Etiket: Perdeye

  • Suriye’deki acı ve dram beyaz perdeye aktarılıyor

    Suriye’de yaşanan acı ve dram beyaz perdeye aktarılıyor. “Farah, Bir Suriye Dramı” isimli kısa filmin çekimlerine kısa süre sonra Malatya’da başlayacak.

    Yeşilyurt ilçesine bağlı Cafana Mahallesi’nde çekimleri gerçekleşecek filmde Malatyalı oyuncular rol alacak. Bütün dünyanın sessiz kaldığı süreçte Türkiye’nin Suriyelilere kucak açmasının da işleneceği filmin, ilerleyen zamanlarda ise uzun metrajlı olarak çekileceği bildirildi.

    Filmin senaristi ve yönetmeni Oktay Alkan, oyuncular Nihal Çetin, Mehmet Berkhan Doğan, Defne Çoban ve Cem Çakır kameralar karşısına geçerek filmle ilgili bilgi verdi. Oyuncu Nihal Çetin, filmin gerçek olaylardan esinlenerek kaleme alındığını belirterek, “Oradaki yaşanan katliamlar, işlenen cinayetler filmde anlatılıyor” dedi.

    Çocuk oyuncu Mehmet Berkhan Doğan, “Filmin çok güzel olacağına inanıyoruz. Orada yaşananları tüm gerçekliğiyle anlatmaya çalışacağız” ifadelerini kullandı.

    Oyuncu Cem Çakır ise “Film konusu, bütünlüğü açısından gerçekten çok ilgi çekici ve dikkat çekici bir proje diyebilirim. Ben de bu projenin içinde olduğum için çok mutluyum, film birçok insanın yarayan kanasına parmak basıyor olacak” şeklinde konuştu.

    Son olarak konuşan Defne Çoban da, “Oktay hocamızla beraber projeye başladık. Bizler projeye çok inanıyoruz, hepimiz ellimizden gelini yapıyoruz fazlasıyla. Umarım her şey dilediğimiz gibi olur” dedi.

    Filmin senaristi ve aynı zamanda yönetmeni olan Oktay Alkan, “Malatyamızı daha iyi tanıtmak için bu filmi burada çekmeyi planladım. İstanbul’dan birçok teklif geldi ama ben kabul etmedim. Ben kendi şehrimde gerçekleştirmek istedim. Filmin konusu Suriye’de yaşanan iç savaşla alakalı. İnşallah ay sonu çekimlerimize başlayacağız. Film kısa film olarak kalmayacak. Uzun metrajını da yapacağız. Ben bu vesileyle Malatya Valisi Ali Kaban’a teşekkür ediyorum. Filmin başından sonuna kadar bizleri destekledi. Allah razı olsun kendisinden” diye konuştu.

  • İnternette fenomen oldu, beyaz perdeye taşındı

    “Oha Diyorum’ filminin özel gösterimi, Adana’da yapıldı.

    2060 içerik, 2 milyar görüntüleme ve 3 milyon 600 bin aboneyle en çok takip edilen Youtube kanalları arasında yer alan ‘Oha Diyorum’ ekibinin aynı isimle beyaz perdeye uyarladığı filmin başrollerini kanalın fenomenleri Fırat Sobutay, Melih Abuaf, Alper Rende ve oyuncu Bahar Şahin Adana’da takipçileriyle buluştu. İnternette fenomen olup büyük bir hayran kitlesi oluşturduktan sonra beyaz perdeye taşınan, “Oha Diyorum” filminin özel gösterimi Adana Optimum Alışveriş ve Eğlence Merkezi’nde yapıldı. Filmin başrol oyuncularından Adanalı youtuber Fırat Sobutay, özel gösterim için geldiği memleketinde hemşehrisi hayranlarıyla hasret giderdi.

    Fırat Sobutay, Melih Abuaf ve Alper Rend ve Bahar Şahin ile başrollerini paylaştığı filmin Avşar Sineması’ndaki özel gösteriminde, Adanalı sinemaseverler ilgi gösterdi.

    Büyük bir heyecanla filmi izlemek için salonu dolduran Adanalılar, karşılarında başrol oyuncusu Fırat Sobutay’ı gördüklerinde alkışlarla sevgilerini dile getirdiler. Sobutay, sohbet ettiği sevenleriyle fotoğraf da çektirdi.

