Etiket: Perinçek

  • Vatan Partisi Genel Başkanı Perinçek: “Adalet Yürüyüşü FETÖ’den tutuklu 145 bin kişi ve tasfiye edilmiş unsurların tekrar göreve alınması için yapıldı”

    Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından yapılan ‘Adalet Yürüyüşü’ne ilişkin sert açıklamalarda bulundu. PKK’nın ‘Adalet Yürüyüşü’ne açıkça destek verdiğini söyleyen Perinçek, “Adalet Yürüyüşü FETÖ’den tutuklu 145 bin kişi ve tasfiye edilmiş unsurların tekrar göreve alınması için yapıldı” dedi.

    Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, partisi tarafından Denizli’de düzenlenen “Barzani’nin Bölücü Referandumu, Türkiye ve Bölge Ülkelerinin Çözümü” konferansına katıldı. Esnaf Sarayı Toplantı Salonu’ndaki konferansa Perinçek’in yanı sıra, eşi Şule Perinçek, parti yöneticileri, İl Başkanı İbrahim Kasapoğlu ve partililer katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda il başkanı bir konuşma yaptı.

    Daha sonra kürsüye çıkan Genel Başkan Doğu Perinçek, bölgedeki olaylara ilişkin açıklamalarda bulundu. Amerika’nın Suriye’yi karıştırdığını belirten Perinçek, “Amerika Suriye’yi karıştırdı, bir iç savaş çıkarttı. Savaş ihraç etti ama Suriye aslanlar gibi direndi. Buna rağmen şu anda Amerika’nın himayesinde, Amerikan uçakları tarafından korunan, Amerika’nın silah verdiği, beslediği kantonlar, Suriye’nin kuzeyinde PKK’ya kurduruldu ve himaye ediliyor” dedi.

    15 Temmuz darbe girişimine ilişkin de konuşan Perinçek, “15 Temmuz bir Türk-Amerikan savaşıdır. 24 saat, hatta 16 saat, 12 saatlik bir savaş. Yalnız bu bir darbeye karşı, bir cemaate karşı savaş değil, aynı zamanda genel olarak Türkiye ile Amerika arasında bir savaştır. Tanklarla, helikopterlerle, uçaklarla silah kullanılarak ve Türkiye bu savaşta o gün 249 şehit verdi, 2 bin 148 de yaralı var. Savaşın boyutlarını görüyoruz” diye konuştu.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğla tarafından yapılan ‘Adalet Yürüyüşü’ hakkında da sert açıklamalarda bulunan Perinçek, yürüyüşün tasfiye edilmiş FETÖ’cülerin geri getirilmesi için yapıldığını öne sürdü. Perinçek, “Tutuklulara, gözaltında olan insanlara haksızlığa uğramış mağdurları ve şairleri kurtaracağız diyorlar. Kılıçdaroğlu, hatta rakamlar söyledi, 145 bin kişi FETÖ’den tutuklu olduğu için kamudan tasfiye edilmiş. Bunlar FETÖ’cü olduğu için tasfiye edilmiş unsurların tekrar göreve alınması için yürüdüklerini söyledi. Yürüyüşün başlarında hatta rakamlar bile verdi, 145 bin kişi diye. Yani suçsuzlar falan değil, içeri atılan herkes ve onun üstünde kim var; PKK var, PKK açıkça destek verdi. Mustafa Karasu’nun ağzından resmi bir açıklama yaptı, ‘Bu yürüyüşü destekliyoruz’ dedi. Yürüyüşe kendi adamlarını yolladı. Cemil Bayık, Duran Kalkan falan Kandil’den gelip o yürüyüşte olmaları mümkün değil. Veya Abdullah Öcalan’ın gelipte o yürüyüşte yer alması mümkün değil. Kendi adamlarını yolladı” diye konuştu.

    ‘Adalet Yürüyüşü’ne yönelik eleştirilerini sürdüren Perinçek, “O yürüyüşte CHP lideri bir koluna PKK’lıyı taktı, öbür koluna da FETÖ’cü taktı. FETÖ’nün ve PKK’nın talepleri ile yürüyüş götürüldü. Adalet talebi ‘PKK’ya adalet’, ‘FETÖ’ye adalet’. Ayrıca içerideki PKK’cıları, FETÖ’cüleri dışarı çıkarmak. HDP’nin 11 milletvekili var. 11’i de tahliye edilsin. 145 bin kişi tekrar devletin kurumlarına geri gelsin, oturtulsun. Yani Türkiye Gladio’yu temizliyor, Amerika’nın Türk devletinin içindeki ordusunu, polisi içindeki Gladio’yu temizliyor. CHP de o Gladio’yu geri getirmek, iade etmek, oturtmak için bir yürüyüş yapıyor. Bu yürüyüş budur. Bu yürüyüş, köylerdeki mera davalarını, ticaret hukuku davalarını, icra iflas davalarını, adliyede birikmiş davaları çözmek, çözüm getirmek için değil. Söylüyorlar zaten, içeride bulunan siyasi tutuklular bırakılmalı diyorlar. İsimlerini sayıyorlar; Nazlı Ilıcak, Mehmet Altan, Ahmet Altan falan” şeklinde konuştu.

