Etiket: Paşa

  • Barbaros Hayrettin Paşa sismik araştırma gemisi, Gazimağusa’ya geçti

    21 Nisan’da faaliyetlerine başlayan ve sismik araştırmalar için Kıbrıs açıklarında bulunan Barbaros Hayrettin Paşa Gemisi, Gazimağusa açıklarında araştırmalarına devam ediyor.

    Türkiye’nin NAVTEX ilanının ardından Akdeniz’deki çalışmalarına 21 Nisan’da başlayan Barbaros Hayrettin Paşa sismik arama gemisi araştırmalarına devem ediyor. Barbaros Hayrettin Paşa sismik araştırma gemisi, denizin 8 kilometre altındaki jeolojik yapıları inceleyebiliyor. İki ve üç boyutlu sismik veri toplayabilen gemi 31 Mayıs’a kadar araştırmalarına devam edecek.

    Türkiye, Güney Kıbrıs Rum tarafının temmuz ayında başlayacak olan doğalgaz aramalarına Kuzey Kıbrıs Türk tarafının da hakkı bulunduğu gerekçesiyle karşı çıkıyor. Barbaros Hayrettin Paşa sismik arama gemisinin Akdeniz’deki arama faaliyetlerinden oldukça rahatsız olan Güney Kıbrıs Rum yönetimi de araştırma gemisini yakından takip ediyor.

  • Bursa’da darbe girişimini önleyen Paşa şahit olarak dinlendi

    Bursa’da 15 Temmuz darbe girişimini önleyen ve gözaltındaki albayın üzerinden çıkan belgelerle Türkiye’deki darbecilerin kısa sürede tespitini sağlayan dönemin Bursa Jandarma Bölge ve Garnizon Komutanı emekli Tümgeneral Seyfullah Saldık, mahkemede o geceyi bir kez daha anlattı. Darbeci askeri yumruklarla yere indiren, sözde sıkıyönetim komutanı Yurdakul Akkuş’u kısa sürede gözaltına aldırtan Saldık, “Ben vatanıma ihanet etmedim. Benim hukukum çiğnense de, vatanımızın milletimizin hukukunu çiğnemedim, çiğnetmedim” dedi.

    15 Temmuz darbe girişiminin ardından Türkiye genelinde hakkında ilk gözaltı kararı verilen Albay Yurdakul Akkuş ve 13 tutuklu sanığın yargılanmasına Bursa 8. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edildi. Haklarında ’anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme’, ’Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya ve görevini yapmasını engellemeye teşebbüs’, ’silahlı terör örgütü kurma, yönetme, silahlı terör örgütüne üye olma’ suçlarından 3’er kez ağırlaştırılmış müebbet ve 20 yıla kadar hapis cezası istenen 16 sanık, duruşmada daha önceki ifadelerini tekrarladı.

    Duruşmada şahit olarak dinlenen dönemin Bursa Jandarma Bölge ve Garnizon Komutanı Emekli Tümgeneral Seyfullah Saldık, Bursa’da darbe girişimini nasıl önlediğini detaylarıyla anlattı. Darbeyi haber aldığında hemen Bölge Komutanlığına geldiğini belirten Saldık, “Kemal Şahintürk Albay beni telefonla aradı. Komutanım, ’Bölge Komutanlığımızın Harekat Merkezi beni aradı. Vahim bir durum var. Genelkurmay’dan bir sıkıyönetim mesaj emri gelmiş. Bursa’da da İl Jandarma Komutanı Yurdakul Albay Sıkıyönetim Komutanı olmuş. Muhtemelen cemaatçiler darbe yapıyor olabilir’ dedi. Ben de kendisine, ’Bunu asla kabul etmem. Ben buna karşıyım. Hemen garnizona gel, buluşalım’ dedim. Benden önce darbecilerin kışlaya gelebilme ihtimalini düşünerek Kemal Albay’ı aradım. Ona, ’Nizamiyeye emrimi ilet. İçeri kimse alınmayacak. Kışladaki Jandarma Özel Harekat Timi nizamiyeyi takviye etsin. Zorlayan olursa ateş edilsin’ talimatını verdim. Hemen yola çıktım. İl valimize haber verdim. Bir sıkıyönetim emri geldiğini söyleyerek, ’Sayın Valim, ben bu emri tanımıyorum. Emir vererek nizamiyeyi kapattım. Müdahale edeceğim. Ben sizin emrinizdeyim’ şeklinde bilgi verdim” diye konuştu.

