Etiket: Parlamentosu’nun

  • Almanya Federal Parlamentosunun gazetesinde ’hayır’ propagandası…(2)

    Almanya Federal Parlamentosunun yayımladığı haftalık Das Parlament Gazetesi, ’Yeni Türkiye’ konusu ile yayımlanan yeni sayısında Türkiye’deki referandum için ’hayır’ propagandası yaptı.

    Haftalık yayımlanan ve doğrudan Almanya Federal Parlamentosunun yayımladığı bir gazete olan Das Parlament Gazetesinin 27 Şubat 2017 sayılı baskısı, ’Yeni Türkiye’ özel konusu altında yayımlandı. 20 sayfalık gazetenin tamamına yakınını ise Türkiye’deki referandum oluşturdu. Alman siyasiler, yazarlar, akademisyenler tarafından açıkça Nisan ayında gerçekleşecek olan referandum ile ilgili ’hayır’ propagandası yapıldı. Gazetede ayrıca Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü olmadığı, azınlıkların haklarına riayet edilmediği, seküler düşüncedeki kesimlere karşı baskı yapıldığı, dini temelli düşüncenin empoze edilmeye çalışıldığı öne sürülerek, FETÖ, 15 Temmuz darbe girişimi, anayasa değişikliği, Nisan 2017’ de gerçekleşecek referandum, tutuklu gazeteciler, tutuklu HDP milletvekilleri ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tek adam rejimi konularında geniş makaleler yer aldı.

    Das Parlament Gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Jörg Billias ise gazetede yer alan yazısında, “Almanya’da 24 Eylül’de düzenlenecek olan genel seçimlerden önce sadece ’söz düelloları’ yaşanırken, Türk seçmenlerine yönelik propaganda arttı. Bir hafta önce Türkiye Başbakanı Binali Yıldırım Almanya’da yaşayan vatandaşlarını tartışmalı başkanlık sistemi hakkında ikna etmek için Oberhausen’de konuşma yaptı. Türkiye’de anayasa değişikliği gerçekleşirse parlamento zayıflayacak ve Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan daha fazla güç elde edecek” ifadelerine yer verdi.

    Gazetede ifadelerine yer verilen bir başka isim olan Türk kökenli Yeşiller Partisi Milletvekili ve Alman Parlamento Grubu Başkanı Özcan Mutlu ise “Türkiye’ye başkanlık sistemi gelirse bu, ülkede parlamenter demokrasinin yok edilmesi ve otokrasinin beyan edilmesi anlamına gelir. Erdoğan birdenbire yürütme, yasama ve yargı erki üzerindeki tüm gücü ele geçirecek. Eğer referandum adil yapılırsa Türk halkı Erdoğan’ın planlarına ’hayır’ diyecektir. Ancak referandumun adil geçeceğinden şüpheliyim. Türkiye’de medyaların neredeyse hepsi hükümetin çizgisini savunuyor. Muhalefete haberlerde neredeyse hiç söz verilmiyor” dedi.

    Berlin’deki Bilim ve Politika Vakfının uzmanlarından Günter Seufert, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan açısından Türkiye’de giderilmesi gereken iki önemli sorun var: Biri terör, diğeri parlamenter sistem. Erdoğan’a göre Türkiye’nin tüm gücü Cumhurbaşkanına devredecek olan bir başkanlık sistemine ihtiyacı var. Böylece bürokratik işlemler hızlanacak, gerekli kanunlar hızla yayınlanacak ve mahkemeler siyasete ayak bağı olmayacak” dedi.

    Das Parlament Gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Jörg Billias, “Almanya’da 24 Eylül’de düzenlenecek olan genel seçimlerden önce sadece “söz düelloları” yaşanırken, Türk seçmenlerine yönelik propaganda arttı. Bir hafta önce Başbakan Binali Yıldırım Almanya’da yaşayan vatandaşlarını tartışmalı başkanlık sistemi hakkında ikna etmek için Oberhausen’de konuşma yaptı. Türkiye’de Anayasa değişikliği gerçekleşirse parlamento zayıflayacak ve Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan daha fazla güç elde edecek” dedi.