    Amerika’nın Türkiye üzerinde yeni bir hükümet projesi içerisinde olduğunu öne süren Perinçek, “HDP kim, PKK’nın yasal örgütü. Cumhuriyet Halk Partisi, onu 2015 seçimlerinde yüzde 13 oy aldırtıp Meclise soktu. Arkasından 1 Kasım seçimlerinde de Cumhuriyet Halk Partisi tarafından desteklendi. Görüyorsunuz her olayda Meclis toplanıyor kim yok, CHP ve HDP yok. Bir olay oluyor kim karşı, CHP-HDP karşı. Yürüyüş oluyor beraberler. Beraber yürüyenler CHP-HDP. Bir CHP-HDP-PKK ittifakı oluşuyor ve bu ittifak yürüyüş ittifakı değil. Bir hükümet projesi. Amerika’nın CHP, FETÖ, PKK, Meral Akşener, bunları yan yana getirip Türkiye’de tekrar BOP eş başkanlığı döneminin siyasetine dönülmesi için Amerika bu güçleri bir araya getirdi ve bir iktidar projesi içine soktu” açıklamasını yaptı.

  • Vatan Partisi Genel Başkanı Perinçek Çorlu’da

    Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, partisinin Çorlu İlçe Örgütü tarafından düzenlenen programa konuşmacı olarak katıldı.

    Çorlu Belediyesi Memduh Şevket Esendal Sahnesi’nde konuşan Doğu Perinçek, 15 Temmuz darbe girişiminin danışıklı dövüş olup olmadığı yönündeki soruya, “Böyle bir rivayet dolaştırılıyor, danışıklı dövüş diye. 2 bin tane insanın yaralandığı 248 insanın öldüğü bir çok yetkilinin ölüm tehlikesi ile karşılaştığı on binlerce insanın içeri atıldığı bir danışıklı dövüş olmaz. Bu sözler, bu rivayetler çok yanlış. Bu rivayetler Amerika’nın rolünün üzerini örtüyor. Amerika’yı aklıyor, Fetullah terör örgütünü aklıyor, gladyoyu aklıyor. Bunu Tayyip Erdoğan yaptı, kendisine karşı darbe yaptı denilirse kim yapmamış oluyor, Amerika yapmadı, Fetullah terör örgütü darbe yapmadı Amerika’nın Türk Silahlı Kuvvetleri ve polis içindeki yuvalanması, örgütlenmesi onlar da yapmadı bu karşılıklı danışıklı bir dövüş demek çok zararlı ve çok yanlış. Mantıkla bağdaşan bir şey değil. Bunu kimler uyduruyor, FETÖ dostları uyduruyor, PKK dostları uyduruyor. Tayyip Erdoğan düşmanlığı yapacağım diye bu tür rivayetler çıkartılıyor. Gerçekten çok ama çok yanlış, en ufak tartışılır tarafı yok. Böyle danışıklı dövüş nasıl oluyor, bilmiyorum, tabii Amerika da burada beraat kendisine darbe yaptı, kendi kendisine darbe yaparken az kalsın hayatını da kaybediyordu. Saçma sapan bile değil” dedi.

    Referandumda ’hayır’ oyu kullanacaklarını söyleyen Perinçek, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

    “Yürürlük maddelerine baktığımız zaman 2 sene sonra yürürlüğe girecek. Bunu gazeteciler bile televizyonlarda program yapanlar bile bilmiyor. Oysa ilk seçim günü bu sistem yürürlüğe girecek. İlk normal seçim 2019 yılı Kasım ayında normal seçime daha iki buçuk yıl var. Soruyoruz iki buçuk yıl sonra bir Cumhurbaşkanlığı sistemi için Mehmetçik savaşırken, polis bombaların üzerine atlarken ve canını feda ederken cephe gerisinde milletin içinde evetçiler, hayırcılar diye kamplaşma yapmanın anlamı nedir? Bugün temel meselemiz, birinci meselemiz Amerika güdümlü PKK terörünü Amerika güdümlü yobaz IŞİD terörünü tasfiye etmesi, ülkeye barışı, huzuru getirmesi, huzur bugün Türkiye’nin bir numaralı talebidir. Oysa bu Cumhurbaşkanlığı sisteminin huzur getirme şansı yok. Çünkü teröre karşı mücadele ancak devletin ve milletin topyekun bütün güçlerini birleştirmekle mümkün olur.”

  • MHP Lideri Bahçeli: “Perinçek ile Erdoğan arasında tercih hakkımız olursa Erdoğan’ı tercih edeceğimizi herkes bilmeli”

    Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM Grup Toplantısında açıklamalarda bulundu. Bahçeli, “Buradan söylüyorum, bu vesileyle herkese açık açık duyuruyorum; eğer Doğu Perinçek ve hayırcı yoldaşlarıyla Recep Tayyip Erdoğan arasında bir tercih hakkımız olursa, kesinlikle ve istinasız Sayın Erdoğan’ı tercih edeceğimizi herkes bilmeli ve kafasına sokmalıdır. Bunlar çılgına dönüp kudursalar da; millet için evet, devlet için evet, Cumhuriyet için evet, Türklüğün bekası için evet diyeceğiz” dedi.

