Etiket: Pilotun

  • Pilotun ailesi İstanbul’a gitti

    Büyükçekmece’de düşen Eczacıbaşı Grubu’na ait helikopterin pilotu Ali Akgün Nacar’ın Adana’da yaşayan anne ve kız kardeşi haberi alınca İstanbul’a gitti.

    İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan Bozüyük ilçesine giderken kalkış yaptıktan sonra Büyükçekmece’de düşen Sikorsky S-76 tipi helikopterin pilotu Ali Akgün Nacar ile ikinci pilot Ahmet Bulut, Eczacıbaşı Vitra Rusya Genel Müdürü Salim Özen ve 4 Rus hayatını kaybetti.

    Babası Mustafa Nacar’ı geçen yıl kaybeden evli ve biri kız 2 çocuk babası olan pilot Ali Akgün Nacar’ın Yeşilyurt Mahallesi’nde yaşayan annesi Fatma Nacar ve kızkardeşi de olayı öğrenir öğrenmez İstanbul’a gitti.

    Hava Harp Okulu mezunu olan ve ordudan istifa edip sivile geçen Nacar’ın cenazesinin İstanbul’da toprağa verileceği öğrenildi.

  • Suriyeli pilotun tedavisi sürüyor

    Hatay’ın merkez ilçesi Yaylacık Mahallesi kırsalına düşen Suriye rejimine ait Rus yapımı MİG 21 tipi savaş uçağından paraşütle atlayarak kurtulan pilotun hastanedeki tedavisi sürüyor.

    9 saatlik arama çalışmalarının ardından sabaha karşı düşen uçağın enkazının yaklaşık 40 kilometre uzağında bitkin halde bulunan Suriyeli pilot Mehmet Safhan (56), ambulans ile Hatay Devlet Hastanesine götürüldü. Tedavi altına alınan pilotun omurgasında kırık olduğu ve ameliyata alınacağı öğrenildi.

  • Rus pilotun öldürülmesinden sorumlu tutulan Çelik hakim karşısında

    Türk hava sahasını ihlal ettiği gerekçesiyle düşürülen Rus uçağının pilotunun öldürülmesinden sorumlu tutulan Alparslan Çelik’in de arasında bulunduğu 17 kişi ’Ateşli Silahlar Kanunu’na muhalefet’ suçlamasıyla hakim karşısına çıktı. Alparslan Çelik duruşmada, “Aramalarda ele geçirilen silahlar da üzerimize yıkılmaya çalışılmaktadır” dedi.

    İzmir 27’nci Asliye Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada, Türk hava sahasını ihlal ettiği gerekçesiyle düşürülen Rus uçağının pilotunun öldürülmesinden sorumlu tutulan Alparslan Çelik’in de arasında bulunduğu 17 kişinin davasına devam edildi. Duruşmaya, bazı tutuksuz sanıklar, başka bir suçtan hükümlü olan Alparlan Çelik ve avukatları katıldı. Başka bir suçtan ve bu dosyada tutuklu bulunan Erdi E. duruşmayı Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile takip etti. Tutuksuz sanık İrfan D. ifadesinde, suç kastı olmadığını söyledi. İrfan D., “Olaydan yaklaşık bir hafta önce arkadaşım Ahmet A. evime misafirliğe geldi. Arkadaşım silahını evimde unuttu. Silahı daha sonra fark ettim. Ardından haber verdiğim Ahmet A.’nın silahı almak için uygun zamanı olmadığı için eve gelip silahı alamadı. Silahı Ahmet A.’ya iade edemeden polisler evimde yaptığı aramada silahı buldu. Suç kastım yoktur. Beraatimi istiyorum” dedi. Ele geçirilen silah, tüfek ve diğer eşyalar ile bir ilgisinin olmadığını ileri süren sanık Yiğit D. ise “Babam İrfan D.’nin evinde yapılan aramada ele geçirilen silahın kime ait olduğunu bilmiyorum. Silahı daha önce görmedim” dedi.

    “Olay üstümüze yıkılmaya çalışılmaktadır”

    Sanık Nurettin Y. de, olay gününü anlatarak, “Ben Alparslan Çelik’in geleceğini duyunca 4 arkadaşımla birlikte restorana gittik. Yemek yerken polisler geldi. Üzerimden bir şey çıkmadı. Yemek sırasında bulunan silahtan haberim yoktur. Bana ait olmadığı gibi kime ait olduğunu da bilmiyorum. Suçlamaları kabul etmiyorum” dedi. Sanık Alparslan Çelik ise, “Sanıklar İrfan D. ile Yiğit D.’yi tanımıyorum. Asılsız bir ihbar üzerine arama yapılmış. Aramalarda ele geçirilen silahlar da üzerimize yıkılmaya çalışılmaktadır. Bu hususları kabul etmiyorum” dedi. Hakim, dosyadaki eksiklerin giderilmesine karar vererek duruşmayı Nisan ayına erteledi.