    “İhanetin asla tarafı olmadım”

    Nizamiyeye geldiğinde JÖH tim komutanını yanına çağırdığını ifade eden Saldık, “Ona emrimi hatırlattım. Mevzileri kontrol ettim. ’Asla içeri kimseyi almayacaksınız. Gerekirse ateş edeceksiniz’ dedim. Nizamiye yanında gece vardiyasındaki hazır kıta timini ve rütbelileri gördüm. O ara Kemal Albay yanıma geldi. Personeli toplayıp, ’Arkadaşlar, bir emir gelmiş. Ben bu emri tanımıyorum. Bu kanunsuz bir emirdir. Ben haram yemedim. Vatanıma milletime bağlıyım. Bu emre uymak ihanet olur. Biz asla ihanetin tarafı olmayacağız. Yasal komutanınız benim. Bu emre uyarsanız büyük suç işlersiniz. Sakın kimse uymasın’ diye bağırarak personeli ikaz ettim. Emir komutayı personel üzerinde devam ettirdim. Silahlık kapatılıp, kimseye silah verilmemesini, silahlık anahtarları bana getirilmesini söyledim. JÖH Taburu’nu da destek için çağırdım. Tam makamıma hareket edecekken, önüme birisi dikildi. Karanlıktı tam seçemedim. Bana direkt, ’Komutanım, Sıkıyönetim Komutanı Yurdakul Albay’ın emri var. Sadece odanıza gidecekmişsiniz. Başka bir yere girmeyecekmişsiniz’ şeklinde emir söylemeye kalkıştı. Ben o an deliye döndüm. Çünkü 5-6 dakikadır, gelen bu emri tanımayacağımı söylüyorum. O da nizamiyede bunu duymasına rağmen, ’Sen nasıl böyle bir şeyi bana söyleyebilirsin. Ne emri ulan, ne sıkıyönetimi. Ben emri Cumhurbaşkanımdan, Genelkurmay Başkanımdan alırım. Ben onların emrindeyim. Ben haram lokma yemedim’ diye bağırarak kendimden geçtim. Sağlı sollu yumruklarla bunu yere indirdim ve tekme attım” diye konuştu.

    “Cesedimi çiğnemeden giremezsiniz”

    “JÖH Timi’ne bu kişiyi almalarını söyledim” diyen Saldık sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Tekrar nizamiyeye yöneldim. Oradaki personele, ’Kimse böyle bir hata yapmasın. İhanet etmiş olur’ dedim. Tam nizamiye önünden harekete geçecekken, karşıdan Yurdakul Albay’ın geldiğini gördüm. Üzerine hücum ettim, kaçtı. ’Ne yapıyorsunuz, ben bir şey yapmıyorum’ dedi. Ben de ’Adın geçiyormuş gelen emirde’ dedim. ’O sıkıyönetim emri’ dedi. Ben de ’Bu emri tanımıyorum. Derhal kışlayı terk et, derhal dışarı’ dedim. Ben onun yeni içeri girmekte olduğunu zannettim. Yanımda da Kemal Albay, JÖH Tim Komutanı var. Ancak Yurdakul Albay çıkmak istemedi. Direniş gösterdi. Geri geri kaçtı. Nizamiye kapısının 5-6 metre önündeydik. Kolundan çeke çeke, nizamiye kapısına getirdim. Onu dışarıya attım. Bariyerlere yaslandım. Ona, ’Cesedimi çiğnemeden, kimse bu kışlada, ihanete girişemez. Sen de içeri giremezsin’ dedim. Onu kışladan atarken, ’konuşalım’ dedi. Kesinlikle konuşmadım, derhal dışarı attım. Dışarıda çok personelin biriktiğini gördüm. Siviller de gelmeye başladı. Nizamiye dışındaki yol kenarının sıkıntılı hal aldığını gördüm. Dışarı çıktım. Yurdakul Albay hala bana sesleniyordu. ’Gelen sıkıyönetim emri. Yanlış yapıyorsun’ dedi. Ben de, ’Yanlış yapmıyorum. Ben bu emri tanımıyorum. Defol buradan git’ dedim. Tüm personele, ’Arkadaşlar burada beklemeyin. Durum normal. Kanunsuz emre kimse uymasın. Ben kanunlara bağlıyım. Evlerinize gidin’ diye bağırdım. Nizamiyeye dönüp tekrar emir verdim, ’Özellikle Yurdakul albayı içeri almayacaksınız’ dedim.”

