Etiket: Pazarına

  • Gıda İhracatçıları Japon Pazarına Açılıyor

    Gıda tüketiminde kaliteden öden vermeyen, yıllık 60 milyar doların üzerinde gıda ithalatı yapan Japonya’da düzenlenen Foodex Japan 2016-41. Uluslararası Gıda ve İçecek Fuarı, Türk gıda ihracatçıları için Japonya ve Uzakdoğu pazarına ulaşmak için altın fırsatlar sunuyor.

    Türkiye Milli Katılım Organizasyonu Ege İhracatçı Birlikleri tarafından yapılan Foodex Japan 2016-41. Uluslararası Gıda ve İçecek Fuarı, 08-11 Mart 2016 tarihleri arasında Japonya’nın Chiba kentinde Makuhari Messe (Nippon Convention Center)’da düzenlenecek.

    Japonya’nın tarım ve gıda ürünleri ihtiyacının önemli bölümünü ithalat yoluyla karşıladığını, gıda ihtiyacının sadece yüzde 40’ını kendisi karşılayabilen ve 130 milyon nüfuslu bir ülke olduğunu ifade eden Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Sabri Ünlütürk, Foodex Japan Fuarı’na, 2015 yılında 79 ülke ve bölgeden toplam 2 bin 977 firma ve yaklaşık 77 bin ziyaretçinin katıldığını belirterek, Türk firmalarına Japonya ve Uzakdoğu pazarında konumlarını güçlendireceklerini belirtti.

    Türkiye’den 2015 yılında Japonya’ya 148 milyon 482 bin dolarlık gıda ürünleri ihracatı yapıldığını anlatan Ünlütürk, “Yıllık 60 milyar dolarlık gıda ithalatı yapan Japonya, tarım ve gıda ürün ihtiyaçlarının büyük bir kısmını ithalatla karşılıyor. Türklere karşı müthiş sevgileri var. Bunu Türk-Japon Ortak yapımı Ertuğrul filmiyle de perçinledik, Japonya’da bu film çok ilgi gördü, çeşitli ödüller aldı. Japonya’da ithalatçılar sizden bir kez mal aldıkları zaman sizi unutmazlar. Herkes bu ülkeye mal satmak istiyor. Tek şartları var, o da kalite” diye konuştu.

    FOODEX’TE HANGİ ÜRÜNLER OLACAK?

    EİB Koordinatör Başkanı Sabri Ünlütürk, Japonya’ya makarna çeşitleri, kuru meyveler (kuru kayısı, çekirdeksiz kuru üzüm, antep fıstığı, kuru incir), zeytin ve zeytinyağı, un ve unlu mamuller, domates salçası ve konserveleri, turşular, şekerlemeler, dondurulmuş gıdalar, meyve ve sebzeler, gıda katkı maddeleri, organik gıdalar, hazır çorbalar, çeşniler, meyve suyu, maden suyu, diğer alkollü ve alkolsüz içecekler vb. gıda ve işlenmiş tarım ürünleri sektöründe uluslararası standartlara uygun ürün üretimi yapan ihracatçıların Foodex Japan 2015 41.Uluslararası Gıda ve İçecek Fuarı’na katılmalarını önerdi.

    8-11 Mart 2016 tarihleri arasında Japonya’nın Chiba kentinde Makuhari Messe (Nippon Convention Center)’da düzenlenecek olan Foodex Japan 2015 41.-Uluslararası Gıda ve İçecek Fuarı’nın Türkiye milli katılım organizasyonuna 35 Türk firması katılıyor. Fuar alanında aynı zamanda bu sene Türk asıllı İtalyan tasarımcı Erdem Şeker tarafından dizayn edilen 42 metrekarelik bir trend alanımız yer alacak, bu alanda tadım aktiviteleri ve görsel enstelasyonlar ile Türk gıda ürünlerinin tanıtımı yapılacak.

  • Patentini Aldığı Tatlıyı Dünya Pazarına Servis Edecek

    Eskişehir’in Sarıcakaya ilçesinde lokanta işleten Zafer Karakaya, kadayıfa sardığı kızarmış dondurmanın patentini aldıktan sonra nefis tatlıyı dünya pazarına servis edebilmek için fabrika açmaya hazırlanıyor.

