Etiket: Pazarının

  • Siber güvenlik pazarının yüzde 97’si yabancılarda

    Türkiye’de siber güvenlik pazarının yüzde 97’sinin yabancıların elinde bulunduğunu belirten uzmanlar, Türkiye’nin milli ve yerli ürün geliştirmesi gerektiğine ve bu konuda çalışmalar yapıldığını belirterek, “Yaklaşık 1,5 milyar dolar siber güvenlik pazarımızda, Türkiye’nin aldığı pay yalnızca 45 milyon dolar. Dışarıya 1,45 milyar dolar aktarıyoruz. Bu pazara ciddi yatırım ve ürün geliştirmek lazım” dedi.

    Yaşar Üniversitesi ve HAVELSAN işbirliğiyle düzenlenen CySec 2017 Siber Güvenlik Konferansında, Türkiye’nin dört bir yanından sektör temsilcileri, dernekler, akademisyen ve öğrenciler buluştu. HAVELSAN Teknoloji ve Akademi Direktörü Doç. Dr. İzzet Gökhan Özbilgin, siber güvenlikte milli çözümlerin olmazsa olmaz olduğunu vurgulayarak, HAVELSAN olarak yerli ve milli çözümler geliştirdiklerini belirtip sanayi ile akademi dünyasının bu alanda bir araya gelmesinin önemine dikkat çekti. Bilgi Güvenliği Derneği Denetleme Kurulu Başkanı Mustafa Ünver de 2017 yılında 1.5 milyar dolarlık hacmi bulması öngörülen Türkiye’nin siber güvenlik pazarının yüzde 97’sinin yabancıların elinde olduğunu belirterek, “Siber güvenlik önemli bir tehdit. Devletin ciddi anlamda desteklediği bu pazara yatırım yapmak ve ürün geliştirmek lazım” dedi.

    124 bin siber saldırı gerçekleşiyor

    Yaşar Üniversitesi Selçuk Yaşar Kampusunda yapılan Siber Güvenlik Konferansı iki gün sürdü. Konferans boyunca, sektör ve dernek temsilcileri ile Yaşar Üniversitesi akademisyenleri, siber güvenlikle ilgili birçok konuda bildiri sundu. Konferansın açılışında konuşan Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cemali Dinçer, “Dünyada, haftada ortalama 124 bin siber saldırı gerçekleşiyor. Saldırıların sayısı kadar neden olduğu hasarın parasal boyutları ürkütücü, yıllık 400 milyar dolar mali kayıp tahmin ediliyor ve 2019’da bu rakamın 2,1 trilyon doları bulacağı ön görülüyor. Siber güvenlikte, devlet, özel sektör ve tüm bilim kurumlarına önemli görevler düşüyor. Biz de akademik programlarımızla, araştırma konularıyla, kurduğumuz siber güvenlik laboratuvarı ile bu alana önem veriyoruz. Sorunların çözümünde, üniversite olarak mutlaka öncü olarak yer almalıyız. Bu işbirliğini çok önemsiyoruz” dedi.

    “Milli ürünler için çalışıyoruz”

    HAVELSAN’ın simülatörlerden akıllı hastanelere, E-Devlet hizmetlerinden komuta kontrole kadar yazılımın yoğun olduğu birçok alanda çalışan bir yazılım şirketi ve aynı zamanda bilişim alanında entagratör olduğunu hatırlatan HAVELSAN Teknoloji ve Akademi Direktörü Doç. Dr. İzzet Gökhan Özbilgin, “Akıl istenilen her yerde” olduklarını belirtti. Siber güvenlik alanında yaptıkları çalışmalarla ilgili de bilgi veren Özbilgin, sanayi ile akademi dünyasının teknoloji konusunda bir araya gelmesinin çok önemli olduğunu vurguladı. Doç. Dr. Özbilgin, “HAVELSAN olarak, siber güvenliğin milli güvenlikteki yerini çok iyi biliyoruz. Siber güvenlikte milli çözümler olmadığı müddetçe güvenli ve güvende olmamız mümkün değil. HAVELSAN, bu alanda yazılımlar üretiyor. Bu alanı ne kadar kendi yazılımlarımızla var edebiliriz, onun üzerine çalışıyoruz. Güvenlik duvarı, log analizi, veri sızıntısı önleme, siber tatbikat gibi milli ürünler geliştirilmeye devam ediyoruz. Şirketlere ve üniversitelere AR-GE desteği veriyoruz, yerli ve milli ürünler yapalım diye” diye konuştu.

