önce deneyimlemediğimiz zorluklara rağmen hükümetimizin de desteğiyle TSPB başarılı bir performans göstererek ekonomiye kaynak oluşturan ulaşılabilir bir profil ortaya koydu. 51 portföy yönetim şirketi 356 milyar liralık birikimi yatırıma yönlendirdi. Son 2 yılda sermaye piyasaları çok ciddi büyüyerek 2018 yılında 193 milyardan Temmuz sonu itibariyle 404 milyar lira büyüklüğe ulaştı. Borsa İstanbul pay piyasa değeri 2018’de 795 milyar lira iken Temmuz sonu itibariyle 1.4 milyar liraya çıktı. 2000 yılından itibaren 1 milyon civarında seyreden yatırımcı sayısı özellikle son bir yılda 450 bin kişilik artış gösterdi. Bu artışla 1.7 milyona yakın bir seviyeye ulaştı. Yeni yatırımcıların çoğunluğu Marmara Bölgesi’nden geldi. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki yatırımcı sayısındaki artış da dikkat çekti” ifadelerini kullandı.

    Konuşmaların ardından 5’inci Sermaye Piyasaları Ödül Töreni’ne geçildi. Sermaye Piyasasına Hizmet Özel ödülü Borsa İstanbul Genel Müdürü Hakan Atilla’ya verildi. Sermaye piyasasına Hizmet Onur Ödülü 2019 ise Zeki Döşlülüoğlu’na verildi.

    Ödül Töreninin ardından ise TSPB 20’nci Olağan Genel Kurulu ise basına kapalı olarak devam etti.

  • Sermaye Piyasaları Ödülleri sahiplerini buldu

    Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği tarafından düzenlenen ve sermaye piyasalarının prestijli ödülleri arasında yer alan 3’üncü TSPB Sermaye Piyasaları Ödülleri sahiplerini buldu.

    Bu sene 3’üncüsü düzenlenen Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB) Sermaye Piyasaları Ödül Töreni’nde 2017 yılındaki aracılık işlemleri, kurumsal finansman işlemleri, saklama faaliyeti, portföy yönetim faaliyetleri, yatırım fonu faaliyetleri, yatırım ortaklıkları ve sermaye piyasası basını gibi toplam 44 kategoride ödüller sahiplerini buldu.

    Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği’nin sermaye piyasalarının gelişmesine ve bilinirliğinin artırılmasına katkıda bulunmak amacıyla düzenlediği ödül törenine TSPB Başkanı İlhami Koç, Türkiye Varlık Fonu Başkan Vekili ve Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Himmet Karadağ, BDDK Başkanı Mehmet Ali Akben ve sermaye piyasasında faaliyet gösteren banka, aracı kurum, portföy yönetim şirketleri ile yatırım ortaklıklarının üst düzey yöneticileri olmak üzere geniş bir davetli topluluğu katıldı.

    Ödül töreninde 8 farklı kategoride, toplam 44 farklı dalda ödüller sahiplerini buldu. Kategoriler kapsamında 2017 yılı içerisinde en başarılı faaliyetlere imza atan kurumlara ödülleri dağıtıldı.

  • Kutay Gözgör, “Piyasaları “Trump” korkusu sardı”

    Geçtiğimiz yılın Kasım ayında piyasaların beklemediği bir şekilde Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Başkanı olan Donald Trump yeniden gündemdeki yerini aldı. Nişantaşı Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü Öğretim Görevlisi Kutay Gözgör, Trump’ın ekonomiye yönelik söylediği vaatleri yerine getiremeyeceği endişesi piyasaları olumsuz etkilediğini söyledi. Gözgör, Trump’ın aynı zamanda yeni bir politik risk süreciyle karşı karşıya olduğunu ve başta gram altın olmak üzere güvenli varlıkların ön plana çıkabileceğini ekledi.

    Kutay Gözgör değerlendirmelerine şu şekilde devam etti; “Geçtiğimiz yılın Kasım ayında piyasaların beklemediği bir şekilde Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) başkanı olan Donald Trump yeniden gündemdeki yerini aldı. Başta ekonomi olmak üzere birçok alanda önemli vaatler veren Trump, siyasi riskler ile karşı karşıya kaldı. Trump’ın Rusya’yla ilgili önemli bağlantılarının yer aldığı soruşturmanın derinleşmesi ve FBI başkanı James Comey’i görevden almasının yankıları devam ediyor.”

