Etiket: ‘Pembe

  • Pembe balonlar umutlarla gökyüzüne uçtu

    Medicana International İstanbul Hastanesi ve Beylikdüzü Belediyesi, Dünya Kanser Günü sebebiyle onkoloji bölümünde kanser tedavisi gören hastalara moral ziyaretinde bulundu. Ardından Onkoloji Hastaları, Belediye ve hastane yönetimi farkındalık oluşturmak amacı ile binlerce pembe balonu bu yıl ikinci kez gökyüzüne uçurdu.

    4 Şubat Dünya Kanser Günü’nde farkındalık yaratmak ve kanseri yenmede bilinçlenmenin önemine dikkat çekmek amacıyla Medicana International İstanbul Hastanesi Beylikdüzü Belediyesi işbirliğinde bu yıl 2. Kez umut balonlarını gökyüzüne gönderdi. Medicana’da Onkoloji bölümünde tedavi gören hastaları ziyaret ederek onlara moral veren Beylikdüzü Belediyesi 1. Başkan Vekili Ömer Şatır, Sunucu Sinem Yıldız, Anne Çocuk Bloggerı Hassas Anne Ece Kumkale, Belediye Meclis Üyeleri Mehmet Gökdeniz, Necla Kotil, Serdar Çakmak, Sağlık İşleri Müdürü Ali Onur Baştuğ ve müdürlük yetkilileri, hediyelerini kendilerine takdim etti. Ziyaretlere Hastane Genel Müdürü Ulvi Ünal, Başhekim Dr. Rüya Şişman, onkoloji doktorları da eşlik etti. Medicana önünde bir araya gelen Onkoloji hastalerı, bloggerlar, belediye ve hastane yönetimi ellerindeki pembe balonları gökyüzüne bıraktı.

    Balon uçurma etkinliği sonrası “Blogger Soruyor, Onkologlar Yanıtlıyor” semineri katılımcılar tarafından yoğun ilgi gördü. Seminere konuşmacı olarak Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Füsun Tokatlı, Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Ali Osman Kaya, TV Programcısı Sinem Yıldız ve Hassas Anne bloğunun kurucusu Ece Kumkale katıldı. 31 yaşında yumurtalık kanserine yakalanan ve 3 çocuk annesi olan blogger Ece Kumkale programın moderatörülüğünü üstlenirken bir yandan da sosyal medya hesaplarında takipçileri için canlı yayın yaptı, onlardan gelen soruları konuklara yöneltti. TV Programcısı Sinem Yıldız anne ve babasının kansere yakalandığını ve o süreçte yaşadıklarını anlattı, moralin çok önemli olduğunu vurguladı. Onkoloji Uzmanı Dr. Kaya kanserde erken tanının hayat kurtardığının altını çizdi ve mutlaka onkoloji danışma merkezlerinin olması gerektiğini savundu. Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Tokatlı ise kontrol ve muayenelerin düzenli olarak yapılmasını, kişinin kendi doktoru olabilmesinin son derece önemli olduğunu dile getirdi.

    Ünlü sunucu Sinem Yildiz: “Ailemi kanserden kaybettim”

    Etkinliğe ünlü sunucu Sinem Yıldız da katıldı. Sinem Yıldız başından geçen zorlu mücadeleyi şöyle anlattı: “ Babamı 1 yıl, annemi 3 yıl önce kaybettim. Babam bağırsak kanseri, annem meme kanseriydi. Yayın hayatım devam ederken profesyonellik gereği izleyicime yansıtmamaya dikkat ediyordum. Reklam aralarında annemi arayıp nasıl olduğunu öğreniyordum. Yaşadığım en büyük acı annemi sonra da babamı kaybetmek oldu”.

    Yumurtalik kanseri sonrasi ikiz annesi oldum

    Anne çocuk bloggerı Ece Kumkale, yıllar önce gördüğü kanser tedavisini ve yaşadığı uzun, üzücü, şaşırtıcı hikayesini katılımcılarla paylaştı.