    Türk-Alman Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Michelle Münfetering, Türkiye’deki durum hakkında kamuoyunu bilgilendirdiklerini vurguladı. Münfetering ayrıca Türkiye’de cezaevlerinde tutuklu olan kişilere mektuplar yazdıklarını söyledi. Münfetering, “Onlara destek olmamızın onlar için çok değerli bir şey olduğunu biliyoruz” dedi. Münfetering, Türk Parlamentosunun çoğunluğunun parlamentonun yetkisiz kılınması oylamasında iş birliği yapmış olmasının ölümcül bir hata olduğunu vurguladı. Münfetering, parlamenter sisteminin canlı demokrasinin nabız atışı olduğunu kaydetti” dedi.

    Türkiye’de bağımsız bir muhabir olan Luise Samman, “Bütün bu oluşumlar Türkiye’yi yok etmek istiyormuş gibi görünüyor. Türkler Nisan ayı ortasında ülkeye cumhurbaşkanlığı sistemini getirmesi öngören bir anayasa taslağını oylayacaklar. Eleştirmenler ülkenin diktatörlüğe doğru kayması karşısında uyarıda bulunuyor. MHP hükümet partisi AKP’nin yanında yer aldı ve Anayasa değişikliği oylamasında en az 330 oy çoğunluğun elde edilmesini sağladı. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ise bir “felaketten” bahsetti” dedi.

    Frankfurter Allgemeine Zeitung yazarı: “Moskova ile Ankara, Türkiye’nin vurduğu Rus savaş jeti olayından sonra aralarındaki ihtilafı ortadan kaldırdı ama Suriye konusunda aralarında hala görüş ayrılığı mevcut. Türkiye Cumhurbaşkanı’nın, Mart ayında yapacağı Moskova ziyareti, yedi ay içindeki ikinci ziyareti olacak. Oysa Rus savaş jetinin, Kasım 2015’te Türk hava kuvvetlerince vurulmasının ardından iki ülke arasındaki askeri olayların tırmanacağı kaygısı yaşanmıştı. Tüm bu gerginlikler Haziran 2016’da Ankara’dan gelen ve Moskova’nın vurulan jet için özür olarak lanse ettiği yazıyla değişti. Bunu, hızlı bir biçimde pragmatizme dönüş izledi. Erdoğan Ağustos 2016’da Sen Petersburg’taki konuşmasında Vladimir Putin’nden “değerli dostum Vladimir” olarak bahsetti; Rus turistler yeniden Türkiye’ye gidebildi, ekim ayında ise dondurulan gaz projesi Türk Akımı anlaşması imzalandı” dedi.

    Bonn’da güvenlik uzmanı politikası yazar Peter Bossdorf, “15 Temmuz 2016 darbe girişiminin arka planı halen belirsiz olabilir. Yine de bir sonuç çıkarılabilir: Türk ordusunun demokratik seçimle gelen hükümetleri sebepsizce düşürdüğü zamanlar artık geride kalmış gibi görünüyor. Son olarak 1960, 1971 ve 1980’deki şiddetli darbelerden sonra 1997’de basit tehdit unsurları bile Necmettin Erbakan’ı devirmeye yetti. Başarısız darbe girişiminden sonra başlatılan gözaltı ve ihraç dalgalarından, NATO karargahı ve komutasındaki Türk temsilcilerle, büyükelçiliklerdeki savunma ateşeleri de nasibini aldı. İtibarını yitiren ordu mensuplarının çoğu ülkeye geri dönme emrine itaat etmedi. NATO bünyesinde görevli 100’ün üzerinde Türk askerin bunun yerine bilhassa Belçika, Hollanda ve Almanya’ya iltica talebinde bulundukları söylentisi yayıldı” dedi.

    Heinrich Böll Vakfında Siyaset bilimci Eva Böll, “Rüzgar Aydemir iki değil tam üç kültürde büyüdü. 1991 yılında Rüzgar birkaç aylıkken Kürt kökenli ebeveynleri Almanya’ya taşındı. On yaşına geldiğinde ise Türkiye’ye geri döndüler. Dolayısıyla da Rüzgar farklı dünyalarda ve kültürlerde büyüme konusunda deneyim sahibi. Bu bilgisini de Uluslararası Parlamento Bursu (IPS) katılımcısı olarak Berlin ve Federal Meclis’e de taşımak istiyor.1 Mart tarihinde bir milletvekili ofisinde staj göreceği ve Berlin Humboldt Üniversitesinde sosyal bilimler seminerlerine katılacağı beş aylık Almanya seyahati başlıyor. Programa 36 ülkeden 112 genç akademisyen katılacak. Başka ülkelerde insan haklarının, cinsiyet ayrımı ve basın özgürlüğünün durumu nedir? Rüzgar bu konuda çok daha fazla şey öğrenmek istiyor” dedi.

