Etiket: Paneli

  • Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Paneli

    Kadına yönelik şiddete dikkat çekmek amacıyla “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Uluslararası Dayanışma Günü” kapsamında bir panel düzenleniyor.

    Haliç Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Kulübü tarafından düzenlenen ve üniversitenin Kağıthane Kampüsü’nde gerçekleşen panelde, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu kurucu üyesi Fadik Temizyürek modern ataerkil toplumda kadının yeri konulu bir konuşma yaptı. Platformun bir başka temsilcisi Avukat Leyla Süren ise hukuk ve kadın cinayeti davaları ile ilgili konuştu. Soru cevap bölümü ile devam eden panel, üniversitesinin tiyatro kulübünün hazırladığı skeçler ile son buldu.

  • PAÜ’de Atatürk Paneli

    Pamukkale Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi tarafından ‘Türkiye’de Hürriyet Düşüncesinin Tarihsel Gelişimi ve Mustafa Kemal Atatürk’ konulu panel düzenlendi.

    PAÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Konferans Salonu’nda düzenlenen panele Doç. Dr. Mithat Aydın, Doç. Dr. Ercan Haytoğlu ve Yrd. Doç. Dr. Umut Karabulut panelist olarak katıldı. ‘Osmanlı’dan Milli Mücadele’ye Hürriyet Düşüncesinin Tarihsel Gelişimi’ konulu ilk sunumu gerçekleştiren Doç. Dr. Mithat Aydın, “İnsanlığın, var oluşundan bu yana insanoğlu tabiatına uygun olarak hürriyet- özgürlük arayışı hep var olmuştur. Bu bağlamda sözlü ve yazılı kaynaklar özellikle Orhun Anıtları Türklerde gerek bireysel, gerekse siyasal özgürlüğün erken devirlerde geliştiğini göstermiştir. Osmanlılarda Hürriyet kavramının kamuoyu faktörü ve muhalefet kültürüyle genişlemesi ve liberal-demokratik süreci başlatması, 19. yüzyıl başlarında görülen bir olgudur. Bu bağlamda 19. yüzyılda hürriyet kavramı eşitlik, hukukun üstünlüğü, adalet, halk egemenliği gibi kavramlarla ele alınmış ve Namık Kemal, Şinasi, Ziya Paşa, Mithat Paşa, Ali Suavi, Münif Paşa, Ziya Gökalp gibi Türk aydınlarınca tartışılmıştır. Bu düşünsel ve kültürel birikim, Anadolu’da teşekkül eden yeni devletin, Türkiye Cumhuriyeti’nin medenî dünyada yer alma çabasına katkı yapmıştır” dedi.

    29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilanı ile hürriyetin kurumsal gelişimi için en önemli temelin atıldığını belirterek sözlerine başlayan Doç. Dr. Ercan Haytoğlu ise, ‘Cumhuriyet Döneminde Hürriyet Düşüncesi ve Mustafa Kemal Atatürk’ adlı sunum yaptı. Haytoğlu, “Cumhuriyet, bilinen basit bir tanımı ile demokrasinin en ileri tatbik şeklidir. Demokrasi ise Yunanca “demos” ve “kratos” kelimelerinin birleşmesinden oluşan “halk iktidarı”, halk iktidarı da tek kelime ile ‘hürriyet’tir. Atatürk, hürriyet kavramının uzun tarihsel gelişimini yaşamamış ülkelerde “vatan çocuklarını iyi vatandaş olarak yetiştirmek” üzere “vatandaş için medeni bilgiler” ismiyle bir kitap bastırmanınihtiyaç olduğunu düşünmüştür. Bu amaçla “Reis-i Cumhur Gazi Mustafa Kemal” imzası ile 18 Eylül 1931’de Başvekil İsmet Paşa’ya bastırılmasını istediği kitabın okulların ilk sınıflarından itibaren iki yıl okutulmasını istemiştir. Çünkü hürriyetlerin korunmasının ancak bilinçli toplumlarla mümkün olacağına inanılmıştır” dedi.

  • “Türkiye’de Karakol Ve Sınır Güvenliği” Paneli

    Savunma Sanayii Müsteşarı Prof. Dr. İsmail Demir, “Sınır güvenliği konusunda her ihtiyaca cevap verecek tek bir çözüm yok. Çözümler bölgeye ve tehdide göre değişken olmalıdır. Güvenlik, teknolojik çözümlerle desteklenmelidir” dedi.

    Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM), Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş. (STM) ve SETA tarafından Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nda “Türkiye’de Karakol ve Sınır Güvenliği” konulu panel düzenlendi. Panelde konuşan Savunma Sanayii Müsteşarı Prof. Dr. İsmail Demir, karakol ve sınır güvenliği analizi denildiğinde bu kavramın artık çokça tartışıldığını belirtti. Konunun yeni olmadığını, uzun zamandır tartışıldığını anlatan Demir, SSM tarafından sınır güvenliği ve karakollar konusunda 2014 yılında analiz çalışmalarının yapıldığını hatırlattı. Demir, karakollar ve sınırların yerinde ziyaret edildiğini belirterek, “Bu çalışmanın amacı kara sınırlarımızda yapılan yasa dışı geçişleri önlemek ve yerinde tespit etmek için nelerin yapılabileceğini anlamaktı. Sınır güvenliğinde en büyük tehdit terör olarak görünüyor. Diğer bir konu da yasa dışı göç ve insan kaçakçılığı. Suriye sınırı düz bir sınır ve iç savaşın getirdiği sorunlar da ayrı bir etmen. Sınır güvenliği konusunda her ihtiyaca cevap verecek tek bir çözüm yok. Çözümler bölgeye ve tehdide göre değişken olmalıdır. Güvenlik, teknolojik çözümlerle desteklenmelidir” dedi.

    “KATMANLI BİR KOMUTA SİSTEMİ GEREKLİ”

    Katmanlı bir komuta kontrol mimarisine sahip olmanın önemine dikkat çeken Demir, hedef tespiti, tanımlama ve değerlendirme görevlerini yerine getirecek sistemlerin de gerekli olduğunu kaydetti. Demir, bölgesel harekat merkezlerinin oluşturulmasının da önemli olduğunu vurgulayarak, “Bölgesel ve yerel unsurların birbirlerine bağlanacağı bir komuta kontrol katmanı da oluşturulmalıdır. Sabit ve dağıtım sitemlerinin güvenliğini de atlamamamız gerekiyor. Sınır güvenliği ile bunları ayrı tutamayız. Bu hatları düşündüğümüzde siber güvenlik devreye girmekte. Hem tesislerin hem de aktarma hatlarının güvenliğini riske atan tehditlerin en büyüğü siber tehditler. Boru hatlarına en büyük zararı veren tehditler hırsızlık ve sabotaj olarak ortaya çıkmakta” ifadelerini kullandı.

    “NEYE VE KİME KOMŞUYUZ?”

    SETA Güvenlik Araştırmaları Direktörü Doç. Dr. Murat Yeşiltaş ise sınır güvenliği meselesinin artık kavramsal olarak değiştiğini belirterek, “Küresel ölçekte yaşadığımız dönüşüm ve değişim sınır güvenliği anlayışını değiştiriyor” dedi.

    Her ülkenin tehditleri farklı olduğu için her ülkeye göre sınır güvenliğinin anlamının farklı olduğunu anlatan Yeşiltaş, şunları söyledi:

    “Bir ülkede uygulanan bir modeli kendisine transfer etmenin çok işe yaramadığı bir süreçle karşı karşıya olabiliriz. 11 Eylül sınır güvenliğini çok mikro hale getirdi. Sınır güvenliği insanı bir noktadan başka bir noktaya ulaşmaması için uygulanan bir sistem haline getirdi. Sınır güvenliği parametreleri değişti. Devletler çok akışkan bir tehdit meselesiyle karşı karşıya olduklarını gördüler. Artık Arap baharının ortaya çıkardığı bambaşka bir tehdit yelpazesiyle karşı karşıyayız. Terörün aldığı form, onun hızlı hareket etme kabiliyeti artık net olarak görülüyor. Bu çok asimetrik bir tehdit. Standart devlet kurumsallaşmasıyla baş edilemeyecek bir tehdit. Suriye krizi de Türkiye’nin Ortadoğu sınırını birdenbire istikrarsızlaştıran bir durum ortaya çıkardı. Neye ve kime komşuyuz? Güvenliğimizi nerede başlatacağız? Bir ön hat meselesi mi Türkiye için daha önemli olacak? Klasik sınır tanımının ötesine geçmemiz lazım. Tehdidin doğası hızla değişiyor ve aktörler de değişiyor. Bu tehditlere karşı siyaset oluşturulması ve uygulanması devlet olarak çok zorlaşıyor.”

