Etiket: Parti’yi

  • Nevşehirspor yöneticileri AK Parti’yi ziyaret etti

    Nevşehirspor Kulüp Başkanı Salih Dirikoç ve beraberindeki yönetim kurulu üyeleri, AK Parti Nevşehir İl Başkanı Mehmet Ali Tanrıver’i ziyaret ederek, Nevşehirspor forması hediye etti.

    Bölgesel Amatör Ligi’nde (BAL) Nevşehir’in tek temsilcisi olan Nevşehirspor’un Kulüp Başkanı Salih Dirikoç, beraberindeki yönetim kurulu üyeleri, Fatih Ün, Ahmet Ertaş, Aşkın Kızılbayır ve Ali Akkoç, AK Parti İl Başkanı Mehmet Ali Tanrıver’e makamında nezaket ziyareti gerçekleştirerek, kulüp çalışmalarına ilişkin bilgiler verdi.

    Nevşehir Spor olarak hedeflerinin de 3. Ligde mücadele etmek olduğunu kaydeden Dirikoç, Nevşehir’de kendilerine sağlanan desteklerden dolayı da tüm taraftarlara teşekkür etti.

    AK Parti Nevşehir İl Başkanı Mehmet Ali Tanrıver, Nevşehir’in BAL takımındaki tek temsilcisi Nevşehirspor yöneticilerinin yaptığı ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “AK Parti Nevşehir İl, İlçe ve gençlik kolları teşkilatlarımızla ve şahsi olarak her zaman desteğe hazırız. Nevşehirsporumuza başarılar diliyorum” diyerek, yöneticilere teşekkür etti.

    AK Parti Nevşehir Merkez İlçe Başkanı Salih Açıkgöz, Gençlik Kolları Başkanı Mustafa Rauf Yanar ve yönetim kurulu üyelerinin hazır bulunduğu ziyarette, Kulüp Başkanı Salih Dirikoç, AK Parti Nevşehir İl Başkanı Tanrıver’e, 50 numaralı Nevşehirspor forması hediye etti.

  • AK Parti’yi işgale giden asker: “Başımızdaki yüzbaşı vatandaşlar için ‘Ezin şu şerefsizleri’ dedi”

    15 Temmuz darbe girişiminde AK Parti İl Başkanlığını işgal edilmesi davasında ifade veren uzman çavuş İbrahim Traş, kendilerini AK Parti’ye götüren Yüzbaşı Altınsoy’un yolda önlerine çıkan vatandaşlar için, “Ezin şu şerefsizleri. Hep onların yüzünden oluyor bunlar” dediğini iddia etti.

    15 Temmuz hain darbe girişimi sırasında, Metris Kışlası’ndan hareket edip Sütlüce’de bulunan AK Parti İstanbul İl Başkanlığı’nı işgal eden askerler, bu sabah ilk kez hakim karşısına çıkmıştı. 14’ü tutuklu, 74 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşmasında, iddianamenin okunmasının ardından öğle arası verildi. Öğle arasından sonra sanıkların savunmalarının alınmasına geçildi. Sabah saat 10.00 sıralarında başlayan ve akşam saat 18.20’yi gösterdiğinde sona eren duruşmanın ilk gününde, sırasıyla Uzman Çavuşlar Hüreyre Can Çatal, İbrahim Tıraş, Şahin Kurt, Reşat Ardıl ve Feyyaz Yörük savunmalarını yaptı. Savunmalarını yapan 5 sanık da benzer ifadeler kullanırken, darbe girişiminde habersiz şekilde emir komuta zincirine uyarak hareket ettiklerini söyledi.

    “Oraya terör olayı nedeniyle binanın emniyetini sağlamaya gittiğimizi sanıyorduk”