    Nesnelerin interneti

    Nesnelerin internetinin gün geçtikçe hayatımıza daha fazla girdiğini belirten Doç. Dr. Özbilgin, “Nesnelerin interneti artık hayatımızın merkezinde. Nesnelerin internete bağlanması ile tehditlerin şekli değişti, hatta tehditlerin interneti bile diyebiliriz buna. Siber güvenlik burada ön plana çıkıyor. Savunmadan sağlığa, enerjiden ulaşıma her alanda nesnelerin interneti ve onun güvenliği çok önemli. Bu konuda da çalışmalar yürütüyoruz. Türkiye’de ve dünyada siber güvenlik alanında ciddi bir eleman açığı var. Ülkemizde 20 bin civarında siber güvenlik uzmanına ihtiyacımız var. Dünyada ise 2 milyon uzman eksiği var. HAVELSAN olarak nitelikli insan kaynağı konusuna çok önem veriyoruz. Bu nedenle üniversitelerle olan işbirliklerini hem projeler hem de yeni uzmanlar yetiştirmek adına çok önemsiyoruz. Ülkemizin dört bir yanındaki üniversitelerimizle çeşitli etkinliklerde buluşuyoruz” diyerek öğrencilere HAVELSAN’daki staj ve kariyer imkanlarıyla ilgili de bilgi verdi.

    “Yüzde 3’lük payımızı artırmamız gerekiyor”

    Bilgi Güvenliği Derneği Denetleme Kurulu Başkanı Mustafa Ünver ise Türkiye’de, 1,5 milyar dolarlık hacmi bulan siber güvenlik pazarının yüzde 97’sinin yabancıların elinde olduğunu hatırlattı. Bunun güvenlik açısından risklerinin yanı sıra mali boyutuna da dikkat çeken Ünver, “Türkiye, saldırıların hem hedefinde hem de saldırı için kullanılan bir ülke. Bankacılık sektöründe trojan saldırılarında hedef ülkeler arasında üçüncüyüz. Zararlı uygulama bulaşmış android uygulamalar sıralamasında da 448 bin cihazla 5. sırada Türkiye var. Nesnelerin interneti, elektronik ortamdaki büyüme nedeniyle tehdit de artıyor ve güvenlik önlemini de almak gerekiyor. JP Morgan, 2017’de siber güvenlik pazarını 120 milyar dolar olarak ön görüyor. Türkiye siber güvenlik pazarının yüzde 97’si yabancıların elinde. Yaklaşık 1,5 milyar dolar siber güvenlik pazarımızda, Türkiye’nin aldığı pay yalnızca 45 milyon dolar. Dışarıya 1,45 milyar dolar aktarıyoruz. Bu pazara ciddi yatırım ve ürün geliştirmek lazım” dedi.

    Stratejik açıdan çok önemli

    Siber güvenlik pazarının stratejik açıdan çok önemli bir pazar olduğunu vurgulayan Ünver, “Güvenlik açısından da ciddi tehdit, ancak fırsatlar da var tersinden bakarsak. Devletin ciddi anlamda desteklediği bu pazara yatırım yapmak ve ürün geliştirmek lazım. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığımız bunlar için AR-GE fonları ayırdı, Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi ve 2016-2019 eylem planında da yer alıyor” diyerek yapılması gerekenleri anlattı.