  • Büyükekşi: “Avrupa Parlamentosu’nun aldığı kararı reddediyoruz”

    TİM Başkanı Büyükekşi, Avrupa Parlamentosu’nda bugün yapılan oylamadan Türkiye ile müzakerelerin geçici olarak durdurulması kararı ile ilgili, “Türkiye İhracatçılar Meclisi olarak Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye’ye getirmiş olduğu eleştirileri reddediyoruz” dedi.

    Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, Avrupa Parlamentosu’nda bugün yapılan oylamadan Türkiye ile müzakerelerin geçici olarak durdurulmasına yönelik çıkan karara ilişkin yazılı açıklama yaptı. Büyükekşi, yaptığı açıklamada şu ifadere yer verdi: “Oylamadan çıkan bu sonuç, Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye ile ilişkilerde tek taraflı, Avrupa vizyonu ile örtüşmeyen bir bakış açısına sahip olduğunu gösteriyor. Oylamadan çıkan sonuç kadar farklı başlıklar altında yapılan eleştirilerin de ciddi anlamda kısır düşüncelerin yansıması olduğunu görüyoruz. Bu karar aynı zamanda Avrupa’daki farklı ülkelerin liderlerinin Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesi ve müzakerelerin devam ettirilmesine yönelik açıklamalarının kulak ardı edildiğini gösteriyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi olarak Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye’ye getirmiş olduğu eleştirileri reddediyoruz. Diğer taraftan, Gümrük Birliği’nin kapsamının genişletilmesine yönelik ifadeyi de şaşkınlık ve üzüntüyle karşıladık. Gümrük Birliği’nin kapsamının genişletilmesi sadece Türkiye için değil, aynı zamanda Avrupa Birliği ülkeleri için de fayda doğuracaktır”.

  • AK Partili Şahin Tin’den, Irak Parlamentosunun kararına tepki

    AK Parti Denizli Milletvekili Şahin Tin, Irak Parlamentosunun Türkiye hakkında aldığı suçlayıcı karara sosyal medya hesabı üzerinden tepki gösterdi.

    Tin, Irak Temsilciler Meclisinin aldığı karar ile Türkiye’nin Musul’a bağlı Başika’daki askeri varlığının kabul edilmediğini duyurmasının ardından sosyal medya hesabı twitter üzerinden tepkisini dile getirdi. Yaptığı açıklamada, Irak Parlamentosunun Türkiye’nin Irak’taki askeri varlığını sonlandırması yönündeki kararına tepki gösteren Tin, Türkiye hakkında alınan bu suçlayıcı kararın Irak halkının görüşünü yansıtmadığını belirtti.

    Şahin Tin, Irak Parlamentosunun kararına tepkisini şu ifadelerle dile getirdi:

    “Türkiye’yi Irak’ta saf dışı bırakmak adına Irak Parlamentosunun aldığı kararı kınıyoruz. Karar Irak halkının görüşünü asla yansıtmamaktadır. Ayrıca söz konusu kararın Sn. Cumhurbaşkanımıza yönelik çirkin ithamlar içeren bölümünü de kabul edilemez buluyor ve protesto ediyoruz. Türkiye kaynaklı hiçbir tehdidin olmadığı Irak’ta varlığımızı saf dışı bırakmak adına karar aldıranlar, Irak halkına sadece acı yaşattılar. Yıllardır desteğimizi seferber ettiğimiz Irak halkına dost ve yardım elimizi uzatmayı ve bölgedeki terör odaklarıyla mücadeleyi sürdüreceğiz”

  • Asimed Başkanı Eğilmez’den, Alman Parlamentosunun Sözde ’Ermeni Soykırımı’nı Kabul Etmesine Tepki

    Asılsız Soykırım İddialarıyla Mücadele Derneği (ASİMED) Başkanı Dr. Savaş Eğilmez, Alman Parlamentosunun sözde ’Ermeni Soykırımı’nı kabul etmesine tepki gösterdi.