    Olayın geçmişi

    İzmir’in Karabağlar ilçesinde Hatay semtinde, 31 Mart 2016’da polise yapılan ihbarda, bir lokantada silahlı kişiler olduğu belirtildi. İhbar üzerine belirtilen yere giden ekipler, Rus uçağının pilotunu öldürdüğü iddia edilen Alparslan Çelik ile yanında bulunan 16 kişiyi gözaltına aldı. Toplam 17 şüphelinin üzerinde, otomobillerde ve evlerinde yapılan aramada 5 makineli tüfek, 4 tabanca ve 2 telsiz ele geçirildi. ’6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanununa Muhalefet’ ve ’Harp Silahı Bulundurmak’ suçlamasıyla tutuklanmaları talebiyle İzmir 3’üncü Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilen zanlılardan Alparslan Çelik’in de arasında bulunduğu 7 kişi tutuklanırken, 2 kişi denetimli serbestlik yasasından yararlandırılıp salıverildi, 8 kişi de tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Görülen ilk duruşmada da tutuklu bulunan sanıklar tahliye edildi.

    Takipsizlik kaldırılmıştı

    Türk hava sahasını ihlal ettiği için düşürülen Rus savaş uçağının pilotunu, paraşütle atladıktan sonra Suriye topraklarında öldürdüğü iddia edilen Alparslan Çelik hakkında bu suçtan verilen takipsizlik kararı da bir süre önce Rusya’da gelen yeni belgeler üzerine kaldırılmıştı. Olayı soruşturan Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Cumhuriyet Savcısı, yeni iddia ve delillerin oluştuğunu belirtip, daha önce verdiği takipsizlik kararını kaldırmış ve yeniden soruşturma başlatmıştı

  • Düşen uçaktaki pilotun yardımına koşan köylü İHA’ya konuştu

    Diyarbakır’da düşen F-16 uçağının pilotunun yardımına koşan köylülerden Veysi Azizoğlu, “Köy kahvehanesinde oturuyorduk, bir ses geldi. Uçağın yere çakıldığını gördük. Hemen olay yerine koştuk ve pilot arkadaşı karşılayıp polis memurlarına bizzat teslim ettik” dedi.

    Diyarbakır’da bugün saat 19.30 sularında F-16 uçağı havada infilak etti. Uçağın pilotu, fırlatma koltuğunu kullanarak hayatta kalmayı başardı. Patlamayı duyup olay yerine koşan Çarıklı köyü sakinleri, parçalanmış uçak yığınlarının hemen yanında pilota ulaşmayı başardı. Paraşütle kurtulan pilotun sağlık durumunu kontrol eden köylüler, daha sonra polisi arayarak pilotun yerini bildirdi. Kısa sürede olay yerine gelen polis ve sağlık ekipleri, pilotu ambulansa alarak hastaneye kaldırdı.

    Pilota yardım eden vatandaşlardan Veysi Azizoğlu, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, “Köy kahvesinde oturuyorduk. Bir ses geldi. Uçak yere çakıldığını gördük. Hemen olay yerine koştuk. Olay yerine geldiğimizde biz pilot arkadaşla karşılaştık. Pilot arkadaşı polis memurlarına bizzat teslim ettik. Ondan sonra uçağın üzerine gittik. Uçak kül olmuştu, yanmıştı. Pilot arkadaşın söylediğine göre havada infilak etmiş arıza nedeni ile. Erkek pilottu. 10-15 köylü pilot arkadaşı gördük. Ayrıca not defteri vardı, onu da teslim ettik’’ dedi.

  • (Özel Haber) 15 Temmuz şehidinin babası: “O pilotun gözlerinin içine bakmak istiyorum”

    15 Temmuz’daki darbe girişiminde, FETÖ’cü hain pilot tarafından Özel Harekat Daire Başkanlığı’na atılan bomba sonrasında şehit olan Komiser Yardımcısı Cennet Yiğit’i şehit eden misket bombasının parçası ve özel eşyaları ailesi tarafından hazırlanan vitrinde sergileniyor. Kızını şehit eden misket bombasını göstererek ağlayan baba Yahya Kemal Yiğit, “O bombayı atan pilotun gözlerinin içine bakmak istiyorum” dedi.