    MHP’nin, her türlü engelleme ve karşı saldırılara rağmen milletine hizmet etmenin gururuyla yoluna devam ettiğini kaydeden Bahçeli, “Ne var ki çıkarcılar yeniden işbaşındadır. İlkesizler bir kez daha devrededir. İradesizler azgınca faaliyettedir. Milletten korkanlar, kaçanlar ve karanlık emeller hiç olmadığı kadar faaldir. Milli iradeden umudunu kesmiş odaklar, siyaseti kavga ve kutuplaşmaya tahvil etmek isteyen oluşumlar nifak kuyruğundadır. Bu çevreler hoplasalar da, zıplasalar da, olmadı her türlü yalan ve dedikoduyu tedavüle soksalar da Türk milletinin egemenlik haklarına asla ambargo koyamayacaklardır. Millet son karar merciidir. Millet hükmün sahibi, bağlayıcı söz ve iradenin ta kendisidir. Milliyetçi Hareket, lobilerin, kulislerin, insanımıza tepeden bakan, değerlerimize ters yaklaşan zümre ve kaymak tabakaların partisi değil, Türklüğün kalpgahı, Müslüman Türk milletinin yürek atışıdır. Bizim yönümüz Hakk’a, yüzümüz halka dönüktür. Sözümüz millet, sevdamız devlet, sancağımız vatandır. Devlet-i ebed müddet, millet-i ebed müddet dünden bugüne vazgeçmediğimiz, bundan sonra da vazgeçmeyeceğimiz kavlimiz ve kararlılığımızdır. Aramıza karamsarlık sokmaya çalışan, içimize kötümserlik aşılamaya çabalayan mihraklar dün olduğu gibi bugün de vardır ve bilinmektedir. Bu nedenle 48 yıldır şeytan taşladık, 48 yıldır ihanet ve melaneti kovaladık. Bazen içimizden devşirilenler, bazen dışımızdan derlenenler bu kutlu çatıyı dağıtıp devirmek için tüm güç ve imkanlarıyla uğraştılar” diye konuştu

    “Pes ettiğimizi, teslim olduğumuzu en azından dünya dönerken hiç kimse göremeyecektir”

    MHP’nin, meselelere zamanlar üstü bir düşünce ve kavrayış derinliğiyle yaklaştığını kaydeden Bahçeli, konuşmasına şöyle devam etti:

    Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben felsefemizin özü de budur. Başkaları gibi sorumsuz davranamayız. Başkaları gibi günü birlik yaşayamayız. Tarihin yanlış yerinde durmaz, duramayız. İstismara bel bağlayamaz, aldatma ve kandırmaya heves edemeyiz. Akıntının karşısında kürek çekmek yerine, yön ve istikamet vermenin akıllıca olduğuna inanır, bunu yaparız. Çünkü biz Milliyetçi Hareket Partisiyiz. Çünkü biz nereden gelip nereye gitmek istediğini bilen, bunu özümseyen ve hatta damarlarına kadar hisseden Türk-İslam ülküsünün çelikten bileği tunç yürekli Türkleriz. Yarın ve daha sonraki gün, yani 8-9 Şubat’ta idrak edeceğimiz partimizin 48. kuruluş yıl dönümünde elbette yaşanmışlıkları, hepimizi duygulandıran hatıralarımızı iftiharla anacağız. Bunu yaparken diyeceğiz ki, bizim kimseye diyet borcumuz yoktur. Bizden akçeli veya değil alacaklı olan da yoktur. Pazarlık, arka kapı siyaseti, al-ver anlaşması, siyasi menfaat beklentisi bize yabancı ve uzaktır. Tersini iddia edenler ahlaksızlığın sembolü, yalan ve riyanın çukurudur. Ardımızda ecdadımızın hayır duası, yanımızda milletimizin alicenap desteği, gönlümüzde şehitlerimizin mübarek hatırası, gözümüzde Türklüğün gür meşalesi, üzerimizde Yüce Allah’ın himayesi vardır, inşallah da ilelebet var olacaktır. Bu hareket dualıdır ve bu büyük dava hainlere sur çekmiş, fitnecilere dur demiş ve bizlere de şuur vererek geleceğin yüksek ülkülerini nurlandırmıştır. Milliyetçi Hareket Partisi’nin milli ve demokratik mücadelesinden ürken, çekinen, adeta öcü gibi görenler, bundan böyle de huzur ve rahat yüzü göremeyeceklerdir. Zira tarih boyunca fikrimiz vardı, şimdi fiziken ve vicdanen varız, fitnekolikler bilsinler ki, her zaman da var olacağız. Bunu örselemeye, öğütmeye hiçbir fani ve ihanet fedaisinin gücü yetmeyecektir. Unutmayınız ki, bu kadar haklı olan, bu kadar haklı çıkan, ancak, bu kadar da hakkı yenmiş bir dava olmamıştır. İşte biz, bu hakkın sonuna kadar peşindeyiz. Türk Milliyetçileri mağdur olmuştur, sıkıntıya düşmüştür. Ama hiçbir zaman mağlup olmamışlardır. Allah’ın izniyle bundan sonra da olmayacağız, pes ettiğimizi, teslim olduğumuzu en azından dünya dönerken hiç kimse göremeyecektir.”