    Yurt dışında çalışırken kızarmış dondurma ile kadayıfı birleştirme fikrinin aklına geldiğini anlatan lokanta işletmecisi Zafer Karakaya, Sarıcakaya halkının da vazgeçemediği dondurmayı ihraç edebilmek için gün sayıyor. Kadayıflı kızarmış dondurmanın patentini de alan Karakaya, Sarıcakaya’ya şimdilerde bir fabrika kuruyor. Fabrika ise bir ay sonra üretime geçecek ve yılda tahminen 4-5 milyon civarında kadayıflı kızarmış dondurmayı hem Türkiye’ye hem de yurt dışına gönderecek. Kadayıfın içerisine isteğe göre farklı dondurma çeşitleri konulabilecek. Paketlerde satılacak olan tatlı için 220 derecelik bir kızgın yağ gerekiyor. Tatlı, kızgın yağın içerisinde 10 saniye bekletildikten sonra servis ediliyor.

    “TABİ HEMEN BİR KEREDE OLMADI; PATLADI, ELİMİZ AYAĞIMIZ YANDI”

    Kadayıflı kızarmış dondurma fikrinin nereden geldiğini anlatan Zafer Karakaya, meslek hayatından da bilgiler verdi. 35 yıldır aşçı olduğunu belirten Karakaya, “15 yılım yurt dışında geçti. Gemilerde ve turizm bölgelerinde çalıştım. Farklı yemekler gördüm. Aslında en büyük esinlendiğim şey, içine sarılıp bir şey kızartılır mı oldu. Daha sonra kadayıfın içine dondurmayı koydum. Tabii hemen bir kerede olmadı; patladı, elimiz ayağımız yandı. Daha sonra formülü buldum ve bu şekilde çıkardım. 2007 senesinden beri de Sarıcakaya’dayım. 2012 senesinde Türk Patent Enstitüsü’ne başvurdum. Oradan da kadayıf kaplı kızarmış dondurmanın patentini aldım. Sonrasında da fuarlara gitmeye başladık. 2013 yılında Türk Patent Enstitüsü bizi İstanbul’da fuar merkezine davet etti. ’Bütün mucitler ürünlerini sergiliyor, sizde katılır mısınız?’ dediler. Biz de katıldık, orada çok büyük rağbet gördük. Bütün şehirlerden hatta yurt dışından gelenler ürünü alıp götürmek istediler. Biz de fabrikalaşalım dedik. Şu anda yeni bir oluşum içerisindeyiz ” dedi.

    “AVRUPA ÜLKELERİNDEN BİRİNDE ÜRETİM YAPARAK, SORUNU AŞMAYI DÜŞÜNÜYORUZ”

    Türkiye’nin 62 iline ürünlerinin ulaştığını dile getiren Karakaya, Şırnak’a kadar ürün gönderdiklerini anlattı. Fabrikanın yaklaşık bir ay sonra üretime geçeceğinden de bahseden Karakaya, “Zaten şu anda talepler var. Onları değerlendiriyoruz. Fabrika kurulduktan sonra da ihracata başlayacağımızı düşünüyorum. Fabrika olarak yarı mamul şeklinde gönderiyoruz. Yarı mamul olarak gönderdiğimiz için bize gerekli olan sadece bir derin dondurucu, eksi 18 derecede saklanıyor. Kullanacağımız zaman 220 derecedeki kızgın yağın içerisine atarak 10 saniye bekliyoruz. İsteğe göre bal, çikolata sos ile servis edilebilir. Geçen seneki satışımız yaklaşık 1 milyon adetti. Bu sene daha fazlasını bekliyoruz. Geçen sene İstanbul’da fuara gittiğimizde ben 35 ülkeden ihracat teklifi aldım. Amerika’dan, Çin’e kadar. Fakat Türkiye’nin ve Dünya’nın mevzuatları çok sıkıntılı. Yani Amerika’nın gıda kodeksi ile Almanya’nın gıda kodeksi birbirine uymuyor. Özellikle de Avrupa Birliği, Türkiye’den süt ve hayvan ürünleri almıyor. Maalesef bu konuda biraz sıkıntılıyız. Onun için ilk önce yapabileceğimiz ihracatlara bakıyoruz. Bizim için Arap Yarımadası var, Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar gibi yerlerle başlayacağız. Gerekirse Avrupa ülkelerinden birinde üretim yaparak, bu sorunu da böyle çözmeye çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