    Davada ilk olarak 15 Temmuz’da 47. Motorlu Piyade Tugayı’nda görevli olan uzman çavuş Hüreyre Can Çatal yaptı. Darbe girişiminden habersiz olduğunu söyleyen Uzman Çavuş Çatal, “Bir hareketlilik oldu, hazır olmamız istendi. Gezi olayları gibi bir şey sandım. Tabur Komutanımız Yarbay Recep Karaçam’ın emriyle hazırlandık ve silahlarımızı doldurduk. Birçoğumuz da tatbikat olduğunu sanıyordu. Araçlara bindiğimizde yanımızda tanımadığımız rütbeliler vardı. Nereye gittiğimizi bilmiyordum; ama yolda giderken bazı vatandaşlar bize “En büyük asker, bizim asker” diye tezahürat yapıyordu. Oraya gittiğimde de oranın AK Parti binası olduğunu bilmiyordum. Biz oraya terör nedeniyle binanın emniyetini almaya gittiğimizi sanıyorduk. Orada da binada bomba olduğu söylendi çünkü. Oraya girmek isterken az sayıda vatandaş bize tepki gösterdi. G-3 silahlarıyla ateş edildi, ama kimin ateş ettiğini görmedim. Bunun üzerine sayısı giderek artan yüzlerce vatandaş bize saldırdı, bazıları da bizi korudu. O gece yanımda akıllı telefon olduğunu kabul ediyorum. Sadece babamla konuştum, o bana bir şeyler anlatmaya çalıştı, ama çok gürültü olduğu için onu anlayamadım. Orada hiçbir eylemde bulunmadan kontrolümdeki askerlerle beraber polis tarafından belediye araçlarına bindirilip sabaha karşı kışlamıza getirildik” şeklinde savunma yapan Onbaşı Çatal’ın, savunmasını yaparken heyecandan kekelemesi ve cümlelerini toparlamakta zorlanması dikkat çekti.

    “Yüzbaşı bize, ‘Ezin şu şerefsizleri’ dedi”

    Metris Kışlası’nın 47. Motorlu Piyade Tugayı 2. Tabur 5. Bölüğünde görevli olan Uzman Çavuş İbrahim Tıraş da benzer bir savunma yaparak, “Bulunduğumuz kışla iç güvenlik kışlasıydı. Kolluk Kuvvetlerini Toplumsal Olaylarda Destekleme Timi (KOKTOT) eğitimi almıştık, bunlar kışla içerisinde mühimmatsız eğitimlerdi. Saat 8.30 sıralarında Tabur Komutanımız Recep Karaçam’dan KOKTOT hazırlığı emri verildi. Derhal hazırlandık. Çıkış hazırlığı sırasında kışlamıza beyaz lüks bir araç içerisinde tanımadığımız subaylar geldi. Recep Karaçam tanımadığımız subaylarla konuşurken, “Bu iş ciddiye bindi” dedi. AK Parti binasına Yüzbaşı Hasan Hüseyin Altınsoy ile gittik. Yolda önümüzü kesmeyen bir aracı görünce, Altınsoy tarafından şoför arkadaşımıza, “Ez şu şerefsizleri. Hep bunların yüzünden oluyor” denildi. AK Parti İl Başkanlığı’na geldiğimizde Binbaşı Faruk Şimşek’in emri üzerine onunla birlikte İl Başkanı Selim Temurci’nin odasına çıkıp kendisiyle görüşmek istedik, ama Temurci’nin özel kalem müdürlüğünü yapan kişi silahlarımızı bırakmadan bizi odaya alamayacağını söyledi. Biz binaya girerken henüz vatandaşlar gelmemişti, şüphelenmedim. Sonra Binbaşı Şimşek’in hal ve hareketleri ve güvenliğini sağlamak için geldiğimiz binadaki tavırlarımız beni şüpheye düşürdü. Aşağıdan 2-3 el silah sesi duydum. Aşağıya indiğimde vatandaşlar da gelmişti, gittikçe kalabalıklaşıyordu. O zaman neden burada olduğumuzu sorguladım. Halkın bize vatan haini dediğini duyunca inanamadık, bazı vatandaşlar da bizi korudu. Vatandaşların daha da kalabalıklaşması üzerine bir köşeye geçip bekledik. Polis tarafından kontrol altına alındık” dedi.

    “Polis bizi korudu”