    Almanya’nın 20. yy’ın başında, bugün Afrika’da Namibya olarak adlandırılan topraklarda Herero isimli topluluğun tamamını, Nama adındaki insanların da yarıdan fazlasını yok ederek, dünya tarihinde gerçekleştirilmiş en acımasız ve insanlık dışı olaylardan birine imza attığını belirten ASİMED Başkanı Dr. Savaş Eğilmez, “Bu olay ayrıca 20 yy.’ın ilk soykırımı olarak tarihe geçmiştir. İkinci dünya savaşının da çıkmasında başrol oynayan bu Almanlar, bu kanlı savaşların ilkinden kısa süre önce Afrika’da, ikincisinde de Avrupa’nın göbeğinde milyonlarca Yahudi’yi öldürerek tarihin en büyük soykırımını gerçekleştirmiştir.” dedi.

    Almanya’nın yaptığı iki soykırım olayının da yaşanıp yaşanmadığına, doğru olup olmadığına dair herhangi bir tartışma olmadığını kaydeden Dr. Eğilmez, “Bu insanlık dışı olayları, Birleşmiş Milletlerle beraber Almanya’da kabul etmek zorunda kalmıştır. Çünkü Almanların sebep olduğu bu insanlık ve uygarlık katliamları belgesiyle, bilgisiyle, yazılı görüntülü birçok vesika ile tartışmasız bir şekilde ispat edilmiştir. İşte soykırımcı bu devlet, üzerinde birçok platformda, birçok tartışmanın devam ettiği, tarafların herhangi bir şekilde hem fikir olmadığı, soykırım iddiası sahipleri tarafından açık delillerin ortaya konulamadığı 1915 olayları nedeniyle Türk Devleti’nin, Ermenilere karşı soykırım yaptığını parlamentosunda oylayarak kabul etmiştir. Bu karar hangi açıdan bakılırsa bakılsın tuhaf, olağan dışı ve art niyetlidir.” şeklinde konuştu.

    ALMANYA, AVRUPA SİYASETİNE MESAJ GÖNDERİYOR

    ASİMED Başkanı Dr. Savaş Eğilmez, Almanya’nın neden böyle bir karar aldığı sorusunun cevabı için 4-5 neden sıralayabileceğini belirterek şöyle konuştu:

    “Ama bu cevapların içinde “ Türkler soykırım yaptığı için” şıkkı yoktur. Kısaca Almanya bu kararı siyasi nedenlerden dolayı almıştır. Almanya Avrupa kamuoyuna; “Bakın güvenlik ve mülteci konularında yardımına muhtaç olduğumuz Türk Devleti aleyhinde kararlarda alabiliyorum” mesajını veriyor. Kimse Ermenileri konuşmuyor. Burada kamuoyunun dikkatinden kaçan çok önemli bir nokta var. Almanya’nın aldığı bu karardan sonra dünyada hiç kimse “ Türkler Ne zaman? Kime, Niye? soykırım yaptı” sorularını sormadı. Özellikle Avrupa bu karardan sonra “ Mülteci krizi ne olacak? Türkiye olmadan mültecilerle ve Orta Doğu kaynaklı terörle nasıl başa çıkarız? Sorularını tartışıyor. Bir açıdan da aynı I.Dünya savaşında olduğu gibi Ermeniler bugünde Avrupa’nın oyuncağı konumuna gelmiştir. Evet Almanya’da soykırım kararı alındı. Ama tüm dünya Ermenileri değil de mültecileri tartışıyor. Bunlar gözden kaçırdığımız dışarıdaki gerçekler.”

    ÖNLEYİCİ LOBİCİLİK FAALİYETLERİ GELİŞTİRMELİYİZ

    Parlamentolarda Türkler aleyhine soykırım kararları alındıktan sonra sivil toplumun harekete geçmesinin çok da anlamı olmadığını ifade eden Dr. Eğilmez, “Önemli olan bu kararlar alınmasın diye ne yapıyor oluşumuzdur. Önemli olan Avrupa ve Amerikan kamuoyunu Türkler aleyhinde bu tür haksız kararların çıkabileceği kaynak olmaktan uzaklaştırabilmektir. Bunu da ancak gerçek anlamda lobicilik faaliyetleri yaparak gerçekleştirebiliriz.” dedi.