    “Güvendiğim subaylardan Latif Yarbay ile Tonguç Binbaşıyı içeri çağırdım” diyen Saldık, şunları söyledi:

    “Oradan makam odama gittim. Kriz merkezi kurdum. Özellikle kriz merkezini makam odamda kurup bizzat kendim emir komuta ettim. Meğer benim haberim yok. Ben Yurdakul albayı nizamiye kapısının önünde görüp karşılaştım sanıyordum. Ama o benden tahminen 10 dakika önce Kemal Albay ile aynı anda kışlaya girmiş. Kışlaya girişte Kemal Albay ile Yurdakul Albay görüşmüş. Kemal Albay odasına, Yurdakul Albay da İl Jandarma Harekat Merkezi’ne gitmiş. Bunu sonradan öğrenince ’Derhal işlem yapacağım, yakalama kararı çıkartmamız gerekir. Takip edin. Şu an nerededir’ diye bağırdım. Özellikle Latif Yarbay bana yardımcı oldu. Komutanım, ’Yurdakul Albay Osmangazi’ye gitmiş. Personeli de oraya çağırmış’ dedi. Ben de müdahale edip, ’Kimse oraya gitmeyecek. Bunun için yardımcıları bana telefonla bağlayın’ dedim. Onlara ’Yurdakul Albay suç işliyor, ihanet ediyor. Asla onun emrine uymayın. Yasal komutanınız benim. Derhal yanıma geleceksiniz. Personele de emrimi iletin. Osmangazi’ye kimse gitmesin’ emrini verdim.”

    “Üzerinden 81 ilin sıkıyönetim komutanlarının listesi çıktı”

    Yurdakul Albay’ın süratle gözaltına alınması kararını verdiğini kaydeden Seyfullah Saldık, “Bunun için Şevket Yüzbaşı’ya ulaştım. ’Oraya git. Yanına güvendiğin subay astsubaylardan al. Polis ekibi çağıracağım. Gelecek olan polis ekibine refakat edeceksin. Sorunsuz bir şekilde nizamiyeden alacak. Yurdakul Albay’ın bulunduğu odaya götüreceksin. Her türlü desteği ver. Süratle gözaltı yapacağız’ dedim. Başsavcımızı arayarak, ’Süratle müdahale etmemiz lazım. Sizden yetki istiyorum. Personel görevlendirdim. Şimdi sayın valimden polis isteyeceğim, gözaltı yapacağız’ dedim. Sayın başsavcım da beni ’Yetki veriyorum, gereken her şeyi yap’ diyerek destekledi. İl valimizi aradım. Ona da aldığım tedbirleri arzettim. ’Bir polis ekibi gelirse süratle gözaltını yapabiliriz’ dedim. Valim de, ’Paşam ben derhal polise talimat veriyorum’ dedi. Oradan İl Emniyet Müdür Vekilini aradım. Kendisine gelişen durumu bildirdim. Osmangazi’de bir sıkıntı olmadığını, Yurdakul Albay’ın karakol komutan odasında oturduğunu, yanında 5-6 kişi olduğunu, Şevket Yüzbaşı ile birlikteki askeri personelin kendilerine yardımcı olacağını süratle polis ekibi gelmesi halinde, rahatlıkla gözaltı yapabileceğimi söyledim. Bu olay saat 00.10 civarındaydı. Planımız işledi. Aynen aldığımız tedbirler çerçevesinde görevli yüzbaşılarımızın refakatında gelen polis ekiplerince darbeci sözde Bursa Sıkıyönetim Komutanı Yurdakul Akkuş gözaltına alındı. Acemler Emniyet Müdürlüğüne götürüldü. Bir müddet sonra Başsavcım beni aradı. ’Paşam, biliyor musunuz neye sebep oldunuz? Üzerinden darbe emri çıktı. 81 ilin sıkıyönetim komutanları listesi çıktı’ dedi. Benim henüz görüp okuma fırsatı bulamadığım darbe emrini yanında götürmüş. İşte bu emir başsavcımız tarafından gece Sayın Adalet Bakanımıza rapor edilmiş. İl Emniyet Müdürlüğü tarafından da 81 ile fakslanarak Türkiye çapında ilk defa illerin sıkıyönetim komutanlarına yönelik gözaltı operasyonlarının yapılmasına vesile oldu. Ülke çapında darbeye karşı büyük bir katkı sağladığımızı düşünüyorum. Şehreküstü Meydanı’nda olduğunu öğrendiğim Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Recep Altepe’yi aradım. Gece zaten bana destek vermişti. Bazı yolların kesilmesi konusunda görüşmelerimiz olmuştu. Ona büyük bir sevinçle, ’Sayın başkanım, müjdeler olsun. Biz Bursa Garnizon ve Jandarma Bölge Komutanlığı olarak darbeyi kendi içimizde önledik. Hiç bir sorun yok. Gözaltını yaptırdık. Halkımıza müjde verebilirsiniz. Biz halkımızın emrinde ve hizmetindeyiz’ dedim” diye konuştu.

