Etiket: Partisi

  • Beşiktaş’ta Barbekü Partisi

    Hazırlıklarını Antalya’da sürdüren Beşiktaş, öğle yemeğinde barbekü yaptı.

    Spor Toto Süper Lig’in ikinci yarısı öncesi hazırlıklarını Antalya’da sürdüren lider Beşiktaş, barbekü yaptı. Başkan Fikret Orman, yönetim kurulu üyeleri Metin Albayrak ve Hakan Özköse ile Teknik Direktör Şenol Güneş, teknik kadro, futbolcular ve Beşiktaş’ı takip eden basın mensuplarının katıldığı barbekü, renkli görüntülere de sahne oldu. Siyah-beyazlıların Portekizli yıldızı Quaresma, döner tezgahının başına geçerek gazetecilere poz verdi.

  • AK Partili Külünk: “Eline Saz Alıp Çalmakla Türkiye Partisi Olunmaz”

    AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, DTK’nın açıkladığı ’özyönetim deklarasyonu’na ilişkin eleştirilerde bulunarak, Teşvikiye’de yabancılaşmış aydınlarla oturup sohbet etmekle Türkiye partisi olunamayacağını söyledi.

    Parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, “Mülteci akınının Avrupa üzerindeki siyasi etkileri” başlıklı Avrupa Mülteci Krizi Raporu’nu değerlendiren Metin Külünk, Afrika göç dalgasını işaret ederek Avrupa’yı daha büyük bir göç dalgasının beklediğini ifade etti. “AB bu süreçte Türkiye’nin öneminin farkında olduğunu hissettiren ve vize meselesini çabuklaştırıp bu anlamda önünü açan yaklaşımın içinde değerlendirmelidir” ifadelerini kullanan Külünk, Türkiye’nin 4 yıldır Suriyelilere yönelik gösterdiği insani şartların Avrupa’daki kamplarda olmadığını kaydetti.

    “ONLAR ERMENİ ÇETECİLER, BUNLAR PKK TERÖR ÖRGÜTÜNÜN ÇETELERİ”

    DTK’nın açıkladığı ’özyönetim deklarasyonu’na ilişkin eleştirilerde de bulunan Külünk, bu tür aymazlıklara verilecek cevabın tarih içinde olduğunu söyledi. “Türkiye’nin partisi Teşvikiye ile Maçka arasında eline saz alıp çalmakla olmaz” ifadelerini kullanan Külünk, Teşvikiye’de yabancılaşmış aydınlarla oturup sohbet etmekle Türkiye partisi olunmadığını belirtti. Külünk, “Türkiye’nin partisi olmak toprak bütünlüğü, huzur, demokratik şartlardaki gelişmişliğin bir parçası olmakla mümkündür. Bu millet hiçbir dönemde kendisine yönelik bu tür aymazlıklara eyvallah etmemiş ve etmeyecektir. Yüzyıl önce Ermeni çeteciler üzerinden İstanbul’a karşı neler yapılmak istendiğine bakılınca aynı fotoğrafın tekrar güncellendiğini görür. Yüzyıl önce de Ermeni çeteciler camileri, okulları yakıyordu. Aralarındaki fark onlar Ermeni çeteciler, bunlar PKK terör örgütünün çeteleri. Sırtlarını terör örgütüne yaslamaktan imtina etmeyenler, kendilerini Kandil ile birlikte görüyorlar. Bütünlüğe kastetmek isteyenler, Kürt halkının varlığına kastetmek isteyenler, barikatla hendekle ortak kaderi yok etmek isteyenlerle kendilerini aynı yerde görenlerin hepsinedir cevabım. Türk, Kürt ve Araplar yeniden bu coğrafyada barışı belirlemenin adı olacaktır” diye konuştu.

    “BİZ ÇAYIMIZI, KAHVEMİZİ, MİLLETLE İÇER, SİMİDİMİZİ BERABER YERİZ”

    Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun HDP ile randevusunu iptal etmesine yönelik sorulara da cevap veren Külünk, “Bireysel kanaatim bu nezaketsizliği gösteren siyasi parti yönetimleriyle ne konuşacaksınız? Daha görüşme olmadan çay muhabbeti yapan, Başbakanımıza saygıda kusur eden bu anlayışla ne görüşeceksiniz? O vakti halkımızla konuşmaya ayırmalıyız. Aslında CHP ve bahsi geçen partinin yönetimleri konuşulmamasının zeminlerini hazırlıyorlar bu nezaketsizlikle. Biz çayımızı milletle içeriz bugüne kadar olduğu gibi. Temel farkımız çayımızı, kahvemizi milletle içmektir. Çorbamızı milletle beraber kaşıkladık. Simidimizi milletle beraber yemeye devam ederiz. Onlar da milletin yükselişini seyrederler” şeklinde konuştu.