    İlk duruşma gününün son savunmasını yapan Uzman Çavuş Feyyaz Yörük ise başka bir görevdeyken içtima alanına çağrılıp Gazi Mahallesi’nde bir olaya müdahale etmeye gidileceği bilgisiyle askerlerin arasına dahil edildiğini ifade ederek, “Kışlamızda devir teslim töreni hazırlığı vardı ve ben o hazırlıklardan sorumluydum. Gün içerisinde birkaç kişiden tatbikat yapılacağı şeklinde iddialar duydum. Bunu bir arkadaşımız bölük komutanımıza da sordu, ama cevap alamadı. Devir teslim töreninin iptal olduğunu duyunca içtima alanına gittim ve herkesin hazırlandığını gördüm. Emir üzerine ben de hücum yeleğimi giydim ve hazırlanıp bir araca bindim. Bu sırada Gazi Mahallesi’nde bir olay olduğunu ve oraya müdahale etmeye gittiğimizi duydum. Araçtan indiğimizde AK Parti binasına geldiğimizi gördüm. Hepimizi farklı noktalara dağıttılar. Komutanlarımız bu binanın emniyetinin bizden sorulduğunu ve kimseye müsamaha göstermememizi emretti. Kendisini ilk defa o akşam gördüğüm ve daha sonra Binbaşı Faruk Şimşek olduğunu öğrendiğim komutan yanıma 3 asker verip beni halkın barikat kurduğu yere gönderdi. Barikatta yaşanan arbede sırasında Binbaşı Şimşek silahının namlusu yere doğruyken birkaç el ateş etti. Bana da uyarı ateşinde bulunmamı istedi. Havaya doğru bir el ateş ettim. Polisle karşı karşıya geldik, ama onlarla asla birbirimize zarar vermedik. Bu sırada Bölük Komutanımız Muzaffer Dikenci de kontrolü kendi elinde toplamaya çalışıyordu. İki arada, bir derede kalmıştım. Nasıl yapabilirdim? Onlar benim polisimdi. Son olarak AK Parti binasına girme emrini alınca artık ne yapacağımı bilemez hale gelmiştim. Bölük komutanımızın emrine itaat etmeyip binaya girmedim. TOMA’nın olduğu bölüme doğru yöneldim. Orada bir tam anlamıyla bir karışıklık vardı. Bazı vatandaşların askerlere şiddet uyguladığını, bazılarının ise askerlere sahip çıkmaya çalıştığını görünce o karışıklığı dağıtmak için havaya bir el ateş ettim zaten. Mesela benim emre itaat etmeyip binaya girmediğimi gören bazı vatandaşlar bana sarıldı, destek oldu. Polis de bizi muhafaza etti. Bunlar basına yansıyan ve iddianamede de bulunan güvenlik kamerası görüntülerinde mevcuttur” şeklinde konuştu. Uzman Çavuş Yörük, kendisine yöneltilen iddiaların ardından söz alan eski komutanı Binbaşı Şimşek’in, “Benim ateş ettiğim silah tutukluluk yapmış mıydı, yapmamış mıydı?” şeklindeki sorusuna, “Bunu senin daha iyi bilmen lazım” diyerek cevap verdi.

    Bugün ilk duruşması yapılan davada, savunmaların alınmasına yarın devam edilecek.

  • Bakan AğbaL MHP ve AK Parti’yi ziyaret etti

    Maliye Bakanı Naci Ağbal, Bayburt MHP İl Başkanlığı’nı ziyaret ederek, il Başkanı Bekir Kasap ile görüştü. Partililerle bayramlaşan Ağbal ardından AK Parti binasına geçti.

    Ağbal, partililere hitaben yaptığı konuşmasında, bugünün 12 Eylül darbesinin yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, “1980 12 Eylül’ünde bu ülke bir daha asla görmek istemediğimiz bir darbeyle karşı karşıya kaldı. Darbe hem psikolojik olarak hem sosyal olarak hem ekonomik olarak hem de siyaseten hazırlandı ve arkasından da Türkiye’nin on yıllarını çalan bir darbe girişimi planı icraya kondu. O ortamda darbe neticeye vardı ama ne oldu? Ardından bu ülkenin on yılları çalındı, gençlerin istikbali çalındı. Bu milletin büyüme, kalkınma, gelişme yolundaki bütün hayalleri altüst edildi” ifadesini kullandı.

    Ağbal, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Türkiye tarihi ile özdeşleşmiş bir darbeler tarihi var. AK Parti olarak ilk andan itibaren vesayete de karşı çıktık, darbeye de karşı çıktık. Darbe nereden gelirse gelsin, hangi sebeple olursa olsun, hangi kaynaktan güç alırsa alsın, her türlü darbenin dimdik karşısında olduk. İnşallah Allah bir daha bu tür darbelerle bizi karşılaştırmasın. Bütün darbeler bu millete büyük sıkıntılar getirdi. Bu darbelerden sonra insanlar işkence gördü, mağdur edildi ama her darbeden sonra bu millet tekrar ayağa kalktı, tekrar milli benliğine, demokrasisine sahip çıktı, tekrar milli iradeyi hakim kıldı. Onun için AK Parti teşkilatlarının, AK Parti’nin, bu davanın geldiği milli şuur her zaman dimdik ayakta.”