    “Ben hukuku çiğnetmedim”

    Adliye çıkışında bilgi veren Saldık şunları söyledi:

    “Ne acıdır ki ben daha gecenin 23.30’unda nizamiyede sargılı ayağımla darbecilere karşı mücadele etmiş olmama rağmen, ertesi gün İçişleri Bakanlığınca yayınlanan ve darbeye fiilen katılan, silahlı isyan yapan Generallerin arasına yazıldım. Bu, ömrümde en acı çektiğim zamandır. Akabinde de kadrosuzluktan emekli edildim. Ben vatanıma ve milletime canım pahasına sahip çıktım. Benim hukukum çiğnense de, vatanımızın, milletimizin, Bursa halkımızın hukukunu çiğnemedim, çiğnetmedim. Osmangazi’ye, Orhangazi’ye ihanet etmedim” şeklinde konuştu.

    Duruşmada şahit olarak dinlenen Albay Hakan Demirörs ise 15 Temmuz gecesi Akkuş’un kendisini aradığını, sıkıyönetim komutanı ilan edildiğini ve kimseden emir alma dediğini ifade ederek, “Kışlaya geldiğimde sivil personeller vardı. Personel Osmangazi’de toplansın dendi. Daha sonra Bircan Yarbay’ın aracına bindik. Bir kaç kilometre sonra araca sağa çekerek durum değerlendirmesi yaptık. O sıra Kemal Albay arayarak, bizi garnizona çağırdı. Ardından vali bey makam telefonunu arayarak, talimatı olduğunu ve hiçbir personelin Osmangazi’ye gitmemesini söyledi. Ben de Ali Bülbül’ü arayarak personele mesaj atmasını istedim. Biz bölge komutanının makamına çıkınca durumdan haberdar olduk” açıklamasını yaptı.

    Yarbay Bircan Karakaya da, telefonda Yurdakul Akkuş ile konuştuğunu ve kendisine sıkıyönetim komutanı ilan edildiğini söyledi. Karakaya, daha sonra Hakan Albay ile birlikte hareket ettikleri belirtti.

    Mahkeme heyeti şahitlerin dinlenmesinin ardından bazı şahitlerin dinlenmesine, sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verip, duruşmayı 22 Mayıs tarihine erteledi.