    ABD borsalarında satış hızlandı

    “Trump’ın başta ticaret anlaşmaları ve göçmenlik yasasıyla ilgili söylediği vaatler yargıçlar tarafından anayasaya aykırı olması nedeniyle iptal edilmişti” diyerek hatırlatmada bulunan Gözgör, “Yeni bir politik risk ile karşı karşıya kalan Trump’ın ekonomiye yönelik söylediği vaatlerinde yerine getireceğine artık soru işaretleriyle bakılmaya başlandı. Trump’ın, ABD ekonomisini desteklemek için uygulayacağı mali politikalarının detaylarının henüz daha netleşmemesi ve vergi indirimine yönelik söylemlerinin belirsizliği piyasaları endişelendiriyor. Trump’ın görevden alınma ihtimallerinin bile piyasalarda konuşulmaya başlaması başta hisseler olmak üzere riskli varlıklardan kaçışı gündeme getirdi. Piyasalarda endişelerin ne boyutta olduğunu gösteren ve korku endeksi olan bilenen VİX endeksi hızlı bir yükselişle 16 seviyelerine yaklaştı. Bu gelişmelerin etkisiyle dolar endeksi 2016 yılının kasım ayından bu yana en düşük seviyesi olan 97,30 yakınlarına geriledi. ABD borsalarında ise kayıplar dün yüzde 2 seviyesine yaklaşırken, piyasanın riskli olarak algıladığı gelişmekte olan ülke para birimlerinde de satışlar dikkat çekti. Riskli varlıklarda satış sürecinin devam etmesi halinde BİST 100 endeksi de 94500 – 94000 bölgesini test edebilir. ABD 10 yıllık tahvil faiz oranlarında yeniden yüzde 2,20 seviyelerine geriledi” diye konuştu.

    FED’in politikalarını etkileyebilir

    Gözgör son olarak da, “Trump önderliğinde ABD’de yeni bir politik risk sürecinin fiyatlamaya başlaması halinde piyasalarda güvenli varlık olarak adlandırabileceğimiz ürünlerin ön plana çıkmasına neden olabilir. Bu ürünlerin başında altın geliyor. Altın fiyatları ons bazında dün yüzde 2’ye yakın yükseliş yaşadı. Gram altın fiyatları da hızlı yükselişle 140 seviyelerinden 145 bölgesine ulaştı. ABD’de ki politik risk sürecinin derinleşmesi piyasalarda dengeleri değiştirecek nitelikte olabilir. Aynı zamanda bu gelişmeler Amerika Merkez Bankasının (FED) Haziran ayında faiz yükseltme ihtimalinin azalmasına neden olabilir. Tüm bu gelişmelerin güvenli varlıklara olumlu yansımasını bekleyebiliriz. Bu yüzden başta gram altın olmak üzere tahvil, Japon Yeni gibi ürünler ön plana çıkabilir” diyerek sözlerini sonlandırdı.

  • “Yeni ekonomi paketi piyasaları coşturacak”

    Türkiye Büyük Millet Meclisi Milli Savunma Komisyonu Başkanvekili ve AK Parti Ekonomi İşleri Başkan Yardımcısı Hüseyin Şahin, Başbakan Binali Yıldırım’ın bayram öncesi açıkladığı teşvik ve destek paketinin, ekonomiye doping etkisi yapacağını ve piyasaları coşturacağını söyledi. Milletvekili Şahin, Başbakan Binali Yıldırım’ın yeni ekonomik paketle, toplumun tüm kesimlerine güzel bir bayram hediyesi verdiğini dile getirdi.

    Milletvekili Hüseyin Şahin, yaptığı açıklamada, yeni paketin ekonomiye nasıl yansıyacağıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Paketin, toplumun tüm kesimlerini ilgilendirdiğini, özellikle yatırımcılara büyük avantajlar sağladığını kaydeden AK Parti Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin, “Türkiye’nin ikili ilişkilerinde sıkıntıların yaşandığı ülkelerle girdiği normalleşme süreciyle birlikte, yeni destek ve teşvik paketinin, ekonomi üzerindeki baskıları ortadan kaldıracağına ve piyasalarda olumlu havanın etkisinin kısa sürede görüleceğine inanıyorum” dedi.

    Hükümet gerekli adımları atıyor

    Türkiye’nin kalkınmış ülkeler seviyesine ulaşabilmesi için güçlü bir ekonomiye sahip olması gerektiğini, bu bilinçle hükümetin gerekli tüm önlemleri aldığını vurgulayan Hüseyin Şahin, ekonominin üzerinde yük oluşturan uygulama ve bürokratik engellerin kaldırılması, vergi muafiyetleri ve yatırımların hızlandırılmasına yönelik adımların iş ve ticaret hayatını canlandıracağını belirtti. Yeni ekonomik paketin esnaf kesiminden ihracatçıya, yerli yatırımcıdan yabancı yatırımcıya kadar toplumun çok geniş kesimini ilgilendiren olumlu uygulamaları yürürlüğe sokacağına dikkat çeken Şahin, şunları kaydetti:

    Doping etkisi yapacak

    “Başbakanımızın da açıkladığı gibi özellikle ekonomik olumsuzlukların yaşandığı Rusya ve İsrail ile Türkiye’nin ilişkilerinin normalleşme sürecine girmesi, AB ile üyelik konusunda yeni fasılların açılacak olması gibi gelişmeler, ekonomi üzerinde olumlu hava estiriyor. Tam da bu noktada yeni ekonomik paketi, piyasaları coşturacak türden kolaylıklar getiriyor. Paket, ekonomiye adeta doping etkisi yapacak. Hükümet olarak öncelikle ekonomi odaklı politikalar ve uygulamalarla ülkemizin kalkınması için çalışıyoruz. Bunun için ekonominin önündeki engellerin kaldırılması, yüklerin azaltılması, hükümetimizin görevi. Teşvik ve destek paketi, ekonomideki iç dinamikleri rahatlatırken, yabancı yatırımcıları da ülkemize çekecek.”