    Kumkale, “Yumurtalık tümörümün olduğu ilk doğumumda ortaya çıktı. Sezeryanla doğum yaptım ve doğum sırasında alınan patoloji ile yumurtalık kanseri teşhisi konuldu. İlk hamileliğim sırasında yumurtalık kanseri teşhisi konuldu. Fakat doktorum ve eşim sütüm kesilmesin diye kanser olduğumu söylemedi. Oğlum 8.5 aylıkken öğrendim ve 9 aylıkken yumurtalığımın birini aldırdım. Kalan diğer yumurtamda da tümör vardı. Fakat hemen aldıramazdım. Ben tek çocuğum ve annemle babamı erken yaşlarda kaybettim. Oğlum yalnız kalmasın benim gibi. Onun bir kardeşi olmalıydı. Kalan tek ve diğer yumurtamla tüp bebek tedavisi gördüm. 1.5 yıl sonra tekrar hamile kaldım ve tüp bebek tedavisiyle ikizlerim oldu. Kızlar 4 yaşına geldiğinde diğer yumurtamdaki tümörün büyüdüğünü söyledi doktorum. 1 günde ameliyata alındım. Bu sürede en büyük desteğim eşimdi, onunla birlikte bu zorlu süreci atlattım” dedi.

  • Kızlar pembe, erkekler mavi trambüs istiyor

    Malatya İnönü Üniversitesinde kız öğrencilerinin ‘Pembe trambüs istiyoruz’ kampanyasından sonra şimdi de erkekler ‘mavi trambüs istiyoruz’ kampanyası başlattı.

    İnönü Üniversitesinden bazı kız öğrencilerin “Malatya’da Pembe Trambüs İstiyoruz” başlığı altında başlattıkları imza kampanyasından sonra Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır, Malatya’ya 2 adet pembe trambüsün getirileceği haberini vermişti. Ancak bu kez de bazı erkek öğrenciler kampanya başlatarak “Erkeklerin rahat seyahat etmesi için mavi trambüs istiyoruz” şeklinde bir kampanya başlattı.

    Pembe trambüs çok konuşulmuştu

    Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır, birkaç gün önce Malatya’ya 2 adet pembe trambüsün getirileceği haberini vermişti. Bu haberin verilmesinden sonra konu bir anda ülkenin gündemine oturmuştu. Ancak trambüs konusu bu defa da erkeklerin mavi trambüs talebiyle bir kez daha gündeme geldi.

    İnönü Üniversitesinde bir grup erkek öğrenci söz konusu duruma tepki olarak bir imza kampanyası başlattı. Erkek öğrenciler, “Son zamanlarda İnönü Üniversitesi kız öğrencilerinin rahat seyahat etme gerekçesi ileri sürerek, ‘Pembe Trambüs İstiyoruz’ adı altında başlattıkları kampanyaya tepki olarak, ‘Mavi Trambüs İstiyoruz’ kampanyası başlattıklarını açıkladı.

    Erkek öğrenciler Çakır’dan talepte bulunacaklar

    Erkek öğrencilerin başlattıkları kampanyaya bazı kız öğrenciler de destek verirken, kampanyayı başlatan grubun yeterli desteği görmesi halinde konuyu Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır’a taşıyacakları öğrenildi.

    Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Çakır’ın geçtiğimiz günlerde ‘siparişini verdik’ dediği pembe trambüslerin ise Nisan ayında Malatya’da olacağı belirtildi.

  • Kaldırımda uyuyan pembe montlu kızın yürek burkan hikayesi

    Fatih Balat’ta, kaldırımda uyurken fotoğrafı ile gündeme gelen pembe montlu Suriyeli çocuğu Suad, “Küçük kardeşim için bebek bezi ve süt istiyorum. Okuyup doktor olmak, hastaları iyileştirmek istiyorum” dedi.

    Fatih’in Balat semtinde, 2 gün önce sabaha karşı trafik lambalarının hemen yanındaki bir kaldırımda uyuyan Suriyeli küçük kız çocuğu Suad’ın 3 yıl önce Suriye’deki savaştan kaçıp annesi ve dedesiyle İstanbul’a geldiği öğrenildi. Fatih’te ailesiyle beraber yaşayan Suad’ın babasının ise Suriye’de 2 senedir esir olduğu ortaya çıktı.

    O fotoğrafın hikayesi

    5 yaşında olan ve Türkçeyi henüz tam olarak konuşamayan Suad, amcasının yardımıyla o fotoğrafın hikayesini anlattı. O fotoğraf çekildiğinde Suad’ın yanında olduklarını söyleyen 13 yaşındaki Muhammed, “Amcası oluyorum ben Suad’ın. O fotoğraf çekildiğinde biz yanındaydık. Uyuyordu orada, yorulmuştu. Sabah 7 ya da 7 buçuktu saat. Orada bütün gece durmuyoruz. Sabahları birkaç saat mendil satmaya gidiyoruz. Suad’ın babası Suriye’de esir. Suad, babasını 2 sene önce gördü son olarak, İstanbul’a geldiğinde babası orada kalmıştı” dedi.