    “Demokrasi karşıtı cephe ne yaparsa yapsın, millet anayasa değişikliğine damgasını vuracaktır”

    TBMM’de kabul edilen 18 maddelik anayasa değişiklik teklifinin 2 Şubat’ta Cumhurbaşkanının onayına sunulduğunu belirten Bahçeli, konuya ilişkin olarak şunları söyledi:

    “Beklenen onayın Resmi Gazete’de yayınlanmasıyla birlikte referandum günü de belli olacaktır. Türk milleti sandıkta kararını verecektir. Demokrasi karşıtı cephe ne yaparsa yapsın, millet anayasa değişikliğine damgasını vuracaktır. Millet ve memleket için son derece faydalı ve olumlu olan değişiklik teklifinin milli iradeyle tescili, ümit ediyorum ki, ülkenin önünü açacaktır. İnsanlar yaşadıkça, toplumun ihtiyaçları değişip karmaşıklaştıkça, dahası insanlık değerleri geliştikçe anayasaların da değişmesi kaçınılmazdır. Elbette ki bizim Anayasamız da değişecektir. Demokrasi ile yönetilen her ülkenin bir anayasası vardır. Evrensel benzerlikler ülkelerin anayasalarını bazı hususlarda birbirine yaklaştırırken, toplumların milli özellikleri farklılıkları doğurmaktadır. Doğru ve doğal olanı da budur. Aslında bir demokratik toplumu yine demokratik olan bir diğerinden ayıran en önemli özellik de bu milli nitelikli ve kendine özgü yapı ve farklarda aranmalıdır. Aksi halde başka toplumları demokratik ve özgürlükçü yapan bir anayasanın, bir diğer toplumu ayrışmaya kadar götürmesi bilinen ve beklenen gelişmelerdendir. Dikkat ediniz, yaklaşık iki asır önce ivme kazanan çözülmenin bütün aktörleri bugün de karşımızdadır. Dayatmalara teslim olmuş siyasetçiler, işbirlikçi basın mensupları ve lobiler, Batı’ya tapınan yabancı hayranı yerli misyonerler, çareyi dışarıda arayan çağdaş muhip cemiyetleri, geri kalmış olmayı milletine vehmeden taklitçiler, Paris’te, Londra’da olanı kullanarak, takarak, giyerek gelişeceğimizi zanneden ahmaklar, kalkınmayı yalnızca parlamento, gelişmeyi yalnızca demokrasi, zenginliği lüks semtlerdeki vitrinlerden ibaret görenler, yabancıların denetim ve kontrolüne geçmiş kesimler, kurtuluşu ve çözümü dış dünyanın vizyonunda arayanlar ile,nihayet o gün ülkemizi çöküşe el birliğiyle, ama bilerek ama bilmeden götürenlerin tamamı bugün de mevcuttur. Dışarı çıktığınızda etrafınıza bakınız, o günkü aktörlerin hepsi istisnasız şimdi de vardır. Ama ne mutlu ki, o gün bu yıkım yaşanırken olmayan tek güç bugün mevcuttur. Milletimizin talihidir ki, o şartlarda olmayan kuvvet bugün vardır ve iftiharla söylüyorum ki buradadır. Bu muazzam kudretin adı Milliyetçi Hareket Partisi’dir.”

    “Kimsenin peşine takıldığımız yoktur”

    “11 Ekim 2016’dan bu tarafa sadece bize vuruyorlar, bizi çekiştirip bizi eleştiriyorlar” diyerek sözlerini sürdüren Bahçeli, “CHP, HDP, FETÖ, PKK, DHKP-C, ÖDP, EMEP, Türkiye Komünist Partisi, eli kanlı aydınlıkçılar, sözcüler, fitne çağcılar, Cumhuriyetten geçinen fesat yuvaları, kendilerine milliyetçi diyen dar ve güdük bir grup ağız birliği etmişcesine MHP’ye bindiriyor, MHP’ye saldırıyor. Niye evet diyormuşuz. Biz de diyoruz ki, size ne, size mi soracaktık? Anayasa değişikliğine niye ihtiyaç duymuşuz. Ne yani, izin ve icazeti sizden mi alacaktık? Başkanlık sistemine neden tamam demişiz. Bu iftiraya cevap yetiştirmeye niyetlenmek bile zaman israfıdır. AKP’nin ve Cumhurbaşkanının nasıl olur da peşine takılıyormuşuz. Kimsenin peşine takıldığımız yoktur, ancak Kandil ve Pensilvanya’nın yoklama kaçaklarının tepesine binip enselerinden tutacağımız günler yakındır. Dün söylediklerimizle bugünküleri arasındaki çelişkileri görmüyormuşuz. Aslında bu isnat sahipleri çelişkiler içinde bocaladıklarını yine kendileri fark etmiyor, bir de yüzsüzce tezvirat yapıyorlar. Elbette aleyhimize kurulan karanlık kampanyaya düzeneğine temel teşkil eden bu sorgulama ve yargılama listesi uzayıp gitmektedir” açıklamasında bulundu.