    “BEN HİÇ UYUMADIM VE AYAKLARIMI UZATMADIM. BENİM İÇİN FARK ETMEZ”

    Meclis kulislerinin gazetecilere kapatılacağı yönündeki iddialara yönelik konuşan Külünk, “Ben hiç uyumadım ve ayaklarımı uzatmadığım için benim için fark etmiyor. Açıklıktan yanayım. Meclis yönetiminin kararlarına saygı duyarım ama bireysel kararım açık olmasından yana. Ama böyle bir gerekçenin olmasına inanmıyorum. Böyle bir cümleyi de milletvekili kavramına haksızlık olarak görüyorum. Kendimize haksızlık etmeyelim lütfen. Kimse çalışmalarda üzerlerine düşen sorumluluğu yapmaktan kaçınmadı. 24 saat uykusuz çalıştık biz. Kulislerin kapatılmasını belli saatten sonra doğru buluyorum” ifadelerini kullandı.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Eline Saz Almakla Türkiye Partisi Olunmuyor”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan HDP’nin seçim dönemindeki ’Türkiye partisiyiz’ söylemine atıfta bulunarak, “Yani ele saz almakla, veya Nişantaşı’nda tur atmakla Türkiye partisi olunmuyor. Türkiye partisi olabilmek için tüm Türkiye’de halkımızın değerlerine saygı duymak gerekir” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan’a ziyareti öncesi gerçekleştirdiği basın toplantısında, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

    Erdoğan, YPG’nin Fırat’ın batısına geçtiği haberlerine ilişkin olarak, “Bizim kendi güvenlik güçlerimizin batıya geçtiklerine yönelik kesin bir haber söz konusu değil. Bu bazı kaynakların yapmış olduğu açıklamalardır. Burada özellikle Cerablus’ta DAİŞ’e yönelik koalisyon güçleri olarak attığımız bir adım var. Birinci derecede Cerablus’u DAİŞ’ten temizlemek. Bu devam etmektedir. Bu kesinlikle başarılacaktır. Irak’ta da şu anda Ramadi’de mevcut gelişme DAİŞ’in oradan sökülüp atılması. Diğer yerlerde de bunlar olacaktır. Terör örgütlerinin o ülkenin mili güçlerinin sağlam durması karşısında dayanmaya tahammülü yoktur. Türkiye’de de bu noktada kararlılığımız ortada. PKK’ya karşı verilen mücadele aynı kararlılıkla devam edeceği gibi bölgede de atacağımız adımlar bunun yansımasıdır” açıklamasında bulundu.

    “ELİNE SAZ ALMAKLA, NİŞANTAŞI’NDA TUR ATMAKLA TÜRKİYE PARTİSİ OLUNMUYOR”