  • Çoban Mustafa Paşa Külliyesi ve Vakfiyesi kitabının tanıtımı yapıldı

    Kocaeli’nin Gebze ilçesinde bulunan tarihi Çoban Mustafa Paşa Külliyesi ve Vakfiyesi, Gebze Belediyesi tarafından hazırlanan 2 ciltlik kitapla tarih severlerin ilgisine sunulmaya hazırlanıyor. Hazırlanan olan kitabın tanıtımı yapılırken ön sözünü ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yazacak.

    Gebze’de bulunan tarihi Çoban Mustafa Paşa Külliyesi ve Vakfiyesi Gebze Belediyesi, Anka Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Çelik, Mardin Artuklu Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Mehmet Sait ve Celal Bayar Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Hasan Akyol tarafından hazırlanan 2 ciltlik bir kitapla tarih severlerin ilgisine sunulmaya hazırlanıyor. Kitabın tanıtımı bugün Gebze Kültür Merkezinde yapıldı. Gebze’de yapılan kitap tanıtımına, Gebze Belediye Başkanı Adnan Köşker, Gebze Kaymakamı Mehmet Arslan, Anka Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Çelik, Mardin Artuklu Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Mehmet Sait ve Celal Bayar Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Hasan Akyol ve çok sayıda vatandaş katıldı.

    Tanıtımı yapılan Çoban Mustafa Paşa Külliyesi ve Vakfiyesi kitabı 2 ciltlik ve 600 küsur sayfadan oluşuyor. Çoban Mustafa Paşa Külliyesi, Külliye 1, Külliye 2 olarak 2 tane kitapçık halinde sunulacak. 1’inci külliye, tamamen vakfiyesini içeren bir kitapçık olacak. 2. Külliye de ise tamamen Çoban Mustafa Paşa Külliyesi’nin tanıtımı olacak. Kitapta külliyenin içerisinde bulunan her kolonun ve sütunun ne ifade ettiği, yazıların ve süslemelerin aslında bir ayet olduğu görsellerle gösterilecek. Süslemelerde yazan ayetlerin hem Arapça olarak yazılması hem de okunup Türkçe olarak mealinin yazılması bu kitapçıkta görülecek. Hazırlanan Kitabın ön sözünü ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yazacak.

    “Çoban Mustafa Paşa Külliyesi Gebze’nin tarihi bir değeri”

    Çoban Mustafa Paşa Külliyesi ve Vakfiyesi kitabı tanıtımında konuşan Gebze Belediye Başkanı Adnan Köşker, “Çoban Mustafa Paşa Külliyesi Gebze’nin tarihi bir değeri, manevi bir değeri. Gebze sadece sanayi kenti değil aynı zamanda bir tarih kentidir. Hem Gebze’de yaşayan, hem Kocaeli’nde yaşayan, hem Türkiye’de yaşayan, hem de Dünya’da vatandaşlarımıza Gebze’yi tanıtma ve tarihi değerlerimizin de olduğunu iletme anlamında önemli bir yer. Biz Prof. Dr. Mehmet Çelik hocamızla daha önce yapmış olduğumuz Fatih’in Fermanlar Kitabını akademik hayata bir değer olarak kazandırdık. Bununla ilgili 3 yıl uğraştık. Grekçe yazılar vardı. Ortaçağ Grekçesi, Yeniçağ Grekçesine çevrildi. Daha sonra yurt dışından da tekrar ferman diline çevrilerek Fatih’in Fermanlar Kitabı’nda yer aldı. Bu çalışma 3 yıl sürdü ve 2 yıl önce Fermanlar Kitabı’nı da çıkarmış olduk. Bütün Türkiye’de ve Dünya’da aynı zamanda kütüphanelerde, üniversitelerde okunan ve akademik bir değer olarak kazandırmış olduk. Bunu Gebze Belediyesi olarak yaptık. Bunun telif hakkı da bize ait. Bu güne kadar yapılmış çalışmaların en güzellerinden bir tanesidir” dedi.

