Etiket: petrol

  • (Özel Haber) Azerbaycan’da ham petrol şifa kaynağı olarak kullanılıyor

    Azerbaycan’da birçok hastalığın tedavisinde ham petrol kullanılırken, dünyanın birçok ülkesinden hastada ham petrol banyosu için Azerbaycan’a geliyor.

    Son yüzyılın en önemli enerji kaynaklarından kabul edilen petrol, Azerbaycan’da şifa kaynağı olarak da kullanılıyor. Dünyanın birçok ülkesinden gelen hastalar, ülkenin sadece Naftalan bölgesinde çıkan ham petrolle şifa bulmaya çalışıyor. Bölgedeki sağlık merkezlerinde uygulanan petrol banyolarıyla hastalar, özellikle sedef ve egzama gibi deri hastalıklarıyla birlikte, eklem rahatsızlığı, kadın hastalıkları, romatizma gibi bir çok hastalığın tedavisi için tercih ediliyor. Petrol banyosu ve tedavisi konusunda en önemli merkezlerden birinin Başhekimi Gültekin Süleymanova, “Naftalan petrolü uzun yıllardır Azerbaycan’da tedavi amaçlı kullanılıyor ve petrolün ağrılığı sudan daha hafif. Naftalan petrolü diğer sanayi petrollerinden farklıdır. Naftalan’dan çıkan ham petrolden benzin ve ona benzer maddeler yok. Onun yerine yüksek tedavi ektisi olan 40’a yakın maddeler yer alıyor. Bu maddeler sayesine iltihap önleyicidir, damar genişlemesine yardımcı oluyor ve eklem hastalıklarının tedavisinde kullanılıyor” dedi.

    “Kelebek büyük bir başarıyla tedavi ediliyor”

    Naftalan petrolüler 70’den fazla hastalığı tedavi edildiğini vurgulayan doktor Süleymanova, “En çok kemik ve eklem hastalılarının tedavisinde kullanılıyor. Periferik damar hastalıklarını başarıyla tedavi ediliyor. Çok az rastlanan, dünyanın hiçbir yerinden tedavi edilemeyen İktiyozis ve Epidermolozis bülloza hastalığı (kelebek hastalığı) Naftalan’da büyük bir başarıyla tedavi ediliyor” ifadelerini kullandı. Süleymanova, hastanın durumuna ve hastalığın çeşitlinden göre petrol dolu küvete oturarak ve ya uzanarak tedavi edildiğini vurguladı.

    Tedavi amacıyla gelen hastalar, öncelikle doktor kontrolünden geçiriliyor. Hastaya uygulanacak tedavi, petrol banyosunun süresinden petrolle masaja, fizik tedavi hatta yiyeceği yemeklere varana kadar tamamen doktor kontrolünde gerçekleşiyor. Hastalara uygulanan petrol banyosunun süresi en fazla 10 dakika olurken, petrolün sıcaklığının vücut ısısıyla aynı, yani 36-38 derece olmasına dikkat ediliyor.

    Kazakistan’ın Almatı şehrinden ailesi ve akrabaları ile birlikte tedavi için gelen Hamidulla Hamidulayev, “Ailemle birlikte ikinci defa Naftalan’a tedaviye geliyoruz. Eskiden Sovyetler birliği zamanı da Naftalan’a gelmiştik. Tanıdıklarımız ve akrabalarımız da buraya geliyor. Burada gösterilen hizmetten memnunuz. Ayak ve omuz eklem yerlerim ağrıyor onun için geliyorum. Eşim ve arkadaşlarımla birlikte 6 kişiyiz. Akrabalarım her yıl buraya tedavi olmaya geliyor. Tedavi ve hizmet memnunuz, çok iyi hizmet veriyorlar” diye konuştu.

    Alternatif tıp olarak değerlendirilen petrol banyoları Azerbaycan’da uzun yıllardır uygulanmakta olup, tıp ve bilimin imkanları ölçüsünde hastalara hizmet veriyor. Tesisleşme problemlerinin büyük bir kısmını tamamlayan ve eski Sovyet ülkelerinden önemli ölçüde turist ağırlayan Naftalan, 5 yıldızlı otelleri, tatil merkezleri ve üstün konforlu klinik imkanlarıyla göz dolduruyor.