    Yaşar Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ahmet Koltuksuz ise siber güvenlik alanında yüksek lisans ve doktora programı bulunduğunu hatırlatarak, “Bu alanda üniversite olarak ciddi olarak çalışıyoruz. Siber güvenlik laboratuvarımızda siber savaş simülatörü geliştiriyoruz. Türkiye’nin uzman açığını gidermek için çalışıyoruz. HAVELSAN ile işbirliği çerçevesinde de lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerimiz, siber güvenlik alanında bitirme projelerini gerçekleştirme fırsatı bulacak” dedi.

  • Antalya’da çiftçi Rus pazarının açılmasını bekliyor

    Türkiye’nin en önemli örtü altı sebze üretim üssü Antalya’da çiftçiler, Rusya’nın sebze ambargosunu kaldıracağı günü dört gözle bekliyor.

    Rus hükümeti, 1 Ocak 2016 tarihinden itibaren ülkeye girişi yasaklanan bazı Türk meyveleri üzerindeki ambargoyu parça parça kaldırmıştı.

    Antalya’da çiftçilerin üretimlerinin büyük çoğunluğunu oluşturan domates ve salatalık üzerindeki kısıtlamanın kalkmaması ise endişe uyandırıyordu.

    Rusya Tarım Ürünleri Denetim Dairesi (Rosselkhoznadzor) Başkan Yardımcısı Aleksey Alekseenko’nun, Türk sebzelerine ithalat yasağının kaldırılmasına yönelik kararın 26-27 Aralık’ta açıklanacağını bildirmesi Antalyalı üreticileri sevindirdi.

    “Ürünün değeri artar”

    15 bin metrekare domates ekili serasının olduğunu ifade eden Ali Kesen, ürünleri satmakta sıkıntı yaşadıklarını söyledi.

    Çiftçiye de mazotun indirimli verilmesini isteyen Kesen, “ Yaklaşık 1 yıldır Rusya’ya ürün gönderemiyoruz. Sıkıntılarımız büyük. Bu yasak kalkarsa ihracatımız artar. Yasağın kalkması halinde ürünümüzün değeri daha fazla artar” diye konuştu.

    “İhracat olursa yüzler güler”

    Mustafa Yılmaz, 7 bin metrekare serasının domatesle ekili olduğu ifade ederek, yavaş yavaş ürünlerinin değerini almaya başladıklarını kaydetti.

    Rusya’nın ihracat kapılarının açtığı yönündeki söylemlerin bile pazarı hareketlendirmeye yettiğini dile getiren Yılmaz, “ Birkaç gün önce fiyatlar düşüktü. Biz üreticiyiz ve ürettiğimizi satmak zorundayız. İhracat olduğu sürece çiftçinin yüzü gülecektir. Beklentimiz yüksek, devletimiz Rusya pazarının tamamen açılması için çalışmalarını hızlandırdı. Umutluyuz” diye konuştu.

    “Her şey ihracata bağlı”

    19 yıldır domates üretimi yaptığını belirten Ahmet Şerif, girdilerin artmasına rağmen, domatesin satış fiyatının ise yükselmemesinden yakındı.

    Çiftçiye daha fazla değer verilmesini isteyen Şerif, “ Bize sahip çıksınlar. Domatesin kilogramı 90 kuruştan gidiyor. Masrafımızı karşıladıktan sonra cebimize para kalmıyor. İhracat kapımız Rusya’nın yeniden açılmasını istiyoruz. Bizim için her şey ihracata bağlı, çünkü iç piyasa malı bitirmiyor” dedi.

  • Rusya pazarının canlanması üreticiyi umutlandırdı

    Limon ihracatında geçen yıl yaşanan sıkıntının ardından bu yıl piyasanın iyi olması ve bahçede 0,80 kuruş ile 1 TL arasında müşteri bulması çiftçinin umudu oldu.