    “Seve seve kabul ettik”

    “Oha Diyorum” ekibine iki yıl önce dahil olduğunu belirten Fırat Sobutay, “Kamera önünde olan Melih, Alper, ben ve diğer arkadaşlarımızın dışında arkamızda çok büyük bir ekip var. Kanalımız bu kadar sevilince senaristimiz ve aynı zamanda işin başında olan Ersan Özer ile birlikte bunu beyaz perdeye taşımak istedik. Filmin hem senaristliğini hem de yönetmenliğini yine Ersan Özer yaptı. Bizde seve seve bu işi kabul ettik” dedi.

    “Takipçilerimiz filmi sahiplendi”

    Melih, Fırat ve Alper’in, hırsızların çaldığı arabadaki hard diski alabilmek için verdikleri aksiyon dolu macerayı konu alan filmin izlenme oranlarının oldukça iyi gittiğini belirten Sobutay, şöyle devam etti:

    “Takipçilerimizin filmi beğenmesi ve sahiplenmesi bizi çok mutlu etti. Youtube’ta yalnız bırakmadıkları gibi, beyaz perde de yalnız bırakmadılar. Hepsine teşekkür ediyoruz. Film, takipçilerimizin dışında tüm sinemaseverlerin beğenisini kazanabilecek çalışma. Zaten amacımız da Youtube’ta bizi takip etmeyenlerin de bunu izlemesiydi, amacımıza ulaşmış olduk. Bizi tanımayan insanlar da bizi tanısın, izlesin istedik. Herkesin keyif alacağı bir film yaptık. Umarım izleyenler de filmden bizim aldığımız keyfi alır.”

    “Bu benim hayalimdi”

    Sobutay, film gösterimi için memleketine gelmekten büyük mutluluk duyduğunu belirterek, “Bu benim için çok güzel bir hayaldi ve bu hayalimi gerçekleştirdim. Kendi sinema filmimle, memleketimde izleyicilerle buluşmak benim için gurur verici. Yaptığınız filmle büyüdüğünüz toprakların insanıyla buluşmak çok farklı bir duygu” ifadelerini kullandı.

    “Oha Diyorum” ekibinin aynı isimle beyaz perdeye uyarladığı filmin başrollerini kanalın fenomenleri Fırat Sobutay, Melih Abuaf, Alper Rende ve oyuncu Bahar Şahin paylaşıyor.

  • ‘Osmanlı Subayı’ beyaz perdeye hazırlanıyor

    Osmanlı Subayı filminin yapımcılarından Stephen Brown, “Bugüne dek kimsenin ele almadığı Birinci Dünya Savaşı sırasındaki Doğu Anadolu’yu konu alarak, yaşananları hem Türklerin hem de Ermenilerin ortak acılarına saygılı ve tarafsız bir biçimde izleyiciye sunmak istedik” dedi.

    Birinci Dünya Savaşı sırasında Doğu Anadolu’da yaşananları Amerikalı bir hemşirenin gözünden anlatan Osmanlı Subayı filmi tamamlandı. Bu yıl içinde gösterime girecek Osmanlı Subayı’nın başrollerini Oscar ödüllü aktör Ben Kingsley (Gandhi, Schindler’in Listesi), Josh Hartnett (Black Hawk Down, Pearl Harbor), Hera Hilmar (Anna Karenina, Da Vinci’s Demons), Michiel Huisman (Game of Thrones) ve Haluk Bilginer paylaşıyor. Yönetmenliğini Joseph Ruben (Sleeping with the Enemy, The Forgotten), senaryosunu ise Jeff Stockwell’in (Bridge to Terabithia, The Dangerous Lives of Altar Boys) üstlendiği filmin çekimleri Çek Cumhuriyeti, Kapadokya ve İstanbul’da gerçekleştirildi.

    Osmanlı Subayı, ülkesinde yaşanan adaletsizlikler sebebiyle hayal kırıklığına uğrayan, Amerikalı doktor Jude (Hartnett) ile tanıştıktan sonra onun Osmanlı İmparatorluğu’ndaki görevi için Amerika’yı terk eden idealist bir genç kadın olan Lillie’nin (Hilmar) hikâyesini anlatıyor. Lillie, tüm dünyanın savaşa sürüklendiği bir ortamda Osmanlı subayı olan İsmail’e (Huisman) aşık olur. Savaş koşullarının kötüleşmesiyle birlikte artık Lillie, kendisi için mi, yoksa başkaları için mi yaşayacağına karar vermek zorundadır.