  • Özdemir: “Karşılıksız Çek Piyasaları Tıkıyor”

    Mersin Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir, karşılıksız çek sayısında ve ödenmeyen çek tutarındaki artışın, ticaret hayatını olumsuz etkilediğini söyledi.

    Özdemir, yazılı açıklamasında, karşılıksız çek tutarının 2011 yılında 11,5 milyar lirayken, karşılıksız çek kesmeye uygulanan hapis cezasının 2012 yılında kaldırılmasıyla birlikte bu rakamın 2015 yılı sonunda 27,3 milyar liraya yükseldiğini belirtti. Türkiye’deki yaklaşık 715 bin dolayındaki şirketin ödediği toplam kurumlar vergisi tutarının 37 milyar lira olduğunu hatırlatan Özdemir, karşılıksız çek tutarının büyüklüğüne vurgu yaptı.

    Acil tedbir alınmadığı takdirde bu rakamların yükselen bir ivme ile artmaya devam edeceğinden endişe ettiklerini kaydeden Özdemir, “Üstelik zannedildiği gibi bu rakam sadece çeki alan ve vereni ilgilendiren bir sorun değildir. Alacağını tahsil edemeyen iyi niyetli firmalar da kendi borçlarını ödeme konusunda sorun yaşamaya başlamaktadır. Bu durum zincirleme bir reaksiyon olarak devam etmektedir. Piyasalardaki ödemeler kanalı bir noktada tıkandığında tüm sistemin çalışmasını olumsuz olarak etkilemektedir. Adeta insan bedenindeki damarların tıkanması gibi istenmeyen sonuçlar doğurmaktadır. Böyle bir sorunla karşılaşan firmalarımız yeni yatırım yapmaktan kaçınmakta, küçülmeye gitmekte, istihdamlarını daraltmak zorunda kalmaktadır. Ekonomimizin büyümesi negatif olarak etkilenmektedir” dedi.

    “KARŞILIKSIZ ÇEK, GÜVEN UNSURUNU AZALTMAKTADIR”

    Karşılıksız çek sayısının artmasının, ticaret hayatının olmazsa olmaz şartı olan güven unsurunu da zedelediğine işaret eden Özdemir, “Ülkemizde vadeli çek uygulaması son derece yaygındır. Vadeli çek alan bir firma, karşı firmaya aslında kredi açmış olmaktadır. Vadeli satışlar sayesinde piyasalara canlılık gelmektedir. Karşılıksız çek nedeniyle, ekonomik hayatta güven unsurunun azalması, ticari faaliyetler üzerinde sınırlayıcı etki yapmakta ve firmalarımıza ek maliyetler getirmektedir. Güven olmadan ticaretin canlanması ve ekonominin yüksek hızlı büyümesi mümkün değildir” diye konuştu.

    “KARŞILIKSIZ ÇEK, SAHTE PARA BASMAK GİBİDİR”

    Karşılıksız çek kesmenin, bazılarının iddia ettikleri gibi basit bir ekonomik suç olmadığını savunan Özdemir, “Anayasa Mahkemesi’nin kararı ile açıkça belirtildiği üzere bir kambiyo suçudur, yani karşılıksız para basmak veya sahte para kullanmak ile aynı kategoriye giren bir suçtur. Bundan dolayı da bu suça karşı her türlü caydırıcı yaptırımın uygulanması son derece yerinde olacaktır. Böylesine önemli bir suçun hak ettiği yaptırım ile cezalandırılmaması, son dört yılda yaşadığımız gibi, çok daha vahim sonuçlara yol açacaktır” ifadelerini kullandı.

    Bu arada yeni uygulanmaya başlanan ’karekodlu çek’ uygulamasının, çekin güvenirliğini artıracağını ancak, çekin karşılıksız çıkmasını engellemeye yetmeyeceğini ifade eden Özdemir, şöyle devam etti: “Piyasaların sağlıklı şekilde işlemesini aksatan, güven unsurunu zedeleyen ve Anayasa Mahkemesi’nce bir suç olarak görülen karşılıksız çek kesmeye karşı, gerekli sert yaptırımları içeren düzenlemelerin yapılması konusunda hükümetimizce yürütülen çalışmaların bir an önce sonuçlanmasını bekliyoruz.”