    “Doğu Perinçek ve hayırcı yoldaşlarıyla Recep Tayyip Erdoğan arasında bir tercih hakkımız olursa, kesinlikle ve istinasız Sayın Erdoğan’ı tercih edeceğimizi herkes bilmeli”

    Herkesin, MHP’deki sözde kaynamaya yorum getirdiğini vurgulayan Bahçeli, “Neymiş, partimize oy verenlerin üçte biri hayır, üçte biri evet, üçte biri de kararsızmış. Kameraların karşısına geçen ne idüğü belirsiz yarım uzmanlar, gazete köşelerinden ahkâm kesen kalem yobazları partimiz hakkında hüküm verirken, partililerimizin ne yapacağını konuşmaktadır. Bugün ekran ekran gezerek MHP bilirkişisi olmaya soyunanların, dün karşımızda hıyanet kusanlar olduğunu biz gayet iyi biliriz. Neden başka hiçbir konuda bizleri önemsemiyorken, konu anayasa değişikliğiyle ilgili kararımıza gelince birden bire bizim gibi görünmeye çalıştıklarını da gözden kaçırmaz, aklımızdan çıkarmayız. Dün halklara özgürlük diyerek, oraç çekiçle poz vererek ülkücülere kurşun sıkan, pusu kuran Perinçgiller; şimdi kalkmışlar neredeyse bize davamızı öğretip ülkücülük anlatacaklar. Bu ne arsızlık, bu ne densizlik, bu ne ahlaksızlıktır? 48 yılımızın hiçbir diliminde olmamak şöyle dursun, en ağır hakaret ve saldırılarla üzerimize gelenler, sanki hidayete ermiş gibi, Milliyetçi-Ülkücü Hareketin ne yapacağını haykırmaktadır. Anayasa değişikliğine evet diyoruz ya, sıkıntıları, açmazları, ağrı ve sancıları bundandır. Buradan söylüyorum, bu vesileyle herkese açık açık duyuruyorum; eğer Doğu Perinçek ve hayırcı yoldaşlarıyla Recep Tayyip Erdoğan arasında bir tercih hakkımız olursa, kesinlikle ve istinasız Sayın Erdoğan’ı tercih edeceğimizi herkes bilmeli ve kafasına sokmalıdır. Bunlar çılgına dönüp kudursalar da; millet için evet, devlet için evet, Cumhuriyet için evet, Türklüğün bekası için evet diyeceğiz” dedi.

    “Bu kararın altında yatan 3 kritik dönemeç vardır”

    MHP’nin dünkü sözlerini çiğnemediğini ve inkar etmediğini belirten Bahçeli, ‘Evet’ kararının altında yatan 3 kritik dönemecin olduğunu söyledi. Bahçeli, “İlk olarak, 21 Ekim 2007 tarihinde anayasa değişikliği referandumuyla Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine karar verilmesidir. Bu yolu açanlar 367 tıkacının fail ve fanatik tetikçileridir. Buna neden olanlar TBMM’de Cumhurbaşkanının seçilmesine direnip ülkeyi erken seçime götüren CHP’nin başını çektiği kaos çetesidir ve o tarihlerde TBMM’deki tıkanmışlığı açan, demokrasinin çarkını döndüren de Milliyetçi Hareket Partisi olmuştur. Bu tarihi duruş ve irademizden dolayı bizi eleştirenlerin alayı birden bugün yine karşımızdadır. İkinci olarak, 10 Ağustos 2014’de yapılan Cumhurbaşkanı seçimidir. İlk kez bir Cumhurbaşkanı millet tarafından doğrudan doğruya belirlenmiş, yeni ve zorlu bir dönemin rotası çizilmiştir. Ve ne kadar itiraz edip ne denli karşı çıksak da, siyasi güç ilişkisinden doğan fiili durum ülke yönetimini tepeden tırnağa sarsmış ve sarmıştır. Sayın Erdoğan, bizatihi ve aracısız millet tarafından seçildiğinden hareketle, alışılmış ve sembolik bir Cumhurbaşkanı olmayacağını defalarca dile getirmiştir. Bu durum yeni şartları ve farklı bir yönetim yapısını meydana çıkarmıştır. Her fırsatta Cumhurbaşkanının anayasal sınırlarından taşmaması gerektiğini vurgulamamız herhangi bir cevap bulmamış, Türkiye adı konmamış, yani fiilen uygulanan partili Cumhurbaşkanlığı sistemine zoraki de olsa dümen kırmıştır. Kaldı ki, Sayın Cumhurbaşkanı sistemin fiilen değiştiğini 14 Ağustos 2015 tarihinde Rize’de ilan etmiştir. Bir yanda milletten direkt yetki alan bir iktidar partisi ve başbakan, diğer yanda yine milletin doğrudan seçtiği Cumhurbaşkanı Türkiye’nin ikili siyasi ve yönetim yapısını ortaya çıkarmıştır. Bırakınız siyasi köklerinin ayrı olmasını, aynı partiye dayanan Cumhurbaşkanı ve başbakan arasında bile gerilim ve anlaşmazlıkların çıkabileceğini, bunun da sistemik ve rejim krizlerine dönüşebileceğini mutlaka bilmek, öngörmek şarttır. Üçüncü ve en önemlisi olarak, 15 Temmuz FETÖ darbe kalkışmasının toplumsal ve siyasal alana yüklediği mecburi durum muhasebesi ve tarihi sorumluluklardır. Siyasetin kulvarı 15 Temmuzla birlikte değişmiş, siyasi aktör ve kurumların hanesine yeni ve ertelenemez mükellefiyetler yazılmıştır. FETÖ darbe teşebbüsü milattır; tavrımız, tarzımız, siyasetimizin üslup ve mesajları bu ihanetin öncesi ve sonrasıyla elbette aynı olmayacaktır. 15 Temmuz’da gördük ki, ikinci Sevr yanı başımızdadır. 15 Temmuz’dan çıkardık ki, vatan, devlet ve istiklal kaybı an meselesidir. İşgalin eşiğinden döndük. Parçalanmanın kıyısında durduk. Milli mukavemet olmasa, millet müdahale etmese felaket son yurdumuzu kasıp kavuracak, hepimizi yiyip bitirecekti. Son iki yüzyıllık darbeler tarihimizdeki örneklerden en vahşisini, en şiddetlisini, en gözü kararmışını yaşadık. Açıktır ki, bazı feci olay ve dönüm noktaları toplum ve milletlerin zihni doku ve donamında değişimlere yol açmaktadır. Böyle zamanlarda sistemsel düzeltme, değişim ve yeni denge arayışları normaldir, beklenmelidir” diye konuştu.