    Demokratik Toplum Kongresi’nin “özerklik” açıklamasını da değerlendiren Erdoğan, “Bu açıklamalar maalesef ismi demokratik ama uygulamaların demokrasi ile alakası olmayan bir yapı bunlar. Halkın iradesi silahtan güçlüdür. Ama bunlar parlamentoya inanmış değiller. Bunlar bir taraftan ‘Biz Türkiye partisiyiz’ demeye başladılar. Bunların bir Türkiye partisi olmadığı ortaya çıktı. Yani ele saz almakla, veya Nişantaşı’nda tur atmakla Türkiye partisi olunmuyor. Türkiye partisi olabilmek için tüm Türkiye’de halkımızın değerlerine saygı duymak gerekir. Bu değerler saygı duymayanların, kandan beslenenlerin, halkımızı sokağa dökmek suretiyle sadece 6-7-8 Ekim tarihlerinde bu eşbaşkanlardan bir tanesinin sokağa davetiyle benim Kürt kardeşlerimin bir kısmı maalesef bu davet uydu. Bunun neticesinde 50 Kürt kardeşimiz öldü. Ölenler de öldüren de Kürt’tü. Dün Erzurum İspir’de bir kardeşimizin, bir uzman çavuşumuzun şehit olması neticesinde babasının haykırışı vardı. ‘Ben de Kürdüm, eşim de, anam da, babam da Kürt. Nedir bu’ diyor. Bunlar ademe mahkum ediliyorlar. Sen hangi hakla Türkiye’nin mevcut üniter yapısı içerisinde Güneydoğu ve Doğu’da bir devlet kurmaktan bahsediyorsun. Zerre kadar parlamento içerisinde olduğunun farkında olsa ki bu kişi daha milletvekili yemini etmiş değil. Anayasamızın 14. Maddesi bir defa bunların attığı bu adımlara karşı konulmuş bir maddedir. Siz böyle bir adımı atamazsınız. Böyle bir şeye zaten bu ülkenin ne mili iradesi müsaade eder, ne güvenlik güçlerimiz buna müsaade eder. Anında bizler gereğini bugüne kadar nasıl yaptıysak, bundan sonra da yaparız. Nasıl açtıkları çukurlarda kendileri boğuluyorsa, bundan sonra da boğulmaya devam ederler. Olay bu kadar açıktır, nettir. Bunların bu camilere olan saldırıları, okullara olan saldırıları, sonlarının geldiğinin akıbetidir. Oradaki samimi esnaf kardeşlerimizin dükkanlarına yaptıkları saldırılar, bunlar benim Kürt kardeşimin temsilcisi değiller. Onları tehdit ile yıldırmak suretiyle gasp eden gaspçılardır” şeklinde konuştu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan daha sonra Demirtaş’ın mecliste yemin etmediği yönündeki açıklamasını düzelterek, “Demirtaş 4 gün önce yemin etmiş. Yakından takip edemiyoruz. Bu da manidar” dedi.

    “ANAYASA İÇİN GEREKİRSE HALKLA ARAMA KONFERANSLARI YAPILABİLİR”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yeni anayasa çalışmaları da soruldu. Toplumsal mutabakatın sağlandığı bir anayasa beklentisinin kamuoyunda oluştuğunu vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi;

    “Hemen hemen bütün siyasi partiler de bunun sözünü seçimlerde verdiler. Seçimlerde verilmiş olan bu sözün temenni ederiz ki yerine geldiğini görürüz. Daha önce Başbakanlığım dönemimde biliyorsunuz parlamento içindeki 4 siyasi partinin kurmuş olduğu bir uzlaşma komisyonu ile başlattığı çalışma vardır. 47 madde bir mutabakat sağlanmıştı. O zaman ana muhalefet genel başkanı ‘bu 47 maddeyi parlamentodan geçirelim’ demişti. Ben de gruptaki arkadaşlarıma ‘hemen bunu halledelim’ demiştim. Arkadaşlarımız görüşmeyi yaptıklarında aldıkları cevap şuydu. ‘Bu yetmez 4 siyasi parti liderini buna evet demesi lazım’ Her ne kadar ısrar ettiyse de arkadaşlar o sürçte ne yazık ki CHP ve AK Parti bu işi 47 madde çıkabilirdi ama olmadı. Daha sonra 60 maddeye geldiğimizde bu kez ben söyledim. ‘Şu 60 maddeyi bir görüşelim, parlamentoda çıkmasını sağlayalım. Ondan sonra oturalım burada asgari müştereklerde bir araya gelelim ve yamalı bohça olmaktan çıkan ama en azından toplumun çoğunluğunun üzerinde ittifak ettiği bir sivil anayasayı çıkarmış olalım’ Maalesef ona da hayır cevabı aldık. Şu anda sayın başbakanın yapacağı ziyaretle iki siyasi partinin ana muhalefet ve MHP’nin düşüncesini biz de takip edeceğiz. İnşallah bir mutabakat sağlanır, en azından bir asgari müşterek sağlanır ve böylece artık 12 Eylül darbesinin anayasası ile yaşamak değil, sıfır kilometre bir anayasayı tesis etmek suretiyle ülkemiz yarınlara toplumsal mutabakatın, milletin kendi iradesinin güç verdiği bir anayasa tesis edilmiş olur. Bu yüzde yüz olur diye bir şey yok ama bu çalışma iktidar-ana muhalefetle, iktidar – MHP ile, her ikisinin oluşturacağı bir mutabakatla referandum ya da parlamento içi çalışmayla yapılır. Her iki halde parlamentodan geçtikten sonra millete gitmek suretiyle tam manasıyla bir çift dikiş, sağlam irade tecelli eder. Millet der ki ben buna kararımı verdim. Gerekirse halkla arama konferansları yapmak suretiyle, halka, oluşturulacak bir anayasa maddeler manzumesinde bir adım atılabilir. Bu adımı attıktan sonra da artık milletçe ‘biz milli bir anayasa kurduk’ deriz”