    15 Temmuz darbe girişimi

    Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimine değinen Ağbal şunları kaydetti:

    “15 Temmuz gecesi sokaklara, meydanlara inen insanlarımızın hiç birisine kimse zorla ’in’ demedi. Niçin sokaklara indiler? Millete, demokrasiye, devlete, hükümete sahip çıkmak için. Bir gizli güç var, zor zamanlarda harekete geçiyor. Bunu biz Çanakkale Savaşı’nda, Kurtuluş Savaşı’nda da gördük. Bu milletin damarlarında, kodlarında öyle bir gizli güç var ki bir zorlukla karşılaştığı zaman adeta bir volkandan fışkıran alev gibi kendini ortaya çıkarıyor. 15 Temmuz’un aslında özü budur. Darbeyi yapanlar bu milletin sahip olduğu bu özelliği kavrayamamışlar, sanıyorlar ki tanklarıyla toplarıyla helikopterleriyle silahlarıyla bu milleti dize getirecekler. Yapamadılar, yapmaları mümkün değil ama bu süreçte teşkilatlarımız büyük bir imtihan verdi.”

    “Türkiye’ye düşmanlık besleyenler ister içeriden olsun, ister dışarıdan olsun, bu hain planlarını asla nihayete erdirmiyorlar. Dimdik uyanık bir şekilde hazır olacağız. Bu adamlar bu planları yapıyorlarsa biz de bu planlara karşı dimdik ayakta durmaya devam edeceğiz. Bugün burada teşkilat olarak mübarek Kurban Bayramı’nı kutluyorsak, milletimizin 15 Temmuz’da gösterdiği dirayet sayesindedir, siz teşkilat mensupları sayesindedir” değerlendirmesinde bulundu.

  • MHP Anayasa Konusunda AK Parti’yi Bekliyor

    MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, yeni anayasa konusunda AK Parti’nin görüşlerinin netleşmesi sonrasında MHP’nin kanaatini ifade edeceğini söyledi.

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin anayasa değişikliğine yönelik değerlendirmelerinin sorulması üzerine, Bahçeli’nin açıklamalarında yanlış anlaşılacak bir şey olmadığını kaydeden MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, “Anayasa değişikliği artık yapılsın, bunu yapacak olan siyasi iktidardır. 24. Dönemde olduğu gibi 4 parti olarak devam edeceksek biz varız, masadan kalkmayacağız. Bunu önce AKP bozdu, sonra CHP bozdu. Bozulan uzlaşma masasını toplamakla mükellef olanların CHP’yi masaya davet etmesini, bu oluşumun meydana gelmesini tekrar istiyoruz. Doğru anayasa uzlaşmadan çıkar. Eğer bu olmuyorsa, daha sonra 3 parti ile yapılacak çalışma sığ kalır, ihtiyaca cevap vermez. Anayasa hazırlıyorsanız herkesin görüşünü almak zorundasınız. Üçüncü bir yol, iktidar partisinin ifade ettiği gibi kendi anayasasını hazırlayıp kamuoyuna, biz muhalefet partilerine sunması gerekir. Ondan sonra MHP kararını açıklar” dedi.

    “MHP’nin kanaatini ifade edebilmesi için AKP’nin netleşmesi lazım” açıklamasında bulunan Semih Yalçın, Bahçeli’nin açıklamalarının “Kayıtsız şartsız referandumu destekliyor” manasına gelmediğini kaydetti. Yalçın, “Kamuoyunu aydınlatalım derken AKP’nin ne yaptığını görmek istiyoruz, o şu anda flu, her temsilci farklı şey söylüyor. Kanaatlerimizi AKP’nin topluma neyi dayatacağını gördükten sonra ifade ederiz” diye konuştu.

    Devlet Bahçeli’nin açıklamalarına ilişkin CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in yaptığı eleştirileri de değerlendiren Semih Yalçın, “Biz selektör falan yapmıyoruz. Sayın Genel Başkanımızın ağzında bakla yok ama Özgür Özel’in aklında bakla var herhalde. Konuşma net ve açık. Böyle olduğu halde niye zorlama olarak diğer bakış açısını seçiyorlar. Kavga edecek siyasi parti mi arıyorlar, masayı tekmelediler, bunun üzerini örtmeye mi çalışıyorlar?” şeklinde konuştu.

    HDP’li milletvekilleri ile ilgili fezlekelerin sorulması üzerine Yalçın, “Teröre bulaşmış mazbatalı ve kravatlı terörist uzantıları istemiyoruz, Meclise geldiği halde destek verilecektir” açıklamasında bulundu.

  • Yardımcısı Bahçeli’den Partiyi Kongreye Götürmesini İstedi

    MHP Genel Başkan Yardımcısı Ümit Özdağ, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin partiyi olağanüstü kongreye götürmesi gerektiğini belirterek, Genel Başkan Yardımcılığı görevinden istifa ettiğini açıkladı.