    “Referandumda milletimizin sesini duyacak, tarihimizin hükmüne uyacak, ‘Evet’ diyeceğiz”

    Türkiye’yi terörle köşeye sıkıştırmak ve darbeyle son vuruşu yapmak istediklerine dikkat çeken Bahçeli, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Fırat Kalkanı Harekatıyla cevap verdik. PKK, PYD-YPG, IŞİD, FETÖ, DHKP-C bu çerçevede maşa olarak kullanıldı. Tek sesle, tek nefesle, milli şuurla karşı durduk. Komşu ülkelerdeki yangın da giderek büyüdü, ülkemize birinci derecede tesir etmeye başladı. Emperyalizm bilhassa Suriye’de tüm kanlı ve acımasız hünerlerini gösterdi. Terör örgütleri milli bekamıza arka arkaya suikast düzenlediler, nihayetinde buna da devam ediyorlar. 15 Temmuz bize göstermiştir ki, anlamsız tartışma, söz düellosu, sert kutuplaşma bitmeli; siyaset milli ülkü ve hedeflerde buluşmalıdır. Demem odur ki, Türk devletinin tarihi ve ebedi sürekliliği milli uzlaşma, anlaşma, ittifak ve kucaklaşmaya bağlıdır. Biz de bunu yaptık, bunda karar kıldık. Devletin süratle anayasal yörüngeye çekilmesi, hukukun üstünlüğünün hakim kılınması, devlet-millet uyumunun temin ve tahkim edilmesi hepimizin milli görevidir. Biz parti olarak, küçük hesapların ardına takılıp, büyük hesapların oyuncağı olmayacağız. Önce, oyunu yukarıdan, kaynağından, yedi düvelin bitmeyen hesaplarından bozacağız. Küresel güçlerin bölgemizdeki kanlı tezgahlarını milletle dayanışma halinde, devletle birlikte olarak dağıtacağız. Milliyetçi Hareket Partili olmanın tarihi sorumluluğu da buradadır. Bu nedenle, bizleri yıkıma, çöküşe götüren katara, bir sonraki istasyonda inmek üzere binmeyeceğiz. Bu nedenle referandumda milletimizin sesini duyacak, tarihimizin hükmüne uyacak, ‘Evet’ diyeceğiz. İçine haklı ve masum gelişmeler olarak sinsice yerleştirilmiş hilelere takılmayacak, hayırsızların, hayır kuşağında buluşmuş Türkiye muhaliflerinin dedikodularını çürümeye bırakacağız ve ‘Evet’ diyeceğiz. Mekruh ile mubahın bir arada olmayacağını idrak edip, ‘Evet’ diyeceğiz. Zemzem ile zehri birleştirip altın kasede içirmeye çalışanların Cumhuriyet elden gidiyor, diktatörlük geliyor gürültülerine bakmayacak, ‘Evet’ diyeceğiz. Sandıkta milli beka için ‘Evet’ mührünü vuracağız. Biz başkanlığa değil, Cumhurbaşkanı hükümet sistemine ‘Evet’ diyoruz. Biz Türkiye’nin diriliş ve toparlanmasına ‘Evet’ diyoruz. Biz Türk ve Türkiye düşmanlarının bozgunu için ‘Evet’ diyoruz. Rejim değişikliği diye kızılca kıyameti koparan CHP ve yanında hizalanmış terör ve bölücülük konsorsiyumunun yalanlarını boşa çıkarıp sistemsel yenilenme için güçlü bir ‘Evet’ diyoruz. Milletimizin kararından korkup fildişi kulelerinden Türkiye’ye ayar vermeye kalkışan kiralık gazeteci ve aydınlara hadlerini bildirip ‘Evet’ diyeceğiz. Lafa gelince millete büyük, aziz, kahraman; icraata gelince bidon kafalı, göbeğini kaşıyanlar, makarnacılar diyen nankörleri sandığa gömmek için ‘Evet’ diyeceğiz. Eveti; Sevr, Ortaçağ, kulluk, kelle, Derviş Mehmet, haram, Damat Ferit, cehalet, yalan, yalaka şaklaban, nefret diye tevil edip Hayırı; Lozan, Hasan Tahsin, Kubilay, şehit, hukuk, doğruluk, ilim, aydınlık, sevgi diye takdim eden çürümüşleri şaşkına çevirmek için ‘Evet’ diyeceğiz. Bizim gönlümüzde evet veya hayır iradesine sahip her vatan evladı değerli, yeri dolmaz, bir ve eşittir. Hepsinin kararına sonsuz hürmetimiz vardır. Ancak bozguncuları, Anadolu’nun tozlu yollarını bilmeyen, milletin yağız evlatlarını hissetmeyen, bunlara üstten bakan kibirli ve kinli sonradan görmeleri, tufeyli ve mukallit çevreleri bir evetle susturacak, saltanatlarına son vereceğiz. Diyoruz ki; devlet, millet, cumhuriyet görüşümüz ‘Evet’. Biz şahsa değil, sistemin bakiliğine ‘Evet’ diyoruz. Biz bir partiye, ideolojiye, bir kesim ve düşünceye değil Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ve kurtuluş yıllarının anısına ve adına evet diyoruz. ‘Evet’ dedik, Çanakkale’de doğrulduk; yine evet deyip Ankara’dan geleceğe koşacağız. Evet dedik, Sakarya ve Dumlupınar’da ayağa kalktık, yine ‘Evet’ deyip bölücü, yıkıcı düşmanlara, tüm terör örgütlerine ortak bir mücadele azmi ve iradesiyle dünyayı dar edeceğiz. Biz milletimizin kararına güveniyoruz, en doğrusu neyse yapacağını biliyoruz. Biliniz ki, Cumhuriyetimiz daha sağlam temellere oturacaktır.”