    15 Temmuz darbe girişiminde sırasında FETÖ’cü hain pilotun Ankara Gölbaşı’nda bulunan Özel Harekat Daire Başkanlığı’na attığı bomba sonrasında 42 Özel Harekatçı şehit olmuştu. Şehit olanlardan Komiser Yardımcısı Cennet Yiğit’in Kayseri’nin Bünyan ilçesinde oturan ailesi, şehit Cennet Yiğit’in Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki operasyonda giydiği botlar, Özel Harekat üniforması, nişanlandığında kesilen kurdele, tuvalleri boyamakta kullandığı fırçalar, kendisini şehit eden misket bombasının parçası ve patlamada kullanılamaz hale gelen telefonunun da bulunduğu bir vitrin yaptırdı.

    Şehit Cennet Yiğit’i ve 15 Temmuz’daki hain darbe girişimini unutturmayacaklarını söyleyen baba Yahya Kemal Yiğit, “Cennet daha 7.-8. sınıfa giderken polis olmaya karar vermişti. Ama Allah ona üniversitede kısmet etti. Yani polis olmayı çok seviyordu” diyerek nasıl polis olduğunu anlattı.

    Cennet Yiğit vedalaşır gibi fotoğraf çektirdi

    Cennet’in en son Ramazan Bayramı’nda Kayseri’ye geldiğini ve tüm akrabalarıyla buluştuğunu anlatan baba Yahya Kemal Yiğit, “Şehit olmadan bir hafta önceydi. Bizi bayram ziyaretine gelmişti ve gitmeden bir gün önce, Cuma günüydü. Akşam üzeri kamuflajlarını da giymişti. Bahçeye çıktı ve ’Haydi, hep birlikte aile fotoğrafı çekinelim.’ dedi. Aile fotoğrafı çekindikten sonra herkesle ayrı ayrı fotoğraf çekindi. Sanki vedalaşır gibi. En son anneannesini çağırdı ve ’Gel benim pamuk anneannem, seninle de fotoğraf çekinelim.’ dedi ve sarılarak ’ben şehit olacağım ve önce seni yanıma alacağım, daha sonra da yedi sülaleni kurtaracağım.’ dedi. Bu şehit olmadan tam bir hafta önceydi. Cumartesi günü yolcu ettik ve Pazartesi günü mesaiye başladı. Cuma günü de bu olay oldu” diye konuştu.

    15 Temmuz gecesinde hiç bir şeyden haberinin olmadığını söyleyen Yahya Kemal Yiğit, “Alanya’dan bir arkadaşım aradı beni. ’Askeri darbe oluyormuş’ dedi. Ben de ne darbesi diyerek şaşırdım ve televizyonu açtım. O zaman haberimiz oldu. Cumhurbaşkanımızın televizyondan halka seslenişini izledim. Eşimle helalleştim. Komşumu aradım ve ben çarşıya gidiyorum dedim. Bu hainler bu darbeyi gerçekleştirirlerse bize yaşama hakkı tanımazlar. Hiç olmazsa gidelim sokakta şerefimizle ölelim. Sabah 5’e kadar biz de sokaktaydık. Daha sonra eve geldim. Tabi Cennet’ten haber alamıyorduk. Daha sonra da Ankara’ya gittik. Tabi o zaman öğrendik çocuğumuzun şehit olduğunu. Allah o günleri bu millete bir daha yaşatmasın. Bizim çocuğumuz şehit oldu. Adı Cennet’ti, Allah’ın cennetinde şu anda ama o darbe girişimde bulunan namussuzlar şu anda inan ki keşke biz de o sokaklarda sürünsek diyorlar ve yalvaracaklar. Allah onlara o acıyı yaşatacak. Bizlere bu acıyı yaşattılar ama benim çocuğum şerefiyle, haysiyetiyle şehit oldu. Onlarda ebediyen Allah’ın cehenneminde azap görecekler. Biz buna inanıyoruz çünkü Allah’ın Kur’an-ı Kerim’inde sözü var. Biz Allah’a iman etmiş insanlarız. Onun için de Allah onları kahretsin diyorum başka da bir şey demiyorum” ifadesinde bulundu.

    “Teröristlere atılmayan bombayı bizim çocuklarımıza attılar”

    Özel Harekat Daire Başkanlığı’na F-16’dan atılan misket bombasının bir parçasını gösteren baba Yahya Kemal Yiğit, “Çocuğumuz şehit olduğunda düzenlenen cenaze töreninde Özel Harekat Başkanlığında bunu buldum ve bunu sorduğumda, ’amca bu misket bombasının bir parçası’ dediler. ’Biz bunu yalvardık, insan haklarına aykırı diye teröristlere attırmadık. Fakat bu namussuzlar bize attılar’ dedi. İşte bu teröristlere atmadıkları bombayı bizim çocuklarımıza attılar. Bunlar bu kadar namert ve namussuz. Bunlara inanın değil insan, hayvan demek bile hayvanlara hakarettir. Bunlar hayvan bile değil, Allah’ın yer yüzünde en alçak varlık olarak nitelendirdiği münafıktır. Yani bunlara bir isim falan koyamıyorum. İşte bunu bizim çocuklarımıza kullandılar” dedi.