    Hastalar içerisi ham petrolle doldurulmuş küvete oturarak ve ya hastanın başı dışarıda kalacak şekilde giriyor. Doktorun belirlediği süre kadar ham petrolün içerisinde kalan hasta banyodan çıktıktan sonra vücudundaki petrolle kaplanan bölgeleri, öncelikle bir ayakkabı çekeceği yardımıyla sıyrılıyor. Daha sonra emiciliği normal peçeteden daha fazla olan özel bir kağıtla vücudun tamamı siliniyor. En sonunda ise özel bir şampuanla vücut tamamen yıkanıyor.

    Dünyada sadece Naftalan Bölgesi’ndeki 12 kuyudan çıkan tedavi edici petrol türü, Sovyetler Birliği döneminde de en zor tedavi edilen hastaların rehabilitasyonu için kullanılıyordu.

  • Barbaros Hayrettin Paşa Karadeniz’de petrol arıyor

    Türkiye Petrollerinin “Barbaros Hayrettin Paşa” isimli sismik arama gemisi Karadeniz’de petrol arama çalışmalarına devam ediyor.

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, ‘yeni sondaj hamlesi’ kapsamında Karadeniz’de petrol arama faaliyetlerine hız verdi. Karadeniz’de petrol arama çalışmalarını sürdüren Barbaros Hayrettin Paşa Gemisi, Samsun Limanı’na demir attı. Gemi, limanda yakıt ikmali ve vardiya değişimi yaptı. 25’i araştırmacı toplam 44 mürettebatla Samsun Limanı’ndan demir alan gemi, Karadeniz’de petrol arama çalışmalarını sürdürüyor.

    Yeni sondaj hamlesi

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, ABD’de IHS CERAWeek 2017 Enerji Konferansı’nda yaptığı konuşmada, “Bu yıl Karadeniz ve Akdeniz olmak üzere arama ve sondaj konularında önemli hamlelerimiz olacak. Birinci sismik arama gemimiz Barbaros Hayreddin’den sonra ikinci gemimiz ile Akdeniz ve Karadeniz sularında daha aktif iki boyutlu ve üç boyutlu sismik çalışmaların yanında her iki

    denizimizde de arama faaliyet sürecimizi başlatacağız” demişti.

  • Türkiye’nin Karadeniz’de sönen petrol umutları yeniden alevleniyor

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın geçtiğimiz günlerde ABD’de katıldığı bir enerji konferansında Türkiye’nin Karadeniz ve Akdeniz’de petrol ve doğalgaz arama çalışmalarına yeniden başlanacağını açıklaması uzmanlarca da doğru bir karar olarak nitelendirildi.

    Konuyla ilgili bir açıklama yapan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Bektaş, Karadeniz’in büyüklüğü ve bugüne kadar yapılan sismik ve sondaj çalışmalarının nitelik ve nicelik yönünden yetersiz olduğu dikkate alındığında petrol arama faaliyetlerine yeniden başlanmasının doğru bir karar olduğunu söyledi. Bektaş “2011 yılında 5 bin 645 metre ile Karadeniz’in en derin kuyusu Sürmene-1 de sönen petrol ümitleri yeniden alevlendi. Enerji bakımından dışa bağlı olan Türkiye’nin 2011 verilerine göre yıllık petrol ithalatı 21 milyar dolar iken Karadeniz’de bu güne dek petrol aramaları için harcanan paranın 4-5 milyar civarında olması petrol arama faaliyetlerini etkiyen en önemli faktördür. Dünya petrol rezervlerinin her geçen gün azalması, petrol arama politikasında zorunlu değişikliğe neden olmuştur. Bu nedenle Karadeniz’in derinde yatan maliyeti ve riski yüksek petrol ve gaz rezervleri gündemini korumaktadır” dedi.

    Mevcut jeolojik ve jeofizik verilere göre Karadeniz’in petrol potansiyelinin tartışmalı bir konu olduğuna dikkat çeken Bektaş “Bu güne dek petrol aramaları çalışmaları sonucunda doyurucu sonuçlar alınamamasına karşın Karadeniz’in Hazar petrol sahasının batıya doğru bir devamı olması, 2012 yılında Romanya açıklarında Domino-1 kuyusunda bu güne dek bilinen ekonomik en büyük gaz rezervinin bulunması, Karadeniz tabanında donmuş metan gazı olarak bilinen gaz hidratların çok yaygın olması, Gürcistan ve Hopa kıyılarında petrol sızıntılarının varlığı, Karadeniz’in büyüklüğü ve bugüne kadar dek yapılan sismik ve sondaj çalışmalarının nitelik ve nicelik yönünden yetersiz olduğu dikkate alındığında petrol arama faaliyetlerine yeniden başlanmasının doğru bir karar olduğu söylenebilir” diye konuştu.