    Türkiye’nin önde gelen limon üretim bölgesi olan Ege’de, limon üretiminin merkezi durumunda bulunan Muğla’nın Ortaca ilçesinde limon hasadı devam ediyor. Limon alıcısı firmalar ürünlerin hasadı için bahçelerde yoğun çalışma sürdürüyor.

    Modern tesiste işleme yapılıyor

    Ortaca’da kurulan ve faaliyetlerine yoğun bir şekilde devam eden ORMESKOOP ürün işleme fabrikasında çalışmaları takip eden Ortaca Ziraat Odası Başkanı Salim Çöllü bahçelerde kesimlerin yoğun bir şekilde devam ettiğini hatırlatarak, “Bahçeden kesilen yeşil renkteki limonlar, kooperatifimizin fabrikasına geliyor. Burada bir sarartma işleminden geçtikten sonra, ihracata yönelik seçilmesi ve paketlemesi devam ediyor. İşlemleri biten ve ihracata hazır hale gelen ürünlerimiz tırlara yüklenerek gerekli yerlere gönderiliyor” diye konuştu.

    Enterdonat limon için patent çalışması

    Bölgede ağrılıklı olarak enterdonat limon yetiştiğini aktaran Çöllü, “55 bin ton limonun hepsi enterdonat cinsi, Güzelyurt, Çaylı, Karadonlar ve Dalyan bölgesinde limon mevcut. 5-6 yıldır enterdonat limonu ’Ortaca Limonu’ olarak patentleme çalışmalarımız ticaret odası iş birliği ile devam ediyor” dedi.

    Pazarın genellikle Rusya ağırlıklı olduğunun altını çizen Çöllü, Avrupa, Suudi Arabistan, Kuzey Irak, Romanya ve Bulgaristan gibi bölgelere ihracatlarının devam ettiğini de sözlerine ekledi.

    “Maliyetler yüksek”

    Geçen sene 6 ton limon aldığı bahçesinde bu sene 30 ton civarında ürün olduğunu söyleyen limon üreticisi Hamdi Şarlak ise “Üretimini, bakımını ve satışını yaptık. Satışına baktığımızda geçen yıllara göre bu sene fiyatlar biraz daha iyi, limonu ben 1 liradan verdim. Fakat girdilerin çok yüksek olması, bizi zor durumda bırakıyor. Bu fiyat geçmiş yıllara göre iyi ama bunun maliyetini hesap ettiğimiz de yüksek değil. Geçen sene tüketiciler bu limonu 10 liraya yediler. Bizim en yakınımızda Muğla Merkez’de bile 10 liranın üzerinde yediler. Bizim limonu en azından 1 buçuk ya da 2 liraya satmamız gerekiyor diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.

    20’den fazla ülkeye ihracat

    İlçeye bağlı Çaylı Mahallesi’ndeki bahçede limon hasadı yapan bir firma yetkilisi Hüseyin Aslan da ağaçların boş ve ilaç tabanının zayıf olmasından dolayı hastalıkla mücadele yapıldığını aktardı. Bu sene Ortaca, Dalaman bölgesinin rekoltesinin çok yüksek olduğunu belirten Aslan, şunları kaydetti:

    “Rekolte bu sene yüksek, 50 binin üstünde olduğu tahmin ediliyor. İnşallah pazarı da güzel olur. Bizde kestiğimiz ürünleri, fabrikalarımıza gönderiyoruz. Oradan ihracat yapılıyor, marketlere ulaşıyor. 20’den fazla ülkeye ihracatımız var. Narenciyede dahil olmak üzere, bu sene inşallah daha fazla olacak. Bu sene Ortaca, Dalaman bölgesinin rekoltesi çok güzel, her şirket şuanda kesimine başladı. Kesim için tam mevsimi diyebiliriz.”