  • Esra Aran’dan Ofiste Yılbaşı Partisi

    Diyetisyen Esra Aran, geçtiğimiz aylarda Alsancak’ta açtığı farklı dekor ve mimarisiyle dikkat çeken ofisinde bir yılbaşı partisi verdi.

    Başarılı Diyetisyen Esra Aran, 2015’in bitimine sayılı günler kala Konak ilçesindeki Alsancak Semtindeki ofisinde yılbaşı partisi verdi. Gecede, Aran’ın danışmanlığını yaptığı kişiler ve yakın çevresi bir araya geldi. Geçtiğimiz aylarda açılan, dekor ve mimarisiyle takdir toplayan ofisteki partide, Esra Aran da şıklığıyla dikkatleri üzerine çekti. Yılbaşına özel çekiliş hazırladıklarının da altını çizen Aran, Instagram hesabını takip eden katılımcılar arasından yapacağı çekiliş ile 1 aylık beslenme paketi hediye edeceklerini söyledi.

  • Onkoloji Hastası Çocuklar İçin Kostümlü Yılbaşı Partisi

    Manisa Celal Bayar Üniversitesi (MCBÜ) Hafsa Sultan Hastanesi Çocuk Onkoloji Kliniğinde daha önce tedavi görmüş ve hâlâ tedavisi süren 30 çocuk için kostümlü yılbaşı partisi düzenlendi.

    MCBÜ Hafsa Sultan Hastanesi Çocuk Onkoloji Kliniği, kanser tedavisi gören çocuklar için anlamlı bir etkinliğe imza attı. Hastanede daha önce tedavi görmüş ve hâlâ tedavisi süren 30 çocuk ve aileleri için gerçekleştirilen yılbaşı partisinde Noel baba ve çizgi film karakterlerinin kostümlerini giyen doktorlar, şarkılarla çocukları eğlendirdi. Çocuklar birbirinden renkli kıyafetleri ile yeni yıl partisine katıldı. Çocuklar renkli kıyafetleri ile bol bol fotoğraf çektirdi.

    MCBÜ Hafsa Sultan Hastanesi Çocuk Hematolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Gülen, kuruluşundan bugüne kadar büyük gelişim kaydettiklerini belirterek, “Kliniğimizde tedavi görmüş hastalarımız için moral etkinliği düzenledik. Özellikle asistan arkadaşlarımız çok büyük katkı gösterdi” dedi.

    Manisa Celal Bayar Üniversitesinde 10 yıldır hizmet verdiklerini anlatan Gülen, şöyle konuştu: “Benimle beraber iki öğretim üyesi arkadaşımız daha var. Burada 8, bazen zorladığımızda kapasitemizi 10 yatağa kadar çıkarabiliyoruz. Her türlü çocuk onkoloji ve hemotoloji hastalarının tedavisi mümkün. Biz elimizden geldiği kadar servisimizi düzenlemeye çalıştık hastalarımız için. Eldeki imkanla mükemmele yaklaştık. En iyi koşullarda çocuklarımızın tedavilerini yapıyoruz. Şuana kadar başarımız oldukça iyi. Geriye dönüp baktığımız zaman tabi kaybettiğimiz hastalarımız oldu ama yüzde 90’a yakın civarında çocuklarımızın tedavisinde başarı sağlıyoruz. Çocuk kanserleri bütün doku ve organları ilgilendiren bir hastalık. Çocukların da yetişkinler gibi her türlü doku ve organında kanser görülebiliyor. En sık gördüğümüz kanser türü çocuk lösemisi. Ağırlıklı olarak çocuk lösemisi tedavisi yapıyoruz. Yaş grubu olarak baktığımızda daha çok 2-6 yaş arasındaki çocuklarda ortaya çıkıyor.”