  • ATSO İran Pazarı’na Girdi

    Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) uluslararası ambargonun kaldırılmasından sonra dünya ticaretinin gündemine oturan İran’ı yakın markaja aldı. Bu kapsamda ATSO Başkanı Davut Çetin, Yönetim Kurulu Üyeleri Hüseyin Barut ve Ayhan Kızılsavaş ve AB ve Dış İlişkiler Müdürü Burcu Topkaya İran’da yoğun temaslarda bulundu. Ziyaretler kapsamında İran Alborz Ticaret Sanayi Madencilik ve Tarım Odası ile de işbirliği protokolü imzalandı.

    Başkan Davut Çetin başkanlığında, 15-18 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilen ziyaretlerin ilk durağı Türkiye’nin Tahran Büyükelçisi Rıza Hakan Tekin oldu. Büyükelçi Tekin, İran’ın komşu ülke olması ve vize uygulaması bulunmaması nedeniyle avantajlı bir ülke olduğunu kaydetti. Tekin, İran’ın özellikle turizm yatırımları konusunda bir cazibe merkezi olduğunu ve hizmet sektörüne yönelik kurslar açılması konusunda da işbirliği yapılabileceğini belirtti.

    Başkan Davut Çetin de ATSO üyelerine yeni pazarlar açmak ve gerekli temaslarda bulunmak üzere İran’a geldiklerini kaydederek, “Buradaki büyük ticaret potansiyelinin farkındayız. Ön heyet olarak tasarladığımız bu ziyarette hangi sektörlerde işbirliği yapabileceğimizi değerlendireceğiz. Daha sonra da büyük bir Antalyalı işadamı grubuyla tekrar İran’ı ziyaret etme planımız var” dedi. Başkan Çetin ATSO projeleriyle ilgili de Büyükelçi Tekin’e bilgiler verdi.

    Daha sonra İran Ticaret, Sanayi, Madencilik ve Tarım Odası’nı ziyaret eden ATSO heyeti burada Başkan Vekili Hosein Pirmozaen’la görüştü. Ortak yatırım imkânları konularında bilgi alışverişinde bulunulan ziyarette Alborz Ticaret, Sanayi, Madencilik ve Tarım Odası Başkanı Rahim Bana Molaie de bulundu. Başkan Molaie, Alborz Eyaleti ile Antalya arasında turizm ve tarım potansiyeli açısından benzerlikler bulunduğunu belirterek, İran’ın en büyük kayak merkezinin Alborz Eyaleti’nde olduğunu kaydederek, “Turizm yatırımları konusunda işbirliği yapabiliriz” şeklinde konuştu.

    Ziyaret sonunda Alborz TSO ve ATSO arasında işbirliği protokolü imzalandı. Anlaşmaya ATSO Başkanı Davut Çetin ile Alborz Ticaret, Sanayi, Madencilik ve Tarım Odası Başkanı Rahim Bana Molaie imza koydu. Başkan Davut Çetin “2011 yılında da İsfahan TSO ile bir işbirliği protokolü imzaladıklarını hatırlatarak, bu imza ile iki oda arasında örnek olacak çalışmalar yapacağız. Hayırlı olsun” dedi.

    Ziyaret kapsamında 9. Tahran Uluslararası Turizm Fuarı da ziyaret edildi. ATSO heyeti fuarda Antalya’dan ve Türkiye’den gelen ziyaretçilerle fikir alışverişinde bulundu. Sağlık turizmi konusunda uzmanlaşmış firmaların temsilcileriyle de görüşmeler yapıldı. Fuarı değerlendiren Başkan Davut Çetin, ilaç sektörünün oldukça gelişmiş olduğu İran ile sağlık turizmi konusunda işbirliği yapılabileceğini kaydetti.

    Ziyaretin son gününde Alborz TSO’nun davetlisi olarak Kerec kentinde bulunan Simin Dasht Sanayi Bölgesi de ziyaret edildi. ATSO heyetini Sanayi Bölgesi Başkanı Hasan Khani, Eş Başkanı Hosein Pirmoazen ve Bölge Müdürü Hojat Bahadori Kia karşıladı. 230 sanayicinin ilaç, gıda, sağlık, kozmetik, plastik ve mekanik konularında faaliyet gösterdiği bölge hakkında bilgiler alan Başkan Davut Çetin ve Yönetim Kurulu üyeleri burada üretim yapan fabrikaları da ziyaret etti. Başkan Davut Çetin’de Antalya Organize Sanayi Bölgesi, Antalya ekonomisi ve Odamız hakkında bilgiler verdi.