    Yapılan araştırmaların Karadeniz’in petrol açısından dünyanın 4. büyük, doğal gaz açısından ise 3. büyük rezerv merkezi olan Kuzey Denizi’ne benzerlik gösterdiğine dikkat çeken Bektaş “Uzmanlarca Karadeniz’de aramaların yetersiz olduğu vurgulanmıştır. Örneğin Karadeniz’de bu güne dek 100 civarında kuyu açılmasına karşın Kuzey Denizi’nde açılan petrol kuyusu 7 bin civarındadır. İşin en ilginç yönü Kuzey Denizi’nde yapılan ilk 75 kuyu kuru çıkmıştır. Karadeniz Hazar Petrol sahasının devamı olsa da Hazar Bölgesi’nde petrollü seviyeler jeolojik faktörlerden dolayı yüzeyde ve sığ iken Karadeniz’de oldukça derindedir. Bu nedenle Hazar bölgesinde petrol aramaları Karadeniz Bölgesi’ne göre daha kolay ve daha ucuz olmaktadır. Gelişen sondaj teknolojisi yanında petrole olan talep artışı Karadeniz’de petrol aramalarını 5 bin metreden daha derin hedeflere yönelilmesi gerektiğini göstermektedir” ifadelerini kullandı. .

    (BK-ÖS-Y)

    .

  • Raman’da 102 milyon varil petrol üretildi

    Türkiye Petrollerince (TP) 1945 yılında çalışmalara başlanan Batman’ın Raman sahasında 2016 yılı sonu itibariyle 102 milyon varil ham petrol üretildi.

    Maden Teknik Arama (MTA) tarafından 1940 yılında Batman’ın Raman-1 sahasında petrole rastlanmasının ardından, bölgede ticari anlamda ilk petrol keşfi 1945 yılında açılan Raman-8 kuyusunda yapıldı. Kuyuda, 8 Mart 1948’de dönemin Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün katılımıyla petrol üretimine başlandı. 68 yıldır devam eden çalışmalar çerçevesinde, 2016 yılı sonu itibariyle, bölgede 102 milyon varil ham petrol üretimini gerçekleştirildi.

    TP Genel Müdürlüğü yetkilisi, Raman sahasının Türk petrolcülük tarihi açısından önemli bir dönüm noktası olduğuna dikkat çekerek, “Açılan ilk 7 kuyudan sonra sahanın terk edilmesi gündeme gelmiş ancak mühendis ve işçilerimizin üstün gayretleriyle Raman-8 kuyusu ile başlayan ticari petrol keşfi zamanla sahanın tamamına yayıldı. Batman’ın büyüyerek bir petrol şehrine dönüşmesinde Raman’ın büyük etkileri oldu. 1959 yılında TP Batman Bölge Müdürlüğü’nün kurulması ile Batman hem bölgenin hem de ülkemizin büyümesinde adeta lokomotif bir şehir oldu. Raman’da 2016 yılı sonu itibari ile 102 milyon varil ham petrol üretimi gerçekleşti. Ayrıca, 2016 yılında bir arama, 12 üretim olmak üzere toplam 13 yeni kuyunun sondajı yapıldı” dedi.

  • (ÖZEL HABER) Dilovası’ndan dalgalarla taşınan petrol Hersek Lagünü’nü de kirletti…

    Kocaeli Dilovası’nda yaşanan sızıntı sonrasında denize sızan petrol dalgalarla Ramsar Sözleşmesi ile kuşların üreme bölgesi ilan edilen ve koruma altına alınan Hersek Lagünü’ne de taşındı. Buradaki kuşlar da petrol nedeniyle ölmeye başladı. Yalova Valiliği lagünde temizleme çalışmaları başlattı. Yalova Belediyesi ise zifte bulanan kuşları Veteriner Müdürlüğü’ne getirerek hayata döndürdü.

    Geçtiğimiz günlerde Kocaeli Dilovası’ndaki limanda bulunan bir yakıt tankından denize sızan petrol, kirliliğe yol açmış, bazı kuşların da ölmesine neden olmuştu. Denize sızan petrol dalgalarla Dilovası’nın karşı tarafında bulunan ve soyu tükenmek üzere olan bazı kuş türlerinin de konaklama ve üreme alanı olan Hersek Lagünü’ne taşındı.

    Lagüne taşınan petrol nedeniyle çok sayıda kuşun etkilendiği ve kuş ölümleri başladı. Konunun öğrenilmesi üzerine harekete geçen Yalova Valiliği ise Lagün’ün Dilovası tarafındaki kirlenen bölgesinde temizleme çalışması başlattı. Yalova Orman ve Su İşleri Müdürlüğü Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü ekipleri bölgede temizleme ve petrolden zarar gören kuş türlerini kurtarma çalışması başlattı. Hersek Lagününde petrolden zarar gören ve ölen kuşlar ise toplanıyor.