    1915 yılında Van’da geçen Osmanlı Subayı filminin yapımcılarından Stephen Brown (Şeytanın Avukatı, Seven) “Bugüne dek kimsenin ele almadığı Birinci Dünya Savaşı sırasındaki Doğu Anadolu’yu konu alarak, yaşananları hem Türklerin hem de Ermenilerin ortak acılarına saygılı ve tarafsız bir biçimde izleyiciye sunmak istedik” diye konuştu.

    Y Production ve Es Film ortak yapımı olan Osmanlı Subayı’nın Kuzey Amerika prömiyeri ise Los Angeles’ta yapılacak.

  • Şehit Şerife Bacı’nın Hayatı Beyaz Perdeye Aktarılıyor

    Türk tarihinin ve Kastamonu’nun sembol isimlerinden Şehit Şerife Bacı’nın hayatının anlatıldığı bir film projesi yapılacak.

    Yönetmenliğini İlyas İlbey’in yapacağı ve kadrosunda Türk sinemasının efsane ismi Fatma Girik’in de bulunduğu filmin öyküsü Şerife Bacı’nın doğduğu yer olan Kastamonu’nun Satı köyünde başlıyor. Geçtiğimiz yıl Manda Yuvası filmiyle oldukça ses getiren İlyas İlbey’in ikinci uzun metrajlı film çalışması olan Şerife Bacı, tarihi ve dramatik öyküsüyle Şerife Bacı’nın şehadetinin 95. yılında nesiller boyu unutulmayacak ve arşiv niteliği taşıyacak bir sinema eseri olarak yerini alacak.

    Yönetmen İlyas İlbey yaptığı açıklamada, “Kurtuluş Savaşı yıllarında kucağında bebeği ile kağnı arabasında İnebolu’dan Kastamonu’ya mühimmat taşırken bebeğini arabada taşıdığı mermilerin arasına yerleştirerek, bebeğin ve mermilerin üzerini sırtındaki hırka ve yorganıyla örtüp kendisi donarak ölen Şehit Şerife Bacı’nın öyküsünü ilk okuduğumda, bu yaşanmış hikayeden bir sinema filmi yapabilir miyim düşüncesinden yola çıktım” dedi.

    Filmin sadece tarihi bir motifin değil aynı zamanda günümüzde ‘kadına şiddet’ gibi toplumsal bir yaraya da dikkat çekecek ve aslında toplumda kadın statüsünde bu tarihi şahsiyetler üzerinden alıntılanacak öykülerle dikkatleri kadının gerçek yeri ve değerine çekmek olduğuna vurgu yapan İlbey, “Kadına şiddetin yoğun bir şekilde yaşandığı günümüzde, kadının toplumdaki gerçek yerini ve değerini Şehit Şerife Bacı ve nice kadın kahramanlarımızın hayat hikayeleri üzerinden hatırlatmak istedik” dedi.

    Usta oyuncular Macit Koper, Zuhal Olcay ve Fatma Girik’in de rol alacağı projede yerel halkın ve dönem dilinin de beyaz perdeye aktarılacağı, olayların gerçekleştiği doğal mekanlar ve koşulların sağlanması noktasında 3 mevsimi kapsayacak çekimler Kastamonu’da gerçekleştirilecek.

    İlbey, Şerife Bacı’yı sadece bir istiklal kahramanı olarak değil tarihte ilk kadın mitinginin yapıldığı Kastamonu ve bu kahraman kentin kadınlarını da sembolizme ettiğinin altını çizdi. Projenin en önemli özelliği ise, Yönetmen İlyas İlbey, daha önceden tanıdığımız komedi tarzı dışında bir çalışmaya imza atacak.

    İlbey çekeceği film hakkında şu bilgileri verdi:

    “Filmimizi; hikayenin geçtiği coğrafyada, Kastamonu’da çekmeyi planlıyoruz. O zorlu coğrafyanın, zorlu koşullarında yapılan fedakarlığın etkisini bu şekilde daha net anlatabileceğimize inanıyoruz. Filmimiz üç farklı mevsimde geçmektedir. Savaş öncesi bolluk bereketin yaşandığı hasat mevsimi, yaz. Savaş yıllarında, yokluk ve yoksulluğun yaşandığı sonbahar. Mustafa Kemal Atatürk’ün ’Gözüm Sakarya’da, Dumlupınar’da kulağım İnebolu’da’ dediği ve zorlu şartlarda İnebolu’dan Kastamonu’ya yapılan mühimmat sevkiyatı kış. Gerçekliği kurabilme adına her üç mevsimin de gerçek zamanlarda çekeceğiz. Gerçek mekanlar ve dekorlar ile kostümlerin o dönemin ruhunu yansıtabilmesi için doğal ışık kullanmayı planladık. Görsel anlatım dili olarak klasik sinemanın kamera kullanım biçimini tercih ediyoruz. Profesyonel oyuncularla birlikte çok sayıda yerel halkı ve yöre şivesini kullanarak dönemin ruhunu daha iyi ortaya koyabilme adına, önceden birlikte tarih okumaları, arşiv incelemeleri yapılması ve titizlikle yapılacak provalar amaçlıyoruz.”

  • Beyaz Perdeye Gönül Verenler Nilüfer’de Bir Araya Geldi

    Ödüllü film Sarmaşık’ın yönetmeni Tolga Karaçelik, Nilüfer’de beyaz perdeye gönül verenlerle bir araya geldi. Filmin kendisi için bir ritim olduğunu söyleyen Karaçelik, “Ritmi de en çok oyuncuların ve karakterlerin ritmiyle oluşturmayı seviyorum” dedi.

    Nilüfer Belediyesi, Türkiye’de benzeri olmayan bir sinema deneyimini meraklılarıyla buluşturmaya devam ediyor. Başka Sinema’yı Bursa’ya taşıyan Nilüfer Belediyesi, 52. Uluslararası Antalya Film Festivali’nde En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo ve En İyi Erkek Oyuncu (Nadir Sarıbacak) ödüllerini alan Sarmaşık’ın yönetmeni Tolga Karaçelik’i sinema tutkunlarıyla Konak Kültürevi Serdar Şafak Sahnesi’nde bir araya getirdi.

    Konak Kültürevi’nde ilk olarak yönetmenliğini Tolga Karaçelik’in, görüntü yönetmenliğini Gökhan Tiryaki’nin yaptığı, müziklerini Ahmet Kenan Bilgiç’in düzenlediği ve Nadir Sarıbacak, Hakan Karsak, Kadir Cermik Özgür, Emre Yıldırım ve Osman Alkaş’ın rol aldığı Sarmaşık filminin gösterimi yapıldı. Film gösteriminin ardından yönetmen Tolga Karaçelik, düzenlenen söyleşiye katıldı.

    Bursa’da beyaz perdeye gönül verenlerin yoğun ilgi gösterdiği söyleşide yönetmen Tolga Karaçelik, Afrika’ya gitmekte olan bir geminin sahibinin iflas etmesi sonucunda gemideki mürettebatın zorlu bekleyiş hikayesini konu alan Sarmaşık filmi ile ilgili süreci paylaştı.

    Karaçelik, “Filme koyduğum her şey benim sözümdür. Hepsinin arkasında dururum. Sette hiçbir şey kontrolsüz değildir. Senaryonun yüzde 99’u filmde yer alıyor. Çıkardığım sahneler var fakat diyaloglar bakımından söylüyorum. Çünkü ben diyaloğa takıntılı bir adamım. Film benim için bir ritimdir. Ritmi de kamera hareketlerinden ziyade oyuncuların ya da karakterlerin ve oyuncuların ritmiyle yaratmayı seviyorum. Karakterlerin ritmi de en fazla diyalogla belli olur. Dolayısıyla ben daha çok okuma provası yaptırırım. Çünkü o ritmin oturması lazım” şeklinde konuştu.

    Sarmaşık filmini çekmeden önce bir süre gemilerde de görev aldığını belirten Tolga Karaçelik, “Gemilerde çok bulundum. Yazarken de çok bulundum yönetmen olmadan önce de çok bulundum. Gemide de çalıştım. Gemilerin küçük küçük kuralları vardır ve en çok bunda zorlandım senaryo aşamasında. Olabildiğince değil, yüzde yüz gerçek olmasını istedim” diye kaydetti.

    Söyleşinin ardından Nilüfer Belediyesi Başkanvekili Naci Kale yönetmen Tolga Karaçelik’i başarısından dolayı kutlayarak, Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’in selamını iletti. Naci Kale, iyi filmlere imza atan yönetmen Tolga Karaçelik’i Nilüfer’de ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu dile getirerek ünlü yönetmene çiçek verdi.