  • Bakan Çağatay Kılıç Almanya Federal Parlamentosu’nun Kararını Değerlendirdi

    Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Alman Federal Meclisi’nin Ermeni iddialarına ilişkin kararına tepki göstererek, “Türkiye olarak bizim nezdimizde böyle bir karar yok hükmündedir. Biz böyle bir kararı bilmiyor ve tanımıyoruz. Bizim için böyle bir kararın geçerliliği yoktur” dedi. Bakan Çağatay Kılıç, tasarıyı destekleyen Türkiye kökenli Yeşiller Partisi Eş Başkanı Cem Özdemir ve TBMM bildirisine imza atmayan HDP’yi sert sözlerle eleştirdi.

    Bakan Çağatay Kılıç, Aksaray’daki temasları çerçevesinde AK Parti İl Başkanlığı’nı ziyaret etti. 65. Hükümetin kurulmasından itibaren hizmetlere durmadan devam edildiğini dile getiren Bakan Çağatay Kılıç, “Ben burada AK Parti’ye gönül vermiş kardeşlerime bir şey hatırlatmak istiyorum. Değerli arkadaşlarım, bizim kaybedecek bir saniye vaktimiz ve yapacağımız işlerimizin olmaması için hiçbir bahanemiz de yoktur. Milletimiz bizlerden iş beklemektedir. Gece demeden, gündüz demeden çalışarak bu hizmetleri yerine getireceğiz” diye konuştu.

    “BİZİM NEZDİMİZDE BU KARAR YOK HÜKMÜNDEDİR”

    Almanya Federal Parlamentosu’nda sözde ‘Ermeni Soykırımı Yasa Tasarısı’nın kabulü hakkında değerlendirmelerde bulunan Bakan Çağatay Kılıç, “Öncelikle şunu dile getirmek isterim; Türkiye olarak bizim nezdimizde böyle bir karar yok hükmündedir. Biz böyle bir kararı bilmiyor ve tanımıyoruz. Bizim için böyle bir kararın geçerliliği yoktur” ifadelerini kullandı.

    “TARİHİ OLAYLARI İNCELEMEK TARİHÇİLERİN İŞİDİR”

    Tarihi araştırma ve tarihi olayları incelemenin tarihçilerin işi olduğunu söyleyen Bakan Çağatay Kılıç, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bu, parlamentoların ve milletvekillerinin işi değildir. Sözde Ermeni Soykırımı Yasa Tasarısı’nda yer verilen bazı konular vardır, örneğin soykırım. Soykırım hukuki olarak tartışılması ve değerlendirilmesi gereken bir konudur. Bu konuda parlamentoların görev alanı değildir. Sayın Büyükelçimiz istişarelerde bulunmak üzere dün itibariyle Türkiye’ye dönmüşlerdir. Yapılacak istişarelerin ardından çok derin, tarihi ve ekonomik ilişkilerimizin olduğu müttefikimiz Almanya ile bundan sonraki ilişkilerimizin nasıl devam edeceği konusunda bir karar verilecektir.”

    Almanya’da 3 milyonu aşkın Türkiye kökenli vatandaşın yaşadığını hatırlatan Bakan Çağatay Kılıç, “Federal Parlamentonun aldığı bu kararla kardeşlerimizin üzülmesine sebep verildiğinin Almanya Federal Parlamentosu’ndaki milletvekilleri tarafından fark edileceğini düşünmekteyim” şeklinde konuştu.

    CEM ÖZDEMİR’E TEPKİ

    Alman Yeşiller Partisi Eş Başkanı Cem Özdemir’in tasarının gündeme gelmesi konusunda yoğun çalışma gösterdiğini hatırlatan Bakan Çağatay Kılıç, Özdemir’e tepki göstererek, “Herhalde şu anda çok mutludur. Ama şunu da iyi bilsin ki; bu çalışmaları Türkiye’de yakından takip edildi. Türkiye’deki ve Almanya’daki birçok vatandaşımız büyük bir üzüntü ve hayal kırıklığı içerisindeler. Bu anlamda herhalde Sayın Özdemir’in bir daha ki parlamento seçimleri noktasında ortaya çıktığı zaman alacağı destek ve almayacağı destek noktasında da herhalde sandığa yansıyacak bir sonuç olacaktır” ifadelerini kullandı.