    “Milleti hasolar memolar şeklinde görenler, referandum sonrası kaçacak delik arayacaklardır”

    “Türkiye’yi Alman Başbakanına şikayet etme küstahlığını gösteren CHP zihniyeti milletten bir kez daha şamarı yiyecek, yakın hısmı HDP’yle birlikte rüzgar ekerken fırtınayla karşılaşıp sandığın dibine tortu gibi çökecektir” diyerek konuşmasına devam eden Bahçeli, “Evetle Türkiye kazanacak, millet kazançlı çıkacak, Türklüğün gurur ve şuuru, İslam’ın ahlak ve fazileti yeni bir ruhla Türkiye’nin prangalarını sökecektir. PKK hayır diyormuş, varsın desin, bunu kendilerini Türk milliyetçisi sanan, yine toplanıp toplanıp dağılan, tutunacak demir parmaklık arayan, aslında dalından kopmuş kurumuş yaprak gibi savrulan zavallılar düşünsün. Milliyetçi-Ülkücü Hareket gönüldaşlarıyla, sevdalılarıyla, ülküdaşlarıyla, oy veren vermeyen milyonlarca kardeşiyle bir ve beraberdir, bunu karartmaya hiçbir çapsız ve çamur zihniyetin ömrü yetmeyecektir. FETÖ’cülerin, bunların kuklalarının entrika ve algı oyunları tutmayacaktır. Millete sırt dönen, milletten ödü patlayan, milleti hasolar memolar şeklinde gören, adında halk olup halkla hiçbir bağı olmayanlar Türkiye’nin gücü karşısında şok olacaklar, referandum sonrası kaçacak delik arayacaklardır. Millet hakim ve hakem, biz ise hadimiz. ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ sözümüz milletimizin tercümanı ve tarihe geçmiş milli beyanı ve beka duruşudur. Tekrar söylüyorum; Türkiye Cumhuriyeti adıyla ve üniter devlet çatısı altında, Türk milleti kimliği ile beraberce yaşayabilmemizin asgari kuralları 29 Ekim 1923 tarihinde Atatürk ve kurucu kahramanlar tarafından konulmuştur. Başkentimizin Ankara, dilimizin Türkçe, bayrağımızın ay yıldızlı al bayrak, milli marşımızın İstiklal Marşı olduğu belirlenmiş ve Anayasamız tarafından da güvence altına alınmıştır. Bundan geri dönüş yoktur. Anayasanın ilk dört maddesi üzerinde kim ya da kimlerin hasmane hesabı varsa önce bizi aşmak, bizim bedenlerimizi berhava etmek durumundadır. Milliyetçi Hareket Partisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi hak ve hukukuna can pahasına sahip çıkacaktır. Türkiye Devleti bir Cumhuriyet olup ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür Türk milleti tarihi ve kültürel kökleri itibariyle ayrılık kabul etmeyen bir cevherdir. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşu, istiklal ve bağımsızlık mücadelemizin taçlandırılmasıdır. Milli birlik ve bölünmez bütünlüğümüzün dayandığı temeller tek devlet, tek millet, tek vatan, tek bayrak ve tek dil ülküsüdür. Milliyetçi Hareket, bu kutlu değerleri ve kutsal emanetleri, gösterecekleri yüksek fedakarlık, kararlılık, milli şuur ve millet sevgisi ile korumaya yeminlidir. Bunlar, bizim varlık ve yaşama nedenlerimizdir, bu kutlu siyasi hareketin kırmızı çizgileridir” dedi.

  • Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek Diyarbakır’da

    Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, partisinin Diyarbakır İl Başkanlığı 10’uncu olağan kurultayına katılmak üzere kente geldi.

    Bir otelde düzenlenen kurultaya Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, eşi Şule Perinçek, Vatan Partisi Diyarbakır İl Başkanlığı yöneticileri, partililer ve davetliler katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından divan kurulu seçildi.