    “Gebze’nin manevi değerini de tarihselleştirmek ve belgelemek için gayretimiz oldu”

    Çoban Mustafa Paşa Külliyesi’nin Gebze’de bir değeri olduğunu belirten Köşker, “Çoban Mustafa Paşa türbesi de külliyenin içerisinde. Tabi yine tarihe sahip çıkan bir belediye başkanı olarak her türlü hizmetleri yapan, sosyal hizmetleri gerçekleştiren, aynı zamanda bütün fiziksel değişimi sağlayan Gebze’nin ayrıca bu manevi değerini de tarihselleştirmek ve belgelemek anlamında bir çalışmamız, gayretimiz oldu. Yine Prof. Dr. Mehmet Çelik hocamızla bir buçuk yıldır yapmış olduğumuz çalışmalar, arşiv değerlendirmeleri, yurt dışındaki kaynaklarımıza baktığımız zaman uzun bir çalışma oldu” şeklinde konuştu.

    “Daha önce neden böyle bir çalışma yapılmadığını merak ediyorduk”

    Köşker, “Bugüne kadar neden Çoban Mustafa Paşa Külliyesi gerçekleşememiş, neden bunun vakfiyesi kitaplaştırılamamış, belgesel hale getirilememiş, neden Çoban Mustafa Paşa Külliyesi’nin duvardaki yazıları ve başlangıç tarihinden bitimine kadar bir tarihi yazılmamış hep bunu merak ediyorduk. Bunun bir tek gerekçesi, ağır bir dille yazılmış çünkü Arapça ağır bir dil ve ağdalı bir dil kullanılmış. Dolayısıyla bunun ayıklanması, bunun tekrar Divan Edebiyatı’ndan Arapça’nın belirlenmesi, bununla ilgili tarihçilerin az olması ve kimse de bununla uğraşmamış. Biz de bunu ele aldık ve sahiplendik” ifadelerini kullandı.

    “Böyle bir tarihi eseri ve kitabı akademik hayata kazandırmaktan mutluluk duyuyorum”

    Kitabın içeriğinden bahseden Köşker, “Bugün 2 ciltlik 600 küsur sayfalık bir Çoban Mustafa Paşa Külliyesi, Külliye 1, Külliye 2 olarak 2 tane kitapçık haline getirdik. 1’inci külliye, tamamen vakfiyesini içeren bir kitapçık. Bu kitapçık sadece bizim Gebze’ye hitap etmiyor, aynı zamanda Edirne’de Trakya’da, Eskişehir’de, Kütahya’da yapmış olduğu faaliyetlerin içerisinde neler yapmışsa bu vakfiye içerisinde yer alıyor. 2’nci kısımda da tamamen Çoban Mustafa Paşa Külliyesi’nin tanıtımı, her kolonun ve sütunun ne ifade ettiğini, yazıların ve süslemelerin aslında bir ayet olduğunu bu güne kadar birçok kişi bilmiyordu. Ama biz o süslemelerin bile bir ayet olduğunu ve o ayetlerin hem Arapça olarak yazılması hem de okunup Türkçe olarak mealinin yazılması bu kitapçıkta görülmesi mümkün. Dolayısıyla böyle bir tarihi eseri ve kitabı akademik hayata kazandırmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum” dedi.

    Konuşmaların ardından Anka Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Çelik, Mardin Artuklu Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Mehmet Sait ve Celal Bayar Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Hasan Akyol Çoban Mustafa Paşa Külliyesi ve Vakfiyesi konulu panel verdi.

  • Barbaros Hayrettin Paşa Karadeniz’de petrol arıyor

    Türkiye Petrollerinin “Barbaros Hayrettin Paşa” isimli sismik arama gemisi Karadeniz’de petrol arama çalışmalarına devam ediyor.

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, ‘yeni sondaj hamlesi’ kapsamında Karadeniz’de petrol arama faaliyetlerine hız verdi. Karadeniz’de petrol arama çalışmalarını sürdüren Barbaros Hayrettin Paşa Gemisi, Samsun Limanı’na demir attı. Gemi, limanda yakıt ikmali ve vardiya değişimi yaptı. 25’i araştırmacı toplam 44 mürettebatla Samsun Limanı’ndan demir alan gemi, Karadeniz’de petrol arama çalışmalarını sürdürüyor.