    “Doktor olup hastaları iyileştirmek istiyorum”

    Konuşabildiği kadar Türkçesiyle hayallerini ve isteklerini anlatan Suad, “5 yaşındayım. 3 sene önce Türkiye’ye geldik” dedi. “İnternetteki fotoğrafını gördün mü?” sorusuna evet cevabını veren Suad, hayallerini ve isteklerini anlatarak, “Evimize kira istiyorum. Küçük kardeşim için bebek bezi ve süt istiyorum. Okula gitmek istiyorum. Okuyup doktor olmak, hastaları iyileştirmek istiyorum” diye konuştu.

    Harabe evde 3 aile yaşıyor

    Babasının Suriye’de esir olduğunu söyleyen Suad, annesi ve küçük kardeşi Muhammed ile dedesinin evinde, amcalarıyla beraber yaşıyor. Harabe halde olduğu görülen ev için 900 TL kira ödediklerini söylüyorlar ve yüksek kira ücretinden şikayet ediyorlar.

  • Pembe hayallere ’beyaz’ umut

    Üreticisinin beyaz altın olarak nitelediği pamuk, mevsimlik işçilerinin hayallerine umut oluyor. Kimileri, aile bütçelerine katkı, kimileri ilerleyen yaşına rağmen çocuklarına bakmak, kimileri ise okul ihtiyaçlarını gidermek için pamuk topluyor.

    Gaziantep’in araban Ovası’nda de yetiştirilen pamuk, tek tek toplanması nedeniyle binlerce işçinin hayallerine umut oluyor. Saatlerce sıcak havada tarlada çalışan işçiler kazandıkları 25-45 TL günlük yevmiye ile geçimlerini sağlıyor. Kimileri ilerleyen yaşına rağmen çocuklarına bakabilmek, kimileri ise okul ihtiyaçlarını giderebilmek için yaklaşık 8-9 saat pamuk tarlasında mesai yapıyor.

    İlerleyen yaşına rağmen pamuk topluyor

    Araban ilçesine bağlı Yolveren (Azezi) kırsal mahallesinde ikamet eden 7 çocuk annesi Perihan Avcı (77), 6 çocuğu ve 2 torununa bakabilmek için ilerleyen yaşına rağmen pamuk tarlalarında çalışıyor.

    7 çocuğundan birinin vefat ettiğini belirten Perihan Avcı, eşinin de ölümü üzerine ailenin tüm yükünün omzuna kaldığını belirterek, “Kendimi bildim bileli çalışıyorum. 2’si erkek 5’i kız olmak üzere toplam 7 çocuk dünyaya getirdim. 15 yıl önce kızım Fatma yakalandığı mide kanseri hastalığından vefat etti. Kızımın 1 erkek 1 de kız çocuğunun bakımı ve eğitimi bana kaldı. 13 yıl önce kocam Vakkas Alıcı da vefat etmesiyle birlikte ailemin tamamının geçimi bana kaldı. Araban Ovası’nda ki tarlalarda çalışarak, geçimimi sağlamaya çalışıyorum. Ben bu yaşta çalışmazsam bana kim bakar. Zor oluyor ama çalışmak zorundayım” dedi.

    Evinin ihtiyaçlarını karşılıyor

    İki kızıyla birlikte pamuk toplayan Türkan Yaşar, zorlu yolculukla çalışmaya başladığı pamuk tarlasında sıcağa rağmen 8-9 saat boyunca çalışmak zorunda olduğunu ifade etti. Evin ihtiyaçlarını karşılayabilmek için çalışmak zorunda olduğunu anlatan Türkan Yaşar, “Sabahın erken saatlerinde tarlaya geliyoruz. Traktörlerle yolculuk yapıyoruz. Zor oluyor ama çalışmak zorundayız. Yevmiye alabilmek için gelmek zorundayız. 2 kızım var, onlarla birlikte geldim. Onlar da okulu bıraktı, tarlada pamuk topluyor. Evimizin ihtiyaçları var, onları karşılamak zorundayız” şeklinde konuştu.

    Okula ara verdi

    Pamuk toplama dönemi nedeniyle okula ara verdiğini anlatan Şerife Yavuz ise kazandığı para ile hasta babasının ve okulun ihtiyaçlarını karşıladığını söyledi. Şerife Yavuz, “Okulu bıraktım. Ailem için çalışmak zorundayım. Çünkü babam da hasta çalışamıyor. Kazandığım para ile hem babamın ihtiyaçlarını karşılıyorum hem de okul ihtiyaçlarımı temin ediyorum” ifadelerini kullandı.