    “BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZE DESTEK VERMEYENLER, MİLLETİN TEMSİLCİSİ OLDUKLARINI İDDİA EDEMEZ”

    Alman Parlamentosu’nun aldığı kararı tanımadıklarını yineleyen Bakan Çağatay Kılıç, Almanya’ya karşı TBMM’de hazırlanan bildiriye HDP’nin destek vermemesini de eleştirdi. Bakan Çağatay Kılıç, HDP’ye tepkisini şu sözlerle dile getirdi:

    “Dün TBMM’de 3 parti, bu verilen karara karşı ortak bir bildiriyle tepkilerini ortaya koydular. Herkes ayakta ortak bildiriye imza attığını, TBMM bildirisine katıldığını beyan etti. Bir parti hariç. Türkiye’nin partisi olduğunu iddia eden, aslında sadece belli bir bölgede kendini gören ve Türkiye’deki amacını ve sırtını terör örgütüne dayadığı artık açık olan bir siyasi parti bu bildiriye katılmadı. Milli davalarımızda, birlik ve beraberlik içerisinde olmamız gereken yerlerde, o birliktelikte olmayan ve o birlikteliğe destek vermeyenler, bu milletin temsilcisi olduklarını iddia edemezler. Ederlerse ancak kendilerine güldürürler.”

    “TERÖRE DESTEK VEREN HERKES HESAP VERMELİ”

    Bakan Çağatay Kılıç, Anayasa Mahkemesi’nin dokunulmazlıklarla ilgili başvuruyu reddetmesine ilişkin kararını da değerlendirdi. Bakan Çağatay Kılıç, “Terör örgütüyle ilişkileri dolayısıyla, terör örgütünün faaliyetlerin karşısında duramayan bazı milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kalktığını biliyorsunuz. Bu konuda devam eden bir süreç söz konusu. Anayasa Mahkemesi kişisel başvuruları reddetti. Teröre destek veren herkesin hesap vermesi gerektiğini hepimiz söylüyoruz. Bu vesileyle şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize acil şifalar diliyorum” açıklamasında bulundu.

    “KATLİAMLAR KARŞISINDA TÜRKİYE KADAR SESİNİ ÇIKARAN BAŞKA BİR ÜLKE YOK”

    Bakan Çağatay Kılıç, konuşmasında dünyanın birçok bölgesinde katliamlar ve zulümler yaşandığını hatırlatarak, şöyle dedi:

    “Dünyada, komşularımızda yaşanan zulümler, katliamlar karşısında Türkiye kadar sesini çıkaran başka bir ülke olmadığını da hatırlayalım. Bu noktada biz mücadelemize devam edeceğiz, ensar olmaya devam edeceğiz. Kapımıza gelip sığınanlara destek olmaya devam edeceğiz. Bunu bütün dünyaya gösterdik. Alman Meclisinde bizi sözde Ermeni Soykırımı Tasarısıyla itham etmeye çalışanların aslında dünyada yaşanan travma, dram ve katliamlar karşısında ses çıkaramamalarını da onlara hatırlatmak gerekir diye düşünüyorum. Bunları bir takım hesaplar içerisinde, sadece maddi olarak ölçmeye çalışanların da bu konularda aslında ne kadar farklı yaklaşımlar içerisinde olduklarını hatırlatmak istiyorum.”

    Bakan Çağatay Kılıç, yaklaşan Ramazan ayını da hatırlatarak, “Önümüzde Ramazan ayı var. İnşallah Rabbim hayırlısı ile Ramazan ayına ulaşmayı nasip etsin. Tutacağımız oruçları Rabbim inşallah kabul eylesin. Tüm İslam alemindeki acıların dinmesine inşallah bu ayda şahit olalım” diye konuştu.

    BAKAN ÇAĞATAY KILIÇ, TÜRKİYE PARALİMPİK OYUNLAR HAZIRLIK MERKEZİ’Nİ ZİYARET ETTİ

    Bakan Çağatay Kılıç, Aksaray’daki temasları kapsamında Dağılgan Spor Kompleksi içerisinde bulunan ve Türkiye’de ilk olma özelliğini taşıyan Türkiye Paralimpik Oyunlar Hazırlık Merkezi’ni ziyaret etti. Merkezde çalışmalarını sürdüren paralimpik sporcular ile yakından ilgilenen Bakan Çağatay Kılıç, gençlerle tek tek sohbet etti. Sporcular, Bakan Çağatay Kılıç’ın ziyaretinden dolayı duydukları memnuniyeti dile getirerek, TOHM sayesinde başarılarının daha da artacağını ifade ettiler. Daha sonra sporcularla hatıra fotoğrafı çektiren Bakan Çağatay Kılıç, Aksaray’dan ayrıldı.