    Petrolden etkilenen ve zifte bulanan kuşlar tedavi ediliyor

    Öte yandan petrole bulanan ve ölümle burun buruna gelen kuşlar ise Yalova Belediyesi Veterinerlik İşleri Müdürlüğü’ne getiriliyor. Kuşlar burada petrolden arındırılarak temizlenip tedavi ediliyorlar. Kuşlara ilk tedaviyi ise aslen veteriner olan Yalova Belediye Başkanı Vefa Salman yaptı. Salman kuşların petrolden etkilendiklerini ve kurtarılmaları için de yoğun çaba harcandığını dile getirdi.

    Çok sayıda kuş çeşidine ev sahipliği yapıyor

    Hersek Lagünü, Marmara Denizi güney kıyılarında, az sayıdaki lagün (deniz gölü) sisteminden birisi. Yalova ili Altınova İlçesi sınırları içerisinde bulunan lagünün yüzey alanı 152 hektardır. Hersek Lagünü’nün de yer aldığı Altınova İlçesi, Yalakdere’nin taşıdığı alüvyonların Marmara Denizi’ni doldurmasıyla oluşmuştur. Lagün, Marmara Denizi’nden ince bir kıyı şeridiyle ayrılıyor. Günümüzde lagüne su girişi fırtınalı havalarda kıyı şeridinden göle taşan deniz suları, göl yüzeyine düşen yağışlar ile lagünün güneyindeki arazilerin boşaltma suları ve yüzeysel akışlarla olmaktadır. Gölün ortalama derinliğinin 50-60 cm. en derin noktasının 90 cm. olduğu tespit edilmiştir. Hersek Lagünü başta su kuşları olmak üzere pek çok türün barınma, beslenme ve üreme alanı olarak büyük önem taşır. Gölün kışın donmaması nedeniyle özellikle sert geçen yıllarda göl yüzeyinin tamamında başta ördekler olmak üzere pek çok kuş türünü görmek mümkündür. Alan her ilk ve sonbahar döneminde Avrupa ve Afrika kıtaları arasındaki yüz binlerce kuşun geçtiği göç yolu üzerinde bulunmaktadır. Bu nedenle göç kuşları için beslenme ve dinlenme alanı olarak önemli bir konumdadır. Yine kış aylarında kuzeyden gelen su kuşları için önemli bir beslenme alanıdır. Hersek Lagünü yaz aylarında üreme için gelen yaz göçmenleri için de uygun bir yaşam alanı sunmaktadır. Alanda özellikle denizle göl arasındaki kıyı şeridinde koloni halinde üreyen önemli kuş türleri bulunmaktadır. Bunlar Kara gagalı sumru, Sumru, Akdeniz martısı, Poyrazkuşu, Küçük Halkalı Cılıbıt ve Gümüş martıdır. Karagagalı sumru alanda üreyen en az 20 çiftlik popülasyonu ile Hersek Lagünü’ne önemli kuş alanı (ÖKA) özelliğini kazandırmaktadır. Bu tür ülkemizde Gediz Deltası’ndan sonra sadece Hersek Lagünü’nde üremektedir. Alanda üreyen diğer bir tür de Uzunbacak’tır. Bu tür küçük bir alanda üreyen 25 çift ile lagüne önem katmaktadır. Yaz döneminde Lagün çevresinde sulak alan kenarındaki maki ve karışık orman içerisinde birçok yerli ve göçmen kuş türü de üreme ve barınma olanağı bulmaktadır. Hersek Lagünü kış mevsiminde barındırdığı Flamingo sayısı ile de Marmara bölgesinde önemli bir konuma sahiptir. Alanda 2013-2014 kışında 1000 bireyi aşkın Flamingo sayılmıştır. Yine kış ve bahar aylarında gözlenen 6 birey Pufla ördeği ülkemiz için önemli sayıdır. İncegagalı Martı da kış ve bahar aylarında alanı yüksek sayılarda kullanan bir martı türüdür. Alanda yapılan kış ortası su kuşu sayımlarıyla (KOSKS) ve diğer gözlemlerle toplam 190 tür tespit edilmiştir. Bu sayı, alan olarak küçük olmasına rağmen Hersek Lagünü’nü Ülkemizdeki sulak alanlar arasında ön sıralara taşıdı.