    Çavuşlar da zor koşullardan yakınıyor

    Tarlalarda çalışan işçilerin yanı sıra başlarında bulunan çavuşlar da zor koşullardan yakınıyor. Tarlada zor koşullara rağmen yevmiye kazanmak için çalıştıklarını anlatan işçi çavuşu İlhan Arslan, “Hasat olarak değilde dönüm olarak bir tarlaya giriyoruz.25-30 kişi yevmiyesine çalışıyoruz. Burada 25 kişiyiz.35 TL yevmiye alıyoruz. Sabah 7 akşam 4 gibi bırakıyoruz. Ne kadar da olsa zor oluyor” dedi.

    Üreticinin umudu baraj

    Yaşanan kuraklık nedeniyle verimin düştüğünü belirten üreticilerin umudu ise yapımı süren baraj oluyor. barajın yapımı tamamlanmasıyla birlikte kurak geçen yaz döneminde bile su sorunun çözüleceğini belirten Mehmet Bilekçi ise su sorunun çözülmesi ile verimin daha da artacağına inandığını kaydetti. Bilekçi, “50 dönüm pamuk ettik. Bu sene ki verimler geçen seneye göre düşük.350-400 verim alıyoruz bu sene. Sularımız bu sene az olduğundan dolayı verimler çok düşük. Bizim köyde baraj yapılıyor. Baraj faaliyeti geçtiğimi inşallah verimlerimizi eski düzenine kavuşturacağız” dedi.

    İşçiler tüm zorluklarına rağmen farklı hayallerle, çığırdıkları ilahiler eşliğinde 2 ay süren hasat döneminde pamuk toplamayı sürdürüyor.

  • “Pembe Prenses” kanser tarama TIR’ı Serik’te

    Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kanser Daire Başkanlığı’nın “Pembe Prenses” adı verilen kanser tarama TIR’ı Antalya’nın Serik ilçesine geldi.

    Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kanser Daire Başkanlığı’na ait “Pembe Prenses” adı verilen kanser tarama TIR’ı Serik Çınaraltı Meydanı’nda konuşlandırıldı. Samsun ve İzmir’den sonra üçüncü il Antalya’da, Serik Kaymakamlığı himayesinde Antalya İl Halk Sağlığı Müdürlüğü Kanser Şube Müdürü Uzm. Dr. Oya Dirican ve Serik İlçe Toplum Sağlığı Merkezi Başkanı Dr. Ramazan Irmak’ın sorumluluğundaki uzman ekip, 2-7 Eylül 2016 tarihleri arasında 30 yaş üstü kadınlara ücretsiz meme ve rahim ağzı kanseri taraması yapacak. TIR’da son model dijital mamografi cihazı ile maliyeti oldukça yüksek olan kansere özgü HPV-DNA numune alımı ücretsiz olarak yapılacak.

    Uzm. Dr. Oya Dirican yaptığı açıklamada, “Kanserde asıl olan kanserin ortaya çıkmasını engellemek için sağlıklı beslenme, hareket etme, kötü alışkanlıklardan uzak durma gibi sağlıklı yaşamaktır. Ancak kanser oluşmuşsa da o kişi için yapılacak en iyi şey erken teşhistir. Dünya Sağlık Örgütü tahminlerine göre dünyada her yıl 13 milyon insan kansere yakalanmakta, bunlardan 7 milyonu kanserden ölmektedir. Ülkemizde kanser, ölüm nedenleri içinde kalp ve damar hastalıklarından sonra ikinci sırada yer almaktadır. Kanser hem sık görülmektedir, hem de ortaya çıktığında hastaya ve yakınlarına yıkımı fazla olmaktadır. Kadınlarımız normal zamanlarda Kanser Erken Teşhis ve Eğitim Merkezi’ne (KETEM) müracaat edebilirler” dedi.

    Serik İlçe Toplum Sağlığı Merkezi Başkanı Dr. Ramazan Irmak da kanserde erken teşhisin önemli olduğunu ifade ederek, “Pembe Prenses Kanser Tarama Aracı’nın faaliyeti Antalya’da ilk Serik ilçemizde başladı. Bütün kadınlarımızı bekliyoruz” diye konuştu.

    Vatandaşlar da uygulamadan memnun olduğunu söyledi.