    Divan kurulunun seçilmesinin ardından konuşan Doğu Perinçek, Diyarbakır’ın Türkiye’nin kalesi, Türkiye’yi birleştiren merkezi olduğunu söyledi. Cenazelerde değil, düğünlerde buluşmaları gerektiğini belirten Perinçek, “Birbirimize sarılma imkanımız var, cenazelerde değil düğünlerde buluşalım, düğünlerde buluşacağımız bir Türkiye kuracağız. Vatan Partisi umudun partisi oluyor, Türkiye’yi birleştiren, kucaklaştıran parti oluyor. Sloganımız şudur, Türk de Kürt de biziz hepimiz Türk milletiyiz. Başı dik bir Türkiye kendisini Amerika’ya da saydıracaktır. Başı dik bir Türkiye, Almaya’ya Fransa’ya da saydıracaktır. Diyarbakır’dan herkese çağrıda bulunuyorum, çocuklarımıza da çağrıda bulunuyorum, hiçbir evladımız Amerika’nın İsrail’in aleti olmasın, ellerindeki silahları bıraksınlar gelsinler onları kucaklayalım, onlarla birlikte ülkemizi mamur hale getirelim. Evlerimizin bacaları tütsün, ocaklarımızda ateşler yansın, yüreğimizde ateşler yanmasın ocaklarımızda ateşler yansın. Bu toprakların insanlarına sonuna kadar güveniyorum. Diyarbakır’sız bir Türkiye olmaz, Türkiye’siz bir Diyarbakır da olmaz. Birliğimiz bizim en büyük kuvvetimizdir. Bütün çözümler birliğimizden çıkacaktır, el ele vermemizden çıkacaktır. Göreceksiniz önümüzdeki yıllarda Türkiye dünyanın ufuklarında bir yıldız gibi parlayacak, Diyarbakır da Türkiye’nin ufkunda bir yıldız gibi parlayacak” dedi.

    Konuşmaların ardından kurultay devam etti.

  • Doğu Perinçek: “Bu günkü CHP’nin Atatürk ile bir ilgisi yok”

    Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Tekirdağ’da partisinin il kurultayında yaptığı konuşmada, CHP’nin bu günkü durumuyla Atatürkün partisi olamayacağını ifade etti.

    Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Yılmaz İçöz Sahnesi’nde düzenlenen kurultayda Vatan Partisi delegelerine seslenen Doğu Perinçek, Vatan Partisi’nin milleti birleştirdiğini ve milletin önündeki doğru programı koyduğunu belirterek bu programa da, “Atatürk Devrimi” rotası dediklerini belirtti.

    Türkiye’nin içinde bulunduğu süreçte doğru yapılan işleri desteklediklerini aktaran Perinçek, “Silivri duvarlarının yıkılması, PKK’nın üzerine yürünmesi, Fethullah Terör Örgütü’nün (FETÖ) üzerine yürünmesi, kim varsa yürüyen onlara doğru yapıyorsun diyoruz, kör bir Tayyip Erdoğan düşmanlığı yapmıyoruz. Kör bir Tayyip Erdoğan düşmanlığının bazı güçleri nerelere sürüklediğini görüyoruz” dedi.

    Bazı güçlerin Amerika’nın Türkiye üzerindeki iktidar planlarında roller üstlenmek istediğini anlatan Perinçek, şöyle konuştu:

    “Neydi o, Amerika’nın iktidar planları, 1 Temmuz’da bunu açıkladık, siz dağıttınız o bildirileri, ne diyordu o bildirinin birinci maddesinde, ‘Türkiye’de Amerika, PKK ile işbirliği yapan, açılımları, çözümleri yürürlüğe koyacak, bir hükümet arayışı içinde’ işte o darbe Amerika’nın hükümet projesiydi. CHP’nin tabanını, Atatürkçülerini buradan özellikle uyarıyorum. CHP’ye bakın, 1 Kasım seçimi ondan önce 7 Haziran seçimi, nasıl girdi, CHP’yi millete tanıtarak, iktidar isteyerek değil. HDP’yi meclise sokun dedi. Bir parti düşünebiliyor musunuz, başka bir partiyi, Amerika’nın Türkiye’yi bölme planlarında ellerine silah almış PKK’nın partisini meclise sokmaya çalışıyor. Böyle bir parti olur mu. Atatürk’ün partisi PKK’yı meclise sokmak için çırpınır mı, bu mu Atatürk’ün partisi. PKK’yı kollayan, meclise sokan Rojova’ya heyetler yollayan, PYD’nin üzerine yüründüğü zaman dur yapma diyen, Türk Ordusu Cerablus’a girdiği zaman, CHP’nin bildirisini okuyun, Türk Ordusu’nu destekliyorum diye bir cümle yok. Vatan savaşı yapılıyor, ordu Amerika ile karşı karşıya gelmiş, Mehmetçik savaşıyor canla, kanla CHP şu bir cümleyi bile esirgiyor TSK’dan ve Türk Milleti’nden, ‘TSK’yı destekliyorum, zaferini bekliyorum, onunla beraberim’ yok böyle bir cümle. Ne var, uluslararası camiayla birlikte hareket edin, kim, Amerika ile birlikte hareket edin. Yürekleri Türk Milletiyle, mehmetçikle birlikte atmıyor.onun için bu suçları birbirimizin önünde örterek, efendim bunlar bizden sayılır diyerek Türkiye’nin önünü açamayız. Bunları görmek zorundayız. CHP’nin yakasına yapışıp, sarsarak ancak onu hizaya getirebiliriz. Programlarını ABD ile buluşup otel odalarında gizlice yapan, ondan talimat alan, onun yönlendirmesiyle hareket eden bir parti Atatürk’ün partisi değildir. Bu günkü CHP’nin Atatürk ile bir ilgisi yok.”

    Konuşmaların ardından Vatan Partisi delegeleri oylarını kullandı.