    Yeni sondaj hamlesi

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, ABD’de IHS CERAWeek 2017 Enerji Konferansı’nda yaptığı konuşmada, “Bu yıl Karadeniz ve Akdeniz olmak üzere arama ve sondaj konularında önemli hamlelerimiz olacak. Birinci sismik arama gemimiz Barbaros Hayreddin’den sonra ikinci gemimiz ile Akdeniz ve Karadeniz sularında daha aktif iki boyutlu ve üç boyutlu sismik çalışmaların yanında her iki

    denizimizde de arama faaliyet sürecimizi başlatacağız” demişti.

  • Paşa Zekeriya Kuzu: “Ben de kandırıldım”

    20 Şubat’ta Muğla Ticaret ve Sanayi Odası salonunda başlayan Cumhurbaşkanına suikast girişimi davasında sanıkların ara savunmalarının alınması devam ediyor. Muğla 2’nci Ağır Ceza Mahkemesinin baktığı davada Cumartesi (yarın) günü ara karar verilmesi bekleniyor.

    “Ankara’ya tahliyemi istiyorum”

    Çatı iddianamede 38 kişilik ‘Yurtta Sulh’ Konseyi üyesi olduğu iddia edilen, ilk ifadesinde ise iddiaları kabul etmeyen Ankara Kara Havacılık Okul Komutanı sanık Tuğgeneral Ünsal Coşkun, “İddianamede azmettirici suçlaması benim için siyah-beyaz bir konum. Yapılan görevi bilmiş olsam Cumhurbaşkanımızın gece saat 03.00 sıralarında televizyonda açıklama yapacağını öğrendiğim anda bunu bildirir ‘Orada ne işiniz var’ derdim. Bu açıdan iddianamede yer almam mümkün değil. Şu anda Ankara’da hakkımda açılan ayrı bir dava var. O nedenle Ankara’ya tahliyemi talep ediyorum” dedi.

    “Ben de kandırıldım”

    Bir gün önce avukatsız kaldığını ve savunma yapmayacağını açıklayan sanık Astsubay Zekeriya Kuzu, FETÖ’cü olmadığını ara savunmasında da yineledi. Kuzu, kendisini FETÖ’cü olarak suçlayan kişilerin mahkemede dinlenmesini talep etti. Kaderin cilvesi olarak bunları yaşaması gerektiğini söyleyen Kuzu, “Astsubay rütbesinde hiç bir şeyde yetkisi olmayan, milliyetçi düşünceleri nedeniyle ceza almış biri olarak bugün tam tersi olarak suçlanıyorum. Zekeriya Kuzu adında hain terör örgütü yaftası yakama asılmış. Muhsin Yazıcıoğlu’nun kurtarılmasına gitmediğim için suçlandım. Herkesin birbirinden kaçtığı, avukatların bile beni savunmak istemediği bir dönemde benim FETÖ üyesi olmadığımı söyleyecek kişilerin tanıklık yapmasını istemiyorum. FETÖ’den zarar gören insanlar kandırıldığını söylüyor. Operasyonla ilgili ben de kandırıldım. Huzurunuzda her zaman tahliye talebim var takdirini size bırakıyorum” dedi.

    Şehit polisin ölümünde ateşli silah kullanıldı

    Mahkeme’de bazı sanık avukatlarının 15 Temmuz gecesi askerlerle giren çatışmada şehit olan Aydın’lı polis memuru Nedip Cengiz Eker’in ölüm raporunda hastaneye getirildiği saatin yanlışlığın gündeme getirilmesi üzerine duruşma savcısı, “Kuşkuyu gidermek için şehit polis memurunun hastaneye getirilişi ilgili kamera görüntüleri dosyaya eklendi. Sürekli bunun gündeme getirilmesini iyi niyetli bulmuyorum. Şüpheli ölüm olaylarında önce muayene, sonra otopsi, en sonunda rapor hazırlanır. Vücuttaki morluklar dahi belirtilir. Raporda da şehit polis memurunun ölüm sebebinin ateşli silahla olduğu kesin başlıklarla belirtilmiştir” dedi.

    Duruşmada sanık avukatları, sanıkların mal varlığı ile banka hesaplarının üzerlerinde bulunan tedbir kararlarının kaldırılmasını talep ettiler. Duruşmaya ara verildi.