    “YERLİ OLARAK ÇÖZÜLMELİ”

    ASELSAN Genel Müdür Yardımcısı Suat Bengür, ASELSAN’ın bu zamana kadar sınır güvenliği konusunda çok sayıda projeye imza attığını vurguladı. Sınır güvenliğindeki yeni tehditlere kurum ve teknolojik olarak da hazır olunması gerektiğini dile getiren Bengür, “Güvenlik konusu mahrem bir konu. Ülke içinde yerli olarak çözülmesi gerekiyor. İhtiyaç makamı ve tedarik makamı ile çok koordineli bir takım çalışması gerekiyor. ASELSAN olarak bunlara çok hazır olduğumuzu görüyoruz. Türkiye’nin sorunları Türkiye’ye özel. Bulunduğumuz coğrafya sürekli yeni fikirler ve çözümler üretmemizi gerektiriyor. Türkiye’de sınırlarındaki tehdit çeşitliliği başka hiçbir yerde yok. Bu kadar çok tehdide teknolojik olarak hazırlıklı olmamız gerekiyor. Tüm bu çeşitli tehditleri önlemek için entegre bir güvenlik sistemini üretecek kabiliyetimiz var” dedi.

    “ÜÇ KURUM ARASINDA İŞBİRLİĞİ”

    Etkinliğin sonunda SSM, SETA ve STM, birikim ve tecrübelerini bir araya getirmek, Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölge içerisinde bilimsel ve entelektüel bir ağırlık merkezi oluşturmak amacıyla çalışmalar yapmak için bir işbirliği protokolü imzaladı. Protokol ile ulusal ve bölgesel savunma ve güvenlik stratejileri, savunma sanayisine yönelik sanayi politikaları, sanayileşme altyapısı ve yerlileştirme politikaları, Ar-Ge ve teknoloji yönetimi stratejisi, tedarik yönetimi stratejisi konusunda ortak çalışmalar yürütülecek.

  • “Zeytin Varsa Hayat Var” Paneli İlgiyle İzlendi

    11. Uluslararası Ayvalık Zeytin Hasat Günleri çerçevesinde Ayvalık Belediyesine ait Alibey Kültür Merkezinde “Zeytin Varsa Hayat Var” konulu panelde konuşan başkan Gençer, 2005 yılında bu etkinliğe başlandığında Türkiye’de kişi başı 800 gram olan zeytinyağı tüketiminin bu günlerde 2 kiloya ulaştığını söyledi.

    Gazeteci Yazar Nedim Atilla’nın moderatörlüğünde gerçekleşen panele Tarihçi Yazar Prof. Dr İlber Ortaylı, Akdeniz Zeytinci Şehirler Birliği Başkanı İtalyan Enrico Lupi ve Zeytin Tarihçisi Alman Doktor Horst Schafer Schuchard konuşmacı olarak katıldı.

    Panelde konuşan Ayvalık Belediye Başkanı Rahmi Gençer, “Bu şenlikler sonunda gurur verici bir tablo görüyorum. 2005 yılında bu etkinliğe başladığımızda Türkiye’deki kişi başı zeytinyağı tüketimi 800 gramdı, şimdi 2 kilo, geçen sene 1.8 kilo demişim bu sene 2 kilo diyorum. Bu da artışların devam ettiğini gösteriyor. Bu da gurur veriyor” dedi.

    Ortaylı tarihten zeytinyağının kullanımını ve günümüze kadar olan yolculuğunu anlattı. Diğer konuşmacılarda zeytinyağı hakkında yaptıkları araştırmalar sonucunda ortaya çıkan konuları katılımcılarla paylaştılar.

    Ayvalık Ticaret Odası tarafından bu etkinliği başlattığı için Ayvalık Belediye Başkanı Rahmi Gençer’e bir plaket veridi. Başkan Gençer’in plaketini Ekonomi Bakan Yardımcısı Müsteşar Adnan Yıldırım verdi.

    Panelde ayrıca Ayvalık Ziraat tarafından “En iyi çiftçi” ödül töreni de yapıldı. Yılın çiftçisi seçilen Levent Karadağ ödülünü aldı.