  • Kurban pazarının en büyükleri 11 bin ile 2 bin liradan satışa çıkarıldı

    Tokat’ta kurulan kurban pazarının en büyük kurbanlığı 590 kilo ağırlığındaki büyükbaş 11 bin liradan, en büyük küçükbaş kurbanlık ise 2 bin liradan satışa çıkarıldı.

    Tokat-Turhal karayolu üzerinde mal pazarında açılan kurban pazarında küçükbaş ve büyükbaş kurbanlıklar alıcılarını bekliyor. Henüz hareketliliğin başlamadığı kurban pazarında Cuma gününden sonra yoğunluğun artması bekleniyor. Vatandaş fiyatların yüksekliğinden şikayet ederken, satıcılar ise maliyetler nedeni ile kurbanlık fiyatlarının arttığını kaydetti. Çat beldesinden getirdiği 566 kilo ağırlığındaki Efe’yi 10 bin, 590 kilo ağırlığındaki Melez’e 11 bin liradan satışa çıkaran Duran Boyraz, 30 yıldır hayvancılık yaptığını ifade ederek, “Şu anda benim getirdiğim kurbanlıklar pazarın en büyüğü. 9 bin liradan 3 kurbanlık sattım. Fiyat soran çok ama henüz kurban satışlarında canlılık yok. Fiyatlar geçen yıla göre yüksek. O nedenle vatandaşlar biraz çekimser kalıyor. Son günleri bekleyenler oluyor” dedi.

    Çat beldesinden kurbanlık getiren İbrahim Boyraz satışların henüz durgun gittiğini, 5 günde 7 büyükbaş kurbanlıktan 2 tanesini satabildiğini söyledi.

    Artova ilçesine bağlı Yukarıgüçlü köyünde 20 yıldır hayvancılık yapan Nurettin Bekdemir ise küçükbaş kurbanlıklardan 60 kiloluk koçu 2 bin liradan satışa çıkardı. Küçükbaş kurbanlıkların 750 lirandan başladığını ifade eden Bekdemir, satışların önümüzdeki günlerde canlanmasını beklediklerini kaydetti.

  • Hayvan pazarının kralı

    Bursa’nın İnegöl ilçesinde kurulan hayvan pazarında satışa sunulan 1 ton 200 kilo ağırlığındaki “Kral” adlı Tosun, 16 bin 500 liraya alıcı buldu.

    Artvin Şavşat’tan İnegöl’e getirilen Kral adlı Simental cinsi Tosun, büyüklüğüyle ve fiyatıyla vatandaşların ilgi odağı oldu. 3 yaşındaki tosunun 16 bin 500 liraya alıcı bulduğunu ifade eden besicisi Murat Seçkin, Kral’ın canlı ağırlığının 1 ton 200 kilo geldiğini söyledi. Kral’ı özel olarak beslediklerini belirten Murat Seçkin, “Şavşat’tan 12 yıldır İnegöl’e kurbanlık satmak için geliyoruz. Kral adını verdiğimiz hayvanımızı 16 bin 500 liraya sattık. 1 ton 200 kilogram ağırlığında. Alana hayırlı olsun. İlk sattığımız hayvan bu. Hayvanlarımızı dağlarda otlatıyoruz. 2 yıl önce de İnegöl’e bir tonluk bir hayvan getirmiştim. Bunun bir üstü var, seneye onu da İnegöl’e getireceğiz” dedi.

    Kral’ın Hollanda’dan annesinin karnında geldiğini ifade eden Murat Seçkin, “Bu hayvanı alıp 2-3 ay merada güttük. Çok ağır olduğundan dolayı, daha sonra ahıra alıp içeride besledik. Kars’taki bazı arkadaşlar özel yem gönderdiler. Farklı olsun diye onlar da çok ilgilendiler. Annesinin karnında Hollanda’da gelen bir hayvan. Cinsi Simental” şeklinde konuştu.