    Parlamentoda MHP Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu ve eski Ankara Milletvekili Özcan Yeniçeri ile birlikte düzenlediği basın toplantısında ülkücü hareketin lideri Alparslan Türkeş’ten sonra MHP’yi iktidara taşıyan Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin hizmetlerini tarihin unutmayacağını belirten Ümit Özdağ, “Devlet Bahçeli ile ilgili tarihsel gerçek, günlük kızgınlık ve gerginliklerin ötesinde ülkücü hareketin Devlet ağabeyi olduğu ve Devlet ağabeyi olarak kalacağıdır” dedi.

    Bahçeli’den partiyi olağanüstü kongreye götürmesini isteyen Özdağ, düzenlediği basın toplantısı öncesinde Genel Başkan Yardımcılığından istifa mektubunu gönderdiğini açıkladı.

    “MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ MAHKEMEYE DÜŞÜRÜLÜP, KADERİ YARGININ ELLERİNE TESLİM EDİLMEMELİDİR”

    “Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin Milliyetçi Hareket Partisi’ni yaşanan ağır üzüntü ve derin hayal kırıklığını aşmak, mevcut istikrarsızlığa son vermek için artık ülkücülerin çok büyük bir bölümünün olduğu gibi toplumunda beklentisi haline gelen olağanüstü kongreye götürmesi büyük bir toparlayıcı adım olacaktır” diyen Özdağ, olağanüstü kongrenin MHP’yi tartışılır parti olmaktan çıkartacağını kaydetti. Özdağ, “Nitekim Türkiye bir savaş bölgesinde bulunur ve bünyesinde iç savaş benzeri koşullar yaşanırken Cumhurbaşkanı Erdoğan sırf başkan olmak uğruna ülkeyi tekrar bir erken genel seçime sürüklenmeye çalışmaktadır. Bazı siyasi partiler erken genel seçim için değişik boyutlardaki çalışmalarını başlatmış bulunmaktadır. Bütün bunlar yaşanırken, MHP Genel Merkezi olağanüstü kongre için imza veren üst kurul delegelerinin çoğunlukta olduğu parti teşkilatlarını kapatmaktadır. Bazı ülküdaşlarımız son günlerin gerilimi ile Genel Başkanımıza ve Genel Merkez yönetimine karşı kabul edilemez sert ifadeler kullanmış olsalar dahi birleştirici olması gereken Genel Merkezdir. Tasfiyeci tavır Milliyetçi Hareket Partisi’ni muhtemel bir erken genel seçimde büyük sıkıntılar ile karşı karşıya bırakacaktır. Olağanüstü kongre için imza veren MHP üst kurul delegeleri, parti tüzüğünde yer alan demokratik haklarını kullanan saygıdeğer ülküdaşlarımızdır. Olağanüstü kongre için imza verenler de vermeyenler de aynı derecede saygın ülkücüler ve Milliyetçi Hareket Partililerdir. Bu kadroların birlikte Genel Başkanımızı, merkez yürütme kurulunu seçtiği unutulmamalıdır. Milliyetçi Hareket Partisi mahkemeye düşürülüp, kaderi yargının ellerine teslim edilmemelidir. Yargının ne karar vereceği hiç önemli değildir. Hangi kararı verirse versin Milliyetçi Hareket Partisi kendi iradesi ile kongresi ve geleceği ile ilgili karar almamış duruma düşecektir. Bunu herkese anlatsak bile ülküleri uğruna can veren şehitlerimize anlatamayız” diye konuştu.

    “GENEL BAŞKANIMIZDAN PARTİYİ EN KISA ZAMANDA OLAĞANÜSTÜ KONGREYE GÖTÜRMESİNİ RİCA EDİYORUZ”

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Türkiye’de demokratik rejimin otoriterleşmesini engellemek, parlamenter sistemin tek adam diktasına dönüşmesini durdurmak için mücadele eden bir siyasi lider olduğunu kabul ettiklerinin altını çizen Özdağ, “Genel Başkanımızın Türkiye için istediği demokrasiyi Milliyetçi Hareket Partisi’nde de uygulamasını istiyoruz. Genel Başkanımızdan ülkücü iradeye inanarak ve güvenerek Milliyetçi Hareket Partisi’ni en kısa zamanda olağanüstü kongreye götürmesini rica ediyoruz. Şunu da açıkça belirtmek isteriz ki, bu açıklamamız hiçbir grup veya kişiye destek amacını taşımadığı gibi Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’ye karşı da bir tavır olarak görülmemelidir” şeklinde konuştu.