    “O pilotun gözlerinin içine bakmak istiyorum”

    “Bunu yapan insan olabilir mi? Bu nasıl bir canilik, bu nasıl bir insanlık? Kendi paralarımızla aldığımız silahları bize doğrulttular” diyen Yiğit, “Bunlar dünyanın en aşağılık insanlarıdır. Allah bunları bildiği gibi yapsın. Öbür tarafta zaten bunların hesabını verecekler ama bu roketi, bu füzeyi atan pilotun yüzüne bakmak istiyorum. İnşallah Allah bana fırsat verir ve sadece gözüne bakmak istiyorum. Başka hiçbir şey istemiyorum” şeklinde konuştu.

    Anne Huriye Yiğit de 15 Temmuz gecesi Cennet Yiğit’in bir mesaj gönderdiğini, mesaj sonrasında kızını aradığını anlatarak, “Bana dediği tek şey, ’Anne özel harekatta biraz sorun var toplantıya giriyorum, 2 dakika sonra seni arayacağım.’ Ondan sonra bir daha haber alamadık. Arıyoruz ama telefonu meşguldü. Sabah olunca eşim emniyetten öğrenmeye gitti. ’Ankara’ya gidin’ dediler. Ankara’ya gittik. Orada hemen Özel Harekata ulaştık. Özel Harekattan bizi Adli Tıp’a yönlendirdiler. Orada 3 gün bekledik ve 3 gün sonra kızımızın şehit olduğunu öğrendik” diye konuştu.

    Ablası Emine tarafından bir vitrin oluşturulduğunu söyleyen anne Huriye Yiğit, “Cennet’in kullandıkları var. Sur’da giydiği botları var, çamuruyla duruyor şu an. Öyle koyduk. Nişanlısının yaptırdığı Cennet isimleri var. Cumhurbaşkanımızın gönderdi bayrağımız var. Kur’an-ı Kerim’i sığdıramadığımız için koyamadık. Giydiği bordo bereli elbiseleri var. Mezuniyette giydiği elbisesi var. Resimleri, kullandığı fotoğraf makinesi, küçücük tokalarından tutun da elinin değdiği her şey var. Her şeyden birer parça koymaya çalıştık. Voleybol tişörtüne dahil bize hatırlatacak her şeyi koyduk” diyerek Cennet’i ve 15 Temmuz’u unutturmamaya çalıştıklarını söyledi.

    Cennet’in anne ve babasından habersiz akademiye başvurduğunu kaydeden abla Emine Yiğit, “Cennet bana ilk telefon açtığında ’Abla sana çok güzel bir haberim var’ demişti. ’Annemlere söyleme daha belli değil. Ben akademiye başvurdum. Akademiden geldiler öylesine forum doldurduk’ dedi. Daha sonrasında bana telefon açtı ve ’kabul etmişler’ dedi. Ama sesindeki o heyecan hala kulaklarımda. ’Ama annemlere söyleme sürpriz olsun saklayalım biraz’ dedi. 1-1.5 ay kadar sakladık. Tatile gelmişti Alanya’ya bizim yanımıza. O zaman babamlarla paylaşmıştı bu haberi” diyerek kardeşi Cennet Yiğit’in nasıl polis olduğunu anlattı.

    Cennet’in polislik mesleğini çok sevdiğini söyleyen Emine Yiğit, “Bayrak için, vatan için uğraştı. Onun içinde şehadete erdi zaten. Biz en son o gün gündüz konuşmuştuk. Yorgun görünüyorsun biraz dinlen dedim. ’Bugün biraz yoğun bir gün geçirdim’ abla dedi. Daha sonra akşam mesajlaştık. Darbe haberi bize ulaştığında sürekli mesaj attım kardeşime, sürekli aradım ama telefonu kapalıydı. Cevap alamadık. Daha sonrasında annem ve babam Ankara’ya gitti. Ben burada 3 gün bekledim. 3 gün sonrada kardeşimin şehit olduğu haberini aldım” diye konuştu.

    Son resmini tamamlamak kısmet olmadı

    Vitrinin bulunduğu odayı kardeşi Cennet’in fotoğrafları ve hatıralarıyla dolduran abla Emine Yiğit, “Cennet güzel sanatlardan resim öğretmeni mezunuydu. Çok severek yaptığı bir resmiydi bu. Fakat tamamlamak kısmet olmadı Cennet’e çünkü o ara akademi başlamıştı. Akademiye yoğunlaştığı için nasıl olsa bir ara tamamlarım dedi. Küçük küçük evde kendisi yapıyordu. Ama şehit olduğu için tamamlamak kısmet olmadı” şeklinde konuştu.