  • Nilüfer Organik Ürün Pazarı’na İlgi Artıyor

    Türkiye’nin ikinci organik pazarı olma özelliği taşıyan Nilüfer Organik Ürün Pazarı’na ilgi her geçen gün artıyor.

    Bursa’nın ilk, Türkiye’nin de ikinci organik ürün pazarını 2006 yılında hayata geçiren Nilüfer Belediyesi, pazarın daha fazla kişiye ulaşabilmesi için çalışmalarını sürdürüyor. Kullanılan yoğun tarım kimyasalları ve sentetik gübrelerin insan sağlığı ve çevreye verdiği zararlar günümüzde en çok tartışılan konulardan biri olmayı sürdürürken, Nilüfer Belediyesi’nin tüketicilerin sağlıklı gıdalara ulaşabilmeleri için açtığı Organik Ürün Pazarı, tüketiciyi birinci elden üreticiyle buluşturuyor. Açıldığı günden bu yana binlerce tüketicinin daha çok Bursa’da üretim yapan organik sertifikalı ürün almasını sağlayan Nilüfer Organik Ürün Pazarı, her hafta cumartesi günleri Konak Mahallesi’ndeki kapalı pazar alanında hizmet veriyor.

    Hem üreticiler hem de tüketiciler Nilüfer Belediyesi’nin kendilerine sunduğu bu imkandan memnun. Doğru ve sağlıklı gıdaya organik tarımla ulaşmanın mümkün olduğunu belirten üreticiler, ‘Bizler sağlıklı, kaliteli ve güvenilir gıdalar tüketme hakkı olan tüm tüketicilerin bu taleplerini karşılamak üzere buradayız’ dediler.

    Nilüfer Organik Ürün Pazarı sayesinde sağlıklı ürünlere ulaşabildiklerini belirten vatandaşlar, ‘Organik üretim sayesinde toprak su ve havanın kirliliği de önleniyor. Bizler de çocuklarımıza daha sağlıklı gıdalar yedirebiliyoruz’ diye konuştu.

    Halka daha sağlıklı ve güvenilir ürünler sunmayı istediklerini belirten Nilüfer Belediyesi Çevre ve Kırsal Alan Danışmanı Arca Atay ‘Organik Ürün Pazarı her geçen gün daha çok ilgi görüyor. Nilüfer Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü, pazara her giren tüm ürünlerin kontrolünü yapıyor’ dedi.

    Nilüfer Organik Ürün Pazarı’nda cumartesi günü saat 13.00’de yılbaşı programı düzenlenecek.

  • Defacto Azerbaycan Pazarına Girdi

    Türkiye’nin hazır giyim ve moda markalarından DeFacto, Gürcistan’ın ardından Azerbaycan’da da mağaza açtı.

    Türkiye’nin hazır giyim ve moda markalarından DeFacto, Azerbaycan pazarına da girerek ilk mağazasını Bakü’de hizmete açtı. DeFacto, Azerbaycan mağazasıyla yurt dışındaki mağaza sayısını 43’e çıkardı.

    Azerbaycan pazarına girişiyle ilgili bir açıklama yapan DeFacto Perakende Grup Başkanı İhsan Ateş, yurt dışı yatırımlarına hız verdiklerinin altını çizerek, yeni pazarlara girmeye devam edeceklerini, 2025 yılında 50 ülkede mağazalarıyla, 100 ülkede çevrimiçi hizmet vereceklerini belirtti.

    Kardeş ülke Azerbaycan gerek gelişmeye açık yüksek potansiyeli, gerek tarihsel ve kültürel yapıları, gerekse alışveriş alışkanlıkları açısından Türkiye’ye yakınlığı nedeniyle çok önemli bir pazar olduğunu bildiren Ateş, “İyi analiz ettiğimiz bu pazardaki ilk mağazamızı açtık, 2016’da 2 yeni mağaza daha açmayı, 5 yıl içinde de Azerbaycan halkına hizmet verdiğimiz mağaza sayısını 15’e çıkarmayı planlıyoruz” dedi.